BANKA HABERLERİ
Katılım finans 2025’te yüzde 15’lik pazar payına ulaşabilir
Türkiye Katılım Bankaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İkram Göktaş, “Türkiye, kuşkusuz finans merkezi olacak ve bunun ilk adımı İslami Finans Merkezi olmaktan, bölge coğrafyasına hitap etmekten geçiyor” dedi
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Katılım finans sektör temsilcileri, konvansiyonel bankaların üzerinde büyüme yakaladıklarını, 2025 yılında yüzde 15’lik pazar payına ulaşmalarının mümkün olduğunu belirterek, İstanbul Finans Merkezi’nin de katılım finansa önemli katkı sunacağını ifade ettiler.
Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Vakıf Katılım Genel Müdürü İkram Göktaş, hem birlik hem de üye 6 katılım finans kuruluşu olarak sektörü büyütmeye ve hedefleri gerçekleştirmeye odaklandıklarını söyledi.
Son dönemde açılan kamu katılım bankalarıyla bu hedefi gerçekleştirme yönünde adımların hızlandığını belirten Göktaş, haziran sonu itibarıyla katılım finans kuruluşlarının aktiflerinin 504 milyar liranın üzerinde gerçekleştiğini ifade etti.
Göktaş, kamu katılım bankalarının sektöre girmeden önce katılım finans pazar payının uzun süre yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkamadığını, kamunun sektöre dahil olmasıyla birlikte pazar payının kısa sürede yüzde 7,5’e yükseldiğini aktardı.
Katılım finans kuruluşlarının toplam kullandırdığı fonların 280 milyar lira seviyesinde olduğunu aktaran Göktaş, şöyle devam etti:
‘Bu tutarın büyük kısmını yapımız gereği reel sektöre kullandırıyoruz. Kullandırılan fonların yüzde 13,6’sı bireysel müşterilere, yüzde 55,4’ü ticari müşterilere, yüzde 31’i KOBİ’lere veriliyor. Konvansiyonel bankalarda KOBİ’lere kullandırılan fon oranı yüzde 23,1 düzeyinde. Katılım finans kuruluşlarının topladığı fonlar haziran ayı itibarıyla 373,4 milyar lira düzeyine ulaşmış durumda. Toplanan fonlarının bankacılık sektörü içerisindeki payı yüzde 9,7. Toplam öz kaynaklarımız 32 milyar lira düzeyinde. Bunun daha da artırılması çok önemli. Bu noktada kamunun çok ciddi desteğini görüyoruz. Sektörün toplam 67 milyarlık sukuk ihracıyla toplanan fonları desteklediğini görüyoruz. Sektör şu an 1.296 şubeyle hizmet veriyor ve 17 binin üzerinde kişiye istihdam sağlıyor.’
– Hedef 2025’te yüzde 15 pazar payı
İkram Göktaş, gelecek dönem hedefleri için Türkiye Katılım Bankaları Birliği koordinasyonunda çalışmalar sürdürdüklerini, strateji belgesinin de bitmek üzere olduğunu söyledi.
Katılım bankaları ve sektör paydaşlarıyla sektördeki algıyı iyileştirmek üzere çalıştıklarını anlatan Göktaş, ‘Örnek oluşturacak mevcut ve yeni uygulamaları incelemek, ekonomik, sosyal ve hukuki koşulları da göz önünde bulundurarak, sektörün gelişimi ve büyümesi doğrultusunda atılacak adımların belirlenmesi amacıyla bir çalışma hazırladık.’ ifadelerini kullandı.
Göktaş, gelecek 5 yıllık süreç için odaklanacakları konular hakkında şunlara dikkati çekti:
‘Katılım bankacılığının hedef müşterileriyle olan iletişiminin güçlendirilmesi çok önemli. Müşteri sayımızı mutlaka artırmamız lazım. Müşteri sayımızdaki pazar payımızın aktif büyüklüğümüzdeki pazar payımızdan daha düşük olduğunu görüyoruz. Bu daha az müşteriden daha fazla verim aldığımız anlamına gelse de daha fazla müşteriye ulaşmamız gerçeğini yok etmiyor. Katılım finans sistemi işleyişinin müşterilere etraflıca aktarılması da önemli bir konu.
Çıkaracağımız her ürünü müşterilere ayrıntılı anlatmak ve benimsetmek durumundayız. İnsanların alternatifi olduğunda faizsiz mekanizmalı ürünleri tercih ediyor. Teknolojiyi ve dijital kanalları kullanmak çok önemli. Bankacılık ve finans sektöründe dijitalin daha ön plana çıktığını görüyoruz. Katılım finans kuruluşları olarak dijital alanlara çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. Büyümenin dijitalden geleceğini düşünüyoruz. Şubeler önemini yitirmeyecek ama dijital taraf ilave şube ihtiyacını azaltacak gibi duruyor.
