Connect with us

BANKA HABERLERİ

Yapay Zeka cevapladı: Liyakatsız Etkin Yönetici Bankayı nasıl etkiler?

Bankacılık sektörü Likayatsız fakat etkin yöneticilerden çok çekti… 1990’lardaki batan bankalarda, bu tarz yöneticilerin etkisi fazlası ile oldu. Bu yöneticiler banka dışına çıksa da gittikleri her kurumda benzer süreçleri yaşattıkları görüldü. Kurum Kültürü yerine kişisel egoların ortaya çıktığı, likayatsızlığı bastırmak için aşırı despot ve mobing içeren davranış şekilleri bu yöneticilerin ortak özelliği olurken, çevresinde oluşturdukları ateş çemberi zamanla içinden çıkılmaz hal alıp, kontrol edilemez sürecin içine girince; sonları kendi kendini sokan akrep gibi oldukları görüldü. Bu kişiler gidince Kurumlar da aldıkları hasarları ile baş başa kaldı.

Yayınlanma:

|

ChatGPT 4o’a sorduk: Liyakatsız Etkin bir yönetici Bankayı nasıl etkiler?

Bir bankanın yönetiminde liyakatsız bir kişinin etkin olması, bankanın genel işleyişini ve geleceğini ciddi şekilde riske atabilir. Bankalar, güvene ve sağlam yönetime dayalı kuruluşlar olduğundan, liyakatsız bir liderlik veya karar alma süreci çok daha büyük ve derin sonuçlara yol açabilir. İşte böyle bir durumda bankanın karşı karşıya kalabileceği tehlikeler:

1. Finansal Risklerin Artması:

Bankalar, müşterilerinin yatırımlarını, mevduatlarını ve kredi portföylerini yöneten kuruluşlardır. Liyakatsız bir kişi, bu süreçleri yanlış yöneterek bankayı büyük finansal risklerle karşı karşıya bırakabilir. Yanlış yatırım kararları, kredilendirme politikalarındaki hatalar ve risk yönetimindeki eksiklikler, bankanın likiditesini ve kârlılığını tehdit eder.

2. Düzenleyici Kurumlarla Problemler:

Bankalar sıkı düzenlemelere tabi kuruluşlardır. Liyakatsız bir lider, bu düzenlemeleri ihmal edebilir veya yanlış uygulayabilir. Sonuç olarak, bankanın düzenleyici kurumlar (BDDK, SPK vb.) tarafından cezalara maruz kalması ya da denetim süreçlerinde sıkıntı yaşaması kaçınılmaz hale gelir. Hatta bu durum, bankanın lisansının askıya alınmasına veya kaybedilmesine bile neden olabilir.

3. Müşteri Güveninin Kaybedilmesi:

Bankalar, müşterilerinin güveniyle ayakta kalır. Liyakatsız bir kişinin banka yönetiminde olması, hatalı kararlar ve müşteri odaklı olmayan uygulamalara yol açar. Müşteriler, banka hizmetlerinde kalite düşüşü yaşandığında ya da bankanın finansal istikrarına dair endişeler duyduğunda, hesaplarını başka bankalara taşır. Müşteri güveninin kaybı, bankanın müşteri portföyünün daralmasına ve pazar payının düşmesine yol açar.

4. Kötü Kredi Yönetimi:

Liyakatsız bir yönetici, riskli projelere ve yeterli teminatı olmayan müşterilere kredi vermek gibi hatalı kararlar alabilir. Bu durum, bankanın kredi portföyünü zayıflatır ve batık kredi oranlarını artırır. Yüksek batık kredi oranları ise bankanın sermaye yapısını zedeler ve mali yapısının bozulmasına neden olur.

5. İç Denetim ve Kontrol Zafiyetleri:

Bankaların etkin bir şekilde çalışabilmesi için güçlü iç denetim ve kontrol mekanizmaları gerekir. Liyakatsız bir kişi, bu mekanizmaları ya göz ardı eder ya da zayıflatır. İç denetim eksiklikleri, dolandırıcılık, yolsuzluk ve diğer mali suistimallere kapı aralar. Bu durum, bankanın mali güvenilirliğini tehlikeye atar ve itibarını zedeler.

