Connect with us

GÜNCEL

Mevduat faizi 20 yılın zirvesinde

Yayınlanma:

|

  • Döviz talebinin rekor seviyelere ulaştığı seçimden bir hafta önce brüt döviz ve altın rezervlerinde yaşanan toplam 9 milyar dolara erimenin ardından, dün açıklanan TCMB haftalık bültenine göre, 18 Mayıs ile biten haftada, TCMB’nin brüt döviz rezervleri 2 milyar dolar, altın rezervleri ise 1,5 milyar dolar daha geriledi. TCMB’nın net uluslararası rezervleri ise bizleri yanıltmayarak verilerin açıklanmaya başladığı 2002 yılından bu yana ilk kez eksi seviyelere geçti! Konunun vehametine şu şekilde yaklaşayım: Merkez Bankası açısından finansal bağımsızlığa işaret eden rezerv seviyesi en son 1 Şubat 2002 tarihinde eksi seviyelere gerilemiş ve akabinde 4 Şubat tarihinde IMF ile anlaşma imzalanmıştı.
  • TCMB’nin uzun süredir kuru belli bir bantta tutma çabasına paralel bilanço için net döviz pozisyonu (dış varlıklar – toplam döviz yükümlülükler) eksi 19,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bilanço dışı yani swap kalemlerini de dâhil edersek, genel döviz pozisyonu eksi 76,5 milyar dolar ile başka bir rekor tazeledi. Bunun Türkçe meali, TCMB’nin genel olarak döviz yükümlülükleri döviz varlıklarından 76,5 milyar dolar daha fazla!
  • TCMB’nin toplam altın varlıkları, Mart ayının başında yaklaşık 844 ton ile rekor kırması ardından geride bıraktığımız hafta yaklaşık 673 ton seviyesine geriledi. Sadece geçen hafta 14,1 ton altın kaybeden TCMB, Mart başına göre bakılırsa 171,2 ton altın varlık kaybı yaşadı. Bunun dolar cinsinden karşılığı yaklaşık 10,8 milyar dolara tekabûl ediyor. Benzer bir şekilde, TCMB’nin efektif döviz hacmi Şubat başında yaklaşık 10 milyar dolar seviyesine yanaşması ardından geçen hafta 3,9 milyar dolar seviyesine geriledi.
  • TCMB verilerine hangi açıdan bakılırsa bakılsın, rekor düzeyde bir rezerv erimesi, ivmelenen altın ve efektif erozyonun gölgesinde mevcut para politikasının sürdürülemez olduğu her hafta yeni verilerle bir kez daha teyit ediyor. Seçim sonrasında tablonun yerini hızlı bir toparlanmaya terk etmesini bekliyoruz, aksi takdirde imkânsız üçlemenin sınırlarını zorlayan Türkiye ekonomisinde yeni ve farklı şeyleri konuşmaya başlayacağız!
  • BDDK’nin haftalık bültenine göre, 12 Mayıs ile biten haftada, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hacmi 51 milyar TL, yani yaklaşık 1,4 milyar dolar daha büyüyerek 121,5 milyar dolar ile yeni bir rekor kırdı. KKM’nin toplam mevduat içerisindeki payı %23 ile her hafta yükselişte olduğunun altını çizelim. KKM’nin bir nevi yabancı para enstrümanı olduğu düşünülürse, nasıl sonlandırılabileceği sorusu da iyice zorlaşıyor!
  • Otoritelerin döviz kuru, tahvil faizleri (piyasa faizini) kontrol etmeye yönelik izlediği mevcut para politikası, ticari hayatı da olumsuz bir şekilde etkilerken, 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizi %32,45 seviyesine yükselerek son 20 senenin yeni zirvesine çıkmasını normal ekonomi öğretisi ile izah etmek pek de kolay değil. Keza, dün sonuçlanan ve hiç kimsenin bir beklenti içinde olmadığı hatta gündemi bile meşgul etmeyen TCMB olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizi %8,50 seviyesinde sabit tutuldu. Ortalama mevduat faizi ile ticari kredi faizi arasındaki makas mevduat lehine daha da açılırken, ihtiyaç kredisi %40 seviyesine dayandı. Tüm bu anomalide yol göstermesi beklenen TCMB’nin politika faizi ise %8,50! Çifte kur, çifte faiz, kredi koşullarında zorluklar, finansal sistemi her geçen gün daha da tehdit ederken, önümüzdeki hafta (seçim sonrası) yol haritasının artık belli olmak zorunda olduğunu düşünüyoruz.
