Connect with us

BANKA HABERLERİ

Erol TAŞDELEN yazdı: VATANDAŞ BORÇ BATAĞINDA ÇIRPINIYOR, BORÇ STRESİ BİRİKİYOR!

Yayınlanma:

|

BDDK tarafından yayınlanan 2023 yıl sonu banka kredi verileri vatandaşın tam anlamı ile borç batağına battığını; hareket edemez hale geldiğini de ortaya çıkardı. Vatandaşın, fırında ekmek alırken bile kredi kartı kullanıldığını biliyoruz. Bazen ödemelerin 2-3 kart ile parça parça ödendiği veya kart puanı ile ödemek zorunda kalındığını; kart limitlerin doluluğundan dolayı kasada poşeti bırakıp marketten çıkan vatandaş görüntülerini hiç yadırgamıyoruz artık. Bu görüntüler normal olmadığı gibi vatandaşın ne hale geldiğinin de net fotoğrafı aslında! Vatandaşta sonu nereye gideceğini tahmin etmenin zor olduğu “borç stresi” yükleniyor biline! Sektörün kredi verileri de bunun nedenlerini açıklar nitelikte.

Kredi Kart borcu taşınabilir boyutu aştı!

2022 sonunda vatandaşın kredi kart borcu 452,5 milyar TL iken; 2023 yıl sonunda bir yılda %155 artarak 1 trilyon 155 milyar TL seviyesine ulaştı. Kredi kartlarındaki artış tutarı son bir yılda 702 milyar TL seviyesini aşarken ortaya çıkan rakamların vatandaşın özellikle kredi kart borç batağına saptandığı ve buradan çıkmasının zor olduğunu, çırpındıkça da daha fazla borç batağına battığını gösteriyor. Bu durum Vatandaşın Enflasyon etkisi ile ortaya çıkan reel gelir kaybı açığının da kredi kartlar aracılığı ile kapatılmaya çalışıldığının belgesi niteliğinde aslında. (Vatandaşın Reel Gelir kaybından dolayı başta TÜİK ve ekonomi kurmayları eseri ile övinebilir). Vatandaşın 2024 Ocak ayı sonundaki Kredi Kart borcu ise bir ayda 92 milyar TL artarak 1 trilyon 247 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. Kısaca, 2024’de de Bireysel Kredi türbülansı devam ediyor.

Kredi Kart kullanımının ani kısılması felaket olur

POS’lardaki anormal durumu daha önce yazmıştım. Son günlerde enflasyon ile mücadelede “emekli ve ücretli maaş artışları yanında, kredi kartlardaki harcama artışın” nedenleri arasında sayılması ve alınan/alınacak tedbirler ise vatandaşı zor durumda bırakıyor/bırakacak. Baştan söyleyeyim Kredi Kartlar ile ilgili öngörülen Tespit ve Çözüm kesinlikle yanlış; sonucu tahmin ötesi vatandaşda da piyasada da yıkıcı olur! Zira, enflasyonun asıl nedeninin “maliyet enflasyonu” olduğunu kabul etmeyen, bu yönde tedbirler almayan ekonomi kurmayları bunun yerine çözümü talebi kısacak mücadeleye çevirmesi, başta TÜİK aracılığı ile gerçekçi olmayan enflasyon rakamları ile reel maaş artış oranları düşürülürken diğer taraftan talebi kısmak için kredi kartlarına yapılan faiz oranları artışı; asgari ödeme oranının şimdilik %40’lara yükseltilmesi, taksitlerin kapatılması, limitlerin düşürülmesi gibi tedbirler vatandaşı iyice zorlamaya başladı. Bankalarca ertelenen Kredi Takip dosyaları 2024’de hızla artmaya devam ediyor. Bunun yanında bankalar özellikle biriken kredi kart borçlarını yüksek faiz ile ertelemesi; kredi kart borçlarının tüketici kredisine çevirmesi gibi yöntemler vatandaşın kredi maliyetini artırırken; borç çevirme koşullarını ağırlaşmaya da başladı . Bankaların bu yöndeki geçici çözümleri ise sadece sorunların büyüyerek ertelenmesine neden oluyor. 35,8 milyon Kredi Kart müşterisi; 111 milyon adetten fazla Kredi Kartı, 84 milyon Ön Ödemeli Kart; KMH Kredilerinin de tanımlı olduğu 194 milyon Banka Kartı olduğu düşünüldüğünde başka banka kredi kartından çekilerek borcu borç ile kapama yöntemi kısıtlamalar sonucu “ani çöküş” riski ile karşı karşıya kalınmış durumdayız biline! Kredi kartlarına yapılacak kısıtlamanın ekonomiye/esnafa vereceği hasarı merak edenler kart ile yapılan harcama tutarını, GSYH içindeki harcama payını  incelemeleri yeterli olacaktır. Kredi Kartlarını takside açıp vatandaşı borç batağına sokan bankacılık sektörünün hiç suçu yok mu da faturayı sadece vatandaşa ödetmeye kalkışılıyor. Bir bedel ödenecekse bu bedel tarafların tamamına ödetilmelidir! Özellikle Kredi kartlarının sabit ve makul faiz ile vatandaşı mağdur etmeyecek şekilde yapılandırılabilmesi için acil düzenleme kendini dayatmaktadır. Aksi halde bu borçlar ile pimi çekilmiş bomba gibi vatandaşın eline kartları tutuşturup bankalar ile başbaşa bırakıp; “ne halin varsa gör” demek büyük insafsızlık olur!