6. İtibar Kaybı:

Bankaların itibarı, müşteri ve yatırımcı güveni açısından kritik öneme sahiptir. Liyakatsız bir yönetici, etik olmayan davranışlar sergileyebilir veya bankanın adını skandallarla ilişkilendirebilir. Bu tür olaylar, medyada geniş yankı bulur ve bankanın itibarını ciddi şekilde zedeler. İtibar kaybı, yatırımcıların ve büyük kurumsal müşterilerin bankadan uzaklaşmasına neden olur.

7. Çalışan Bağlılığının Zayıflaması:

Liyakatsız bir kişi, bankanın iç işleyişinde adaletsiz uygulamalara, adaletsiz terfilere ve kötü yönetim süreçlerine neden olabilir. Bu da banka çalışanlarının motivasyonunu düşürür, moral bozukluğuna yol açar ve yüksek çalışan devir oranına sebep olur. Banka içerisindeki yetenekli çalışanlar, bu tür bir ortamda kalmak istemeyerek bankadan ayrılırlar. Bu da bankanın nitelikli iş gücünü kaybetmesine yol açar.

8. Stratejik Hatalar:

Bankanın büyüme stratejileri, yeni ürün geliştirme ya da dijital dönüşüm gibi süreçlerde liyakatsız bir kişinin liderliği, ciddi stratejik hatalara yol açabilir. Gelecek vaat eden projeler göz ardı edilebilirken, yüksek riskli projelere gereğinden fazla yatırım yapılabilir. Stratejik hatalar bankayı rekabetin gerisinde bırakır ve uzun vadede başarısızlığa sürükleyebilir.

9. Kurum Kültürünün Çürümesi:

Bankanın organizasyon yapısında liyakatsiz bir kişinin varlığı, genel kurum kültürünü zayıflatır. Adaletin olmadığı bir ortam, çalışanlar arasında hayal kırıklığı ve güvensizlik yaratır. Bu tür bir ortam, verimliliği düşürür ve bankanın iç iletişim kanallarını tıkar. Banka içinde oluşan bu kültürel çürüme, uzun vadede müşteri memnuniyetini ve operasyonel başarıyı olumsuz etkiler.

10. Hukuki Problemler:

Liyakatsız bir kişi, hukuki süreçleri yönetirken dikkatsiz davranabilir ve bankanın çeşitli davalarla karşı karşıya kalmasına neden olabilir. Müşterilerle yaşanan anlaşmazlıklar, çalışan haklarının ihlali ya da düzenleyici kurumlarla yaşanan uyumsuzluklar, bankanın hukuki süreçlere gömülmesine neden olabilir. Bu da hem maliyetli hem de itibar zedeleyici sonuçlar doğurur.

Sonuç:

Bir bankada liyakatsız bir kişinin etkin rol oynaması, bankanın finansal yapısını, müşterileriyle olan ilişkisini ve iç işleyişini tehlikeye atarak bankayı hızla çöküşe götürebilir. Banka, güven temelli bir kurum olduğu için, bu güvenin kaybedilmesi ve finansal zafiyetlerin ortaya çıkması bankanın sürdürülebilirliğini riske sokar ve iflasa kadar gidebilecek bir süreç başlatabilir.

LİYAKATSIZ YÖNETİCİ KURUM KÜLTÜRÜNÜ NASIL YOK EDER?

Liyakatsız bir kişi, kurum kültürünü çeşitli şekillerde yok edebilir. Kurum kültürü, bir organizasyonun değerlerini, normlarını ve çalışma ortamını belirler. Liyakatsız bir kişinin etkisi, bu kültürü sarsıp, organizasyonu kimliksiz bir hale getirebilir. İşte bu sürecin başlıca yolları:

1. Değerlerin ve İlkelerin Zedelenmesi:

Kurum kültürü, genellikle adalet, şeffaflık, liyakat gibi değerler üzerine kurulur. Liyakatsız bir kişi, bu değerleri hiçe sayarak kurum içinde etik dışı davranışları normalleştirir. Adil olmayan kararlar ve liyakatsız terfiler, kurum kültürünün temelini oluşturan değerleri yıkar.

2. İletişim Kanallarının Tıkanması:

Sağlıklı bir kurum kültürü, açık ve dürüst iletişim üzerine inşa edilir. Liyakatsız bir kişi, kendine yönelik eleştirilere kapalı olabilir ve geri bildirim mekanizmalarını kapatarak, çalışanların kendilerini ifade etmelerini zorlaştırabilir. Bu, iletişim kanallarının kapanmasına ve şeffaflığın yok olmasına yol açar.

