Connect with us

GÜNDEM

Özüpak’tan iktidara EYT tepkisi: ‘Çözmek için neyi bekliyorsunuz!’

Yayınlanma:

|

Emeklilikte Yaşa Takılanlar Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Boran Özüpak, Maltepe mitinginde yaptığı konuşmada iktidara seslenerek “İktidar elinizde değil mi? EYT meselesini çözmek için neyi bekliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Özüpak, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Selam olsun Güzel Türkiye’min doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, ülkenin dört bir yanından gelerek; işine ekmeğine onuruna sahip çıkan, bu güzel ülkeyi bir o kadar da yaşanır kılan vefakar, cefakar kaderdaşlarım sizleri sevgiyle ve büyük bir saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz…

VARIZ dedik, BİRİZ dedik, BİRLİKTEYİZ ve İşte bugün BURADAYIZ Diyerek bugün  Maltepe’den sesimizi yükseltiyoruz.

BİZ KİM MİYİZ? Her zaman ÖNCE VATAN, ÖNCE DEVLET diyen, yaşamı boyunca sayısız ekonomik krize göğüs geren, emeklilik hakları ellerinden alınmışlarız. En uzun çalışma hayatıyla da  devletine en çok katkı sağlayanlarız…

BİZ KİM MİYİZ? Devletiyle çalışma hayatının başında bir sözleşme yapan, çalışan, üreten ve karşılığında asgari ücrete mahkum edilen emekçileriz. Sen kazandığın gelirden devletine vergi vereceksin dediklerinde hayy hayy diyenler, her ay maaşından tıkır tıkır, daha cebine girmeden gelir vergisini ödeyenleriz. İleride devletin güvencesinde bir gelire sahip olmak istiyorsan bana şu kadar sene boyunca prim ödeyeceksin dendiğinde de hay hay diyerek yine tıkır tıkır primlerimizi ödeyenleriz. Ama gel gör ki bizden istenen vergileri hiçbir af’tan faydalanmadan kuruşu kuruşuna ödememize rağmen hakları devlet eliyle ötelenenleriz.

BİZ KİM MİYİZ? İlerlemiş yaşı nedeniyle işsiz kalan ve yine aynı sebeple yeni bir iş bulamayınca devletin sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek için; hiçbir geliri olmadığı halde GSS diye tabir edilen Genel Sağlık Sigortası primi ödemeye zorunlu tutulanlarız…

BİZ KİM MİYİZ?  Muhalefet ağzıyla hak aranmaz diyenlere; biz hiçbir düşünceye hiçbir görüşe muhalif değiliz. Siyaset yapmıyoruz. Siyaset bizim sadece mücadele ettiğimiz zemindir diyenleriz. Ama herkes şunu çok iyi bilsin ki; haklarımızın gasp ediliyor olmasıyla sonuç alana kadar mücadele edeceğiz. Emekliliğin hakkımız olmadığını söyleyenlere de kim olursa olsunlar; hangi görüşte olursa olsunlar sonuç alıncaya kadar muhalif olacağız.

BİZ KİM MİYİZ? Atanmışlarla seçilmişlerin EYT konusundaki tutarsız açıklamaları karşısında; bizlere yapılan hakaretleri unutmadık, unutmayacağız diyenleriz. Vaat vermek iktidara talip olan muhaliflerin işidir; iktidar olana ise vaat vermek değil çözmek yaraşır diyenleriz

BİZ KİM MİYİZ Staj Mağdurlarıyız, BİZ KİM MİYİZ intibak bekleyen emeklileriz,

BİZ KİMMİYİZ Bağlanan üç kuruş Emekli maaşları ile GEÇİNEMİYORUZ diyen emeklileriz.”

İKTİDARIN AYIBI DEĞİL Mİ?

“Herkes biliyor ama hadi gelin beraber bir durum tespiti yapalım tekrar. EYT olarak 23. yıldönümümüze girmek üzereyiz. Bu toplumsal problemin bu kadar uzun süre çözülmemesi bir sosyal devlet anlayışı ile iktidarın   ayıbı değildir de nedir? Neredeyse 23 yıl önce çıkan bir yasanın; dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan şekilde geçmişe yönelik uygulaması ile bizatihi siyaset eliyle doğmuştur EYT mağduriyeti. Söylerken 2 kelimede EYT mağduriyeti diye söyleniyor ama içinde birçok başka mağduriyetler barındırmaktadır. Beraberinde getirdiği genç işsizlik, staj sürelerinin sayılmaması, reform adı altında farklı sigorta kollarının birleştirilmesi sırasında yaşanan hak kayıpları, EYT’ nin icadından bir süre sonra Aylık Bağlama Oranlarının düşürülmesi, bir dönem göz dikilen kıdem tazminatları…. Daha sayalım mı? Saymakla bitmiyor SGK mağduriyetleri… Siyaset mekanizması emeğin hakkını görmezden geldiği sürece de bitmeyecek, yenileri eklenecek besbelli…

Yıllarca çalışıp üretip devlete olan yükümlülüklerini harfiyen yerine getireceksin ve sonra da siyasi yönetim politikaları sebebiyle sürekli yoklukla sınanacaksın. Sürekli veren el olacaksın. Sürekli emekleri ve hakları sömürülenler olacaksın. İşte bu BİZ DEĞİLİZ. Buna asla razı değiliz. Siz buna razı mısınız kaderdaşlarım?

Karşımıza sürekli Avrupa’dan örneklerle çıktılar. Yok Almanya’ da emeklilik yaşı 67 yok Fransa emeklilik yaşını 67′ ye çıkardı vs. Pekiiii soru 1 – Avrupa ülkelerindeki işsizlik oranı nedir? Haberiniz var mı? Soru 2- Avrupa ülkelerinde işsiz kalanlara verilen işsizlik maaşı ve sürelerini biliyor musunuz? Ve üçüncü ve son olarak ve aslında en önemli soru – Bu ülkelerin hangisinde emeklilik yaşını 67′ ye çıkarırken bu yasalar geçmişe yönelik olarak uygulandı? Bizim bedelini peşinen ödediğimiz emeklilik haklarımızı bize çok görenler bu soruların cevaplarından köşe bucak kaçmaktadırlar. Bir ülkede işsizlik sorununu çözmeden, yeterli istihdamı sağlamadan mevcut emeklilik şartlarına üçüncü bir şart olarak YAŞ şartını getirmek işe sondan başlamak değil midir? Bu tam anlamıyla siyasi bir başarısızlık değil midir? Sonuçlarını bilmeden hareket etmek değil midir?”

