Connect with us

GÜNCEL

Yurt dışı üniversite eğitimi rehberi

Yayınlanma:

|

Dil eğitimi, lisans ve yüksek lisans programları başta olmak üzere, yılda yaklaşık 150 bin Türk öğrencinin yurt dışına gittiği tahmin ediliyor. Türkiye, dünyada yurt dışına en çok öğrenci gönderen 15 ülkeden biri. Türkiye’nin, yurt dışı eğitime harcadığı para yıllık milyar dolarlarla ifade ediliyor. Oturum ve çalışma izni seçeneğinden dolayı lisans eğitiminde Kanada en popüler ülkelerin başında gelirken, mesafe ve daha düşük maliyetler bakımından Avrupa ülkeleri tavsiye ediliyor. Yaşam kalitesi, hayat tarzı, çalışma koşulları ve iklim açısından en avantajlı ülke ise Avustralya olarak gösteriliyor. İngiltere’ye bakacak olursak, Türkiye’nin iyi okullarına göre daha uygun fiyatlarla eğitim almak mümkün olduğu için son birkaç yılda gençlerin favori ülkesi haline gelmiş durumda.

Sektör uzmanlarının verdiği bilgilere göre, öğrencilerin önceliklerine göre eğitim almak istedikleri ülkeler değişkenlik gösteriyor. Gittikleri ülkede uzun vadeli kalma niyeti olan öğrenciler tarafından en çok Kanada tercih ediliyor. Çünkü Kanada eğitim sonrası 3 yıla kadar çalışma izni ve sonrasında da oturum izni veriyor. Kanada’yı İngiltere takip ediyor. İngiltere’de akademik bir eğitim sonrası öğrencilere 2 yıl oturum izni de veriliyor. Polonya uygun eğitim ücretleri ve sunduğu çok sayıda İngilizce lisans programlarından dolayı Türk öğrencilerin son yıllarda en çok gittiği ülkelerden biri. İtalya’da Mimarlık, Tasarım ve Tıp alanları Türk öğrenciler tarafından çok fazla tercih edilmekte. Almanya Mühendislik alanlarında eğitim almak isteyen öğrenciler tarafından daha çok tercih ediliyor. İngiltere, Kanada, Avustralya gibi ülkeler ise İşletme, Bilgisayar Bilimleri gibi alanlarda ön plana çıkmakta…

Türkiye’de hızlı yükselen özel üniversite ücretleri sebebiyle yurt dışında lisans eğitimine olan talep her geçen yıl artıyor. İngilizce konuşulan ülkelerde öğrenciler sadece IELTS sınavı ve lise diploma notlarını sunarak üniversite kabulü alabildiği için başvuru süreci oldukça kolay. İngiltere’de eğitim 3 yılda tamamlanabiliyor. Şu an İngiltere ve İrlanda’da, Türkiye’nin iyi okullarına göre daha uygun fiyatlarla eğitim almak mümkün. Ayrıca, bu ülkelerde eğitim sonrası verilen 2 yıl ve üzeri çalışma izinleri de aileler ve öğrenciler tarafından büyük bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Kayıt dönemlerine bakılacak olursa, Eylül döneminde eğitime başlamak için başvurular genellikle bir önceki yılın Ekim-Kasım aylarında başlıyor ve ülkesine göre değişmekle beraber, son başvuru tarihleri Ocak ya da Nisan ayında oluyor. Burs almak isteyen öğrenciler ise Hotcourses gibi ortak bilgi platformları üzerinden tüm ülkelerin burs olanaklarını inceleyebiliyor.

EN ÇOK YAZILIM VE MÜHENDİSLİK TERCİH EDİLİYOR

Bir öğrenci açısından en önemli konuların başında yaşam maliyeti geliyor. Her ülkede büyük şehirler nispeten pahalıyken, daha sakin bölgelerde yaşamak ise Türkiye’de büyük şehirlerde yaşamaktan daha ucuza geliyor. Örneğin, Kanada’nın Toronto ve Vancouver şehirleri haricindeki bölgelerde çok avantajlı koşullar bulmak mümkün. Lisans için yurt dışını tercih eden Türk öğrenciler en çok yazılım ve mühendislik bölümlerine kayıt yaptırıyor. İşletme ve finans bölümleri ise listenin her zaman başlarında yer alıyor. En popüler okullara bakacak olursak King’s College London ve UCL gibi okullar çok tercih ediliyor. Harvard, Stanford, MIT, Oxford, Cambridge, ETH Zurich gibi üniversiteler dünya çapında en gözde üniversiteler arasında yer alıyor. Kanada’da Ottawa Üniversitesi özellikle Fransızca eğitim alan öğrenciler için sunduğu burs fırsatlarıyla en çok tercih edilenler arasında.

YAŞAM MALİYETLERİ

Yaşam maliyeti açısından en uygun ülkeler arasında Polonya, Macaristan, Çekya ve Almanya yer alıyor. Almanya’da özellikle ücretsiz eğitim olanakları öğrenci bütçesi için çok büyük avantaj sağlamakta. Öğrenciler üniversite seçerken programın uluslararası tanınırlığı, akademik sıralaması, mezuniyet sonrası kariyer fırsatları ve bulunduğu şehrin yaşam maliyeti gibi faktörlere dikkat etmeli. Bu okullar, prestijleri ve sundukları geniş araştırma imkanlarıyla bilinmekte.

İNGİLTERE’YE TALEP ÇOK FAZLA

Akare Yurtdışı Eğitim Fuarları ve ETS TOEFL’ın geçtiğimiz yıl ortaklaşa gerçekleştirdiği gençlik araştırmasına göre yurt dışı eğitiminde ilk sırada yer alan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) uzun yıllar sonra ilk kez en çok tercih edilen ülke olma unvanını kaybetti. Araştırmaya katılan gençlerin yeni favorisi, yüzde 62,1 ile İngiltere oldu. Araştırma sonuçlarına göre, Almanya yüzde 54,2 ile ikinci sırada yer alırken, ABD yüzde 51,3 ile üçüncü sırada kendine yer buldu. Kanada, İtalya, Hollanda, İsviçre, İsveç, Fransa, İrlanda, Belçika, Avusturya ve Japonya ise gençlerin tercih ettiği diğer popüler ülkeler arasında yer aldı.

EN ÇOK TERCİH EDİLEN BÖLÜM VE ÜNİVERSİTELER

Sağlık bilimleri, İşletme, Mühendislik, Hukuk ve Psikoloji bölümleri son yıllarda yükselişte. Son dönemde özellikle, Dijital Pazarlama, Finansal Teknoloji, Veri Analizi, Siber Güvenlik, Bilişim gibi dijital sektörlere yönelik bölümlere de talep gittikçe artmakta. Güncel sorunlar da Moleküler Biyoloji, Moleküler Kimya, Enerji Mühendisliği gibi alanlara talebi artırmakta. İngiltere’de UCL, Kings College, Manchester, Nottingham, Birmingham Üniversiteleri, Avrupa’da Münih Teknik, Heidelberg, Politechnico Di Milano, Sapienza University of Rome, Bologna University, KU Leuven, Amsterdam, Erasmus Roterdam, Bocconi, Kanada’da University of Toronto, University of British Columbia, Mc Gill, Avustralya’da Sydney, Melbourne, Macquarie, Amerika’da Boston, Georgetown, UCLA, NYU, Washington Üniversiteleri, en popüler üniversiteler arasında sıralanabilir.

