Connect with us

GÜNCEL

Koç Holding, Sabancı Holding ve Alarko neden satış yapıyor?

Yayınlanma:

|

Son dönemde yatırımcıların en çok sorduğu sorulardan biri şu: “Bu holdingler şirket satıyor, iştirak satıyor. Acaba nakit sıkıntısı mı var?”

Aslında tablo biraz daha farklı.

Büyük holdingler artık “her sektörde bulunma” stratejisinden çıkıp, yüksek getiri sağlayan alanlara odaklanma stratejisine geçiyorlar. Bu nedenle düşük büyüme veya düşük kârlılık sağlayan varlıklarını satarak kaynak yaratıyorlar.

Sabancı Holding neleri sattı?

2025-2026 döneminde en dikkat çeken satışlar:

1. Akçansa hisseleri

Sabancı, Akçansa’daki payını ortağı olan Heidelberg Materials’a devretme kararı aldı. İşlem yaklaşık 1,1 milyar dolar şirket değerlemesi üzerinden gerçekleşiyor.

2. CarrefourSA çıkışı

Sabancı, perakende sektöründen çıkma kararı aldı. Analistlere göre düşük marjlı işlerden çıkıp daha yüksek büyüme alanlarına yönelme stratejisinin parçası.

3. Bazı teknoloji ve perakende iştirakleri

Piyasada uzun süredir Teknosa gibi düşük özsermaye getirisi üreten şirketlerin de gözden geçirildiği konuşuluyor.

Satıştan gelen para nereye gidiyor?

Sabancı’nın son dönemde odaklandığı alanlar:

  • Enerji dönüşümü
  • Yenilenebilir enerji
  • ABD’deki enerji yatırımları
  • Dijital teknolojiler
  • İklim teknolojileri
  • Finans ve sigorta büyümesi

Holding yönetimi uzun süredir “yüksek büyüme, yüksek kârlılık” alanlarına sermaye kaydırma stratejisi uyguluyor.

Koç Holding neleri sattı?

Koç Holding’in satışları daha çok “portföy optimizasyonu” şeklinde gerçekleşiyor.

1. Arçelik Hitachi Home Appliances

Arçelik, Arçelik-Hitachi ortaklığındaki %60 payını Hitachi’ye satma kararı aldı. İşlem değeri yaklaşık 261 milyon dolar olarak açıklandı.

2. Bazı iştiraklerde hisse azaltımları

Koç Grubu zaman zaman borsadaki iştiraklerinde kısmi hisse satışları yaparak kaynak yaratıyor. Özellikle enerji ve sanayi yatırımlarını finanse etmek amacıyla bu yöntem kullanılabiliyor.

Satıştan gelen para nereye gidiyor?

Koç’un son yıllardaki yatırım alanları:

  • Elektrikli araçlar
  • Batarya teknolojileri
  • Savunma sanayi
  • Yenilenebilir enerji
  • Avrupa ve Asya’da üretim tesisleri
  • Dijital dönüşüm

Koç Holding yalnızca 2025 yılında yaklaşık 3,7 milyar dolar yatırım yaptığını açıkladı. Son 5 yıllık toplam yatırım ise 16,1 milyar dolara ulaştı.

Yani Koç’ta satışların önemli kısmı: “Eski ekonomiden çıkıp yeni ekonomiye kaynak aktarma” amacı taşıyor.

Alarko neden satış yapıyor?

Alarko Holding

Alarko son yıllarda özellikle:

  • Turizm
  • Gayrimenkul
  • Taahhüt
  • Enerji

alanlarındaki bazı varlıklarını yeniden yapılandırdı.

Ancak grubun asıl büyük dönüşümü:

  • Tarım
  • Sera yatırımları
  • Gıda üretimi
  • Yenilenebilir enerji

alanlarına yönelmesi oldu.

Bu nedenle bazı eski varlıklardan çıkılarak kaynaklar yeni yatırımlara aktarılıyor.

Özellikle Kazakistan ve Türkiye’deki büyük tarım-sera projeleri son dönemde Alarko’nun ana büyüme hikayesi haline geldi.

Asıl soru: Neden aynı dönemde hepsi satış yapıyor?

Bunun 5 temel nedeni var:

1. Yüksek faiz dönemi

Paranın maliyeti çok yükseldi.

