Connect with us

BANKA HABERLERİ

Kara Para ve Uyuşturucu Trafiğinde Bankaların Rolü

“Bilmiyorduk” demek artık geçerli mi?

Yayınlanma:

|

Uyuşturucu, silah ve organize suç gelirlerinin finansal sisteme girişi; birkaç “kurnaz suçlunun” işi değil, bilerek ya da göz yumarak çalışan finansal altyapının ürünüdür. POS cihazları, sahte faturalar, paravan şirketler ve sınır ötesi transferler… Bu zincirin bankasız çalışması mümkün mü?

Kara Para Bankasız Aklanabilir mi?

Kara para aklama literatüründe üç aşama vardır:

  1. Placement (Sisteme sokma)

  2. Layering (İz kaybettirme)

  3. Integration (Ekonomiye sokma)

Bu üç aşamanın tamamı, bankacılık altyapısı olmadan ya imkânsızdır ya da sürdürülemez.

  • POS cihazı yoksa kartlı işlem olmaz

  • Banka hesabı yoksa fatura kesilmez

  • SWIFT / muhabir banka yoksa sınır aşılmaz

Yani soru şu noktaya gelir:

Bu sistemleri kim verdi, kim izledi, kim görmezden geldi?

Libya – Kapalıçarşı – POS Üçgeni: Tesadüf mü, Sistem mi?

Türkiye’nin son yıllarda karşılaştığı en kritik vakalardan biri şudur:

  • Libya merkezli paravan şirketler

  • Laleli/Kapalıçarşı’da sahte fatura düzeni

  • Türkiye’de yüksek limitli POS cihazları

  • Kartla “mal satışı” gibi gösterilen milyonlarca dolar

Burada tek bir soru belirleyicidir:

POS cihazları nasıl ve neden verildi?

Bir POS tahsis sürecinde bankanın bildiği şeyler:

  • Şirketin faaliyeti

  • Ortaklık yapısı

  • Ciro profili

  • İşlem sıklığı

  • Kart ülke dağılımı

  • Ortalama işlem tutarı

Libya’da fiilen faaliyet göstermeyen, Türkiye’de dükkânı olmayan ama para sayım makineleri gibi POS üzerinden para çeviren şirketler için: “Bilmiyorduk” demek artık teknik olarak mümkün değil.

“Müşterini Tanı” (KYC): Kağıt Üzerinde mi, Gerçekte mi?

KYC sadece kimlik fotokopisi değildir.

Gerçek KYC şunları içerir:

  • Gerçek faydalanıcı (UBO) analizi

  • Faaliyet–ciro uyumu

  • Coğrafi risk (Libya, Kolombiya, Afganistan vb.)

  • Sektörel risk (nakit yoğun, POS ağırlıklı işler)

Bu yükümlülükler FATF (The Financial Action Task Force) standartlarında açıkça yazılıdır. Türkiye’de ise MASAK mevzuatının omurgasını oluşturur (MASAK).

Dolayısıyla mesele ihmal değil; ihlalin kendisidir.

Dünyadan Örnekler: “Bizde Olmaz” Denen Her Yerde Oldu

Danske Bank

  • Estonya şubesi üzerinden 200 milyar € şüpheli para

  • Rusya, Azerbaycan, organize suç ağları

  • “İç kontrol zaafı” savunması çöktü, 2 milyar €  ceza aldı.

HSBC

  • Meksika kartellerinin parası

  • ABD’de 1,9 milyar $ ceza

  • Banka yöneticilerine bireysel sorumluluk tartışması

Standard Chartered

  • İran ve Afrika bağlantılı işlemler

  • “Uyum eksikliği” bahanesi kabul edilmedi

Bankacılar Gerçekten “Haberimiz Yok” Diyebilir mi?

Bu savunma artık hukuken de teknik olarak da geçerli değil.

Çünkü:

  • Anormal işlem algoritmaları var

  • Günlük/aylık raporlar var

  • Uyum birimleri var

  • Risk komiteleri var

  • Kart/POS izleme sistemleri var

Sorun bilgi eksikliği değil; çıkar çatışmasıdır.

