GÜNDEM
İsim isim yeni bakanlar kurulunda kimler var?
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı yeni kabinedeki sürpriz isimler ve detaylar:
Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay yerine Cevdet Yılmaz getirildi.
CEVDET YILMAZ KİMDİR?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 1967 yılında doğdu. ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nü birincilikle bitirdi. Yüksek lisansını ABD Denver Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde, doktorasını Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde tamamladı. Başbakanlık DPT Müsteşarlığı, AB ile İlişkiler Genel Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Ulusal Ajans, ATAUM ve Sümer Halı’da yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. 23, 24, 26 ve 27’inci dönemlerde Bingöl, 25. Dönem’de Diyarbakır milletvekili seçildi. Parlamentolararası Birlik (PAB) Türk Grubu Başkanlığı yaptı. 60. Hükümet’te devlet bakanı, 61, 62 ve 64’üncü hükümetlerde kalkınma bakanı, 63. Hükümet’te başbakan yardımcısı olarak görev aldı. AK Parti MKYK Üyesi, Tanıtım ve Medya, Dış İlişkiler ve Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldu. 2020 yılı Kasım ayında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı görevini üstlenirken, 14 Mayıs seçimlerinde 3 dönem kuralı nedeniyle milletvekili adayı olmadı.
Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yerine Yılmaz Tunç getirildi.
YILMAZ TUNÇ KİMDİR?
1 Şubat 1971’de Bartın Ulus’ta doğdu. Babası emekli öğretmen, annesi ev hanımı. İlkokula köyünde gitti. Orta ve lise öğrenimini Kastamonu Göl Öğretmen Lisesi’nde tamamladı. 1995’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali Hukuk Anabilim Dalında Yüksek Lisans yaptı. ‘Bankacılık Kanuna Aykırı Eylemler, Vergi Hukukuna İlişkin Suçlar, Ödeme Gücüne Göre Vergileme, Vergi Yargısı, Ekonomik Suçlar’ konularında araştırmalarda bulundu. Avukatlık yaptı ve İstanbul Barosu CMK servisinde çalıştı. AK Parti Pendik Kurucu İlçe Başkanı ve Pendik Belediye Meclis Üyesi olarak görev aldı. AK Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcılığı, sivil toplum kuruluşlarında yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. 23, 24, 25, 26 ve 27. dönemde Bartın milletvekili seçildi. 2020-2022 yılları arasında Adalet Komisyonu Başkanlığı yaptı. Orta düzeyde İngilizce biliyor, evli ve üç çocuk babası.
Eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık yerine Mahinur Özdemir Göktaş getirildi.
MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ KİMDİR?
Mahinur Özdemir Göktaş, 1982 yılında Belçika’da doğdu. Konya ve Emirdağ asıllı göçmen bir Türk ailenin Belçika’daki üçüncü nesil fertlerinden olan Göktaş, Brüksel ULB Üniversitesi İnsan Kaynakları Mühendisliği Bölümü’nde lisans, kamu yönetimi alanında da master yaptı. 24 Haziran 2009 tarihinde Hıristiyan Demokrat çizgideki CDH’den Brüksel Meclisi’ne seçildi. Böylece Avrupa Parlamentosu’na vekil seçilen ilk başörtülü oldu. 2015 yılında sözde Ermeni soykırımı iddiasını reddetmesi nedeniyle partisinden ihraç edildi ve siyasete bağımsız milletvekili olarak devam etti. 12 Eylül 2019 tarihinde açıklanan “Büyükelçi ve daimi temsilci atamaları” ile Cezayir Büyükelçisi olarak atandı. Türkiye’nin Kuzey Afrika’ya atadığı ilk kadın büyükelçi olan Göktaş, evli ve iki çocuk annesi. Türkçe ve Fransızca’nın yanı sıra ileri düzeyde Felemenkçe, İngilizce ve Latince biliyor. Göktaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeni kabinesinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olarak görev yapacak.
Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin yerine Vedat Işıkhan getirildi.
VEDAT IŞIKHAN KİMDİR?
5 Haziran Pazartesi günü gerçekleştirilecek devir teslim töreni ile görevine resmen başlayacak olan Işıkhan, 1966 yılında Mardin Artuklu’da doğdu. İlk, orta ve lise eğimini İzmir’de tamamlayan Işıkhan, Hacettepe Üniversitesi sosyal hizmet alanında lisans, yüksek lisans, doktora, doçentlik ve profesörlük süreçlerini tamamladı.
Akademik hayatı boyunca alanında başarılı çalışmalar yapan Işıkhan; Hacettepe Üniversitesi Aile Hizmetleri Uygulama Merkezi Müdür Yardımcılığı, Sosyal Hizmet Bölüm Başkanlığı, İktsadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Akademik yaşantısında uzmanlaştığı önemli alanlar; çalışma hayatı, iş sağlığı ve güvenliği, işçi hakları, çocuk işçiliği ile mücadele, sosyal politika, sosyal sorunlar, sosyal hizmet, sosyal güvenlik, sosyal yardımlar, dezavantajlı gruplar, endüstri ilişkileri, sendikalar, aktif yaşlanma, yaşlı bakım sigortası ve emeklilik sonrası sorunlar yer almaktadır.
