GÜNCEL
OKR BAŞARISININ SIRRI: ÇALIŞAN SAĞLIĞI
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Başarılı bir organizasyonun temel taşlarından biri olan “Hedefe Ulaşma ve Sonuç Elde Etme” (OKR) sürecinde, çalışan sağlığı büyük bir öneme sahiptir. Çalışanların sağlıklı bir şekilde çalışması, uyumlu ve verimli bir iş ortamının oluşmasında kritik bir rol oynamaktadır.
OKR stratejisi, organizasyonların hedeflerini belirlemelerine, bu hedeflere odaklanmalarına ve takım çalışmasıyla sonuçlar elde etmelerine yardımcı olan bir performans yönetim sistemidir. Ancak, iş yerinde çalışanların sağlığının göz ardı edilmesi, performans hedeflerine ulaşmayı zorlaştırabilir.
LifeClub Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Genel Müdürü Elif Elkin, şirketlere sundukları kurumsal wellbeing üyeliklerinin gerek kuruma gerekse çalışanlara sunduğu somut faydalar olduğunu belirterek: “Çalışanların sağlığı, organizasyonun başarısını etkileyen bir dizi faktöre bağlıdır. Sağlıklı çalışanlar, daha mutlu, daha motive ve daha verimli olma eğilimindedir. Fiziksel ve zihinsel sağlığın önemi, OKR sürecinde ortaya çıkan zorluklarla başa çıkmak için gereklidir. Stres, yoğun çalışma temposu ve baskı gibi faktörler, çalışanların sağlığını olumsuz etkileyebilir ve sonuç olarak OKR hedeflerinin başarısını zorlaştırabilir.
Organizasyonlara, çalışanların sağlığına odaklanmak ve sağlıklı bir iş ortamı sağlamak için çeşitli adımlar atmaları önerilmektedir. İş yerindeki stresi azaltmak, çalışanlara sağlıklı çalışma koşulları sunmak, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmeleri için çalışanlar teşvik etmek gibi adımlar, çalışanların verimliliğini artırabilir. Böylelikle OKR ile yönetim sürecindeki iş birliği ve performansı olumlu yönde etkileyebilir.
Ayrıca, organizasyonlar çalışanların sağlığıyla ilgili farkındalık yaratma çabalarında da bulunabilirler. Sağlıklı yaşam seminerleri, egzersiz programları ve sağlık taramaları gibi etkinlikler düzenlemek, çalışanların sağlık bilincini artıracak ve onları daha sağlıklı yaşam alışkanlıklarına teşvik edecektir.
Çalışan sağlığının OKR sürecindeki önemi göz önünde bulundurulduğunda, organizasyonlar bu konuya gereken önemi vermeli ve çalışanların sağlığını teşvik etmek için çeşitli kaynaklar sağlamalıdır. Böylece, başarılı bir OKR stratejisi uygulanırken çalışanların fiziksel ve zihinsel anlamda iyi olması, organizasyonların hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacaktır.”