  • Kamunun kontrol edebildiği alanlarda TL tahvil faizleri gerilemeye devam ederken, Türkiye’nin 5 yıl vadeli CDS risk primi ise 700 baz puanın hemen altında seyrediyor. CDS priminin alevlenmesi ile Türkiye’nin dolar cinsi borcunun (eurobond) getirisi de %11 seviyesine yakın seyretmeye devam ediyor.  USDTRY kuru interbankta psikolojik 20 seviyesine dayanırken, döviz piyasasının kalbinin attığı Kapalıçarşı’da ise 21,40 seviyesinde işlem görüyor.
  • Biraz da yurtdışına bakalım. Avrupa’nın büyüme motoru konumunda Almanya’da dün açıklanan büyüme verilerinin 2023’te geçen yılın ilk çeyreğine göre hafif daralarak resesyona girmesinin ardından Avrupa borsaları günü düşüşle tamamladı. ABD borsaları ise, Başkanı Biden ve kongredeki üst düzey Cumhuriyetçi Kevin McCarthy arasında -temerrüd riski artık iyice kapıyı çalarken- harcamaları kısmak ve hükümetin 31,4 trilyon dolarlık borç tavanını yükseltmek için 2 yıllık bir vadede anlaşma zemine yaklaşmalarına paralel geceyi yükselişle tamamladı. Çip üreticisi Nvidia, dün yapay zeka (AI) başlığıda açılımı ile bir gecede %24 değer kazanarak, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksini %1,7 yukarıya taşıdı!
  • Doların piyasa kuru olan DXY 104 seviyesinin üzerine yükselerek son 9 haftanın zirvesini yoklarken, Japon Yeni dolar karşısında zemin kaybetmeye devam ederek 140 seviyesini test etti. USDJPY paritesinde yukarıda 142,50 seviyesini ilk hedef olarak takip ediyoruz (137,80 zarar kes). Teknik mânâda doların güçlü seyrine paralel EUR’da 1,0730 seviyesinin altında ikinci hedef seviye olarak 1,05 seviyesini takip edeceğiz. Altının ons fiyatı 1,940 dolar seviyesine gerileyerek 1,990 teknik bölgesinin altında ön plana çıkardığımız nokta hedef seviyeyi test etti. 1,940 dolar seviyesi eğer tepki görevi üstlenemezse düşüş ivmesi hız kazanabilir. Gümüş ise 23,60 dolar teknik seviyesinin hafta başında aşağı yönlü kırması ardından aşağı yönlü isteğin ağır basması ile soluğu 22,70 dolar seviyesinde aldı. Gümüş cephesinde de daha da aşağıda 21 dolar seviyesinin diplerine doğru bir hareketi tamamen göz ardı etmiyoruz.
  • Yeni gün başlangıcında Asya borsalarında karmaşık bir seyir hâkim. Bugün ABD’de 15:30’da açıklanacak FED’in favori enflasyon göstergesi olan PCE enflasyonu dikkatle izlenecek (çekirdek PCE %4,6 seviyesinde sabit kalması bekleniyor). Gözler hafta sonu Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine çevrilecek. Anketlerde yanılma payı yüksek olsa da, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim ipini göğüsleyeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Seçime psikolojik 20,00 seviyesinin hemen altında giren USDTRY bankalararası kurunda, önümüzdeki hafta (sürdürülemez nitelikte olan politikalara paralel) dalga boyunun (volatilitenin) sert bir şekilde artmasını bekliyoruz.

