Connect with us

ŞİRKETLER

Teknoloji devi şirket, Türkiye’deki fabrikasını sessiz sedasız kapattı

Yayınlanma:

|

2018’de Türkiye pazarına giren ve 2021’de Türkiye’deki tesislerinde üretime başlayan Çinli teknoloji devi OPPO, bu yılın başlarında tesislerinde üretimin durması ile gündeme gelmişti. Tesiste en az 6 ay üretim yapılmayacağı aktarılırken, uzun süredir konuyla ilgili sessiz kalan OPPO’yla ilgili yeni bir gelişme yaşandı.

ÜRETİM BEKLENDİĞİ GİBİ GİTMEDİ

Dünya gazetesi yazarı Kerim Ülker’in aktardığına göre, OPPO’nun 50 milyon dolarlık yatırımla kurduğu bu tesisteki üretim beklenen gibi gitmedi. 2022 yılında OPPO, fabrikada çalışan yaklaşık 500 işçiyi, küresel kriz gerekçesiyle işten çıkardı.

TÜRKİYE’DEKİ ÜRETİM SONLANDIRILDI

İşten çıkarılan işçiler fabrika önünde eyleme başlayarak yaşanan işçi kıyımını protesto etti. Sonrasında ise OPPO’nun, Türkiye’deki üretimi sessiz sedasız sonlandırıldığı belirtildi.

MISIR’DA FABRİKA AÇACAKLAR

Şirket, Türkiye’nin ardından gözünü Mısır’a dikti. Mısır’daki üretim tesisini 20 milyon dolarlık yatırımla kuracak olan OPPO, 650 kişilik istihdam sağlayacak.

BAKAN VARANK SOSYAL MEDYADAN DUYURMUŞTU

2021 yılında AKP’li Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank fabrikanın açılışını “Global markaların ülkemize olan ilgisi her geçen gün artıyor.” diyerek duyurmuştu.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çalışanların yüzde 52’si ara zam olmazsa iş değiştireceğini belirtiyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Eleman.net’in gerçekleştirdiği ara zam anketine çalışanların yüzde 82’si asgari ücrete zam yapılmalı yanıtını verdi. Resmi zam olmasa dahi çalışanların ara zam beklentisinde olduğunu belirten Eleman.net CEO’su Levent Dicle, ‘’Temmuz ayında işverenleri de bu noktada bir sınav bekliyor. Kalifiye personellerini kaybetmek istemeyen firmaların gerekli adımı belli ölçüde atacağını düşünüyoruz’’ dedi.

2024 yılının yarı döneminin bitimi yaklaşırken kamuoyunda ara zam merakı da gittikçe artıyor. “Asgari ücrete ikinci zam gelir mi?” gündemi sürerken çalışanların ve işverenlerin talepleri de ekonominin geleceğinde önemli yer tutuyor. Türkiye’nin lider istihdam platformu Eleman.net, hem çalışanlar hem de işverenler ile gerçekleştirdiği anketle ara zam gündemine dair beklentileri ve yaklaşımları ortaya koyuyor.

Çalışanların yüzde 82’si asgari ücrete zam istiyor

3118 kişi ile gerçekleştirilen ankette ‘’Sizce asgari ücrete ara zam yapılmalı mı?’’ sorusuna çalışanların yüzde 82’si ‘’Evet, asgari ücrete ara zam yapılmalı?’’ yanıtını verdi. Aynı soruyu çalışanların yüzde 11’i ‘’Hayır, enflasyonla mücadele için ara zam yapılmamalı’’ diye cevaplarken, yüzde 7’lik kesim ise ‘’Emin değilim, net bir görüş belirtemiyorum’’ tercihinde bulundu.

Yüzde 50 oranında zam bekleyenler çoğunluğu oluşturuyor

Temmuz ayındaki zam oranına dair de çalışanların yüzde 51’inin yüzde 50 zam beklediği görüldü. Yine aynı soruda çalışanların yüzde 30’u yüzde 37 oranında zam beklerken, yüzde 20’sinin zam beklentisi yüzde 12 oranında oldu.

Ara zam olmazsa çalışanların yüzde 29’u ek iş yapmayı düşünüyor

İstihdamı önemli ölçüde etkileyecek ‘’Ara zam olmaması durumunda, başka bir iş arayışına girer misiniz?’’ sorusuna ise çalışanların yüzde 52’si ‘’Evet, daha yüksek maaş için başka iş ararım’’ yanıtını kullandı. Aynı soruda ‘’Hayır, işimden ayrılmam ancak ek iş yapmaya çalışırım’’ diyenlerin oranı yüzde 29 olurken, yüzde 18’lik kesimde ‘’Mevcut maaşım yeterli, iş arayışına girmem ve ek iş yapmam’’ tercihinde bulundu.