LifeClub ile Çalışan Sağlığı Yönetimi
Elif Elkin, “LifeClub olarak amacımız, birey ve kurumların sağlıklı yaşam yolculuklarında kişiye özel rehberlik sunmak” dedi ve ekledi: “LifeClub ekosistemi ile kurumlara çalışanlarının bütünsel sağlık yönetimine katkıda bulunabilmeleri, kurumsal esenlik seviyelerini iyileştirebilmeleri için fiziksel ve dijital çözümler sunuyoruz. Şirketler, bir SuperApp olan LifeClub uygulamasında yer alan diyet, hareket, zihin sağlığı modüllerimiz ile tüm bu hizmetleri ihtiyaca yönelik olarak tek bir noktadan çalışanlarının kullanımına açabiliyor. Kurumsal iyilik sağlık için, şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda tasarladığımız üyelikler ile; birebir diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, spor eğitmeni görüşmeleri, yine sağlık koçluğu seansları da şirketlerin çalışanlarına kişiye özel bütünsel sağlık yönetimi hizmeti kapsamında sağlamak istediği hizmetler arasında. Tüm bunları, Acıbadem Sağlık Grubu’nun deneyimi, uzmanlığı ve yüksek kalite standartlarından aldığımız güç ile gerçekleştirmek, iş ortaklarımızda güven yaratıyor elbette. Bugünün iş dünyasında çalışanların yaşam deneyiminin nasıl iyileştirilebileceğine odaklanan çözümler üretmemiz şart. Pek çok araştırmada görüyoruz ki, çalışanların beklentisi de bu yönde. Sadece kendi ihtiyaçları konusunda değil, yaşamı paylaştığı eşi, çocuklarının da ihtiyaçları ile ilgili kurumlarından destek bekliyorlar – LGS’ye ya da üniversiteye hazırlanan çocuğu için psikolojik destek de olabilir, kilo problemleri nedeni ile sağlığı olumsuz etkilenen eşine diyetisyen takibinde programlar oluşturulması da. Bu bağlamda birlikte çalıştığımız şirketlerle farklı iş modelleri ile ilerleyebiliyoruz, çünkü her kurumun ihtiyacı farklı olabiliyor. Kimi şirket; tüm çalışanlarına sunduğu LifeClub Kurumsal Üyeliği ile, Çalışan Destek Programı kapsamında iyi olma hallerini korumalarına ve daha sağlıklı olmalarına destek olurken; bir diğer iş ortağımız çalışanlarına esnek yan hak programı kapsamında LifeClub Sağlık Üyeliği seçeneği sunabiliyor.
Bu minvalde sunulan LifeClub Sağlık Üyeliği içeriklerini esnek altyapımız sayesinde şirket çalışanların ihtiyaçlarına göre şekillendiriyoruz. Birebir online diyetisyen hizmeti, uzman klinik psikologlarımız ile sunduğumuz psikoterapi seansları, alanında uzman kişiler ile şirket çalışanlarını buluşturduğumuz webinarlar ve diğer tüm faaliyetlerimiz bu bakış açısına sahip şirketlere büyük operasyonel kolaylık sağlıyor.”
İlginizi Çekebilir
GÜNCEL
Hürmüz’den Kızıldeniz’e: Küresel arz şoku büyüyor
Yayınlanma:
38 saniye önce|
24/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Başkanı Trump, Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de iki Suudi petrol tankerine saldırmasının ardından İran’ı doğrudan sorumlu tutarak yeni bir saldırı hâlinde hem İran’a hem de Husilere yönelik büyük askerî cezalandırma uygulanacağını açıkladı. Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’nda fiili abluka ilan etmesiyle savaş, Hürmüz Boğazı’nın ardından küresel enerji ticareti açısından kritik bir öneme sahip ikinci dar boğaza da yayılmış oldu. Reuters haberlerinde, İran’ın son günlerde Husilere füze, İHA ekipmanı ve askerî danışman gönderdiği öne sürülürken, Tahran ise bu iddiaları reddetti.
Jeopolitik risklerin hızla tırmanması enerji piyasalarını da hâliyle oldukça sert etkiledi. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün fiyatı dün %7’nin üzerinde yükselerek 102 dolar seviyesini test etti. Kızıldeniz’de gemi sigorta maliyetleri bazı şirketler için iki katına yükselirken, tankerler Bab el-Mendeb yerine Afrika’nın güneyini dolaşan daha uzun rotalara yönelmesi de navlun fiyatlarını ve zaman maliyetini daha da artırdı. Tedarik zincirleri açısından bakılırsa, dünyanın büyük bir sorunla karşı karşıya kaldığını itiraf etmemiz gerekiyor. Son günlerde bültenlerimize yeniden artan risklere karşı piyasaların adeta vurdumduymaz bir ruh hâline büründüğünü söyleyerek, yapay zekâ rüzgârına kapılan piyasaların jeopolitika ile ekonomi arasında açılan farka kayıtsız kalmalarını anlamakta zorlandığımızı belirtmiştik.