Yüksek komisyon + yüksek hacim = sessiz tolerans

Asıl Soru: Bankalar Olmadan Bu İşler Olabilir mi?

Net cevap: Hayır.

  • POS verilmeden olmaz

  • Hesap açılmadan olmaz

  • Transfer izni olmadan olmaz

  • Muhabir banka kapısı açılmadan olmaz

Dolayısıyla: Sadece suçluları değil, bu altyapıyı bilerek ya da isteyerek açık tutanları sorgulamadan bu düzen bitmez.

Cezasızlık Oldukça Sistem Çalışır

Bugün kara para trafiği:

  • Bankaya ciddi gelir sağlıyor

  • Risk “kâğıt üzerinde” yönetiliyor

  • Ceza geldiğinde “kurumsal” ödeniyor

Ama bireysel sorumluluk yoksa, aynı düzen başka ülkede, başka bankada tekrar kuruluyor.

Okura Not – Bankacılık Bir “Araçtır” Ama Masum Değildir

Bankalar suç üretmez; ama suçun sisteme girmesini kolaylaştırırlarsa, artık sadece araç değil, ortağı olurlar.

Bu sorunun takipçisi olmaya devam edeceğiz: “Bu POS’u kim verdi, kim onayladı, kim görmezden geldi, menfaatten elde edilen paralar nerede?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank, Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’nin resmi imzacısı oldu

Yayınlanma:

|

Yazan:

DenizBank, Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi tarafından hayata geçirilen Sorumlu Bankacılık Prensipleri’nin resmi imzacısı oldu. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Paris İklim Anlaşması ile uyumlu bankacılık uygulamalarını teşvik eden küresel çerçeve kapsamında Banka, sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarını, ölçülebilir hedefler ve uluslararası alanda kabul gören ilkelerle sistematik bir yapıya taşıyor. 

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuyla ilgili değerlendirmesinde: “DenizBank olarak sürdürülebilirliği, uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz parçası olarak görüyoruz. Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ne katılımımız da bu yaklaşımımızı uluslararası ölçekte, ortak ilkelere dayalı bir taahhütle daha da güçlendiriyor. Bugüne kadar uluslararası piyasalardan temin ettiğimiz kaynakları iklim risklerini azaltacak yatırımlara aktarırken, karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren müşterilerimizin yeşil ekonomiye geçişini destekleyecek finansman çözümlerimizi de sürekli geliştirdik. 2023 yılından itibaren ekonomimize sağladığımız 4.4 Milyar Dolarlık taze kaynağın yüzde 54’ünü sürdürülebilirlik bağlantılı kredilere tahsis ettik. Yakın dönemde hayata geçirdiğimiz, dünyada bir ticari banka tarafından gerçekleştirilen en büyük ve Türkiye’nin ilk mavi sendikasyonu ile; mavi kentsel altyapı, verimli sulama sistemleri, atık su yönetimi ve sürdürülebilir turizm gibi alanlardaki dönüşümü desteklemek üzere 810 Milyon Dolar tutarında finansman sağladık. Özel bankalar arasında lider konumda bulunduğumuz tarım bankacılığındaki deneyimimizle de suyun bilinçli ve verimli kullanımını teşvik eden uygulamaları üreticilerimiz ve paydaşlarımızla birlikte yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. BM Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ne imza atarak, tüm bu çalışmalarımızı uluslararası ölçekte kabul gören bir çerçeve içinde daha da ileri taşıyacak; sürdürülebilir finansman alanındaki etkimizi sistematik ve ölçülebilir bir anlayışla yönetmeye devam edeceğiz” dedi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Reel sektör tahvil piyasasında neden büyüyemiyor?

Reel sektör tahvil piyasasında neden büyüyemiyor? Banka kredilerine bağımlılık Türkiye’ye pahalıya mal oluyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de reel sektörün finansmana erişim sorunu yıllardır yüksek faiz tartışmalarının gölgesinde değerlendiriliyor. Oysa asıl yapısal problem yalnızca kredi faizlerinin yüksekliği değil; şirketlerin banka kredisi dışında güçlü ve derin bir sermaye piyasasına erişememesi.