2. Düşük kârlı işlerden çıkış

Perakende, çimento gibi bazı sektörlerin getirisi teknoloji ve enerji kadar yüksek değil.

3. Nakit rezervi oluşturma

Olası ekonomik dalgalanmalara karşı bilanço güçlendirme.

4. Yeni ekonomi yatırımları

  • Yapay zekâ
  • Veri merkezleri
  • Yenilenebilir enerji
  • Elektrikli araçlar
  • Savunma sanayi

5. Holding iskontosunu azaltmak

Borsada holdingler genellikle iştiraklerinin toplam değerinden daha düşük fiyatlanıyor. Satışlar ve nakit yaratımı bu iskontoyu azaltmayı hedefliyor.

Sonuç

Bu satışlar çoğu zaman bir kriz işareti değil, bir sermaye yeniden tahsis operasyonu olarak görülüyor.

  • Sabancı çimento ve perakendeden çıkıp enerji-teknolojiye yöneliyor.
  • Koç olgunlaşmış işlerden çıkıp elektrikli araçlar ve enerjiye yatırım yapıyor.
  • Alarko tarım ve yenilenebilir enerji odaklı yeni bir büyüme hikâyesi kuruyor.

Kısacası;

“Şirket satıyorlar çünkü küçülüyorlar” değil,

“Şirket satıyorlar çünkü sermayeyi daha yüksek getirili alanlara taşıyorlar.”

Bu süreç önümüzdeki 3-5 yılda Türkiye’nin büyük holdinglerinde daha da hızlanabilir.

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL

Diplomasi rüzgârı petrolü düşürürken, dolar gücünü koruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

İsviçre’de başlayan ABD-İran görüşmeleri, taraflar arasındaki derin güvensizliğe rağmen diplomasi kapısının açık kaldığını gösterdi. İlk gün oldukça gergin geçen temaslarda İran’ın yeniden Hürmüz Boğazı’nı kapattığını açıklaması ve Trump’ın sert tehditleri dikkat çekse de, görüşmelerin sonunda Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşılmasını hedefleyen bir yol haritası üzerinde uzlaşı sağlandı. Tarafların teknik müzakereleri hafta boyunca sürdürme kararı alması, piyasaların son dönemde fiyatladığı en kötü senaryoların şimdilik masadan kalktığına işaret ediyor.

Piyasaların ilk tepkisi ise petrol fiyatlarındaki düşüşün hızlanması şeklinde oldu. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanma riskinin azalması ve İran petrol ihracatına yönelik bazı muafiyetlerin gündeme gelmesiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 200 günlük ortalamaları geçtiği 79,40 dolar seviyesine kadar geriledi. Ancak Lübnan’da çatışmaların tam olarak sona ermemesi (İsrail faktörü), Hürmüz’deki gemi trafiğinin hâlâ normal seviyelerin oldukça altında seyretmesi ve Trump’ın İran’a yönelik sert söylemini sürdürmesi, önümüzdeki 60 günlük dönemin kolay geçmeyeceğini gösteriyor. Bu nedenle piyasalarda iyimserlik güç kazanmış olsa da, kalıcı bir barış anlaşmasına giden yolun hâlâ önemli siyasi ve jeopolitik riskler barındırdığını düşünüyoruz.

Savaşın başladığı dönemde Trump’ın dile getirdiği “koşulsuz teslimiyet” söyleminin aksine, ABD’nin askerî operasyonlarla ulaşmayı hedeflediği sonuçların büyük ölçüde gerçekleşmediğini görüyoruz. Bu nedenle, birçok yorumcu gibi biz de gelinen noktayı Washington açısından stratejik bir başarısızlık olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, çatışmaların sona ermesinin diplomasiye yeniden alan açmasını da önemsiyoruz. İran’ın ekonomik entegrasyona yönelmesi ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi hâlinde, bölgesel risklerin zaman içinde azalabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.

ABD’nin askerî gücüne rağmen istediği sonucu elde edememesi, Çin’in uluslararası alandaki etkisini artırması ve Avrupa’nın Washington’dan daha bağımsız bir dış politika izleme fırsatı yakalaması önümüzdeki dönemin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. İran ile yürütülen müzakerelerin kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesi hâlinde ise son yıllarda giderek ağırlık kazanan güç siyaseti yerine diplomasi ve uluslararası hukuk eksenli bir yaklaşımın yeniden güç kazanabileceği bir döneme giriyor olabiliriz.