Riskin artık sadece petrol ya da enerji ile sınırlı olmadığını da söylemek gerekiyor. Zira Hürmüz Boğazı, deniz yoluyla taşınan petrolün %25’ine, LNG’nin %19’una ve küresel üre ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yaparken, bölge aynı zamanda küresel kükürt ve alüminyum tedarik zincirinin de kritik halkasını oluşturuyor. Şimdi Hürmüz Boğazı’na ilave olarak Bab el-Mendeb Boğazı’nın (Kızıldeniz) da risk altına girmesi, enerji krizinin ötesinde gübre, gıda ve sanayi metalleri açısından da küresel arz şokunu gündeme taşıyor. Taraflar arasında savaş neredeyse beş aydır devam ederken, stokların da artık tükenmeye başladığını okuyoruz. Trump savaşın yenilgisini göze alamazken, İran ise en güçlü kartı olan Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elden bırakmak istemiyor. Savaşın kimseye faydası olmadığını söylemekle birlikte, en kötünün geride kaldığı yönündeki görüşümüzü de artık gözden geçirmek gerekiyor. Zira savaş hem nicelik hem de nitelik olarak farklı bir evreye bürünmeye başladı. İsrail ise şu aşamada ortada görünmüyor!
Orta Doğu’da Hürmüz ve Bab el-Mendeb üzerinden enerji arzı tehdit altına girerken, Karadeniz’de de Rusya ile Ukrayna’nın karşılıklı olarak ticari gemileri ve liman altyapısını hedef almaya başlaması, küresel tedarik zincirindeki kırılganlığı daha da artırıyor. Enerjiye şimdi tahıl da eklenmiş durumda. Gıda arzı ve navlun maliyetleri açısından yeni bir risk cephesi oluşurken, küresel ticaretin enerji damarları ile gıda damarlarının aynı anda baskı altına girmesi, son yılların en ciddi arz şoku risklerinden birini beraberinde getiriyor.
ABD ile İran karşılıklı füze saldırılarına devam ederken, enerji arzına yönelik risklerin büyümesi küresel enflasyon endişelerini de yeniden gündeme taşıdı. ABD’de Kasım ayında yapılacak Kongre seçimleri öncesinde yükselen petrol fiyatlarının siyasi baskıyı artırmasını bekliyoruz. Savaşın yeniden tırmanmasıyla birlikte, ABD’de Kongre cephesinde de çatlak sesler yükselmeye başladı. Temsilciler Meclisi, Trump’ın İran’a yönelik askerî operasyonlarını durdurmasını öngören tasarıyı kabul ederken, Senato benzer girişimi reddetti. Dolayısıyla savaşın seyrini değiştirecek somut bir gelişme henüz ortaya çıkmasa da, Washington’da savaşa yönelik itirazların ve siyasî baskının giderek güçlendiğini söyleyebiliriz.
Orta Doğu’da çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb’e de sıçramasıyla birlikte, küresel piyasalar yeniden enflasyon ve faiz riskini fiyatlamaya başladı. Bunun piyasalara yansıması ise oldukça sert oldu: Brent petrolün Temmuz ayında yaklaşık %40 değer kazanması, dün küresel mali piyasalarda sert satışları beraberinde getirdi. ABD borsaları ise iki farklı cepheden baskı gördü. Bir yandan yükselen enerji fiyatlarının enflasyonist baskıları artırarak faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendirirken, diğer yandan bilanço sezonuna ilk başlayan Muhteşem Yedili şirketlerinden Alphabet ve Tesla’nın yapay zekâ yatırımlarına bağlı artan nakit harcamalarının yatırımcıları hayal kırıklığına uğratması risk iştahını zayıflattı. Intel’in beklentileri aşan finansal sonuçları sınırlı destek verse de, petrol ve faiz endişelerinin gölgesinde bu iyimserlik kalıcı olamadı.