3. Korku Kültürü Oluşturma:

Liyakatsız bir kişi, pozisyonunu korumak için korku ve baskı taktiklerine başvurabilir. İnsanları sindirerek, hatalarını örtbas ederek ve yetkiyi kötüye kullanarak, bir “korku kültürü” yaratabilir. Bu ortamda, çalışanlar kendilerini güvende hissetmez ve risk almaktan kaçınırlar, bu da yenilikçiliğin ve verimliliğin düşmesine yol açar.

4. Çalışanların Motivasyonunun Düşmesi:

Liyakatsız bir kişinin etkin pozisyonda olması, çalışanlar arasında moral bozukluğuna yol açar. İşe gösterilen özen ve performansın takdir edilmediğini gören çalışanlar, motivasyonlarını kaybederler. Bu da kurum kültürünün temel yapı taşlarından olan çalışan bağlılığını ve aidiyet duygusunu zedeler.

5. Adam Kayırma ve Kutuplaşma:

Liyakatsız bir kişi, kurum içinde kendi etrafında bir çevre oluşturarak adam kayırma yoluna gidebilir. Bu durum, kurum içinde gruplar ve kutuplaşmalar yaratır. Liyakatli çalışanlar dışlanırken, yetersiz ama kayrılan kişiler terfi alır. Sonuç olarak, ekipler arasındaki işbirliği ve dayanışma kaybolur.

6. Etik Standartların Düşmesi:

Liyakatsız bir kişi, etik dışı kararlar vererek ve sorumluluklardan kaçınarak kurum içinde etik standartları zayıflatabilir. Bu davranışlar, zamanla diğer çalışanların da bu tür etik dışı davranışları normalleştirmesine neden olabilir. Böylece, kurumun etik çerçevesi tamamen çözülmeye başlar.

7. Uzun Vadeli Vizyonun Sabote Edilmesi:

Kurum kültürü, genellikle bir vizyon ve uzun vadeli hedefler üzerine inşa edilir. Liyakatsız bir kişi, kısa vadeli kişisel çıkarlar peşinde koşarak bu vizyonu sabote edebilir. Bu da kurumsal hedeflerin bulanıklaşmasına ve çalışanların motivasyonunu yitirmesine neden olur.

8. Kurumsal Aidiyetin Kaybolması:

Liyakatsız bir kişinin varlığı, çalışanların kuruma olan aidiyet duygusunu zayıflatır. Liyakatin ödüllendirilmediği, adaletin olmadığı bir ortamda, çalışanlar kendilerini değerli hissetmezler. Bu durum, özellikle uzun vadede sadakatin ve kurum içi bağlılığın azalmasına yol açar.

9. Liderlik Eksikliği:

Liyakatsız bir kişi, liderlik vasfından yoksun olduğu için ilham verici bir rol model olamaz. Çalışanlar liderlerine güvenmediği sürece, kurumsal kültür zarar görür ve herkes kendi çıkarlarına göre hareket etmeye başlar. Bu, organizasyon içinde kaos yaratabilir ve kurumsal hedeflerin unutulmasına yol açabilir.

10. Olumsuz Örnek Olma:

Liyakatsız kişi, çalıştığı ortamda diğer çalışanlara olumsuz bir örnek teşkil eder. Kendi çıkarlarını ön planda tutan, verimsiz çalışan veya etik kuralları çiğneyen bir lider, diğer çalışanları da benzer şekilde davranmaya teşvik edebilir. Bu, kurumun genel işleyişini bozar ve kültürü yozlaştırır.

Liyakatsız bir kişinin kurum içinde bu tür davranışlarla etkin olması, kurumu hem içeriden hem de dışarıdan yıpratır. Böylece, zamanla kurumun kimliği, güvenilirliği ve sağlam temeller üzerine inşa edilen kültürü yıkılır.

LİYAKATSIZ YÖNETİCİ UZUN VADEDE BANKAYI NE HALE GETİRİR?

Liyakatsız bir kişinin uzun vadede bir bankanın yönetiminde etkin olması, bankayı ciddi finansal, kurumsal ve itibar kayıplarına sürükleyebilir. Bu tür bir kişinin yönettiği bir banka, aşağıdaki olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalabilir:

1. Finansal Dengesizlik ve Çöküş:

Liyakatsız bir kişi, banka için doğru finansal stratejileri geliştiremez. Yanlış kredi politikaları, kötü yatırımlar ve risk yönetimi eksiklikleri, bankanın likidite ve kârlılık sorunlarına yol açar. Batık kredi oranları artar, riskli yatırım kararları alınır ve sonunda bankanın mali yapısı çökebilir. Bu durum, bankanın iflasına ya da birleştirme/satış yoluyla başka bir kurum tarafından devralınmasına neden olabilir.