Sorunu çözmek yerine doğrudan sondan başlamayı tercih eden siyaset mekanizması, nihayet EYT probleminin acil çözülmesi gereken bir toplumsal problem olduğunu fark edince de türlü türlü modellerle çıktılar karşımıza. Finlandiya Modeli, İsveç modeli, Almanya modeli. Değerli EYT’ liler, dünyanın hiçbir yerinde EYT diye bir problem yok. EYT problemi bize, Türkiye’ ye has bir problemdir. Nedenleri ile nasılları ile tamamen yerli ve milli bir toplumsal problemdir. Hal böyleyken neden problemin kendi bilinmeyenlerine odaklanmıyorsunuz da ithal modellerle çözüm getirilmeye çalışıyor.

İlla Avrupa ülkelerinden bir model alacaksanız işsizliği nasıl çözüyorlar; işsizlere nasıl destek oluyorlar, kayıtsız çalışma önüne nasıl geçiliyor  onlara bakın o modelleri çalışın asıl…

İLLA AVRUPA’DAN BİR MODEL ALINACAKSA…

Değerli kaderdaşlarım, her seçim arifesinde o tozlu raflardan alınıp tekrar gündeme oturtuluyoruz. Her seçim öncesinde türlü türlü vaatlerle umutları sömürülenler olduk. Her seçim döneminde, anayasal bir hak olduğu için siyasi partilerin vaatlerinin arasında temel hak ve özgürlüklerin korunması meselesi başta gelen vaatlerin arasında yer almaktadır. Temel hak ve özgürlüklerin tanınması ve teminat altına alınması; özgürlük, adalet ve barışın temelidir denmektedir. Ancak tüm seçim beyannamelerinde bu vaatlerin ortak olmasına rağmen bu konuda verilen taahhütlerin yerine getirilemediğini hep birlikte yaşadık, hep birlikte şahit olduk.

Bu arada, yeni bir seçim dönemine girilmişken bu vaatler tutulsa ,  emeklilik haklarımıza bir parmak bal sürerek çözüm ürettik denilse  dahi mağduriyetlerimiz maalesef mağduriyetimiz giderilmiş olmuyor. EYT’ liler olarak haklarımız için mücadele ediyor olsak da emeklilerimizi ve yaşadıkları sorunları da yakından takip ediyoruz. Çünkü, 2008 yılında, şu anki iktidar partisi tarafından; sosyal güvenlik reformu olarak sunulan 5510 sayılı kanunla Aylık Bağlama Oranları o kadar düşürüldü ki; yıllarca çalışıp ürettikten sonra bugün emekli olan kaderdaşlarımıza bağlanan emekli maaşları kabul edilemez, SOSYAL YARDIM NİTELĞİNDE MAAŞLARDIR. düşüktür. Hatta hükümetimiz de bunun çok düşük olduğunu görüyor ki Hazine yardımı eliyle en düşük emekli maaşları günümüzde 2.500 TL’ ye tamamlanıyor. Amaaaaaa dikkat edin burada da büyük bir siyaseten bir yanıltma ile karşı karşıyayız. Öyle kelimelerle ifade ettikleri gibi en düşük emekli maaşı 2.500 TL değil. Bu koskoca bir yanıltma arkadaşlar. Emekli maaşları 1.500 TL – 2.000 TL gibi rakamlar olarak bağlanıyor. Üstü devlet yardımı ile 2.500 TL tamamlanıyor. Zam dönemi gelip de; SGK sisteminden 1.500 TL olarak görünen maaş artıyor ve 1.800-2.000 TL oluyor ve yine hükümet sistemdeki düşük emekli maaşı 2.500 TL’ ye tamamlıyor. Burada verilen bir hak yok. Burada emeklilerin, emekçilerin ağzına bir parmak bal sürme politikasının ön plana çıktığını görüyoruz.   Aynı EYT sorunun da olduğu gibi burada da problemin kaynağına inmektense, emekçilerin hakların gaspına ve haklar üzerinden siyaset yapılmasına tanık oluyoruz. Bu işin çözümü en düşük emekli maaşını hazine yardımı ile şu rakama tamamlıyorum demek değildir. Yapılması gereken; adaletli olmak için kaynakların eşit paylaşımı için, ABO oranlarının iyileştirilmesidir. Adaletli olmak için tek çözüm yolu budur.

HER SEÇİM DÖNEMİNDE GÜNDEM OLUYORUZ

Değerli Kaderdaşlarım

Değinmek istediğim bir başka SGK mağduriyeti de Staj Mağduriyeti konusudur. Ben de bir Meslek lisesi mezunu olarak iş hayatıma stajyer olarak başladım. Ben de bir staj mağduruyum. Hepimizin ellerinde SSK kartlarında başlangıç tarihi olarak staja başladığımız tarihler yazmaktadır. Burada da kandırıldık. Burada da haklarımız gasp edildi. Staj konusunda da günümüzde büyük adaletsizlikler yapıldı. Bazı meslek gruplarında stajda geçen süreler emeklilik hesabı yapılırken bir çok meslek grubunda ise bunun tam aksi söz konusudur.

Neden SSK kartlarındaki tarihlerimiz SSK başlangıç tarihi yazarken kabul edilmiyor. Hadi başlangıç tarihi saymadınız Çözüm için bir borçlanma getirilerek çözüme kavuşması sağlanabilirken bu sorunumuz yıllarca süre geliyor.