Her üniversitenin kendi bünyesinde sunduğu burs imkanları bulunmakta. Özellikle İtalya’da, İtalyan hükümeti tarafından sağlanan çeşitli burslar araştırılabilir. Bunun yanı sıra, uluslararası burs arama platformları ve vakıflar da öğrencilere çeşitli burs olanakları sunmakta. Bu platformlar ve burslar, öğrencilerin mali yüklerini hafifletmekte büyük rol oynayabilir ve yurtdışında eğitim alma hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırabilir. Yaşam maliyeti açısından en uygun fiyatlı ülkeler genellikle Doğu Avrupa’da yer almakta. Polonya ve Macaristan gibi ülkeler, uygun eğitim ücretlerinin yanı sıra düşük yaşam maliyetleri ile dikkat çekiyor. Bu ülkelerde konaklama, yemek, ulaşım gibi günlük yaşam giderleri, Batı Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça ekonomiktir. Ayrıca, bu ülkelerde öğrenci olarak yaşamak, sosyal aktiviteler ve kültürel deneyimler açısından da zengin fırsatlar sunar.

ÜLKE SEÇİMİNDE BELİRLEYİCİ FAKTÖR; BÖLÜM

Akare Yurtdışı Eğitim Fuarları Genel Müdürü Sera Sanra Arpacı‘nın verdiği bilgilere göre, son yıllarda Türk öğrencilerin lisans eğitimi için tercih ettiği ülkeler arasında İngiltere, Almanya, Hollanda, İtalya, Polonya, Macaristan, Kanada ve ABD öne çıkıyor. İngiltere; 3 yıl süren lisans programları, dünya sıralamalarında yer alan üniversiteleri ve güçlü akademik geleneğiyle öğrencilerin ilgisini çekiyor. Almanya düşük ya da ücretsiz harç ücretleri, özellikle mühendislik ve teknik alanlardaki güçlü üniversiteleri ile dikkat çekiyor. Hollanda, yüksek yaşam standartları ve çok sayıda İngilizce programı sayesinde popüler. İtalya ise moda, tasarım, mimarlık gibi kreatif alanlarda öne çıkmakla birlikte İngilizce tıp ve mühendislik programlarıyla da tercih ediliyor. Kanada ve ABD geniş bölüm yelpazesi, burs imkânları ve mezuniyet sonrası çalışma/oturum avantajlarıyla öğrenciler için cazip seçenekler sunmaya devam ediyor. Bölüm tercihi ülke seçiminde belirleyici bir faktör. Tıp, diş hekimliği ve eczacılık için Macaristan, Polonya, Çekya ve İtalya öne çıkıyor. Mühendislik ve bilgisayar bilimleri denince Almanya’daki TU9 üniversiteleri, Hollanda’daki TU Delft ve Eindhoven, Kanada ve ABD’deki seçkin üniversiteler sık tercih ediliyor. İşletme, ekonomi ve finans alanında İngiltere’de LSE ve Warwick, Hollanda’da Erasmus Rotterdam ve Maastricht ön planda. Sanat, tasarım ve moda için İtalya’daki Politecnico di Milano, NABA ve IED; İngiltere’de University of Arts London ve Fransa’daki prestijli okullar tercih ediliyor. Psikoloji ve sosyal bilimler ise özellikle İngiltere, Hollanda ve Kanada’da yoğun talep görüyor.

Maliyetler ülkeye, okul tipine ve şehre göre değişiyor. Avrupa’daki birçok devlet üniversitesinde yıllık öğrenim ücretleri 500–5.000 € arasında iken özel üniversitelerde bu rakam 5.000–20.000 €’ya kadar çıkabiliyor. İngiltere’de lisans programları 12.000–25.000 £, ABD ve Kanada’da ise 15.000–40.000 USD arasında değişiyor. Almanya’da çoğu eyalette devlet üniversitelerinde eğitim ücretsiz ya da sembolik harçlarla mümkün. Yaşam giderleri küçük şehirlerde aylık 500–800 €, büyük şehirlerde ise 1.000–2.000 € seviyesinde. ABD ve Kanada’da yaşam masrafları genellikle 1.000–2.000 USD arasında değişiyor.

Kayıt tarihleri ülkeye ve programa göre farklılık gösteriyor. Genel olarak Eylül başlangıçlı programlar için başvurular bir önceki yılın Ekim–Mayıs döneminde yapılıyor. Sonuçlar ilkbaharda açıklanıyor ve kayıt-vize süreçleri yaz aylarında tamamlanıyor. Popüler programlar için erken başvuru kritik öneme sahip. Örneğin İngiltere’de Oxford, Cambridge ve tıp/dentistry/veterinerlik programları için son başvuru tarihi 15 Ekim. Hollanda’da kontenjan sınırlı “numerus fixus” programlar için genellikle 15 Ocak son başvuru tarihidir. ABD’de Ivy League üniversitelerinde erken başvurular Kasım’da, normal başvurular Ocak’ta kapanıyor. Kanada’da başvurular çoğunlukla Kasım–Şubat döneminde alınıyor.

ÜCRETLER ÜLKEYE GÖRE DEĞİŞİYOR

Atlas Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı Ege Bölge Müdürü Murat Seyfi‘nin aktardığı bilgilere göre, Türkiye’deki öğrencilerin son yıllarda en çok ilgi duyduğu ülkelerin başında Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Polonya ve Kanada gelmekte. Bu durum öğrencinin eğitim almak istediği bölüme ve ülke tercihine, mevcut lise alanı ve lise mezuniyet notuna göre değişkenlik gösteriyor. Bu ülkelerin eğitim niteliği, kampüslerinin imkanları, uluslararası birçok eğitim kurumlarıyla ve özel şirketlerle olan bağlantıları, ülke prestiji yüksek olduğundan ötürü öğrenciler çoğunlukla bu ülkeleri tercih ediyor. Yurtdışındaki bazı ülkeler hem dünya sıralaması hem de bölüm bazlı bilinirlilikle öne çıkıyor. Bu bağlamda özellikle mühendislik alanlarında Almanya ve Alman üniversitelerinin öne çıkması gibi, mimarlık ve moda tasarımı gibi bölümlerde İtalya’nın öne çıkması, işletme, ekonomi, finans gibi bölümlerde Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri’nin öne çıkmasını örnek verebiliriz. Psikoloji alanında yine Birleşik Krallık, Polonya, Almanya daha çok tercih edilirken, yapay-zekâ, yazılım, web-mobil uygulamalar gibi bölümlerde Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, sağlık bölümlerinde Almanya, Polonya gibi üniversiteler daha çok tercih ediliyor.

“Tüm ülkeler ve üniversiteler için eğitim ücretleri çok değişkenlik gösteriyor” diyen Seyfi şu bilgileri paylaşıyor: “Avrupa ülkelerinin çoğunda devlet üniversitelerinin eğitim maliyeti çok düşüktür, hatta bazı üniversite ve bölümlerde harç ücreti hiç bulunmamaktadır. Örneğin Almanya’daki birçok üniversitede harç ücreti alınmazken dönemlik 300-500 Euro gibi katkı payı ücretleri ödenmektedir ancak bu ücretler de yine öğrencilere dolaylı olarak hizmet vb. olarak geri dönmektedir.

İtalya’da ise eğitim ücretleri 3-5 bin Euro civarından başlar, üniversiteye ve bölüme göre artış göstermektedir. Birleşik Krallık, İrlanda, Amerika, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde devlet-özel üniversite ayrımı olmaksızın eğitimler ücretli olup, yıllık eğitim ücretleri 10 bin dolar civarından başlayıp 50 bin dolarlara kadar çıkmaktadır. Örneğin İngiltere için, yıllık eğitim ücreti 12.000 Sterlin civarı fiyatlardan başlayarak, Russell Grup üniversitelerinde 40.000 GBP’ye kadar çıkmaktadır. Benzer durum Kanada, Amerika ve Avustralya üniversiteleri için de söz konusudur.”