2. Yüksek Batık Kredi Oranları:

Kötü kredi yönetimi, yeterli teminatı olmayan veya geri ödemesi yüksek risk taşıyan müşterilere kredi verilmesi, bankanın finansal sağlığını zayıflatır. Liyakatsız yönetim, riskli kredilendirme politikalarına yol açarak geri dönmeyen kredi oranlarını artırır. Bankanın zarar etmesi, sermaye yetersizliği ile sonuçlanır ve müdahale edilmediği takdirde bankanın çökmesine neden olabilir.

3. İtibar Kaybı:

Bankaların güvene dayalı çalıştığı göz önüne alındığında, liyakatsız bir kişi skandallara, etik dışı uygulamalara ve müşteri memnuniyetsizliğine yol açabilir. Bu tür durumlar, bankanın itibarını ciddi şekilde zedeler. İtibar kaybı, müşterilerin ve yatırımcıların bankadan uzaklaşmasına ve diğer finansal kurumların bankayla işbirliği yapmaktan kaçınmasına neden olur. Sonuçta, bankanın piyasadaki güvenilirliği hızla düşer.

4. Müşteri Kayıpları ve Pazar Payının Düşmesi:

Liyakatsız bir kişi müşteri odaklı bir yaklaşım sergileyemez ve bankanın ürün ve hizmet kalitesini sürdüremez. Müşteri memnuniyetsizliği, bankanın müşteri tabanında kayıplara yol açar. Bankadan memnun olmayan müşteriler, alternatif bankalara yönelir. Bu durum, bankanın müşteri portföyünü daraltır ve bankanın sektördeki pazar payının küçülmesine neden olur.

5. Çalışan Moralinin ve Yetkin İş Gücünün Kaybı:

Liyakatsız bir yönetim, çalışanların motivasyonunu ve bağlılığını azaltır. Adaletsiz terfiler, kötü liderlik ve iş yerindeki olumsuz ortam, yetenekli ve deneyimli çalışanların bankayı terk etmesine neden olur. Bu durum, bankanın insan kaynağı kalitesini düşürür, inovasyon ve verimlilik zayıflar. Sonuçta, bankanın genel performansı geriler ve uzun vadede rekabet avantajını kaybeder.

6. Düzenleyici Kurumlarla Yaşanan Sorunlar:

Bankalar, sıkı denetim ve düzenlemelere tabi kuruluşlardır. Liyakatsız bir yönetici, düzenleyici kurumlarla uyumlu çalışmayı başaramayabilir ve yasal sorunlara yol açabilir. Yetersiz uyum politikaları, bankanın büyük para cezalarına çarptırılmasına, denetimlerin sıklaşmasına veya faaliyet lisansının kısıtlanmasına neden olabilir. Bu, bankanın faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğratır.

7. Stratejik Hatalar ve Rekabetin Gerisinde Kalma:

Liyakatsız bir kişi, bankanın dijital dönüşüm, inovasyon, yeni ürün geliştirme gibi kritik alanlarda yanlış kararlar alabilir. Bankanın stratejik büyüme hedefleri göz ardı edilir veya yanlış yönlendirilir. Bu da bankayı, rakip bankaların gerisinde bırakarak uzun vadede rekabet avantajını kaybetmesine neden olur. Dijitalleşme süreçlerinin ve teknoloji yatırımlarının ihmal edilmesi, bankayı piyasada geri plana iter.

8. Kurumsal Kültürün Bozulması:

Liyakatsız bir kişi, adaletsizlik, güvensizlik ve kötü liderlik nedeniyle bankanın kurum kültürünü aşındırır. Kurum kültürünün çürümesi, iç çatışmalara ve verimsizliğe yol açar. Bankanın misyonu, vizyonu ve değerleri belirsizleşir, çalışanlar arasındaki dayanışma ve iş birliği yok olur. Bu, bankanın içten içe zayıflamasına ve stratejik hedeflerinden sapmasına neden olur.