HAKLARIMIZIN GASP EDİLMESİNE MUHALİFİZ

Değerli Arkadaşlarım;

Gelelim mağduriyetimiz ve verdiğimiz mücadelemizle kimler neler dedi kimler neler söylediler, ne vaatler dediler

Hadi biraz da onlara bakalım. Zaten şu anda iktidarda olup da bizlere çeşitli çözüm vaatleri verenleri anlamak gerçekten zor. Değerli kaderdaşlarım size soruyorum. İktidarda olanlara vaat vermek mi yakışır? Yoksa doğrudan çözmek mi? Kıymetli EYT’liler vaat vermek kimin işidir? İktidara talip olan muhalefet vermez mi vaatler? İktidar neden vaat veriyor? Neden biz EYT’ yi çözeceğiz diye gelecek zaman ekiyle konuşuyor?  İktidar elinizde!.. Çözmek için neyi bekliyorsunuz? Hepimizin işsizlikten, aşsızlıktan telef olup bitmemizi mi bekliyorsunuz? Ama bakalım kimler neler demiş?

“İşe girdiği tarihte tabii olduğu mevzuata göre emeklilik için gereken sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayılarını tamamlayan ancak yaş düzenlemesi nedeniyle emekli olamayanların mağduriyetleri giderilecektir” bunu kimler ne zaman söylemiş biliyor musunuz? Bundan taaaaa 7 yıl önce evet 7 yıl önce 2015 seçimlerinde MHP seçim beyannamesinde ifade etmiş. Eeee? Hani nerede? Aradan geçen 7 yıl içinde ne yaptınız bu vaadinizle ilgili olarak? Tek bir arpa boyu kadar yol alabildiniz mi?  Bu vaadi verdikten tam 3 yıl sonra 2018 seçimlerinde; aynı MHP “Emekli aylıklarındaki eşitsizliklerin giderilmesi, refah payının artırılması ve emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetlerinin giderilmesi” vaatleri ile meydanlara çıkmış tekrar. Bu vaatlerinin üzerinden de gün itibarıyla 4 yıl geçmiştir. Peki bu vaatlerin karşılığında ne yapıldı? Onlara da bir bakalım mı? Seçimler bitip de vaatler raflara kaldırılınca; meclisteki koltuklarına oturan MHP önce hepimizin aklıyla oynarmışçasına “49 milletvekili ile bizim bir yasa çıkarmamız mümkün değil” söylemiyle cevap verdiler. Bu cevaptan ötürü çok tepki alınca da “Karşılığının ve kaynağının bulunmasında zorluk çekilen bir ortamda bu vaadin yerine getirilmesi belki muhalefet açısından uygun olabilir; ama bizim cumhur ittifakının yaklaşımı ve anlayışı açısından doğru değildir” şeklinde bir söylem geliştiren MHP Genel Başkanı ; bir süre sonra da meydanlarda verdiği sözleri artık tamamen inkâr edecek şekilde “Bu konunun çözümünde ısrarcı değiliz” ifadelerini de kullanmıştır.

Bizi muhalefet ağzıyla hak aramakla eleştirenlere sesleniyorum. Bu ifadeler bizim ifadelerimiz değil. EYT’lilere verilen vaatler ve o vaatleri verenlerin daha sonra EYT için söyledikleridir. Bizim tek ortak paydamız EYT’dir. Tek meselemiz de EYT’dir. Ve Haklı mücadelemizle, Bizler herhangi bir siyasi partiye değil haklarımızın gasp edilmesine muhalifiz. Bunu kim yaparsa yapsın; haklarımızın gasp edilmesine muhalif olmaya da devam edeceğiz…

‘SEÇİMİ KAYBETSEM DE YOKUM’ SÖZÜNÜ UNUTMADIK

Şimdi gelelim iktidar partisinin EYT konusundaki söylemlerine… Tarih 17 Nisan 2012. Şu anda da genel başkan olan iktidar partisinin genel başkanı “IMF’ nin talepleri doğrultusunda mağdur edilen vatandaşlarımızın, iktidarımızda bu mağduriyetini gidereceğiz” ifadesini kullanmıştır. Bu cümledeki mağdur vatandaşlar biz yani Emeklilikte Yaşa Takılanlardır. Peki öyle mi oldu? Mağduriyetlerimiz giderildi mi? Elbette hayır. En başından beri bizi bizden dinleyin dememize ve türlü kanallardan randevu talep etmemize rağmen talebimiz kabul görmedi. İktidarın   Bizim sorunlarımızı bizden değil de siyaset yapmaya çalışan EYT’nin ‘E’ sini bilmeyen yakın çevresinden dinlemeyi tercih edince yukarıdaki cümlelerde ifade ettiği gibi mağduriyetin giderilmesi bir yana türlü türlü hakaretlere uğradık. İktidar partisi genel başkanı, 10 sene önce İMF’nin mağdur ettiği vatandaşlarımız diye ifade ettiği emeklilikte yaşa takılanlar için bu defa “Bir de bunlar türedi. Ne olacak? Emekli olacak sonra gidip başka bir iş de daha çalışacak. Yani çift dikiş. Olmaaaaz öyle şey” ifadelerini kullanmıştır. En düşük emekli maaşının hazine eliyle bile desteklenerek ancak ve ancak 2.500 TL’ ye tamamlandığı bir ülkede bir emeklinin ilerlemiş yaşına rağmen gidip ikinci bir iş de çalışmaktan yani çift dikiş atmaktan başka bir çaresi var mıdır? Çoluğunun çocuğunun rızkını bu hayat pahalılığında 2.500 TL ile nasıl idare etsin? Üstelik iktidar partisinin genel başkanının bu çift dikiş çıkışının ardından; 5-6 yerden bol sıfırlı maaşlarla 5-6 dikiş atan bürokratların ortaya çıkması da biz emeklilikte yaşa takılanlar için ayrıca bir hakaret anlamına gelmektedir. Yine aynı iktidar partisi liderinin; hak mücadelesi veren EYT’lilere karşı “Seçim kaybetsem bile YOKUM” kısaca hakkınızı vermiyorum anlamına gelen sözlerini de unutmuş değiliz.

Şimdi tekrar size sormak istiyorum. Elinizi vicdanınıza koyarak bu soruma cevap vermeye çalışın. Tüm bu söylemler karşısında kim kime muhalif? EYT federasyonumuzun bu miting dahil olmak üzere bugüne kadar düzenlediği pek çok etkinlik, miting ve organizasyon sayesinde bugün EYT probleminin finansal bir problem olmadığı toplumsal bir problem olduğu; iktidarından muhalefetine tüm kesimler tarafından kabul edilmiş durumdadır. Şu çok açık ve nettir ki; EYT probleminin çözümü konusunda finansal bir sıkıntıdan ziyade finansal tercih problemi vardır. Kaynakların yerinde ve adil paylaşımı durumunda; örnek olarak sadece kayıt dışı istihdamın bile önüne geçildiğinde EYT çözümü için ihtiyaç duyulan finansal kaynağın kat ve kat fazlası elde edilebilmektedir.

Bedeli zaten ödenmiş EYT hakları için kaynak arayışları aslında izlenen yanlış ekonomi politikalarının bir sonucudur. Ama yine de bu kaynak var ki farklı yerlere harcanmak istenmektedir. Suriyeliler başta olmak üzere İktidarın izlediği sığınmacı politikası milyarlarca doların başka milletlere harcanmasına yol açarken kendi milletinden olan EYT’lilere bu denli sırtını çeviren bir anlayış kabul edilemez. Yine kendi milletinden olan EYT’liler işsizlik çıkmazında ve ülkenin içinde bulunduğu hayat pahalılığında yaşam mücadelesi verirken 137 farklı millete sosyal yardım yapılıyor açıklamalarının olmasının anlamı ve mantıklı bir izahı bulunmamaktadır.

EYT mitingi için Valilikten beklenen haber geldi! - Söz Bursa

KABUL EDİLEMEZ BİR POLİTİKA

Bu durumda, siz çalışın üretin verginizi verin ama ben sizin haklarınıza el koyarak ve o haklar ile dünya üzerinde siyaset yapayım anlayışı kabul edilemez bir politikadır.

Tüm bunları yaşarken ve tüm bu söylemler yapılmış olmasına rağmen, seçim takvimi sürecinde olduğumuz için EYT problemi ile ilgili olarak iktidar partisi yetkililerinden  çelişkili sesler yükselmektedir. Seçilmiş olanlar EYT problemini çözeceğiz; şu tarihe kadar çözeceğiz, bunu ancak biz çözeceğiz ifadelerini kullanırken; atanmış ve yetkili bakanlar ise EYT gündemimizde yoktur demektedirler. Bu çelişkili ifadeler de göstermektedir ki seçim tarihi gelene kadar bir oyalama stratejisi uygulanmaktadır. Bu strateji yanlış bir stratejidir. İktidar partisini çok daha fazla geç olmadan uyarıyoruz. Şimdiye kadar sütten ağzımız yandı bundan sonra yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz. Yani artık iktidarda olana vaat verme şansı tanımıyoruz. Zaten vaat vermek; iktidar olmak isteyen muhalefete yakışan bir davranıştır. İktidar olan vaat vermez. İktidar olana icraat yakışır.

Peki muhalefette olanlar neler söylüyor? Elbette vaat veriyorlar. Yani bizi seçerseniz; biz iktidar olursak EYT problemini şu şekilde çözeceğiz. Kaynakları bu şekilde yaratacağız. Sizi 1999 öncesindeki haklarınızla, yani işe girdiğiniz zamanki koşullar neyse o koşullara göre emekli edeceğiz diye vaatlerde bulunuyorlar. Hepsiyle görüştük. Hepsi bizi bizden dinlendi. Dolayısı ile EYT problemini şu anda iktidar partisi ve ortağından daha iyi biliyorlar. Çünkü problemin kaynağına indiler ve EYT federasyonumuzu dikkate aldılar. EYT ‘nin bir kul hakkı olduğunu, Anayasal kazanılmış bir hak olduğunu hepsi kabul ettiler.Bu çerçevede çözüm önerilerini sunmuşlardır. Gelinen süreçte görünen o dur ki; YANIMIZDA OLANIN YANINDAYIZ DİYEREK, EYT nin haklı mücadelesinin gücü  bütün siyasi partilerin buluştuğu ortak bir mesele, birleştirici bir güç olmuştur. EYT Federasyonumuz da bu birleştirici gücü arkasına alarak bugün Türkiye’nin en büyük Sivil Toplum Kuruluşu konumuna gelmiştir.

BU GÜÇ SİZİN

Lütuf istemeyen, bağış istemeyen SADECE VE SADECE KAZANILMIŞ HAKLARINI insanca yaşanır bir maaşla haklarını isteyen bugün burada toplanan arkadaşlarım, kaderdaşlarım Bu güç sizin eseriniz. Bu güç SİZİN GÜCÜNÜZDÜR.

VARIZ dedik değil mi!… Dön bak yanındakine arkandakine… Bak Türkiye’nin dört bir köşesinden gelmişiz. Bak nasıl VARIZ hem de var ya. Öyle bir VARIZ ki görmezden gelemez kimse bizi.

BİRİZ dedik değil mi? Evet bakın birbirinize değerli kaderdaşlarım hepimiz birimiz. EYT’li olmak hepimizin ortak paydası. Hepimizin derdi aynı… Yanımız, yöremiz, töremiz farklı olabilir ama bizi BİR yapan bir değerimiz var. O da EYT’li oluşumuzdur.

BİRLİKTEYİZ dedik değil mi? Evet en başından beri birlikte mücadele ediyoruz. EYT Federasyonu çatısı altında her yerde, her platformda, sosyal medyada, görsel ve yazılı basında, mitinglerde, çeşitli özel günlerde hep birlikte olmadık mı? Yalan mı? Bu güçlü ve onurlu mücadeleyi, bu azmi, bu kararlılığı BİRLİKTE olmamıza borcu değil miyiz?

BURADAYIZ dedik değil mi? Eveeeeet buradayız. Bugün 15 Mayıs 2022 Maltepe Miting Alanındayız ve bugün Türkiye tarihinde yerini alacak bir gün. Bizleri görmezden gelmekte, Yok saymakla yok olmuyoruz. Bakın işte kapı gibi BURADAYIZ. Vallahi de billahi de BURADAYIZ…

YASAL OLMAYAN ŞEYLERDE ISRARCI DEĞİLİZ

Değerli kaderdaşlarım; yaklaşan genel seçimle birlikte en güzel tepkimiz demokratik hakkımızı kullanırken, sandıkta tercihimizi bizi anlayan, bizi dinleyen ve yanımızda olanlardan yana kullanmamız olacaktır.

Yasal olmayan hiçbir şey için ısrarcı değiliz. Biz sadece yasaların geriye doğru işlemeyeceğini söylerken ısrarcıyız ve olmaya da devam edeceğiz.

İşe başlangıç tarihimizde bize sunulan şartlar neyse o şartların yerine getirilmesinde ve insanca yaşanır bir emekli maaşında ısrarcıyız.

Beklemiş olduğumuz bunca sene boyunca zaten büyük bir bedel ödedik başka bir bedel daha ödemenin de adaletsiz olacağını açıkça ifade ediyoruz ve asla kabul etmiyoruz…

Güzel Türkiye’mizin 4 bir köşesinden kalkıp geldiniz. Bugün Varlığımızla, Birliğimizle, Kardeşliğimizle Haklılığımızı haykırdık. Haklarımızı haykırdık.

Reva görülen mağduriyetin sürecini, maruz kaldığımız hakaretleri unutmayacak, bir parmak bala razı gelmeyerek, Yanımızda olanın yanında olacağız sözümüzle, HAKLILIĞIMIZI Sonuna sonuç alıncaya kadar da haykırmaya devam edeceğiz. Var olun. Sağ olun… Hepinizi çok seviyorum. Hepinizi kucak dolusu selamlıyorum. Allaha emanet olun….”

Normhaber.com

Okumaya devam et

GÜNCEL

40 trilyon dolarlık soru: Piyasayı Fed mi, kamu borcu mu yönetiyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Başkanı Trump, İran ile görüşmelerin sürdüğünü ve Tahran için iyi bir anlaşma yapmanın son şans olduğunu söylerken, İran tarafı Washington ile herhangi bir müzakerenin yapılmadığını açıkladı. Taraflardan gelen birbirini yalanlayan açıklamalar, diplomasi cephesindeki belirsizliğin sürdüğünü gösterdi.

Buna rağmen piyasalar, gerilimin tırmanmak yerine müzakere yolunun yeniden gündeme gelebileceği beklentisini olumlu karşıladı. Trump’ın hafta sonu planladığı geniş çaplı saldırıyı iptal etmesinin ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün yaklaşık %7 gerileyerek 81,50 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 84 dolar seviyelerine hafif de olsa toparlandı. Öte yandan Trump, İran savaşı sonrası artan petrol fiyatlarıyla rekor kâr açıklayan ExxonMobil ve Chevron’u hedef alarak şirketlerin çok fazla para kazandığını söylemek suretiyle akaryakıt fiyatlarını düşürmeleri çağrısında bulundu. Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarının seçmen üzerindeki baskısını azaltmak isteyen Trump’ın çıkışı, petrol şirketleri üzerinde siyasî baskının artabileceğine işaret ederken, sektör temsilcileri ise fiyat artışlarının temel nedeninin küresel arz endişeleri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik riskler olduğunu savundu.

Savaşın eskale edilmesi yerine diplomasiye şans tanınmasının da yardımıyla ABD borsaları dün geceyi yükselişle tamamladı. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq endeksi %2’den fazla yükselirken, güçlü gelen ABD imalat sanayi verilerinin ardından Dow Jones endeksi rekor seviyeleri test etti. Diplomasiye şans tanınması ve beraberinde petrol fiyatlarında görülen değer kaybının kısmen de olsa enflasyon endişelerini hafifletmesi ile, faiz artırım beklentileri de kısmen de olsa zayıfladı. Fed’in eylül ayında 25 baz puanlık faiz artırımına gitme olasılığı %65 olarak fiyatlanırken, yıl sonuna kadar toplam 34 baz puan artırım bekleniyor.

Biz uzun bir süredir Fed’in neden faiz artıramayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Başkan Trump tarafından göreve getirilen ve piyasada faiz indireceği beklentisiyle karşılanan Fed Başkanı Warsh’un ise kredibilitesini tesis edebilmek adına kamuoyu önünde mümkün olduğunca şahin bir duruş sergilemesini bir yere kadar anlayabiliyoruz. Ancak Fed’in bu söylemi piyasa faizlerini yukarı iterken, Warsh’un sırtında âdeta 40 tonluk bir fil oturduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor.

ABD’nin toplam kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolara gelirken (bakınız grafik), artan bütçe açıkları ve yüksek faiz ortamı borç stokunu büyütmeye devam ediyor. Bu durum, Hazine’nin önümüzdeki dönemde daha fazla tahvil ihraç etmesini zorunlu kılarken, ABD tahvil faizleri üzerindeki yukarı yönlü baskının da kolay kolay ortadan kalkmayacağını düşünüyoruz. Kaldı ki, piyasa faizleri zaten kendi dinamikleriyle yükselmiş durumda. Faizlerin yüksek seyrettiği bir ortamda ise böylesine devasa bir borç stokunu çevirmek her geçen gün daha maliyetli ve daha zor hâle geliyor.

Fed’in gerekli rehberliği sunamadığı geçen hafta 30 yıllık ABD tahvil faizi Aralık 2024’ten bu yana en sert aylık yükselişini kaydederken, son 19 yılın en yüksek seviyesini %5,28 ile test etti. Her ne kadar yeni aya uzun vadeli tahviller %5,24 seviyesine hafif de olsa gerileyerek başlarken, Fed’in faiz artıramadığı bir ekosistemde, hâliyle dolar endeksi de (DXY) baskı altında kaldı. Doların piyasa kuru olarak görülen DXY’nin, uzun süredir tehlikeli bölge olarak gördüğümüz 100,50 seviyesinin altına gerilemesi bizlere de âdeta derin bir oh çektirdi. Ortak para birimi EUR dolar karşısında 1,15 seviyesinin üzerinde kalarak son altı haftanın zirvesinde salınırken, kıymetli metaller cephesinde ise ilginç bir şekilde sessizlik devam ediyor.

Sene başında gündeme gelen zayıf dolar temasıyla 5,600 dolar seviyesini test eden ve rekor kıran ons altın, ilk etapta Fed Başkanlığı için Warsh isminin öne çıkması (Ocak sonu), ardından ise savaşın yarattığı (Şubat sonu) dolar likiditesi sıkışıklığı nedeniyle yönünü aşağı çevirerek bir süredir 4 bin dolar civarında taban oluşturmaya çalışıyor. Benzer şekilde gümüşün ons fiyatı da 54 dolar seviyelerinden patlayıcı bir yükselişle 120 dolara kadar tırmandıktan sonra yeniden 54 dolar seviyelerini test ederek düzeltme hareketini büyük ölçüde tamamlamış görünüyor. Henüz alım yönünde aceleci olmasak da, aşağıda yer alan ABD kamu borcu ile kıymetli metaller grafiğini birlikte değerlendirdiğimizde dikkat çekici bir ayrışmanın oluştuğunu sizler de fark edeceksiniz.

Bir noktada kıymetli metallerin yeniden toparlanma eğilimine gireceğini düşünüyoruz. Bunun ilk işaretini de altının dört ay süren düşüş serisini sonlandırarak temmuz ayını sınırlı da olsa artıda kapatmasından aldık. Bu sabah altının ons fiyatı 4,060 dolar, gümüş ise 58,70 dolar seviyelerinde işlem görürken, kripto para cephesinde Bitcoin sıkışık seyrini koruyarak 63 bin dolar civarında hareket etmeye devam etti.

Yeni gün başlangıcında, Asya cephesinde kırmızı rengin hâkim olduğunu görüyoruz. Daha da geniş bir açıdan bakmak gerekirse, Japonya borsası, geçen hafta gerçekleştirilen koordineli yen müdahâlesinin ardından yatırımcıların yeni bir müdahâle ihtimalini fiyatlamasıyla hafif geriledi. Güçlenen yen ihracatçı hisseleri üzerinde baskı oluştururken, gösterge endeks Tokyo borsası %0,5 düştü. Son dönemlerde tahterevalli şeklinde bir görünüm sunan Güney Kore borsası ise bu sabah da %1’den fazla geriledi. Sene başına göre hâlen %47 artıda olsa da, KOSPI’nin tepeden %35 düştüğünü de hatırlatmak gerekiyor. Asya’da bugün gözler Toyota’nın açıklayacağı sonuçlarda olacaktır.

Türkiye cephesinde ise gözler dün açıklanan makro verilere çevrildi. Büyümenin öncü göstergesi olarak takip edilen ve S&P Global tarafından İstanbul Sanayi Odası (İSO) için derlenen PMI (imalat sanayi satın alma yöneticileri) endeksi Haziran ayında 47,1 seviyesinden Temmuz ayında 47,7 seviyesine yükselse de, daralma ile büyümeyi birbirinden ayıran 50 eşik değerinin altında kalmaya devam etti. Daha geniş açıdan bakarsak, imalat sektörü art arda 28. ayda da daralma kaydetti. Veriyi, uzun süredir yüksek seyreden faiz hadlerinin sanayinin çarkları üzerine yarattığı tahribat olarak yorumluyoruz.

Öte yandan, dün TÜİK’in açıkladığı resmî enflasyon verilerine göre Temmuz ayında TÜFE artışı tahminlerin bir miktar altında kalarak aylık bazda %1,78 artarken, yıllık enflasyonu %31,75 seviyesine çekti (Haziran %32,11). Yurtiçi ÜFE tarafında ise aylık %1,52, yıllık ise %27,83 artış yaşandı. Alt kalemlerde ise mevsimsel etkiyle %3,93 düşüş yaşanan giyim ve ayakkabı dışındaki tüm harcama gruplarında aylık bazda artış yaşandığını görüyoruz. Sağlık kalemi aylık %10,74 ile ilk sırada yer alırken, ulaştırma, lokanta ve oteller, ve konut kaleminde %2’nin üzerinde; gıda ve alkolsüz içeceklerde ise %1,6 artış kaydedildi. Hülâsa genele yayılan bir enflasyonist baskının hâkim olduğunu söyleyebiliriz. TCMB’nin yakından takip ettiği özel kapsamlı TÜFE göstergelerinde de bir miktar yükseliş olduğunun da altını çizmek isteriz. Bu verilerin ışığında TCMB’nin para politikası duruşunu değiştirmesini beklemesek de, talep koşullarında yaşanan gevşemenin de yardımıyla TCMB’nin ilk fırsatta %40 seviyesinde olan iş gören faizin kademeli bir şekilde %37 seviyesine (politika faizi) gevşetileceğini düşünüyoruz.

USDTRY kuru bebek adımlarıyla yukarı yönlü hareketine bugün de devam ederken 47,55 seviyelerine yükselirken, hisse senetleri cephesinde ise bankacılık endeksi dün günü %3 yükselişle tamamlarken, ana endeks ise dün de kan kaybederek son sekiz iş gününün yedisini düşüşle tamamladı. Endeks sağlayıcılarından gelen uyarılar, halka arzların yarattığı yük ve NATO öncesi yeşeren filizlerin şimdilik karşılıksız kalması etkili oldu. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi enflasyon verisi ardından %42,11 seviyesinden %41,86 seviyesine gerilerken, CDS risk primi ise 234 baz puan seviyesine gerileyerek bir süredir 240 baz puan civarında sıkışan yatay seyrini geride bıraktı. Bugün TCMB’nin fiyat gelişmeleri raporunu, reel efektif döviz kurunu ve KKTC İstatistik Kurumu’nun enflasyon verilerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise ABD dış ticaret dengesi ve ABD fabrika siparişleri takip edilebilir.

ABD Kamu Borcu vs Kıymetli Metaller

1785818289a10f6eb81ec1cff6b3eef05afc9ad5cc_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

Unuttuğunuz Dijital Cüzdanlar Ortaya Çıkacak: TCMB’den Yeni Sorgulama Sistemi

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB’den Yeni e-Devlet Hizmeti: Artık Hangi Elektronik Para Kuruluşlarında Hesabınız Olduğunu Tek Tıkla Görebileceksiniz

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ödeme sistemlerinde şeffaflığı ve kullanıcı güvenliğini artıracak önemli bir uygulamayı hayata geçirdi. Yeni geliştirilen “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşu Hesap Sahipliği Sorgulama” hizmeti sayesinde vatandaşlar, adlarına kayıtlı elektronik para ve ödeme kuruluşu hesaplarını artık e-Devlet üzerinden görüntüleyebilecek.

Amaç: Daha Güvenli ve Şeffaf Ödeme Ekosistemi

TCMB’den yapılan açıklamada, Bankanın 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında ödeme sistemlerini düzenleme ve denetleme görevini yürüttüğü hatırlatıldı.

Açıklamada, ödeme sistemlerinin güvenli, kesintisiz, etkin ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla sektör paydaşlarıyla yürütülen çalışmalar sonucunda yeni sorgulama hizmetinin geliştirildiği belirtildi.

Vatandaşlar Neleri Görebilecek?

Yeni hizmet kapsamında gerçek kişiler;

  • Adlarına kayıtlı ödeme kuruluşlarını,
  • Elektronik para kuruluşlarındaki hesaplarını,
  • Hangi kuruluşlarda aktif hesaplarının bulunduğunu

e-Devlet Kapısı üzerinden tek ekranda görüntüleyebilecek.

Böylece kullanıcılar yıllar önce açıp unuttukları veya aktif olarak kullanmadıkları hesapları da kolayca tespit edebilecek.

Mirasçılar da Sorgulama Yapabilecek

Uygulamanın dikkat çeken özelliklerinden biri de mirasçılara tanınan erişim hakkı oldu.

Buna göre, yasal mirasçılar da miras bırakan kişinin ödeme ve elektronik para kuruluşlarında bulunan hesap bilgilerine bu hizmet üzerinden ulaşabilecek.

Bu özellik, özellikle dijital varlıkların tespiti ve miras süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesi açısından önemli bir kolaylık sağlayacak.

Dijital Finans Dünyasında Önemli Bir İhtiyaç Karşılanıyor

Son yıllarda;

  • dijital cüzdanlar,
  • elektronik para hesapları,
  • ön ödemeli kartlar,
  • hızlı ödeme uygulamaları,
  • fintech platformları

çok yaygın hale geldi.

Birçok kullanıcı farklı kampanyalar veya ödeme ihtiyaçları nedeniyle birden fazla elektronik para kuruluşunda hesap açarken, zaman içinde bu hesapların önemli bir bölümü unutulabiliyor.

Yeni sistem sayesinde kullanıcılar tüm bu hesaplarını merkezi bir sorgulama ekranından kontrol edebilecek.

Dolandırıcılık Riskinin Azaltılmasına da Katkı Sağlayacak

Uzmanlara göre uygulama yalnızca kullanım kolaylığı sağlamayacak, aynı zamanda finansal güvenlik açısından da önemli faydalar sunacak.

Sistemin sağlayabileceği başlıca avantajlar şunlar:

  • Unutulan hesapların tespit edilmesi
  • Kullanılmayan hesapların kapatılabilmesi
  • Kimlik bilgilerinin izinsiz kullanılıp kullanılmadığının kontrol edilebilmesi
  • Dijital finansal envanterin tek noktadan görülebilmesi
  • Miras süreçlerinde dijital hesapların kolayca tespit edilebilmesi

Yetkili Kuruluşlar TCMB Tarafından Yayınlanıyor

TCMB açıklamasında ayrıca faaliyet izni bulunan ödeme ve elektronik para kuruluşlarının güncel listesinin Merkez Bankasının internet sitesindeki “Ödeme Hizmetleri” bölümünde yayımlanmaya devam ettiği bildirildi.

Bu sayede vatandaşlar işlem yaptıkları kuruluşun TCMB tarafından yetkilendirilmiş olup olmadığını da kolaylıkla kontrol edebilecek.

Bankavitrini.com Değerlendirmesi

Türkiye’de dijital ödeme ekosistemi son yıllarda milyonlarca kullanıcıya ulaşırken, elektronik para kuruluşlarında açılan hesap sayısı da hızla arttı.

TCMB’nin devreye aldığı bu yeni hizmet, finansal sistemde şeffaflığı artırırken vatandaşların dijital finansal varlıklarını daha etkin yönetmelerine yardımcı olacak önemli bir altyapı adımı niteliği taşıyor.

Özellikle unutulan hesapların tespiti, miras süreçlerinin kolaylaştırılması ve olası usulsüz hesap açılışlarının erken fark edilmesi açısından uygulamanın finansal güvenliğe önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipler sarsıldı, müzakere umuduyla petrol rahatladı… Gözler Fed’de

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar dün jeopolitik gelişmeler ile ekonomik riskler arasında sıkışmasına rağmen günü temkinli iyimserlikle tamamlarken, bu sabah mikro ölçekteki bazlı kaygıların eşliğinde oldukça sert sayılabilecek bir satış baskısıyla güne başlıyoruz. Yapay zekâ yatırımlarına ilişkin soru işaretleri Asya borsalarında satış dalgasını tetikledi. Nvidia’nın OpenAI’nin dev veri merkezi projesine yaklaşık 250 milyar dolarlık finansman desteği sağlayabileceği yönündeki haberler, yapay zekâ ekosisteminin büyümesinin giderek daha fazla sermaye gerektirdiği endişelerini artırdı. Buna Çin’in çip teknolojisindeki ilerlemesi de eklenince, başta yarı iletken hisseleri olmak üzere teknoloji sektörü sert satış baskısıyla karşılaştı.

Son dönemlerde Bitcoin’in volatilitesini geride bırakan Güney Kore borsası KOSPI devre kesicilerin eşliğinde %10,5 düşerken, Tayvan’da da teknoloji hisseleri öncülüğünde %4,5 civarında belirgin düşüşler yaşandı. Gösterge endeks Tokyo borsası da benzer bir şekilde %4,5 gerileyerek son iki ayın en düşük seviyesine geriledi. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de kayıplar ön plana çıkarken, risk iştahının göstergesi konumunda Nasdaq endeksi %1’den fazla geriledi.

Çip sektöründe etkili olan kaygılar artarken, jeopolitik cephede ise tansiyonun düşmesi petrol fiyatları üzerinde baskı kurdu. ABD’nin İran’a yönelik hava saldırılarını durdurması ve diplomasiye yeniden imkân tanıması piyasalara âdeta nefes aldırdı. ABD Başkanı Trump müzakerelerin olumlu ilerlediğini ve anlaşma ihtimalinin bulunduğunu açıklarken, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı geçen hafta Perşembe günü 102 dolar seviyesine kadar yükselmesinin ardından bu sabah 87 dolar seviyelerine kadar gerileyerek son üç günde neredeyse %15 değer kaybetti. Petrol fiyatlarındaki geri çekilme kısa vadede piyasalara nefes aldırsa da, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında görülen yüksek oynaklık ve bunun kontratlar üzerinden gecikmeli yansıması, enflasyon görünümüne ilişkin belirsizlikleri canlı tutuyor.

Bu minvalde, Fed’in bugün başlayan ve yarın sonuçlanacak olağan FOMC toplantısı öncesinde piyasalar defansa çekilirken, 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimali yaklaşık %38 seviyesinde fiyatlanıyor (yıl sonuna kadar beklenti ise toplam 44 baz puanlık artışa işaret ediyor). Her ne kadar petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme piyasalara kısa vadede nefes aldırsa da, bu haftanın asıl yön belirleyicisi Fed’in karar metni ile Başkan Warsh’un basın toplantısında vereceği mesajlar olacaktır.

Küresel finansal sistemi bir uçağa benzetirsek, kokpitte Fed’in oturduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak yeni başkanın kredibilitesini tesis etmek adına şahin bir duruş sergileme isteği ile para politikasının bundan sonraki rotasına ilişkin belirsizlik, zaten kırılgan olan piyasa algısını daha da zorluyor. Daha basit bir anlatımla, uçağın rotasını bu aşamada kestirebilmek oldukça güç görünüyor. Kanaatimizce, Fed söyleminde şahin duruşunu korusa da, bunu agresif bir faiz artırımı döngüsüne dönüştürmekte çekimser kalacaktır. Zira yüksek faizler, ABD’nin devasa kamu borcunun finansman maliyetini artırırken, Başkan Trump’ın faizlerin düşürülmesine yönelik baskısını da göz ardı etmek kolay görünmüyor.

Bu sabah doların piyasa kuru 101,55 seviyesine yükselerek ay başından bu yana en yüksek seviyesini test ederken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık tahvil getirisi geçen hafta test ettiği %4,70 seviyelerine göre %4,62 seviyesine geri çekildi. Riskten kaçışın hızlandığı günlerde güvenli liman kimliğini unutan kıymetli metallerin aşağı yönlü seyri bu sabah kendisini gösteriyor. Altının ons fiyatı dün test ettiği 4,115 dolar seviyesinden 4,050 dolar seviyelerine kadar geri çekilirken, benzer bir şekilde dün 60 doların üzerini test eden gümüşün ons fiyatı da 57 dolar seviyesinin altını test etti. Dün de bültenimizde dile getirdiğimiz üzere, yüksek volatilitenin yeni normal olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Son dönemde küresel piyasalarda yelkenleri şişiren yegâne rüzgârın teknoloji, özelinde ise yapay zekâ hikâyesi olduğunu hep birlikte tecrübe ediyoruz. Ne var ki, uzun zamandır dile getirdiğimiz üzere, bu devasa yatırımların ne zaman somut gelir ve kâra dönüşeceğine ilişkin yatırımcı sabrı giderek tükeniyor. Bunun doğal bir sonucu olarak da, teknoloji hisselerinde sert kâr realizasyonları ve satış baskısı öne çıkıyor. Tüm bu olumsuz gelişmelere ve artan kırılganlıklara rağmen piyasaların sergilediği kayıtsızlık ise bizi belli ölçüde tedirgin ediyor. Basiretli tüccar prensibinden hareketle, riskleri göz ardı etmeden ve gerektiğinde fırsatları değerlendirebilecek likiditeyi koruyarak hareket etmenin bu dönemde daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını düşünüyoruz.

Türkiye cephesinde USDTRY kuru, kamunun kontrolünde yarın valörlü işlemlerde 47,38 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıllık CDS risk primi ise 243 baz puana gerileyerek sınırlı da olsa iyileşme kaydetti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi, petrol fiyatlarındaki geri çekilmeye paralel %42 seviyesinin altına sarktı. Buna karşın, hisse senetleri cephesindeki limoni hava korunmaya devam etti. Küresel risk iştahının dün sabah saatlerinde görece olumlu olmasına rağmen BIST100 endeksi gün boyu baskı altında kaldı. Endeksin her geçen gün piyasanın gerçek görünümünü yansıtmaktan biraz daha uzaklaştığını düşünüyoruz.

NATO Zirvesi zihinlerde hâlen sıcak bir yer tutarken, ABD yaptırımlarıyla ilgili herhangi bir gelişmenin ise henüz yaşanmadığını not edelim. Öte yandan ABD Başkanı Trump dün Netanyahu’nun F35 itirazına sert bir şekilde yanıt vererek “kimse bana kime neyi satıp satmamamız gerektiğini söyleyemez. Türkiye büyük bir müttefikimizdir” diyerek yanıt verdi. Mali piyasaların gündeminde bugün başlayacak ve yarın 21.00’de sonuçlanacak Fed’in olağan FOMC toplantısı ilk sırada yer bulurken, Kıbrıs adasında ise BM Genel Sekreteri Guterres’in ziyareti yakından takip ediliyor. Makro cephede ise ABD’de tüketici güven endeksi takip edilebilir.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.