Connect with us

GÜNCEL

Mevduat faizi 20 yılın zirvesinde

Yayınlanma:

|

  • Döviz talebinin rekor seviyelere ulaştığı seçimden bir hafta önce brüt döviz ve altın rezervlerinde yaşanan toplam 9 milyar dolara erimenin ardından, dün açıklanan TCMB haftalık bültenine göre, 18 Mayıs ile biten haftada, TCMB’nin brüt döviz rezervleri 2 milyar dolar, altın rezervleri ise 1,5 milyar dolar daha geriledi. TCMB’nın net uluslararası rezervleri ise bizleri yanıltmayarak verilerin açıklanmaya başladığı 2002 yılından bu yana ilk kez eksi seviyelere geçti! Konunun vehametine şu şekilde yaklaşayım: Merkez Bankası açısından finansal bağımsızlığa işaret eden rezerv seviyesi en son 1 Şubat 2002 tarihinde eksi seviyelere gerilemiş ve akabinde 4 Şubat tarihinde IMF ile anlaşma imzalanmıştı.
  • TCMB’nin uzun süredir kuru belli bir bantta tutma çabasına paralel bilanço için net döviz pozisyonu (dış varlıklar – toplam döviz yükümlülükler) eksi 19,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bilanço dışı yani swap kalemlerini de dâhil edersek, genel döviz pozisyonu eksi 76,5 milyar dolar ile başka bir rekor tazeledi. Bunun Türkçe meali, TCMB’nin genel olarak döviz yükümlülükleri döviz varlıklarından 76,5 milyar dolar daha fazla!
  • TCMB’nin toplam altın varlıkları, Mart ayının başında yaklaşık 844 ton ile rekor kırması ardından geride bıraktığımız hafta yaklaşık 673 ton seviyesine geriledi. Sadece geçen hafta 14,1 ton altın kaybeden TCMB, Mart başına göre bakılırsa 171,2 ton altın varlık kaybı yaşadı. Bunun dolar cinsinden karşılığı yaklaşık 10,8 milyar dolara tekabûl ediyor. Benzer bir şekilde, TCMB’nin efektif döviz hacmi Şubat başında yaklaşık 10 milyar dolar seviyesine yanaşması ardından geçen hafta 3,9 milyar dolar seviyesine geriledi.
  • TCMB verilerine hangi açıdan bakılırsa bakılsın, rekor düzeyde bir rezerv erimesi, ivmelenen altın ve efektif erozyonun gölgesinde mevcut para politikasının sürdürülemez olduğu her hafta yeni verilerle bir kez daha teyit ediyor. Seçim sonrasında tablonun yerini hızlı bir toparlanmaya terk etmesini bekliyoruz, aksi takdirde imkânsız üçlemenin sınırlarını zorlayan Türkiye ekonomisinde yeni ve farklı şeyleri konuşmaya başlayacağız!
  • BDDK’nin haftalık bültenine göre, 12 Mayıs ile biten haftada, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hacmi 51 milyar TL, yani yaklaşık 1,4 milyar dolar daha büyüyerek 121,5 milyar dolar ile yeni bir rekor kırdı. KKM’nin toplam mevduat içerisindeki payı %23 ile her hafta yükselişte olduğunun altını çizelim. KKM’nin bir nevi yabancı para enstrümanı olduğu düşünülürse, nasıl sonlandırılabileceği sorusu da iyice zorlaşıyor!
  • Otoritelerin döviz kuru, tahvil faizleri (piyasa faizini) kontrol etmeye yönelik izlediği mevcut para politikası, ticari hayatı da olumsuz bir şekilde etkilerken, 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizi %32,45 seviyesine yükselerek son 20 senenin yeni zirvesine çıkmasını normal ekonomi öğretisi ile izah etmek pek de kolay değil. Keza, dün sonuçlanan ve hiç kimsenin bir beklenti içinde olmadığı hatta gündemi bile meşgul etmeyen TCMB olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizi %8,50 seviyesinde sabit tutuldu. Ortalama mevduat faizi ile ticari kredi faizi arasındaki makas mevduat lehine daha da açılırken, ihtiyaç kredisi %40 seviyesine dayandı. Tüm bu anomalide yol göstermesi beklenen TCMB’nin politika faizi ise %8,50! Çifte kur, çifte faiz, kredi koşullarında zorluklar, finansal sistemi her geçen gün daha da tehdit ederken, önümüzdeki hafta (seçim sonrası) yol haritasının artık belli olmak zorunda olduğunu düşünüyoruz.