Dönelim gelişmelerin piyasa yansımasına. Asya piyasalarının haftaya iyimser bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası,  haftanın ilk işlem gününde %2 yükseliş kaydederek tarihinde ilk kez 72 bin puan seviyesinin üzerine çıktı. ABD ile İran arasında devam eden görüşmelere ilişkin belirsizlikler sürse de, yapay zekâ ve yarı iletken sektörün bu sabah lokomotif görevi üstlendiğini görüyoruz. Japon hükümetinin 2040 yılına kadar yapay zekâ ve çip teknolojileri başta olmak üzere stratejik sektörlerde yaklaşık 2,3 trilyon dolar yatırım hedeflediğine yönelik haberler teknoloji hisselerine alım getirdi. Tayvan borsası %3 yükselirken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %1 yükseldi.

Son dönemde ABD borsalarında görülen yapay zekâ kaynaklı yükseliş eğiliminin bu sabah Japonya’ya da yayıldığını gözlemlerken, ABD borsalarının vadeli işlemleri ise hafif de olsa düşüş isteğinin var olduğunu görüyoruz. Dolar cephesinde ise tablo biraz daha karmaşık görünüyor. Teknik mânâda endişe ettiğimiz 100,50 seviyesinin üzerinde haftayı tamamlayan dolar endeksi (DXY), bu sabah da 100,80 seviyelerinde işlem görüyor. ABD ile İran arasında ilerleme kaydedilen görüşmeler ve petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel risk iştahını desteklerken, Fed’in enflasyon konusunda temkinli duruşunu koruması dolar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı sınırlıyor. Buna ek olarak, Pentagon’un İran savaşı ve diğer harcamalar için ilave 80 milyar dolarlık kaynak ihtiyacının gündeme gelmesi mali taraftaki riskleri artırsa da, mevcut görünümde piyasanın önceliğinin Fed politikası olmaya devam ettiğini düşünüyoruz.

Dolar son 13 ayın zirvesine yükselerek güçlü seyrini korurken, piyasaların kılavuzu konumunda 10 yıllık devlet tahvilinin getirisi ise %4,50 seviyesinin hemen altında yer almaya devam ediyor. Faiz getirisi olmayan ve Fed’in şahin duruşundan tadı kaçan kıymetli metaller, geride bıraktığımız haftanın ikinci yarısında egemen olan satış baskısı ardından bu sabah hafif de olsa iyimser havaya ayak uydurduklarını görüyoruz. Geride bıraktığımız haftayı %5’e yakın düşüşle tamamlayan gümüş, bu sabah %1 yükselişle 65,60 dolar seviyelerine hafif de olsa toparladı. Altının ons fiyatı 4,200 dolar seviyesinin hemen altında göreceli olarak yatay bir seyir izlerken, kripto cenahında ise amiral gemi Bitcoin’in son günlerde 200 haftalık ortalamaların geçtiği seviyelerden destek alarak 64 bin dolar seviyelerine toparladı.

Dolar endeksi güçlü seyrini korumaya devam ederken, İngiltere’de siyasi belirsizliklerin yeniden gündeme gelmesi Sterlin üzerinde baskı kuruyor. Fed haftasını %1,3 düşüşle tamamlayan kraliyet aslanı sterlin, bu sabah da 1,32 seviyelerinin diplerinde işlem görüyor. Piyasa aktörleri, İngiltere Başbakanı Starmer’in görevi bırakması durumunda olası liderlik değişiminin maliye politikası üzerindeki etkilerini yakından izliyor. Rakibi Andy Burnham’ın olası bir liderlik yarışında öne çıkması haber akışında yer alırken, ABD Başkanı Trump’ın da Starmer’ın görevden ayrılacağını öne süren açıklamaları  dikkat çekiyor. Burnham görevi devralırsa, İngiltere son 10 yıldaki yedinci başbakanını görmüş olacak! EURUSD paritesi ise bu sabah 1,1460 seviyelerinde işlem görürken, olası aşağı doğru yönelme durumunda ise son bir yılda iki kez test edilen ve kırılamayan kritik 1,14 seviyesini takip edeceğiz.

