GÜNCEL
Ortadoğu’da umut ışığı: Asya ve kripto haftaya güçlü başladı
Yayınlanma:
6 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kısıtlamaları enerji arzı üzerinden enflasyon baskısını artırırken, hafta sonu ateşkes ve müzakere masası ile ilgili ciddi bir haber kirliliği yaşandı. Tüm bu gelişmeler, küresel büyüme görünümünü gölgelerken jeopolitik risk priminin yüksek seyretmeye devam edeceğine işaret ediyor. Mesela eminin ki sizler de okumuşsunuzdur, Avrupa’da ciddi bir jet yakıtı krizi baş gösterirken, devasa havayolu şirketlerinden (örneğin Lufthansa) planlı uçuş iptalleri bilgisi gelmeye başladı. Ateşkese rağmen Hürmüz Boğazı’ndan enerji sevkiyatının ciddi şekilde aksamasıyla Singapur’da jet yakıtının varil fiyatının savaş öncesi döneme göre %100 artışla 185 dolara ulaşması fiziksel piyasalardaki sıkışıklığın boyutunu gösteriyor.
Her ne kadar maliyet tarafındaki baskılar gündemde kalmaya devam etse de, talep tarafında belirginleşen yavaşlama enflasyon açısından dengeleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Nitekim geçen hafta sonuçlanan TCMB Nisan ayı PPK toplantısının ardından yayımlanan metin, birçok analist tarafından görece güvercin bir duruş olarak değerlendirildi. Bu çerçevede politika yapıcının büyüme-enflasyon dengesi arasında daha temkinli bir patika izlediğini anlıyoruz. TCMB’nin net yabancı pozisyonunun savaş öncesi yaklaşık 70 milyar dolar seviyesinden süratle 8 milyar dolara kadar gerilemesinin ardından ateşkes süreciyle birlikte hızlı bir toparlanma sergileyerek 35 milyar dolar seviyesine yükselmesi ve bunun yanı sıra yurt içi yerleşiklerin de döviz talebi göstermemesi, TCMB’nin kararını anlamlı kılıyor.
Fiyat istikrarını koruma görevleri birinci sırada yer alsa da, merkez bankalarının tam istihdam (büyüme) ve finansal istikrara da pekâlâ baktıklarını biliyoruz. Türkiye cephesinden konuya yaklaşırsak ve tıptan örnek vermek gerekirse, Haziran 2023’te acil servise alınan hastanın hâlen daha tam mânâsıyla acil servisten çıkamadığını görüyoruz. Tam dezenflasyonist politikalarda başarı elde edildiği kanısı oluşmuşken meydana gelen 19 Mart’taki siyasi iklim değişikliği ardından bu sefer de yine süreç iyi giderken yaşanan jeopolitik şok ya da arz şoku yine hesapların alt üst olmasına sebebiyet verdi. Bu bakış açısıyla, talebin daralmaya yüz tuttuğu, enerji tarafında da arz şokunun yaşandığı bir ekosistemde, TCMB’nin finansal istikrar ve beraberinde şirket kesimini de düşünerek kanaatimce doğru adımı attığını düşünüyorum.
Mesela geçen hafta TCMB tarafından açıklanan finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyon açığı Şubat ayında büyümeye devam ederek 200 milyar dolar seviyesine ulaştığını gördük. Bu seviyenin 2018 yılı Haziran ayından bu yana en yüksek seviye olduğunu ve önemli bir kırılganlık arz ettiğini not edelim (bakınız grafik). Öte yandan, vadesine 1 yıldan daha az süre kalmış olan kısa pozisyonun artı 4,6 milyar dolar düzeyinde olduğu, açığa neden olan yabancı para yükümlülüklerin vadesinin ekseriyetle uzun vadeli olduğunu not etmemiz gerekiyor. Şimdi gelelim kritik soruya. Neden şirketler yabancı para ile borçlanıyor? Bunu bir tercihten daha fazla mecburiyet olduğunu peşinen söylememiz gerekiyor. Son 2 senedir neredeyse %50-70 bandında seyreden kredi faizleri ile kredi kullanıp hangi işi yapıp ekmek parası kazanabilirsiniz ki!