9. Dolandırıcılık ve Yolsuzluk Riskleri:

Liyakatsız bir kişi, bankanın iç denetim ve kontrol mekanizmalarını zayıflatabilir. Bu durum, bankada yolsuzluk, suistimal ve dolandırıcılık gibi risklerin artmasına yol açar. İç kontrol mekanizmalarının zayıf olduğu bir ortamda, çalışanlar veya dış aktörler tarafından banka kaynaklarının kötüye kullanılması mümkündür. Bu da bankanın mali kayıplarına ve itibarının zedelenmesine neden olur.

10. İflas Riski ve Yatırımcı Kaybı:

Liyakatsız bir yönetim, bankanın hisse değerlerini olumsuz etkiler. Yatırımcılar, bankanın kötü yönetildiğini fark ettiklerinde hisselerini satar ve bankanın sermaye piyasalarındaki güveni düşer. Bu durum, bankanın sermaye artırmakta zorlanmasına ve likidite sorunları yaşamasına neden olabilir. Uzun vadede bu süreç, bankayı iflasın eşiğine getirir.

11. Devralınma veya Satış:

Liyakatsız yönetim, bankanın iç sorunlarını çözemedikçe ve dışarıdan destek bulamadıkça, banka başka bir kurum tarafından devralınabilir ya da varlıkları satılmak zorunda kalabilir. Bankanın büyüklüğüne bağlı olarak bu süreç, piyasa değerinin düşmesine ve mevcut hissedarların zarar etmesine neden olur.

Sonuç:

Liyakatsız bir kişi uzun vadede bankayı finansal açıdan zayıflatır, itibarını zedeler ve müşteri tabanını kaybetmesine yol açar. Banka içindeki motivasyon kaybı, stratejik hatalar ve kötü yönetim kararları bankanın performansını sürekli aşağı çeker. Eğer zamanında müdahale edilmezse, banka iflas veya devralınma gibi ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalabilir.

LİYAKATSIZ VE ETKİN YÖNETİCİNİN PSİKOLOJİK DURUMU NASILDIR?

Liyakatsız ancak etkin bir pozisyonda bulunan bir kişinin psikolojik durumu, genellikle kendini aşırı önemseme, yetersizlik duygusunu bastırma, güvensizlik ve manipülatif davranışlar gibi karmaşık özellikler barındırabilir. Bu kişinin psikolojik hali şu özelliklerle açıklanabilir:

1. Aşırı Özgüven ve Narsisizm:

Liyakatsız kişiler, genellikle sahip oldukları yetkiyi hak etmediklerinin farkında olmalarına rağmen, bu durumu örtbas etmek için aşırı özgüven sergileyebilirler. Kendilerini her konuda yetkin ve başarılı olarak görme eğilimindedirler. Bu kişilerin narsistik eğilimleri olabilir; yani sürekli takdir edilmek, övülmek ve merkeze alınmak isterler. Yaptıkları hataları kabul etmez ve sorumluluktan kaçınırlar.

2. Yetersizlik Kompleksi:

Liyakatsız bir kişi, içten içe yeterince bilgili ve yetenekli olmadığını bilir, ancak bunu kabul etmek yerine bu yetersizlik duygusunu gizlemeye çalışır. Bu durum, başkalarının eleştirilerine veya başarısına karşı aşırı hassas olmalarına ve defansif davranmalarına yol açabilir. Yetersizliklerini gizlemek için başkalarını küçümseme veya başarısızlıklarını başkalarına yükleme eğilimindedirler.

3. Güç ve Kontrol Arzusu:

Liyakatsız kişiler, genellikle içinde bulundukları pozisyonu kaybetmemek için gücü ve kontrolü elinde tutma konusunda saplantılı hale gelirler. Bu kişiler, yetkilerini artırmak ve pozisyonlarını korumak için güç mücadelelerine girebilirler. Kontrolü kaybetmekten büyük korku duyarlar ve bu yüzden başkalarını manipüle etmeye çalışırlar.

4. Manipülatif Davranışlar:

Yetersizliklerini örtbas etmek ve güçlerini korumak için manipülasyon tekniklerine başvururlar. Başkalarını etkileyerek veya onların zaaflarını kullanarak pozisyonlarını sağlamlaştırmaya çalışırlar. Yöneticilere veya astlarına farklı şekillerde davranabilir; kendi çıkarlarını maksimize etmek için olayları çarpıtabilirler.