1 YIL ÖNCEDEN HAZIRLIK YAPILMALI

Bahsettiğiminiz ülkelerdeki birçok üniversite için eğitim başlangıç tarihinin Eylül-Ekim ayı olduğuna da işaret eden Seyfi, “Üniversite ve bölüm bazlı olarak bu tarihlere ara dönem başlangıcı Ocak-Şubat ayları da eklenebilmektedir. Üniversitelere başvuru tarihi olarak, eğitim başlangıç tarihinden 1 yıl öncesinde işlemlere başlanması gerekebilmektedir. Başvuru evraklarının hazırlanması, gerekli olması durumunda ülke veya üniversite bazlı sınavlara kayıt yapılması, yabancı dil sınavı için hazırlık yapıp istenilen skorun alınması gibi işlemler ciddi zaman almaktadır. Öğrencilere ve velilere en önemli tavsiyemiz sadece ihtimal dahilinde dahi olsa profesyonel eğitim danışmanlarıyla 8.sınıf veya 9.sınıf döneminde görüşme yapmalarıdır. Öğrencinin ister Türkiye’de ister yurt dışındaki üniversite eğitimi için doğru planlamayı ne kadar önceden yaparsak 11.sınıfa geldiklerinde tüm alternatif durumlara hazırlıklı ve bilgili olmuş olacaklardır” diyor.

Burslar konusunda da bilgi veren Seyfi, “Eğitimin ücretli olduğu ülkelerdeki üniversitelerde uluslararası öğrencilere özel burslar bulunuyor. Bu burslar genellikle öğrencinin akademik başarısına göre değerlendirilerek verilmektedir. Bunlara örnek; Chevening Bursu, Avrupa Birliği Jean Monnet Bursu, Milli Eğitim Bakanlığı YLSY Bursu, Türk Eğitim Vakfı (TEV) vb.çok sayıda kurum bulunmaktadır. Bunların dışında, İtalya’da eyalet bursu vardır, öğrencinin ailesinin maddi durum beyanı baz alınarak değerlendirilip, almaya hak kazabileceği bir burs türüdür. Almanya’da özel üniversitelerde lise not ortalaması baz alınarak üniversitelerin dönemsel olarak belirlediği oranda toplam eğitim ücreti üzerinden indirim yapılması şekilde uygulanan burslar vardır” diyor.

CAN ŞAHİN/ ORBİS Yurtdışı Eğitim Ege Bölge Müdürü

“Yurtdışında okumak daha ekonomik”

Türkiye’de, öğrencilerin yaşadıkları şehirden başka bir şehre üniversite eğitimi için gittiklerinde karşılaşılan maliyetler ile yurt dışındaki maliyetler, yıllık enflasyon oranlarını da hesaba kattığımızda çok benzer ya da daha ekonomik olabilmekte. Bazı üniversiteler belirli alanlarda dünya çapında marka haline gelmiş durumda. Örneğin, Politecnico di Milano mühendislik ve tasarımda, University of Amsterdam sosyal bilimlerde, King’s College London sağlık bilimlerinde öne çıkıyor. Türk öğrenciler için hem uluslararası hem de yerel pek çok burs imkânı bulunuyor. Devlet destekli Chevening (İngiltere), Fulbright (ABD), DAAD (Almanya), Erasmus+ programı ve Türkiye Bursları en bilinen örnekler. Bunun yanında birçok üniversite kendi başarı burslarını veya ihtiyaç burslarını da sunuyor.

Engin COŞAR/ Academix Yurtdışı Eğitim Danışmanlık Genel Müdürü

“En ucuz ülke Polonya”

Öğrenciler, lisans eğitimi için en çok İtalya, Almanya, Polonya, Macaristan, Hollanda, İngiltere, ABD ve Kanada’yı tercih ediyor. İtalya, İngilizce program sayısının artması, devlet üniversitelerinde uygun yıllık ücretler (1.000–3.000 €) ve yaşam giderlerinin Batı Avrupa’ya göre daha düşük olması nedeniyle öne çıkıyor. Polonya, Avrupa’da en uygun eğitim ve yaşam maliyetlerinden birine sahip olması, İngilizce eğitim veren üniversite sayısının artması ve AB diploması avantajıyla tercih ediliyor. Macaristan özellikle tıp, diş hekimliği ve eczacılık gibi alanlarda köklü üniversiteleri ve Türkiye’de tanınan diplomaları ile popüler. Hollanda, yüksek akademik kalite, İngilizce program bolluğu ve mezuniyet sonrası çalışma imkânları ile ilgi görüyor. İngiltere, 3 yıl süren lisans programları ve prestijli üniversiteleriyle dikkat çekerken; ABD ve Kanada geniş burs imkânları, kaliteli eğitim sistemi ve çok çeşitli bölüm seçenekleriyle tercih edilen ülkeler arasında yer alıyor.

Burhan PINARBAŞI/ egitimAL Eğitim Danışmanı

“Almanya ücretsiz eğitim ile öne çıkıyor”

Türk öğrenciler en çok Kanada, İngiltere, Hollanda, Almanya ve İtalya’yı tercih ediyor. Kanada; kaliteli eğitim sistemi, mezuniyet sonrası çalışma izni ve göçmenlik fırsatlarıyla öne çıkarken, uluslararası öğrencilerle ilgili bazı kısıtlamalara gitmiş olsa da hâlâ oldukça cazip seçenekler sunuyor. Vize sonuçlarının genellikle olumlu olması süreci destekliyor. Ayrıca, bazı Kanada merkezli finans kuruluşlarının aracılığımızla sunduğu eğitim kredisi imkânlarının da bu ilgiyi artırdığını söyleyebiliriz. İngiltere 3 yıllık lisans programları ve köklü üniversiteleriyle akademik prestij sunuyor. Hollanda, İngilizce lisans programlarının fazlalığı ve Avrupa’daki merkezi konumuyla dikkat çekiyor. Almanya’da düşük ücretli veya ücretsiz eğitim ve güçlü mühendislik alanları cazip geliyor. İtalya ise moda, tasarım, mimarlık ve sanat gibi kreatif alanlarda yüksek kaliteli programlar sunuyor. Son yıllarda eğitim dili İngilizce olan tıp ve mühendislik programları da oldukça revaçta. Bölüm tercihi ülkeleri doğrudan etkiliyor. Mühendislik ve bilgisayar bilimleri için Almanya, Kanada ve Hollanda öne çıkıyor. İşletme ve ekonomi alanında İngiltere ve Kanada tercih ediliyor. Moda, tasarım ve sanat için İtalya (NABA, IED) ve Fransa ön plana çıkarken, tıp ve sağlık bilimleri için Macaristan, Polonya ve Çekya gibi ülkeler talep görüyor. Sosyal bilimler ve psikoloji ise ağırlıklı olarak İngiltere, Hollanda ve Kanada’da öne çıkıyor.