2025 yılı verileri bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.

Özel sektör borçlanma araçlarında (ÖSBA) ortalama ihraç vadesi yalnızca 324 gün. Ortalama ihraç büyüklüğü ise 353 milyon TL (yaklaşık 10 milyon dolar).

Bu rakamlar, Türkiye’de şirket tahvillerinin yatırım finansmanından çok kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyacını karşılayan bir araç olarak kullanıldığını gösteriyor.

Türkiye gelişmekte olan ülkelerin oldukça gerisinde

Paylaşılan karşılaştırmaya göre;

Gösterge Gelişmekte Olan Ülkeler Türkiye
ÖSBA / Devlet İç Borç Stoku %63 %10
ÖSBA / GSYH %26 %1

Aradaki fark oldukça dikkat çekici.

Bugün Güney Kore, Çin, Malezya ve Tayland gibi ülkelerde şirket tahvil piyasaları bankacılık sistemiyle birlikte çalışan ikinci büyük finansman kanalı haline gelmiş durumda.

Türkiye’de ise finansmanın neredeyse tamamı bankacılık sistemi üzerinden sağlanıyor.

Bu durum finansal sistemi daha kırılgan hale getiriyor.

Bankalar tek finansman kaynağı haline geldi

Bir ekonomide şirketler yalnızca banka kredilerine bağımlı hale geldiğinde;

  • kredi daralmaları doğrudan üretimi etkiliyor,
  • yatırım kararları erteleniyor,
  • işletme sermayesi ihtiyacı büyüyor,
  • finansman maliyetleri hızla yükseliyor,
  • ekonomik dalgalanmalar çok daha sert hissediliyor.

Bugün Türkiye’de yaşanan tablo tam olarak budur.

Merkez Bankası kredi büyümesini sınırlandırdığında alternatif finansman kanalları yeterince gelişmediği için reel sektör doğrudan likidite sıkışıklığı yaşamaktadır.

Neden şirket tahvili piyasası gelişemiyor?

Sorun yalnızca faiz değildir.

Kurumsal tahvil piyasasının gelişebilmesi için yatırımcıların uzun vadeye güven duyması gerekir.

Bunun için ise;

  • düşük ve öngörülebilir enflasyon,
  • istikrarlı faiz politikası,
  • güçlü hukuk sistemi,
  • öngörülebilir ekonomi yönetimi,
  • yatırım yapılabilir ülke kredi notu,
  • güçlü kurumsal yatırımcı tabanı,
  • yüksek likidite,
  • aktif ikincil piyasa

gibi birçok unsurun aynı anda bulunması gerekir.

Türkiye’de bu alanların önemli bölümünde halen yapısal eksiklikler bulunmaktadır.

Crowding Out etkisi

Bir diğer önemli sorun ise kamu borçlanmasıdır.

Hazine’nin yüksek faizle yoğun şekilde borçlanması yatırımcıların önemli bölümünü devlet tahvillerine yönlendiriyor.

Bu durum literatürde “Crowding Out (Dışlama Etkisi)” olarak adlandırılıyor.

Yatırımcı;

  • risksiz devlet tahvili alabiliyorsa,
  • benzer faizle şirket tahvili almak istemiyor.

Dolayısıyla özel sektör ihraçları yeterli talep göremiyor.

Özel Sektör Borçlanma Araçları (ÖSBA) Piyasa Derinliği Karşılaştırması (2025)

