Connect with us

GÜNCEL

Savaşın gölgesinden Fed’in gölgesine: Risk iştahına faiz freni

Yayınlanma:

|

ABD ile İran arasındaki müzakerelerde diplomatik ilerleme sağlanmasının enerji arzına ilişkin kaygıları hafifletmesine rağmen, Fed’in enflasyonla mücadelede yeniden faiz artırımlarına yönelebileceği ihtimali piyasaların keyfini kaçırıyor. Dün geceyi ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde satış baskısı ile tamamlarken, risk iştahı dendiğinde akla gelen Nasdaq Bileşik endeksi geceyi %1,3 düşüşle tamamladı. Olumsuz havanın bu sabah Pasifik’in diğer ucuna da sirayet ettiğini görüyoruz. Yapay zekâ ve yarı iletken hisselerinin öncülüğünde rekor üstüne rekor kıran Japon Nikkei endeksi, sekiz günlük yükseliş serisinin ardından kâr satışları ile %1,5 gerilerken, teknik göstergelerin de aşırı alım bölgesine işaret etmesi dikkat çekiyor. Son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsasında düşüş %5’i aşarken, son dönemin gözde yapay zekâ ve büyüme hisselerinde satışların genele yayıldığını görüyoruz. SpaceX son üç günde test ettiği zirve seviyeden %32 gerilerken Amazon dün geceyi %5 düşüşle tamamladı.

Fed’in yeni Başkanı Warsh yönetiminde yıl sonuna kadar en az iki adet 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimalinin fiyatlanmaya başlanmasıyla doların önde gelen para birimlerine göre değerini gösteren sepet kur DXY 101 seviyesinin üzerine yükselerek son 13 ayın zirvesini test etti. Güçlü dolar teması son dönemlerin zayıf halkası Japon yeni üzerinde ilave baskı yaratırken, USDJPY paritesi 162 seviyesine yaklaşarak son 40 yılın en zayıf seviyelerini test etmesi üzerine Japon Maliye Bakanı ile ABD Hazine Bakanı arasında olağanüstü bir görüşme gerçekleştirildi. Öte yandan, dün de bültenimizde dile getirdiğimiz üzere, İngiltere’de Başbakan Starmer istifa edeceğini açıkladı. Yerini almasına kesin gözüyle bakılan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham’ın ciddi bir rakiple karşılaşmaması, piyasalar açısından olumlu karşılandı. En azından belirsiz ve uzun sürecek bir liderlik yarışından kaçınılması sonrası sterlin 1,32 seviyesinin üzerine doğru hafifçe yükselirken, İngiliz devlet tahvillerine de alım geldiğini gördük.

İngiltere’de muhafazakar partiye karşı yükselen tepki oylarıyla ezici bir üstünlükle seçimi 2024 yılında kazanan İşçi Partisi’nin bekleneni tam mânâsıyla veremediğini görüyoruz. Daha geniş bir açıdan bakarsak, son on yılda yedi başbakan değiştiren İngiltere’de siyasi istikrarın zedelenmeye başladığını not etmemiz gerekiyor. Bununla birlikte Burnham’ın ekonomi, dış politika ve savunma alanlarında nasıl bir yol haritası izleyeceğine ilişkin soru işaretlerinin de devam ettiğini görüyoruz. Piyasalar her ne kadar kısa vadede siyasi geçişin düzenli bir şekilde gerçekleşmesini fiyatlarken, uzun vadede İngiltere ekonomisinin karşı karşıya olduğu düşük büyüme, yüksek borçlanma maliyetleri ve kamu maliyesi sorunları gündemde kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