XAU/USD

1,990 dolar seviyesinin aşağı yönlü kırılması ile (kırmız çizgi), teknik mânâda hedeflediğimiz 1,940 dolar seviyesi test edildi. 1,940 dolar seviyesi destek görevi üstlenemezse daha da aşağı seviyeleri konuşacağız. Haftalık kapanışını takip edelim.

16850745797d21122bc4673a9a10213e6485cb52db_1_1200.jpg

USD/JPY 

Teknik olarak önem arz eden 138 seviyesinin üzerine yükselen USDJPY paritesinin gözünü çok daha yukarılara diktiğini; ilk etapta 142,50 seviyesini  takip ediyoruz (137,80 zarar kes).

16850745796fc027acd1709186af7693ee30f61a2b_2_1200.jpg

Fiili Faiz Oranları

Tüm faiz oranları yukarıya giderken yol göstermesi beklenen TCMB’nin politika faizi %8,5 seviyesinde yer alıyor.

1685074579a50dc1ba4c2f2eab177590e24a64fc15_3_1200.jpg

3 aya kadar vadeli mevduat faizi 

20 yılın zirvesinde!

1685074580615b28299e271e7a2f986185f9ab91ae_4_1200.jpg

TCMB Uluslararası Net Rezervler

Net rezervler 21 yıl sonra ilk kez eksiye geçti!

16850745808d2525809b9f5e2108345e2d018dd361_5_1200.jpg

Swap Hariç Net Rezervler

TCMB’nin bilanço için net döviz pozisyonu (dış varlıklar – toplam döviz yükümlülükler) eksi 19,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bilanço dışı yani swap kalemlerini de dâhil edersek, genel döviz pozisyonu eksi 76,5 milyar dolar ile başka bir rekor tazeledi.

1685074581bfb9b396baab4ff5d7dfaf174b8ee264_6_1200.jpg

TCMB Brüt Döviz ve Altın Rezervleri

Son 2 haftada 12,5 milyar dolar; yılbaşından bu yana 27,2 milyar dolar azaldı.

16850745812b4b20fe0bf22a920cd67100f38d3969_7_1200.jpg

TCMB Altın Varlıkları

Mart zirvesine göre bakılırsa son veriler Bankanın yaklaşık 171,2 ton = 10,8 milyar dolar altın varlık kaybettiğini gösteriyor.

16850745826a0b312ff9d12e30aa328b339eff5a4b_8_1200.jpg

TCMB Banknot Stoku

Şubat zirvesine göre bakılırsa TCMB’nin efektif stoku 5,7 milyar dolar azaldı.

1685074582c97e85dbd2632f858139701eb91912f5_9_1200.jpg

KKM

KKM toplam mevduatın %23 seviyesine ulaştı. Toplam stok 121,5 milyar dolar ile her hafta yükseliyor.

16850745834b61908d5cba7340b02d082a5029a005_10_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İHRACATÇIYA YÜZDE 3 KUR DESTEĞİNDE KURALLAR DEĞİŞTİ

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB’nin yeni uygulaması 1 Ekim itibarıyla başladı. Döviz almama taahhüdü kaldırılırken yerine %10’luk döviz pozisyon sınırı getirildi. Destek artık firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılacak. 2026’nın son üç ayında yıllık limitlerin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek.

Bankavitrini – Özel Haber

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalara yönelik Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasında 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni dönem başladı.

Ağustos ayında yapılan düzenlemenin ayrıntıları netleşirken, yeni sistemde yalnızca dövizini Türk lirasına çeviren firmaya destek verilmesi anlayışından, üretim, istihdam ve katma değer yaratma kapasitesini de dikkate alan bir modele geçildi.

TCMB de 28 Eylül’de yayımladığı analizinde yeni uygulamanın daha kapsayıcı ve katma değeri esas alan bir yapıya kavuştuğunu açıkladı.

%3’lük destek devam ediyor

Döviz dönüşüm desteğinin temel oranı %2 olarak korunurken, geçici olarak uygulanan %3’lük destek oranı 31 Ocak 2027’ye kadar devam edecek.

Başka bir ifadeyle, uygun koşulları sağlayan firma TCMB’ye sattığı destek kapsamındaki dövizin TL karşılığı üzerinden bu dönemde %3 oranında destek alabilecek. Ancak yeni sistemde kritik nokta, firmanın istediği miktarda dövizi destek kapsamında satamayacak olması.

Çünkü artık destek tutarı ve döviz satış limiti firmanın yarattığı katma değerle ilişkilendiriliyor.

“Döviz alma” şartı kalktı, yerine %10 sınırı geldi

Yeni düzenlemenin firmalar açısından en önemli değişikliklerinden biri, daha önce uygulanan “dönüşüm sonrasında 1 ay döviz/altın almama” şartının kaldırılması.