  • Kamunun kontrol edebildiği alanlarda TL tahvil faizleri gerilemeye devam ederken, Türkiye’nin 5 yıl vadeli CDS risk primi ise 700 baz puanın hemen altında seyrediyor. CDS priminin alevlenmesi ile Türkiye’nin dolar cinsi borcunun (eurobond) getirisi de %11 seviyesine yakın seyretmeye devam ediyor.  USDTRY kuru interbankta psikolojik 20 seviyesine dayanırken, döviz piyasasının kalbinin attığı Kapalıçarşı’da ise 21,40 seviyesinde işlem görüyor.
  • Biraz da yurtdışına bakalım. Avrupa’nın büyüme motoru konumunda Almanya’da dün açıklanan büyüme verilerinin 2023’te geçen yılın ilk çeyreğine göre hafif daralarak resesyona girmesinin ardından Avrupa borsaları günü düşüşle tamamladı. ABD borsaları ise, Başkanı Biden ve kongredeki üst düzey Cumhuriyetçi Kevin McCarthy arasında -temerrüd riski artık iyice kapıyı çalarken- harcamaları kısmak ve hükümetin 31,4 trilyon dolarlık borç tavanını yükseltmek için 2 yıllık bir vadede anlaşma zemine yaklaşmalarına paralel geceyi yükselişle tamamladı. Çip üreticisi Nvidia, dün yapay zeka (AI) başlığıda açılımı ile bir gecede %24 değer kazanarak, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksini %1,7 yukarıya taşıdı!
  • Doların piyasa kuru olan DXY 104 seviyesinin üzerine yükselerek son 9 haftanın zirvesini yoklarken, Japon Yeni dolar karşısında zemin kaybetmeye devam ederek 140 seviyesini test etti. USDJPY paritesinde yukarıda 142,50 seviyesini ilk hedef olarak takip ediyoruz (137,80 zarar kes). Teknik mânâda doların güçlü seyrine paralel EUR’da 1,0730 seviyesinin altında ikinci hedef seviye olarak 1,05 seviyesini takip edeceğiz. Altının ons fiyatı 1,940 dolar seviyesine gerileyerek 1,990 teknik bölgesinin altında ön plana çıkardığımız nokta hedef seviyeyi test etti. 1,940 dolar seviyesi eğer tepki görevi üstlenemezse düşüş ivmesi hız kazanabilir. Gümüş ise 23,60 dolar teknik seviyesinin hafta başında aşağı yönlü kırması ardından aşağı yönlü isteğin ağır basması ile soluğu 22,70 dolar seviyesinde aldı. Gümüş cephesinde de daha da aşağıda 21 dolar seviyesinin diplerine doğru bir hareketi tamamen göz ardı etmiyoruz.
  • Yeni gün başlangıcında Asya borsalarında karmaşık bir seyir hâkim. Bugün ABD’de 15:30’da açıklanacak FED’in favori enflasyon göstergesi olan PCE enflasyonu dikkatle izlenecek (çekirdek PCE %4,6 seviyesinde sabit kalması bekleniyor). Gözler hafta sonu Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine çevrilecek. Anketlerde yanılma payı yüksek olsa da, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim ipini göğüsleyeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Seçime psikolojik 20,00 seviyesinin hemen altında giren USDTRY bankalararası kurunda, önümüzdeki hafta (sürdürülemez nitelikte olan politikalara paralel) dalga boyunun (volatilitenin) sert bir şekilde artmasını bekliyoruz.