Jeopolitik tarafta ise ABD-İran ile müzakerelerinde ilerleme sağlanması ve Hürmüz Boğazı’nın açık kalmaya devam etmesi petrol fiyatlarındaki yükselişi sınırlarken, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 78 dolar seviyelerinde ve 200 günlük hareketli ortalamaların etrafında kalmaya devam etti. Her ne kadar gözler jeopolitik tarafta olsa da, finansal piyasaların yönünü belirleyen ana unsurun yeniden merkez bankaları ve faiz beklentileri olmaya başladığını görüyoruz. Bu minvalde, haftaya iyimser bir başlangıç yapan ve 67 dolar seviyelerinin üzerini test eden gümüşün ons fiyatı bu sabah 63 dolar seviyesinin de altına geriledi. Benzer bir şekilde, dün 4,220 dolar seviyesine kadar yükselen altının ons fiyatı bu sabah 100 dolar kadar gerileyerek 4,130 dolar seviyesine geriledi.

Kıymetli metaller cephesinde bir süredir devam eden tatsız havanın yatırımcıları yormaya başladığını hissediyoruz. Ancak bugünkü tabloya biraz daha geniş bir açıdan bakmakta fayda görüyoruz. Altının onsu ocak ayı sonunda test ettiği 5,595 dolar seviyesinden sonra yaklaşık %28 gerileyerek altı aydan kısa bir sürede 4,022 dolar seviyesine kadar indi. Böylesine sert bir geri çekilmeyi sadece tek bir nedene bağlamak elbette mümkün değil. Yine de Fed’in yeni Başkanı Warsh’un bu hikâyede önemli bir payının olduğunu düşünüyoruz. Piyasaların, Warsh’un para politikasında nasıl bir yol izleyeceğini anlamaya çalıştığı bir dönemde, faizlerin yeniden yükselme ihtimalinin masaya gelmesi, faiz getirisi olmayan altın üzerinde ciddi bir baskı yarattı.

Öte yandan, Warsh’un göreve gelişinin hemen ardından patlak veren savaş ve sonrasında gündeme gelen dev teknoloji halka arzları da dikkat çekici bir başka unsur oldu. Piyasalarda zaman zaman yaşandığı üzere, yatırımcıların bu arzlara katılabilmek için likidite yaratma ihtiyacı duyması, son yılların en çok kazandıran varlıklarından biri olan kıymetli metallerde satışları beraberinde getirdi. Bir anlamda altın ve gümüş, hem Fed kaynaklı belirsizliklerin hem de piyasanın nakit ihtiyacının arasında kaldı.

Bundan sonra ne olacağı ise herkesin merak ettiği soru olarak öne çıkıyor. Biz, kıymetli metalleri son yıllarda zirvelere taşıyan yapısal dinamiklerin büyük ölçüde yerli yerinde durmaya devam ettiğini düşünüyoruz. Merkez bankalarının rezerv tercihleri, başta ABD’de ve devamında dünyada giderek artan devasa kamu borçluluğu ve dünyanın kolay kolay kurtulamayacağı jeopolitik kırılganlıklar, uzun vadede zayıf dolar temasını yeniden gündeme taşıyabilecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu nedenle kısa vadede daha düşük seviyelerin test edilmesi ihtimalini göz ardı etmesek de, bugün birçok yatırımcının sorduğu “kıymetli metallerde hikâye bitti mi?” sorusuna cevabımız şimdilik net bir şekilde “hayır” olmaya devam ediyor.

Fed’in efsanevi başkanlarından Alan Greenspan 100 yaşında hayatını kaybetti. 1987-2006 yılları arasında görev yapan Greenspan, 1987 borsa çöküşünden Asya ve Rusya krizlerine, dot-com balonundan 11 Eylül sonrasına kadar birçok kritik dönemde ABD ekonomisini yöneten isim olarak hafızalara kazındı. Özellikle 1990’lı yıllarda enflasyon yaratmadan büyümeyi destekleyen politikaları nedeniyle dönemin “ekonomi maestrolarından” biri olarak kabul edildi. Greenspan’ın vefatı, göreve henüz geçen Fed Başkanı Kevin Warsh ile yapılan benzetmeleri de yeniden gündeme getirdi. Warsh’ın geçen haftaki ilk FOMC toplantısının ardından yayımladığı son derece kısa ve sade politika metni, piyasa katılımcıları tarafından Greenspan döneminin daha az yönlendirme yapan ve piyasaya daha fazla alan bırakan iletişim tarzına benzetildi.