Teknik mânâda dolar endeksinde 100,50 seviyesinin üzerinin riskli olduğuna uzun süredir dikkat çeksek de, temel açıdan baktığımızda ise barış ortamının tesis edilmesi ve petrol fiyatlarında süregelen düşüşün korunması durumunda bugünlerde piyasalarda var olan güçlü dolar temasının kalıcı olmayacağını düşünüyoruz! Bu görüşümüzü savaş ortamının en şiddetli günlerine bile dile getirdiğimizi hatırlatmam gerekiyor. Bu minvalde, her ne kadar dolar endeksi Fed’in şahin tonundan da etkilenerek son 13 ayın en yüksek seviyesini test etse de, sene başı egemen olan zayıf dolar temasının da bir noktada yeniden hatırlanacağını düşünüyoruz. Kanaatimiz o yöndedir ki, Warsh’un şahin bir üslup takınmasının arka planında zaman kazanma faktörü yer alıyor!

Türk mali piyasalarının ise haftayı göreceli olarak sakin hatta bir miktar da olsa iyimser geçirdiğini söyleyebiliriz. TCMB’nin net yabancı para pozisyonunun nette döviz alımları ile iyileşmesi önemli bir başlık olarak devam ederken, ekonomik gelişmelerden ziyade jeo-ekonomik gelişmelerin etkili olduğunun altını bir kez daha çizmemiz gerekiyor. Bültenin genel olarak ruhundan da anlaşılacağı üzere, finansal piyasalarda son dönemlerde egemen olan gelişmeleri temel olarak ilişkilendirerek okumanın oldukça güçleştiği bir dönemden geçiyoruz.

USDTRY kuru 46,45 seviyelerinde haftaya başlarken, CDS risk primi ise savaş öncesi döneme geri dönerek 220 baz puan seviyelerinde salınmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla mücadelesine destek sağlayacağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin diplerine kadar geriledi. Mevcut tablonun korunması hâlinde enflasyon görünümüne yönelik risklerin azalabileceği, bunun da TCMB’nin faiz indirimlerine beklenenden daha erken başlayabileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu beklentiyi son iki haftadır fiyatlayan Borsa İstanbul Bankacılık endeksi %20 artış kaydettiğini hatırlatalım.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Perşembe günü ABD’de açıklanacak Fed’in favori enflasyon göstergesi PCE (Kişisel Tüketim Harcamaları Enflasyonu) ve GSYH büyüme verilerinin kritik olacağını düşünüyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BORSA

MSCI’dan Türkiye’ye sert şeffaflık uyarısı

Yayınlanma:

|

Yazan:

MSCI’dan Türkiye’ye Şeffaflık Uyarısı: Borsa İstanbul İçin Alarm Zilleri mi Çalıyor?

Uluslararası endeks devi MSCI, 18 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Global Market Accessibility Review raporunda Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Raporda özellikle şeffaflık, bilgi akışı, serbest dolaşım (free float) yapısı, piyasa kurallarının sık değişmesi ve açığa satış yasakları gibi konuların yabancı yatırımcı açısından önemli riskler oluşturduğu vurgulandı.

MSCI Tam Olarak Ne Dedi?

MSCI raporunda Türkiye’nin piyasa erişilebilirliği açısından bazı alanlarda gerileme yaşadığına dikkat çekildi.

Öne çıkan başlıklar:

  • Açığa satış yasağının yeniden uygulanması
  • Piyasa kurallarında sık değişiklik yapılması
  • Yabancı yatırımcıların fiyat oluşumuna güven duymasını zorlaştıran uygulamalar
  • Serbest dolaşımdaki payların gerçek durumuna ilişkin soru işaretleri
  • Bilgi akışında ve piyasa şeffaflığında zayıflama
  • Döviz piyasasına yönelik müdahalelerin yatırımcı algısını olumsuz etkilemesi

MSCI özellikle piyasa erişilebilirliğini değerlendirirken sadece işlem hacmine değil, yatırımcıların piyasa verilerine ne kadar güvenebildiğine de bakıyor. Bu nedenle raporun ana mesajı şu: “Piyasanın büyüklüğü kadar şeffaflığı da önemlidir.”

Manipülasyon ve Şeffaflık Konusu Neden Gündemde?