Kredi kartlarından sonra, en fazla İhtiyaç kredileri arttı

2023 yılında kredi kartlarından sonra en fazla artış İhtiyaç kredilerinde olması vatandaşın borç ile döndüğünün diğer kanıtı. Her ne kadar bankalar tüketici kredi gerekçesine sistemlerine ‘eşya alımı, ev tadilatı’ gibi klasik kullanma nedenleri olarak girse de, vatandaşın asıl Tüketici kredi kullanma nedeninin kredi kart ödemesi gibi borç ödeme olduğunu sektörün içinde bulunanlar da biliyor. 2022 sonunda 674,8 milyar TL olan İhtiyaç kredileri 2023 sonunda %45 oranda 304,8 milyar TL artış ile 979,6 milyar TL’ye yükseldi. Taşıt kredileri ise 49,6 milyar TL’den %93 artış ile 95,8 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. 2023’de Konut kredi artış oranı ise sadece %22 oldu. 2022 sonunda 360 milyar TL olan  Konut kredileri 78,4 milyar TL artış ile 2023 sonunda 438,4 milyar TL seviyesine ulaştı.

Bankalar Krediler ile Tüketimi teşvik etti

Bireysel kredilerdeki oransal dağılıma baktığımızda Toplam 2,6 trilyon TL kredinin %43’ünü ( 1,1 trilyon TL) oluşturan payın Kredi Kart borçlarından oluştuğu gözükürken; %37’lik ( 979 milyar TL)  kısmı İhtiyaç Kredi borçlarından oluşuyor.  Başka bir ifade ile bankaların vatandaşa verdiği kredilerin %80’lik ( 2,1 trilyon TL) kısmını Kredi Kart ve İhtiyaç Kredilerinden oluştuğu görülüyor. Gerek kısa vadeli olması gerekse faiz oranlarında oynaklık esnekliği neden ile bankaların Kredi Kartları ve Tüketici kredilerini tercih ve teşvik ettiği; Konut ve Taşıt gibi uzun vadeli kredilere aynı yaklaşımı sergilemedikleri görüldü. Kriz ve belirsizlik dönemlerinde bu tercih ise bankacılık mantığına göre gayet normal. Zira; 2005-2009 ile 2016-2017 yıllarında Konut kredilerinin Tüketici Kredilerinden fazla olması da bu tezi ispatlar niteliğinde. Bankaların verdiği İhtiyaç Kredilerin %25,7’lik oran ile İstanbul ilk sırada yer alırken; Ankara %8,9; İzmir %7,3; Bursa %4,5; Antalya %4; Kocaeli % 3,2; Adana %2,6; Mersin ve Gaziantep %2; Tekirdağ  %1,9 hacimsel orana sahip iller arasında yer aldı.

