Connect with us

GÜNCEL

RİZE ve TOKAT: Havalimanlarında kuş bile uçmadı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışında, “Uçaklar boş, doldurun” dediği 3 milyon kapasiteli Rize-Artvin Havalimanı’nı altı ayda 371 bin 373; 2 milyon kapasiteli Tokat Havalimanı’nı sekiz ayda 61 bin 629 yolcu kullandı.

Yayınlanma:

|

AKP iktidarlarında, “Yandaşa rant aktarma aracı” olarak kullanıldığı gerekçesiyle eleştirilen havalimanları, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) bütçesinde adeta bir karadelik oluşturdu. DHMİ bütçesinden şirketlere yapılan garanti ödemesi 2021 yılında 172,6 milyon dolara ulaştı. 2015-2021 yıllarında ise şirketlere aktarılan bu rakam 691,6 milyon dolar olarak kaydedildi.

Milyarlarca lira harcanarak yüksek kapasiteli inşa edilen havalimanlarına yönelik, “İhtiyaç analizi yapılmadan inşa ediliyor” eleştirisinin haklılığı resmi veriler ile ortaya konuldu. Yüksek maliyetleri ve ihtiyacın çok üzerindeki kapasiteleri ile eleştirilen havalimanları 2022’nin 10 ayında ise sinek avladı. Yıllık 3 milyon kapasiteli inşa edilen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Uçaklar boş, doldurun” talimatı ile gündeme gelen Rize Artvin Havalimanı’nı altı ayda kullanan yolcu sayısı, kapasitenin yalnızca yüzde 12’sini oluşturdu. DHMİ’nin verilerine göre, mayıs-ekim döneminde Rize-Artvin Havalimanı’nı kullanan yolcu sayısı 371 bin 373 ile ifade edildi. Yolculardan 380 bin 977’sinin iç hat, 396’sının ise dış hat yolcusu olduğu bildirildi. Benzer bir tablo, ekonomik krizin gölgesinde inşa edilen Tokat Havalimanı’nda da yaşandı. Toplam 2 milyon yolcu kapasitesi bulunan ve 550 milyon TL’ye mal olan Tokat Havalimanı, mart-ekim döneminde yalnızca 61 bin 629 yolcuyu ağırlayabildi. Yolculardan 61 bin 483’ünün iç hat, 146’sının ise dış hat yolcusu olduğu belirtildi.

***

DHMİ BÜTÇESİ ALTÜST OLDU

Rize-Artvin ve Tokat havalimanlarına yönelik yolcu garantisi bulunmasa da uçuş garantili havalimanları DHMİ bütçesine adeta altüst etti. Gerçekleşmeyen uçuş garantileri nedeniyle DHMİ’nin kasasından 2015’te 42, 2016’da 47,4, 2017’de 60, 2018’de 65, 2019’da 133, 2020 yılında ise 172 milyon dolar çıktı. Verilen uçuş garantileri nedeniyle 2021 yılında da şirketlere yüz milyonlarca liralık ödeme yapıldı. 2021 yılında, “Garanti altı gerçekleşmeler” nedeniyle özel sektöre 161 milyon Euro ödeme gerçekleştirildi. Şirketlere aktarılan paranın dolar cinsinden karşılığı ise 172,6 milyon dolar olarak kaydedildi. DHMİ bütçesinden garanti altı gerçekleşmeler nedeniyle yedi yılda şirketlere ödenen paranın toplamı ise kayıtlara, 691,6 milyon dolar olarak geçti.

Mustafa BİLDİRCİN – BİRGÜN

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Abbas Karakaya

AMERİKA’DA SAZLI SÖZLÜ ŞÜKRAN GÜNÜ YEMEĞİ

Yayınlanma:

|

Kasım ayının dördüncü Perşembe günü Amerika’da Şükran Günü olarak kutlanıyor. Bu kutlamada, aile üyeleri, arkadaşlar bir yemek masası etrafında bir araya geliyor. Amerika’daki 4 Temmuz kutlamaları havai fişek gösterileriyle, Cadılar Bayramı kıyafetleriyle akla geliyorsa, Şükran Günü o gün yenen yemekle akla geliyor en çok.

