Connect with us

Ayşe Muzaffer Sunguroğlu

TÜRKİYE’DEKİ ÖZEL SOSYAL GÜVENLİK SANDIKLAR RAPORU (3)

Yayınlanma:

|

Mevcut Özel Sandıklar (2024)

1. Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı
2. T.C.Ziraat Bankası A.Ş. ve T.Halk Bankası A.Ş. Mensupları ve Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı
3. Türkiye Garanti Barkası A.Ş. Memur ve Müstahdemleri Emekli Sandığı Vakfı
4. Akbank T.A.Ş. Mensupları Tekaüt Sandığı Vakfı
5. Türkiye Sınayi Kalkınma Bankası T.A.Ş.Memur ve Hizmetlileri Emekli Sandığı Vakfı
6. Şekerbank T.A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Sigorta ve Emekli Sandığı Vakfı
7. Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.Memur ve Hizmetlileri Emekli Sandığı Vakfı
8. Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfı
9. Fortis Bank A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfı
10.Türkiye Halk Bankası A.Ş. Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı (Pamukbank Sandığı)
11.Esbank Eskişehir Bankası T.A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfı
12.Milli Reasürans Mensupları Emekli Sandığı Vakfı
13.Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Mensupları Emekli Sandığı Vakfı
14.Türkiye Genel Sigorta A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sandığı Vakfı
15.HDI Sigorta /Liberty Sigorta A.Ş. (Şeker Sigorta) Personeli Sigorta Ve Yardım Sandığı Vakfı
16.Türkiye Odalar ve Borsalar ve Birilik Personeli Sigorta ve Emekli Sandığı Vakfı

ÖZEL SANDIKLARDAKİ GÜNCEL DURUM

Özel sandıkların SGK’ya devredilmesi ile ilgili görünürdeki amaca baktığımız zaman karşımıza 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve bu çerçevede yapılan değişiklikler çıkmaktadır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce, 2006 yılında çıkarılan bir başka düzenleme olan 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile daha önce üç farklı kuruma bağlı olarak sunulan sosyal güvenlik hizmetleri
tek bir çatı altında birleştirilmiştir. Bu değişikliğin gerekçesi olarak “sigorta hak ve yükümlülüklerinin eşitlendiği, mali olarak sürdürülebilir tek bir emeklilik ve sağlık sigortası sisteminin kurulması” gösterilmiştir. 5502 ve 5510 sayılı kanunlarla aynı zamanda “dağınık bir halde yürütülen sosyal yardımların merkezi olarak izlenebildiği ve objektif yararlanma ölçütlerine dayalı bir sosyal yardımlar sisteminin oluşturulması” da hedeflenmektedir.Bu gerekçeler,güncel yasa ile sandıkların SGK’ya devir işleminin görünür gerekçeleri arasında yer almaktadır.16 özel sandığın, güncelde SGK ya devrinin gerçekleşmesini öngören devir kararı süresiz olarak Cumhurbaşkanlığı yetkisine bırakılmıştır.

ÖZEL SANDIKLARIN GELİŞİM SÜREÇLERİ

1964 YILI

Ülkemizde özellikle banka ve sigortacılık alanında faaliyet gösteren kuruluşların çalışanlarının sosyal güvence mevzuatı 1964 yılında çıkartılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile gerçekleştirilmiştir.Bu kanuna eklenen Geçici 20. Madde ile birlikte ”Bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunla rın teşkil ettikleri birlikler personelinin malûllük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım
yapmak üzer e, bu kanunun yayımı tarihine kadar tesis veya dernek olarak kurulmuş bulunan sandıklar…” söz konusu maddede belirtilen şartları yerine getirmeleri durumunda, ilgili sandık ve teşekküllere bağlı çalışanlar 506 sayılı kanunun kapsamı dışında tutulmuştur. Dolayısıyla bu düzenlemeyle bu sandıkların özel sosyal güvenlik kurumu gibi faaliyet yürütmeleri mümkün hale gelmiştir. Yine ayn düzenlemeyle ilgili olarak, sandıkların “iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm, eşl erin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlamaları” koşulu getirilmiş ve sandıklara tabi çalışanların yasadan kaynaklanan hak ve kazanımlardan mahrum kalması engellenmiştir.