Bunun yerine firmalara döviz pozisyon oranı sınırı getirildi. Yeni uygulamada firmanın likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı ile toplam aktiflerinden yüksek olanına oranının %10’u aşmaması gerekiyor.Bu değişiklik özellikle bilançosunda yüksek miktarda likit döviz bulunduran şirketler açısından önemli.

Artık banka açısından sadece: “Firma döviz aldı mı?” sorusu değil, “Firmanın bilançosundaki likit döviz pozisyonu ne kadar?” sorusu da önem kazanacak.

Desteğin miktarı artık firmanın “katma değerine” bağlı

Yeni sistemin en dikkat çekici tarafı ise destek kapsamında satılabilecek döviz miktarının firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılması.

TCMB’nin hesabında iki temel unsur dikkate alınıyor: Faaliyet kârı + işgücü maliyeti

Faaliyet kârı, firmanın Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirdiği yıllık gelir tablosundan alınırken, işgücü maliyeti SGK kayıtlarındaki çalışanlar için ödenen maaş/ücret ve primlerin 12 aylık toplamından oluşuyor. Faaliyet kârı negatif olan firmalarda ise kâr tutarı sıfır kabul ediliyor.

Dolayısıyla zarar eden ancak yüksek istihdam maliyeti bulunan bir şirket de tamamen sistemin dışında kalmıyor.

Örnek: 100 milyon TL katma değer yaratan firma

Bir şirketin;

  • Faaliyet kârı: 40 milyon TL
  • 12 aylık işgücü maliyeti: 60 milyon TL olsun.

Firmanın dikkate alınan katma değeri:

40 + 60 = 100 milyon TL olacak.

Bu rakam, firmanın destek kapsamında satabileceği döviz tutarının belirlenmesinde esas alınacak.

Burada önemli bir ayrım var: 100 milyon TL katma değer, 100 milyon TL destek anlamına gelmiyor.

%3’lük destek oranında 100 milyon TL’lik dönüşümün destek karşılığı: 3 milyon TL oluyor.

Ayrıca yıllık toplam destek tutarı 100 milyon TL ile sınırlandırılmış durumda.

2026’nın son üç ayında limit dörtte bire düşüyor

Yeni sistemin ilk uygulama dönemi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri de 2026 yılına ilişkin geçiş hükmü.

1 Ekim-31 Aralık 2026 döneminde yıllık olarak hesaplanan katma değer tutarının ve yıllık destek üst sınırının yalnızca dörtte biri dikkate alınacak.

Bu nedenle yıllık destek üst sınırı olan 100 milyon TL, 2026’nın son üç ayında: 25 milyon TL olarak uygulanacak.

Aynı şekilde firmanın yıllık katma değerine göre hesaplanan limit de 2026 son çeyreğinde dörtte bir oranında dikkate alınacak.

Yeni sistem doğrudan ihracatçı olmayan üreticiyi de kapsıyor

Düzenlemenin reel sektör açısından bir başka önemli boyutu ise tedarikçi firmalar.

Bir şirket ihracatı doğrudan kendisi gerçekleştirmiyor, ürünlerini aracı ihracatçı üzerinden ihraç ediyorsa, belirli koşulların sağlanması halinde döviz dönüşüm desteğinin tedarikçi firmaya doğrudan ödenebilmesinin önü açıldı.

TCMB, bu düzenlemeyle doğrudan ihracatçı olmayan daha fazla tedarikçi firmanın destekten yararlanmasının amaçlandığını belirtiyor.

Bu değişiklik özellikle ihracatını dış ticaret şirketleri veya aracı ihracatçılar üzerinden yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

44 bin firma destekten yararlandı

TCMB’nin verilerine göre uygulamanın başladığı 2023 yılından bugüne yaklaşık 44 bin firmaya döviz dönüşüm desteği sağlandı.

Destekten yararlanan firmaların toplam ihracatçı firmalar içindeki payı da 2026 yılında %34’e ulaştı.

TCMB, yeni düzenlemeyle bu oranın daha da artmasını bekliyor.