Şükran Günü kutlamasının ana yemeği fırında hindi, tatlısı da kabak tatlısı. Geleneksel menüde hindi etinin yanı sıra patates püresi, tatlı patates, ‘hindi içi’ (iç pilav yerine), Bürüksel lahanası da var. Ziyafet diye nitelenen bu aile yemeğinin iki de sosu var. Marmelat kıvamında, kızılcıktan yapılma tatlı bir sos etin yanında yenmesi bizim damak tadımıza yabancı, ama güzel bir tat. Öbürüyse gravy denilen et ve patates püresinin üstüne dökülen sos. Buraya kadar bahsettiklerimiz tipik bir Şükran Günü menüsü. Yöreden yöreye küçük farklar illa ki vardır. Öğlen ya da akşamüzeri üç, dört arası yenen bu yemekte içki de içiliyor. Yemekten sonra maç ya da film izlemek yaygın bir şey. 1997 yılında Amerika’daki ilk Şükran Günü kutlamamda böyle olmuştu. Yemek yenmiş ve televizyonun önündeki koltuklara geçilmişti. Ben o zaman buna çok şaşırmıştım. İçki eşliğinde sohbet, muhabbet edilir diye düşünürken…

Bu seferki yani 2022 yılındaki Şükran günümde Virginia’da kardeşimin evindeydik. Geçen haftaki yazımda Virginia’ya yaptığımız araba yolculuğunu anlattım. Bu seferki kutlama benim 25 yıl önceki kutlamamdan farklıydı. 24 Kasım 2022 Perşembe günü kardeşimin-eniştemin evi deyim yerindeyse tam bir dergâh gibiydi. Konuklar Virginia hariç, üç eyaletten (Indiana, Philadelphia, New Jersey) gelmişlerdi. Şükran günü menüsünde bulunan her şey en lezzetli halleriyle ve herkese yetecek şekilde, isteyene fazlasıyla sunuldu. Yirmi beş yıl önceki kutlamada olduğu gibi, bu sefer de yemekleri yine eniştem Laine yaptı. Hem de hepsini tek başına. Ana akım mutfak kültürü pizza, sandviç ve dondurulmuş gıdaların ötesine gitmeyen ABD’de bu gün yemek bakımından çok önemseniyor. Laine de böyle bir bu ziyafeti tek başına, kimseyi karıştırmadan yapmayı önemsiyor. Seve seve yaptığı, zevkli bir yorgunluk olarak görüyor herhalde. Yiyenlerden alkış beklemese de kendisini alkışladık ve yeni dönemin ilk ‘teşekkürünü’ ona ettik. Teşekkürler ‘emektar’ Laine!

Ev sahipleri (Ayfer, Laine ve kızları/yeğenlerim Ezgi, Bahar) dışında toplam on beş kişi aynı uzun masada oturduk. Yedik, içtik, şarkılar, nefesler, türküler söyledik. Yemeğimizin akşam başlaması, saz ve sözün olması benim 25 yıl önce katıldığım ilk Şükran günü kutlamasından ayrıldığı; bu iki kutlamanın arasındaki en büyük farktı. İçki olarak şarap ve rakı içildi. Rakının olduğu yerde rakı içilir, diyerek ben rakı içtim. İnsanın yeryüzündeki en büyük buluşunun müzik olduğuna inanıyorum. Müzik kadar insanları bir araya getiren, aynı frekansta ve ruh atmosferinde buluşturan başka bir şey yok bence. İşte, bizim bu gecemizde de bu havayı gitarıyla Anıl, sazıyla Ezgi ve darbukasıyla Suad sağladı. Uzun saplı bağlama olmasa da İbrahim Neşet Ertaş’tan çaldı söyledi. Bahar da flüt çaldı. Hepsine buradan bir kez daha teşekkür ederim.