MSCI’nin değerlendirmesinin arka planında son yıllarda Borsa İstanbul’da yaşanan bazı tartışmalar bulunuyor.

Yabancı yatırımcıların sık dile getirdiği başlıca konular:

1. Gerçek Serbest Dolaşım Sorunu

Bazı hisselerde teorik olarak yüksek görünen halka açıklık oranlarının gerçekte işlem gören lot miktarını yansıtmadığı eleştirileri yapılıyor.

Özellikle:

  • Emanet hisseler
  • Grup içi sahiplik yapıları
  • Dolaylı kontrol edilen paylar

nedeniyle serbest dolaşım rakamlarının yatırımcıyı yanıltabildiği savunuluyor.

Bu konu SPK’nın 15 Haziran 2026’da yürürlüğe giren fiili dolaşım düzenlemesinin de temel gerekçelerinden biri olarak görülüyor.

2. Koordineli İşlemler ve Fiyat Oluşumu

MSCI’nin başka ülkeler için kullandığı değerlendirme kriterlerinde de “koordineli işlemler”, “fiyat oluşumunu bozan davranışlar” ve “gerçek yatırımcı davranışının izlenememesi” önemli risk unsurları arasında sayılıyor.

Yabancı fonlar açısından soru şu: “Fiyat gerçekten piyasa tarafından mı belirleniyor, yoksa belirli grupların etkisi altında mı oluşuyor?”

Türkiye İçin En Kritik Tehlike Ne?

MSCI raporunda Türkiye’nin statüsünün değiştirilmesine ilişkin doğrudan bir karar bulunmuyor.

Ancak yatırımcıların dikkat ettiği konu notun kendisinden çok şu: “Yatırım Yapılabilirlik Algısı”

MSCI değerlendirmeleri;

  • Küresel emeklilik fonları,
  • ETF’ler,
  • Endeks fonları,
  • Egemen varlık fonları

tarafından yakından takip ediliyor.

Bir ülke hakkında negatif değerlendirmelerin artması;

  • yeni yabancı girişlerini azaltabiliyor,
  • mevcut yatırımcıların pozisyon küçültmesine yol açabiliyor,
  • ülke risk primini yükseltebiliyor.

Türk Borsası ve Hisseler Nasıl Etkilenebilir?

Kısa Vadede

  • Yabancı yatırımcı ilgisi zayıflayabilir.
  • MSCI endekslerinde ağırlığı yüksek hisseler baskı görebilir.
  • Bankacılık ve büyük sanayi hisselerinde yabancı talebi sınırlanabilir.

Orta Vadede

Eğer eleştiriler dikkate alınırsa tam tersi sonuç da oluşabilir.

Çünkü MSCI’nin eleştirileri aslında bir yol haritası niteliğinde:

  • Şeffaflığın artırılması
  • Fiili dolaşımın gerçekçi hesaplanması
  • Kurallarda öngörülebilirlik
  • Manipülasyonla mücadele
  • Yatırımcı güveninin güçlendirilmesi

halinde Türkiye yeniden yabancı sermaye çekme kapasitesini artırabilir.

BIST Yönetimi ve Düzenleyiciler Nasıl Bir Tavır Aldı?

Borsa İstanbul ve düzenleyici kurumlar son dönemde özellikle:

  • fiili dolaşım oranlarının yeniden hesaplanması,
  • piyasa gözetiminin artırılması,
  • yatırımcı koruma tedbirleri,
  • manipülasyon soruşturmaları,

gibi adımları öne çıkarıyor. Ayrıca SPK, açığa satış yasaklarını “piyasa istikrarını koruma” amacıyla uyguladığını savunuyor.

Ancak MSCI tarafı, yabancı yatırımcı açısından bakıldığında sık değişen kuralların erişilebilirliği azalttığını düşünüyor.

Bankavitrini Yorumu

MSCI raporu doğrudan bir “kriz raporu” değil; ancak Türkiye sermaye piyasaları için güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.

Asıl mesaj şu: Sorun işlem hacminde değil, güven endeksinde.

Borsa İstanbul son yıllarda yerli yatırımcı sayısında rekor kırarken, yabancı yatırımcı payı tarihsel dip seviyelere yakın seyrediyor.