Uzaktan müşteri ediniminden sonra katılım bankaları da bu mekanizmayı hayata geçirdi. Burada da konvansiyonel bankaların uzaktan müşteri ediniminde oransal olarak katılım bankaları iki kat daha başarılı. Müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayacak ürün çeşitliliğinin sağlanması ve sektör çalışanlarının katılım finans okuryazarlığının artırılması çok önemli. Bu kapsamda yüksek lisans ve doktora programları var. Lisans seviyesinde de programların açılması bir ihtiyaçtı. İki özel üniversitede katılım finans bölümleri vardı. Kamuda da Sakarya Üniversitesi lisans seviyesinde bir bölüm açtı. Okuryazarlık anlamında katılım finans çalışanları bize daha hazır gelecek.’
Proje yönetim metodolojilerinin uygulanmasıyla her bir strateji için ‘İletişim’, ‘Ekosistem’, ‘Ürün Çeşitliliği’, ‘Standartlar & Yönetişim’, ‘Dijital’ ve ‘Yetkinlik İnşası’ olmak üzere 6 temel başlık belirlendiklerini söyleyen Göktaş, stratejiler ışığında atacakları adımlarla katılım bankacılığı sektörü pazar payını 2025 yılı itibarıyla yüzde 15’e ulaştırmanın ve dünya standartlarında finansal ürün ve hizmet sunar hale gelmenin çok daha kolay olacağını dile getirdi.
– ‘Katılım finans sistemi krizlere dayanıklıdır’
TKBB Yönetim Kurulu Başkanı Göktaş, İstanbul Finans Merkezi’nin, ülke ekonomisine çok önemli değerler katacağını söyledi.
İstanbul’un coğrafi konumu ve jeopolitik önemi itibarıyla doğal bir finans merkezi olması gerektiğini belirten Göktaş, ‘İstanbul’un çok önemli avantajları var. Uluslararası finans merkezlerine ve müşterilere erişim çok kolay. Nitelikli ve vasıflı iş gücüne sahip bir ülkeyiz. Düzenleyici ortam ve mevzuat altyapısı iyi. İş altyapısı olanakları ön plana çıkmış durumda. Verilere göre eylül sonu itibarıyla ülkemizde 10 binin üzerinde yabancı ortaklı şirket kurulmuş. Bu ülkemize olan güvenin bir göstergesidir.’ ifadelerini kullandı.
Göktaş, Türkiye’nin kuşkusuz finans merkezi olacağını ve bunun ilk adımının İslami Finans Merkezi olmaktan, bölge coğrafyasına hitap etmekten geçtiğini dile getirdi. Yabancı yatırımda en önemli unsurun güven olduğunun altını çizen Göktaş, güven ortamı oluştukça yatırımların hızlıca Türkiye’ye geleceğini söyledi.
Katılım finansın kendi iç mekanizmasıyla büyüdüğünü, yabancı sermayeyle büyümek için sistemin biraz daha büyümesi gerektiğini dile getiren Göktaş, ‘Katılım finans sistemi krizlere dayanıklıdır. 2008 küresel finans krizinde dünyada ciddi sıkıntılar yaşanırken, ülkemizde bu sıkıntı hafif atlatıldı. Katılım bankalarının konvansiyonel bankalara göre daha başarılı olduğu görüldü.’ ifadelerini kullandı.
İslami finansta ciddi pazar payının olduğunu belirten Göktaş, katılım bankacılığının reel sektörü desteklediğini, kayıt dışılığı önlediğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.
– ‘Yeni oyuncularla birlikte pay alma mücadelemiz biraz daha hızlanır’
Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir de Türkiye’de katılım bankacılığının 35 yılı aşkın süredir yapıldığını ancak bankacılık sektöründen aldığı pay olarak hak ettiği seviyede olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılım finansın büyümesine ve gelişmesine özel önem atfettiğini belirten Özdemir, kamu katılım kuruluşlarının faaliyete başlamasıyla sektörde yeni bir rekabet ortamının oluştuğunu ve bankacılık sektöründen aldığı payın artırılmasında önemli bir etken olduğunu ifade etti.