Merkez Bankası’nın analizine göre yeni sistem özellikle daha önce döviz almama taahhüdü nedeniyle destekten yararlanamayan, ancak yüksek katma değer üreten firmaların da sisteme dahil olabilmesini amaçlıyor.

TCMB’nin yeni modelindeki temel değişiklikler

Konu 1 Ekim 2026 sonrası
Destek oranı %3 – 31 Ocak 2027’ye kadar
Temel destek oranı %2
Döviz almama taahhüdü Kaldırıldı
Döviz pozisyon sınırı %10
Firma satış limiti Katma değerle ilişkilendirildi
Katma değer hesabı Faaliyet kârı + işgücü maliyeti
Yıllık destek tavanı 100 milyon TL
2026 son çeyrek destek tavanı 25 milyon TL
Tedarikçi firma Belirli şartlarla doğrudan destek alabilecek

Bankacılık açısından yeni dönem: Kontrol yükü artıyor

Yeni düzenleme yalnızca ihracatçı firmaların hesaplama yöntemini değiştirmiyor.

Bankaların kontrol fonksiyonu da önem kazanıyor.

Çünkü artık firmanın;

  • döviz pozisyonu,
  • ihracat bedelinin kaynağı,
  • destek kapsamında satılabilecek döviz miktarı,
  • katma değer hesabı,
  • gerekli mali belgeleri birlikte değerlendirilecek.

Bu da döviz dönüşüm desteğini bankalar açısından basit bir döviz alış-satış işleminden çıkararak firma ve bilanço bazlı bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor.

Asıl değişiklik: “Dövizini getirene” değil, “katma değer yaratana” daha fazla alan

Yeni sistemin arkasındaki temel yaklaşım TCMB’nin kendi açıklamasında açık biçimde ortaya konuluyor.

Merkez Bankası, yeni uygulamayla desteği “yurt içinde üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer oluşturan ve net döviz satım eğilimi yüksek firmalara” yönlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Bu açıdan bakıldığında yeni modelde üç kriter öne çıkıyor:

1. Döviz pozisyonu

Firma bilançosunda ne kadar likit döviz taşıyor?

2. Katma değer

Firma ne kadar faaliyet kârı ve istihdam yaratıyor?

3. Döviz dönüşümü

Firma elde ettiği yurt dışı kaynaklı dövizin ne kadarını TL’ye çeviriyor?

Dolayısıyla sistem, klasik anlamdaki “dövizini bozdur, %3 primi al” mekanizmasından daha farklı bir yapıya dönüşüyor.

İhracatçı yeni dönemde nelere dikkat etmeli?

1 Ekim itibarıyla destekten yararlanmak isteyen firmaların özellikle şu dört başlığı kontrol etmesi gerekiyor:

• Döviz pozisyon oranı %10’un üzerinde mi?

• Faaliyet kârı ve işgücü maliyeti ne kadar?

• Bu rakamlara göre destek kapsamında satılabilecek döviz limiti ne?

• 2026 son çeyreğinde bu limitin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek mi?

Bunlara ek olarak, aracı ihracatçı üzerinden çalışan üreticilerin de tedarikçi olarak doğrudan destek alma koşullarını ayrıca değerlendirmesi gerekiyor.

Bankavitrini’nin notu

Yeni düzenleme, döviz dönüşüm desteğinde önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.

Eski sistemin odağında “döviz alma” davranışı varken, yeni sistemin odağı “döviz pozisyonu + katma değer + istihdam” üçlüsüne kayıyor.

Bu nedenle özellikle yüksek ihracat yapan şirketlerin yalnızca ihracat rakamlarına değil, bilanço yapısına, faaliyet kârlılığına ve işgücü maliyetine de bakarak destek kapasitesini hesaplaması gerekiyor.

TCMB açısından ise hedef, desteğin rezervlere yaptığı katkının daha kalıcı hale gelmesi ve desteğin yüksek katma değer yaratan firmalara daha fazla ulaşması.