Dün göreceli olarak haftaya sakin bir şekilde başlayan Türk hisse senetlerinin bugün küresel arenada var olan limoni havadan nasibini alacağını düşünüyoruz. USDTRY kuru kamunun kontrolünde güne 46,45 seviyelerinden başlarken, CDS risk primi ise savaş öncesi döneme geri dönerek 220 baz puan seviyelerinde salınmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla mücadelesine destek sağlayacağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin diplerinde kalmaya dün de devam etti. Mevcut tablonun korunması hâlinde enflasyon görünümüne yönelik risklerin azalabileceği, bunun da TCMB’nin faiz indirimlerine beklenenden daha erken başlayabileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.

Dün Türkiye’de açıklanan tüketici güven endeksinin Haziran ayında 87,9 seviyesine yükselerek Haziran 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine geldiğini gördük. TCMB’nin iç talepte yavaşlama olduğunu söylediği bir ortamda son üç yılın zirvesine çıkan veri bizler açıkçası şaşırttı. Tek bir veriye bakarak yorum yapmak yerine, bundan sonraki aylara da bakarak daha anlamlı bir resim görmeye çalışacağız. Öte yandan, TCMB’nin açıkladığı sektörel enflasyon beklentilerinde Haziran ayı sonuçları açıklandı. On iki ay sonrasına ilişkin hanehalkı enflasyon beklentisi %46,13 iken USDTRY kuru beklentisi ise 52,67. Bugüne göre bakarsak sadece %14 düzeyinde bir artış beklentisi var. Bu da yurt içi yerleşiklerin TL ile âşkının neden devam ettiğinin en somut göstergesi olarak ön plana çıkıyor.

Hazır verilerden söz etmişken, bugün İngiltere, Avrupa ve ABD’de açıklanacak imalat sanayi PMI verilerini takip edeceğiz. Perşembe günü ise ABD’de açıklanacak Fed’in favori enflasyon göstergesi PCE (Kişisel Tüketim Harcamaları Enflasyonu) ve GSYH büyüme verilerinin kritik olacağını düşünüyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BANKA HABERLERİ

Akbank çalışanlarının geliştirdiği Revogo’ya Akbank’tan 300 bin dolarlık yatırım

Akbank İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, “Bu girişim, hem döngüsel ekonomiye katkı sunan güncel bir ihtiyaca yanıt veriyor hem de farklı birimlerde görev yapmış Akbanklıların ortak bir girişim vizyonunda buluşmasının güçlü bir örneğini oluşturuyor” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, çalışanlarının yenilikçi fikirlerini hayata geçirmelerini desteklemek amacıyla başlattığı kurum içi girişimcilik programı Akbank+ ile yeni bir yatırıma imza attı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 10. senesini kutlayan inovasyon merkezi Akbank LAB çatısı altında yürütülen programda, Revogo girişimine toplamda 300 bin dolar yatırım kararı alındı. Böylece Akbank+ ile ilk 3 dönemde ekosisteme kazandırılan girişim sayısı 5’e yükseldi.

Akbank, inovasyon merkezi Akbank LAB çatısı altında yürüttüğü Akbank+ programı ile kurum içindeki girişimcilik potansiyelini desteklemeye devam ediyor.

Çalışanlarının girişim fikirleri üzerinde tam zamanlı olarak çalışabilmelerine olanak tanıyan ve bu özelliğiyle Türkiye’de bir ilk olan Akbank+, Akbanklılara eğitim, mentörlük, ürün geliştirme ve yatırım süreçlerinde uçtan uca destek sunuyor.