Petrol fiyatlarındaki yükselişe ilave olarak, Trump yönetiminin 60 ticaret ortağına yönelik %10 – %12,5 arasında değişen yeni gümrük vergileri uygulama kararı da enflasyon endişelerini besleyen ikinci önemli gelişme oldu. Enerji ve bazı temel ürünler kapsam dışında bırakılsa da, ABD ithalatının %99,4’ünü kapsayan yeni düzenleme, küresel ticarette maliyet baskılarının yeniden artabileceğine işaret ediyor. Jeopolitik riskler ile ticaret savaşlarının aynı anda tırmanması, piyasalarda enflasyon ve yüksek faiz temasını yeniden ön plana taşımaya başladı.
Orta Doğu’daki savaşın Kızıldeniz’e de yayılacağı korkusuyla ABD borsaları dün geceyi %1 civarında gerileyerek tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksinde kayıp %2’yi aştı. Bu sabah Pasifik’in diğer ucunda da piyasaların kırmızıya boyandığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo ve Tayvan borsaları %3’e yakın gerilerken, son dönemlerin flaş ismi olmasına rağmen son haftalarda tahterevalli tarzı bir görünüm sergileyen Güney Kore borsası KOSPI’de kayıp %6’ya yaklaştı. Yatırımcıların yeniden küresel enflasyon ve faiz riskini fiyatlamaya başlamasıyla tahvil piyasalarında da satış baskısı dikkat çekiyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,70 ile son 18 ayın, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,17 ile yaklaşık 19 yılın zirvesine yükselirken, Avrupa’da gösterge tahvil faizleri son 15 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Piyasalar Fed’in gelecek hafta faiz artırma ihtimalini yaklaşık %36 olarak fiyatlamaya başlarken, bir hafta önce neredeyse hiç gündemde olmayan bu olasılığın kısa sürede yeniden öne çıkması, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini ne kadar hızlı değiştirdiğini gösteriyor. Fed vadeli faiz kontratları, yıl sonuna kadar toplam 46 baz puanlık, başka bir ifadeyle neredeyse iki adet 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimalini fiyatlamaya başladı.
Artan tahvil faizleriyle birlikte doların piyasa kuru olan sepet kur (DXY) 101,50 seviyesine yükselerek son üç haftanın zirvesini test ederken, kıymetli metaller de birkaç gün süren bahar havasından süratle çıkarak yeniden satış baskısına maruz kaldı. Faiz getirisi olmayan ve (dolar) likidite ihtiyacının yeniden artacağı beklentisiyle altının ons fiyatı bu sabah 4,025 dolar seviyelerine gerilerken, göz bebeğimiz gümüş ise daha sert satışlara sahne olarak 57 dolar seviyelerinin diplerine kadar geriledi. Kıymetli metallerde hafta içi açmış olduğumuz uzun pozisyonlarımızla dün vedalaştık. Hafta sonu riskini almak istemeyerek gidişatı tekrar değerlendireceğiz.
Dün sonuçlanan TCMB olağan Temmuz ayı PPK toplantısında, politika faizi beklenildiği üzere %37 seviyesinde sabit tutuldu. Bizim de görüşümüz bu şekildeydi. Büyük resme baktığımızda ise, TCMB’nin son dönemlerde yaptığı sunumlarda, iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine yer verildiğini görüyoruz. Kredi kartı harcamalarının düşmesi, perakande satışların azalması, otomobil satışlarının düşmesini buna bağlayabiliriz. Öte yandan, kredi musluklarının bir yere kadar açık olmasının da kredi büyümesinin yavaşladığını gösteriyor. Dün açıklanan haftalık TCMB verilerinde, yurt içi yerleşiklerin TL ile aşkının devam ettiğini ve liralaşma oranının uzun bir süredir %60 seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Aslında TCMB üzerine düşeni yapıyor. Ancak enflasyonla mücadelenin toplumsal bir uzlaşı gerektirdiği gerçeğinde henüz yeterli ilerleme sağlanabilmiş değil.
Faiz oranlarının sabit tutulduğu dünkü günde, karar metninin de büyük ölçüde önceki ile aynı olduğunu gördük. Piyasa yansıması da hâliyle nötr oldu. USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla 47,32 seviyelerine yükselirken, EURTRY kuru ise 54,00 seviyesine dayandı. CDS risk primi 247 baz puanla son iki ayın en yüksek seviyesine gelirken, enerji fiyatlarına paralel 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesini aştı. Karamsar havaya paralel bugün Türk hisse senetlerinin de baskı altında kalmasını bekliyoruz.