Kaynak: TCMB – Döviz Dönüşüm Desteğinde Yeni Dönem

Okumaya devam et

GÜNCEL

Faiz ateşi dünyayı sararken, gözler ABD istihdam raporuna çevrildi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel tahvil piyasalarında satış baskısı derinleşirken, devletlerin ve şirketlerin borçlanma maliyetleri uzun yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. ABD’de 10 yıllık tahvil faizi dün gün içinde %5,34 ile 2002’den bu yana en yüksek seviyeyi görürken, İngiltere’de 30 yıllık faiz %6’yı aşarak 1998’den bu yana zirveye çıktı. Bu yükselişte başrolü, enflasyonu canlı tutan yüksek enerji maliyetleri oynuyor. Ancak yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarının artan finansman ihtiyacını ve küresel ekonominin yüksek faizlere rağmen güçlü kalmasını da göz ardı etmemek gerekiyor.

Son dönemlerde mütemadiyen küresel tahvil faizlerindeki yükselişi anlatıyoruz. Devletlerin borçlanma maliyetlerinden konut, otomobil ve öğrenci kredilerine kadar ekonomideki pek çok faiz oranı tahvil faizlerinden etkileniyor. Mesela uzun vadeli faizlerin yükselmesiyle ABD’de konut kredisi faizi geçen ay %7’yi aşarak iki yılı aşkın sürenin zirvesine çıktı. İngiltere’de faizlerin yükselmesi kamu borcu için ödenen faizin milli gelire oranı pandemi öncesindeki ortalamanın yaklaşık iki katına yükseldi. Daha çarpıcı olan ise büyük ekonomilerin kamu borçları için ödediği faizin, dünyada yapay zekâ, savunma veya temiz enerji alanlarının her birine yapılan toplam yatırımdan daha yüksek olması. Bu bakış açısıyla konuya yaklaşınca, tahvil piyasasındaki satış dalgası sadece yatırımcıları ilgilendiren bir fiyat hareketinden ziyade, faiz hadlerinin yüksek kalması, yatırımların ve nihayetinde küresel büyümenin de önünde en büyük engel olarak görülüyor.

Hafta ortası Fed’in yakından takip ettiği PCE enflasyonunun beklentilerin altında kalmasının ardından Fed cephesinde gelen açıklamalar 28 Ekim olağan FOMC toplantısında üst üste ikinci bir faiz artırımına gidilmesi ihtimalini önemli ölçüde azalttı. New York Fed Başkanı Williams para politikasında değişiklik yapmak için aciliyet olmadığını söylerken, diğer Fed yetkililerinden gelen açıklamalar da benzer tonda olunca, ekim toplantısına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta başındaki yaklaşık %70 seviyesinden %25’e kadar gerilerken, beklentiler büyük ölçüde aralık toplantısına kaydı. Bu sabah itibariyle 9 Aralık toplantısına yönelik artırım beklentisine %80 ihtimal tanınıyor. Fed üyelerinin büyük bir kısmı, yükselen tahvil faizlerinin enflasyonu frenleyici etkisinden bahsetmeye başladı!

ABD’de dün 10 yıllık tahvil faizi %5,34 ile 2002’den bu yana en yüksek seviyeyi gördükten sonra bu sabah %5,25 civarına geriledi. ABD borsaları geceyi hafif de olsa yükselişle tamamlarken, yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda ise satıcılı bir seyir görüyoruz. Tokyo’da çekirdek tüketici enflasyonunun son 10 ayın en yüksek seviyesine çıkmasının ardından faiz artırım beklentileri yeniden canlanırken, Japonya’nın Nikkei endeksi %1 geriledi. Hong Kong borsası %2,5’ten fazla düşerken, bölgenin geri kalanında ise daha yatay bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz.

Avrupa’da ise Fransa’nın bütçesine yönelik endişeler yeniden ön plana çıkarken, Fransa 10 yıllık tahvil faizi %5’e yaklaştı. Fransa ile Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki fark 140 baz puanı aşarak 2012’den bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, ortak para birimi euro da dolar karşısında 1,1250 seviyesine gerileyerek son dört ayın en düşük seviyesini gördü. Güvenli liman talebi doları desteklerken, Dolar Endeksi (DXY) 102 seviyesini aşarak Nisan 2025’ten bu yana zirveye çıktı.