Bu bağlamda çalışanlar yüksek ve fazla primler ödemişler ayrıca özel ve limitsiz sağlık koşulları sağlanmış ve ayrıca diğer kamp/lokal gibi sosyal haklarla emekliliklerinde de yatırmış oldukları primlere karşılık SSK çalışanına göre yüksek ikramiye ve maaşlar almışlardır.

1976 YILI ve Sonrası

18 özel sandığın, ilk kez 1976 yılında yapılan yasal düzenlemeyle ulusal sosyal güvenlik sistemine devri kararı alınmıştır. Ancak düzenleme, o dönemde Anayasa Mahkemesi tarafından Söz konusu düzenleme, yurttaşların sosyal güvenlik hakkına sahip olduklarını belirten ve Anayasa’nın 2. Maddesinde ifade edilen sosyal hukuk devleti ilkesine, yine Anayasa’nın 48. ve 53. Maddelerine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesi tarafından oy çokluğu ile iptal edilmiştir.
Sonraki yıllarda da devir ile ilgili benzer yasal düzenlemeler yapılmış ve geçici  20.maddenin kaldırılması ile 506 sayılı kanuna tabi olmaları istenmiş , ve yine Anayasa Mahkemesi kararlarıyla Anayasa’nın 2. Maddesinde ifade edilen “sosyal hukuk devleti” ilkesine aykırı bulunarak oy birliğiyle düzenleme iptal edilmiştir.Mahkemenin verdiği kararda, sosyal güvenlik kurumlarının tek bir çatı altında toplanması görüşüne karşı
durulmamaktadır. Bununla birlikte, söz konusu sandıkların mensuplarına 506 sayılı kanunla sağlanan yararların üzerinde imkanlar sağlandığı ve devir işlemiyle mensuplara sağlanan yararların yeterince güvence altında olmadığı fikrine yer verilmiştir. Ayrıca sandıklardan yararlanan hak sahiplerinin geçiş süreciyle birlikte gelir kaybına uğrayacakları ve bu kişilerin haklarının korunmasının hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu vurgulanmış olup devir gerçekleştirilmemiştir.

2008 YILI

En son devir konusu 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile gündeme geldi. 17.04.2008 tarihinde kabul edilen 5754 sayılı yasa’nın 73. Maddesi ile 5510 sayılı yasaya Geçici 20. Madde eklenmiştir. Bu değişiklikle “506 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahipleri herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilerek bu Kanun
kapsamına alınır. Üç yıllık süre Bakanlar Kurulu kararı ile en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Devir tarihi itibarıyla sandık iştirakçileri bu Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar.” hükmü yer almıştır.

