Connect with us

BANKA HABERLERİ

Mobbing mağduru bankacı konuştu

Yerli Sermayeli eski Muğla Şube müdürü K.A.C.’ye açtığı MOBİNG davasını YEŞİM K. kazandı. Yerli Bankada ilk defa bir müdürü MOBBİNG cezası aldı. Banka hala bu müdür ile çalışmaya devam ediyor. Dava sonuç detayını ayrı haber ile yakında yayınlayacağız.

Yayınlanma:

|

Yerli Sermayeli bankanın Muğla şubesinde yaşanan mobbing mağduriyeti birinci elden yaşayanlar tarafından dile getirildi. 2019 Haziranında anlatılanlardan ders almayan banka aynı uygulamaları artırarak devam ettirdiği yönünde şikayetler artıyor. Bu röportajı hatılamakta fayda var.

İşte infial yaratan röportaj :

BankaVitrini : Yeşim K. siz 2006 yılında Yerli Sermayeli büyük bankalardan birinde işe başladınız, Bankacılığa nasıl başladınız o zamanki duygularınızı hatırlıyor musunuz ?
Bankacılık o yaşlarda hep hayalindi. Bankada çalışanlara hep gıpta ile bakar ve onlara özenirdim. Bankada ilk başladığımda çok mutlu ve heyecanlıydım. Yeni umutlar ve hayallerle istediğim bir işe başlamıştım Her şey çok güzeldi. Yöneticilerim ve çalışma arkadaşlarımla huzurlu ve mutlu ekip ruhu ile çalışılan bir çalışma ortamımız vardı. Müşterilerimiz ile bütünleşmiş ailelerinin bankacısı olmuştuk.
BV : Yerli Sermayeli Bankanın Muğla Şubesi Banka çalışanların da son günlerde çok gündeme geldi. İlk sorunlar ne zaman kendini gösterdi, bu huzurlu ortamın bozulmasını ilk ne zaman fark ettin?
Bu mutluluk Ocak 2017 yılına kadar sürdü. Bu zamana kadar hiç bir yöneticimle sorun yasamamıştım. Mobbingin ne olduğunu da bilmiyordum. Bir şube yönetici senin kaderini değiştirecek, seni işten attıracak deseler inanmazdım. Ama tam da bu noktada bunu yaşadım. Ne kadar işimi severek yapsam da beni bu işten soğutmak için elinden geleni yaptı. 13 yıllık emeğim gözümün önünde elimden kaydı gitti, daha doğrusu emeğim, alın terim, planlarım hayallerim çalınıyordu, kimseye de sesimi duyuramıyordum.
BV : Örnekleyebilir misin, ne gibi farklı uygulamalar ve yaptırımlar ile karşılaştın. Bankacılık iş etik kurallarına uymayan sana ters gelen ne gibi yaklaşımlar ile karşılaştın?
Şube müdürü değiştiğinde eski şubesinden bilgiler gelmeye başlar, zaten gelen müdürün eski şubesinde insanları nasıl haksız yere işten attırdığını, insanlara mobbing uyguladığını duyuyorduk, ta ki yaşayana kadar bazı duyduklarımızın da abartı olabileceğini düşünürdüm. Yaşadıklarımdan sonra duyduklarımın yapılanların çok küçük bir kısmı olduğunu yaşayarak acı bir şekilde gördüm. Herkesin içinde azarlamalar, aşağılamalar, küçük düşürücü cümleler hepsi vardı. Bankacılıkta moral çok önemli sonuçta sürekli insanlar ile temas halindeyiz. Haksız yere azar, aşağılama, küçümseme ile o moral motivasyonunuzu nereye kadar koruyabilirsiniz ki? Sistem size bir Performans notu çıkarmış o sizin hakkınız sonuçta bunu düşürmek art niyet değil, kul hakkı değil de nedir?