Özdemir, katılım finansın sektördeki payını yüzde 5’in üzerine çıkarmasının uzun zaman aldığını, şu anda ise pazar payının yüzde 7,5’in üzerine çıktığını dile getirdi. Son 4-5 yılda katılım finansın, bankacılık sektörünün çok üzerinde büyüme kaydettiğini vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:
‘Katılım finansın, bankacılık sektörü içindeki payı artmaya devam ediyor. 2025 yılında katılım finansın payının yüzde 15 seviyesine çıkarma hedefimiz var. Bu tempoda devam ettiğimiz müddetçe eminim ki yüzde 15’lik payı yakalayacağız. 6 katılım bankasıyla payımızı artırmaya gayret ediyoruz. Yeni oyuncularla birlikte pay alma mücadelemiz biraz daha hızlanır diye ümit ediyoruz. Katılım bankacılığına ilginin devam edeceğine inanıyorum. Bu yıl personel alımı için ilan açtık. Bizimle aynı dönemde sınav açan konvansiyonel bankaya 5 bin civarında başvuru olurken, bize 8 bin 500 civarı başvuru yapıldı. Gençlerin, yeni mezunların katılım bankacılığına güvenlerini ve bu alanda çalışma arzularını artırmış durumda. Gelecek dönemlerde katılım bankacılığı sektörden önemli pay alacağı gibi bölgesinde de bu etkisini gösterecektir.’
– ‘Türkiye’nin gönül coğrafyasından talep geliyor’
Metin Özdemir, katılım finans için İstanbul Finans Merkezi’nin (İFM) çok önemli olduğunu belirtti.
Türkiye’nin elektrikli araç teknolojisindeki atılımı gibi İslami finans noktasında da İstanbul Finans Merkezi vizyonunun aynı etkiyi yapacağını söyleyen Özdemir, ‘İstanbul Finans Merkezi, İslami finansın merkezi olmaya layıktır. Bu noktada katılım banklarımızın görevi biraz daha artıyor. Buralarda çalışacak yetişmiş insan kaynağına ciddi ihtiyacımız olacak. Dolayısıyla katılım bankalarının faaliyetlerini artırarak devam ettirmeleri, kaliteli insan kaynağını yetiştirmeleri ilave bir sorumluluk olarak üzerimizde duruyor. Kamu katılım bankaları olarak buna özel önem atfediyoruz. ‘ şeklinde konuştu.
Türkiye katılım finans sektörüne yabancı yatırımcıların ilgisini değerlendiren Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
‘Türkiye’nin gönül coğrafyasından talep geliyor. Sudan’da bir şube açtık. Böylelikle Ziraat Katılım olarak Afrika’da şube açan ilk Türk bankası olduk. Bu tür çalışmalara başladıktan sonra çevre ülkelerden, bu tür talepler gelmeye başladı. Somali ile ilgili çalışmamız var. Diğer Afrika ülkeleri de bizimle çalışma arzusunda. Türk cumhuriyetlerinin katılım finansa ilgileri yüksek. Bizim bilgi ve tecrübelerimizden istifade etmek istiyorlar. Bu bölgelerde de şube açmamız için ciddi talepler var.
Elimizden geldiğince destek vermeye gayret sarf ediyoruz. Türkiye’nin katılım bankacılığına ilgisinin artması Türkiye’nin gönül coğrafyasını doğrudan etkiliyor. Türkiye ile birlikte bu alanda faaliyet göstermek isteyen ya da bizimle ortaklık yaparak katılım bankacılığının kendi ülkelerinde gelişmesini arzu eden birçok ülke var. İstanbul Finans Merkezi ile İslami finansın merkezi olmamızla birlikte bunun daha da artacağını düşünüyorum. Balkan ülkelerinden de talep geliyor. Türkiye katılım finansa ciddi katkı sağlayacak.’
– ‘İFM, faizsiz finansın da merkezi olacak’
Emlak Katılım Genel Müdürü Nevzat Bayraktar ise yüzyıllardır dünyanın en önemli ticaret noktası olan İstanbul’un, bugün de yine dünyanın en önemli küresel finans merkezi konumunda olduğunu söyledi.
Son 20 yıldır yapılan düzenleme ve yatırımlar ile stratejik konumunun daha da güçlendiğini belirten Bayraktar, ‘İstanbul Finans Merkezi (İFM), bu yatırımların en büyük örneklerinden birisi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde İslami finans merkezi olma vizyonu İstanbul’un güçlü konumuna yeni bir soluk daha getirecek büyük bir adımdır. Özellikle Körfez ülkelerinin yatırımlarını çekebilecek düzeyde yapılacak düzenlemeler ile stratejik konumu daha da önemli hale gelecektir. İFM konvansiyonel bankacılık faaliyetlerinin yanında katılım finans sektörüne öncülük eden çalışmaların yoğunlaşması ile bölgede önemli bir üs olacaktır.’ diye konuştu.
Yabancı yatırımcıların Türkiye’de katılım finansa ilişkin bakışına da değinen Bayraktar, Türkiye’nin, iş kurma ve iş yapma açısından uluslararası yatırımcılar için oldukça cazip bir mevzuata sahip olduğunu dile getirdi.