Her hafta perşembe günü açıklanan haftalık TCMB ve BDDK verilerine de değinerek bültenimizi tamamlamak isteriz. 22 Temmuz valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 38 milyar dolar seviyesinde yatay bir seyir izlerken, altın fiyatlarının iyileşmeyi törpülemeye devam ettiğini görüyoruz. Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin DTH hacminde parite etkisinden arındırılmış seriye göre son haftaların aksine 5,3 milyar dolar gibi ciddi mânâda yüksek tutarda bir artış olduğunu gördük. Alt kırılımda aslan payını tüzel kişiler almış. Önümüzdeki hafta bu eğilimin devam edip etmeyeceğini takip edeceğiz. Yurtdışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünde ise önemli bir değişim yaşanmadı.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) da tıpkı TCMB gibi faiz oranlarını dün sabit bırakırken, TCMB’den farkı olarak bir sonraki toplantıda faiz artırabilecek şahin bir duruş sergiledi. EURUSD paritesi güçlü dolar karşısında 1,1380 seviyelerinde işlem görürken, gözler amiral gemi FED’in haftaya sonuçlanacak olağan FOMC toplantısına çevrildi.
Bloomberg Emtia ve Kıymetli Metal Endeksi
Emre Değirmencioğlu
BANKA HABERLERİ
2026 ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıklayan
Yayınlanma:
17 saat önce|
23/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Türk Ekonomi Bankası (TEB) 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. 30 Haziran 2026 tarihi itibarıyla TEB’in aktif toplamı 841 milyar TL olurken, net kârı 8 milyar 860 milyon TL olarak gerçekleşti. TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri toplam aktiflerinin yüzde 61,63’ünü oluşturdu. Her dönem olduğu gibi risk yönetimine ve aktif kalitesine öncelik veren TEB’in toplam kredileri yılın ikinci çeyreğinde 518 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken aynı dönemde toplam mevduatı ise 560 milyar TL oldu. 2026 yılında güçlü sermaye yapısıyla birlikte istikrarlı büyümeyi sağlayan ve kârlılığını sürdürülebilir bir şekilde devam ettiren TEB’in öz kaynakları 67,3 milyar TL olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12’nin üstünde, yüzde 16,81 oranında gerçekleşti.
Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2026 yılının ikinci çeyreğinde büyüme stratejisini dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımıyla başarılı bir şekilde sürdürdü. Müşterilerine çeşitli yatırım fonlarına erişim imkânı sunan TEB, ticari müşterilerinin finansal süreçlerini geleceğin dijital altyapısıyla yeniden şekillendiriyor. Bu sayede işletmeler finansal operasyonlarını çok daha hızlı, izlenebilir ve esnek bir yapıda yönetiyor.
Banka aynı zamanda kadınların ekonomideki yerini güçlendirme hedefiyle kadın bankacılığı çalışmalarını genişletmeye devam ediyor. İGE iş birliğiyle kadın ihracatçılara 40 milyon TL’ye varan kredi imkânı tanıyan TEB, EBRD ile yürütülen TurWIB projesi kapsamında alınan 50 milyon Euro’luk fonun ilk 25 milyon Euro’luk diliminin yüzde 75’i kadın girişimcilere kullandırıldı ve kadın işletmecilere verilen kredilerde yüzde 16 oranında büyüme kaydedildi. Banka, kadın bankacılığı çalışmalarına bir yenisini ekleyerek EBRD iş birliği ve JPMorganChase desteğiyle Geleceğe Yön Veren Kadınlar Programı’nı da başlattı. TEB yeni programıyla önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm, finansal yönetim, marka yönetimi, pazarlama, ihracat, verimlilik ve büyüme stratejileri gibi alanlarda uzman danışmanlardan grup danışmanlığı desteği vererek kadın işletmecileri geleceğe hazırlayacak.