Bir adım daha ileriye gidelim. TCMB, haftanın son iş günü sektörel enflasyon beklentileri raporunun Nisan ayı sonuçlarını da yayımladı. Buna göre, 12 ay sonrasına ilişkin beklentilerin piyasa katılımcılarında, şirketlerde ve en önemlisi hanehalkında (kira kalemi nedeniyle) artış yaşandığını görüyoruz. Öte yandan gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı da gerilemiş. Jeopolitik risklerde yaşanan artış ve devamında enerji fiyatlarınını sorunlu seyri beklentileri daha da bozulmasına neden olduğunu görüyoruz.
Bu bağlamda, hem reel sektörden gelen sese, hem de hanehalkına kulak verip para politikasının biraz kalibre edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Haziran 2023’te acil servise alınan hastanın o günden bu yana uygulanan tedavi ile biraz da olsun değerlerinin değiştiğini görerek tedavinin de değişmesi gerektiğini düşünüyoruz. USDTRY kuruna yönelik sene sonu için hâlen daha 51-52 bandını hedeflerken, enflasyonun biraz da olsun hareketlendiği son dönemleri de göz önüne alarak, TCMB’nin cetvelle çizilmiş bebek adımlarıyla kur politikasının biraz süratlenebileceğini düşünüyoruz. Biraz daha basit anlatmak gerekirse, son aylarda, aylık olarak %1 civarında yükselen USDTRY kurunun, enflasyonun da hızlanma eğilimine girebileceği beklentisiyle biraz daha hızlı artabileceğini düşünüyoruz. Aksi hâlde TL cephesinde reel değerlenme ihracatçıları daha da zorlayabilir.
Yurt dışı cepheye geçmeden önce her hafta Perşembe günü açıklanan lâkin bu hafta 23 Nisan tatili nedeniyle Cuma günü açıklanan TCMB’nin haftalık bültenini de irdelemek isteriz. İlk önce en güncel veriyle başlayalım. TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, 22 Nisan valörlü işlemlerde 34,8 milyar dolar ile önemli bir değişim göstermedi. Brüt döviz ve altın rezervlerinin ise 174,5 milyar dolar seviyesine yükselerek son bir ayın en yükseğine geldiğini görüyoruz. TCMB’nin faiz oranlarını sabit tutmasında önemli bir rol oynayan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları, parite etkisinden arındırılmış seriye göre, 17 Nisan ile sona eren haftada 1,4 milyar dolar artış kaydetse de artışın tamamı tüzel kişilerde olmuş (yani gerçek kişiler döviz talep etmemiş). Yurt dışı yerleşiklerin TL varlıklara yönelik ilgisinde iyileşme gözlemliyoruz. Söz konusu haftada hisse senetlerine yaklaşık 0,6 milyar dolar giriş olmuş. Ateşkes sonrası yabancının Türkiye algısının iyileştiğine yönelik CDS risk priminin de işaret ettiği paralelde bir pozisyonlanma görüyoruz. Acaba hisse senetlerinde biz de yeniden alıcı gözle baksak mı? (bakınız grafik)
Yurt dışı cephede ana gündem haftalardır değişmeyerek savaş olmaya devam etse de, piyasa aktörlerinin en kötü senaryonun geride kaldığına yönelik inancının giderek güçlendiği dikkat çekiyor. ABD tarafında ise dikkat çeken bir diğer gelişme, Fed Başkanı Powell hakkında yürütülen soruşturmanın kapatılması oldu. Bu adım, Kevin Warsh’un Fed başkanlığına atanmasının önündeki önemli bir engeli kaldırırken, para politikası üzerindeki siyasi baskı tartışmalarının ise yeniden gündeme taşındığını görüyoruz. Biz mevcut adaylar arasından Kevin Warsh ismini doğru isim olarak okuduk. Trump’a faizlerin düşürülmesi konusunda bir söz verip vermediğini elbette bilmiyor olsak da, Warsh’un farklı bir duruşu olduğunu peşinen söylememiz gerekiyor. Faiz meselesinin yanı sıra önemli bir politika aracı olan Fed’in devasa bilançosunun da daraltılacağına işaret ediyor. Son verilere göre bilanço büyüklüğü 3,6 trilyon dolar seviyesinde. Bilançonun daraltılması (mevcut kıymetlerin satılması) piyasa faizlerinde yükseliş etkisi yaratacağının altını çizelim. Warsh, daha önceki başkanların aksine Fed’in piyasaları çok fazla yönlendirmemesi gerektiğini söylüyor. Bu bakış açısıyla iletişim politikasının nasıl olacağını hep birlikte izleyeceğiz. Ezcümle, yeni bir para politikası çerçevesi getireceğini çok net bir şekilde okuyabiliyoruz.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş yılın geri kalanı için enflasyon ve faiz patikasına dair belirsizliği artırdığı bir dönemde, bu hafta gözler merkez bankaları toplantılarında olacaktır. Japonya Merkez Bankası’nın yarın politika faizini %0,75 seviyesinde bırakması beklenirken, Fed’in de faizlerde değişikliğe gitmemesi ve bunun Powell başkanlığındaki son toplantılardan biri olmasını bekliyoruz. Avrupa ve İngiltere cephesinde de benzer bir şekilde bekle-gör yaklaşımın benimsenmesini beklerken, vadeli kontratlar sene sonuna kadar her iki otoriteden 2 kez 25 baz puan faiz artışı bekliyor. Bununla birlikte, merkez bankalarından gelecek daha temkinli mesajlar, piyasaların ileriye dönük sıkılaşma beklentilerinde aşağı yönlü bir revizyonu beraberinde getirebilir.