XAU/USD

1,990 dolar seviyesinin aşağı yönlü kırılması ile (kırmız çizgi), teknik mânâda hedeflediğimiz 1,940 dolar seviyesi test edildi. 1,940 dolar seviyesi destek görevi üstlenemezse daha da aşağı seviyeleri konuşacağız. Haftalık kapanışını takip edelim.

16850745797d21122bc4673a9a10213e6485cb52db_1_1200.jpg

USD/JPY 

Teknik olarak önem arz eden 138 seviyesinin üzerine yükselen USDJPY paritesinin gözünü çok daha yukarılara diktiğini; ilk etapta 142,50 seviyesini  takip ediyoruz (137,80 zarar kes).

16850745796fc027acd1709186af7693ee30f61a2b_2_1200.jpg

Fiili Faiz Oranları

Tüm faiz oranları yukarıya giderken yol göstermesi beklenen TCMB’nin politika faizi %8,5 seviyesinde yer alıyor.

1685074579a50dc1ba4c2f2eab177590e24a64fc15_3_1200.jpg

3 aya kadar vadeli mevduat faizi 

20 yılın zirvesinde!

1685074580615b28299e271e7a2f986185f9ab91ae_4_1200.jpg

TCMB Uluslararası Net Rezervler

Net rezervler 21 yıl sonra ilk kez eksiye geçti!

16850745808d2525809b9f5e2108345e2d018dd361_5_1200.jpg

Swap Hariç Net Rezervler

TCMB’nin bilanço için net döviz pozisyonu (dış varlıklar – toplam döviz yükümlülükler) eksi 19,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bilanço dışı yani swap kalemlerini de dâhil edersek, genel döviz pozisyonu eksi 76,5 milyar dolar ile başka bir rekor tazeledi.

1685074581bfb9b396baab4ff5d7dfaf174b8ee264_6_1200.jpg

TCMB Brüt Döviz ve Altın Rezervleri

Son 2 haftada 12,5 milyar dolar; yılbaşından bu yana 27,2 milyar dolar azaldı.

16850745812b4b20fe0bf22a920cd67100f38d3969_7_1200.jpg

TCMB Altın Varlıkları

Mart zirvesine göre bakılırsa son veriler Bankanın yaklaşık 171,2 ton = 10,8 milyar dolar altın varlık kaybettiğini gösteriyor.

16850745826a0b312ff9d12e30aa328b339eff5a4b_8_1200.jpg

TCMB Banknot Stoku

Şubat zirvesine göre bakılırsa TCMB’nin efektif stoku 5,7 milyar dolar azaldı.

1685074582c97e85dbd2632f858139701eb91912f5_9_1200.jpg

KKM

KKM toplam mevduatın %23 seviyesine ulaştı. Toplam stok 121,5 milyar dolar ile her hafta yükseliyor.

16850745834b61908d5cba7340b02d082a5029a005_10_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

GÜNCEL

Enerji mi, jeopolitik kuşatma mı?: ABD, İsrail, Yunanistan ve GKRY aynı masada

Yayınlanma:

|

Yazan:

Doğu Akdeniz’de enerji denklemi yeniden kuruluyor: ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’tan kritik hamle

Haber-analiz | bankavitrini.com

ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de enerji iş birliğini kurumsal zemine taşıyan yeni bir adım attı. Dört ülke, Houston’da Eastern Mediterranean Energy Centre adlı yeni enerji merkezini başlattı ve enerji güvenliği, doğal gaz, altyapı, inovasyon, araştırma, kritik tesislerin korunması ve siber güvenlik başlıklarında ortak yol haritası hazırlanması konusunda anlaştı. Yol haritasının yıl sonuna kadar onaylanması bekleniyor.

Bu adım, yalnızca teknik bir enerji iş birliği değil; Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik, ticaret koridorları ve jeopolitik nüfuz mücadelesinin yeni aşaması olarak görülüyor. Merkezin Rice University Baker Institute bünyesinde kurulması, ABD’nin bölgedeki enerji diplomasisini daha kalıcı bir mekanizmaya dönüştürme niyetini gösteriyor.