Zam yapılmazsa en fazla iş değiştirme güvenlik sektöründe olacak

Ara zam olmazsa başka iş ararım diyen çalışanların sektörleri sırasıyla güvenlik, gıda, tekstil, inşaat, hizmet, eğitim, otomotiv, lojistik, perakendecilik ve sağlık oldu. Söz konusu sıralamada ortalama maaş seviyeleri ise şöyle; güvenlikte 28.300 TL, gıdada 22.400 TL, tekstilde 26.700 TL, inşaatta 33.400 TL, hizmette 25.200 TL, eğitimde 29.900 TL, otomotivde 32.300 TL, lojistikte 30.800 TL, perakendecilikte 24.400 TL ve sağlıkta 25.300 TL.

‘’Yan haklar ve çalışma koşullarını iyileştirme işverenlerin gündemi olmalı’’

Gerçekleştirdikleri anketin sonuçlarına dair görüşlerini paylaşan Eleman.net CEO’su Levent Dicle, ‘’Asgari ücrete bir zam yapılmasa dahi genel olarak çalışanların zam beklentisi içinde olduğunu görüyoruz. Temmuz ayında işverenleri de bu noktada bir sınav bekliyor. Anketimize verilen cevaplardan görüyoruz ki çalışanların yüzde 52 gibi önemli bir oranı zam yapılmadığı takdirde iş değiştireceklerini belirtiyor. Kalifiye personellerini kaybetmek istemeyen firmaların gerekli adımı belli ölçüde atacağını düşünüyoruz. Öte yandan ara zam talebine yanıt vermeyen işletmeler, önemli oranda istihdam kaybıyla karşı karşıya kalabilir. Zam konusu dışında işletmeler personel memnuniyeti açısından ek yan haklar ve çalışma koşullarını iyileştirilmesi konularını da gündemlerine almamalılar. Çünkü çalışanlar istedikleri ölçüde zam talebi gerçekleşmese dahi işyerlerinin sağladığı pozitif çalışma ortamı ve yan haklardan ötürü iş değiştirme eğilimlerinden vazgeçiyorlar’’ diye konuştu.

Firmaların yüzde 42’si ara zam yapmayı düşünüyor

Eleman.net’in işverenlerle yaptığı ek zam anketinde ise ‘’Asgari ücrete ara zam yapılmasa bile, siz çalışanlarınıza zam yapmayı düşünüyor musunuz?’’ sorusuna, katılımcı firmaların yüzde 42’si evet yanıtını verdi. Aynı soruda ‘’Hayır, zam yapmayı düşünmüyorum’’ diyen işverenlerin oranı yüzde 35 olurken, yüzde 23’lük oranda da ‘’Emin değilim’’ cevabı ortaya çıktı. Asgari ücrete zam gelmese bile ara zam yapacağını belirten firmalar eğitim, restorancılık, tekstil, mobilya/ahşap ve sağlık/medikal sektörlerinden oldu. Öte yandan gayrimenkul, ithalat / ihracat, kozmetik, petrol ve petrol ürünleri ve plastik sektörlerindeki firmalar asgari ücrete zam gelmezse zam yapmayacağını belirtti.

İşverenlerin yarısı yüzde 10 zam yapma eğiliminde

Anket kapsamında çalışanlarına zam yapacağını beliren firmaların yüzde 50’sinin yüzde 10 oranında zam yapmayı düşündüğü görüldü. Aynı konuda firmaların yüzde 30’u yüzde 53 oranında zam düşünürken, yüzde 20’sinin ise yüzde 38 oranında zam yapma eğiliminde olduğu sonucu ortaya çıktı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Reel Piyasa çöküyor: Karşılıksız çek 6’ya katladı

Nisan 2023’te 2,5 milyar TL olan karşılıksız çek tutarı, Nisan 2024’te yaklaşık beş kat artışla 15,1 milyar TL’ye yükseldi. 2024’ün ilk dört ayında da karşılıksız çek tutarı yüzde 293 oranında artışla 43,1 milyar TL’ye ulaştı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek faizler, döviz kurlarında istikrarı getirirken ekonomide bazı alanlarda stres seviyesinin artışını da beraberinde getirdi.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre, 2024 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan çek tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 293 oranında artışla 43,1 milyar TL’ye yükseldi. Geçen sene aynı dönemde bu rakam 11 milyar TL olmuştu.

Nisan 2023’te 2,5 milyar TL olan bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan çek tutarı, Nisan 2024’te yüzde 514 oranında artışla 15,1 milyar TL’ye yükseldi.

Karşılıksız çek tutarı hem ocak-nisan dönemleri hem de nisan ayları için rekor olarak kayıtlara geçti.

DÖRT AYDA 2,2 TRİLYON TL’LİK ÇEK İBRAZI

2024 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz edilen toplam çek tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 90 oranında artışla 2 trilyon 210 milyar TL’ye ulaştı.

2023 yılı Nisan ayında yüzde 1,0 olan bankalara ibraz edilen çekler içinde karşılıksız işlemi yapılan çeklerin oranı, Nisan 2024’te yüzde 2,3 ile son beş yılın en yüksek seviyesine yükseldi.

Karşılıksız çek tutarı 2022’de 20,7 milyar TL, 2023’te 57,2 milyar TL olmuştu.

Çeki karşılıksız çıkan kişiler, haciz masrafları dışında alacaklıya yüzde 50’yi aşan oranda faiz ödemek zorunda kalacak.

Emre DEVECİ-Sözcü

Okumaya devam et

EKONOMİ

Prof. Dr. YILMAZ: Mali alan yaratılmalı, ama nasıl?

Bugün “mali alan”dan bahsediyor ve alanın büyümesi için sınırları tartışıyorsak, ekonomik istikrar, büyüme, bölüşümde adalet açısından zorlayıcı bir noktadayız demektir

Yayınlanma:

|

Mali alan, kamu harcamalarının rasyonalizasyonu, vergi gelirlerinin artırılması, etkin kamu borç yönetimi ve dış finansman olanaklarıyla finansman sorunu yaşanmadan maliye politikasının hedeflerine ulaşılmasında bir fırsattır.

Bu alan doğru değerlendirildiğinde gelir, harcama ve borç yönetiminde gerçekleştirilecek reformlar sayesinde daha sağlam bir mali yapı ile enflasyonla mücadele ve ekonomik büyüme amaçlarına ek bir kaynak yaratılabilir.

Ayrıca mali alan bir anda ortaya çıkabilecek pandemi, deprem ve de ekonomi politikalarında kararsızlıklar, hatalı kararlar sonucunda yaşadığımız krizlere de hazırlıklı olunmasını sağlar.

Gündemden düşmeyen CDS, ülkelerin risklerinin en önemli belirleyicisi ama bu risk priminin diğer ekonomik belirleyicilerin yanında mali alana da dayandırıldığını belirtmekte fayda var. Aizenman v.d. (2013, 2010)’nin CDS’nin temel olarak geçmiş ve şimdiki mali alana göre değil, gelecekteki mali alana göre belirlendiği şeklindeki yorumları oldukça dikkat çekicidir.

Mali alanı görselleştirelim:

Bir ülkenin istikrar, büyüme gibi hedeflerine ulaşırken gerekli mali araç ve kaynakları gösteren, dört köşeli bir elmasa benzeyen “Mali alan elması” görseli aşağıda mevcut. Bu elmasın alanı, o ülkenin sahip olduğu mali alanı belirtiyor.

Kaynaklar toplamda dört tane: (a) Dış kaynak girişi, yardımlar ve dış borçlar (b) vergi idaresinin iyileştirilmesi veya vergi politikası reformları yoluyla gelirlerde artış (c) iç ve dış borçlanma yoluyla açık finansmanı (d) harcamaların yeniden önceliklendirilmesi ve verimliliğinin artırılması (Roy v.d. 2007: 33-34).

Mali alan elması

Kaynak: Roy v.d.: 2007.

Mali alan elmasındaki bu araçlardan/kaynaklardan hangisi daha yoğun olarak elde ediliyorsa, mali alan elmasının dört köşesi eşit olmaz ve o araç/kaynak yönüne doğru genişlediği görülür.

Şimdi Türkiye için bu alanın ne yöne doğru genişleyeceğine bakalım:

Mali alan görüldüğü gibi hem bütçe kaynaklarının nasıl kullanıldığını hem de gelecekteki mali durumunu etkileyebilecek faktörleri içeriyor. Acaba maliye politikasının öncelikli harcamaları finanse etmek ve enflasyonla mücadele etmek için ihtiyacı olan vergi, dış finansman, etkin borç yönetimi gibi kaynakları sağlama yeteneği var mı?

Öncelikle geçen haftadan bu yana kamuda tasarruf tedbirlerini konuşuyoruz. Kamu harcamalarının etkin ve verimli kullanımıyla bir yandan mali disiplinin sağlanması diğer yandan kamu talebinin düşmesiyle enflasyonla mücadele edilmesi hedefleniyor. Buna göre mali alan elmasının sol tarafa doğru büyümesi beklenebilir. Karar alıcıların da bu alanı kullanma hedefi olduğu belli. Ancak son tasarruf genelgesi 2001 yılındaki genelgeden çok farklı değil. Denetim, izleme, yaptırım açılarından farklılaşıyor, yoksa tasarruf edilecek kalemler hâlâ çok sınırlı. (Şu yazımda açıkladım.) Zaten bakanlıkça yapılan açıklamaya göre sadece 100 milyar TL’lik bir tasarruf hedefleniyor ki, 11 trilyon TL’yi aşan bütçenin yüzde 1’i bile değil.

Vergi cephesinde de atılan ve atılacak adımlar var ama mali alan elmasının sağ tarafına doğru gidilecek yer kalmadı. Çünkü geçtiğimiz yılın ilk dört ayında 1 trilyon TL’lik vergi gelirine karşılık, bu yıl aynı dönemde 2,2 trilyon TL’lik vergi geliri elde edildi. Vergi yükü her açıdan ağırlaştı. Dolaylı vergilerin vergi sistemindeki hakimiyeti, vergi adaletsizliğini artırıyor. Şimdi de vergi oranları artırılmadan, istisna ve muafiyetlerin daraltılmasıyla vergi yükünün artışını bekliyoruz. Oran artışının 2023 yaz döneminde nasıl bir maliyet enflasyonu yarattığını da unutmadık. Bu araçla elde edilecek pek bir mali alan kalmıyor gibi, kayıt dışılığın üzerine gidilmezse.

Potansiyel mali alan, doğru ve etkin borç yönetimi üzerinden olabilir mi, ona bakalım: Yani elmasın alt tarafına. 2024’te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 5’in altına düşürülmesi hedefleniyor. Harcama kısıcı ve gelir artırıcı taraftan bahsettik ama bütçenin bir de borç faizlerine ayırdığı ve giderek artan bir kısmı var ki, işte bu yapı bütçe esnekliğinin kaybedildiğini gösteriyor.

İç ve dış borç faiz ödemelerinin GSYH içindeki payı yüzde 4’ü geçti. Özellikle iç borç faiz ödemelerindeki artış, sıkı para politikası sonucu DİBS’lerin ortalama yıllık bileşik faizinde yükseliş ile devam ediyor. Bu durum Hazine’nin faiz yükünü de etkiledi. DİBS’lerde değişken faizlilerin payı yükselirken, sabit faizlilerinki azalıyor. Döviz cinsi DİBS ve kira sertifikası ihracı devam ediyor.

2024 ilk çeyrekte iç borç stoku 4,5 trilyon TL’yi aştı. Bu stok hem faiz hem de döviz kuru riskini içinde barındırıyor.

Son olarak elmasın üst tarafında dış finansman imkanları var. Onun için de sıcak para ön planda tutuluyor. Mali alanın, hem krizlere karşı yaratacağı önlem hem de CDS’yi düşürerek uluslararası piyasalardan elde edeceği finansal kaynakların çeşitlenmesi olasılığı birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için ne kadar önemli olduğu görülebilir.

Ülkeye sıcak paranın girişi için ortam uzun zamandır hazırlanıyor, TL değerlenirken kur stabil. Uluslararası finans kuruluşlarının raporlarına göre de carry trade için Türkiye işaret ediliyor. Bu durumda mali alan elmasının üst tarafına doğru gidilecek yer var ama söz konusu dış finansman özellikle sıcak para çıkışının kriz yaratıcı sonuçlarını 1994 ve 2001 krizlerinde yaşadığımızı unutmayalım. O nedenle bu konuda çekinceler var ki, bu ayrı bir yazının konusu.

Anlaşılıyor ki mali alan içinde maliye politikası araçlarının keskin uçları varBugün “mali alan”dan bahsediyor ve alanın büyümesi için sınırları tartışıyorsak, ekonomik istikrar, büyüme, bölüşümde adalet açısından zorlayıcı bir noktadayız demektir. O nedenle politika adımlarında belirlilik, politik ve kurumsal açıdan tutarlılık hiç olmadığı kadar önemli.

Prof.Dr. Binhan Elif YILMAZ-T24


Yararlanılan kaynaklar:

Aizenman, J., Jinjarak, Y. (2010). “De facto fiscal space and fiscal stimulus: definition and assessment. National Bureau of Economic Research. No. w16539.

Aizenman, J., Hutchison, M., Jinjarak, J. (2013). What is the risk of european sovereign debt defaults? fiscal space, cds spreads and market pricing of risk. Journal of International

Money and Finance. 34 (2013): 37-59.

Roy, R., A. Heuty, Letouzé, E. (2007). Fiscal space for what? analytical issues from a human development perspective. Presentation at the G-20 Workshop on Fiscal Policy, Istanbul, 30 June to 2 July.

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.