Bu gelişme yaşanırken, Anayasa Mahkemesi de, 5754 sayılı Kanun’la eklenen Geçici 20. Madde’nin, Anayasa’nın 2. Maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle açılan davayı 30.03.2011 tarihinde sonuçlandırmıştır. 28.12.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre, “kural kapsamındakilerin aylık ve gelir farklarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmeye devam edilmesi zorunluluğunun bulunması ve
vakıf senedinde bulunmasına rağmen karşılanmayan diğer sosyal haklar ile ödemelerin yalnızca sandıklar tarafından değil,aynı zamanda sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca da ödenmesi öngörüldüğünden, kural kapsamındakilerin haklarının korunmadığı söylenemez” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca “sandık iştirakçilerinin, aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahiplerinin, 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılacağının öngörülmesi nedeniyle kural, anılan kişilerin sosyal güvenlik haklarını da ortadan kaldırmamaktadır” ifadesi yer almaktadır. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi, önceki kararların aksine, banka sandıklarının SGK’ya devredilmesinin herhangi bir hak kaybına yol
açmayacağını; sandık kapsamında olanların müktesp sosyal güvenlik haklarının korunacağını öne sürmüştür.
Böylece Anayasa’ya aykırılık iddiası oy çokluğu ile reddedilerek sürecin önündeki hukuki engel ortadan kaldırılmıştır. Bu durum, aynı zamanda banka sandıklarının devredilmesinden kaynaklanacak hak kayıplarına karşı verilecek mücadelenin sadece hukuk mücadelesi ile sınırlandırılamayacağının da bir göstergesi olarak görülebilir. Gözönüne alınması gereken durum, banka sandıklarının mensuplarına
sağladığı hizmetlerdir. Şu an itibariyle banka sandıklarının neredeyse tamamı mensuplarına, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile sigortalılara sağlanan hizmetlerin ötesinde olanaklar sağlamaktadır.
Bu durumun gerektirdiği ek finansman ise sosyal güvenlik hakkının bir parçası olarak değil; ek bir maliyet olarak görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin daha önce verdiği iptal kararlarında ‘sosyal hukuk devleti’ ilkesine vurgu yapılması bu bağlamda oldukça önemlidir.
Devir esaslarını düzenleyen 5510 sayılı yasanın Geçici 20. Maddesi halen yürürlüktedir ve on binlerce banka emekçisinin nasıl bir sosyal güvenlik sistemine tabi olacağını büyük ölçüde belirleyecektir. Öncelikle devir tarihi itibariyle sandık iştirakçisi olanlar, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.

4 (a) kapsamında sayılanlar genel olarak “hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanları” kapsamaktadır.
Devir henüz gerçekleşmemiş olmasına rağmen, sandık kapsamında gelir veya aylık alanlar açısından ise gelir artışlarını sınırlandıran bir düzenleme yer almaktadır. Buna göre, “30/4/2008 tarihinden itibaren, sandıklarca bağlanmış/bağlanacak olan gelir veya aylıklara yapılacak artışların, 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir veya aylıklara yapılan artışlardan daha fazla olamayacağı” açıkça belirtilmiştir.
Bu şekliye sandıklar SSK oranları üzerinde zam yapma olanağı bulamamakta, vakıfların emekli üyeleri, vakıflar mevzuatından ve tüzüklerinden kaynaklı ayrıca fazla ödemiş oldukları primleri konusunda emeklilik müksetep haklarından yoksun kalmaktadırlar.
Banka sandıklarına tabi olanlar açısından muhtemel mağduriyet başlıklarından birisi, vakıf senedinde yer alıp sandıklar tarafından karşılanan hizmetlerin SGK’ya devrin ardından nasıl sağlanacağına ilişkindir.
Bu konuda Geçici 20. Madde’de “vakıf senedinde bulunmasına rağmen karşılanmayan diğer sosyal hakları ve ödemelerin, sandıklar ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca karşılanmaya devam edileceği belirtilmiştir.” Yine bu kapsamda bankalar tarafından yapılacak finansal transferlerin Bankacılık Kanunu’nda yer alan kısıtlamanın dışında bırakılması esas alınmıştır. Bu düzenlemeye bakıldığı zaman, SGK tarafından karşılanmayan hizmetlerin ilgili sandıklar ve sandık iştirakçilerinin çalıştığı bankalar tarafından karşılanmaya devam edileceği iddia edilmektedir. Dolayısıyla bu madde ile “kağıt üzerinde” herhangi bir mağduriyetin yaşanmayacağı tahmin edilmektedir.
Oysa ki aynı yasa ile bir yandan sandıkların her ne kadar taahhütlerinin devredileceği iddia edilse de SGK’ya devir sonrasında sadece tüzel kişiliğini koruyan ve bir sosyal güvenlik kurumu olma vasfını yitirecek sandıkların sağlık başta olmak üzere bu tür ek sosyal hak ve ödemeleri gerçekleştirmekten mahrum kalacağı açıktır.