5. Korku ve Güvensizlik:

Liyakatsız kişiler, aslında sürekli bir korku ve güvensizlik içinde yaşarlar. Bu kişiler, başkalarının yetkin olduğunu bildiklerinden, her an pozisyonlarını kaybetme endişesiyle hareket ederler. Kendilerini güvensiz hissettiklerinde, baskıcı ya da otoriter davranışlar sergileyerek bu duyguyu gizlemeye çalışırlar. Bu korku onları savunmacı ve paranoid hale getirebilir.

6. Eleştiriye Kapalı Olma:

Bu kişiler, başkalarından gelen eleştirileri genellikle kişisel bir tehdit olarak algılarlar. Eleştirileri kabul etmek yerine, kendilerini savunmaya geçerler ve eleştiriyi yapan kişiyi itibarsızlaştırmaya çalışırlar. Eleştirilmek, onların yetersizlik hissini daha da derinleştirir ve savunma mekanizmalarını tetikler.

7. Başkalarına Güvensizlik:

Liyakatsız bir kişi, diğer çalışanlara ve yöneticilere güvenmez. Kendi pozisyonunu tehlikede görür ve sürekli olarak başkalarının kendisini alt etmeye çalıştığını düşünebilir. Bu paranoya hali, iş ortamında işbirliği ve dayanışmayı zayıflatır ve kişiyi izole hale getirir.

8. İkili Yüzlülük ve Yalakalık:

Üstlerine karşı aşırı saygı ve itaate dayalı bir tavır sergilerken, astlarına karşı baskıcı ve küçümseyici olabilirler. Bu durum, onların stratejik olarak konumlarını güçlendirme girişimidir. Üstleriyle iyi ilişkiler kurarak pozisyonlarını güvence altına alırken, astları üzerinde baskı kurarak kontrolü elde tutmaya çalışırlar.

9. Bağımlılık Hissi ve Sınırsız Destek Arayışı:

Liyakatsız kişiler, kendilerini güçlü ve yetkin gösterebilmek için sürekli olarak başkalarının onayına ve desteğine ihtiyaç duyarlar. Kendilerinden daha yetkin kişilerle çalışmak yerine, kendilerini destekleyen veya yetersizliklerini sorgulamayan kişilerle işbirliği yaparlar. Bu bağımlılık hissi, onlara sürekli olarak güvenilir bir destek ağı aramalarına neden olur.

10. Sürekli Rekabet ve Kıskançlık:

Liyakatsız kişiler, diğer çalışanların başarısını veya yetkinliğini tehdit olarak görürler. Daha yetkin birinin varlığı, onların pozisyonunu tehlikeye atar gibi hissetmelerine neden olur. Bu yüzden, başarılı veya yetenekli kişilere karşı kıskançlık besleyebilir ve onların başarısını engellemek için çeşitli yollar arayabilirler.

11. Başarıyı Sahiplenme, Hataları Yönlendirme:

Liyakatsız bir kişi, başarıları kendi çabası gibi gösterirken, başarısızlıkların sorumluluğunu başkalarına yükleme eğilimindedir. Başkalarının emeğini küçümseyebilir veya göz ardı edebilir. Başarısızlık anlarında ise, hatayı ya altlarına ya da dış etkenlere bağlayarak sorumluluktan kaçınır.

Sonuç:

Bu tür bir kişinin psikolojik hali, kendi yetersizliklerini bastırmak için sürekli olarak savunmacı, manipülatif ve kontrolcü davranışlar sergileyen bir kişilik yapısına dayanır. Kendi korkularını ve güvensizliklerini gizlemek adına, başkalarını manipüle ederek, korku ve baskı yoluyla güç elde etmeye çalışırlar. Uzun vadede, bu tür psikolojik yapılar hem kendilerine hem de bulundukları kuruma büyük zarar verir.

Erol TAŞDELEN-Ekonomist, Bankacılık Uzmanı

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan Bank Mellat için faaliyet izni kaldırıldı

Yayınlanma:

|

Yazan:

İran merkezli Bank Mellat’ın İstanbul Türkiye Merkez Şubesi’nin faaliyet izni, BDDK kararıyla kaldırıldı. Karar, 19 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), İran merkezli Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesi hakkında önemli bir karar aldı. BDDK’nın 18 Eylül 2026 tarihli ve 11572 sayılı Kurul Kararı ile bankanın Türkiye’deki faaliyet izni kaldırıldı.

Karar, 19 Eylül 2026 tarihli ve 33375 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak kamuoyuna duyuruldu.

Dayanak: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71/b maddesi

Resmî Gazete’deki kararda, faaliyet izninin kaldırılmasının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.