Kredi takip oranları Kartlarda uçarken Konut kredi borcuna vatandaş sadık kaldı    

BDDK verilerine göre 2022 sonunda 29,7 milyar TL olan Bireysel Kredi ve Kredi Kart Takip tutarı 15,1 milyar TL %51 artış ile 44,8 milyar TL seviyesini aştığı görüldü. Takipteki kredilerde 21,6 milyar TL’den %33 artarak 28,8 milyar TL seviyesine ulaşan Tüketici kredileri olurken; en fazla artış oranı 7,3 milyar TL’den 15,4 milyar TL’ye iki kattan fazla 8 milyar TL ve  %110 artan Kredi Kart borç takip dosyaları oldu. Oransal ve hacimsel olarak Konut kredilerinda düşüş oldu. Konut Kredilerinde en fazla tasfiye oranı %0,3 ile Adıyaman, Kilis, Hatay, Osmaniye, Gümüşhane, Siirt, Kırıkkale, Sakarya, Antalya, Amasya illeri oldu.

Takip hacim ve atış oranlarını tahmin edilenin altında kalması sizi yanıltmasın bu rakamların içinde bankaların Varlık Şirketlerine sattığı milyonlarca liralık dava dosyaları silinmiş hali. Üstelik bankaların henüz hukuki işlem başlatmadığı; 1 yıl ödemesiz dönemler koyarak defalarca yapılandırıp yüzdürülen krediler de bu takip rakamlarının içinde yer almıyor. Mahkemeden tahsil edilerek kapanan krediler de bu rakamların içinde değil. Dolayısı ile sorunlu Bireysel krediler aslında nokta bakiye verilen rakamların çok çok üstünde aslında!

Milyonlarca vatandaş mahkeme kapısında

2023 Kasım ayı itibarıyla 1.597.090 vatandaş Yasal Takip Sürecinde Bireysel Kredilerden dolayı mahkemede dosyası açılmışken; 1.404.166 vatandaş da Kredi Kartlarından dolayı mahkemelik olmuş durumda. Bireysel ve Kredi Kartlarından toplam 2.337.292 vatandaş bankalar ile halen mahkemelik. Bitmedi; bankaların Varlık şirketlerine sattığı Takipteki dosyalardan dolayı süren dosya sayısı da 2.109.051 adet. Banka ve Varlık Şirketlerini birlikte değerlendirdiğimizde BDDK verilerien göre 3.830.149 tekil kişi Banka borçlarından dolayı davalar ile boğuşmakta. Kapanan dava dosyalarını da eklendiğimizde Bankalar ile çalışan vatandaşlardan %15’i davalık olmuş durumda.

Tasfiye Olacak Alacaklarda Doğu iller ilk sırada

BDDK 2023 Kasım ayı verilerine göre; Bankalarca gerçek kişilere kullandırılan bireysel kredi kartı, kredili mevduat hesabı, ihtiyaç kredisi, konut kredisi ve taşıt kredisinden kaynaklı tasfiye olunacak alacaklar toplamından oluşan Tasfiye Olunacak Alacaklar’da ilk sıralarda doğu illeri yer aldı. %5,6 ile Diyarbakır ilk sırada yer alırken; Mardin %4,2; Şanlıurfa %4; Batman %3,8; Adana %3,7; Şırnak % 3,2; Hakkari %2,8; Mersin %2,5; Ağrı %2,5; Kırıkkale %2,4 ile en yüksek sorunlu bireysel kredileri olan iller arasında yer aldı.

Kredi Kart borcu en fazla artan İl Şanlıurfa oldu

Kredi kart borcu % 210 artış oranı ile ne fazla Şanlıurfa oldu. Diyarbakır %208,6; Batman % 205,4; Gaziantep %201,8; Mardin %198,7; Adana %197,9; Hakkari % 196,2; Şırnak ve Van %191,3; Düzce %189,9 artış ile kredi kart borcu en fazla artan on İl arasında yer aldı. Kredi Kart borçlarının %27,8’lik kısmı İstanbul ilk sırada yer alırken; %9,3 ile Ankara; %6,6 ile İzmir; %3,9 ile Bursa; %3,7 ile Antalya; %3 ile Adana; %2,7 ile Kocaeli; %2,3 ile Konya; %2,2 ile Gaziantep ve %2,1 oran ile Mersin ne fazla Kredi Kart borcu artan iller arasında yer aldı.