Kurulduğu 2012 yılından bu yana 21 milyonu aşkın bireye ulaşan TEB Aile Akademisi ise finansal kapsayıcılık vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam etti. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla finansal okuryazarlık, iklim okuryazarlığı ve girişimci kadın liderlik eğitimleri kapsamında 5 bini aşkın kişiye ücretsiz olarak yüz yüze ve online eğitimler verildi.
Girişim Bankacılığı çalışmaları kapsamında yenilikçi iş fikirlerini ekonomiye kazandırmaya ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye devam eden TEB; ODTÜ Teknokent ve La French Tech İstanbul iş birliğiyle girişimcileri Paris’te düzenlenen ve Avrupa’nın en büyük Teknoloji fuarlarından biri olan VivaTech’te ağırlayarak, küresel pazarlarda görünürlük kazanmalarına destek oldu. Diğer yandan, uygulayıcı kuruluşlarından biri olduğu TÜBİTAK BiGG’de, dört kurum ortaklığında gerçekleştirilen U4Venture programının jüri ve Investor Day süreçlerini üstlenerek girişimcileri yatırımcılarla buluşturdu. Banka, TİM TEB Girişim Evi 2026 yılı programları kapsamında yeni girişimcileri hızlandırma programlarına dahil ederek girişimcilerin yeteneklerini ve potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için de çalışmalarına devam ediyor.
Kurumsal bankacılık alanında işletmelere sağladığı finansman desteğini küresel iş birlikleriyle güçlendiren TEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) Türkiye’de ilk kez TEB aracılığıyla kullandırdığı Dijital Dönüşüm Finansman Programı (DTFF) kapsamında toplam 25 milyon Euro tutarındaki iki dilimli kredi anlaşmasının 15 milyon Euro’luk ikinci dilimini temin ederek, KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerindeki finansman ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla kullanıma sundu.
Öte yandan, uluslararası fonlama kapasitesini artırmaya devam eden TEB, Mart 2026’da kurulumunu tamamladığı 2 milyar ABD doları tutarına kadar olan Euro Medium Term Note (EMTN) programı kapsamında, Haziran 2026 sonu itibarıyla yurt dışı piyasalarda 11 tahvil ihraç işlemini başarıyla gerçekleştirerek 333,5 milyon ABD doları karşılığı finansman sağladı. Farklı vade ve para birimlerinde esnek ihraç imkânı sunan bu program, bankanın küresel sermaye piyasalarındaki görünürlüğünü daha da güçlendirdi.

TEB’e uluslararası kuruluşlardan 3 ödül birden
Müşteri odaklı hizmet anlayışı ve yenilikçi çözümleriyle TEB, 2026 yılının ikinci çeyreğinde de küresel çapta saygın finans yayınları tarafından ödüllerle taçlandırıldı.
Bu kapsamda TEB, KOBİ Bankacılığı’na yönelik çalışmalarına istinaden uluslararası finans dünyasının önde gelen yayınlarından Euromoney’nin düzenlediği Mükemmellik Ödülleri’nde “Türkiye’nin En İyi KOBİ Bankası” seçildi.
Varlık yönetimi alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan TEB Özel Bankacılık, World Finance Dergisi tarafından üst üste sekizinci kez “Türkiye’deki En İyi Özel Bankacılık” ödülünü kazanarak sektördeki istikrarlı başarısını ve öncü konumunu bir kez daha tescillemiş oldu.
Banka Sermaye Piyasası ve TL Muhabir Hesap Hizmetleri kapsamında ise, Global Finance Dergisi tarafından gerçekleştirilen değerlendirmede “Dünyanın En İyi Alt-Saklama Bankası 2026” kapsamında Türkiye’nin en iyisi unvanına layık görüldü.