BV : Diğer çalışma arkadaşlarında da benzer huzursuzluklar gözlemledin mi? Yoksa kişisel bir sorun mu vardı. Tabi içlerinde halen çalışanlar olduğu için isim ve servis belirtemeyeceğin için genel anlamda değişim var mıydı?
Şubede 15’den fazla kişi olmasına rağmen kimse bizim çalışanların sesini duymadı. Herkes huzursuzdu ama benim huzursuzluğum biraz daha farklıydı. Çünkü şubede müdür tarafından bütün oklar bana çevrilmişti. Neden mi ? Bana yaptığı haksızlıklara karşı susup oturmadığım için, haksızlığı kabullenmek İnsan onuruna yakışmaz. Ben böyle yetiştirildim. Size söylenenler makul ve mantıklı değil ise orada çatışma başlar. Diğer bankalardan teklifler geldi zamanında kurum bağlılığım olduğu için ilgilenmedim. Hata yapmışım.
BV : Müdür senin üzerinde diğer çalışanlara mesaj mı vermek istiyordu bu durumda? Daha aynı şubeden işten çıkarılanlar olduğunu da duyduk. En son Güvenlik Görevlisi de işten çıkarılmıştı. Eski ve yeni şubede bu müdür zamanında kaç çalışan işten ayrıldı?
-Benim üzerimden mesaj verdiğini sanmıyorum. Zaten sürekli personelleri işten çıkarmaya çalıştığı biliniyor. Ama şubede 3 dönem üst üste sadece benim notumu düşürmesi işi kişiselleştirdiğini gösterir. Yani bana uyguladığı mobbingi diğer çalışanlara uygulamıyordu. Mobbingte ayrıcalıklıydım yani. En son şubeden güvenlik görevlisi işten atıldı, taşeron olmasına rağmen, benim duyduğum ve bildiğim toplamda bu müdürün çalıştığı şubelerde 20 kişinin işten ayrıldığıdır. “Herkes yanlış, yönetici mi doğru” diye sorgulamak lazım aslında ama bunu yapacak irade ve İK Bankada yok şuanda.

BV : “Şubeden herkes yanlış da bu Müdür arkadaş mı doğru diye hiç öz eleştiri yapmıyor mu” sence? Yönetim Kurulundan Birinin korumasında ve himayesinde olduğu için kendisine İK bir şey yapamadığı da çok dillendirildi, gerçekten böyle miydi?
-Kesinlikle kollanıyor. Gücünü de buradan alıyor. Yoksa iş odaklı çalışsa personel ile niçin uğraşır ki bir müdür? Örnek vereyim yapılanlar o kadar dayanılmaz hale gelince Genel Müdürlük İK’ya  sorunlarımı anlattım. Genel Müdüre kadar mesaj attım. Sağ olsun şubeye kadar geldiler benim ile görüşme gereği bile duymadan Müdür beyin odasında kahve içip gittiler.
BV Daha önceki Müdürlerin ile herhangi bir sorun yaşamış mıydın? Hakkında daha önce uyarı kınama, maaş kesme, zorunlu izin, terfi erteleme gibi bir yaptırım ve ceza yaşadın mı?
alıştığım 13 yıllık çalışma hayatımın 11 yılı hiç bir yöneticimle sorun yaşamadım. Tam tersi hepsi beni motive ederek kariyer planıma yardımcı oldular. Son 2 yıl kabustu. Geriye dönüp bakıyorum da acınacak haldeler. Emeklerimi helal etmiyorum.
BV : Tıp Mobbingi “Psikolojik Şiddet” olarak tanımlıyor. Baskılar sende ne gibi Psikolojik değişimlere neden oldu ?
-Yaşanan 2 yıllık süreç benim için hiç kolay olmadı. 2018 Eylül ayında ağır depresyon teşhisiyle tedaviye başladım ve öncesinde stresten geçirdiğim rahatsızlıklar oldu. İşime odaklanamaz, iş planı yapamaz hale getirilmiştim. Koşa koşa gittiğim işimde ayaklarım ger geri gidiyordu. O ortamda da normal insan çalışamaz zaten. Şubenin yarısı ilaç kullanarak işe gidiyor. Yazık insanlara. İşten ayrıldım ilaç kullanmayı bile bıraktım dünya varmış. Geriye dönüp baktığımda, en çok içimi acıtan da o süreçte çocuğuma kötü davranmaya başlamamdı. Şimdi gayet iyiyiz anne-oğul günlerin keyfini çıkarıyoruz. Şu an yeniden doğmuş gibiyim, kötü günler geride kaldı.