Warsh’un Fed’in başına daha erken gelebileceğine ilişkin haberler haftanın son iş gününü küresel piyasalar iyimser geçirmişti. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq endeksi %1,6 yükselirken, içeride ise Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurumlar vergisi oranıyla ilgili açılımı hisse senetlerine olumlu etki yarattı. Yeni gün başlangıcında enerji fiyatlarına rağmen, hisse senedi piyasalarında yapay zekâ temasının itici güç olmaya devam ettiğini görüyoruz. Geçen hafta Intel’in açıkladığı ve beklentilerin üzerindeki gelir öngörüsü çip hisselerini yukarı taşırken Asya borsalarında bu sabah rekor artışlar görüyoruz. Her ne kadar hafta sonu ateşkes ve müzakere masası ile ilgili ciddi bir haber kirliliği yaşansa da, teyide muhtaç da olsa, İran cephesi, nükleer konusu da dâhil olmak üzere tüm konu başlıkları üzerinde müzakere etmeye hazır olduğunu okuyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,5 artışla tüm zamanların en yüksek seviyesine gelirken, Tayvan ve Güney Kore borsaları %2’den fazla yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde hafif de olsa artılar gözümüze çarpıyor.
Petrol fiyatları, ABD-İran barış görüşmelerine yönelik belirsizilk ve Orta Doğu’dan enerji akışına ilişkin endişelerin sürmesiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 107 dolar seviyesine yükselerek son üç haftanın zirvesine çıkarken, ateşkese rağmen Hürmüz Boğazı’ndan enerji sevkiyatının ciddi şekilde aksamasına paralel Kuzeydoğu Asya’ya yönelik LNG fiyatı savaş öncesine göre %60 yükseliş kaydetti. Altının ons fiyatı 4,700 dolar seviyesinin üzerinde tutunmaya devam ederken, gümüşün ons fiyatı ise geçen haftayı tatsız geçirse de, henüz havlu atmayarak 76,50 dolar seviyesine toparlandığını not edelim. Bitcoin ise 80 bin dolar seviyesine yaklaşarak yükseliş isteğini altıncı haftaya taşıdı!
Devam eden ateşkes süreci ve buna ilişkin haberler her ne kadar piyasalar tarafından takip edilse de, piyasa değeri açısından S&P 500’ün neredeyse yarısını oluşturan şirketlerin sonuçları bu bağlamda yakından takip edilecektir. Özellikle Muhteşem Yedili olarak adlandırılan teknoloji devlerinden Microsoft, Alphabet, Amazon ve Meta’nın çarşamba günü, Apple’ın ise perşembe günü açıklayacağı finansallar ve yapay zekâ yatırımlarına yönelik harcamalar piyasaların yönü açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.
Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Net Döviz Pozisyonu
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
TCMB Net Yabancı Pozisyonunda Yaşanan Günlük Değişim
TCMB Brüt Döviz ve Altın Rezervleri
Menkul Kıymet İstatistikleri (4 haftalık hareketli ortalama)
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
SPK’dan 2 yıl işlem yasağı alan Tayfun Bayazıt, Sabancı Holding’den istifa etti
Yayınlanma:
1 gün önce|
31/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Fon soruşturması ve Manas Enerji hisselerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle gündeme gelen deneyimli bankacı Tayfun Bayazıt, Hacı Ömer Sabancı Holding Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden ayrıldı. Bayazıt’ın istifasının ardından boşalan Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına Mehmet Kahya atandı.