Anlaşmanın arka planında “3+1” formatı bulunuyor: Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail üçlüsüne ABD’nin destek verdiği bu yapı, 2019’daki EastMed Act ile kurumsallaşmıştı. Yeni merkez; üniversiteler, araştırma kurumları, özel sektör ve hükümetler arasında enerji güvenliği, yatırım ve altyapı odaklı koordinasyon platformu olarak çalışacak.

Amaç ne?

Görünürde amaç; Avrupa’nın enerji arz güvenliğini artırmak, Doğu Akdeniz gazını ve elektrik bağlantı projelerini daha koordineli hale getirmek. Ancak asıl hedef daha geniş: Rusya’ya bağımlılığı azaltmak, ABD LNG’sinin Güneydoğu Avrupa’ya girişini kolaylaştırmak, İsrail–Güney Kıbrıs–Yunanistan hattını enerji koridoruna dönüştürmek ve Türkiye’nin dışlandığı alternatif bir jeopolitik enerji mimarisi kurmak.

Nitekim ABD’li Venture Global ile Yunan Atlantic-SEE LNG Trade arasında yapılan son anlaşmayla, 2030’dan itibaren 20 yıl süreyle Yunanistan’a yıllık en az 1 milyon ton LNG tedariki planlanıyor. Bu gazın Yunanistan üzerinden Orta ve Doğu Avrupa’ya taşınması hedefleniyor.

Türkiye ve KKTC açısından anlamı

Bu gelişme Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir hamle. Çünkü Doğu Akdeniz’de enerji kaynakları, deniz yetki alanları, Kıbrıs meselesi ve Avrupa enerji güvenliği aynı denklemde birleşiyor.

Özellikle Great Sea Interconnector gibi Yunanistan–Güney Kıbrıs–İsrail elektrik bağlantı projeleri, Türkiye’nin deniz yetki alanı tezleriyle doğrudan kesişiyor. AP’ye göre Türkiye, bu kablo hattının kendi yetki alanlarını ve Kıbrıs Türklerinin haklarını yok saydığı görüşünde. AB ise projeye ciddi finansman desteği veriyor.

Bu nedenle Houston’daki anlaşma, sadece enerji merkezi kurulması değil; Doğu Akdeniz’de Türkiye’siz bir enerji-güvenlik hattının tahkim edilmesi anlamına geliyor.

Ekonomik sonuçlar

Bölgedeki enerji projeleri hız kazanırsa Yunanistan, LNG ve elektrik iletiminde bölgesel merkez olma iddiasını güçlendirebilir. Güney Kıbrıs, enerji diplomasisi üzerinden stratejik ağırlığını artırabilir. İsrail, gaz ve elektrik ihracatı için Avrupa kapısını açık tutar. ABD ise hem LNG ihracatını hem de bölgesel siyasi nüfuzunu artırır.

Türkiye açısından ise risk, enerji denkleminde dışarıda bırakılmak; fırsat ise coğrafi avantajını kullanarak daha ekonomik ve gerçekçi enerji geçiş güzergâhı olduğunu yeniden masaya koymaktır.

Kısa yorum

Doğu Akdeniz’de enerji artık sadece enerji değildir. Boru hattı, LNG terminali, denizaltı kablosu, siber güvenlik ve askeri iş birliği aynı paketin parçaları haline gelmiştir. ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın attığı son adım da bu yeni dönemin işaretidir: Bölgede enerji üzerinden yeni bir jeopolitik hat kuruluyor. Türkiye bu masanın dışında bırakılmak isteniyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın neden yükseldi, neden düşmeye başladı ve bundan sonra ne olabilir?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Altın, sadece bir emtia değildir. Aynı zamanda korkunun, belirsizliğin, enflasyon beklentilerinin ve merkez bankalarının davranışlarının fiyatlandığı küresel bir “güvenli liman” varlığıdır.

Altın neden değer kazandı?

2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:

1. Merkez bankalarının rekor altın alımları

Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.

Neden?