BV : Tayın düşünmedin mi? Bölge sorunlarını sahiplenmedi mi ? Bireyselden sorumlu Bölge Yöneticileri ne işe yarar? İşin içine dahil olmadılar mı bu süreçte?
-Tayin düşünmedim. Çünkü küçük bir oğlum var. Ona annem bakıyordu ben çalışırken tayin isteseydim gittiğim yerde yeni bir hayat kuracak kadar maaş almıyordum. Yani hem benim hem de oğlum için zor olacaktı. Bize sahip çıkması gereken bölge ekibi de “ha var ha yok” bu tür sorunları yönetebilecek düzeyde değiller. Zaten şu ana Bölgeler Mobbingin ana unsuru olmuş durumda. Bölgelerin personel gözünde bir saygınlığı vardı onu da bitirdiler uygulamaları ile.
BV : 2019 yılında ayrıldınız. Daha doğrusu şu meşhur 17-18 madde gerekçe gösterilerek Performans nedeni ile işten çıkarıldınız. Gerçekten Performans düşüklüğü söz konusu muydu? Hedefleme doğru muydu? Lokasyon analizi yapıldı mı mesela, yönlendirme ve eksik görülen alanlarda gelişmene yönelik eğitimler ile takviye gördünüz mü? Performans nedeni ile çıkarmada İş Mahkemeleri bunların yapılıp yapılmadığını sorguluyor çünkü.
-2017 -2019 yılları arasındaki performans notlarım iyi olmasına rağmen şube müdürü 3 dönem üst üste notumu düşürmüştür. Notu benden daha düşük olanlar olmasına rağmen hala çalışmaktadırlar. Bu da tamamen kişisel mobbinge maruz kaldığımın göstergesidir. Bankada kendilerine göre Performansı düşük personele yönelik işten atma dışında bir uygulaması yok maalesef. Geçmiş emeğiniz unutuluyor. Başarılarınız unutuluyor. Sadece o döneme bakılıyor. İyi ya da kötü ayrımı var sistemlerinde. 13 yıl sonra anlıyor Performans düşüklüğünü sistemleri. O kadar adil ve liyakat sistemi işliyor yani. Şimdi düşünüyorum da gülüp geçiyorum. Yemişim sizin performans sisteminizi. Bankanın Borsa değeri yarıya düşmüş ama üst yöneticilerin performansı hep yüksek onlara göre. Yeterlilik yok, yetkinlik var bunlarda. Sistemin kimi çarpacağı belli değil. Hiç kimse önünü göremediği için “ne zaman sıra bana gelecek” modunda çalışıyor bankada herkes, bu ortamda verim olur mu?
BV : Mobbing davasına nasıl karar verdin ? Bankacılık sektöründe işe iade, mesai gibi davalar yoğun ama Mobbing davaları sık rastlanan bir durum değil çünkü.
-Ben işimi Mobbing nedeni ile kaybettim. Aynı banka yoksa Performans düşüklüğümü 13 sonra mı fark etti. O zamana kadar performanslarım iyi, performans notlarım iyi, müşteri şikayetlerim yok. Yolsuzluk, rüşvet, iş ihmali, savsaklama gibi soruşturmam yok. Ne oldu da 13. Yıl sonra çalışamaz hale gelip Psikolojik tedaviye başladım. Tamamen Mobbing sonucu. Bunu yapanın yanına koymamak gerekiyor. “Yapılanları sineye çekmeyeceğim” dedim. Mobbingçi Müdüre Mobbing davası açtım. Hukuk önünde cezalandırılmasını, adaletin tecelli etmesini istiyorum. Müdür iyi ama çalışanlar kötü olamaz sadece. Güvenlik Görevlisine varana kadar işten çıkarılmış, herkes mi kötü. Mobbing insanlık suçudur. Modern iş işkencesidir. Cezasız kalmamalı. Hukuktan başka sığınacak yerimiz kalmadı.

BV : Yaşadıkların ile ilgili şahitlerin var mı, kimler bunlar ?
-Evet var. Aynı işyerinde çalışan arkadaşlarımdan. Aynı zamanda bu Müdürün eski şubesinde çalışan arkadaşlar da sağ olsunlar şahit oldular. Cumhuriyet Savcı ve Hakimlerine, Türk Adaletine güveniyoruz. Arkasında kim olur ise olsun, kimler koruyor ise korusun Türk Adaletini etkileyeceklerini düşünmüyorum, sadece güvendiğim de Türk Adaletidir. Mobbingin suç olduğunu bu insanlara başka türlü anlatamayız.
BV : Duruşma ne aşamada ?
-Uzlaşmacıya gitti dava önce, uzlaşamadık. Mahkeme bakacak davamıza, hukuksal süreç mahkemede devam edecek yani. Davam sadece kendim için değil sektörde bulunan tüm arkadaşlarımı yakından ilgilendiriyor. Bu davalar sektör için de emsal olacak. Kimse kendini Ağa sanıp,  “ben yaptım oldu” diyemeyecek, çalışanlara “köle / amale” muamelesi yapamayacak. Hiç yararı olmaz ise küçük çocuğuma, haksızlıklar karşısında susmama, hak arama örneği bırakmış olacağım. İlahi adalete de inanırım ben. Adalet er ya da geç yerini bulacak.
BV :  Son olarak, BankaVitrini ekibi Mobbinge karşı ve Bankacıların sesi olmuş durumda,  bu yönde yayınlar yapıyor. BankaVitrini hakkında ne düşünüyorsun, senin için ne ifade ediyor?
-BankaVitrini ekibi çalışan ya da işten ayrılan bankacıların sorunlarını dile getiren güvenilir tek site. Mobbing davalarında mağdur olanın yanında olarak tarafsızlığını ispatlamıştır. BankaVitrini ekibine bizlerin bankacıların sorunlarını dile getirdikleri için çok teşekkür ederim.

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.