2012 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Hükümet Programı kapsamında hayata geçirdiği Aile Sosyal Destek Programı’nın (ASDEP) ilk saha çalışmasında ASDEP Genel Koordinatörü olarak görev yapmış ve programın başarılı bir şekilde icra edilmesinde etkin rol almıştır.
Işıkhan, 8 Ekim 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyeliği’ne ve 17 Aralık 2021’de Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Başkanvekilliğine atandı. Bu görev süresince Türkiye genelinde sosyal politika alanıyla ilgili saha çalışmaları, ilgili kurumların çalışmaları, illerin mevcut sosyal politika alanlarının gelişmesine yönelik yerinde incelemeler yaparak politika stratejileri geliştirmiştir. Çok iyi düzeyde İngilizce, iyi düzeyde Fransızca ve Arapça bilmekte olan Işıkhan evli ve 3 çocuk babasıdır.
Eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yerine Mehmet Özhaseki getirildi.
MEHMET ÖZHASEKİ KİMDİR?
1957 yılında Kayseri’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de tamamladı. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü kazandı. O günkü siyasi şartlar ve öğrenci olayları sebebiyle buradaki eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı ve ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Mezuniyetten sonra Kayseri Adliyesi’nde avukatlık stajını tamamladı. Eğitim hayatı sonrası tekstil üzerine iş yapan aile şirketinin başına geçti. 1994 yılına kadar tekstil başta olmak üzere farklı sektörlerde başarılı bir ticari hayat yürüttü. 1980 sonrasında uzun yıllar dezavantajlı guruplara hizmet etmeyi gaye edinen vakıf ve derneklerin kuruluşunda görev aldı. Kayseri’de ilk aşevi faaliyeti, öğrencilere karşılıksız burslar ve kış aylarında yakacak fonu gibi faaliyetlerin hayata geçmesinde öncü rolü üstlendi. 27 Mart 1994’te yapılan Mahalli İdareler Seçimleri’nde Melikgazi Belediye Başkanı oldu. Ardından 23 Haziran 1998 tarihinde Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapılan oylama ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 1999, 2004, 2009 ve 2014 yerel seçimlerinde rekor oylar alarak Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttü.
Öz kaynakların doğru kullanımı ve ortak akıl ile hareket etmeyi referans alan ‘Haseki Modeli Belediyecilik’ modeliyle yerel yönetimler anlayışına damgasını vurdu. Özellikle kamu kaynakları kullanmadan sıfır maliyetle devasa projelerin hayata geçtiği belediyecilik yatırımları Türkiye’ye örnek oldu. UEFA standartlarında Kayseri Stadyumu ve yine 70 kilometre uzluğunda enerji üretimi ve tarımsal sulamaya hizmet verecek olan Yamula Barajı dikkat çeken projeler arasında yer aldı. Uluslararası kriterlere göre yapılan ve Alpler standartlarında Erciyes’e bir turizm ve kayak merkezi yine yerel yönetim örneği olarak Türkiye’de ilk defa Mehmet Özhaseki’nin Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde hayata geçmiştir. Türkiye’de kentsel dönüşüm mevzuatı yok iken kendine has yöntemlerle hayata geçirdiği dönüşüm projeleriyle, kentsel dönüşüm mevzuat ve uygulamalarının sistemleşmesine ve yaygınlaşmasına ışık tuttu.
Büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerinin üyesi olduğu Tarihi Kentler Birliği’nin (TKB) 2004 – 2011 yılları arasında 7 yıl başkanlığını yaptı. TKB’nin yurtiçinde ve yurtdışında kurumsal kimlik kazanmasında ve yurt genelinde birçok tarihi eserin restorasyonu ve fonksiyon yüklenerek yeniden hayat bulmasına büyük katkılar sağladı. 10 Şubat 2015 tarihinde Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan istifa etti ve AK Parti’den milletvekili adayı oldu. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerde 25. Dönem Kayseri Milletvekili olarak seçildi. 12 Eylül 2015 tarihinde yapılan AK Parti Olağan Büyük Kongresi’nden sonra Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı olarak görev aldı. 1 Kasım 2015 tarihinde yinelenen genel seçimlerde, tekrar Kayseri Milletvekili olarak seçildi ve 26. Dönem Kayseri Milletvekili oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle, 65. Dönem Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde Çevre ve Şehircilik Bakanı oldu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptığı dönemde, Türkiye’nin şehircilik çalışmalarında tarihe geçecek pek çok proje ve uygulamaya imza attı.