Böylece Akbanklılar mevcut görevlerine ara vererek, tam zamanlı olarak girişim fikirlerini geliştirmeye odaklanıyor. Çalışanlar, bu süreçte sahip oldukları görevlerinin sağladığı tüm hakları ise almaya devam ediyor.

Fikirlerine yatırım yapılan Akbanklılar girişimlerini kurarak Akbank’tan ayrılırken, diğer katılımcılar ise ‘İnovasyon Elçisi’ olarak kurum içi girişimcilik kültürünün gelişimine destek sunuyor.

Programın üçüncü döneminde toplamda 300 bin dolar yatırım kararıyla hayat bulan Revogo, anne-çocuk ürünlerini satıcılardan anlık nakitle alarak yeniden satışa sunuyor. Bu modeliyle girişim, hem ebeveynler için pratik ve ekonomik bir çözüm sunuyor hem de ürünlerin kullanım ömrünü uzatarak sürdürülebilir yaşama katkıda bulunuyor.

Revogo ayrıca farklı alanlarda deneyime sahip Akbanklılar tarafından geliştirilen bir girişim olarak da dikkati çekiyor. Kurucu ortaklar, Akbank’ta genel müdürlük, teknoloji ve şube ekiplerinde görev almış uzmanlardan oluşuyor. Böylece Akbank+ programı, girişimler için farklı uzmanlık ve deneyimlerden beslenmenin potansiyelini görünür kılıyor.

Akbank+ programı kapsamında daha önce atık süreçlerini dijitalleştiren Waste Log, elektrikli araç kullanıcı deneyimini tek bir platformda buluşturan Voltla, yapay zeka tabanlı analitik çözüm sunan Metriqus ve e-ticaret satıcıları için alternatif finansman platformu geliştiren Fundero girişimleri ekosisteme kazandırıldı. Program kapsamında Akbank’ın 5 farklı girişime yaptığı toplam yatırım tutarı ise 2 milyon doları aştı.

– ‘Çalışma arkadaşlarımız fikirlerini yatırıma dönüşebilecek seviyeye taşıyabiliyor’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, Akbank+ programının insan, kültür ve inovasyon odağını bir araya getiren güçlü bir yapı sunduğunu belirtti.

Bugünün iş dünyasında kurumları ileri taşıyan en önemli unsurlardan birinin, çalışanların merakını, cesaretini ve üretme isteğini doğru alanlarla buluşturabilmek olduğuna işaret eden Oğuz, ‘Akbank+ tam da bu bakış açısıyla Akbanklıların fikirlerini uçtan uca bir girişim yolculuğu ile hayata geçirmelerine olanak tanıyor. Türkiye’nin ilk tam zamanlı kurum içi girişimcilik programı olan Akbank+ sayesinde çalışma arkadaşlarımız girişimlerine odaklanabiliyor, Akbank LAB’in güçlü inovasyon birikiminden ve mentörlük ekosisteminden faydalanarak fikirlerini yatırıma dönüşebilecek seviyeye taşıyabiliyor.’ ifadelerini kullandı.

Oğuz, bu yıl 10. yaşını kutlayan Akbank LAB’ın, bankada inovasyon kültürünün gelişmesinde ve girişimcilik kaslarının güçlenmesinde çok önemli bir rol üstlendiğini aktararak, Akbank+’n da bu kültürün en somut yansımalarından biri olduğunu vurguladı.

Revogo yatırımını bu açıdan çok değerli bulduklarına dikkati çeken Oğuz, ‘Çünkü bu girişim, hem döngüsel ekonomiye katkı sunan güncel bir ihtiyaca yanıt veriyor hem de farklı birimlerde görev yapmış Akbanklıların ortak bir girişim vizyonunda buluşmasının güçlü bir örneğini oluşturuyor. ‘ değerlendirmesinde bulundu.