Sinem KIZRAK/ Atlas Edcon Yurtdışı Eğitim Bölge Müdürü

“En kritik adım, erken planlama”

İngilizce konuşulan ülkeler arasında İngiltere ve Amerika ön plana çıkıyor. Yaşam kalitesi, hayat tarzı, çalışma koşulları ve iklim açısından en avantajlı ülke Avustralya. Son yıllarda özellikle küresel ticaret ve teknoloji merkezleri olmalarından ötürü Dubai, Çin, Singapur, Malezya, Japonya gibi ülkeler duyulan ilgi artmakta. Güvenli yaşam koşulları ve ekonomik avantajları sayesinde İskandinav ülkeleri de merak uyandıran seçenekler arasında. Yurtdışında üniversitelerin kabul dönemleri ülke ve programa göre değişiyor. Kuzey Amerika ve Avrupa’da akademik yıl genellikle Eylül ayında başlıyor. Bazı üniversiteler için 9-10 ay öncesinden başvuru yapmak gerekirken , bazıları eğitimin başlamasına 1–2 ay kala bile başvuru alabiliyor. Özellikle dünyanın önde gelen üniversiteleri ve çok rağbet gören bölümler, hem daha katı hem de çok daha erken başvuru tarihlerine sahip. Örneğin İngiltere’de merkezi başvuru sistemi UCAS üzerinden başvurular, Oxford, Cambridge ve tıp/diş hekimliği/veterinerlik bölümleri için 15 Ekim’de kapanır. “Equal Consideration” başvuru tarihi 14 Ocak’tır. Açık kalan kontenjanlar için başvurular açılmadan önceki son başvuru tarihi ise 30 Haziran’ dır. Hollanda’da merkezi başvuru sistemi olan Studielink’te, “numerus fixus” (kontenjan sınırlı) programlar için genellikle 15 Ocak son başvuru tarihidir; diğer programlarda ise bu tarih üniversiteye göre değişir. Amerika’da Ivy League ve diğer seçkin üniversitelerin Early Decision başvuruları çoğunlukla 1 Kasım’da, Regular Decision başvuruları ise genellikle 1 Ocak’ta kapanır. Bunlara ek olarak, bazı üniversite ve bölümler için önceden girilmesi ve planlanması gereken uluslararası sınavlar (SAT, ACT, IELTS, TOEFL, portfolyo değerlendirmeleri vb.) bulunuyor. Ayrıca birçok ülkede, özellikle yüksek lisans programlarında ve bazı lisans bölümlerinde bahar dönemi (Ocak–Şubat) başlangıçları da mevcut. Hangi ülke ya da program olursa olsun, erken planlama sürecin en kritik adımı.

ÜNİVERSİTE SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

1. Okulun genel repütasyonu, sıralamalardaki yeri, tarihi, mezunların iş bulma oranları

2. Okulun eğitim almak istediğiniz alandaki repütasyonu ve o alana özgü yapılmış sıralamalardaki yeri

3. Bulunduğu ülkedeki akreditasyonları ve YÖK Denkliği

4. Program Süresi, Başlama dönemleri, Son Başvuru Tarihi

5. Giriş Koşulları, Şartlı kabul imkanları

6. Program ilçeliği, kariyer imkanları

7. Lokasyonu ve Kampüs imkanları

8. Program maliyetleri ve yaşam giderleri

9. Okulun bulunduğu şehirdeki sosyal yaşam

10. Gidilecek ülkede, program sırasında ve sonrasında öğrencilerin sahip olduğu çalışma izinleri

AKARE YURTDIŞI EĞİTİM FUARLARI 2025 SONBAHAR DÖNEMİ

Üniversite, lise, dil okulu, konsolosluk, büyükelçilikler gibi toplamda 150’nin üzerinde kurum yer alacak. Katılım ücretsiz. Davetiye için: www.akare.com.tr

• 11-12 Ekim 2025 – İstanbul Kongre Merkezi, Taksim

• 13 Ekim 2025 – İstanbul Botancı Dedeman Otel

• 15 Ekim 2025 – Ankara Sheraton Otel

• 17 Ekim 2025 – İzmir Ege Palas Business Otel

YILLIK EĞİTİM VE YAŞAM MASRAFLARI

Almanya: Devlet üniversitelerinde yıllık 0–1.000 € civarı, yaşam giderleri 10–12 bin €

İtalya: Yıllık 1.500–4.000 € arası, yaşam giderleri 8–10 bin €

Hollanda: AB dışı öğrenciler için yıllık 8.000–15.000 €, yaşam giderleri 10–12 bin €

İngiltere: Yıllık 12.000–25.000 £, yaşam giderleri 12–15 bin £

Kanada: Yıllık 15.000–25.000 CAD, yaşam giderleri 12–18 bin CAD

Özetle, Avrupa’da toplam maliyet genelde yıllık 10–20 bin € bandında kalırken, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde bu rakam 25–40 bin € seviyesine çıkabiliyor.

YURTDIŞI BURS ARAMA PLATFORMLARI

Yurtdışında eğitim almak sadece maddi durumu iyi ailelerin tekelinde değil. Global burs sitelerinden burs bularak yurtdışı eğitim masraflarının önemli bir bölümünü karşılamak mümkün. İşte dünya çapında en iyi yurtdışı burs arama siteleri…

scholars4dev.com: Ekonomi, mühendislik, tıp, bilgisayar bilimi, hukuk ve teknolojiyle ilgili alanlarda yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası araştırma derecelerinde uluslararası öğrencilere burs imkanı sağlayan kapsamlı bir site.

petersons.com: Amerika’da okumak isteyen uluslararası öğrencilere burs imkanları sunuyor.

fastweb.com: Öğrencilere ilgi alanlarına, becerilerine ve lisansüstü derecelerine göre burs imkanlarını arama fırsatı sunuyor.

chegg.com/scholarships: Ücretsiz bir platform olan Chegg, tüm alanlarda araştırma yapabileceğiniz 25 binden fazla burs fırsatı sunuyor.

scholarships.com: 1998 yılında kurulan site, tüm dünyadan öğrencilere burs araması yapabilecekleri bir platform sunuyor.

internationalscholarships.com: Öğrencilere ödüller, hibeler ve bursların da olduğu tüm finansal destekler hakkında bilgi ve başvuru imkanı sunan zengin bir platform.

iefa.org/scholarships: Yurtdışında burs bulabileceğiniz en iyi sitelerden biri olan iefa, kapsamlı bir burs arama portalı. Sitede bursların yanı sıra yurtdışı kredi imkanı da sunuluyor.

cappex.com: Site 11 milyar dolardan fazla burs seçeneğine sahip olduğunu iddia ediyor. Kaydolmadan önce, son başvuru tarihi, cinsiyet, etnik köken, okul yılı ve diğer özelliklere göre dizinde arama yapılabiliyor.

unigo.com: 3,6 milyondan fazla burs ve hibeden oluşan bir veri tabanına ek olarak, üniversite öğrencilerinin okul için ödeme yapmasına yardımcı olmak üzere burs sunuyor.

 

EN GÖZDE ÜNİVERSİTELER

– Almanya: Münih Teknik, LMU Munich, Heidelberg University, Humboldt University of Berlin.

– Birleşik Krallık: Manchester, Birmingham, Edinburgh, Exeter, Sussex, UCL, King’s College.

– Kanada: Toronto Üniversitesi, UBC, McGill, Waterloo, Queen’s Üniversitesi.

– İtalya: University of Bologna, Sapienza University of Rome, Politecnico di Milano, University of Padua.

– Polonya: Varşova ve Varşova Teknoloji Üniversiteleri, Wroclaw Medical ve Wroclaw Teknoloji Üniversiteleri, Jagiellonian University.

– ABD: University of California, University of Michigan, New York University, Pennsylvania State Universtiy.

HANGİ ÜLKE, NEDEN CAZİP?

• ABD: Geniş burs imkânları, çok çeşitli bölüm seçenekleri, güçlü araştırma olanakları. Özellikle mühendislik, bilgisayar bilimleri, işletme ve sosyal bilimler için tercih ediliyor. Ancak yaşam ve eğitim masrafları yüksek.

• İngiltere: Eğitim süresi genelde daha kısa (lisans 3 yıl). Oxford, Cambridge, LSE, Imperial gibi dünya çapında üniversitelere sahip. Hukuk, işletme, siyaset bilimi, tıp ve sanat alanlarında güçlü.

• Almanya: Kamu üniversitelerinde düşük veya hiç olmayan harçlar, kaliteli mühendislik ve fen bilimleri eğitimi. Almanca bilmek büyük avantaj ama pek çok program İngilizce.