Şehircilik Şurası, Bizim Şehir Projesi, Sıfır Atık gibi projeler, Özhaseki’nin bakanlığı döneminde hayata geçti. Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütlerinin çukur eylemleri nedeniyle harap ettiği bölgeler, olağanüstü bir hızla yine Özhaseki’nin bakanlığı döneminde kültürel dokuya uygun olarak yeniden imar ve inşa edildi. Ankara’da; Mogan Gölü’nün temizlenmesi, Saraçoğlu Mahallesi’nde tarihi ve kültürel dokuya uygun şekilde kentsel dönüşüm çalışmalarının başlatılması aynı dönemde başladı. İstanbul’un tarihi kent bölgesinin yenilenmesi ve dünyanın en önemli tarihi ve kültürel boyutlu turizm destinasyon bölgesi olması yanında; depremle mücadele stratejisinin belirlenmesini temellendiren teknik çalışmalar, Özhaseki’nin bakanlık yaptığı dönemde önemli bir gündem olarak masaya yatırıldı. Yol haritaları çıkartıldı, stratejileri belirlendi. Yaptığı vurgularla Türkiye’de deprem farkındalığın oluşmasını sağlayan devlet ve siyaset adamı olarak dikkat çekti. Bu sebeple Kahramanmaraş depreminden sonra Özhaseki’nin yıllar önce yaptığı uyarılar, vizyon bir devlet adamı görüşü olarak sıkça gündeme geldi ve takdir topladı.
24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde Kayseri Milletvekili olarak seçildi ve 27. Dönem Kayseri Milletvekili oldu. 18 Ağustos 2018 tarihinde yapılan AK Parti Olağan Büyük Kongresi’nde, Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı olarak ikinci kez yer aldı. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın görevlendirmesiyle; 2019 Yerel Seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın Yerel Seçim düzeyinde kurulmasında AK Parti adına tam yetkili olarak görüşmeleri yürüttü. 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı oldu. 24 Mart 2021 tarihinde yapılan AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nin ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı olarak parti yönetiminde tekrardan görev aldı. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle, Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek bakanlıklar arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak önemli bir sorumluluk üslendi. Av. Neşe Sarıgül Özhaseki ile evli olan Mehmet Özhaseki’nin Elif, Enes, Merve ve Zeynep adında 4 çocuğu bulunmaktadır. Özhaseki, İngilizce ve Arapça bilmektedir.

Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yerine Hakan Fidan getirildi. Hakan Fidan, 2010’dan beri MİT Başkanı olarak görev yapıyordu.
HAKAN FİDAN KİMDİR?
Hakan Fidan, 1968 yılında Ankara’da doğdu. Kara Kuvvetleri Muhabere Okulu (1986) ve Kara Kuvvetleri Dil Okulu mezunu olan Fidan, akademik tahsilinin büyük kısmını TSK’daki görevi esnasında yaptı. Almanya’da bulunan NATO Süratli Reaksiyon Kolordusu İstihbarat ve Harekât Başkanlığı’nda yurtdışı görevde bulundu. Bu dönemde, University of Maryland University College’dan Siyaset ve Yönetim Bilimi alanında lisans dereceleri, yurda döndükten sonra Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden yüksek lisans ve doktora dereceleri aldı. TSK’daki astsubaylık görevinden mecburi hizmetini müteakip istifa etti. Daha sonra Büyükelçilik Siyasi ve Ekonomik Danışmanlığı, Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi (TİKA) Başkanlığı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı (Dış politika ve uluslararası güvenlikten sorumlu) görevlerinin yanı sıra Başbakanlık Özel Temsilciliği de yaptı. Bu görevlere paralel olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu Üyeliği, Birleşmiş Milletler Kalkınma İşbirliği Platformu Danışma Kurulu Üyeliği, Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliği, Yunus Emre Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve OYAK Genel Kurul Üyeliği görevlerini yürüttü. Uluslararası güvenlik, uluslararası kalkınma ve Türk Dış Politikası konularında akademik çalışmalarda bulunan Hakan Fidan, Hacettepe ve Bilkent üniversitelerinde yarı zamanlı olarak uluslararası ilişkiler alanında dersler verdi. Kısa bir süre MİT Müsteşar Yardımcılığı görevinin ardından, 27 Mayıs 2010 tarihinde MİT Müsteşarı olarak atandı ve 10 Şubat 2015 tarihinde bu görevinden ayrıldı, 10 Şubat 2015 tarihinden geçerli olmak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekili aday adayı olmak için istifa etti. Ancak, 9 Mart 2015 tarihinde yazılı açıklama yaparak aday adaylığı başvurusunu geri çekti. 10 Mart 2015’te görevine geri döndü.
Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yerine Alparslan Bayraktar getirildi.
ALPARSLAN BAYRAKTAR KİMDİR?
Alparslan Bayraktar 1975 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 2016-2018 yılları arasında ETKB Müsteşar Yardımcılığı ve Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü; 2010-2016 yılları arasında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nda Kurul Üyeliği yapan Alparslan Bayraktar kamu görevlerinden önce ise yurtiçinde ve yurtdışında özel sektörde çalıştı.
Uluslararası kuruluşlar bünyesinde enerji yönetimi ve düzenlemeleri alanında çalışmaları bulunan Bayraktar, Enerji Düzenleyicileri Konfederasyonu (ICER) ve Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği (ERRA) Başkanlığı yapmıştır. Bayraktar halen Dünya Enerji Konseyi Türkiye Başkanlığını yürütmektedir.
Alparslan Bayraktar lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümünde tamamlamıştır. Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Ekonomi Hukuku alanında ve Fletcher School of Law and Diplomacy’den Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans derecelerine sahiptir. Doktorasını ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yer Sistem Bilimleri Bölümünde Enerji Ekonomisi ve Politikası alanında yapmıştır.