Orta Doğu’daki askerî hareketliliğin artması ve Çin’in petrol ürünleri ihracatını durdurması enerji fiyatlarını yukarıda tutarken, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 102 doların üzerinde işlem görüyor. Havanın kasvetli olması, risk iştahının azalması ve güvenli liman talebiyle doların ön plana çıkmasıyla birlikte kıymetli metallerde de keyifsiz seyrin devam ettiğini görüyoruz. Altının ons fiyatı 4,175, gümüş ise 61 dolar civarında yatay seyrederken, kripto cenahında amiral gemisi Bitcoin teknik mânâda da güçlü görünümünü koruyarak 85 bin dolar seviyesinde işlem görüyor.

Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanacak istihdam raporu günün ana gündem maddesi olarak takip edilecektir. Eylül ayında tarım dışı istihdamın 90 bin kişi artması, işsizlik oranının ise %4,1’de kalması beklenirken, raporun alt kalemlerinde Fed’in de yakından takip ettiği ücret artışları yakından takip edilecektir. Verinin son dönemlerde bir ay artı bir ay eksi şeklinde gelmesi hatta geçmişe yönelik revizyonlar da dikkate alındığında sağlıklı bir gösterge olmaktan uzaklaştığını düşünsek de, hem fiyat istikrarı, hem de tam istihdam görevi olan Fed tarafından yakından takip edilmesi, piyasalar tarafından da verinin dikkate alınmasına neden oluyor. Bu bağlamda, beklenti seti ve geçmişe yönelik olası revizyonlar da dikkate alındığında, veri ardından volatiliteye hazırlıklı olmak gerekiyor. Daha da basit bir anlatımla, beklentilerin üzerinde gelecek ücret artışlarının ya da istihdamın canlı olduğunun anlaşılmasının, enflasyon endişelerini yeniden güçlendirerek tahvil faizleri ve dolar üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise fon krizinin yansımalarını dün de takip etmeye devam ettik. SPK erken saatlerde yol haritasını açıklarken, Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek de farklı platformlarda yaptığı açıklamalarda yaşananların sistemik bir risk teşkil etmediğini vurgulayarak güven telkin etmeye ve kaygıları yatıştırmaya çalıştı. Hisse senetlerinde önceki günlerin satıcılı seyrinin aksine alıcılı bir hava hâkim oldu. Borsa İstanbul ana endeksi günü %2,5 artıda tamamlarken, bankacılık hisseleri ise %2 yükseldi.

Temennimiz, devletin tüm organlarının seferber olmasıyla bu krizin bir an önce geride bırakılmasıdır. Dün de belirttiğimiz üzere, sorumluların hukuk önünde hesap verdiği, yatırımcı haklarının sonuna kadar korunduğu ve işini doğru yapan kurumlarla yatırımcıların yeniden güven içinde buluştuğu daha sağlıklı bir piyasa düzeninin bu süreçten çıkmasını ümit ediyoruz.

Dün açıklanan İTO verilerine göre İstanbul’da tüketici fiyatları eylül ayında %2,11 artış kaydetti. Böylelikle yıllık İTO enflasyonu %35’ten %33,6’ya gerileyerek Kasım 2021’den bu yana en düşük seviyeye indi. Gıda fiyatlarının öne çıktığı dünkü veride son beş yılın eylül ayı ortalamasının %4’ün hafif üzerinde olduğu da not edelim. TÜİK, eylül ayı enflasyon verisini pazartesi günü açıklayacak. Anketlere göre aylık TÜFE beklentisi %2,2 civarında olurken, beklentinin gerçekleşmesi hâlinde yıllık enflasyon %31,5’ten %30,2’ye gerileyeceğini not edelim.

Her hafta perşembe günü açıklanan TCMB’nin haftalık bültenini ve analitik bilançoda yaşanan gelişmeleri enine boyuna irdeledik. En taze veriye göre, 30 Eylül valörlü işlemlerde, TCMB net yabancı para pozisyonu 34,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Fon krizinin patlak verdiği son iki haftalık süreçte net pozisyonun 11,4 milyar dolar erdiğini hesaplıyoruz. Altın fiyatlarında yaşanan gerilemenin de net pozisyon üzerinde aşağı yönlü baskı kurduğunu göz ardı etmeyelim. Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatlarında (DTH) ise 25 Eylül ile sona eren haftada 1,3 milyar dolar artış yaşandı. Son üç haftayı birlikte değerlendirdiğimizde DTH hacminde 6,2 milyar dolar artış görüyoruz. Rezervlerde erime ve DTH hacminde yaşanan artışı fon krizinin yarattığı ruh hâlindeki değişime bağlıyoruz. Yurt dışı yerleşiklerin portföy tercihinde ise farklı bir eğilimin hâkim olduğunu not edelim. Söz konusu haftada hisse senetlerinde 0,36 milyar dolar artış yaşanırken, devlet iç borçlanma senetlerinde (kesin alım) 0,4 milyar dolar çıkış görüyoruz.

USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde hafta sonu fonlama etkisi de dâhil 49,13 seviyesinden işlem görüyor. Doların güçlü seyriyle gerileyen paritelerin de etkisiyle GBPTRY ve EURTRY kurları ise salı günü valörlü işlemlerde sırasıyla 64,80 ve 55,25 seviyelerinde bulunuyor. CDS risk primi 257 baz puana yükselirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,46 seviyesinde yatay kaldı. Herkese güzel bir hafta sonu diliyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TCMB’den KOBİ kredilerinde gevşeme: Sınır yüzde 5’e çıktı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), KOBİ kredilerinin büyüme sınırını yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltti. TL zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları da düşürüldü. Düzenleme, kredi kanalında kontrollü bir gevşeme adımı olarak öne çıktı.

TCMB, 1 Ekim 2026 tarihli 2026-43 sayılı Makroihtiyati Çerçeve Basın Duyurusu ile bankaların kredi kullandırma kapasitesini etkileyen iki önemli değişiklik yaptı.

Buna göre KOBİ kredileri için uygulanan yüzde 4,5’lik büyüme sınırı yüzde 5’e yükseltildi. Böylece bankaların KOBİ’lere kullandırabileceği kredi hacmindeki izin verilen büyüme oranı 0,5 puan artırılmış oldu.

İkinci adım: Bankaların likiditesi rahatlayacak

TCMB aynı duyuruda Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının düşürüldüğünü açıkladı. Merkez Bankası, değişikliğin amacını makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek olarak açıkladı.

Bu düzenleme, KOBİ kredi büyüme limitinin artırılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bankaların kredi verme tarafında önceki döneme göre bir miktar daha fazla hareket alanına kavuşması anlamına geliyor.

KOBİ kredilerinde önce sıkılaştırma yapılmıştı

TCMB, 23 Mayıs 2026’da KOBİ’lere kullandırılan TL kredilerinin sekiz haftalık büyüme sınırını yüzde 5’ten yüzde 4,5’e indirmişti. Aynı düzenlemede KOBİ dışı işletme kredilerinin büyüme sınırı da yüzde 3’ten yüzde 2’ye çekilmişti.

1 Ekim’deki yeni kararla KOBİ kredilerinde söz konusu sınır yeniden yüzde 5’e yükseltilmiş oldu.

Sanayici ve KOBİ açısından ne değişecek?

Yeni düzenleme, KOBİ kredilerinde kredi musluğunun tamamen açılması anlamına gelmiyor. Ancak önceki yüzde 4,5’lik sınıra göre bankalara daha yüksek kredi büyütme imkânı tanıyor.

Özellikle yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında, düzenlemenin KOBİ’lerin işletme sermayesi ve yatırım finansmanına erişimini bir miktar kolaylaştırması beklenebilir. Bunun ne ölçüde gerçekleşeceği ise bankaların kredi iştahına, faiz oranlarına ve firma bazındaki risk değerlendirmelerine bağlı olacak.

Önemli nokta: TCMB’nin duyurusunda zorunlu karşılıklardaki bloke tesis oranlarının düşürüldüğü belirtilirken, bu duyuruda yeni oranların ayrıntısı yer almadı.

Bankacılık sektörü açısından mesaj

TCMB’nin son hamlesi, yıl içinde KOBİ kredilerinde uygulanan sıkılaştırmanın kısmen geri alınması ve bankaların likidite koşullarının desteklenmesi şeklinde okunabilir. Ancak bu adım, genel kredi politikasında kapsamlı bir gevşeme ilanı değil; KOBİ kredileri ve bankacılık likiditesi tarafında hedefli bir düzenleme niteliğinde.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.