  • ABD yaptırım riskleri
  • Dolar bağımlılığını azaltma isteği
  • Rezerv çeşitlendirmesi

Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.

2. Jeopolitik riskler

Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.

Son yıllarda:

  • Rusya-Ukrayna Savaşı
  • İsrail-Hamas Savaşı
  • İran-İsrail gerilimleri
  • Tayvan kaynaklı riskler

yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.

3. Enflasyon korkusu

ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:

  • Tahvil yerine
  • Nakit yerine

altına yöneldi.

Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.

4. ABD borçlarının büyümesi

ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”

düşüncesiyle altına yöneldi.

5. Reel faizlerin düşmesi

Altının faiz getirisi yoktur.

Bu nedenle:

  • Faiz düşükse altın avantajlıdır.
  • Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.

Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.

Peki altın neden düşmeye başladı?

Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.

1. Kâr realizasyonları

Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.

Büyük fonlar:

  • Kârlarını realize etti.
  • Pozisyon küçülttü.

Bu da satış baskısı yarattı.

2. Doların güçlenmesi

Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.

Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:

  • Altın daha pahalı hale gelir.
  • Talep azalır.

Bu durum altını baskılar.

3. Faiz indirimlerinin gecikmesi

Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.

Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.

4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması

Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.

5. ETF çıkışları

Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.

Altının değerini etkileyen temel faktörler

Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir:

Faktör Altına Etkisi
ABD Faizleri Negatif
Reel Faizler Negatif
Dolar Endeksi Negatif
Enflasyon Pozitif
Jeopolitik Riskler Pozitif
Merkez Bankası Alımları Pozitif
Resesyon Korkusu Pozitif
Güçlü Büyüme Negatif
ETF Girişleri Pozitif
ETF Çıkışları Negatif

Önümüzdeki dönemde altın için olası senaryolar

Senaryo 1: Altın yeniden yükselişe geçer

Şunlar olursa:

  • Fed faiz indirimlerine başlar
  • ABD ekonomisi yavaşlar
  • Jeopolitik riskler büyür
  • Çin alımları devam eder

altın yeni zirvelere yönelebilir.

Bu senaryo altın boğalarının temel beklentisidir.

Senaryo 2: Uzun süre yatay hareket

Şunlar olursa:

  • Faizler yüksek kalır
  • Enflasyon kontrollü düşer
  • Büyük kriz çıkmaz

altın bir süre geniş bantta dalgalanabilir.

Bu en olası orta vadeli senaryolardan biridir.

Senaryo 3: Sert düzeltme

Şunlar olursa:

  • ABD büyümesi güçlü kalır
  • Enflasyon düşer
  • Dolar güçlenir
  • Tahvil faizleri yükselir

yatırımcılar altından çıkıp tahvillere yönelebilir.

Bu durumda altın daha derin bir düzeltme yaşayabilir.

Asıl kritik soru: Altının uzun vadeli hikâyesi bitti mi?

Şu an için hayır.

Çünkü altının uzun vadeli hikâyesini destekleyen unsurlar hâlâ masada:

  • Küresel borç yükünün büyümesi
  • Merkez bankalarının altın alımları
  • Jeopolitik kutuplaşma
  • Dolar sistemine alternatif arayışları
  • Rezerv çeşitlendirme eğilimleri

Bu nedenle kısa vadeli düzeltmeler yaşansa da altının uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.

Okumaya devam et

Cengiz KILIÇ

Cengiz KILIÇ: Lisanssız enerji yatırımlarında 10 yıl sonrası hesap değişti

Yayınlanma:

|

Yazan:

10 Yıllık Lisanssız Santraller İçin Cumhurbaşkanı Kararı: Finansal ve Uygulama Etki Analizi

Yenilenebilir enerji sektöründe uzun süredir beklenen adım atıldı ve 10 yıllık YEKDEM süresini dolduran lisanssız üretim tesislerinin durumu, 12 Haziran 2026 tarihli ve 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile netleşti.

Sektör paydaşları ve yatırımcılar arasında haklı olarak en çok yankı uyandıran soru şu oldu: “Bu karar bizim için iyi mi, kötü mü?”