Ayrıca, İlgili vakıfların tamamının SGK’ya devirin bekletildiği ortamda halen yürürlükte olan 1964 yılı 506/ 20 kanununun ilgili maddesi gereği iflas etmiş vakıfların SGK’ya aktifi ve pasifi ile devrolacağı belirtilmiş ancak garantörün ve kefili hazinenin, vakıf üyelerimin müktesep haklarını korumayan düzenlemesi bulunmaktadır.
17.04.2008 tarihli 5510sayılı kanunun geçici 20 maddesine göre kanunun tarihi itibariyle, olası devirde vakıf tüxüklerindeki maaş zamları dışı diğer sağlık dahil hakların korunması gerektiği halde bazı vakıf tüzüklerinde ve ilgili yönetmeliklerinde tadile gidilmiş olmasının yarattığı mağduriyet bulunmaktadır.
Ayrıca ilgili kanun 17.04.2008 öncesi ve sonrası çalışan ve emekli girişlilerin müktesep haklarını da gözardı etmiştir. Böylesi bir durumda, bankaların kendi karlarından fedakarlık yaparak söz konusu sandıkları ayakta tutmalarını beklemek ise gerçekçi olmaktan uzaktır. Dolayısıyla yeterli kaynağa sahip olmayan sandıkların tasfiyesi ve mağdur edilmesi anlamına gelmektedir.
Garantörün bilançosunda bulunan sandıkların vakıflarının sürdürülebilir bilançoya sahip olması başta çalışan/emekli dengesinin bozulması nedeniyle zor görünmekte ve belirsiz bir gelecek söz konusudur.
Bankacılık Kanunundaki bazı maddelerle de çelişkili olan ilgili SSK kanunu ile,Bankacılık kanununda bankaların garantörlüğü de 2005 de kaldırılmış ancak itirazlar ile 2008 de yeniden sisteme girmiştir.
Vakıflar mevzuatına da bağlı olan bu sandıkların gerçek aktüeryalarının tespiti ve tüm yıllar bazındaki aktif pasifleri ile de vakıfların sürdürülebilir olup olmadığı veya ne süreyle yaşayabilecekleri belli değildir.

Ayşe Muzaffer Sunguroğlu
Garanti Bankası Emeklileri Dayanışma Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı

GAREMDER- GARANTİ BANKASI EMEKLİLERİ DERNEĞİ | Facebook

GAREMDER – Garanti Bankası Emeklileri Dayanışma Derneği (@garemder) 

***************

EK OKUMA RAPORLAR:

RAPOR NO: 1

ÖZEL BANKA SANDIKLARI SOSYAL GÜVENLİK RAPORU / 2024

RAPOR NO: 2

TÜRKİYE’DEKİ BANKACILARIN YETKİLERİ, SORUMLULUKLARI VE MÜKTESEP HAKLARI RAPORU-2024

 

 

Okumaya devam et

Ayşe Muzaffer Sunguroğlu

GAREMDER ilk Yönetim Kurulu Başkanı’ndan Kamuoyuna Açıklama

Yayınlanma:

|

Değerli emeklilerimiz ve geleceğin emekli çalışan arkadaşlarımız,

Garanti Bankası Emeklileri Dayanışma Derneği / GAREMDER derneğimizin kuruluşundan Geçici Yönetim sonrası ilk Yönetim Kurulu Başkanı olarak sizlerle iki buçuk yıl beraberdik. Bu kısa dönemde ilk Yönetim Kurulumuz ve Denetim Kurulumuz ve 100 aşkın Danışma Kurulları ile birlikte ortak akılla ve BİZ bilinci ile derneğimizi, Bankamızda, Vakfımızda, Emekli Bankacılar Derneği Platformunda ve kamuoyunda kurumsallık çalışmaları ile markalaştırdık. Sizlerle bir bütün olduk.

Bizlerin, Sosyal Güvenlik Sistemindeki 20 yıldır yaşanan mevzuata dayalı mağduriyeti için gerekli tüm adımlarda yolumuzu yarıladık. Bu süreçte mevcut mevzuata veya jeste dayalı sizlere tüm maddi olanakların da oluşmasında Vakfımızla birlikte çalıştık. Vakfımıza ve Bankamıza şahsen çok teşekkür ederim.