Eski Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu yerine Osman Aşkın Bak getirildi.
OSMAN AŞKIN BAK KİMDİR?
Osman Aşkın Bak, 11 Ekim 1966 yılında Rize’nin Pazar ilçesinin Derinsu köyünde dünyaya geldi. Lise öğrenimini Kabataş Erkek Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi’ni bitirdi. İngiltere’de Nottingham Üniversitesi’nde İşletme Yönetimi ve Endüstri Mühendisliği alanında yüksek lisans, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Endüstri Mühendisliği Programı’nda doktora yaptı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türk-İran İş Konseyi Yürütme Kurulu üyeliği ve İstanbul Ticaret Odası’nda meclis üyeliği görevlerinde bulundu. Çeşitli spor kulüplerinde genel sekreterlik ve başkanlık görevleri ile federasyonlarda yönetim kurulu üyeliği, kurul üyeliği, genel kurul delegeliği ve başkanlık yaptı. 24. Dönem’de İstanbul, 25, 26 ve 27’nci dönemlerde Rize’den milletvekili seçildi. NATO Parlamenterler Asamblesi Türk Grubu Üyesi ve Dışişleri Komisyonu Sözcülüğü yaptı. NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Siyasi Komite Başkan Yardımcılığı görevine seçildi. Dopingle Mücadele Araştırma Komisyonu Başkanlığı yaptı. 65. Hükümet’te de Gençlik ve Spor Bakanı olarak görev aldı. Evli ve 4 çocuk babası.
Eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati yerine Mehmet Şimşek getirildi. Mehmet Şimşek, 2009-2015 yıllarında da Maliye Bakanı olarak görev yapmıştı.
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yerine Ali Yerlikaya getirildi. Yerlikaya, son 5 yıldır İstanbul Valisi olarak görev yapıyordu.
ALİ YERLİKAYA KİMDİR?
1968 tarihinde Konya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Konya’da tamamladı. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi “Kamu Yönetimi” bölümünden mezun oldu. 1990-2003 yılları arasında Erzin, Felehiye, Derabucak, Hilvan ve Sarıkaya Kaymakamlığı görevlerinde bulundu. 2003-2004 tarihleri arasında İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği, 2004-2007 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. 13.12.2007 – 17.05.2010 tarihleri arasında Şırnak Valiliği, 23.05.2010 – 09.08.2012 tarihleri arasında Ağrı Valiliği, 17.08.2012 – 03.03.2015 tarihleri arasında Tekirdağ Valiliği,
05.03.2015 – 03.11.2018 tarihleri arasında Gaziantep Valiliği ve 26 Ekim 2018 tarihinden itibaren İstanbul Valiliği görevlerinde bulundu. Hatice Nur Yerlikaya ile evli, dört çocuk babasıdır.
Eski Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer yerine Yusuf Tekin getirildi. Yusuf Tekin, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörüydü.
YUSUF TEKİN KİMDİR?
Yarın gerçekleştirilecek devir teslim töreniyle görevine resmen başlayacak olan Tekin, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü 1994’te bitirmesinin ardından kariyerine aynı yıl Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak başladı.
Siyaset ve sosyal bilimler alanında 1997’de yüksek lisans ve 2002’de doktorasını tamamlayan Tekin, Gaziosmanpaşa Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’ne öğretim üyesi olarak atandı. Söz konusu fakültede 2007’ye kadar yardımcı doçent olarak görev yapan Tekin, aynı yıl Siyaset ve Sosyal Bilimler (Siyasal Hayat ve Kurumlar) alanında doçent oldu. Tekin, 2009 yılına kadar Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünde çalıştıktan sonra, Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Fakültesi’ne atandı.
Öğretim üyeliği süresince bölüm başkanlığı, dekan yardımcılığı, üniversite senato üyeliği, fakülte ve enstitü yönetim kurulu üyeliği gibi idari görevlerde de bulunan Tekin, 2011 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığına Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Tekin, 2013’te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı görevine başladı. Müsteşarlık makamının kaldırılması sonrası Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümüne profesör olarak atanan Tekin, 15 Eylül 2018 tarihinde Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi rektörlüğü görevine başladı. Evli ve üç çocuk babası Tekin, iyi derecede İngilizce biliyor.
Eski Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar yerine Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler getirildi.
YAŞAR GÜLER KİMDİR?
1954 yılında Ardahan’da doğan Güler, teğmen rütbesiyle 1974 yılında Kara Harp Okulundan, 1975 yılında ise Muhabere Okulundan mezun olmuştur. Özgeçmişinde pek çok görev yeri bulunan Güler, kurmay subay olarak; 1986-1988 yılları arasında Yurt İçi Bölge Komutanlığında Harekat Başkanlığı, 1988-1991 yıllarında Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığında Plan Subaylığı, 1991-1992 yılları arasında 12’nci Piyade Tümen Harekat ve Eğitim Şube Müdürlüğü, 1992-1994 yılları arasında Silopi’de İç Güvenlik Tabur Komutanlığı, 1994-1995 yılları arasında Bosna-Hersek Türk Tugay Komutan Yardımcılığı, 1995-1997 yılları arasında Başbakanlık Askerî Başdanışmanlığı Proje Subaylığı, 1997-1999 yılları arasında Napoli/İtalya’da konuşlu NATO Güney Bölge Komutanlığı Muhabere Başkan Yardımcılığı, 1999-2000 yılları arasında Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkez Komutanlığı, 2000-2001 yılları arasında Gnkur. Tatbikatlar Şube Müdürlüğü görevlerini yürüttü.