Bayraktar, özellikle, KDV istisnası, vergi indirimi, gümrük vergisi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi gibi stratejik yatırımlar için elverişli imkanlar sunulduğunu aktardı.
Enerjiden ulaştırmaya, savunma sanayisinden teknolojiye, finanstan gıdaya kadar iş birliği yapılabilecek çok sayıda alan bulunduğunu anlatan Bayraktar, ‘250 bin dolar yatırım karşılığı vatandaşlık alınabilme imkanı, yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisini daha da arttırdı. Orta Asya ve Körfez’den gelen kişilerin ülkemize yatırım yapmaları beraberinde katılım finansa olan ilginin ve hacminin artmasına vesile olmuştur.’ dedi.
Nevzat Bayraktar, sektörün orta ve uzun vadede geleceğine ilişkin şu görüşlerini paylaştı:
‘Katılım finans sektörü faizsizlik prensibine bağlı, piyasa ihtiyaçlarına çözüm olabilecek yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesiyle büyüme ivmesini hızlandırarak devam ettirecektir. Bu doğrultuda yapımında sona yaklaşılan İstanbul Finans Merkezi’nde atılacak doğru adımlar ve oluşturulacak sağlam kurumsal yapı ile İstanbul sadece bir finans merkezi değil aynı zamanda faizsiz finansın da merkezi olacaktır.’
Murat Birinci – AA
İlginizi Çekebilir
-
“Kâr-Zarar Ortaklığı” deniyor ama neden fiyatlar faizli bankalarla aynı?
-
Katılım Bankaları Neden %10 Duvarını Aşamıyor?
-
Faizsiz Finansman: Murahaba Kredisi nedir?
-
Moody’s: Türkiye’de katılım bankacılığının payı 5 yılda en az iki katına yükselecek
-
Diyanet : “Katılım Bankaları” dedi, maaş alan Din görevlileri mağdur oldu
BANKA HABERLERİ
AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?
Yayınlanma:
5 gün önce|
16/10/2026Yazan:
BankaVitrini
BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?
Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi
Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?
CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL
Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.
Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.
Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.
Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.
ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?
Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.
Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.
Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.
Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.
Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.
MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?
Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.
Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.
Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.
Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.
AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?
Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.
Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.
Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.
İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.
Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.
Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.
BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?
Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.
İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.
Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.
Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.
Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.
Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.
AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?
Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.
Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.
Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.
BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?
Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.
Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.
Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:
- Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
- Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
- İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
- Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.
Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL
Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.
Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.
Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?
Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.
Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.
BANKA HABERLERİ
Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül
Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi
Yayınlanma:
1 hafta önce|
14/10/2026Yazan:
BankaVitriniEnpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.
LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.
İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.
İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.
BANKA HABERLERİ
BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!
Yayınlanma:
3 hafta önce|
03/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.
BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.
KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI
Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.
Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.
Buna göre;
- Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
- Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.
BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.
ÖRNEKLE ANLATALIM
Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.
Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.
Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.
CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ
BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.
Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:
40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi
40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.
YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL
Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.
Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;
50 bin TL ve altında: 12 ay
50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.
KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM
Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.
Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.
Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.
BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI
Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.
BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.
Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.
Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.
TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?
Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:
1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.
2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.
3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.
Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.
Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.642)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (603)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.634)
- GÜNDEM (3.589)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.747)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Erdoğan'dan fon açıklaması: Ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak 21/10/2026
- Rusya'dan ABD'ye dizel taşıyan ilk tanker yola çıkıyor 21/10/2026
- Mercedes CEO'sundan 'Made in Europe' uyarısı 21/10/2026
- Elektrik piyasasında yeni teminat kuralları getirildi 21/10/2026
- Sigorta sektörünün prim üretimi 9 ayda 1 trilyon lirayı aştı 21/10/2026
- Türkiye'nin en güvenilir markaları Global Marketing Summit'te açıklandı 21/10/2026
- Brezilya'nın kanatlı ihracatında virüs engeli 21/10/2026
- Çin Merkez Bankası'ndan sessiz faiz adımı 21/10/2026
- Deutsche Bank CEO'su Sewing: Yapay zekada balon görmüyorum 21/10/2026
- Eski Macaristan Merkez Bankası Başkanı gözaltına alındı 21/10/2026
SON YAZILAR
- Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda 20/10/2026
- FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE LEASİNG VE FAKTORİNG SEKTÖRÜNE ÇİFTE RİSK UYARISI 19/10/2026
- AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE? 19/10/2026
- Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor 19/10/2026
- AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ? 16/10/2026
- MSCI’DEN TÜRKİYE BORSASINA FREN! 16/10/2026
- KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM! 16/10/2026
- VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR! 16/10/2026
- MSCI’den Endonezya’ya sert uyarı, Türkiye de mercek altında 16/10/2026
- ABD’de enflasyon ateşi yeniden yükseldi, küresel piyasalarda satışlar sertleşti 15/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