Derneğimizin kuruluşundan 8 Mart 2022 ile ilk Yönetim Kurulu dönemi bitiş tarihi olan 28 Şubat 2025 arasındaki tüm süreçlerdeki mali ve idari denetimimiz de öncelikle derneğimiz Denetleme Kurulu, İç İşleri Bakanlığı Sivil Toplum ve ilişkiler Müdürlüğü Dernekler Masası ve İstanbul Valiliği Kadıköy Kaymakamlığı denetimini başarılı olarak geçirdik. Olağan Genel Kurul sonrasında da yasal süresinde ilk Yönetim Kurulundan ikinci Yönetim Kuruluna olan devir teslim işlemi de 6 Mart 2025 de tamamlanmıştır.

Genel Kurulda ilk Yönetim ve Denetim Kurulumuz ibra edilip ve yeni Yönetim ve Denetim Kurulu onanmış olmasına rağmen ikinci dönem Yönetim Kurulu ilk toplantı anında, benim listemden seçilen iki Yönetim Kurulu üyesi başkanlığıma şerh koymuş olup, orantısız güç kullanmaları nedeniyle daha sonra etkilenen üç Yönetim Kurulu üyesi ile birlikte, Yönetim Kuruluna detaylı Konsolide Soru / Cevap Raporumu,
19 Nisan 2025 de iletmeme rağmen mesnetsiz polemiklerinin ve teknik yanlışlarının devamı ile derneğimiz maalesef çalışamaz hale gelmiştir. Bu yüzden Olağanüstü Seçimli Genel Kurul kararı alınmış olup ,Yönetim Kurulundan ayrıldığımı iletirim.

Ancak, derneğimizin kuruluşundan ilk Yönetim Kurulu dönemi bitişine kadar olan çalışmaların resmi kurumlarca da olan denetimlerle de başarılı olarak tamamlandığı göz ardı edilerek başta şahsıma ve dolayıyla İlk Yönetim ve Denetim Kurulumuza yapılan mesnetsiz eleştirileri kabul etmemiz mümkün değildir.

Olağanüstü Seçimli Genel Kurulda, derneğimize bu kadar büyük emek vermiş Kurucular Kurulu Geçici Yönetim ve İlk Yönetim ve Denetim Kurulunun çalışmaları ve başta derneğe üye olmaktan bile çekinen emeklilerin, mevcutta derneğe bu kadar kısa zamanda 1300 üye adetini geçen siz değerli üyelerimizle birlikte, özellikle emek veren 100’ün üzerindeki Danışma Kurullarının da emekleri ve camianın umutlarının korunması adına, derneğimizin daha da gelişmesi için sizlerin her zamanki BİZ bilincinin devamında da sağ duyulu, teknik ve diplomatik kurumsaldan gelmiş yapınıza ben şahsen inanıyorum, güveniyorum.

Sevgi ve Saygılarımla,
Ayşe Muzaffer SUNGUROĞLU

Okumaya devam et

Ayşe Muzaffer Sunguroğlu

BANKA EMEKLİLERİ: Maaşlarımız açlık sınırının altındadır

Yayınlanma:

|

GARANTİ BANKASI EMEKLİLERİ DAYANIŞMA DERNEĞİ – GAREMDER
BASIN DUYURUSU

Bizler bankacılar olarak öncelikli talebimiz yaklaşık 500 bin emekli/ çalışan Bankacı Vakıf üyesinin etkilenen aileleri ile en az 2/3 milyon kişinin 2008 yasası kaynaklı mağdur olduğumuz müktesep haklarımızın geri alınması ve korunması ile gerekli yeni yasal düzenlemelerin yapılması ve banka vakıflarının mali ve idari yapısının garantör kurumlarla sürdürülebililirliğinin sürekliliği sağlanmasıdır.

Bizler SGK sisteminin dışında primlerini Özel Sandıklara ödemiş bankacılar olarak, tüzüklerimizdeki maaş zamları ve aylık bağlama oranlarını 2008’de çıkmış olan yasa nedeniyle uygulayamıyoruz.