2001 yılında Tuğgeneralliğe terfi eden Güler, 2001-2003 yılları arasında 10’uncu Piyade Tugay Komutanlığı, 2003-2005 yılları arasında Gnkur. MEBS Plan Koordinasyon Daire Başkanlığı görevlerini yürüttü. 2005 yılında tümgeneralliğe terfi eden Güler, 2005-2007 yılları arasında MEBS Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı, 2007-2009 yılları arasında Gnkur. Eğitim Daire Başkanlığı görevlerinde bulunan Güler, 2009 yılında Korgeneralliğe terfi etti. Korgeneral rütbesiyle; 2009-2010 yılları arasında Harita Genel Komutanlığı, 2010-2011 yılları arasında 4’üncü Kolordu Komutanlığı, 2011-2013 yılları arasında Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı görevlerinde bulundu. 2013 Yüksek Askeri Şura Kararları ile Orgeneralliğe terfi ederek 2013-2016 yılları arasında Genelkurmay İkinci Başkanlığı, 2016-2017 yıllarında Jandarma Genel Komutanlığı, 2017-2018 yıllarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerini yürüttü. Orgeneral Yaşar Güler Cumhurbaşkanlığının 9 Temmuz 2018 tarihli kararnamesiyle Genelkurmay Başkanlığı görevine atanmıştı.
TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Şeref Madalyası’na sahip olan Güler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni kabinesini açıklamasıyla birlikte yeni Milli Savunma Bakanı oldu. Demet Güler ile evli olan Orgeneral Yaşar Güler bir çocuk ve iki torun sahibidir ve İngilizce bilmektedir.
Eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank yerine Mehmet Fatih Kacır getirildi.
MEHMET FATİH KACIR KİMDİR?
Kacır, 1984 yılında İstanbul’da doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamlayan Kacır, 2003 yılında üniversite giriş sınavlarında Türkiye 12’ncisi oldu. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümündeki lisans eğitimini 2008 yılında Onur Derecesi’yle tamamladı. Üniversite eğitimi sırasında öğrenci temsilciliği yaptı, Proje ve Araştırma Kulübü’nün kurucu başkanlığını üstlendi, öğrenci projelerine öncülük etti.
Üniversite mezuniyeti sonrası farklı sektörlerde girişimci olmayı seçen Kacır, kurucusu ve yöneticisi olduğu şirketlerle simülasyon yazılım ve donanımları, dijital açık hava reklamcılığı, sanal gerçeklik uygulamaları ve gıda sektörlerinde faaliyet gösterdi. Şirketlerinde faydalı model ve endüstriyel tasarımlar geliştirerek yenilikçi uygulamalara imza attı. Ticari hayatın yanında sivil toplum kuruluşlarında da aktif rol aldı. Kurucuları arasında yer aldığı Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren Kacır, T3 Vakfı bünyesinde Deneyap Teknoloji Atölyeleri kurulmasının, özel yetenekli öğrencilere yönelik sürdürülen Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı’nın, Bilim Merkezleri ve Girişim Merkezi programlarının, Türkiye’nin ilk Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali olan Teknofest İstanbul’un öncüleri arasında yer aldı.
Profesyonel iş yaşamında yöneticilik yapan Mehmet Fatih Kacır, evli ve 2 çocuk babasıdır.
Eski Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci yerine İbrahim Yumaklı getirildi.
İBRAHİM YUMAKLI KİMDİR?
Yarın gerçekleştirilecek devir teslim töreniyle görevine resmen başlayacak olan Yumaklı, 1992 yılında Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun olmasının ardından 1993 yılında Marshall Boya A.Ş.’de ithalat işlemleri uzmanı olarak iş hayatına adım attı. 2011 yılına kadar Akzo Nobel Türkiye bünyesinde bulunan Marshall Boya A.Ş. ile bağlı grup şirketlerinin mali gruplarında yöneticilik yapan Yumaklı, 2011 yılında Aljazeera Türkiye’de çalışmaya başladı. Yumaklı, 2012-2015 yılları arasında Aljazeera Türkiye’nin sahip olduğu televizyon kanalını yönetmesi sonrası Ocak-Ekim 2016 tarihleri arasında Anadolu Ajansı Uluslararası Operasyonlar Direktörlüğü görevini yürüttü. Ekim 2016 tarihinden itibaren GÜBRETAŞ’ta Genel Müdür ve İcracı Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevini sürdüren Yumaklı, 7 Nisan 2022 tarihinde Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı görevine getirildi. Yumaklı, 3 Haziran 2023’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Tarım ve Orman Bakanı olarak atandı. İngilizce bilen Yumaklı, evli ve iki çocuk babasıdır.