MSCI’nin raporu da tam olarak bu noktaya işaret ediyor: “Yabancı yatırımcı sadece getiri aramaz; şeffaflık, öngörülebilirlik ve adil fiyat oluşumu da ister.”

Türkiye’nin önündeki kritik soru artık şu: Borsa İstanbul, yerli yatırımcı ağırlıklı büyüme modelinden uluslararası güven modeline geçişi başarabilecek mi?

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayicilerle bir araya geldi

“Makroekonomik Görünüm” etkinliğinde iş dünyasının gelecek dönem hedefleri ele alındı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) işbirliğiyle düzenlediği ‘Makroekonomik Görünüm’ programı kapsamında saniyicilerle buluştu.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, GOSB Yönetim Merkezi ve Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen etkinlikte, iş dünyasının gelecek dönem hedefleri ele alındı.

GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Sarıtaş ve Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik’in ev sahipliği yaptığı programa, bölgedeki sanayiciler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. GOSB üyelerinin yanı sıra Otomotiv Tedarik Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (TOSB) faaliyet gösteren işletmelerin yöneticileri de toplantıda yer aldı.

Etkinlikte, Akbank Baş Ekonomisti Çağrı Sarıkaya, küresel ve yerel ekonomik gelişmeler, finansal piyasalardaki görünüm, faiz ve enflasyon beklentileri gibi reel sektörün karar alma süreçlerini yakından ilgilendiren makroekonomik başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Katılımcıların soru ve yorumlarıyla interaktif bir ortamda gerçekleşen buluşma, yeni işbirlikleri geliştirmek için fırsat sundu.

Programda, küresel ekonomik görünüm, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler, finansman koşulları ve piyasa dinamikleri karşısında iş dünyasının daha güçlü stratejik perspektifler geliştirmesine katkı sunacak değerlendirmeler paylaşıldı. Etkinlik, sanayicilerin sorularının yanıtlandığı özel bölümle sona erdi.

– ‘Küresel ekonomide dengeler yeniden kuruluyor’

Açıklamada etkinlikteki görüşlerine yer verilen Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Atik, küresel ekonomide dengelerin yeniden kurulduğu, finansal koşulların ve ticaret dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemden geçtiklerini belirtti.

Sanayicilerin günün koşullarını, ilerleyen dönemin risk ve fırsatlarını doğru okuyabilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Atik, Türkiye ekonomisinde dayanıklılığın, üretim kapasitesini koruyan, istihdam yaratan, ihracata katkı sunan ve yatırım iştahını sürdüren sanayicilerin gücüyle şekillendiğini aktardı.

Atik, ‘Bu bilinçle gerçekleştirdiğimiz Makroekonomik Görünüm programımızda, başta GOSB ve TOSB temsilcileri olmak üzere sanayicilerimizi ağırlamaktan memnuniyet duyduk. İşbirliği için GOSB yönetimine ve programa katılan tüm sanayicilerimize teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de farklı üretim merkezlerinde iş dünyasıyla bir araya gelmeye, ekonomik görünümü, finansal gelişmeleri ve reel sektörün ihtiyaçlarını sahada birlikte değerlendirmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.’ ifadelerini kullandı.

GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sarıtaş da ekonomik dinamiklerin hızla değiştiği ve küresel dönüşümün ivme kazandığı bir dönemde, sanayicilerin doğru ekonomik öngörüye erişiminin her zamankinden daha büyük önem taşıdığına değinerek, şunları kaydetti:

‘Ekonominin gerçek performansı üretim sahalarında şekilleniyor. Organize sanayi bölgeleri ise üretim gücü, istihdam kapasitesi ve ihracata katkısıyla Türkiye ekonomisinin taşıyıcı omurgasını oluşturuyor. Bu güçlü yapının sürdürülebilirliği ve sanayicimizin değişen ekonomik koşulları doğru okuyabilmesi, güçlü veri, sağlıklı öngörüler ve doğru stratejik perspektiflerle hareket edebilmesiyle mümkün. Sanayicilerimizin rekabet gücünü destekleyen güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi için çalışmayı sürdürüyoruz. Akbank işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu programın, katılımcılarımıza ekonomik gelişmeleri değerlendirme ve geleceğe yönelik güçlü perspektifler oluşturma noktasında katkı sunduğuna inanıyorum.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.