Oğuz, bugüne dek 50 Akbanklının bu programa katılarak inovasyon ve liderlik becerilerini geliştirdiğini ve kurum içinde bu kültürün gelişimi için birer elçi olarak yolculuklarına devam ettiklerini kaydederek, gelecek dönemde de Akbanklıların yenilikçi fikirlerini desteklemeye, onların girişimcilik yolculuklarında yanlarında olmaya ve ülkenin girişimcilik ekosistemine yeni değerler kazandırmaya devam edeceklerini ifade etti.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Diplomasi rüzgârı petrolü düşürürken, dolar gücünü koruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

İsviçre’de başlayan ABD-İran görüşmeleri, taraflar arasındaki derin güvensizliğe rağmen diplomasi kapısının açık kaldığını gösterdi. İlk gün oldukça gergin geçen temaslarda İran’ın yeniden Hürmüz Boğazı’nı kapattığını açıklaması ve Trump’ın sert tehditleri dikkat çekse de, görüşmelerin sonunda Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşılmasını hedefleyen bir yol haritası üzerinde uzlaşı sağlandı. Tarafların teknik müzakereleri hafta boyunca sürdürme kararı alması, piyasaların son dönemde fiyatladığı en kötü senaryoların şimdilik masadan kalktığına işaret ediyor.

Piyasaların ilk tepkisi ise petrol fiyatlarındaki düşüşün hızlanması şeklinde oldu. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanma riskinin azalması ve İran petrol ihracatına yönelik bazı muafiyetlerin gündeme gelmesiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 200 günlük ortalamaları geçtiği 79,40 dolar seviyesine kadar geriledi. Ancak Lübnan’da çatışmaların tam olarak sona ermemesi (İsrail faktörü), Hürmüz’deki gemi trafiğinin hâlâ normal seviyelerin oldukça altında seyretmesi ve Trump’ın İran’a yönelik sert söylemini sürdürmesi, önümüzdeki 60 günlük dönemin kolay geçmeyeceğini gösteriyor. Bu nedenle piyasalarda iyimserlik güç kazanmış olsa da, kalıcı bir barış anlaşmasına giden yolun hâlâ önemli siyasi ve jeopolitik riskler barındırdığını düşünüyoruz.

Savaşın başladığı dönemde Trump’ın dile getirdiği “koşulsuz teslimiyet” söyleminin aksine, ABD’nin askerî operasyonlarla ulaşmayı hedeflediği sonuçların büyük ölçüde gerçekleşmediğini görüyoruz. Bu nedenle, birçok yorumcu gibi biz de gelinen noktayı Washington açısından stratejik bir başarısızlık olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, çatışmaların sona ermesinin diplomasiye yeniden alan açmasını da önemsiyoruz. İran’ın ekonomik entegrasyona yönelmesi ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi hâlinde, bölgesel risklerin zaman içinde azalabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.

ABD’nin askerî gücüne rağmen istediği sonucu elde edememesi, Çin’in uluslararası alandaki etkisini artırması ve Avrupa’nın Washington’dan daha bağımsız bir dış politika izleme fırsatı yakalaması önümüzdeki dönemin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. İran ile yürütülen müzakerelerin kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesi hâlinde ise son yıllarda giderek ağırlık kazanan güç siyaseti yerine diplomasi ve uluslararası hukuk eksenli bir yaklaşımın yeniden güç kazanabileceği bir döneme giriyor olabiliriz.

Dönelim gelişmelerin piyasa yansımasına. Asya piyasalarının haftaya iyimser bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası,  haftanın ilk işlem gününde %2 yükseliş kaydederek tarihinde ilk kez 72 bin puan seviyesinin üzerine çıktı. ABD ile İran arasında devam eden görüşmelere ilişkin belirsizlikler sürse de, yapay zekâ ve yarı iletken sektörün bu sabah lokomotif görevi üstlendiğini görüyoruz. Japon hükümetinin 2040 yılına kadar yapay zekâ ve çip teknolojileri başta olmak üzere stratejik sektörlerde yaklaşık 2,3 trilyon dolar yatırım hedeflediğine yönelik haberler teknoloji hisselerine alım getirdi. Tayvan borsası %3 yükselirken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %1 yükseldi.

Son dönemde ABD borsalarında görülen yapay zekâ kaynaklı yükseliş eğiliminin bu sabah Japonya’ya da yayıldığını gözlemlerken, ABD borsalarının vadeli işlemleri ise hafif de olsa düşüş isteğinin var olduğunu görüyoruz. Dolar cephesinde ise tablo biraz daha karmaşık görünüyor. Teknik mânâda endişe ettiğimiz 100,50 seviyesinin üzerinde haftayı tamamlayan dolar endeksi (DXY), bu sabah da 100,80 seviyelerinde işlem görüyor. ABD ile İran arasında ilerleme kaydedilen görüşmeler ve petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel risk iştahını desteklerken, Fed’in enflasyon konusunda temkinli duruşunu koruması dolar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı sınırlıyor. Buna ek olarak, Pentagon’un İran savaşı ve diğer harcamalar için ilave 80 milyar dolarlık kaynak ihtiyacının gündeme gelmesi mali taraftaki riskleri artırsa da, mevcut görünümde piyasanın önceliğinin Fed politikası olmaya devam ettiğini düşünüyoruz.

Dolar son 13 ayın zirvesine yükselerek güçlü seyrini korurken, piyasaların kılavuzu konumunda 10 yıllık devlet tahvilinin getirisi ise %4,50 seviyesinin hemen altında yer almaya devam ediyor. Faiz getirisi olmayan ve Fed’in şahin duruşundan tadı kaçan kıymetli metaller, geride bıraktığımız haftanın ikinci yarısında egemen olan satış baskısı ardından bu sabah hafif de olsa iyimser havaya ayak uydurduklarını görüyoruz. Geride bıraktığımız haftayı %5’e yakın düşüşle tamamlayan gümüş, bu sabah %1 yükselişle 65,60 dolar seviyelerine hafif de olsa toparladı. Altının ons fiyatı 4,200 dolar seviyesinin hemen altında göreceli olarak yatay bir seyir izlerken, kripto cenahında ise amiral gemi Bitcoin’in son günlerde 200 haftalık ortalamaların geçtiği seviyelerden destek alarak 64 bin dolar seviyelerine toparladı.

Dolar endeksi güçlü seyrini korumaya devam ederken, İngiltere’de siyasi belirsizliklerin yeniden gündeme gelmesi Sterlin üzerinde baskı kuruyor. Fed haftasını %1,3 düşüşle tamamlayan kraliyet aslanı sterlin, bu sabah da 1,32 seviyelerinin diplerinde işlem görüyor. Piyasa aktörleri, İngiltere Başbakanı Starmer’in görevi bırakması durumunda olası liderlik değişiminin maliye politikası üzerindeki etkilerini yakından izliyor. Rakibi Andy Burnham’ın olası bir liderlik yarışında öne çıkması haber akışında yer alırken, ABD Başkanı Trump’ın da Starmer’ın görevden ayrılacağını öne süren açıklamaları  dikkat çekiyor. Burnham görevi devralırsa, İngiltere son 10 yıldaki yedinci başbakanını görmüş olacak! EURUSD paritesi ise bu sabah 1,1460 seviyelerinde işlem görürken, olası aşağı doğru yönelme durumunda ise son bir yılda iki kez test edilen ve kırılamayan kritik 1,14 seviyesini takip edeceğiz.

Teknik mânâda dolar endeksinde 100,50 seviyesinin üzerinin riskli olduğuna uzun süredir dikkat çeksek de, temel açıdan baktığımızda ise barış ortamının tesis edilmesi ve petrol fiyatlarında süregelen düşüşün korunması durumunda bugünlerde piyasalarda var olan güçlü dolar temasının kalıcı olmayacağını düşünüyoruz! Bu görüşümüzü savaş ortamının en şiddetli günlerine bile dile getirdiğimizi hatırlatmam gerekiyor. Bu minvalde, her ne kadar dolar endeksi Fed’in şahin tonundan da etkilenerek son 13 ayın en yüksek seviyesini test etse de, sene başı egemen olan zayıf dolar temasının da bir noktada yeniden hatırlanacağını düşünüyoruz. Kanaatimiz o yöndedir ki, Warsh’un şahin bir üslup takınmasının arka planında zaman kazanma faktörü yer alıyor!

Türk mali piyasalarının ise haftayı göreceli olarak sakin hatta bir miktar da olsa iyimser geçirdiğini söyleyebiliriz. TCMB’nin net yabancı para pozisyonunun nette döviz alımları ile iyileşmesi önemli bir başlık olarak devam ederken, ekonomik gelişmelerden ziyade jeo-ekonomik gelişmelerin etkili olduğunun altını bir kez daha çizmemiz gerekiyor. Bültenin genel olarak ruhundan da anlaşılacağı üzere, finansal piyasalarda son dönemlerde egemen olan gelişmeleri temel olarak ilişkilendirerek okumanın oldukça güçleştiği bir dönemden geçiyoruz.

USDTRY kuru 46,45 seviyelerinde haftaya başlarken, CDS risk primi ise savaş öncesi döneme geri dönerek 220 baz puan seviyelerinde salınmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla mücadelesine destek sağlayacağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin diplerine kadar geriledi. Mevcut tablonun korunması hâlinde enflasyon görünümüne yönelik risklerin azalabileceği, bunun da TCMB’nin faiz indirimlerine beklenenden daha erken başlayabileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu beklentiyi son iki haftadır fiyatlayan Borsa İstanbul Bankacılık endeksi %20 artış kaydettiğini hatırlatalım.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Perşembe günü ABD’de açıklanacak Fed’in favori enflasyon göstergesi PCE (Kişisel Tüketim Harcamaları Enflasyonu) ve GSYH büyüme verilerinin kritik olacağını düşünüyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

Koç Holding, Sabancı Holding ve Alarko neden satış yapıyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Son dönemde yatırımcıların en çok sorduğu sorulardan biri şu: “Bu holdingler şirket satıyor, iştirak satıyor. Acaba nakit sıkıntısı mı var?”

Aslında tablo biraz daha farklı.

Büyük holdingler artık “her sektörde bulunma” stratejisinden çıkıp, yüksek getiri sağlayan alanlara odaklanma stratejisine geçiyorlar. Bu nedenle düşük büyüme veya düşük kârlılık sağlayan varlıklarını satarak kaynak yaratıyorlar.

Sabancı Holding neleri sattı?

2025-2026 döneminde en dikkat çeken satışlar:

1. Akçansa hisseleri

Sabancı, Akçansa’daki payını ortağı olan Heidelberg Materials’a devretme kararı aldı. İşlem yaklaşık 1,1 milyar dolar şirket değerlemesi üzerinden gerçekleşiyor.

2. CarrefourSA çıkışı

Sabancı, perakende sektöründen çıkma kararı aldı. Analistlere göre düşük marjlı işlerden çıkıp daha yüksek büyüme alanlarına yönelme stratejisinin parçası.

3. Bazı teknoloji ve perakende iştirakleri

Piyasada uzun süredir Teknosa gibi düşük özsermaye getirisi üreten şirketlerin de gözden geçirildiği konuşuluyor.

Satıştan gelen para nereye gidiyor?

Sabancı’nın son dönemde odaklandığı alanlar:

  • Enerji dönüşümü
  • Yenilenebilir enerji
  • ABD’deki enerji yatırımları
  • Dijital teknolojiler
  • İklim teknolojileri
  • Finans ve sigorta büyümesi

Holding yönetimi uzun süredir “yüksek büyüme, yüksek kârlılık” alanlarına sermaye kaydırma stratejisi uyguluyor.

Koç Holding neleri sattı?

Koç Holding’in satışları daha çok “portföy optimizasyonu” şeklinde gerçekleşiyor.

1. Arçelik Hitachi Home Appliances

Arçelik, Arçelik-Hitachi ortaklığındaki %60 payını Hitachi’ye satma kararı aldı. İşlem değeri yaklaşık 261 milyon dolar olarak açıklandı.

2. Bazı iştiraklerde hisse azaltımları

Koç Grubu zaman zaman borsadaki iştiraklerinde kısmi hisse satışları yaparak kaynak yaratıyor. Özellikle enerji ve sanayi yatırımlarını finanse etmek amacıyla bu yöntem kullanılabiliyor.

Satıştan gelen para nereye gidiyor?

Koç’un son yıllardaki yatırım alanları:

  • Elektrikli araçlar
  • Batarya teknolojileri
  • Savunma sanayi
  • Yenilenebilir enerji
  • Avrupa ve Asya’da üretim tesisleri
  • Dijital dönüşüm

Koç Holding yalnızca 2025 yılında yaklaşık 3,7 milyar dolar yatırım yaptığını açıkladı. Son 5 yıllık toplam yatırım ise 16,1 milyar dolara ulaştı.

Yani Koç’ta satışların önemli kısmı: “Eski ekonomiden çıkıp yeni ekonomiye kaynak aktarma” amacı taşıyor.

Alarko neden satış yapıyor?

Alarko Holding

Alarko son yıllarda özellikle:

  • Turizm
  • Gayrimenkul
  • Taahhüt
  • Enerji

alanlarındaki bazı varlıklarını yeniden yapılandırdı.

Ancak grubun asıl büyük dönüşümü:

  • Tarım
  • Sera yatırımları
  • Gıda üretimi
  • Yenilenebilir enerji

alanlarına yönelmesi oldu.

Bu nedenle bazı eski varlıklardan çıkılarak kaynaklar yeni yatırımlara aktarılıyor.

Özellikle Kazakistan ve Türkiye’deki büyük tarım-sera projeleri son dönemde Alarko’nun ana büyüme hikayesi haline geldi.

Asıl soru: Neden aynı dönemde hepsi satış yapıyor?

Bunun 5 temel nedeni var:

1. Yüksek faiz dönemi

Paranın maliyeti çok yükseldi.

2. Düşük kârlı işlerden çıkış

Perakende, çimento gibi bazı sektörlerin getirisi teknoloji ve enerji kadar yüksek değil.

3. Nakit rezervi oluşturma

Olası ekonomik dalgalanmalara karşı bilanço güçlendirme.

4. Yeni ekonomi yatırımları

  • Yapay zekâ
  • Veri merkezleri
  • Yenilenebilir enerji
  • Elektrikli araçlar
  • Savunma sanayi

5. Holding iskontosunu azaltmak

Borsada holdingler genellikle iştiraklerinin toplam değerinden daha düşük fiyatlanıyor. Satışlar ve nakit yaratımı bu iskontoyu azaltmayı hedefliyor.

Sonuç

Bu satışlar çoğu zaman bir kriz işareti değil, bir sermaye yeniden tahsis operasyonu olarak görülüyor.

  • Sabancı çimento ve perakendeden çıkıp enerji-teknolojiye yöneliyor.
  • Koç olgunlaşmış işlerden çıkıp elektrikli araçlar ve enerjiye yatırım yapıyor.
  • Alarko tarım ve yenilenebilir enerji odaklı yeni bir büyüme hikâyesi kuruyor.

Kısacası;

“Şirket satıyorlar çünkü küçülüyorlar” değil,

“Şirket satıyorlar çünkü sermayeyi daha yüksek getirili alanlara taşıyorlar.”

Bu süreç önümüzdeki 3-5 yılda Türkiye’nin büyük holdinglerinde daha da hızlanabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.