Dolayısıyla mevcut 2024 emekli maaş zamları;

1) SGK da, SSK, Bağkur ve Memur Emekli maaş zamlarının oransal farklılığının eşitlik ilkesine aykırı olması,

2) Biz bankacıların SGK dışı Özel Sosyal Güvenlik sisteminde prim ödemiş olmamız ve mevcut yasadan kaynaklı mağduriyetimiz nedeniyle kabul edilemez.

Enflasyona yenik düşmüş maaşlarımız çoğunluğu açlık sınırının altındadır.

Mağduriyetimizin giderilmesi için biz bankacılar için sosyal güvenlik sisteminde gerekli yasal düzenlemeler yapılana kadar 2025 SSK emekli zamlarının en az Asgari Ücret olarak Memur zamları ile aynı olmasını talep ediyoruz

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Garanti Bankası Emeklileri Dayanışma Derneği
Yönetim Kurulu

Okumaya devam et

Ayşe Muzaffer Sunguroğlu

BANKACILAR ‘BANKA MEMURU’ STATÜSÜ İSTİYOR

Bankacılar 3 ana talepleri ile gündem yaratmaya devam ediyor:
1- Tüm Bankacıların Özlükteki Hukuki Kimliği “Banka Memuru” olarak Kanunlaşmalı
2- SGK, BAĞKUR, EMEKLİ SANDIĞI dışında 4. kol olarak kuurlmuş Banka Özel Sandık Vakıfları tasfiye protokolünden çıkarılmalı,
3- Bankalar kurdukları ve yönetiminde yer aldıkları Özel Sandık Vakıflarını ve Tüzükleri bazında emekli Maaş ve Sağlık haklarını korumaya almalıdır…

Yayınlanma:

|

Küresel ekonominin temel taşı olan ve sosyal güvenlikte pirimlerini SGK dışı özel sandık vakıflarına yatırmış bağlı bankacılar olarak öncelikli talebimiz; Yaklaşık 500 bin emekli/çalışan bankacı vakıf üyesi etkilenen aileleri ile birlikte en az 2 milyon kişi mevcut mevzuattan kaynaklı mağdur olmaktadır. Anayasal kazanılmış haklarımızın geri alınması ve korunması kaydıyla, banka sosyal güvenlik özel sandık vakıflarının güncel gerçek aktüerya tespiti ile mali ve idari yapısının sürdürülebilirliğinin sorumlu garantör bankalarca, bankaların iflası halinde doğal kefaleti hazine tarafından sağlanmasıdır.

Ülkemizde 2001 banka krizinin yarattığı ve bu konuda tüm özveriyi veren biz bankacıların ve pirim ödediğimiz banka özel sandık vakıflarının 20 yıldır mağdur olduğu ve sosyal güvenlik vakıflarını tasfiye protokolünde gibi çalıştıran, sosyal güvenlik vakıflarını ve üyelerini belirsiz bir gelecekte bırakan aşağıdaki üç kanuna dayalı mevcut mevzuat nedeniyle çoğumuzun maaşları açlık sınırının altındadır.

Önerimiz;

1) Bankaların kurdukları sosyal güvenlik vakıflarına fon aktarmasını yasaklayan 2005 yılı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 58.maddesi,
2) Son imza ile yürürlülüğe girmemiş olması nedeniyle hükmü esastan tartışmalı özel sandıkların toplu devrini öngören ve bu kanun yürürlülüğe girmediği halde emekli maaş zamlarını anayasanın kazanılmış haklarına aykırı olarak SSK oranlarına bağlayan 2008 yılı 5510 sayılı kanun geçici 20 maddesi,
3) 2008 yılı 5510 /yasası geçici 20 maddesinin son imza ile yürülükte olmadığı güncel dönemde, 2005 yılı 5411 yasası 58 maddesi ile korumasız kalmış banka özel sandık vakıflarının ifllası halinde aktifi ve pasifi ile devrolacağı ve bu durumda tüm kazanılmış haklarda mağduriyet yaşatacak 1964 yılı 506 sayılı kanun geçici 20 maddesi ek 36 maddesi,