2024’de Kredi Takip tam gaz devam ediyor 

BDDK’nın 2024 Ocak sonu Kredi verileri de durumun ne kadar vahim olduğunu ve sorunun artarak devam ettiğinin kanıtı niteliğinde. Zira; 2023 sonunda takip oranı düşen tek kredi grubu 1 milyon TL düşüş ile Konut kredileri oldu. 2024 Ocak ayında Taşıt kredileri 7 milyon TL; Tüketici Kredileri 2,2 trilyon TL artarken en fazla artış 2,4 trilyon TL artış ile Kredi Kartlarında oldu. Tüketici Kredileri bir ayda %8 artarken; Kredi Kartlarındaki aylık Takip artış oranı %16 oldu.

2023 sonunda 44,8 trilyon TL olan Bireysel Krediler ve Kredi Kartlarındaki toplam Takip hacmi de bir ayda %11 ve 4,7 trilyon artarak 49,5 trilyon TL‘yi aşmış durumda. Bu öncü veriler ışığında Kredi takip sorununun 2024 yılında artarak devam edeceğini tahmin etmek zor değil. Alınması gereken (alınacak ise) tedbirlerin aciliyeti de bundan kaynaklanıyor zaten!

Bireysel İflas Yasası Şart

Firmalar Konkordato, İflas gibi borç yapılandırma zaman kazanma gibi yasal haklara sahipken; vatandaşın maalesef bu yönde bir yasal koruması yok. Vatandaşın borç batağına saplanmasını bizim yasalar kişinin kendi tercihi olarak görürken borçlu vatandaşa daha fazla borç içine girmesini sağlayan; haksız gecikme/temerrüt faiz; ücret ve komisyon ile vatandaşı boğan bankacılık sistemini sorgulayacak bir sistemimiz yok.

Bankacılık Kanununa; TCMB ve BDDK düzenlemeleri ile Bireysel Kredi ve Kredi Kartı veren bankalar iş takip aşamasına gelince imzalanan tüm sözleşmeleri bir tarafa atarak sanki borç kişiler arasında sözleşmeye bağlı olmayan Adi Borç ilişkisi gibi 6098 Sayılı Borçlar Kanunu uygulanıyor ki; bu konuda yetersiz olan Avukat ve Bilirkişilik uygulaması; Asliye Hukuk Mahkemeleri de bu ayrımı anlamadan %100 faiz artışı uygulayarak vatandaşı daha fazla mağdur etmektedir. Biriken borç dağına ne tedbir alının bilmiyorum ama benim önerim; Vatandaşı bankalar karşısındaki bu tarz mağduriyetlerini koruma altına almak için ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi “Bireysel Konkordato”, “Bireysel İflas” gibi hukuk düzenlemeleri acil yapılmalıdır.

En azından banka kredilerinde takip aşamasında imzalanan sözleşmeler ile sınırlandırılması, müşterinin imzalamadığı diğer düzenlemelere tabi tutulmaması gerekir. Kredi sözleşmeleri her sadece bankaları koruma niteliğinden çıkarılıp; iki tarafın menfaatlarını koruyacak şekline getirilmelidir. Örneğin; TCMB ve BDDK’nın tüm uyarı ve düzenlemelerine rağmen halen çoğu banka taksitli kredilerde bilinçli olarak Temerrüt Faiz oranını yazmamakta ısrar ediyor. Bu sayede takip aşamasında temerrüt/gecikme faiz belirsizliği yaratarak Borçlar kanununa göre %100 fazlası ile takip işlemleri başlatabilmektedir. Diğer bir örnek; Takipte ilk ödemeler ana para yerine önce biriken faiz, masraf tahsilatı yapılarak; müşterinin mağduriyetinin devamlılığı sağlanmak; BDDK gibi kurumlar da yıllardır bu mağduriyetleri seyretmektedir. Kısaca, Vatandaş bankalar karşısında tek taraflı bankanın menfaatini koruyacak şekilde düzenlenen sözleşmeler karşsında çok korumasız kalmakta. Acil vatandaşın bankalar karşısındaki hukuksal koruma yollarındaki eksiklikler giderilmedilir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist         www.bankavitrini.com

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.