Şükran Gününün tarihçesi:

1620 yılı Eylül ayında yüz iki insan İngiltere’de Plymouth denilen liman kasabasından gemiye binerek rotalarını Amerika kıtasına çeviriyorlar. İki aylık bir yolculuk sonunda, Kasım sonu, Aralık başı 1620’de bugün Massachusetts diye bilinen yere ulaşıyorlar. Kuzey Amerika kıtasına gelen bu insanlara inançları sebebiyle göç edenler (hicret edenler) anlamında Pilgrims, yani hacılar deniyor. Hacılar kendi toprakları İngiltere’de kendi dinlerini istedikleri gibi yaşayamadıklarından terk ediyorlar. Şükran Günü’nün doğuşuna dair ana akım anlatı şöyle devam ediyor: Kuzey Amerika’da karaya çıkan bu insanlar evlerini yapmaya girişiyorlar. Yeni Dünya’da (Kuzey Amerika kıtası) yaşadıkları ilk kış çok soğuk ve zorlu geçiyor. Karaya ayak basanların yarısı hastalanıp ölüyor. Plymouth’tan gelen Hacılar geldikleri topraklarda çoktandır başka insanların, yani yerli bir halkın yaşadığını görüyor. Aslında Hacılar Wampanoag kabilesinin köylerinden birine yerleşiyorlar. Wampanoag, kabilenin kendi dilinde ‘ilk ışığın insanları’ ya da ‘doğunun insanları’ anlamına geliyor. Bu kabileden Samoset ve Tisquantum adlı, İngilizce bilen iki Yerli binlerce yıldır yaşadıkları topraklara yerleşen bu ingilizlere çok yardım ediyorlar. İngiliz Hacılara nasıl ve nerelerde avlanacaklarını, neyin yenebilir, neyin zehirli olduklarını gösteriyorlar. Wampanoaglar nelerin, nasıl ekilip biçileceğini, toprağın nasıl verimli hale getirileceğine dair birçok bilgi ve görgülerini İngiltere’den gelen bu insanlarla paylaşıyorlar. Yerli halktan öğrendiklerinin sayesinde 1621 yılı hasat dönemi bolluk ve bereketle geliyor. Hacıların yüzü gülüyor. Bunu, yani hasadın sonunu kutlamak istiyorlar. Bu amaçla bir yemek düzenleniyorlar. Ve bu yemeğe Wampanoag halkından da doksan kişi katılıyor. Wampanoaglar yenmesi için beş ceylan getiriyor. Sonradan ilk Şükran Günü kabul edilecek bu yemekli, eğlenceli ve spor müsabakaları da yapılan kutlamaya toplam 140 kişi katılmış ve kutlamalar üç gün sürmüş.

1863 yılında zamanın ABD başkanı Abraham Lincoln Şükran Gününü, Kasım ayının son Perşembe günü tüm ülkede kutlanan bir bayram olarak ilan etmiş ve bu kutlama yetmiş yıl sürmüş. 1939 yılında başkan F. D. Roosevelt kutlamayı Kasım ayının üçüncü perşembesine çekmiş. Bu değişikliği, Amerika’daki Noel alışverişinin erken başlatıp esnafa daha çok kazandırmak için yapmış. Ancak Amerikan Senatosu 1941’de aldığı kararla Şükran Günü (daha önceden olduğu gibi) 1941’den beri Kasım ayının son Perşembesi, tüm ülkede devlet dairelerinin, okulların, bankaların ve birçok işyerinin kapandığı resmi bir tatil olarak kutlanmakta. Şükran günü Amerika’da yolculukların, aile ziyaretlerinin en fazla yapıldığı ve evlerde, mutfakların en çok kullanıldığı günü olarak da biliniyor.

Şükran Gününü Sessizlikle Geçirenler ve Başka Alternatifler

Amerikan Yerlileri’nin acılı tarihi Şükran Günün’ü şen şakrak bir kutlama olarak görmekten ziyade bir sessizliğin içine çekiyor. Binlerce yıldır yaşadıkları ata-ana topraklarından neredeyse tamamen yok edilişlerini hatırlıyorlar bu g gün. Wampanoag kabilesinden olan tarihçi ve bağımsız araştırmacı Linda Coombos Şükran Günü etrafında oluşturulan mitin gerçekleri gizlediğini, tahrif ettiğini düşünüyor. 1621 yılında hasat sonu etkinliğinde bir araya gelen İngiliz Hacılarla Wampanoaglar’ın etkinlikten sonra hiçbir şey olmamış gibi ‘sonsuza dek mutlu ve kardeşçe yaşadıkları’ söyleminin gerçeklerle bağdaşmadığını söylüyor. Tarihçi Linda Coombos’la yapılan söyleşinin bağlantısı:  https://www.youtube.com/watch?v=2bs1WDDcMWQ&t=373s

Bazı Amerikalılar Şükran Günü oruç tutmayı yeğliyor. Oruç tutarak 1620’de Amerika kıtasına ayak basan İngiliz Hacıların çektiği zorlukları hatırlamayı tercih ediyorlar. Başka bazı insanlarsa Şükran Gününü dünyadaki aç insanlar, özellikle aç çocukları hatırlamanın ve onlar için bir şeyler yapmanın fırsatı olarak görülmesini istiyor. Amerikan Yerlilerinin perspektifine benzer şekilde, bu insanlar da Şükran Günü’nün ‘karanlık bir tarihi’ olduğu savında: ttps://www.youtube.com/watch?v=n74hFmOc1yo

Black Friday Shopping (Kara Cuma Alışverişi)

Amerika’daki bayramlar aynı zamanda alışverişin canlandığı, canlandırıldığı günler. Şükran Günü’nden sonraki Cuma günü Noel alışverişinin ‘resmi’ başlangıcı kabul ediliyor. Ve bu Cuma gününe nedense Kara Cuma deniyor. Bugün insanlar alışveriş merkezlerine, dükkânlara hücum ediyor. Sözüm ona şeylerin fiyatları inanılmaz ölçüde indiriliyormuş. Kara Cuma alışverişlerine katılıp fiyatları karşılaştırılanlardan söyledikleri, bu derece indirimin olmadığını, bunun aslında bir şehir efsanesi olduğu yönünde. Efsane ya da gerçek, geçen Cuma günü ABD’de tüketicilerin 9.12 milyar dolarlık, evet, yazıyla dokuz milyarlık internet alışverişi yaptıklarını, bunun bir rekor olduğunu okudum ve radyodan duydum.

Bu da bağlantısı: https://www.npr.org/2022/11/26/1139274449/black-friday-sales-inflation-online-shopping

Abbas Karakaya – 29-30 Kasim 2022, Bloomington

 

Okumaya devam et

GÜNCEL

Covid endişeleri takip edilirken, bu akşam gözler FED Başkanı Powell’da olacak

Yayınlanma:

|

Yazan:

  • Acımasız ve bir o kadar da sert geçen işlem yılının ardından ciddi bir yorgunluk hissetmeye başladığımız bu günlerde artık yılı bitirmek için bizler de gün sayıyoruz. 2022 yılına damga vuran küresel enflasyon kaygıları, 2023 yılında yerini durgunluğa terk edecek. Bu noktada bir tereddüt olmasa da, uçağın piste ne şiddetle inceceği ise henüz bilinmiyor!
  • Gözler bir tarafta Çin cephesinde yeniden ‘hortlayan’ covid endişelerini takip ederken, bu sabah Çin’de açıklanan zayıf veriler, hafif de olsa moralleri bozdu. Çin’in fabrika faaliyeti Kasım ayında son 7 ayın en düşük seviyesine gerilerken, COVID-19 kısıtlamaları ve yumuşayan küresel talep, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin karşı karşıya olduğu baskıyı gözler önüne serdi. Öte yandan, Çin’in güneyindeki Guangzhou üretim merkezindeki insanlar, salgının üzerinden üç yıl geçtikten sonra katı COVID-19 kurallarına ilişkin hayal kırıklığı ile beyaz tehlikeli madde giysili çevik kuvvet polisiyle çatıştı.
  • Bir tarafta dünyanın büyüme motoru olan Çin’de gerek ekonomik aktivitenin daralması gerekse de sosyal huzursuzluk piyasaları pek çok kanaldan germeye devam etse de, sabah saatlerinde Asya piyasalarında ılımlı bir tablo görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsasında hafif çaplı kayıpları görmezden gelirsek, diğer bölge borsalarında hafif çaplı kazanımlar söz konusu. Risk iştahı açısından yakından takip ettiğimiz Hong Kong borsası Hang Seng son 3 günde %9 değer kazanmasını da kuvvetle muhtemel Çin’in covid önlemlerini gevşetmek zorunda kalacağının fiyatlaması olarak okuyoruz. Piyasaların gözü kulağı vardır, not düşmüş olalım.
  • Kararsız havaya paralel altının ons fiyatı 1,750 gümüşün ise 21,30 dolar ile yatay seviyelerini korurken, covid önlemleri ve izolasyonların talebi düşüreceği beklentisi ile hafta başı 80,50 dolar ile 11 ayın dibini test eden Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 84 dolar seviyesinde işlem görüyor. Kripto para cenahında ise amiral gemi bitcoin 17bin dolar seviyesine dayandığını not edelim.
  • Türkiye cephesinde ise dün açıklanan önemli veriler gözümüzden kaçmadı. Dış ticaret dengesi Ekim ayında açık 7,9 milyar dolar açık verirken, yılın ilk 10 ayında dış ticaret dengesi enerji başlığının gölgesinde 91 milyar dolar ile açık rekoru kırdı. Dış ticaret açığının aynı zamanda döviz talebi demek olduğunu da unutmamak gerekiyor. BDDK verilerine göre bankacılık sektörü kârı Ekim ayında (yaklaşık) 50 milyar TL olarak gerçekleşirken, yılın ilk 10 ayında kâr 335 milyar TL oldu. Geçen yılın ilk 10 ayın göre bakılırsa (66 milyar TL) neredeyse 5 katta fazla artmış! Elbette geçmiş performans gerileyen tahvil faizleri ve TÜFE’ye endeksli tahviller nedeniyle parlak olsa da, bundan sonraki sürecin pek de kolay olamayacağını düşünüyoruz.
  • Türk mali piyasaları ise dün bilindik performansını yinelemeye devam etti. USDTRY kuru 18,63 seviyelerinde yatay ve kontrollü seyrini korumaya devam ederken, ana endeks %0,8 oranında yükseliş kaydetti. Türkiye’nin 5 yıl vadeli CDS risk priminin ise 525 baz puan seviyesine gerilediğini not edelim. Tahvil faizleri ise otoritenin menkul kıymet tesis etme zorunluluğu nedeniyle sürrealist de olsa düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor.
  • ABD borsaları geceyi karmaşık bir seyirle tamamladı. Dow Jones yatay kapanırken, S&P500 endeksi 200 günlük ortalamaları geçtiği 4,051 puan seviyesini aşamayarak 3,957 endeks seviyesinde yatay seyretti. Teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq ise %0,5 oranında geriledi. Sabah saatlerinde Asya piyasalarında Tokyo borsasında hafif çaplı kayıpları görmezsek, diğer bölgelerde ve ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa yükselişler görülüyor.
  • Bu akşam FED Başkanı Powell’ın TSİ 21:30 yapacağı konuşma takip edilecek. Makro cephede ise Türkiye’de 3Ç büyüme verisi; dışarıda ise ABD’de ADP özel sektör istihdam verisi, büyüme, bekleyen konut satışları, Chicago PMI verisi; Avrupa’da ise TÜFE enflasyonu takip edilebilir.

>Dış Ticaret Dengesi

TÜİK Ekim ayı dış ticaret verilerini açıkladı. İhracat %3 artışla $21,3 milyar, ithalat ise %31,4 artışla $29,2 milyar olarak gerçekleşti. Bu sonuçla dış ticaret açığı Ekim ayında $7,9 milyar düzeyinde gerçekleşmiş oldu (son 6 ayın en düşük seviyesi). Bu sonuçla, yılın ilk on ayında dış ticaret açığı $91 milyar rekor seviyede gerçekleşti. Her ay olduğu üzere dış ticaret açığında yüksek enerji fiyatlarını göz ardı etmesek de, TL negatif reel faizlerin de tüketimi teşvik ettiğinin altını çizmek gerekiyor.

166978572238e40baaa7bddedf37434d50ab9ad93d_1_1200.jpg1669785722b0efc60e4b3ea13991f699c40abacf96_2_1200.jpg

1669785722edc41b23429086c0a65d0bcec81b6045_3_1200.jpg16697857237a97018ce575a9dd9178abcb1319626e_4_1200.jpg
İKTİSATBANK

Okumaya devam et

BORSA

VAHAP MUNYAR: SASA POLYESTER PATRONU İBRAHİM ERDEMOĞLU İLE GÖRÜŞTÜ

Dünya Gazetesi’nden ayrılıp Ekonoim.com ile yayın hayatına devam eden eski Dünya Gazetesi yazarlarından Vahap MUNYAR bugünkü yazasında son ayların herkesin dilinde olan BİST Hisselerinden SASA POLYESTER’in bağlı olduğu Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu ile yaptığı görüşmeyi anlatan bir yazı ele aldı. İşte o yazı…

Yayınlanma:

|

Yazan:

HAKAN Güldağ ve Handan Sema Ceylan ile birlikte Sasa Polyester’in bağlı olduğu Erdemoğlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu ile sohbete giderken yolda şirketin Twitter hesabına girdim. Geçen eylül ayından beri “Sasa Polyester” adına atılan tweetlere baktım. Paylaşılan şu mesajlar dikkatimi çekti:

  • Finansal güvenliğinizi sağlamak için kendinizden başka hiç kimseye güvenmeyin.
  • Zaman zaman Borsa düşecek ve zarar edeceksiniz. Eğer bunun olacağını anlamıyorsanız Borsa’ya girmeye hazır değilsinizdir.
  • Herkes açgözlülük yaparken siz korkun, herkes korkarken de siz açgözlü olun.
  • Menkul kıymetler Borsası her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen insanlarla doludur.

28 Eylül 2022 tarihli paylaşımda “Borsa İstanbul’un En Büyükleri” tablosu vardı. İlk sıradaki Sasa Polyester’in piyasa değeri 154.56 milyar liraydı.

6 Ekim 2022 tarihli paylaşım şöyleydi:

–          Olağan dışı fiyat ve miktar hareketleriyle ilgili şirketimizin kamuya açıklanmamış özel bir durumu bulunmamaktadır.

Aynı açıklamanın 31 Ekim 2022 ve 1 Kasım 2022 tarihli paylaşımlarda da yer aldığını gördüm. 2 Kasım 2022 günü de şirketin 3’üncü çeyrek bilançosu açıklandı:

–          Şirketimizin yılın ilk 9 ayındaki net dönem kârı 8 milyar 8 milyon 417 liradır.

14 Kasım 2022 günkü paylaşımda yer alan grafiğin başlığı dikkatimi çekti:

  • Hisse neden yükselir?

Nedenler de sıralandı:

  • Şirket yeni anlaşmalar yapar.
  • Geleceği olan alanlara yatırım yapar.
  • Satışlarını, kârını artırır.
  • Şirket geri alım yapar.

İbrahim Erdemoğlu ile sohbetimiz doğal olarak Sasa Polyester’in Borsa İstanbul’daki performansı, hisse fiyatlarının ulaştığı nokta konuları üzerine başladı. Biz soruları art arda sıralarken Şeref Oğuz da soru gönderdi. Aklımızdaki ilk soruyu yönelttik:

–          Sasa’nın son dönemdeki fiyat hareketleri için ne düşünüyorsunuz? Şirket hisseleri her gün yüzde 10 yükselirken ortak satışı yaparak yatırımcıları uyarmayı düşündünüz mü?

Erdemoğlu, Borsa İstanbul’a yatırım yapanların sayısının hızla artışına, kırılan rekorlara, bazı şirketlerin hisse fiyatlarındaki artışa anlam veremediğini belirtti:

–          Başka şirketler hakkında yorum yapamam. Ancak, Borsa İstanbul’da yaşanan bu havadan küçük yatırımcıların zarar görmesine üzülürüm.

Hemen ekledi:

–          Sasa Polyester’in hisse fiyatı 60 liradan 180 liraya neden yükseldi, bilmiyorum. Daha önceki yatırım açıklamalarımıza yenisini eklemedik, hisse fiyatlarımızı yukarı çıkaracak bir açıklama yapmadık.

Yatırımcıları uyarma konusundaki adımına işaret etti:

–          Sasa Polyester hissesinin fiyatı 80 liraya çıktığında Borsa İstanbul’da satış yaptık. Bunu da küçük yatırımcılar zarar görmesin diye yaptık. O satıştan beri herkese, “Sasa hissesi çok yüksek, alınmaz” diyorum.

Şirketin 3’üncü çeyrek bilançosunu hazır olur olmaz, hiç bekletmeden açıklamaya özen gösterdiklerini bildirdi:

–          Bakın, Borsa İstanbul’da olan, olmayan birçok şirketin kârlılığı düşüyor. Bizim kârlılıkta da düşüş yaşandı. Önümüzdeki dönemde şirketlerin kârları daha da düşecek.

Sanayinin elektrik tüketimine dikkat çekti:

–          Sanayinin elektrik tüketiminde gerileme var. Bu, üretimin düşmeye başladığının önemli göstergesi. Bu durum şirket kârlarına da yansıyacak.

Soruları sürdürdük:

–          Şirketin piyasa değerindeki artışın Sasa’ya bir katkısı var mı? Yaşanan artış sizi memnun ediyor mu?

Yanıtı çok net oldu:

–          Sasa’nın şu andaki piyasa değeri beni rahatsız ediyor.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) bu dönemdeki tutumunu merak ettim:

–          SPK, “Sasa’da neler oluyor?” diye Erdemoğlu Holding’e, şirketinize yönelik bir inceleme, durumu sorgulama gibi bir girişimde bulundu mu?

Şu yanıtı verdi:

–          Hisselerimizin bu kadar yükselişinde bizim özel bir dahlimiz yok. Özel bir sorgu söz konusu değil.

44 yıllık meslek hayatımın 40 yılı ekonomi gazeteciliğiyle geçti. Borsa İstanbul (o zamanki adıyla İMKB), 1985 yılında açıldı.

O günlerden beri şirketinin piyasa değerinin artışından rahatsız olduğunu dile getiren, bu durumu açık yüreklilikle ortaya koyan iş insanına hiç rastlamadım.

İnşallah Borsa İstanbul’da son dönemlerde yaşanan “bayram havası” küçük yatırımcıyı üzmez…

O tahvilimizi alanlar hisse senedini seçti

ERDEMOĞLU Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, geçen yıl uluslararası piyasaya sundukları 200 milyon Euro’luk hisse senedine dönüşebilir tahvile değindi:

–          O tahvilimizi alan yatırımcılar Sasa’nın hisse senetlerinde yaşanan artışı görünce faizle yetinmeyip ellerindeki tahvili paya dönüştürdü.

Şu ana kadar 110 milyon Euro’luk hisse senedine dönüş olduğunu belirtti:

–          Kalan 90 milyon Euro’luk tahvilimizi alanlar da aynı şekilde hisse senedi isteyecek gibi görünüyor.

Araziyle ilgili prosedür tamamlanınca 4 milyar dolarlık yatırım başlar

ERDEMOĞLU Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu’na Yumurtalık’ta planladıkları büyük yatırımla ilgili son durumu sorduk, ihaleden 2.1 milyar liraya aldığı araziyi anımsattı:

–          Devletten aldığımız araziyle ilgili prosedür yürüyor. Ayrıca yatırım planladığımız alanda 140 şahıs arazisi var. Yani, arazimizi yatırıma hazır hale getirdiğimizde yatırım için düğmeye basacağız.

Hakan Güldağ araya girdi:

–          İlk dönemde 10-11 milyar dolarlık yatırımdan söz ediyordunuz. Son dönemde 20 milyar doları aşan yatırımdan söz eder oldunuz.

Erdemoğlu sürdürdü:

–          Arazimiz hazır olduğunda yatırımın 4 milyar dolarlık dilimi için düğmeye basacağız. Biz yatırımları aşama aşama yaparız. İlk fazı yapar, kazanmaya başlayınca ikinci fazı için yola çıkarız. Tabi, önümüze piyasalarda yaşanabilecek bir finansman sıkıntısı çıkmazsa.

Ardından ekledi:

–          Bizim hedefimiz aşama aşama yapacağımız yatırımın büyüklüğünü 12 yılda 25 milyar dolara çıkarmak. Ham petrolden nihai ürüne uzanan bir üretim söz konusu olacak.

Su geri dönüşümü için 100 milyon dolarlık harcama yapıyoruz

İBRAHİM Erdemoğlu, 1.2 milyar dolarlık PTA yatırımının 2023’ün Ağustos ayında devreye gireceğini belirtti:

–          Bu tesis kendi elektriğini üretecek. Ayrıca artan 20 megawatlık elektriği mevcut Sasa tesisleri kullanacak.

Söz konusu elektriğin havaya verilecek gazların kullanımıyla elde edileceğini vurguladı:

–          Toplam 80 megawatlık elektrik üretimi söz konusu olacak. 60’ını yeni tesisimizde kullanacağız.

Türkiye’nin halen yılda 1.6 milyon ton PTA ithal ettiğine dikkat çekti:

–          Bu tesis ithalatın tamamını karşılayacak. 1.1 milyon tonunu kendi tesislerimizde kullanacağız. 500 bin tonunu da piyasaya sunacağız.

Yeni tesisle ilgili şu noktanın altını çizdi:

–          Tüm atık sularımızın yüzde 60’ının tekrar işletmede kullanılabilmesi için sistem kuruyoruz. Sadece bu sistem için yaptığımız yatırım 80-100 milyon doları bulacak.

Olası bir likidite sıkıntısına karşı tedbirimiz var

İBRAHİM Erdemoğlu’na sorduk:

–          Sasa’nın borçlanması konusunda neler söylersiniz? Olası bir likidite krizine karşı şirketin tedbiri var mı?

Yanıtladı:

–          Elbette tedbirimiz var.

Ardından ekledi:

–          Biz yatırım yaparken mutlaka mevcut kârlılığın borç ödeme kapasitesine bakar öyle adımlarımızı atarız.

Bence asgari ücret net 10 bin lira olmalı

İBRAHİM Erdemoğlu, pandemide yükselen navlun fiyatlarının çok gerilediğine işaret etti:

–          Hindistan, Çin yeniden kendilerine uzak olan pazarlarda rahatlayan navlun bedelleriyle Türkiye’den daha iyi fiyat tutturabilecek noktaya geldi.

Çin ve Hindistan’daki üreticilerin elektrik maliyetine dikkat çekti:

–          Hindistan’da elektriğin kilovatsaati 7.8 dolar/cent, Çin’de ise 9 cent. Bizde 22 cent. Elektrik fiyatı Çin ve Hindistan’daki üreticiler için önemli avantaj.

Türkiye’nin son dönemlerde işçilikte çok düşük noktada olduğunu vurguladı:

–          İşçilik maliyetindeki ucuzluk Ocak 2023’te sona erecek. Asgari ücret yükselecek çünkü. Bence asgari ücret net 10 bin lira olmalı.

Küçük işletmelerin asgari ücretin net 10 bin lira olması halinde zorlanabileceklerini dile getirdiğini anımsattık, yanıtladı:

–          10 bin lira net asgari ücret 500 dolar dolayına denk geliyor. Biz iş insanları olarak yapmamız gerekeni yapalım. İşimizi iyi yönetmeye çalışalım. Yaşanan, yaşanacak sıkıntıları işçinin sırtına yüklemeyelim.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.