Hacı Ömer Sabancı Holding, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Bayazıt’ın kendi isteğiyle görevinden ayrıldığını duyurdu.
Şirket açıklamasında, boşalan bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin sürecin Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim Tebliği hükümleri doğrultusunda yürütüleceği belirtildi.
İstifayla birlikte Sabancı Holding bünyesindeki iki önemli komitede de görev değişikliği gerçekleşti. 30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla Mehmet Kahya, Bayazıt’ın boşalttığı Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına atandı.
SPK’nın iki yıllık işlem yasağı kararı istifaların öncesinde geldi
Tayfun Bayazıt’ın istifası, SPK’nın 27 Ekim 2026 tarihli 2026/77 sayılı bülteninde yer alan yaptırım kararının ardından geldi.
SPK, Manas Enerji Yönetimi Sanayi ve Ticaret AŞ (MANAS) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin inceleme sonucunda, aralarında Tayfun Bayazıt’ın da bulunduğu kişi ve kuruluşlara Borsa İstanbul ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda iki yıl süreyle işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verdi.
Karar, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 101’inci maddesi ile Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği kapsamında alındı.
SPK bülteninde ayrıca MANAS pay piyasasındaki işlemler nedeniyle bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği açıklandı. Ancak Tayfun Bayazıt’ın isminin işlem yasağı listesinde yer alması, tek başına hakkında kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet kararı bulunduğu anlamına gelmiyor.
Adel Kalemcilik’ten de ayrıldı
Bayazıt’ın görevden ayrıldığı şirket yalnızca Sabancı Holding olmadı. 30 Ekim 2026 tarihinde Adel Kalemcilik de KAP’a yaptığı açıklamada Bayazıt’ın bağımsız yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.
Adel Kalemcilik, boşalan üyelik için SPK’nın Kurumsal Yönetim Tebliği kapsamında yeni bağımsız yönetim kurulu adayı belirleme çalışmalarının başlatıldığını bildirdi.
Bankacılık sektörünün tanınmış isimlerinden biriydi
Tayfun Bayazıt, Türkiye bankacılık sektöründe uzun yıllar üst düzey yöneticilik yapmış isimler arasında yer alıyor. Citibank ile başlayan kariyerinde İnterbank, Dışbank, Fortis Türkiye ve Yapı Kredi gibi kurumlarda önemli görevler üstlendi. Yapı Kredi’de genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı da yaptı.
Önemli ayrıntı: Sabancı Holding’in KAP açıklamasında Bayazıt’ın istifa gerekçesi olarak yalnızca kendi isteğiyle görevinden ayrıldığı belirtiliyor. İstifanın SPK’nın işlem yasağı kararıyla bağlantılı olduğuna ilişkin şirket tarafından yapılmış bir açıklama bulunmuyor.
BANKA HABERLERİ
Vakıf Faktoring A.Ş.’den İstikrarlı Büyüme
Aktif Büyüklüğü %78 Artışla 53,6 Milyar TL’ye Ulaştı
Yayınlanma:
2 gün önce|
30/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Türkiye’de ticari hayatın köklü finansal paydaşlarından Vakıf Faktoring, 2026 yılının ilk 9 ayında aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine göre %78 artırarak 53,6 milyar TL’ye, net kârını ise %25 artışla 1,76 milyar TL seviyesine yükseltti.
VakıfBank’ın köklü kurumsal çatısı altında 1998 yılından bu yana faaliyet gösteren ve çeyrek asrı aşan tecrübesiyle her ölçekten işletmenin çözüm ortağı olan Vakıf Faktoring; yenilikçi hizmet anlayışı ve yaygın erişim ağıyla ticaretin sürdürülebilirliğine güç katmaya devam ediyor.
