Haber-Analiz | BankaVitrini.com
ABD’de altyapı konusu yeniden ekonomi politikasının merkezine yerleşti. 2021’de kabul edilen Infrastructure Investment and Jobs Act ile 1,2 trilyon dolarlık altyapı harcaması yetkilendirilmiş, bunun 550 milyar doları yeni yatırım olarak tasarlanmıştı. Program; ulaşım, enerji, su, geniş bant internet ve iklim dayanıklılığı gibi alanları kapsıyor.
Ancak 2026’ya gelindiğinde mesele sadece klasik yol-köprü yatırımı olmaktan çıktı. ABD, altyapıyı artık ekonomik güvenlik, savunma hazırlığı ve sanayi rekabeti başlığı altında değerlendiriyor. Beyaz Saray’ın Nisan 2026 tarihli kararında enerji üretimi, taşınması ve altyapı yetersizliğinin ekonomi ve ulusal güvenlik açısından tehdit oluşturduğu vurgulanıyor.
ABD neden altyapıya dönüyor?
Amerikan altyapısı uzun süredir yaşlanma, bakım eksikliği ve kapasite yetersizliği sorunu yaşıyor. Amerikan İnşaat Mühendisleri Derneği’nin 2025 Altyapı Karnesi’nde ABD’nin genel notu C seviyesine yükselse de bu, sistemin hâlâ ciddi yatırım ihtiyacı taşıdığı anlamına geliyor.
Son örneklerden biri hava trafik kontrol sistemi. Reuters’a göre ABD Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, eskiyen hava trafik kontrol sisteminin modernizasyonu için Kongre’den 10 milyar dolar ek kaynak istedi. Daha önce de 12,5 milyar dolarlık kaynak onaylanmıştı. Hedef; eski radar, bakır kablo, yazılım ve kule sistemlerini yenilemek.
Bu tablo, ABD’nin önündeki üç temel sorunu gösteriyor: eskiyen fiziki altyapı, artan enerji talebi ve jeopolitik kırılganlık.
Keynesyen politika mı uygulanıyor?
Evet, büyük ölçüde Keynesyen mantık devrede. Keynesyen politika, kriz veya yavaşlama dönemlerinde devletin kamu harcamalarıyla ekonomiyi desteklemesini öngörür. ABD’nin altyapı hamlesi de bu açıdan klasik Keynesyen reçeteye benziyor:
Devlet harcama yapıyor, projeler başlıyor, istihdam yaratılıyor, özel sektör sipariş alıyor, üretim zinciri canlanıyor ve uzun vadede verimlilik artışı hedefleniyor.
Ancak bugünkü model, 1930’lardaki New Deal tipi saf kamu harcamasından farklı. Yeni model daha çok Keynesyen kamu harcaması + sanayi politikası + ulusal güvenlik ekonomisi karışımıdır.
Bu hamlenin ekonomik amacı ne?
ABD bu yatırımlarla üç sonuç almak istiyor:
Birincisi, büyümeyi desteklemek. Altyapı yatırımları inşaat, çelik, çimento, yazılım, enerji ekipmanı, savunma teknolojileri ve lojistik sektörlerini doğrudan besler.
İkincisi, arz kapasitesini artırmak. Daha iyi liman, yol, enerji şebekesi ve dijital altyapı, üretim maliyetlerini düşürür.
Üçüncüsü, Çin’e karşı üretim ve tedarik üstünlüğünü korumak. Artık altyapı sadece ekonomik değil, jeopolitik bir rekabet alanıdır.
Risk nerede?
Bu politikanın en büyük riski bütçe açığıdır. CBO’nun 2026–2036 görünümüne göre ABD federal bütçe açığı 2026’da 1,9 trilyon dolar, 2036’da ise 3,1 trilyon dolara çıkabilir; açığın GSYH’ye oranı da 2026’da yüzde 5,8 olarak öngörülüyor.
Yani ABD altyapıyı yenilerken aynı zamanda daha fazla borçlanıyor. Bu durum uzun vadede faiz giderlerini artırabilir, dolar likiditesi üzerinde baskı yaratabilir ve küresel sermaye akımlarını etkileyebilir.
Türkiye ve dünya için anlamı
ABD’nin altyapı hamlesi küresel ölçekte şu sonuçları doğurabilir:
Emtia talebi artabilir: Çelik, bakır, alüminyum, çimento, enerji ekipmanı ve kablo talebi yükselebilir.
Faiz baskısı sürebilir: ABD kamu harcamaları ve açıkları yüksek kaldıkça tahvil arzı artabilir.
Sanayi politikası sertleşir: ABD, üretimi içeride tutmak için daha korumacı ve teşvikçi politikalar uygulayabilir.
Türkiye için fırsat alanı oluşur: Makine, kablo, demir-çelik, yapı malzemeleri, enerji ekipmanları ve yazılım tarafında ABD tedarik zincirine girebilen firmalar avantaj sağlayabilir.
Sonuç
ABD’nin altyapı yenileme kararı sadece bir imar programı değildir. Bu, krizi aşmak, büyümeyi canlı tutmak, sanayiyi içeride güçlendirmek ve Çin karşısında stratejik üstünlüğü korumak için uygulanan yeni nesil Keynesyen politikadır.
Bankacılık açısından mesaj net: Altyapı artık yalnızca kamu yatırımı değil; kredi, tahvil, proje finansmanı, enerji güvenliği ve sanayi rekabetinin merkezindeki yeni büyüme alanıdır.