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor
Yayınlanma:
21 saat önce|
23/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasalar teknoloji hisseleri ile jeopolitik gerilimin arasında sıkışmış durumdalar. Alphabet ve Tesla’nın açıkladıkları güçlü bilançolar ile yapay zekâ altyapısına yönelik dev yatırım planları teknoloji hisselerini desteklemeye devam ederken, bu yatırımların ne ölçüde ve hangi zaman diliminde karşılık vereceği ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından bu sabah vadeli işlemlerde de hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda ise yeni gün başlangıcında karmaşık bir seyir hâkim. Güney Kore borsası KOSPI %3 civarında yükselirken, lokomotif hisseler SK Hynix ve Samsung endeksi yukarıya taşıdı. Gösterge endeks Tokyo borsası yaklaşık %0,50 yükselirken, jeopolitik gündemin ağır basmasına rağmen, yapay zekâ yatırımlarının artık geçici bir tema olmaktan çıkıp uzun vadeli büyümenin temel dinamiklerinden biri hâline geleceği beklentisi teraziyi yeniden dengelemeye çalışıyor.
Lâkin küresel görünümün de hiç iç açıcı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Küresel borç sorunu her geçen gün daha da ağırlaşırken, 2025 yılı sonunda toplam borç stoku 348 trilyon dolara ulaştı. Böylece küresel borcun milli gelire oranı %308’e yükselirken, dünya ekonomisinin ürettiği her 1 dolarlık gelire karşılık 3 dolardan fazla borç yükü taşınıyor. Üstelik bu borcun en büyük kaynağı olan ABD’de tablo daha da dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Son yıllarda enflasyonun ağırlıklı olarak talep değil, arz yönlü sorunlardan beslenmesi, küresel faizlerin yüksek kalmasına ve dolayısıyla finansal istikrar üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Zaten sene başında kağıt ve mürekkep para sistemine baş kaldıran kıymetli metallerin hikâyesi, Fed’de direksiyonun başına geçecek isim olarak açıklanan Warsh ve devamında savaş döneminde dolar likiditesinin sıkışmasıyla yarıda kalmıştı.
Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İran ile ABD arasındaki gerilimin hem kapsamı hem de etkileri giderek büyüyor. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin yanı sıra Husilerin Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef almasının ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselerek 96 doların üzerine geldi. Tam üç hafta önce 70 dolar seviyesine kadar gerileyen petrolün son altı haftanın zirvesi olan psikolojik 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi moralleri bozuyor.
Yaklaşık beş aydır devam eden çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nı da etkilemesi, dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin dörtte birinden fazlasını risk altına sokabilecek nitelikte olduğunu hatırlatmak isteriz. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini yeniden artırırken, diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı da dördüncü yılında daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Ukrayna’nın Rusya’nın günlük yaşamını ve kritik altyapısını hedef alan saldırılarına karşılık Moskova’nın Karadeniz’deki ticari tahıl gemilerini doğrudan hedef almaya başlaması, çatışmanın küresel ticaret ve gıda güvenliği açısından yeni bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Son olarak, Odessa Limanı’ndan tahıl yüküyle ayrılan Türk bağlantılı bir kuru yük gemisinin Rus füzeleriyle vurulması bu endişeleri daha da artırdı. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve küresel kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini, bunun da enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte küresel enflasyon üzerinde ilave baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olduğunu değerlendiriyoruz.
Hazır enflasyondan söz etmişken, faiz vadeli kontratları Fed’in bu yıl toplam 42 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor. Eylül ayına yönelik faiz artışı ihtimali bu sabah %80 seviyesine yükselerek büyük ölçüde satın alınmış durumda. Doların piyasa kuru olan DXY 101 seviyesinin kıyısında salınırken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge tahvil bu sabah %4,66 seviyesine kadar yükselerek taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı öncesi seviyelere geri döndü. Yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentileri risk iştahını desteklemeye devam etse de, petrol ve tahıl fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalar üzerinde önemli bir baskı unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu gidişatın da pek de hayra alamet olmadığını peşinen not etmek isterim! Ekonomi ile jeopolitika gerçekten bu kadar çok mu ayrışıyor, biz de bazen şaşırıyoruz. Biraz daha açmak gerekirse, piyasaların gelişmeleri pek de umursamadığını düşünüyoruz zira finansal piyasalarda var olan iyimserlik ile kartopu misali büyüyen riskler uyuşmuyor. Her ne kadar yarın kriz olacak modunda olmasak da, gelişmelerin bizi rahatsız ettiğini de itiraf etmemiz gerekiyor.