Eski Ticaret Bakanı Mehmet Muş yerine Ömer Bolat getirildi.
ÖMER BOLAT KİMDİR?
1963 yılında İstanbul’da doğan Bolat, Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası Ekonomik İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Avrupa entegrasyonu alanında Hollanda-Amsterdam Üniversitesi’nde tamamladı. 2015’ten itibaren İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde uluslararası ekonomi, yönetim, işletme ve girişimcilik alanında Yüksek Lisans dersleri veren Bolat, Müstakil Sanayici ve İşadamları
Derneği (MÜSİAD) başkanlığı yaptı.
2000 yılından 2020 yılına kadar Albayrak Holding’te CEO olan Bolat, 2012-2015 yılları arasında 3 yıl AK Parti MKYK üyesi ve Ekonomik İşler Başkan Yardımcısı oldu. 2015’ten itibaren AK Parti’de Siyasi Erdem ve Etik Kurulu asıl üyesi olarak görevini sürdürüyordu.
Eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu yerine Abdulkadir Uraloğlu getirildi.
ABDULKADİR URALOĞLU KİMDİR?
Bürokrasinin içerisinden gelen Uraloğlu 1966 yılında Trabzon’da doğdu. Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden 1988 yılında mezun olan Uraloğlu, aynı yıl özel sektörde Saha Mühendisi olarak görev yaptı. Karayolları Genel Müdürlüğündeki çalışma hayatına 1989 yılında Karayolları Erzurum 12. Bölge Müdürlüğünde Etüt Ekip Mühendisi olarak başlayan Uraloğlu, 1990-1998 yılları arasında Karayolları Ankara 4. Bölge Müdürlüğünde Etüt Ekip Mühendisi, Kontrol Mühendisi ve Kontrol Şefliği görevlerinde bulunduktan sonra 1998 yılında Erzurum Bölge Müdürlüğü Yapım Başmühendisliği görevine getirildi. 2003 yılında Trabzon 10. Bölge Müdür Yardımcısı olan Uraloğlu, 2005 yılında Kayseri 6. Bölge Müdürü, 2006 yılında da Samsun 7. Bölge Müdürü olarak atandı. 2009 yılında kısa bir süre Karayolları Bursa 14. Bölge Müdürü olarak görevlendirilen Uraloğlu, tekrar Samsun’a dönerek, toplam 6,5 yıl Samsun’da Bölge Müdürlüğü görevini yürüttü. 2012 yılında İzmir 2. Bölge Müdürlüğü görevine getirilen Uraloğlu, 23 Temmuz 2018 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Karayolları Genel Müdürü olarak atandı. Uraloğlu, 2003 yılında başlatılan Acil Eylem Planı kapsamında yoğunluk kazanan Bölünmüş Yollar, Bitümlü Sıcak Karışım kaplamalı yollar, tek platformlu yolların iyileştirilmesi ve Yap-İşlet-Devret Otoyol projelerinin hayata geçirilmesine katkı sağladı.
Türkiye’nin karayolu ağına önemli kazanımlar sağlayacak yeni otoyol, bölünmüş yol, köprü, tünel projelerinin yapım, plan ve projelendirme çalışmalarını da yürüten Uraloğlu aynı zamanda Karayolları Makine Parkı’nın yenilenmesi, yerli ve milli araç kullanım oranının artırılması için araştırma geliştirme faaliyetlerine de özel önem vermekteydi. Aynı zamanda Yollar Türk Milli Komitesi (YTMK) ve Karayolları Vakfı (KAV) Başkanlığı görevlerini de yürüten Abdulkadir Uraloğlu evli ve üç çocuk babasıdır.
DEĞİŞMEYEN BAKANLAR
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yeni Kabine’de de görevlerine devam edecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
MEHMET NURİ ERSOY KİMDİR?
Mehmet Nuri Ersoy 1968 yılında İstanbul’da doğdu. Alman Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme Bölümü’nden mezun oldu.
1985 yılında, lise öğrenimine devam ederken, rehberlik yaparak turizm sektörüne ve iş dünyasına atıldı.
1991 yılında, üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra, paket tur ve otel konaklama hizmetleri veren şirketini kurdu.
2000 yılında otelcilik alanına giriş yapan Mehmet Nuri Ersoy, turizm sektöründe geçirdiği 33 yılın sonunda, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde Kültür ve Turizm Bakanı olarak görevlendirildi.
Mehmet Nuri Ersoy, 9 Temmuz 2018 tarihinde Bakanlık görevine başlamasıyla birlikte, şirketindeki bütün görev ve unvanlarını devretti.
Çok iyi düzeyde Almanca ve İngilizce bilen Mehmet Nuri Ersoy, Pervin Ersoy ile evli ve iki çocuk babasıdır.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca
FAHRETTİN KOCA KİMDİR?
Dr. Fahrettin Koca, 2 Ocak 1965’te Konya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğduğu kentte, liseyi Bursa Erkek Lisesi’nde bitirdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1988’de tamamlayarak tıp doktoru unvanını aldı. İhtisasını İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda tamamlayarak 1995’te Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu.