Birlikte yeniden değerlendirilerek,

1) Öncelikle, hangi sosyal güvenlik sisteminde olduklarına bakılmaksızın tüm bankacıların, banka özel sandık vakıf tüzüklerinde de olan emekli krtiteri, TCMB ile eş değerli ‘banka memuru’ işalan niteliğine dayalı emekli olma kriterini belirleyen sosyal güvenlik kanununun olması,

2) Sosyal güvenlik sisteminde özel banka sandık vakıflarının sosyal güvenlik vakıfları olması nedeniyle SGK sisteminde 4.kol olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına idari olarak bağlı kanunu olması ve ilgili vakıf tüzüklerinin bu kanuna göre uygulanması

3) Bankaların, kurdukları sosyal güvenlik vakıfları için ayırdıkları karşılığının, bankacıların tespit edilecek kazanılmış haklarının tespiti ile yeniden revize edilmesi ve mevcut vakıfların gerçek aktüeryalarının tespiti kaydıyla; Bankaların kurdukları özel sandık vakıflarının gerçek aktüeryalarının tespiti ile İlgili, vakıflara kazanılmış haklarla yeniden değerlendirilmiş karşılık tablosu ile fon aktarımı yapılarak banka özel sandık vakıflarının sürdürülebilirliğinin sağlanması Bankası olmayan banka özel sandık vakıflarının bankacıların kazanılmış haklarının tespiti ve hazinenin doğal kefaletinde korunmasının sağlanması.

4) Sağlıkta anayasal haklara göre yeknesak uygulamalar sağlanması

5) Vakıf Genel Kurul temsilinde anayasal hak olarak emeklilerin temsil hakkını kullanmasının sağlanması

Konularında ilgili taraflarla TBB de gerekli komisyonun kurularak, yeni yasa taslaklarının TBMM ye sunulması ile tüm mağduriyetimizin giderilmesini talep ediyoruz.

“BANKA MEMURİ STATÜSÜ NEDEN GEREKLİ?”

GAREMDER Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Sunguroğlu konu ile ilgili dört konunun önemini belirterek açıklamalarda bulundu:

Sunguroğlu’ya göre birincisi, tüm bankacıların TCMB gibi eşdeğer hukuki kimliğinin olması gerekmektedir.

Bilindiği gibi Bankacılar, olağanüstü sorumluluk içeren, kamusal ağırlaştırılmış yükümlülük taşıyan ve karma hukuka tabi çalışanlardır. Banka sermaye grubu bankanın ticari bilançosundan, bankacılar da icrasından sorumludur.
Bankaları banka yapan bankacılardır, aldığı yetki ve sorumluluk ile tüm ülke ekonomisine hatta endüstrisine yön vermektedir. Bu nedenle Türkiye Bankalar Birliği  çatısı altındadır ve sadece bankacılara özel mesleğin icrasında Bankacılık Kanunu ile kanunu olan da tek meslek grubudur.  Ancak sosyal güvenlik sisteminde bankacıların işalan/emekli hukuki kimliği ve hakları konusunda yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Bizler SGK sistemi içinde ve dışında primlerini özel sandıklara ödemiş karma hukuka tabi kamusal iş yapan bankacılarız. TCMB A.Ş. olmasına rağmen, çalışanı da emekli olma kriteri ile birlikte 1211 sayılı özel bir kanun ile sosyal güvenlikte yer almıştır. Primlerini Emekli Sandığına ödemektedirler ancak hukuki kimlikleri devlet memuru değildir.
Primlere esas emekli maaşlarını Emekli Sandığı normları ile almakla birlikte kendi içlerindeki yetki bazlı skalalarına dayalı ek ödemeler ile emekli olmakta ve buna bağlı da doğal olarak yeşil pasaport hakları bulunmaktadır.
TCMB çalışanının hukuki kimliği ‘Banka Memuru’ dur. Banka özel sandık vakıflarının tüzüklerinde çalışanın kimliği ‘Memur’ dur.
Hangi sosyal güvenlik sistemine pirim ödemiş olduklarına bakılmaksızın tüm bankacıların TCMB eşdeğerli, işalan/emekli kimliği ’Banka Memuru ‘olmalıdır.