Söz konusu hüküm, bir bankanın faaliyetine devam etmesinin mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ile mali sistemin güven ve istikrarı açısından tehlike oluşturduğunun ortaya çıkması halinde BDDK’ya faaliyet iznini kaldırma yetkisi veriyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var:

BDDK’nın yayımladığı Bank Mellat kararında, faaliyet izninin kaldırılmasına yol açan somut tespitler ayrıca açıklanmadı. Kararda yalnızca 18 Eylül tarihli yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildiği belirtiliyor.

Bank Mellat Türkiye’de uzun süredir faaliyet gösteriyordu

Bank Mellat’ın Türkiye yapılanması, BDDK’nın banka kuruluşları listesinde “Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesi” olarak yer alıyordu. Bankanın İstanbul merkezinin yanı sıra Ankara ve İzmir şubeleri de bulunuyordu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ABD’nin yaptırım uyguladığı banka TMSF’ye geçti

Golden Global Yatırım Bankası’nda TMSF dönemi: Yüzde 99,98’lik ortaklık hakkı Fon’a geçti

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD’nin yaptırım kararının ardından BDDK’dan kritik adım… Golden Global Yatırım Bankası’nın yüzde 99,98’lik payına ilişkin temettü dışındaki ortaklık hakları TMSF tarafından kullanılacak. TMSF, bankanın yönetim kuruluna da atama yaptı.

Türkiye bankacılık sektöründe dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Golden Global Yatırım Bankası A.Ş.’nin yüzde 99,98 oranındaki payına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verildi.

Karar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) 16 Eylül 2026 tarihli ve 11569 sayılı kararıyla alındı. BDDK, işlemin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 18. maddesinin 5. fıkrası kapsamında gerçekleştirildiğini açıkladı.

Üç ortağın yüzde 99,98’lik payı TMSF kontrolünde

BDDK kararında TMSF tarafından kullanılacak ortaklık hakları üç ana hissedarı kapsıyor.

Ortak Pay
Emir Kaya %53,98
Salih Berberoğlu %32,00
Recep Kaba %14,00
Toplam %99,98

Dolayısıyla karar, bankanın neredeyse tamamını temsil eden ortaklık paylarının temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasını öngörüyor.

Burada hukuki açıdan önemli bir ayrıntı bulunuyor: Kamuoyunda “TMSF bankaya el koydu” şeklinde ifade edilse de BDDK’nın resmi kararındaki teknik ifade, hisselerin temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verilmesi şeklinde.

TMSF yönetim kuruluna da atama yaptı

BDDK kararının ardından süreç bir adım daha ilerledi. TMSF, 17 Eylül 2026 tarihli Fon Kurulu kararıyla Golden Global Yatırım Bankası’nın yönetim kuruluna atamalar gerçekleştirdi. Böylece TMSF’nin sadece ortaklık haklarını kullanması değil, bu hakların kullanılması doğrultusunda bankanın yönetim yapısında da fiili bir değişiklik yapılmış oldu.

Bu gelişme, Golden Global açısından yönetim ve ortaklık yapısında önemli bir dönüm noktası niteliğinde.

Sürecin arkasında ABD yaptırımı var

Golden Global’deki gelişmenin hemen öncesinde ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC, 4 Eylül 2026 tarihinde Golden Global Yatırım Bankası ile iki bağlı kuruluşunu yaptırım listesine almıştı.

Yaptırım kapsamına;

  • Golden Global Yatırım Bankası,
  • Golden Global Portföy Yönetimi,
  • Golden Global Varlık Kiralama alındı.

ABD makamları, kuruluşların İran bağlantılı finansal işlemleri kolaylaştırdığını ve Çin-İran arasındaki bazı finansal akışlarda rol oynadığını ileri sürdü.

Reuters’ın aktardığına göre ABD Hazine Bakanlığı, bankanın İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ile bağlantılı finansal işlemlerin kolaylaştırılmasında rol oynadığını iddia etti. Golden Global ise suçlamaları reddederek yaptırım kararına konu edilen kişi ve kuruluşların müşterileri olmadığını ve söz konusu taraflarla doğrudan veya dolaylı işlem ilişkisi bulunmadığını açıkladı.

Golden Global ne demişti?

Banka, 4 Eylül’deki gelişmenin ardından kamuoyuna yaptığı açıklamada OFAC’ın iddialarını kabul etmediğini belirtti. Banka ayrıca yaptırım kararında adı geçen kişi ve kuruluşlarla müşteri ilişkisi bulunmadığını ve bu taraflarla herhangi bir işlem gerçekleştirmediğini açıkladı.