Çeşitli sağlık kurumlarında hekimlik ve medikal direktörlük görevlerinde bulundu. Kurduğu ve başkanlığını yürüttüğü sağlık kurumlarında Türkiye’nin sağlıkta dönüşüm politikaları doğrultusunda önemli atılımlar gerçekleştirdi. Başkanı olduğu Türkiye Eğitim Sağlık ve Araştırma (TESA) Vakfı tarafından 2009 yılında kurulan İstanbul Medipol Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Başkanlığını yürüttü.
Evli ve dört çocuk babası olan Koca’nın Türk Pediatri Kurumu, Pediatrik Metabolizma ve Beslenme Derneği, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Sağlık Meslek Komitesi, Özel Hastaneler Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) üyelikleri bulunmaktadır. Aynı zamanda Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) Eğitim Komitesi İş Konseyi Başkan Yardımcısı, Vakıf Üniversite Hastaneleri Derneği’nin Başkanı ve Hizmet İhracatçıları Birliği Sağlık Hizmetleri Komitesi Başkanıdır.
İlginizi Çekebilir
Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi: Yönetici İstismarı Bağışları, Kurumsal İtibarı ve Toplumsal Dayanışmayı Nasıl Çökertiyor?
Haber Analiz | Bankavitrini.com
Dernek ve vakıflar, toplumun en önemli sosyal sermaye kurumları arasında yer alır. Eğitimden sağlığa, kültür-sanattan afete kadar birçok alanda kamu hizmetini tamamlayıcı rol üstlenirler. Bu kurumların en büyük sermayesi ise para değil, güvendir.
Ancak son yıllarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada bazı dernek ve vakıflarda ortaya çıkan yönetim zafiyetleri, usulsüzlük iddiaları, çıkar çatışmaları ve kişisel menfaat amaçlı uygulamalar yalnızca ilgili kurumu değil, aynı alanda faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını olumsuz etkilemektedir.
Araştırmalar, bağışçıların en önemli karar kriterinin “kuruma duyulan güven” olduğunu gösteriyor. Güven kaybı yaşandığında bağışlar azalıyor, gönüllüler uzaklaşıyor, sponsorlar geri çekiliyor ve kurumların uzun yıllarda oluşturduğu itibar kısa sürede yok olabiliyor.
Dernek ve vakıfların gerçek sermayesi paradan önce güvendir
Bir şirket müşteri kaybettiğinde reklam yaparak yeni müşteri bulabilir.
Bir banka sermayesini artırabilir.
Bir sanayi şirketi yeni yatırımcı bulabilir.
Ancak; bir dernek veya vakıf güvenini kaybettiğinde yerine koyması en zor varlığını kaybetmiş olur.
Çünkü bağış;
- zorunlu değildir,
- tamamen gönüllülük esasına dayanır,
- güven ortadan kalktığında ilk kesilen kaynak haline gelir.
Yönetici istismarının en sık görülen biçimleri
Her usulsüzlük mutlaka suç teşkil etmeyebilir; ancak etik açıdan ciddi güven kaybına yol açabilecek uygulamalar şunlardır:
Mali istismar
- bağışların amacı dışında kullanılması
- kayıt dışı harcamalar
- şeffaf olmayan muhasebe
- belge eksiklikleri
Yetki istismarı
- kararların tek kişi tarafından alınması
- yönetim kurulunun devre dışı bırakılması
- aile bireylerinin yönetimde yoğunlaşması
Çıkar çatışması
- yöneticilerin kendi şirketlerinden mal veya hizmet alınması
- yakın akrabalara iş verilmesi
- ihalesiz alımlar
İtibar istismarı
- kurum adının kişisel kariyer için kullanılması
- siyasi veya ticari çıkar sağlanması
- bağışçı bilgilerinin amacı dışında kullanılması
Güven kaybının ilk etkisi bağışlarda görülür
Bağışçı psikolojisi oldukça nettir.
Bağış yapan kişi şunu düşünür: “Param gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor mu?”
Bu sorunun cevabı net değilse;
- düzenli bağışlar durur,
- yeni bağışçı kazanımı zorlaşır,
- kurumsal sponsorlar uzaklaşır,
- uluslararası fonlar risk görmeye başlar.
Akademik çalışmalar, dolandırıcılık veya varlık kötüye kullanımı haberlerinin ardından bağışların düştüğünü; etkin şeffaflık, kayıpların telafisi ve yönetişim reformlarının ise güveni kısmen yeniden tesis edebildiğini göstermektedir.
En büyük zarar masum dernek ve vakıflara olur
Bir kurumdaki skandal; aynı alanda çalışan yüzlerce dürüst kuruluşu da etkiler.
Örneğin;
Bir çocuk vakfında yaşanan mali usulsüzlük haberi; diğer çocuk vakıflarının da bağışlarını azaltabilir.
Bir sağlık derneğindeki skandal; tüm sağlık STK’larına duyulan güveni zayıflatabilir.
Bu durum literatürde “güven bulaşıcılığı” olarak da değerlendirilmektedir.
Gönüllüler de kurumdan uzaklaşır
Bağış kadar önemli diğer unsur; gönüllü insan kaynağıdır.