Ülke / Bölge ÖSBA Stoku / Devlet İç Borç Stoku ÖSBA Stoku / GSYH Değerlendirme
Gelişmekte Olan Ülkeler Ortalaması %63 %26 Gelişmiş ve derin yerel tahvil piyasasına sahip ekonomiler
Güney Kore %50 – %70 %30 – %40 Şirket tahvili piyasası oldukça gelişmiş, kurumsal yatırımcı tabanı güçlü
Çin %60 – %80 %30 – %40 Dünyanın en büyük kurumsal tahvil piyasalarından biri
Malezya %50 – %70 %25 – %35 Bölgesel ölçekte gelişmiş sukuk ve şirket tahvili piyasası
Tayland %40 – %50 %20 – %30 Yerel para cinsi şirket tahvili piyasası güçlü
Brezilya %30 – %40 %15 – %20 Banka dışı finansman kanalları gelişimini sürdürüyor
Meksika %30 – %40 %15 – %20 Kurumsal tahvil piyasası istikrarlı şekilde büyüyor
TÜRKİYE %10 %1 Gelişmekte olan ülke ortalamalarının oldukça altında; şirketler ağırlıklı olarak banka kredilerine bağımlı

Ülke kredi notu belirleyici oluyor

Uluslararası yatırımcı açısından en kritik göstergelerden biri ülke kredi notudur.

Bir şirket ne kadar güçlü olursa olsun;

ülke risk primi (CDS) ve egemen kredi notu, şirketlerin yurtdışından borçlanma maliyetini doğrudan belirliyor.

Bu nedenle;

  • ülke notu yükselmeden,
  • CDS kalıcı biçimde düşmeden,

şirket tahvili piyasasının istenilen büyüklüğe ulaşması oldukça zor görünüyor.

İkinci el piyasa neden oluşmuyor?

Türkiye’de ihraç edilen şirket tahvillerinin önemli kısmı;

  • nitelikli yatırımcılara satılıyor,
  • vadesine kadar elde tutuluyor.

Bu nedenle;

  • fiyat oluşumu gerçekleşmiyor,
  • likidite oluşmuyor,
  • yatırımcı güveni artmıyor,
  • yeni ihraçların maliyeti düşmüyor.

Gelişmiş ülkelerde ise kurumsal tahviller günlük işlem görebilen aktif piyasalara sahip.

Sektörel görünüm

2025 yılında ihraçların büyük bölümü;

  1. Enerji
  2. Otomotiv
  3. Gıda

sektörlerinden geldi.

Bunun temel nedeni;

  • güçlü nakit akışı,
  • yatırımcı güveni,
  • daha yüksek kredi kalitesi.

KOBİ ölçeğindeki şirketler ise sermaye piyasalarına erişimde ciddi zorluk yaşamaya devam ediyor.

Ne yapılmalı?

Kurumsal tahvil piyasasının gelişebilmesi için;

  • Makroekonomik istikrar kalıcı hale getirilmeli.
  • Enflasyon tek haneye indirilmeli.
  • CDS primi düşürülmeli.
  • Ülke kredi notu yatırım yapılabilir seviyeye yaklaştırılmalı.
  • BES, emeklilik fonları ve sigorta şirketleri gibi uzun vadeli kurumsal yatırımcı tabanı büyütülmeli.
  • İkincil piyasa likiditesini artıracak piyasa yapıcılığı mekanizmaları güçlendirilmeli.
  • Orta ölçekli şirketlerin tahvil ihracına erişimini kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmalı.
  • Kredi derecelendirme süreçleri daha şeffaf ve erişilebilir hale getirilmeli.

Sözün özü

Türkiye’nin finansman yapısı uzun yıllardır büyük ölçüde bankacılık sistemine dayanıyor. Bu model, kredi genişlemesi dönemlerinde büyümeyi desteklese de sıkı para politikası dönemlerinde reel sektörü ciddi bir finansman darboğazına sürüklüyor.

Özel sektör borçlanma araçları piyasasının derinleşmesi yalnızca şirketler için alternatif bir kaynak yaratmayacak; aynı zamanda bankacılık sistemi üzerindeki kredi baskısını azaltacak, sermaye piyasalarını güçlendirecek ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını artıracaktır.

Mevcut veriler, Türkiye’nin bu alanda gelişmekte olan ülke ortalamalarının oldukça gerisinde olduğunu gösteriyor. Bu farkın kapanması ise yalnızca sermaye piyasası düzenlemeleriyle değil; makroekonomik istikrar, güçlü hukuk altyapısı ve yatırımcı güvenini kalıcı biçimde artıracak reformlarla mümkün olacaktır.

Onur ÇELİK

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.