Kararın piyasa dinamiklerine, tesis işletmesine ve finansal tablolara yansımasını ve etkilerini şu şekilde analiz edebiliriz:

  • Hukuki Belirsizlik Sona Erdi/Olumlu: Özellikle önümüzdeki iki yıl önemli miktarda santralin 10 yılı dolacak. Emektar santrallerin ürettiği elektriğin satışına ilişkin hukuki belirsizlik sona erdi. Görevli Tedarik Şirketi (GTŞ) zorunlu alıcı olarak konumlandırıldı, tesislerin sistem dışında kalma ve şalter indirme riski ortadan kalktı.
  • Satışta Daralan Tavan/Olumsuz: Fiyatlandırmada yüksek Ulusal Tarife tavanı devreden çıktı, yerine “güncel lisanslı YEKDEM fiyatının %90’ı” tavanı getirildi. Bu durum satış gelirlerini doğrudan düşürecek. Mevcut durumda ticarethane tarifesi 3,45 TL iken, yeni YEKDEM x %90 formülüyle bu tavan 2,44 TL seviyesine indi. Öte yandan bu referans değer, bu EPİAŞ duyurularında yayınlanan bir endeks ve bu tavan her ay eskalasyon ile güncelleniyor.
  • Saatlik PTF Kısıtı Kesinleşti/Nötr: Eski EPDK kararı döneminde metinde “aylık ağırlıklı ortalama PTF” yazmasına rağmen, sahadaki fiili faturalandırma uygulaması saatlik PTF tavanını baz alıyordu. Cumhurbaşkanı Kararı ile “saatlik PTF”nin tavan olma durumu en üst normla yasal hale gelmiş ve mevcut uygulama perçinlenmiş oldu.
  • EPDK’nın Dağıtım Bedeli İndirimi/Olumlu: Kısa süre önce yayınlanan EPDK kararı ile sisteme veriş maliyeti tarafında tesisleri rahatlatan kritik bir adım atılmıştı. 10 yılını dolduran lisanssız tesisler “Lisanssız Üretici-2” tarifesi kapsamına alınarak veriş yönlü dağıtım bedelleri 2,08 TL/kWh seviyelerinden 0,65 TL/kWh seviyelerine düşürülmüştü. Cumhurbaşkanlığı kararı ise tersi yönde gelir düşürücü olarak karşımıza çıktı.
  • Çatı ve Arazi GES Ayrışması/Olumsuz: Tüketim ile aynı ölçüm noktasındaki Çatı GES/RES’lerde şebekeye veriş eskisi gibi limitsiz satışa konu edilebilir. Farklı ölçüm noktasındaki Arazi GES/RES’ler için ise sisteme veriş limitini EPDK’nın belirleyeceği hükmü getirildi.

“Tüketim ile farklı üretim noktalarındaki santrallerin (arazi), halihazırdaki küçük tüketim noktaları ile entegre edilmiş şekilde sisteme sınırsız enerji vermesi konusunda önemli bir engel karşımıza çıkabilir. Bu tür santrallerin tüketim miktarlarını artırıcı yönde hareket etmeleri gerekebilir. Nihai durum, karar içinde atıfta bulunulan alınacak EPDK kararıyla netleşecek”


  • Akıllı Üretim ve Toplayıcının Süregelen Rolü: Kararla birlikte Görevli Tedarik Şirketi(GTŞ)’nin nihai alıcı olarak konumlandırılması, piyasadaki toplayıcı şirketlerin fonksiyonunu boşa çıkarmaz. Aksine, tesislerin PTF’ye duyarlı serbest piyasa koşullarına entegre olmasıyla birlikte “kârlı saatlerde müdahale” ve akıllı üretim stratejileri zorunlu hale gelmiş oldu. Toplayıcılar bu santrallere piyasa erişimi (GÖP) ve efektif gelir maksimizasyonu sağlayarak operasyonel desteklerini sürdürmeye devam edecek.

Cengiz Kılıç – Zenergy Genel Müdürü

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.