Sunguroğlu’ya göre ikincisi, Sosyal güvenlikteki banka özel sandık vakıflarının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığına idari olarak bağlı temel haklardan oluşan ayrı bir kanununun olması gerekmektedir.

SGK sistemi içindeki SSK, Bağkur, Emekli Sandığı dışında Yargıtay kararı ile 4.kol sosyal güvenlik sisteminde olan bankacıların, bağlı olduğu banka özel sandık vakıfları ile ilgili ayrı bir sosyal güvenlik kanunu bulunmamaktadır. Bu nedenle e-devlettte de emekli kimliğimiz bulunmamaktadır.
SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı (SGK) idari olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlıdır.
Özel banka sandıkları vakıfları idari olarak sosyal güvenlikte uzmanlık alanı olmayan Kültür ve Turizm Bankanlığına bağlıdır.
Devletin SGK’lılara kanunla uyguladığı bayram ikramiyeleri, promosyonlar gibi kazanımlardan, özel banka sandık vakıfları mensupları olarak hukuken SGK’lı sayılmadığımız için ancak uzun süren mücadeleler ve hatta mahkemeler yoluyla bu haklara ulaşabiliyoruz. Ayrıca tüm vakıflarda temsil sorunu yaşıyoruz.

Sunguroğlu’ya göre üçüncüsü, Anayasaya ve kazanılmış haklara aykırı olan ve son imza atılmadığı için yürürlülüğü esastan tartışmalı 2008 yılı 5510 kanunu geçici 20 maddesi ve bağlı maddelerin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Son imza ile yürürlülükte olmadığı halde,2008 yılında çıkan, tüm banka özel sandık vakıflarının SGK’ya devrini öngören 5510 sayılı geçici 20 maddesi nin çalışan tek maddesi ile maaşlar ve aylık bağlama oranı SSK işci oranlarına bağlanmıştır. Özel banka sandık vakıf tüzükleri gereği, çalışana dayalı emekli kriteri, maaş zamları ve aylık bağlama oranları mevcut mevzuat nedeniyle uygulanamıyor.
2005 yılında çıkan SGK’ya devir kanunun Anayasa Mahkemesinnce iptal gerekçesi olan ‘fazla olan hakların aza indirilemiyeceği‘ kararına rağman ayrıca, bu yasanın çıkış tarihinden bir gün önce işe başlamış olan vakıf üyelerinin kazanılmış hakları gözönüne alınmamış olup bu maddesi ile de anayasaya ve kazanılmış haklara aykırıdır.
Ayrıca, maaşlar dışı korunmuş olması gereken vakıf tüzüklerinin ve buna bağlı yönetmeliklerinin bazı vakıflarca değiştirilmesi nedeniyle başta sağlık uygulamalarında mağduriyet yaşamaktayız.

Sunguroğlu’ya göre dördüncüsü, Mevcut sandıkların güncel gerçek aktüeryalarının tespiti gerekmektedir.

Mevcut sandıkların güncel aktüeryalerı bilinmemektedir.2005 den itibaren tasfiye protokünde gibi çalıştırılan banka özel sandık vakıfları ve vakıf üyeleri bilinmez bir gelecektedir.Mevcut durumda bir vakfın iflas etmesi halinde1964 yılı 506 geçici 20 36 maddesi le aktifi ve pasifi ile SGK’ya kazanılmış haklar korunmadan devrolma riski bulunmaktadır.

Mevcut Banka Özel Sandık Vakıflar
Akbank, Yapı Kredi Bankası, İş Bankası,Garanti Bankası, Vakıflar Bankası, Şekerbank,Esbank, Ziraat Bankası (Halk, Anadolu, Emlak, Pamukbank) Sınai Kalkınma Bankası, Fortis Bank

GAREMDER
Derneğimiz, mevcut tüm banka özel sandık vakfı bazındaki derneklerinin oluşturduğu Resmi Emekli Bankacı Dernekleri Platform üyesi olarak çalışmaktadır.
[email protected]   0216 347 94 14

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.