Connect with us

GÜNCEL

SICAKLARDAN BAYRAMINIZ KABUSA DÖNMESİN: Sıcaklardan Korunmanın 5 Yolu!

Erken başlayan bunaltıcı yaz sıcakları bayramda da etkili olacak. Bayram tatilini sağlıklı ve keyifli geçirebilmek için güneşin zararlı etkilerine karşı önlem almak gerekiyor.

Yayınlanma:

|

Haziran ayının ilk günlerinden itibaren yurt genelinde sıcaklıklar yüksek derecelerde seyrediyor. Kimileri için bu sıcak ve güneşli günler kabusa dönerken, kimileri için tatil fırsatına dönüşüyor. Uzmanlar, 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde yüksek sıcaklıkların devam edeceğine dikkat çekerek, bayramı ülkenin güneşli bölgelerinde geçirecek olanları sıcağın zararlı etkilerine karşı uyarıyor.

Güneş Alerjisine Dikkat!

Güneş alerjisine karşı çok dikkatli olmak gerektiğini belirten, LifeClub Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Aile Hekimi Uzmanı Dr. İyigün Gedik, “Güneş ışınlarının deride oluşturduğu zararlı etkilerin tümüne fotodermatozlar denir. Görünür ışık, çeşitli kimyasallar, kozmetikler ve ultraviyole ışınlar cilt reaksiyonları ve bağışıklık sistemi tepkilerine neden olurlar. Güneş alerjisini tetikleyebileceğini bildiğimiz ilaç grupları bazı antibiyotikler, kemoterapi ilaçları, kalp ilaçları ve antidiyabetiklerdir.

Güneşle temastan sonra ortaya çıkan kızarıklık, kaşıntı, döküntü, hassasiyet gibi tablolar aklımıza güneş alerjisini getirir. Güneşle dünyamıza ulaşan üç tür ultraviyole ışık bulunmaktadır. Ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) ışınları ciltte hassasiyet, yaşlanmaya yatkınlık ve cilt kanserine neden olabilirken ultraviyole C (UVC) ışınları kısmen daha zararsızdır” dedi.

Güneş Yanığı Mı, Güneş Alerjisi Mi?

Dr. İyigün Gedik, güneşli günlerde oldukça sık görülen güneş yanıklarıyla, güneş alerjisinin nasıl ayırt edilebileceğini ise şöyle anlattı: “Uzun süre güneşte kalmakla oluşan ve alerjiyle benzer bulgular verebilen güneş yanıkları zamanla gelişirken, güneş alerjisi herhangi bir kimyasal veya kozmetikle duyarlanmış ciltte güneş maruziyetinden hemen sonra dakikalar içinde ortaya çıkar. Güneşe maruz kalınan süre ve saat ile birlikte güneşi alan cilt yüzeyinin büyüklüğü bulguların şiddetini değiştirir. Güneşe maruz kalan cilt bölgesi önce kızarır, sonrasında ağrı, yanma, batma gelişir, cilt sıcaklığında artış gözlenir. Kaşıntılı kabarıklıklar olarak tanımlanan ürtikerler gelişebilir. Birkaç gün sonra ciltte soyulma ve pullanma izlenir. Bütün bu bulgulara cilt ödemi de eşlik edebilir.”

Güneşin Zararlı Etkilerinden Korunmanın 5 Yolu

Güneş alerjisi tanısının hekim muayenesi sonrası gerekli kan testleri, fototest ve ileriki durumlarda cilt biyopsisi ile konulabildiğine de dikkat çeken LifeClub Hekimi Dr. İyigün Gedik, güneşin zararlı etkilerinden korunmanın 5 yolunu şöyle sıraladı:

1. Güneş Kremi Kullanın

En az SPF 30 ve üzerinde koruma faktörlü güneş kremleri kullanın.
Güneş kremini güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce sürün ve iki saatte bir tekrarlayın. Özellikle yüzdükten veya terledikten sonra yeniden sürmeyi ihmal etmeyin.