Dolayısıyla ABD’nin iddiaları ile bankanın savunması birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken hususlar olarak ortaya çıkıyor.

Neden önemli?

Golden Global dosyasını önemli hale getiren temel unsur, ABD’nin finansal yaptırımı ile Türkiye’deki bankacılık otoritesinin aldığı kararın kısa bir zaman aralığında gerçekleşmesi.

Ortaya çıkan kronoloji şöyle:

4 Eylül 2026
ABD Hazine Bakanlığı/OFAC, Golden Global ve iki bağlı kuruluşunu yaptırım listesine aldı.

16 Eylül 2026
BDDK, bankanın üç büyük ortağına ait toplam %99,98 oranındaki paylara ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verdi.

17 Eylül 2026
TMSF, bankanın yönetim kuruluna atamalar yaptı.

Bu nedenle Golden Global dosyası yalnızca bir banka ortaklık değişikliği olarak değil, uluslararası yaptırım riski ile ulusal bankacılık denetiminin kesiştiği bir vaka olarak da dikkat çekiyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankası 3,8 milyar TL’lik takipteki alacağını 627,8 milyon TL’ye sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, takipteki krediler portföyünde yer alan 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki alacağını, 627 milyon 850 bin TL bedelle 8 varlık yönetim şirketine devretti. Satışta bankanın tahsilat beklentisi ile alacağın nominal değeri arasındaki fark dikkat çekti.

Türkiye İş Bankası, tahsili gecikmiş alacak portföyündeki bir başka büyük satışı daha gerçekleştirdi. Bankanın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya göre, yapılan ihaleler sonucunda 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki takipteki alacak portföyü, 627 milyon 850 bin TL satış bedeli karşılığında varlık yönetim şirketlerine devredildi. Satış bedelinin nakden tahsil edildiği bildirildi.

8 varlık yönetim şirketi aldı

Satış kapsamında söz konusu alacaklar;

  • Dünya Varlık Yönetim A.Ş.
  • Novatra Varlık Yönetim A.Ş.
  • Gelecek Varlık Yönetim A.Ş.
  • Emir Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birikim Varlık Yönetim A.Ş.
  • Ortak Varlık Yönetim A.Ş.
  • Sümer Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.

olmak üzere toplam 8 varlık yönetim şirketine devredildi.

3,8 milyar TL’lik alacak 627,8 milyon TL’ye satıldı

Satışın en dikkat çekici tarafı, alacağın nominal tutarı ile satış bedeli arasındaki yüksek fark oldu.

3,801 milyar TL nominal alacak → 627,85 milyon TL satış bedeli

Buna göre varlık yönetim şirketlerinin ödediği bedel, nominal alacağın yaklaşık %16,5’i seviyesinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle portföy, nominal değer üzerinden yaklaşık %83,5 iskonto ile devredilmiş oldu.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bu oran, bankanın alacağı için daha önce bilançoda ayırdığı karşılıklar ve söz konusu portföyün gerçek tahsilat potansiyeli dikkate alınmadan doğrudan “bankanın zararı” şeklinde yorumlanmamalı.

Çünkü takipteki alacak satışlarında nominal alacak tutarı ile bankanın bilançosundaki net taşıma değeri aynı şey değildir.

İş Bankası 2026’da takipteki alacak satışlarını artırıyor

Bu satış, İş Bankası’nın 2026 yılı içerisindeki tahsili gecikmiş alacak satışları açısından da dikkat çekici.

Banka mart ayında 3 milyar 776,2 milyon TL tutarındaki takipteki alacağını 671 milyon TL bedelle beş varlık yönetim şirketine devretmişti.

Haziran ayında ise 3 milyar 936 milyon TL tutarındaki başka bir portföy 727,1 milyon TL bedelle dokuz varlık yönetim şirketine satılmıştı.

Eylül ayındaki son satış da eklendiğinde, yalnızca bu üç işlemde İş Bankası’nın satışa konu ettiği takipteki alacakların nominal büyüklüğü yaklaşık 11,51 milyar TL, toplam satış bedeli ise yaklaşık 2,03 milyar TL seviyesine ulaşıyor.

Bu üç işlemin ortalama satış oranı yaklaşık %17,6 seviyesinde bulunuyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.