Güven kaybı yaşayan kurumlarda;
- uzmanlar görev almak istemez,
- genç gönüllüler ayrılır,
- yönetim kurullarına kaliteli isim bulmak zorlaşır.
Sonuçta kurum yalnızca finansal değil; aynı zamanda insan sermayesini de kaybeder.
Kurumsal sponsorlar neden çekilir?
Büyük şirketler; Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) bütçelerini aktarırken şu kriterlere bakar:
- bağımsız denetim
- mali raporlar
- yönetişim yapısı
- itibar riski
- şeffaflık
Şüpheli görülen kurumlar sponsorluk listelerinden çıkarılabilir.
Çünkü sponsor şirket de kendi marka değerini korumak ister.
Uluslararası fonlar ilk olarak yönetişime bakıyor
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, uluslararası kalkınma kuruluşları; yalnızca proje kalitesine değil; aynı zamanda;
- yönetim yapısına,
- iç kontrol sistemine,
- etik kurallara,
- çıkar çatışması politikalarına,
- bağımsız denetime
büyük önem veriyor. Güçlü iç kontrol, risk yönetimi ve bağımsız denetim mekanizmalarının yolsuzluk ve kaynak israfı riskini azalttığı uluslararası standartlarda vurgulanmaktadır.
Dünyadan dikkat çeken örnekler
Amerikan Kızılhaçı (American Red Cross)
Bazı afet bağışlarının kullanımına ilişkin eleştiriler sonrası kurum uzun süre kamuoyu baskısıyla karşılaştı.
Wounded Warrior Project (ABD)
Yönetim harcamaları ve lüks harcama iddiaları bağışlarda ciddi düşüşe neden oldu.
Oxfam
Bazı ülkelerde yaşanan etik skandallar sonrasında;
- bağışlarda azalma,
- üst yönetim değişikliği,
- kapsamlı yönetişim reformları gündeme geldi.
Bu örnekler, tek bir yönetişim krizinin küresel ölçekte itibar kaybına yol açabileceğini gösteriyor.
İyi yönetişim nasıl sağlanır?
Uzmanlara göre güçlü bir dernek veya vakıfta şu mekanizmalar bulunmalıdır:
- bağımsız denetim
- düzenli faaliyet raporları
- kamuya açık mali tablolar
- yönetim kurulu etkinliği
- etik komitesi
- çıkar çatışması politikası
- ihbar mekanizması
- görev sürelerinin sınırlandırılması
- profesyonel iç kontrol sistemi
- dijital bağış izleme altyapısı
OECD, dürüstlük kültürünün ve yönetişim mekanizmalarının sadece yasal düzenlemelerden değil, bunların etkin uygulanmasından beslendiğini vurgulamaktadır.
Türkiye açısından çıkarılacak dersler
Türkiye’de binlerce dernek ve vakıf; eğitim, sağlık, afet, kültür, çevre ve sosyal yardım alanlarında çok önemli çalışmalar yürütüyor.
Ancak birkaç olumsuz örnek; bütün sektörün itibarını zedeleyebiliyor.
Bu nedenle;
- şeffaflık
- hesap verebilirlik
- bağımsız denetim
- profesyonel yöneticilik
- güçlü iç kontrol
artık bir tercih değil, kurumsal sürdürülebilirliğin temel şartı haline gelmiş durumda.
Sonuç
Dernek ve vakıfların en büyük varlığı sahip oldukları bina, araç veya banka hesapları değildir.
Asıl sermayeleri; toplumun güvenidir.
Bu güvenin kaybedilmesi;
- bağışların azalmasına,
- gönüllülerin uzaklaşmasına,
- kurumsal sponsorların çekilmesine,
- uluslararası fonların kesilmesine,
- sosyal projelerin durmasına,
- en önemlisi ise toplumun dayanışma kültürünün zayıflamasına neden olur.
Bir yöneticinin kısa vadeli kişisel çıkarı için yaptığı hata, yalnızca temsil ettiği kuruma değil; aynı amaca hizmet eden yüzlerce dürüst sivil toplum kuruluşuna da zarar verebilir. Bu nedenle güçlü yönetişim, etik yönetim ve hesap verebilirlik; dernek ve vakıflar için yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, varlıklarını sürdürebilmelerinin temel güvencesidir.
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
4 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
4 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Dünya Kupası'nda devlerin savaşında muazzam ekonomik başarı 19/07/2026
- Merz'den kapsamlı kabine değişikliği mesajı 19/07/2026
- Dr. Can Fuat Gürlesel hayatını kaybetti 19/07/2026
- MÜSİAD Başkanı Özdemir, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini açıkladı 19/07/2026
- Trump'tan İran'ın mutabakat açıklamasına yanıt 19/07/2026
- Engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemi geliyor 19/07/2026
- Elektrikli araç şarj hizmetlerinde büyük artış 19/07/2026
- İran'dan Kuveyt'teki ABD hedeflerine saldırı 19/07/2026
- Ekonomi ve siyaset gündemi - 19 Temmuz 2026 19/07/2026
- ABD'den ölen askerleri için misilleme saldırısı 19/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