Reel sektörün finansmana erişiminde kritik bir rol üstlenen Vakıf Faktoring, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yılın ilk 9 ayında dengeli ve sürdürülebilir büyüme grafiğini koruyan şirket, sağlam bilanço yapısıyla piyasaya kesintisiz nakit akışı sunmayı sürdürdü. Eylül sonu itibarıyla aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine kıyasla %78 oranında artıran VakıfFaktoring, toplam aktiflerini 53,6 milyar TL seviyesine taşıdı. Operasyonel performansını finansal göstergelerine de yansıtan şirket, net dönem kârını ise yıllık bazda %25 artışla 1,76 milyar TL’ye ulaştırdı.
Üretimin, ihracatın ve istihdamın devamlılığına katkı sağlıyoruz
2026’nın ilk 9 aylık finansal sonuçlarını değerlendiren Vakıf Faktoring Genel Müdürü Akgün KOÇ, piyasa dinamiklerine doğru zamanda, doğru çözümlerle yanıt verdiklerini belirterek şunları söyledi:
“53,6 milyar TL’lik aktif büyüklüğümüz, reel sektörün ihtiyaçlarına dinamik bir şekilde cevap verme kararlılığımızın en somut göstergesidir. Özellikle bankacılık sektöründe kredi koşullarının sıkılaşması ve ticari kredi büyümesine yönelik sınırlamaların öne çıktığı dönemlerde, işletmelerimiz için finansmana hızlı ve güvenli erişim hayati bir önem taşıyor. Biz de Vakıf Faktoring olarak, tüm ticari paydaşlarımızın yanında yer alıyor; sağladığımız likiditeyle üretimin, ihracatın ve istihdam zincirinin aksamadan devam etmesine katkı sunuyoruz.”
BANKA HABERLERİ
TASFİYE FONLARI: Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek
Yayınlanma:
3 gün önce|
29/10/2026Yazan:
BankaVitrini
SPK’nın tasfiye kararı verdiği bazı yatırım fonlarının zararlarının geri alınması ve yatırımcılara ödeme yapılması için özel kanun çıkarıldı. 7596 sayılı Kanun ile fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin izlenmesi, sorumluların şahsi malvarlıklarından tahsilat yapılması ve yatırımcılara ara ödeme imkânı getirilmesi düzenlendi. Ara ödemelerde yatırımcı başına 1 milyon TL üst sınırı öngörülürken, ödemeler fonların mevcut kaynakları ve kanunda belirtilen şartlarla sınırlandırıldı.
Sermaye piyasalarında yatırımcıların korunması ve tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarındaki kayıpların geri kazanılması amacıyla hazırlanan 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
22 Ekim 2026 tarihinde kabul edilen Kanun, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanun’un yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarını kapsıyor.
Düzenleme; fon varlıklarının korunması, hukuka aykırı işlemlerle fon dışına çıkarılan değerlerin geri kazanılması, zarardan sorumlu kişi ve kuruluşlardan tahsilat yapılması ve elde edilen kaynakların yatırımcılara dağıtılması için özel bir hukuki çerçeve oluşturuyor.
Kanun, diğer yatırım fonları için genel ve sürekli bir tasfiye rejimi getirmiyor.
Fon zararlarından kim sorumlu olacak?
Kanunun en dikkat çekici hükümlerinden biri, fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerler nedeniyle doğan zararların kimlerden tahsil edileceğini açıkça düzenlemesi.
Karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle fon kaynaklarının ilişkili taraflara, hâkim ortaklara, yöneticilere ya da bunların kontrolündeki kişi ve kuruluşlara aktarılması; gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan kredi, borç, avans, teminat, devir, alım-satım, repo ve benzeri işlemler kapsamında değerlendirilebilecek.
Bu işlemlerle fonun zarara uğratıldığının belirlenmesi hâlinde, öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulacak.
Zararın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda ise SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğuna gidilebilecek.
Yöneticilerin veya diğer sorumlu kişilerin görevlerinden ayrılmış olması da görev yaptıkları dönemde gerçekleştirdikleri işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.
TMSF tahsilat ve takip işlemlerini yürütecek
Kanun kapsamında SPK, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar tutarını, sorumlu kişileri ve sorumluluk miktarlarını belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.
TMSF, bildirimin ardından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsilat ve takip işlemlerini başlatabilecek.
Bu çerçevede, fon zararlarının sorumluların malvarlıklarından geri kazanılması için özel tahsilat mekanizması oluşturuluyor. Kanun kapsamında açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.
Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek
Düzenlemenin yatırımcılar açısından en önemli başlıklarından biri de ara ödeme mekanizması.
Fon varlıklarının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir tutarın, yatırımcıların ilgili hesaplamaya göre hak kazandıkları toplam tutarı karşılamaya yetmemesi durumunda, SPK’nın belirleyeceği fonlarda ara ödeme yapılabilecek.
Kanuna göre:
- Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılara, hesaplanan net yatırım tutarını aşmamak kaydıyla ara ödeme yapılabilecek.
- Net yatırım tutarı 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ara ödeme üst sınırı 1 milyon TL olacak.
- Para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarı yatırımcının hesabındaki katılma paylarının önceki gün sonu değerini aşamayacak.
- Dağıtılabilir kaynakların yetersiz olması hâlinde SPK, ödeme sıralamasını ve asgari ara ödeme tutarını belirleyebilecek.
Ara ödeme sırasında yatırımcının katılma payları iade edilmiş sayılmayacak. Katılma payları, nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.
Önemli ayrıntı: Kanunda belirtilen 1 milyon TL, her yatırımcıya koşulsuz ve kesin olarak ödenecek bir tutar değil, ara ödeme için öngörülen üst sınırdır. Gerçek ödeme; fonun kaynaklarına, yatırımcının hesaplanan hak sahipliğine ve SPK’nın belirleyeceği uygulama esaslarına bağlı olacak.
Yatırımcıların net yatırım tutarı nasıl hesaplanacak?
Kanun, fon malvarlığının yatırımcıların hesaplanan haklarını karşılamaya yetmemesi hâlinde kullanılacak net yatırım tutarı hesaplamasını da düzenliyor.
Bu hesaplamada yatırımcının fona fiilen yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı nakit çıkışları esas alınacak. Giriş ve çıkış tutarlarına, tasfiye tarihine kadar açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden, kıstelyevm yöntemiyle endeksleme uygulanacak.
Nakit çıkışları ise ilk giren ilk çıkar (FIFO) esasına göre dikkate alınacak.
Hesaplama, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından gerçekleştirilecek.
Bu yöntem, yatırımcının fonla gerçekleştirdiği nakit hareketlerinin ortak bir hesaplama çerçevesinde değerlendirilmesini amaçlıyor. Ancak endekslemeye dayalı hesaplama, yatırımcının bütün parasını mutlaka geri alacağı anlamına gelmiyor; ödeme, mevcut dağıtılabilir kaynaklar ve kanundaki sınırlamalar çerçevesinde yapılacak.
Fonlardan kazanç sağlayanlara gönüllü iade çağrısı
Kanun, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade ederek ödeme almış kişilerin elde ettikleri kazançlar için de bir düzenleme içeriyor.
Yatırımcının elde ettiği getirinin, ilgili dönemde TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla hesaplanacak tutarı aşan kısmı, SPK tarafından ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.
Benzer şekilde, SPK tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104, 106 ve 107’nci maddeleri kapsamında değerlendirilen işlemlere konu paylardan kazanç elde eden kişiler de kanunda belirtilen koşullarla, enflasyon endekslemesi sonrasında kalan getiri kısmını genel hisse iade hesabına gönüllü olarak aktarabilecek.
Bu hükümlerin uygulanmasına ilişkin hesaplama yöntemleri ve diğer usuller SPK tarafından belirlenecek.
Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek
Kanun, fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda el konulan malvarlığı değerlerinin geri kazanılması için de özel hükümler getiriyor.
Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında el konulan ve hukuken doğrudan ilgili fona iadesi mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, gerekli kararlar doğrultusunda fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek.
Doğrudan fona devredilemeyen malvarlıkları bakımından ise TMSF kayyım olarak atanabilecek. Bu durumda TMSF, ilgili malvarlıklarını dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. Elde edilen tutarlar her fon için ayrı ayrı izlenecek.
Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı ya da fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin Hazineye gelir kaydedilmeden ilgili fona aktarılması öngörülüyor. Fon tasfiyesi tamamlanmışsa tutarlar geri kazanım hesabına aktarılacak.
Geri kazanım hesapları TMSF bünyesinde tutulacak
Kanunla oluşturulan geri kazanım hesapları, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı tutulacak ve her fon için ayrı alt hesaplarda izlenecek.