• Hollanda: İngilizce lisans programlarının fazlalığıyla öne çıkıyor. Psikoloji, işletme, uluslararası ilişkiler, yapay zekâ ve mühendislik bölümleri popüler.

• İtalya / Fransa: Moda, tasarım, mimarlık, sanat ve gastronomi gibi yaratıcı alanlarda tercih ediliyor.

• Kanada: ABD’ye göre daha uygun maliyetli, göçmenlik sonrası kalıcı oturum fırsatları var. Mühendislik, doğa bilimleri ve sağlık bilimleri öne çıkıyor.

• Avustralya: Uluslararası öğrencilere yönelik destekler güçlü. Sağlık bilimleri, çevre bilimleri ve deniz biyolojisi gibi alanlarda öne çıkıyor.

• Doğu Avrupa (Polonya, Macaristan, Çekya): Daha uygun maliyetler, özellikle tıp eğitimi için tercih edilen ülkeler.

HANGİ BÖLÜM NEREDE OKUNUR?

• Mühendislik ve Teknoloji: Almanya, ABD, Kanada.

• Tıp ve Sağlık Bilimleri: Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti (daha düşük maliyetle), İngiltere ve ABD (üst düzey okullar).

• İşletme, Ekonomi, Finans: İngiltere (LSE, Warwick), Hollanda (Rotterdam School of Management), ABD (Wharton, MIT Sloan).

• Sosyal Bilimler ve Hukuk: İngiltere, ABD.

• Sanat, Tasarım, Moda: İtalya (Politecnico di Milano), Fransa (Sorbonne, Paris College of Art).

• Yapay Zekâ ve Veri Bilimi: Hollanda, Almanya, ABD, Kanada.

Bunlara dikkat!

• Dil Hazırlığı: IELTS / TOEFL skorları çok kritik. Almanca, Fransızca veya Hollandaca gibi ek diller de burs ve adaptasyon için avantaj sağlar.

• Burs İmkânları: Fulbright (ABD), DAAD (Almanya), Chevening (İngiltere), Erasmus+ (AB) gibi uluslararası burs programlarını araştırmak faydalı.

• Kültürel Uyum: Ülkenin yaşam maliyeti, öğrenci vizeleri, çalışma izinleri mutlaka göz önünde bulundurulmalı.

• Uzun Vadeli Hedef: Mezuniyet sonrası ülkede kalmak istiyorsanız, Kanada, Almanya ve Hollanda gibi göçmenlik politikaları daha esnek ülkeler olabilir.

EN EKONOMİK ÜLKELER

Almanya

• Kamu üniversitelerinde lisans eğitimi genellikle ücretsizdir veya sadece küçük “semester fee” (yaklaşık €150–350/yarıyıl) alınır. Yaşam maliyeti şehir ve yaşama bağlı olarak değişse de orta seviyededir (örneğin Berlin’de kira dahil yaşam ~€700/ay civarındadır)

Fransa

• Lisans programlarında yıllık öğrenim ücreti oldukça düşüktür; ortalama €190 (lisans), mühendislik için ~€620/yıl gibi… Ayrıca yaşam maliyetleri diğer Batı Avrupa ülkelerine göre daha uygundur

Polonya

• Yaşam maliyeti oldukça düşük; $350–600/ay. Akademik ücretler genellikle yıllık €2,000–4,000 arasında.

Çek Cumhuriyeti

• Yıllık öğrenim ücreti ortalama €1,500–4,000. Yaşam maliyeti aylık €400–700 seviyesinde

Macaristan

• Eğitim ücretleri yıllık €1,200–5,000 aralığında. Yaşam maliyeti aylık €400–600. Kamu üniversiteleri uygun ve birçok program İngilizce sunuluyor

Meksika

• Yıllık öğrenim ücreti $1,000–5,000. Yaşam maliyeti $400–700/ay.

Arjantin

• Devlet üniversitelerinde eğitim çoğunlukla ücretsiz veya çok düşük maliyetlidir. Yaşam maliyeti $300–600/ay.

Malezya

• Öğrenim ücreti yıllık $2,000–5,000 aralığında. Yaşam maliyeti aylık $400–700.

TÜRK ÖĞRENCİLERİN TERCİH SIRALAMASI

Almanya: TÜİK verilerine göre, Türkiye’den yurt dışına eğitim amacıyla giden öğrenciler arasında en popüler ülke Almanya’dır (yüzde 21,24)

ABD: Almanya’yı yüzde 16,98 oranla Amerika Birleşik Devletleri izliyor

Ayrıca, İngiltere, Kanada, İtalya, İsviçre, Hollanda, Fransa, İrlanda gibi ülkeler de son yıllarda en sık tercih edilen destinasyonlar arasında yer alıyor

Doğu Avrupa (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti) da özellikle uygun fiyatlı eğitimi nedeniyle hızlı bir yükseliş içinde: son üç yılda Türk öğrenciler arasında bu bölgeye olan talep yüzde 70 arttı.

BÖLÜMÜNE GÖRE EN POPÜLER OKULLAR

Mühendislik ve Teknik Alanlar (Bilgisayar, Elektrik, Makine, İnşaat)

o Almanya: TU München, RWTH Aachen, Karlsruhe Institute of Technology.

o ABD: MIT, Stanford, UC Berkeley.

o Kanada: University of Toronto, McGill, Waterloo.

o Hollanda: Delft University of Technology, Eindhoven University of Technology.

İşletme, Ekonomi ve MBA Programları

o İngiltere: London School of Economics (LSE), University of Warwick.

o ABD: Wharton (UPenn), Harvard Business School, MIT Sloan.

o Hollanda: Rotterdam School of Management.

o Fransa: INSEAD, HEC Paris.

Tıp ve Sağlık Bilimleri

o Polonya: Jagiellonian University, Medical University of Warsaw.

o Macaristan: Semmelweis University.

o Çek Cumhuriyeti: Charles University.

o İtalya: Sapienza (Roma), Pavia.

Sosyal Bilimler (Psikoloji, Hukuk, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler)

o İngiltere: University of Oxford, Cambridge, LSE.

o ABD: Columbia, Harvard, Yale.

o Fransa: Sciences Po.

o Hollanda: Leiden University, University of Amsterdam.

Yaratıcı Alanlar (Tasarım, Moda, Sanat, Mimarlık, Medya)

o İtalya: Politecnico di Milano.

o Fransa: Sorbonne, Paris College of Art.

o İngiltere: University of the Arts London, Goldsmiths.

o ABD: NYU (Tisch), UCLA.

Ürün Dirier

Okumaya devam et

BORSA

Kara Çarşamba: Borsa İstanbul neden çöktü?

Borsa İstanbul neden çöktü? Krizin görünen nedeni fonlar, asıl nedeni ise biriken yapısal riskler mi?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BIST 100 yüzde 5,54 düştü, 13.122 puana geriledi. Bankacılık yüzde 6,38, holding yüzde 6,48 kaybetti. Finansal kiralama-faktoring endeksi yüzde 9,74 geriledi. Gün içinde endekse bağlı devre kesici çalıştı. 60’ın üzerinde hisse taban seviyeyi gördü.

Borsa İstanbul 16 Eylül 2026 Çarşamba günü son yılların en sert seanslarından birini yaşadı. Ancak yaşananları yalnızca “Pusula Portföy’deki temerrüt”, “yatırımcı paniği” veya “küresel piyasalardaki satış” ile açıklamak, yaşananların esasını kaçırabilir.

Çünkü Kara Çarşamba’nın hikâyesi aslında 16 Eylül’de başlamadı.

Kıvılcım fonlardan geldi

15 Eylül’de Pusula Portföy, bazı yatırım fonlarında yatırımcıların katılma payı iade ödemelerinin zamanında gerçekleştirilemediğini ve temerrüt oluştuğunu KAP’a açıkladı.

Şirket, aracı kurumlarla mutabakat ve likidite yönetimi sürecinin devam ettiğini bildirdi.

Bu açıklama piyasada çok kritik bir soruyu gündeme getirdi: “Fon yatırımcısı parasını istediğinde fon bu parayı ne kadar hızlı nakde çevirebilir?”

İşte kırılma noktası burada ortaya çıktı. Fon yatırımcısı parasını çekmek ister. Fonun nakdi yeterli değilse portföyündeki varlıkları satar. Portföydeki hisseler likit değilse satış baskısı büyür. Satış fiyatları düşünce fonun portföy değeri düşer. Diğer yatırımcılar da paniğe kapılıp parasını çekmek ister.

Böylece: İtfa talebi → likidite ihtiyacı → hisse satışı → fiyat düşüşü → yeni itfa talebi → daha fazla satış şeklinde bir likidite sarmalı oluşabilir.

16 Eylül’de yaşananın önemli bölümü tam olarak bu mekanizmayla açıklanıyor. Piyasa kaynakları da fonlardan çıkan yatırımcıların likidite ihtiyacını karşılamak amacıyla başka hisselerde satışa yöneldiğini belirtiyor.

Asıl soru: Bu risk bir gecede mi ortaya çıktı?

Hayır.

İşin en önemli tarafı da burası.

MSCI, 23 Haziran 2026’da Türkiye piyasasıyla ilgili değerlendirmesinde, uluslararası yatırımcıların bazı küçük halka açık şirketlerde fonlarla bağlantılı olası koordineli işlemler, hissedarlık yapılarındaki şeffaflık ve gerçek halka açıklığın belirlenmesi konusunda kaygılar taşıdığını açıkladı.

MSCI’nın dikkat çektiği konu yalnızca hisse fiyatlarının yükselmesi değildi.

Sorun daha yapısaldı: Bir şirketin borsada görünen halka açıklık oranı ile piyasada gerçekten işlem gören serbest pay miktarı aynı şey olmayabilir. Eğer piyasada dolaşımdaki gerçek pay miktarı düşükse, görece küçük miktarlı alımlar bile fiyatı çok hızlı yukarı taşıyabilir.

Fiyat yükseldikçe:

Hisse fiyatı ↑ → Fon portföy değeri ↑ → Fon getirisi ↑ → Yatırımcı ilgisi ↑ → Yeni para girişi ↑ → Hisse talebi ↑

Ancak bunun tersi de aynı hızla çalışabilir.

Para çıkışı → satış → fiyat düşüşü → fon değerinin düşmesi → yeni çıkış → daha fazla satış.

Kara Çarşamba’da kırılan zincir budur.

MSCI’nin uyarısı neden önemli?

MSCI, Türkiye için Haziran ayında çok net bir uyarı yaptı.

Türkiye piyasasında bazı küçük şirketlerde fonların ilişkili olduğu yapılarla bağlantılı “possible coordinated trading behavior” endişelerinin bulunduğunu belirtti.

MSCI ayrıca SPK’nın fonların sahip olduğu bazı payların serbest dolaşımdan çıkarılmasına yönelik düzenlemesini de not etti; ancak uluslararası yatırımcıların uygulamadaki sonuçları görmek istediğini vurguladı. Daha da önemlisi MSCI, Kasım 2026 değerlendirmesi öncesinde yeterli ve güvenilir ilerleme görülmemesi halinde Türkiye piyasası için yeni bir değerlendirme süreci başlatabileceğini belirtti.

Temmuz ayında MSCI, Türkiye’deki menkul kıymetleri yatırım yapılabilirlik sorunları açısından tek tek değerlendirmeye devam edeceğini de açıkladı.

Dolayısıyla: Risk bilinmiyor değildi.

Peki SPK hiçbir şey yapmadı mı?

Burada adil olmak gerekiyor.

SPK’nın hiç önlem almadığını söylemek doğru olmaz. SPK 28 Ağustos 2026’da Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’i güncelledi. Ayrıca fonların likidite yapısı ve yatırımcıların iade taleplerinin portföy üzerindeki etkileri konusunda çeşitli fonlarda yeni uygulamalar devreye girdi.

Örneğin KAP’a yapılan bir açıklamada, fonun likidite riskini yönetebilmek amacıyla günlük değerleme ve T+3 ödeme yerine aylık değerleme ve değerleme tarihini takip eden 10. iş gününde ödeme modeline geçildiği bildirildi.

Ancak burada çok önemli bir piyasa problemi ortaya çıktı: Düzenleme riski azaltırken kısa vadede likiditeyi artırabilir.

Çünkü yeni kurallar bazı fonları mevcut pozisyonlarını değiştirmeye zorlayabilir.

Bu da: Regülasyon → portföy yeniden yapılandırması → hisse satışı → fiyat düşüşü zincirini oluşturabilir.

Ekonomim’in piyasa değerlendirmesinde de son dönemdeki düzenlemelerin bazı fonlardan sert çıkışları hızlandırdığı ve bunun likidite sıkışıklığına dönüştüğü aktarılıyor.

Dolayısıyla burada “önlem alınmadı” demekten ziyade şu soru daha doğru: Önlemler neden piyasa şoku yaratmadan önce devreye sokulamadı veya neden daha kademeli uygulanamadı?

Bu sorunun cevabı ise henüz bütün yönleriyle ortaya çıkmış değil.

Kara Çarşamba’nın 7 tetikleyicisi

1. Fonlarda likidite problemi

Pusula Portföy’ün bazı fonlarında itfa ödemelerinin zamanında yapılamaması piyasanın güvenini sarstı.

2. Fon yatırımcılarının aynı anda çıkışa yönelmesi

Bir fonun problemi diğer fonlara da güven sorunu üzerinden sıçrayabilir.

Bu durumda aslında sağlam olan fonlar bile yatırımcı çıkışlarını karşılamak için varlık satmak zorunda kalabilir.

3. Düşük likidite ve düşük gerçek halka açıklık

Bazı hisselerde piyasanın taşıyabileceğinden daha büyük pozisyonlar oluştuğunda çıkış kapısı giriş kapısından çok daha dar hale gelir.

4. Fonlarla şirketler arasındaki yoğunlaşmış ilişkiler

MSCI’nin Haziran raporunda özellikle bazı küçük halka açık şirketler ile fonların bağlantılı yapıları ve koordineli işlem şüpheleri konusunda uluslararası yatırımcıların endişeleri açıklandı.

5. Yüksek TL faizleri

Yüksek faiz ortamı hisse senedinin alternatif maliyetini yükseltiyor. Piyasa analistleri de yüksek TL faizlerinin Borsa’ya güçlü bir alternatif oluşturduğuna dikkat çekiyor.

6. Yabancı yatırımcı derinliğinin sınırlı olması

Satış geldiğinde karşı tarafta yeterli uzun vadeli alıcı bulunmazsa fiyat hareketi büyüyebiliyor. Bu da piyasanın derinlik problemini ortaya çıkarıyor.

7. Küresel risk iştahındaki bozulma

Ortadoğu gerilimi, petrol fiyatları ve küresel teknoloji hisselerindeki satışlar da Türkiye piyasasının üzerindeki baskıyı artırdı. Ancak mevcut veriler, Kara Çarşamba’nın yalnızca küresel satışlarla açıklanamayacağını gösteriyor.

En kritik soru: Neden zamanında önlem alınmadı?

Burada “kurumlar görevini yapmadı” şeklinde kesin bir hüküm vermek için mevcut veriler yeterli değil.

Ancak olayların kronolojisi önemli sorular ortaya çıkarıyor:

Haziran:
MSCI Türkiye’de şeffaflık, gerçek halka açıklık ve koordineli işlem endişelerini gündeme getirdi.

Temmuz:
MSCI, Türkiye hisselerini yatırım yapılabilirlik açısından tek tek değerlendirmeye devam edeceğini açıkladı.

28 Ağustos:
SPK yatırım fonları rehberinde değişiklik yaptı.

Eylül:
Fonlardan çıkış baskısı arttı.

15 Eylül:
Pusula Portföy bazı fonlarda iade ödemelerinde temerrüt oluştuğunu açıkladı.

16 Eylül:
Borsa İstanbul’da Kara Çarşamba yaşandı.

Bu kronoloji bize şunu söylüyor: Problem bir günlük problem değildir.

Asıl mesele, piyasadaki likidite ve yoğunlaşma riskinin yeterince erken tespit edilip edilmediği ve tespit edildiyse neden piyasa oyuncularının kontrollü biçimde pozisyon azaltmasına izin verecek kadar uzun bir geçiş süreci oluşturulmadığıdır.

Bu konuda önümüzdeki günlerde SPK, Borsa İstanbul, Takasbank, portföy şirketleri ve ilgili finansal kuruluşların açıklamaları kritik olacak.

Bir başka tehlike: Sorun borsadan para piyasasına sıçrarsa

Kara Çarşamba’nın en önemli riski aslında BIST 100’ün yüzde 5,54 düşmesi değildir.

Asıl risk: “Hisse fonu problemi → diğer yatırım fonları → para piyasası fonları → repo/tahvil piyasası → bankacılık sistemi” şeklinde bir bulaşma yaşanmasıdır.

Nitekim 16 Eylül’de başka fonlarda da itfa ve likidite koşullarına yönelik yeni düzenlemeler görülmesi, piyasanın bu kanalı yakından izlemesi gerektiğini gösteriyor. Ancak mevcut bilgilerle bunun bankacılık sistemine yayılan sistemik bir kriz olduğunu söylemek için erken.

Bu ayrım özellikle önemli.

BankaVitrini’nin “Kara Çarşamba” okuması

Borsadaki düşüşü yalnızca “yatırımcı paniği” olarak görmek kolay.

Fakat finansal krizlerin ortak özelliği şudur: Kriz genellikle son gün ortaya çıkmaz; son gün sadece görünür hale gelir.

16 Eylül’de görünen şey satış oldu.

Fakat satışın arkasında: likidite riski + yoğunlaşma + düşük gerçek halka açıklık + fon çıkışları + yüksek faiz + sınırlı piyasa derinliği + yatırımcı güveni bir araya geldi.

Bu nedenle Kara Çarşamba’yı sadece bir borsa düşüşü değil, Türkiye sermaye piyasasının likidite, şeffaflık ve risk yönetimi kapasitesinin stres testi olarak okumak gerekiyor.

Ve bundan sonra en önemli soru şu olacak: “Borsayı bugün nasıl toparlarız?” değil, “aynı mekanizma yarın tekrar çalışmasın diye hangi yapısal tedbirleri alacağız?” Çünkü devre kesici fiyatı durdurabilir.

Ama likidite sorununu çözmez. Regülasyon fiyat hareketini sınırlayabilir. Ama güveni tek başına geri getirmez.

Asıl çözüm; fonların gerçek likiditesinin, ilişkili taraflarının, yoğunlaşmış pozisyonlarının, gerçek halka açıklık oranlarının ve yatırımcıların aynı anda çıkış yapması halinde ortaya çıkacak stres senaryolarının önceden ölçülmesinden geçiyor.

Kara Çarşamba’nın asıl dersi de burada.

BankaVitrini
Bankacılık ve Reel Sektörün Gerçek Hikâyesi

Okumaya devam et

GÜNCEL

Fed yeniden şahinleşti, içeride yatırım fonları kaynaklı türbülans derinleşti

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fed, üç yıl aradan sonra ilk kez faiz artırarak politika faizini 25 baz puan yükseltmek suretiyle %3,75-4,00 aralığına taşıdı. Karar oybirliğiyle alınırken,  Başkan Warsh enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini ve yaz aylarında gelen verilerin enflasyon eğiliminde belirgin bir iyileşme göstermediğini söyledi. Daha önce yüksek enflasyonda enerji fiyatları ve tarifeler gibi arz şokları ön plana çıkarken, dün akşam güçlü iç talep, istihdam ve yatırımların da fiyat baskısını beslediği görüşü ağırlık kazandı. Fed, yıl sonu enflasyon tahminini %3,6’dan %3,7’ye çıkarırken, enflasyonun %2 hedefine dönüşünü de 2029 yılına öteledi.

Dün bültenimizde faiz artışının artık kaçınılmaz olduğunu belirterek karşı kampta yer almanın artık bir mânâsı olmadığını savunmak suretiyle faiz artırımının bir kerelik bir ayarlama mı yoksa bir artırım döngüsüne mi işaret edeceğinin ipuçlarını arayacağımızı belirtmiştim. Bu minvalde, tahmin veren 18 Fed üyesinden 16’sının yıl sonuna kadar en az bir kez daha faiz artışı beklediğini görürken, 2027 boyunca herhangi bir artış beklemediklerini de not edelim. Faiz vadeli kontratlarında ise 28 Ekim toplantısına yönelik faiz artırım beklentisine %53 ihtimal verilirken, 9 Aralık toplantısında ise faizin 25 baz puan artacağına %90 ihtimal tanınıyor. Her ne kadar Fed üyeleri önümüzdeki sene için faiz artırımı öngörmese de, vadeli kontratlar önümüzdeki sene için de artırım beklemeye başladı.

Başkan Warsh, son dönemde uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişi Fed’e duyulan güven kaybından ziyade güçlü ekonomi, yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarının artan finansman ihtiyacı ile jeopolitik risklere bağlamayı tercih ederken, her zaman olduğu üzere ileriye dönük rehberlik vermekten imtina etti. Warsh’u faizleri düşüreceği beklentisiyle Fed Başkanlığına getiren Trump ise karardan pek de memnun olmadı. Faizlerin %1 veya altına indirilmesi gerektiğini savunan Trump, Fed yönetiminin yanlış yaptığını söylerken Warsh’a güveninin sürdüğünü de belirtti.

Kararın ardından doların piyasa kuru olarak takip edilen DXY 100,30 seviyesine yükselirken, EURUSD paritesi 1,1460 ile son altı haftanın en düşük seviyesine geriledi. Fed politikasına daha duyarlı ABD 2 yıllık tahvil faizi %4,72 ile iki yılı aşkın sürenin zirvesine çıkarken, piyasaların kılavuzu konumunda 10 yıl vadeli tahvil faizi ise %5 seviyesine yerleşti. Mortgage faizlerine emsal teşkil eden 30 yıl vadeli tahvil faizi ise, hafif de olsa gerileyerek %5,35 seviyesine çekildi. Bir hatırlatma yapmak gerekirse, piyasalara yön teşkil edecek hamlelerde bulunarak kısa vadeli faizleri artıran merkez bankaları, enflasyonla mücadele edecekleri sinyalini vermek suretiyle uzun vadeli faizlerin gerilemesini hedeflemektedir.

Enflasyonla mücadele ve merkez bankası bağımsızlığına defalarca kez atıfta bulunulan Warsh’un açıklamaları ardından piyasalar dün geceyi hâliyle sevimsiz bir şekilde tamamladı. Lâkin bu eğilimin çok da uzun soluklu olmayacağını düşünüyoruz. Takdir edeceğiniz üzere, finansal varlık fiyatları faiz hadlerinin yükselmesinden pek de mutlu olmaz. Fed’in dün akşam attığı adım ve sene sonuna kadar bir kez daha artırımın neredeyse kesin görüldüğü bir ortamda küresel risk iştahı zayıflarken, hisse senetleri, kripto paralar ve kıymetli metaller değer yitirdi. Faiz getirisi olmayan altın ve gümüş, karar öncesi gün boyu sırasıyla 4,360 ve 64,90 dolar seviyelerinde salınmaları ardından basın toplantısıyla birlikte 4,235 ve 62,30 dolar seviyelerine kadar gerileseler de, bu sabah yeniden toparlanmaya başladıklarını görüyoruz. Fed’in faiz artırımına gitmesi, merkez bankasının bağımsızlığına yönelik soru işaretlerini önemli ölçüde azaltırken, enflasyonla mücadelede kararlı davranacağı algısını da güçlendirdi. Bu duruşun, ilk etapta piyasalarda dalgalanmayı artırsa da kısa bir süre sonra piyasaları dengeye getirebileceğini düşünüyoruz.

ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlamasının ardından, yeni gün başlangıcında vadeli işlemler yükselişe geçerken , Pasifiğin diğer ucunda ise daha karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Tayvan borsası %1,4 yükselişle başı çekerken, gösterge endeks Nikkei ve Güney Kore borsası %0,4 yükselmiş, Şangay borsasının ise gerilediğini görüyoruz.

ECB ve Fed’in ardından bugün sahneye İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) çıkacağını hatırlatalım. BoE’nin politika faizini %3,75’te sabit tutması beklenirken, İran savaşıyla birlikte enerji fiyatlarında yaşanan sert yükselişin enerji ithalatçısı olan İngiltere’de ağustos ayında zaten %3,1 olan enflasyonu daha da artırması bekleniyor. Bu nedenle vadeli kontratlar kasım ayında 25 baz puan faiz artışına %80 ihtimal verirken, önümüzdeki bir yıl içinde yaklaşık dört artış fiyatlanıyor. Bugün sonuçlanacak toplantıda faiz kararından ziyade BoE’nin enerji şokunun enflasyona etkisi ve kasım ayında olası bir faiz artışı konusunda vereceği mesajları takip edeceğiz. GBPUSD paritesi Fed kararı ardından 1,3370 seviyesine gerileyerek son altı haftanın en düşük seviyesini test etti. İngiltere ardından gözler yarın Japonya Merkez Bankası olağan toplantısına çevrilecektir ki 25 baz puan faiz artışına kesin gözüyle bakılıyor.

Türk mali piyasalarında ise bir süredir gündemi meşgul eden yatırım fonları, portföy yönetim şirketleri ve akabinde SPK düzenlemesinin ardından hisse senedi piyasalarında var olan volatiliteyi hep birlikte takip ediyoruz. Dün gündemde olan bazı portföy yönetim şirketleri ve yatırım fonlarında, temerrüt hâlinin oluşması ile büyük çaplı bir türbülans yaşandı. Devre kesicilerin çalıştığı günde BİST 100 ana endeksi gün içinde %7,5 civarında gerilemesinin ardından günü %5,5 düşüşle tamamladı. Bankacılık endeksinde düşüş ise %6,5 seviyesinde gerçekleşti. USDTRY kuru otoritenin kontrolünde 48,67 seviyesine gelse de, gerek yurt içi gerekse de yurt dışı faktörlerin gölgesinde son günlerde TCMB’nin rezerv kaybettiğini düşünüyoruz. Bugün açıklanacak verilerle daha etraflı bir değerlendirmede bulunacağız. CDS risk primi uzun bir süredir 220 baz puan seviyesinde yataylaşmasının ardından bu sabah 238 baz puan seviyesine yükselirken, son bir haftada 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi 100 baz puandan fazla artarak %40,70 seviyesine geldi. On yıl vadeli tahvil de benzer bir şekilde %35,25 seviyesine yükseldi.

Yatırım fonlarında ortaya çıkan durumu değerlendirmek ve gerekli adımları atmak adına, birazdan (TSİ 08.00) Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek başkanlığında toplanacak Finansal İstikrar Komitesi’nde sistemik risk meselesinin ele alınacağını düşünüyoruz. Sektörün genelinin güçlü, Türk mali piyasalarının ise derinliğinin olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Çürük elmaların ayıklanmasının ise bundan sonrası için sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Bu arada SPK gece saatlerinde yayımladığı bülteninde bahse konu  gelişmeler kapsamında çok sayıda şirket çalışanına suç duyurusu, işlem yasağı gibi müeyyideler getirdi.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankası 3,8 milyar TL’lik takipteki alacağını 627,8 milyon TL’ye sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, takipteki krediler portföyünde yer alan 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki alacağını, 627 milyon 850 bin TL bedelle 8 varlık yönetim şirketine devretti. Satışta bankanın tahsilat beklentisi ile alacağın nominal değeri arasındaki fark dikkat çekti.

Türkiye İş Bankası, tahsili gecikmiş alacak portföyündeki bir başka büyük satışı daha gerçekleştirdi. Bankanın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya göre, yapılan ihaleler sonucunda 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki takipteki alacak portföyü, 627 milyon 850 bin TL satış bedeli karşılığında varlık yönetim şirketlerine devredildi. Satış bedelinin nakden tahsil edildiği bildirildi.

8 varlık yönetim şirketi aldı

Satış kapsamında söz konusu alacaklar;

  • Dünya Varlık Yönetim A.Ş.
  • Novatra Varlık Yönetim A.Ş.
  • Gelecek Varlık Yönetim A.Ş.
  • Emir Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birikim Varlık Yönetim A.Ş.
  • Ortak Varlık Yönetim A.Ş.
  • Sümer Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.

olmak üzere toplam 8 varlık yönetim şirketine devredildi.

3,8 milyar TL’lik alacak 627,8 milyon TL’ye satıldı

Satışın en dikkat çekici tarafı, alacağın nominal tutarı ile satış bedeli arasındaki yüksek fark oldu.

3,801 milyar TL nominal alacak → 627,85 milyon TL satış bedeli

Buna göre varlık yönetim şirketlerinin ödediği bedel, nominal alacağın yaklaşık %16,5’i seviyesinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle portföy, nominal değer üzerinden yaklaşık %83,5 iskonto ile devredilmiş oldu.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bu oran, bankanın alacağı için daha önce bilançoda ayırdığı karşılıklar ve söz konusu portföyün gerçek tahsilat potansiyeli dikkate alınmadan doğrudan “bankanın zararı” şeklinde yorumlanmamalı.

Çünkü takipteki alacak satışlarında nominal alacak tutarı ile bankanın bilançosundaki net taşıma değeri aynı şey değildir.

İş Bankası 2026’da takipteki alacak satışlarını artırıyor

Bu satış, İş Bankası’nın 2026 yılı içerisindeki tahsili gecikmiş alacak satışları açısından da dikkat çekici.

Banka mart ayında 3 milyar 776,2 milyon TL tutarındaki takipteki alacağını 671 milyon TL bedelle beş varlık yönetim şirketine devretmişti.

Haziran ayında ise 3 milyar 936 milyon TL tutarındaki başka bir portföy 727,1 milyon TL bedelle dokuz varlık yönetim şirketine satılmıştı.

Eylül ayındaki son satış da eklendiğinde, yalnızca bu üç işlemde İş Bankası’nın satışa konu ettiği takipteki alacakların nominal büyüklüğü yaklaşık 11,51 milyar TL, toplam satış bedeli ise yaklaşık 2,03 milyar TL seviyesine ulaşıyor.

Bu üç işlemin ortalama satış oranı yaklaşık %17,6 seviyesinde bulunuyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.