2. Güneşten Koruyucu Giysiler Giyin

İnce kumaşlı veya keten olmak kaydıyla uzun kollu gömlekler, ince pantolonlar ve geniş kenarlı şapkalar tercih edin.
UV korumalı kıyafetler seçerek de koruma sağlayabilirsiniz.

3. Gölge Alanları Tercih Edin

Güneş ışınlarının en dik geldiği saatler olan 10:00-16:00 arasında gölgede kalmaya dikkat edin.
Güneş ışığından doğrudan etkilenmemek için gölgelik alanlar veya güneş şemsiyeleri kullanın.

4. Gözlerinize Dikkat Edin

UV korumalı, polarize güneş gözlüğü kullanarak gözlerinizi zararlı güneş ışınlarından koruyun.
Yine geniş kenarlı şapkalar da gözlerinize doğrudan gelecek güneş ışığını azaltabilir.

5. Bol Su Tüketin

Güneş altında vakit geçirirken vücudunuzun su kaybını önlemek için bol su için. Sıvı kaybını önlemek, hem cildinizin sağlıklı kalmasına hem de güneşin zararlı etkilerini azaltmaya yardımcı olur.

Okumaya devam et

BORSA

Borsada toksik işlemlerle yatırımcı nasıl soyuldu?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsa, tasarruf sahiplerinin şirketlerin büyümesine ortak olduğu bir yatırım alanı olmak zorundadır. Ancak son yıllarda yaşanan bazı uygulamalar, özellikle küçük yatırımcı açısından sermaye piyasalarının asli fonksiyonundan uzaklaşıp adeta şirketlerin finansman aracı haline dönüştüğü yönünde ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.

Bugün birçok yatırımcı şu soruyu soruyor: “Borsa gerçekten yatırımcının para kazandığı bir yer mi, yoksa yatırımcıdan para toplayan bir mekanizmaya mı dönüştü?”

Bu sorunun cevabını ararken son yıllarda öne çıkan bazı “toksik işlemlere” bakmak gerekiyor.

1. Sürekli sermaye artırımlarıyla yatırımcının sulandırılması

Bazı şirketler yatırımcıdan topladıkları kaynakları verimli yatırımlara dönüştürmek yerine, peş peşe bedelli sermaye artırımlarına giderek adeta sürekli yeni kaynak toplama alışkanlığı geliştirdi.

Yatırımcı şirketin büyümesine ortak olmak isterken;

  • Sürekli yeni hisse basılması,
  • Piyasaya yeni lot sürülmesi,
  • Hisse başına kârın azalması,

sonucunda yatırımcı payı giderek sulandı.

Bu süreçte şirket büyürken yatırımcı fakirleşti.

2. Ödünç ve emanet hisselerle oluşan satış baskısı

Son dönemde en çok tartışılan konuların başında ödünç verilen hisseler geliyor.

Normal şartlarda piyasadaki dolaşımdaki pay miktarı sınırlıyken, ödünç ve emanet sistemleri üzerinden piyasaya ek satış baskısı oluşabiliyor.

Yatırımcı elindeki hisselerin uzun vadeli yatırım amacıyla tutulduğunu düşünürken;

  • Aynı hisselerin farklı mekanizmalarla piyasaya sürülmesi,
  • Arzın fiilen büyümesi,
  • Fiyatın baskılanması,

gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Küçük yatırımcı açısından bakıldığında ortaya çıkan tablo oldukça nettir: Talep aynı kalırken arz büyüyor ve fiyat düşüyor.

3. Patron satışları ve yatırımcı güveninin sarsılması

Birçok şirkette yatırımcılar yönetim kadrolarının açıklamalarına güvenerek pozisyon aldı.

Ancak bazı örneklerde;

  • “Satış düşünmüyoruz”
  • “Hissemize güveniyoruz”
  • “Uzun vadeli yatırımcıyız”

şeklindeki açıklamaların ardından gelen büyük pay satışları ciddi güven kaybına yol açtı.

Patron satışları hukuken mümkün olabilir. Ancak yatırımcı açısından mesele hukuki olmaktan çok güven ilişkisidir. Borsa güvenle çalışır. Güven kaybolduğunda fiyatlar da çöker.

4. Kredili işlemler ve yatırımcının zorunlu tasfiyesi

Yükseliş dönemlerinde yatırımcılar kredili işlemlere yönlendirildi.

Fiyatlar yükselirken herkes kazandığını düşündü.

Ancak düşüş başladığında;

  • Teminat tamamlama çağrıları,
  • Zorunlu satışlar,
  • Zincirleme tasfiyeler,

piyasadaki düşüşü daha da hızlandırdı.

Sonuçta yatırımcı sadece zarar etmedi. Kendi hissesini en dip seviyelerden satmaya zorlandı.

5. Şirket finansmanı yatırımcının sırtına yükleniyor mu?

Asıl tartışılması gereken konu budur.

Borsanın amacı şirketleri finanse etmek midir?

Evet.

Ancak bu finansman yatırımcıyı ezerek yapılabilir mi?

Hayır.

Bir şirketin;

  • Sürekli hisse satması,
  • Sürekli sermaye artırması,
  • Sürekli yeni finansman yaratması,

ancak yatırımcının aynı dönemde servet kaybetmesi sürdürülebilir bir model değildir.

Bu durum sermaye piyasasını yatırım alanı olmaktan çıkarıp kaynak toplama mekanizmasına dönüştürür.

6. En büyük kayıp: Güven

Borsalarda para kaybedilebilir. Bu normaldir.

Ancak yatırımcı adil olmayan bir oyun oynandığını düşünmeye başladığında daha büyük bir sorun ortaya çıkar: Güven kaybı.

Yatırımcı kaybettiği parayı zamanla yeniden kazanabilir. Fakat kaybolan güven yıllarca geri gelmeyebilir. Bugün sermaye piyasalarının önündeki en büyük risk de budur.

Sözün özü

Küçük yatırımcı piyasanın en zayıf halkasıdır. Bilgiye erişimi sınırlıdır. Şirket yönetimlerine ulaşamaz. Kurumsal yatırımcılarla aynı imkanlara sahip değildir.

Bu nedenle sermaye piyasalarının temel görevi yatırımcıyı korumaktır.

Şeffaflığın artırılması, ödünç hisse mekanizmalarının daha net izlenebilmesi, dolaşımdaki gerçek pay miktarlarının doğru açıklanması, patron satışlarının daha sıkı denetlenmesi ve yatırımcı lehine düzenlemelerin artırılması artık bir tercih değil zorunluluktur.

Aksi halde borsa, yatırımcıların servet oluşturduğu bir piyasa olmaktan çıkar; yatırımcının finanse ettiği ama kazanç elde edemediği bir sisteme dönüşür.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Şirketler neden yanlış stok yapıyor?

Talep tahmininde yeni dönem: Satış verisi artık tek başına yetmiyor… Faiz, kur, hava durumu: Talebi asıl belirleyen görünmeyen değişkenler… Geleceği tahmin eden şirketler nasıl kazanıyor? Veri analitiğinin yükselişi… Prophet, ARIMAX ve yapay zekâ: Talep tahmininde hangi model öne çıkıyor?

Yayınlanma:

|

Bankavitrini.com İçin Analiz Raporu

Talebi Tahmin Etmek Geçmişi Okumak Değil, Geleceği Anlamaktır

Şirketler uzun yıllar boyunca talep tahminlerini yalnızca geçmiş satış verilerine bakarak yapmaya çalıştı. Ancak günümüzün karmaşık ekonomik yapısında bu yaklaşım çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.

Bir ürünün satışları artmış olabilir. Ancak bu artışın nedeni gerçekten talep artışı mıydı?

  • Bir kampanya mı yapıldı?
  • Rakip piyasadan çekildi mi?
  • Hava sıcaklıkları mı yükseldi?
  • Döviz kuru mu değişti?
  • Faiz oranları mı düştü?
  • Bayram veya tatil dönemi mi geldi?

İşte modern tahmin modelleri tam da bu noktada devreye giriyor.

Talep Tahmininde Kullanılan Modeller

1. Naive (Son Değer Modeli)

En basit yöntemdir: “Geçen ay 100 sattım, gelecek ay da 100 satarım.”

Avantajı:

  • Hızlı
  • Basit

Dezavantajı: Değişimleri yakalayamaz.

2. Hareketli Ortalama (Moving Average)

Geçmiş belirli dönemlerin ortalamasını alır.

Örneğin:

Ocak = 100

Şubat = 110

Mart = 90

Nisan Tahmini = (100+110+90)/3 = 100

Gürültüyü azaltır ancak ani değişimleri kaçırabilir.

3. Üstel Düzeltme (Exponential Smoothing)

Son verilere daha fazla ağırlık verir.

Perakende ve stok yönetiminde sık kullanılır.

4. Holt Modeli

Trend içeren serilerde kullanılır.

Örneğin:

  • Nüfus artışı
  • Elektrik tüketimi
  • İnternet kullanıcı sayısı

5. Holt-Winters

Trend ve mevsimselliği birlikte analiz eder.

Özellikle:

  • Turizm
  • Giyim
  • Tarım
  • Perakende

gibi sektörlerde oldukça başarılıdır.

6. ARIMA

Uzun yıllar boyunca finans dünyasının en çok kullanılan tahmin modeli olmuştur.

Kullanım alanları:

  • Döviz kuru
  • Faiz oranları
  • Hisse senedi hacimleri
  • Makroekonomik göstergeler

7. SARIMA

ARIMA’nın mevsimsel versiyonudur.

Örneğin: Her Kurban Bayramı öncesi kurbanlık satışlarının artması gibi düzenli tekrar eden döngüleri yakalar.

8. Prophet

Prophet: Meta tarafından geliştirilen Prophet modeli son yılların en popüler tahmin araçlarından biri haline geldi.

Prophet şu unsurları birlikte değerlendirir:

  • Trend
  • Mevsimsellik
  • Resmi tatiller
  • Özel günler
  • Kampanyalar

Örneğin:

Bir market zinciri için:

  • Ramazan
  • Kurban Bayramı
  • Black Friday
  • Okulların açılması

gibi olayların satışa etkisini analiz edebilir.

9. ARIMAX ve Regresyon Modelleri

Asıl oyun burada değişiyor.

Bu modeller dışsal değişkenleri sisteme dahil eder.

Örneğin klima satışı tahmin edilirken:

  • Hava sıcaklığı
  • Nem oranı
  • Elektrik fiyatı
  • Gelir seviyesi

aynı anda modele eklenebilir.

Bu nedenle birçok büyük şirket artık sadece satış verisine değil, çevresel verilere de bakmaktadır.

10. Yapay Zekâ Modelleri (XGBoost ve LSTM)

XGBoost ve Long Short-Term Memory karmaşık ilişkileri analiz edebilir.

Örneğin:

Bir otomobil satışını etkileyen;

  • Faiz oranı
  • Döviz kuru
  • Tüketici güven endeksi
  • Rakip kampanyaları
  • Sosyal medya trendleri

aynı anda işlenebilir.

Türkiye’de Sektörlere Göre En Kritik Dışsal Değişkenler

Bankacılık

En kritik değişkenler:

  1. TCMB politika faizi
  2. Enflasyon
  3. Kredi büyüme sınırları
  4. Döviz kuru
  5. Takipteki alacak oranları

Bir faiz kararı milyonlarca kredi talebini etkileyebilir.

Otomotiv

En kritik değişkenler:

  1. Taşıt kredisi faizleri
  2. ÖTV düzenlemeleri
  3. Döviz kuru
  4. Akaryakıt fiyatları

Türkiye’de otomobil talebinin en güçlü belirleyicisi çoğu zaman kredi faizidir.

Perakende

En kritik değişkenler:

  1. Asgari ücret
  2. Enflasyon
  3. Kampanyalar
  4. Bayramlar
  5. Okula dönüş sezonu

Turizm

En kritik değişkenler:

  1. Döviz kuru
  2. Jeopolitik riskler
  3. Savaşlar
  4. Hava durumu
  5. Ulaşım maliyetleri

Son yıllarda Orta Doğu’daki gelişmeler turizm rezervasyonlarını doğrudan etkileyebilmektedir.

Tarım

En kritik değişkenler:

  1. Yağış miktarı
  2. Sıcaklık
  3. Gübre fiyatları
  4. Enerji maliyetleri
  5. Döviz kuru

Tarım sektöründe hava durumu çoğu zaman tüm finansal göstergelerden daha güçlü etki yaratmaktadır.

Sanayi

En kritik değişkenler:

  1. Krediye erişim
  2. Enerji maliyetleri
  3. Kur seviyesi
  4. İşçilik maliyetleri
  5. İhracat siparişleri

Bugün Türkiye’de birçok sanayici için en önemli tahmin değişkeni satış değil, krediye erişimdir.

Büyük Hata: Sadece Geçmişe Bakmak

Birçok şirket halen şu yanlışı yapıyor: “Geçen yıl bu ay 1.000 adet sattık, bu yıl da 1.000 adet satarız.”

Oysa:

  • Yeni vergi gelmiş olabilir.
  • Faizler yükselmiş olabilir.
  • Rakip fiyat kırmış olabilir.
  • Kur şoku yaşanmış olabilir.
  • Savaş çıkmış olabilir.

Bu nedenle geçmiş veriler tek başına artık yeterli değildir.

Sonuç

Geleceği tahmin etmek için önce geçmişi değil, davranışı anlamak gerekir.

Başarılı tahmin yapan şirketler artık yalnızca satış rakamlarını değil;

  • Faizleri,
  • Döviz kurlarını,
  • Enflasyonu,
  • Hava durumunu,
  • Kampanyaları,
  • Sosyal eğilimleri,
  • Jeopolitik riskleri

aynı anda analiz etmektedir.

Bugünün dünyasında en doğru soru: “Geçen yıl ne sattık?” değil, “Talebi hangi değişkenler yönlendiriyor?” sorusudur.

Çünkü talep tahmini aslında matematikten çok, ekonomik ve davranışsal bağlamı doğru okumaktır.

Okumaya devam et

BORSA

Borsa Şirketlerin Kasası, Yatırımcının Zararı mı Oldu?

Borsa Finansman Aracı mı, Yatırımcı Tuzakları Pazarı mı? Küçük Yatırımcı Kaybederken Kim Kazanıyor? Sermaye Piyasalarında Güven Krizi Derinleşiyor… Yatırımcı Kaybediyorsa Bu Sistem Kimin İçin Çalışıyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

SPK’nın Asıl Görevi Şirketleri mi, Yatırımcıyı mı Korumak?

Firmaların finansman ihtiyacını karşılamak için sermaye piyasalarını kullanması elbette hukuki bir haktır. Ancak bu durum, küçük yatırımcının sürekli değer kaybına uğradığı, sermayesinin eridiği ve piyasanın yalnızca şirketlerin finansman aracı haline dönüştüğü bir düzeni meşru kılmaz.

Sermaye piyasalarının temel amacı; şirketlere kaynak sağlarken yatırımcıyı da korumaktır. Eğer süreç yalnızca şirketlerin finansman ihtiyaçlarını karşılayan, ancak yatırımcıların sürekli zarar ettiği bir yapıya dönüşüyorsa, burada sorgulanması gereken yalnızca şirketler değil, düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların işleyişidir.

Son dönemde bazı şirketlerde görülen sermaye piyasası işlemleri, bedelli sermaye artırımları, pay dönüşümleri, emanet hisse uygulamaları ve yatırımcıların yoğun tepki gösterdiği çeşitli finansal mühendislik yöntemleri; “Sermaye piyasaları kimin için var?” sorusunu yeniden gündeme taşımıştır.

Küçük yatırımcı, şirketlerin ucuz finansman kaynağı değil; sermaye piyasalarının asli unsurudur. Yatırımcı güveninin zedelendiği bir piyasada ne sürdürülebilir büyümeden ne de sağlıklı sermaye piyasalarından söz edilebilir.

Bugün yatırımcıların sorduğu soru nettir: “Şirketler korunurken yatırımcı neden korunmuyor?”

Bu sorunun cevabını yalnızca şirket yönetimlerinin değil, piyasayı düzenleyen ve denetleyen kurumların da vermesi gerekmektedir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.