Bu hesaplarda biriken kaynaklar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek. Başka amaçlarla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için dahi haczedilemeyecek.
Zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan tutarlar, tasfiye devam ediyorsa tasfiye ile görevli kuruluşa, tasfiye tamamlanmışsa SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) aktarılacak.
Yatırımcılara yapılacak dağıtımda katılma payı sahipliği oranı esas alınacak. İşlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak belirlenen asgari ödeme tutarının altında kalan ödemeler ise yatırımcı adına izlenecek ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenecek.
Bazı kişi ve kurumlara ödeme yapılmayacak
Kanun, yatırımcıların korunmasının yanında belirli fiillerle bağlantılı kişi ve kurumların tasfiye gelirlerinden yararlanmasını da engelliyor.
SPK tarafından 6362 sayılı Kanun’un 104, 106 veya 107’nci maddelerinde düzenlenen fiilleri ilgili fonlarla birlikte işlediği ya da bu fiilleri işleyenlerle birlikte hareket ettiği tespit edilen kişi ve kurumlara, ilgili fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.
Bu hüküm, tasfiye gelirlerinin dağıtımında sorumluluk ve hukuka uygunluk ölçütlerinin dikkate alınmasını amaçlıyor.
Gözler SPK’nın uygulama esaslarında
7596 sayılı Kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.
Düzenlemenin uygulamada nasıl sonuç vereceği; SPK’nın fon bazında yapacağı belirlemelere, MKK kayıtlarının mutabakatına, tasfiye edilecek varlıkların değerine, sorumluların malvarlıklarından tahsil edilebilecek tutarlara ve geri kazanım hesaplarında birikecek kaynaklara bağlı olacak.
Özellikle ara ödeme yapılacak fonların belirlenmesi, yatırımcıların hak sahipliğinin tespiti, net yatırım tutarlarının hesaplanması ve sorumlulardan tahsilat süreçleri önem taşıyor.
Kanun, yatırımcıların kayıplarının geri kazanılması için yeni bir hukuki mekanizma oluşturuyor. Ancak yatırımcıların ne kadar ödeme alabileceği, ara ödemelerin ne zaman yapılacağı ve toplam zararın ne ölçüde karşılanabileceği, uygulama kararları ve fiilen geri kazanılabilecek kaynaklar netleştikçe ortaya çıkacak.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.655)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (604)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.649)
- GÜNDEM (3.592)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.750)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- İstanbul'da aylık enflasyon Ekim'de hızlandı 01/11/2026
- TOBB Nefes Kredisi'nde yeni dilim başvuruları 3 Kasım'da başlayacak 01/11/2026
- Küresel piyasaların radarında ABD'deki ara seçimler var 01/11/2026
- FBI, kripto hırsızlığından Kuzey Kore'yi sorumlu tuttu 01/11/2026
- Bir maaş kiraya, bir maaş hayata 01/11/2026
- Resmi Gazete'de bugün (01.11.2026) 31/10/2026
- SPK Başkanlığına Muhsin Atcı atandı 31/10/2026
- Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun gözaltına alındı 31/10/2026
- Binance, siber saldırıda çalınan varlıkların yüzde 90'ını karşıladı 31/10/2026
- Erdoğan İstanbul'da Zelenskiy ile görüştü 31/10/2026
SON YAZILAR
- SPK’dan 2 yıl işlem yasağı alan Tayfun Bayazıt, Sabancı Holding’den istifa etti 31/10/2026
- Vakıf Faktoring A.Ş.’den İstikrarlı Büyüme 30/10/2026
- TASFİYE FONLARI: Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek 29/10/2026
- Garanti BBVA’nın 9 aylık net kârı 97,2 milyar liraya ulaştı 29/10/2026
- Enpara Bank: 9 Aylık Net Kârı 6,3 Milyar TL 28/10/2026
- TASFİYE EDİLEN FONLARDA YATIRIMCI ALACAĞI NASIL HESAPLANACAK? 27/10/2026
- TEB 2026 Üçüncü Çeyrek Mali Verileri Açıklandı 26/10/2026
- The Economist 2027 kapağı: Semboller, şifreler ve dünyaya verilen mesajlar 24/10/2026
- DenizBank 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı 23/10/2026
- Alternatif Bank’tan şubatta geri ödemeli ihtiyaç kredisi kampanyası 23/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu





