Ülker dosyası: Borç küçüldü, küresel yapı güçlendi, ama soru işaretleri bitmedi
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker’in “40 fabrika, bazı markalar ve arsalar sattık; 7,5 milyar dolar borç ödedik” açıklaması, sadece bir varlık satışı hikâyesi değil; Türkiye’nin en büyük gıda gruplarından birinin 2018 sonrası geçirdiği finansal yeniden yapılanmanın özeti niteliğinde.
Açıklamanın özü şu: Yıldız Holding, 2010’lu yıllarda Godiva, United Biscuits ve DeMet’s gibi küresel satın almalarla dünya ligine çıktı. Ancak bu büyüme yüksek borçlulukla finanse edildi. 2018 kur şoku ve finansman koşullarının sertleşmesiyle birlikte grup, bankalarla büyük ölçekli borç yapılandırmasına gitmek zorunda kaldı.
Murat Ülker’in son açıklaması, bu sürecin “varlık satarak borç azaltma” yöntemiyle yönetildiğini gösteriyor.
40 fabrika neden satıldı?
Bu satışların temel nedeni operasyonel küçülme değil, bilanço temizliği olarak okunmalı.
Yıldız Holding’in karşı karşıya kaldığı ana sorun üretim kapasitesinden çok borç vadesi, döviz yükümlülüğü ve finansman baskısıydı. Grup, borçlarını çevirmek yerine varlık satışlarıyla nakit yaratmayı tercih etti. Bu kapsamda bazı fabrikalar, arsalar ve markalar elden çıkarıldı.
Bu yöntem şirketler dünyasında “deleveraging”, yani borç azaltma stratejisi olarak bilinir. Amaç; kısa vadeli finansal baskıyı azaltmak, bankalarla yapılan yapılandırma takvimine uyum sağlamak ve ana iş kollarını korumaktır.
Fabrikalardan gelen para nereye gitti?
Murat Ülker’in açıklamasına göre satışlardan elde edilen kaynak ağırlıklı olarak borç ödemesinde kullanıldı. 2018 sonrası süreçte 7,5 milyar dolar borç ödendiği, yapılandırmaya dahil borcun ise 500 milyon dolar seviyesine indiği ifade ediliyor.
Bu, satış gelirlerinin büyük bölümünün yeni yatırım için değil, geçmişte oluşan borç yükünü azaltmak için kullanıldığını gösteriyor.
Yani soru şu şekilde yanıtlanabilir:
Fabrikalar satıldı, çünkü borç azaltılması gerekiyordu.
Gelen para büyük ölçüde bankalara ve finansal yükümlülüklere gitti.
Şirket bu sayede finansal nefes alanını genişletti.
İngiltere yatırımları bu satışlarla mı finanse edildi?
Bu konuda net ve belgeli bir cümle kurmak mümkün değil.
pladis’in İngiltere’de McVitie’s, Jacob’s ve Carr’s gibi markalar için 68 milyon sterlinlik yatırım programı açıkladığı biliniyor. Bu yatırımın amacı İngiltere’deki fabrikalarda otomasyon, kapasite artışı, altyapı yenileme ve karbon emisyonu azaltımı olarak açıklandı.
Ancak mevcut kaynaklarda bu yatırımın doğrudan Türkiye’de satılan fabrikalardan gelen parayla finanse edildiğine dair net bir açıklama bulunmuyor.
Daha doğru yorum şu olur: Yıldız Holding, Türkiye ve diğer pazarlardaki varlık satışlarıyla borç yükünü azaltırken; pladis tarafında daha seçici, daha verimli ve daha küresel odaklı yatırımlara yöneldi. İngiltere yatırımları doğrudan satış gelirinden değil, borcu azaltılmış ve yeniden yapılandırılmış grubun küresel stratejisinden beslenmiş olabilir.
Ülker’in stratejisi: Çok fabrika değil, güçlü marka ve verimli üretim
Murat Ülker’in açıklaması, klasik sanayi mantığından modern küresel gıda şirketi mantığına geçişi de gösteriyor.
Eski modelde büyüklük, sahip olunan fabrika sayısıyla ölçülürdü. Yeni modelde ise marka gücü, dağıtım ağı, verimlilik, teknoloji, otomasyon, nakit akışı ve global pazar payı daha önemli hale geldi.
Yıldız Holding’in pladis çatısı altında Ülker, Godiva, McVitie’s ve United Biscuits gibi markaları bir araya getirmesi bu dönüşümün parçasıydı.
Bu nedenle 40 fabrikanın satılması sadece “varlık kaybı” olarak değil, “borç yükünden kurtulma ve ana markalara odaklanma” hamlesi olarak da okunabilir.
Ancak eleştirel soru şurada başlıyor
Bu süreç başarılı bir finansal toparlanma mı, yoksa geçmişte aşırı borçla yapılan büyümenin bedeli mi?
Aslında ikisi de.
Bir yandan Yıldız Holding, Türkiye’nin en büyük borç yapılandırmalarından birini yöneterek borçlarını ciddi ölçüde azalttı. Cirosunu artırdığını ve kalan yapılandırılmış borcun 500 milyon dolara indiğini açıkladı.
Diğer yandan 40 fabrika, arsa ve bazı markaların satılması; geçmiş dönemdeki agresif küresel büyümenin finansal maliyetinin ağır olduğunu gösteriyor.
Ülker küçülmedi, bilançosunu yeniden kurdu
Murat Ülker’in “40 fabrika sattım” açıklaması ilk bakışta dramatik bir küçülme gibi görünse de, asıl anlamı şudur:
Yıldız Holding, borç baskısını azaltmak için varlık sattı. Satış gelirleri büyük ölçüde borç ödemesine yöneldi. Grup, daha az borçlu ve daha küresel marka odaklı bir yapıya geçmeye çalıştı.
İngiltere yatırımları ise bu yeni stratejinin parçası; fakat doğrudan fabrika satış gelirleriyle finanse edildiği belgelenmiş değil.
Bu nedenle Ülker dosyasının başlığı aslında şu olabilir: “40 fabrika satıldı, borç azaldı; Ülker’in yeni oyunu artık fabrika sayısı değil, küresel marka gücü.”