Bu kafa karışıklığında, kıymetli metallerin yeniden ‘ayağa kalkmasını’ da sadece bir tesadüf olarak görmemek gerekiyor. Yukarıda da değindiğimiz üzere, kredibilitesi yüksek ve Trump’ın ‘oyuncağı’ olmayacak Warsh isminin öne çıkması ve devamında patlak veren savaş ardından beş aydır burun aşağıya giden kıymetli metaller, önemli teknik seviyelerden yüzünü yukarıya doğru çevirmeye başladı. Altının ons fiyatı dün gün içerisinde 4,165 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 61 dolar seviyesine kadar yükseldi. Teknik mânâda önemli seviyelerin test edilmesi ardından başlayan yükseliş bizleri mutlu etse de, gidişatı temkinli bir şekilde takip edeceğiz. Bu hafta hem gümüş hem de altın cephesinde bir kademe uzun pozisyon açtık. Kıymetli metallerin mütemadiyen satış baskısına maruz kalan karamsar havasından kurtulup güvenli liman kimliğini bir an önce tekrar kazanmasını fiyatlayarak yolculuğa eşlik etmeye çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 65,500 dolar seviyelerinde ve önemli bir eşikte gelişmeleri takip ediyor.
Türkiye cephesinde ise TCMB’nin olağan PPK toplantısı günün en önemli gündem maddesi olarak takip edilecektir. Her ne kadar politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, jeopolitik risklerin hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de güneyinde tırmandığı bir dönemde, politika metninin satır aralarını dikkatle irdeleyeceğiz. Bununla birlikte, uzun süredir uygulanan dezenflasyon politikalarının bir yan etkisi olarak Türkiye ekonomisinin yüksek faizlerin gölgesinde sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığının da altını çizmek gerekiyor. Hasta bir türlü acilden çıkamadı! Nitekim dün bu noktaya İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da dikkat çekti. Politika yapıcıların bugün politika metininde şahin ifadelere yer vereceğini düşünüyoruz. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, TCMB’yi asıl rahatsız eden unsurun Haziran ayında çekirdek enflasyonda yeniden gözlenen ivmelenme olduğunu düşünüyoruz. Bu eğilimin Temmuz ayında da devam edip etmeyeceği yakından takip edilecektir.
USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 47,23 seviyesine yükselirken, enerji fiyatlarının TCMB’nin hem cari açık hem de enflasyonla mücadelesini zorlaştıracağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesine dayanarak son altı haftanın zirvesine yükseldi (bakınız grafik). Türkiye risklerinin yabancı nezdinde barometresi konumunda beş yıl vadeli CDS risk primi de 241 baz puan seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesinde salınmaya devam ediyor.
Hafta sonu riskini taşımak istemeyeceğini düşündüğümüz piyasa aktörlerinin gün içindeki pozisyonlanmasını yakından izleyeceğiz. TCMB’nin faiz kararının yanı sıra makro cephede tüketici güven endeksi, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise bugün Avrupa Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı gündemde yer tutsa da, faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. ECB’nin bugün bekle-gör yaklaşımını benimseyerek, Eylül ayında ilave faiz artışı ihtimalini masada tutacağını ve enflasyon görünümüne bağlı olarak ilave sıkılaşmaya kapıyı açık bırakacağını değerlendiriyoruz. EURUSD paritesi 1,1430 seviyelerinde yatay.
Türkiye 2 yıl vadeli gösterge tahvil vs Brent cinsi ham petrol
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.040)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.605)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.524)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.723)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Hürmüz’den Kızıldeniz’e: Küresel arz şoku büyüyor 24/07/2026
- 2026 ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıklayan 23/07/2026
- TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor 23/07/2026
- İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı 23/07/2026
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu


