Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Piyasaların ruh hâli: Tahterevalli, Fenerbahçe misali

Yayınlanma:

|

Hafta sonuna oldukça iyimser bir görünümle giren küresel mali piyasalar, hafta sonu akışında öne çıkan olumsuz haberlerle birlikte yeni haftanın ilk işlem gününe negatif bir başlangıç yaptı. Hatırlanacağı üzere, İran’ın döviz varlıklarına yönelik blokajın kaldırılabileceği yönündeki iddialar ve İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin Hürmüz Boğazı’nın tüm ticari gemilere açıldığına dair açıklamaları, küresel risk iştahında belirgin bir toparlanmayı beraberinde getirmişti. Bu çerçevede Brent petrolün varil fiyatı sert bir geri çekilmeyle 86 doların altına inerken, risk algısındaki iyileşmeye paralel olarak dolar değer kaybetmiş, altın ise 4,900 dolar seviyesine kadar yükselmişti. Hisse senedi piyasalarında güçlü alımlar gözlenirken, genel olarak risk göstergelerinin tamamında dikkat çekici bir iyileşme yaşanmıştı.

Lâkin, hafta sonu cereyan eden yeni gelişmeler haftanın ilk işlem gününde piyasaların moralini bozduğunu gözlemledik. ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka öne çıkarken, ateşkes süresinin dolmasına kısa süre kala, ABD’nin İran bayraklı bir yük gemisine müdâhalesi ve ardından gelen sert açıklamalar, müzakere masasına dönüş ihtimalini desteklemekten çok kırılganlığı artıran unsurlar olarak ön plana çıktı. Bu gelişmelerin gölgesinde, Brent cinsi petrol haftaya 97 dolar seviyesine yükselerek başlarken, altın ise azalan risk iştahının gölgesinde 4,735 dolar seviyesine doğru geriledi. Dolar değer kazanırken, hisse senetleri günü kırmızıda tamamladı.

Dün gün içerisinde ABD ile İran arasında yeniden diplomasi zemini aranırken, gözler Pakistan’da yapılması planlanan olası görüşmelere çevrildi. Reuters haberlerine göre, üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran’ın görüşmelere katılımı olumlu şekilde değerlendirdiğini ancak henüz kesin bir karar alınmadığını söyledi. Çin Devlet Başkanı Xi, acil ve kapsamlı bir ateşkes çağrısında bulunurken, Hürmüz Boğazı’ndaki normal geçişlerin korunmasının hem bölge ülkelerinin hem de uluslararası toplumun ortak çıkarı olduğunu vurguladı. Pakistan’ın çabası ve Xi’nin açıklamalarının özellikle İran üzerinde tesir edebileceği beklentisiyle satış baskısının azaldığını görürken, dün günün son işlem saatlerinde piyasaların toparlandığını da şahit olduk. Altının ons fiyatı yeniden 4,800 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, dolar endeksinin (DXY) kazanımlarının tümünü geri verdiğini gördük. Kripto para cenahının amiral gemisi Bitcoin ise hafta sonu 78 bin dolar seviyesini aşarak son üç ayın en yüksek seviyesini test etmesi ardından kazanımlarının bir kısmını geri verse de, dün gün sonuna doğru önemle takip ettiğimiz 75,750 dolar seviyesinin üzerinde kalmayı başardığını not edelim.

Fenerbahçe metaforlu manşetimizden ve son günlerde yaşananlardan da anlaşılacağı üzere, piyasalar âdeta tahterevalliye dönerken, her hafta sonu da başka bir ruh hâline bürünüyoruz 🙂 Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına geldiğine işaret eden son gelişmeler ardından, petrol fiyatlarını dün günü 95 dolar seviyesinden tamamlayarak Cuma günü yaşanan iyimserliğinin belirgin bir şekilde üzerinde tamamladı. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış gaz arzı açısından kritik önemdeki bu hatta tansiyonun yeniden yükselmesi, enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyon ve büyüme görünümünü de baskılayabilecek bir unsur olarak takip ediliyor.

Türkiye cephesinde ise BİST100 ana endeksi, Cuma günü yaşanan küresel iyimserlik rüzgârını arkasına alması ardından en kötünün geride kaldığı inanışıyla tarihî zirvesini test ederken, havanın tatsızlaşmasıyla dün günü %0,7 düşüşle tamamladı. USDTRY kuru kamunun kontrolünde bebek adımlarıyla 44,85 seviyesine yükselirken, yabancının Türkiye algısını yansıtan 5 yıl vadeli CDS risk primi cuma gününe nazaran yaklaşık 10 baz puan yükselişe 233 baz puan seviyesine geldi. Geçen hafta hâkim olan iyimser havanın yanı sıra, risk priminin de gerilemesiyle eurobond ihracına çıkan Hazine 5 yıl vadede (22 Mayıs 2031) %6,40 getiri oranı ile ABD Doları cinsi tahvilden 2 milyar dolar tutarında satış gerçekleştirdi.

23 Nisan bayram tatili nedeniyle kısa geçecek haftanın ilk iş gününde TÜİK tarafından açıklanan önemli bir veri dikkatimizden kaçmadı. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla çocuk nüfus 21,4 milyon kişi ile toplam nüfusun %24,8’ini oluştururken, bu oran Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine işaret ettiğinin altını çizmemiz gerekiyor. 1970 yılında %48,5 olan çocuk nüfus payının günümüzde yarıdan fazla gerilemesi, demografik yapıda yaşlanmanın hızlandığını çok açık bir şekilde gösteriyor. Gündelik hayatta da bu dönüşümü daha sık gözlemliyoruz: evliliklerin daha kısa sürmesi, çocuk sahibi olma eğiliminin zayıflaması ya da ekonomik nedenlerle tek çocukla sınırlı kalınması, bu tablonun sahadaki yansımaları olarak öne çıkıyor. Mevcut eğilimin sürmesi hâlinde bu oranın 2100 yılında %14,5’e kadar gerilemesi beklenirken, düşük doğurganlık senaryosunda çift hanenin altına inmesi olası görünüyor! Buna karşın Türkiye, %17,6 olan AB ortalamasının üzerinde kalarak görece genç nüfus avantajını hâlâ koruduğunu da not etmemiz gerekiyor.

Kısa geçecek haftada, gözler çarşamba günü açıklanacak TCMB’nin olağan Nisan ayı faiz kararına çevrildi. Anketlere göre tüm faiz oranlarının sabit tutulması bekleniyor. Biz de aynı görüşteyiz. Bu görüşümüzün arka planında ise yurt içi yerleşiklerin döviz talebi göstermesini önemli bir rol oynuyor.

Geçen hafta açıklanan TCMB’nin haftalık verilerine göre, 10 Nisan ile biten haftada yurtiçi yerleşiklerin döviz hesapları (DTH) 1 milyar dolar azalış kaydetmiş. Kompozisyona bakarsak kıymetli metal fiyatlarının yavaş da olsa yukarıya kıpırdaması ile kıymetli maden depo hesapları artarken, yabancı para mevduatların ise erimeye devam ettiğini gördük. Yurtiçi yerleşiklerin TL mevduatının toplam mevduat havuzundaki payı, otoritenin ne pahasına olursa olsun kuru savunacağı beklentisiyle son yılların en güçlü düzeyinde (~ %59) olduğunun altını çizmemiz gerekiyor.

Bu arada şahin bir kişi olarak ön plana çıkan TCMB Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın Banka’daki görevi yaş haddinden resmen sona erdi. Bu hafta düzenlenecek PPK toplantısına da katılmayacağını not edelim. Öte yandan ateşkes anlaşmasının ardından yurt dışı yerleşiklerin TL cinsi varlıklara ilgisinin belirgin şekilde arttığını görüyoruz. 10 Nisan haftasında yabancıların DİBS, hisse senedi ve eurobond portföyü net 1,5 milyar dolar büyürken, savaşta en kötü senaryonun geride kaldığına yönelik algının Türk mali piyasalarında hızlı ve güçlü bir toparlanmayı beraberinde getirdiği anlaşılıyor (bakınız grafik). ABD’nin Türkiye büyükelçisi Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda CAATSA’nın yakın vadede sonlandırılması hususundaki görüşlerinin de olumlu bir not olarak altını çizmemiz gerekiyor. ABD-Türkiye ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde ilerlemesiyle fon girişleri arasında ciddi bir korelasyon olduğunu hatırlatalım.

Bu eğilim, TCMB’nin net yabancı para pozisyonunda da net biçimde izlenebiliyor. Savaşın en yoğun hissedildiği 31 Mart valörlü işlemlerde 8,3 milyar dolara seviyesine kadar gerileyen net yabancı para pozisyonu, 16 Nisan valörlü işlemlerde 35,8 milyar dolar seviyesine kadar toparlandı. Ateşkes sonrası sekiz gün boyunca kesintisiz iyileşme kaydedilirken, 17 Nisan valörlü işlemlerde 2,3 milyar dolarlık sınırlı bir geri çekilmeyle pozisyonun 33,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini not edelim. Daha basit bir anlatımla, savaş öncesi 70 milyar dolar seviyesinde olan manşet rakamın neredeyse yarısının yerine konulduğunu söylememiz gerekiyor.

Her şeye rağmen çözüm sürecinin engebeli ve netameli olacağını daha önce de bültenimizde dile getirmiştik. Bu görüşümüzü korurken, aşırı iyimserliğe de kapılmadan, en kötünün de geride kaldığını düşünüyoruz. Bu bakış açısıyla, altın ve gümüş tarafında ölçülü bir şekilde açtığımız uzun pozisyonlarımız koruyoruz. Aşağıdaki grafiklerden de görüleceği üzere, teknik mânâda gümüşte 79 dolar, altında ise 4,800 dolar önem arz ediyor. Bitcoin cephesinde ise yükseliş isteğinin devamı için haftalık kapanışın 75,750 dolar seviyesinin üzerinde olmasına dikkat edeceğiz.

Yeni gün başlangıcında İran’ın ABD ile Pakistan’da yapılması planlanan görüşmelere katılabileceğine yönelik haber akışı risk iştahını desteklediğini görüyoruz. Ateşkesin kırılgan yapısını koruması ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların sürmesi temkinli duruşu beraberinde getirse de, Asya piyasalarında yükseliş isteğinin hâkim olduğunu görüyoruz. Son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası KOSPI %2’nin üzerinde yükselişle savaş sonrası dönemin zirvesine ulaşarak rekor kırarken, gösterge endeks Japonya’nın Nikkei endeksi %1,2 artış kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde hafif de olsa yükseliş isteği dikkat çekiyor. Öte yandan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 95 dolar, dolar endeksi (DXY) ise 98 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermediğini görüyoruz. Altının ons fiyatının da 4,800 dolar seviyelerinde yatay kalması, piyasaların bekle ve gör stratejisine geçtiğine işaret ediyor.

ABD tarafında ise gözler Kevin Warsh’ın Senato’daki konuşmasına çevrildi. Para politikasında bağımsızlık vurgusu ve bilanço küçültmeye yönelik olası mesajlar yakından izlenirken, 10 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi %4,25 civarında salınmaya devam ettiğini görüyoruz. Haftaya düzenlenecek Japonya Merkez Bankası (BoJ) toplantısında politika faizini %0,75 seviyesinde sabit tutması bekleniyor. Jeopolitik belirsizlikler ve yükselen enerji fiyatlarının ekonomik görünümü zorlaştırması nedeniyle temkinli bir duruş öne çıkarken, enflasyon baskılarının devam etmesi nedeniyle gözler Haziran toplantısına çevrildi. Japon Yeni dolar karşısında 159 seviyelerinde salındığını görüyoruz. Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye cephesinde kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi takip edilebilir. Almanya’da ise ZEW eğilim endeksi ön plana çıkıyor.

TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçları

Sene sonu TÜFE enflasyonu beklentisi yaklaşık 2 puan artışla %27,53, 12 ay sonrasına ilişkin beklenti ise yaklaşık 1 puan artışla %23,39 olmuş. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,23 lira seviyesine gelirken, bizim de beklentimiz 51-52 seviyelerinde bulunuyor. Piyasaların 12 ay sonrası ilişkin faiz beklentisi yaklaşık 1 puan artışla %29,56 seviyesine yükselirken, 24 ay sonrasına ilişkin beklenti ise %21,83 seviyesine yükselmiş.

1776745174eda6336e1350544dcfd133d4074537db_1_1200.jpg

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

1776745175516904648f8cdf327ce8d5dabb2c7a15_2_1200.jpg

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonundan Yaşanan Günlük Değişim

17767451753ba3d2cb853f3290718ea42efde5b098_3_1200.jpg

Menkul Kıymet İstatistikleri (4 haftalık hareketli ortalama)

1776745175e6c084b2bf439a40d8e55c53acf9211c_4_1200.jpg

Altın

17767451753607d6a5e9390833e842c91ee4dad9db_5_1200.jpg

Gümüş

1776745176633ad6704f5af6e3f68726570fc894fe_6_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bankalara kripto saklama izni

Yayınlanma:

|

Yazan:

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’de kripto varlık piyasasının kurumsallaşması açısından önemli bir karara imza attı. SPK’nın 2026/34 sayılı haftalık bülteninde yer alan karara göre, Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi’nin kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet göstermesine yönelik izin başvuruları uygun bulundu.

Karar, Türkiye’de ilk kez büyük ölçekli mevduat bankalarının kripto varlık saklama alanında resmi faaliyet izni alması nedeniyle sektör açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Sadece alım-satım değil, güvenli saklama dönemi

Kripto varlık piyasasında en önemli konulardan biri yatırımcı varlıklarının güvenli şekilde muhafaza edilmesi olarak öne çıkıyor. SPK’nın verdiği izinle birlikte Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi, gerekli teknik ve operasyonel altyapıları tamamlayarak dijital varlıkların saklanmasında aktif rol üstlenebilecek.

Uzmanlara göre bu gelişme;

  • Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak,
  • Yatırımcı güvenini artıracak,
  • Bankacılık sektörü ile kripto ekosistemi arasındaki entegrasyonu hızlandıracak,
  • Türkiye’nin dijital finans altyapısını güçlendirecek.

SPK iki yeni kripto platformuna da onay verdi

Kurul, yalnızca saklama tarafında değil, yeni platformların kurulması konusunda da önemli kararlar aldı.

Bu kapsamda;

  • Fiba Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’nin “Fiba Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu,
  • Fintag Yazılım Danışmanlık A.Ş.’nin “Goldtag Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu

SPK tarafından uygun bulundu.

Böylece Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen kripto varlık hizmet sağlayıcılarının sayısı artarken, sektörün düzenlenmiş ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması yönünde yeni bir aşamaya geçilmiş oldu.

Bankalar neden kriptoya yöneliyor?

Dünyada BlackRock, Fidelity, JPMorgan ve Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarının dijital varlık alanına yönelik yatırımları son yıllarda hız kazanırken, Türkiye’deki bankalar da bu dönüşümün dışında kalmak istemiyor.

Özellikle;

  • Tokenizasyon projeleri,
  • Dijital varlık saklama hizmetleri,
  • Stablecoin tabanlı ödeme sistemleri,
  • Blokzincir tabanlı finansal ürünler

önümüzdeki dönemin yeni rekabet alanları olarak görülüyor.

Mart ayında Yapı Kredi’nin kripto varlık platformu kurmak için aldığı kuruluş izni de bankaların bu alandaki uzun vadeli stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bankavitrini Analizi

SPK’nın son kararı yalnızca üç bankaya verilen bir faaliyet izni olarak görülmemeli. Bu karar, Türkiye’de kripto varlık piyasasının “gri alan” olmaktan çıkıp geleneksel finans sistemi ile entegre olmaya başladığının güçlü bir göstergesi niteliğinde.

Önümüzdeki dönemde;

  • Daha fazla bankanın saklama lisansı alması,
  • Kripto platformları ile bankalar arasında iş birliklerinin artması,
  • Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişinin hızlanması,
  • Dijital varlıkların sermaye piyasalarıyla bütünleşmesi

bekleniyor.

SPK’nın attığı bu adım, Türkiye’nin dijital finans ve blokzincir ekosisteminde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın neden yükseldi, neden düşmeye başladı ve bundan sonra ne olabilir?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Altın, sadece bir emtia değildir. Aynı zamanda korkunun, belirsizliğin, enflasyon beklentilerinin ve merkez bankalarının davranışlarının fiyatlandığı küresel bir “güvenli liman” varlığıdır.

Altın neden değer kazandı?

2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:

1. Merkez bankalarının rekor altın alımları

Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.

Neden?

  • ABD yaptırım riskleri
  • Dolar bağımlılığını azaltma isteği
  • Rezerv çeşitlendirmesi

Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.

2. Jeopolitik riskler

Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.

Son yıllarda:

  • Rusya-Ukrayna Savaşı
  • İsrail-Hamas Savaşı
  • İran-İsrail gerilimleri
  • Tayvan kaynaklı riskler

yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.

3. Enflasyon korkusu

ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:

  • Tahvil yerine
  • Nakit yerine

altına yöneldi.

Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.

4. ABD borçlarının büyümesi

ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”

düşüncesiyle altına yöneldi.

5. Reel faizlerin düşmesi

Altının faiz getirisi yoktur.

Bu nedenle:

  • Faiz düşükse altın avantajlıdır.
  • Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.

Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.

Peki altın neden düşmeye başladı?

Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.

1. Kâr realizasyonları

Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.

Büyük fonlar:

  • Kârlarını realize etti.
  • Pozisyon küçülttü.

Bu da satış baskısı yarattı.

2. Doların güçlenmesi

Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.

Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:

  • Altın daha pahalı hale gelir.
  • Talep azalır.

Bu durum altını baskılar.

3. Faiz indirimlerinin gecikmesi

Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.

Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.

4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması

Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.

5. ETF çıkışları

Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.

Altının değerini etkileyen temel faktörler

Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir:

Faktör Altına Etkisi
ABD Faizleri Negatif
Reel Faizler Negatif
Dolar Endeksi Negatif
Enflasyon Pozitif
Jeopolitik Riskler Pozitif
Merkez Bankası Alımları Pozitif
Resesyon Korkusu Pozitif
Güçlü Büyüme Negatif
ETF Girişleri Pozitif
ETF Çıkışları Negatif

Önümüzdeki dönemde altın için olası senaryolar

Senaryo 1: Altın yeniden yükselişe geçer

Şunlar olursa:

  • Fed faiz indirimlerine başlar
  • ABD ekonomisi yavaşlar
  • Jeopolitik riskler büyür
  • Çin alımları devam eder

altın yeni zirvelere yönelebilir.

Bu senaryo altın boğalarının temel beklentisidir.

Senaryo 2: Uzun süre yatay hareket

Şunlar olursa:

  • Faizler yüksek kalır
  • Enflasyon kontrollü düşer
  • Büyük kriz çıkmaz

altın bir süre geniş bantta dalgalanabilir.

Bu en olası orta vadeli senaryolardan biridir.

Senaryo 3: Sert düzeltme

Şunlar olursa:

  • ABD büyümesi güçlü kalır
  • Enflasyon düşer
  • Dolar güçlenir
  • Tahvil faizleri yükselir

yatırımcılar altından çıkıp tahvillere yönelebilir.

Bu durumda altın daha derin bir düzeltme yaşayabilir.

Asıl kritik soru: Altının uzun vadeli hikâyesi bitti mi?

Şu an için hayır.

Çünkü altının uzun vadeli hikâyesini destekleyen unsurlar hâlâ masada:

  • Küresel borç yükünün büyümesi
  • Merkez bankalarının altın alımları
  • Jeopolitik kutuplaşma
  • Dolar sistemine alternatif arayışları
  • Rezerv çeşitlendirme eğilimleri

Bu nedenle kısa vadeli düzeltmeler yaşansa da altının uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış umudu piyasaları destekledi; petrol ve dolar düştü, gözler SpaceX’te

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Başkanı Trump, İran ile savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın hafta sonu gibi kısa bir sürede imzalanabileceğini ve bunun ardından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi. Ancak Tahran cephesi, müzakere metninin büyük ölçüde tamamlandığını kabul etmekle birlikte, nihai kararın henüz verilmediğini ve konunun ilgili karar mercilerince değerlendirildiğini açıkladı.

ABD ile İran arasında geçici bir anlaşmaya yönelik görüşmeler hız kazanırken, Reuters haberlerinde dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda pazarlığın sürdüğünü okuyoruz. Haberde siyasî çerçevede büyük ölçüde mutabakat sağlanmış durumda olduğuna işaret edilirken, İran’ın yurt dışında bloke edilmiş 18 milyar dolara yakın varlığının ne kadarının ve hangi takvimle serbest bırakılacağı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü anlıyoruz.

Eğer geçici anlaşma hayata geçerse, petrol arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında geri çekilme, küresel risk iştahında ise toparlanma görülebilir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığı ve sürecin kalıcı bir barıştan ziyade çatışmaları donduran bir geçiş anlaşması niteliği taşıdığı da unutulmamalıdır. Öte yandan, birkaç gün önce İran’ı “çok sert vuracaklarını” ifade eden Trump’ın bugün hafta sonu anlaşma imzalanabileceğini söylemesi, temkinli duruşumuzu korumamıza neden oluyor. Bu nedenle, şimdilik gelişmeleri iyimser fakat ihtiyatlı bir bakış açısıyla izlemeyi tercih ediyoruz.

Orta Doğu’da kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik beklentilerin güçlenmesiyle bu sabah iyimser bir fiyatlama davranışının da hâkim olduğunu görüyoruz. Trump’ın hafta sonu İran ile anlaşma imzalanabileceğini açıklamasının ardından tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 89 dolar seviyesine gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini test ederken, kıymetli metallerde süregelen satış baskısının da durduğunu görüyoruz. Gümüşün ons fiyatı dün %6’ya yakın yükselerek yeniden 200 günlük ortalamaların geçtiği 68 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda düşüşün durduğunu ve yükseliş isteğinin başladığını iddia edebilmek adına 70 dolar üzerinde gecelik kapanış görmek isteyeceğiz (bakınız grafik).

Altının ons fiyatı, dün sabah saatlerinde 4,022 dolar seviyesine kadar gerileyerek Kasım 2025’ten bu yana en düşük seviyesini test etmesinin ardından günü %3,5 yükselişle 4,200 dolar civarında tamamladı. Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin de haber akışına olumlu tepki vererek 64 bin dolar seviyesine yaklaştı. ABD borsaları dün geceyi %2’ye varan yükselişlerle tamamlarken, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksindeki yükseliş %2,5’i buldu. Artan risk iştahı ve petrol fiyatlarının son üç ayın en düşük seviyelerine gerilemesi, güvenli liman talebinin azalmasına paralel olarak ABD tahvil faizleri ile dolar üzerinde de baskı yarattı.

Bu çerçevede, ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,47 seviyesine gerilerken, doların başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi dün 100,30 seviyesini test etmesinin ardından bu sabah 99,80 seviyelerine kadar çekildi. Jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik beklentiler ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme, Fed’in bu yıl ilave faiz artırımı yapma ihtimalinin de daha düşük fiyatlanmasına neden oldu. Nitekim, Fed vadeli kontratlarında Aralık ayına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta içinde %70’in üzerine kadar yükselmişken, bu sabah itibarıyla %55 seviyelerine geriledi.

Dün gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Haziran ayı olağan toplantısına çevrilmişti. ECB’nin yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımının ardından EURUSD paritesi henüz 1,15-1,16 bandındaki sıkışık seyrini kıramamış olsa da, EUR’nun dolar karşısında kısmen de olsa toparlandığını görüyoruz. ECB’nin güncellenen projeksiyonlarında enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin korunması, piyasaların Temmuz ayında da bir faiz artırımı beklentisini canlı tutuyor.

ABD tarafında ise hafta içinde açıklanan güçlü TÜFE verisinin ardından dün gelen ÜFE rakamları yakından takip edildi. Manşet veri beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, Fed’in enflasyon görünümünü değerlendirirken daha fazla önem verdiği çekirdek ÜFE’nin beklentilerin altında kalması ve petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, ilave faiz artırımı ihtimaline yönelik endişeleri bir miktar hafifletti. Bu gelişmeler, Fed’in yılın geri kalanında daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirirken, piyasalara da bir nebze olsun nefes aldırdı.

ABD-İran arasında olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarını aşağı çekebileceğini, bunun da Fed üzerindeki enflasyon baskısını azaltabileceği yönünde dünden sarkan fiyatlama davranışının yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda da yansıdığını not edelim. Son günlerde âdeta tahterevalli misali %8 inip çıkan Güney Kore borsası Kospi, bu sabah da benzer bir şekilde %8’in de üzerinde yükselirken, gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei %3,5 yükseliş kaydetti. Asya genelinde koyu yeşil rengin hâkim olduğunu söylememiz gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise dün gözler TCMB’nin Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmişti. Son günlerde yönümüzü oldukça net bir şekilde ortaya koyarak, son üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının siyasi gelişmeler ve son dönemde artan jeopolitik riskler nedeniyle arzu edilen sonuçları tam olarak üretemediğini, buna karşın reel sektörün giderek daha fazla zorlandığını, büyüme beklentilerinin bozulduğunu ve özellikle sanayi tarafında çarkların belirgin şekilde yavaşladığını vurgulamıştık. Bu çerçevede, TCMB’nin toplantıyı pas geçerek sıkı para politikası duruşunu koruyacağını düşünüyorduk. Beklentilerimize paralel şekilde, TCMB bir hafta vadeli repo faizini %37, gecelik borç verme faizini ise %40 seviyesinde sabit bıraktı.

Kararın piyasalar üzerinde anlamlı bir yansıması olmadı. USDTRY kuru hafta son fonlama etkisinin de yardımıyla (üç günlük TL faiz farkı) bu sabah 46,25 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıl vadeli CDS risk primi son dönemlerde olduğu üzere 240 baz puan seviyesinin etrafında pek de önemli bir değişim göstermeden salınmaya devam ettiğini görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,50 seviyesine doğru hafif de olsa gevşediğini not edelim. Küresel havanın ılımlıya dönmesiyle bugün hisse senetlerine alım gelebileceğini düşünüyoruz. Mutlak butlan kararı sonrasında gözler siyasi arenada yaşanan baş döndürücü gelişmeleri takip ederken, CHP’de Özgür Özel’e yakın 28 Parti Meclisi (PM) üyesi, olağanüstü kurultayın 45 gün içinde toplanmasını sağlamak amacıyla görevlerinden istifa etti. Böylece 57 üyeli PM’de üye sayısı 29’a düşerek tüzükte belirtilen üçte iki çoğunluğun, yani 40 üyenin altına indi.

Her hafta Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini irdeleme fırsatı bulduk. Bu bağlamda, 10 Haziran valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, 23 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Altın fiyatlarında son dönemlerde yaşanan sert düşüş pozisyonu değerleme etkisi üzerinden aşağıya çekerken, fiyat etkisi hâriç bakıldığında ise TCMB’nin son günlerde nette döviz alıcı konumunda olduğunu görüyoruz. 5 Haziran ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,66 milyar dolar azalırken, son haftalarda olduğu üzere aslan payının tüzel kişilerin Euro cinsi mevduat kompozisyonunda azalmadan kaynaklandığını görüyoruz. Gerçek kişilerin TL âşkı devam ederken, yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünün ise ise söz konusu haftada yaklaşık 0,9 milyar dolar azaldığına dikkat çekmemiz gerekiyor.

Bültenimizi tamamlamadan önce Elon Musk’ın uzay ve uydu teknolojileri şirketi SpaceX’in halka arzına da değinmek isteriz. Hisse başına 135 dolardan fiyatlanan halka arzda 75 milyar dolar kaynak toplanırken (rekor), şirketin değeri 1,77 trilyon dolara ulaştı. SPCX koduyla Nasdaq’ta işlem görmeye başlayacak hissenin piyasalar tarafından yakından takip edileceğini düşünüyoruz. Mevcut beklentiler ise, güçlü yatırımcı talebinin desteğiyle hissenin halka arz fiyatının üzerinde bir açılış gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.

SpaceX’in hâlen kârlılık konusunda soru işaretleri taşıması ve gelirlerinin büyük bölümünün uydu internet hizmeti olan Starlink’ten geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Lâkin, yatırımcıların bugünkü mevcut finansal performanstan ziyade Musk’ın uzun vadeli vizyonuna, yapay zekâ ve uzay ekonomisinin büyümesine yatırım yapmak isteyeceklerini düşünüyoruz. Bu nedenle SpaceX halka arzı sadece bir şirketin borsaya açılmasından ziyade, aynı zamanda yapay zekâ ve uzay temalı büyüme hikâyelerine yönelik küresel risk iştahının da önemli bir testi olarak görülüyor. İlk işlem gününde yaşanacak fiyatlama davranışı, yılın son çeyreğinde halka arz hazırlığı yapan OpenAI ve Anthropic gibi yapay zekâ şirketleri için de önemli bir referans oluşturabileceğini düşünüyoruz.

XAGUSD

1781239094866d2f911abb4a4c49ecb58496f5c146_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.