GÜNCEL
Yurt dışı üniversite eğitimi rehberi
Yayınlanma:
11 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Dil eğitimi, lisans ve yüksek lisans programları başta olmak üzere, yılda yaklaşık 150 bin Türk öğrencinin yurt dışına gittiği tahmin ediliyor. Türkiye, dünyada yurt dışına en çok öğrenci gönderen 15 ülkeden biri. Türkiye’nin, yurt dışı eğitime harcadığı para yıllık milyar dolarlarla ifade ediliyor. Oturum ve çalışma izni seçeneğinden dolayı lisans eğitiminde Kanada en popüler ülkelerin başında gelirken, mesafe ve daha düşük maliyetler bakımından Avrupa ülkeleri tavsiye ediliyor. Yaşam kalitesi, hayat tarzı, çalışma koşulları ve iklim açısından en avantajlı ülke ise Avustralya olarak gösteriliyor. İngiltere’ye bakacak olursak, Türkiye’nin iyi okullarına göre daha uygun fiyatlarla eğitim almak mümkün olduğu için son birkaç yılda gençlerin favori ülkesi haline gelmiş durumda.
Sektör uzmanlarının verdiği bilgilere göre, öğrencilerin önceliklerine göre eğitim almak istedikleri ülkeler değişkenlik gösteriyor. Gittikleri ülkede uzun vadeli kalma niyeti olan öğrenciler tarafından en çok Kanada tercih ediliyor. Çünkü Kanada eğitim sonrası 3 yıla kadar çalışma izni ve sonrasında da oturum izni veriyor. Kanada’yı İngiltere takip ediyor. İngiltere’de akademik bir eğitim sonrası öğrencilere 2 yıl oturum izni de veriliyor. Polonya uygun eğitim ücretleri ve sunduğu çok sayıda İngilizce lisans programlarından dolayı Türk öğrencilerin son yıllarda en çok gittiği ülkelerden biri. İtalya’da Mimarlık, Tasarım ve Tıp alanları Türk öğrenciler tarafından çok fazla tercih edilmekte. Almanya Mühendislik alanlarında eğitim almak isteyen öğrenciler tarafından daha çok tercih ediliyor. İngiltere, Kanada, Avustralya gibi ülkeler ise İşletme, Bilgisayar Bilimleri gibi alanlarda ön plana çıkmakta…
Türkiye’de hızlı yükselen özel üniversite ücretleri sebebiyle yurt dışında lisans eğitimine olan talep her geçen yıl artıyor. İngilizce konuşulan ülkelerde öğrenciler sadece IELTS sınavı ve lise diploma notlarını sunarak üniversite kabulü alabildiği için başvuru süreci oldukça kolay. İngiltere’de eğitim 3 yılda tamamlanabiliyor. Şu an İngiltere ve İrlanda’da, Türkiye’nin iyi okullarına göre daha uygun fiyatlarla eğitim almak mümkün. Ayrıca, bu ülkelerde eğitim sonrası verilen 2 yıl ve üzeri çalışma izinleri de aileler ve öğrenciler tarafından büyük bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Kayıt dönemlerine bakılacak olursa, Eylül döneminde eğitime başlamak için başvurular genellikle bir önceki yılın Ekim-Kasım aylarında başlıyor ve ülkesine göre değişmekle beraber, son başvuru tarihleri Ocak ya da Nisan ayında oluyor. Burs almak isteyen öğrenciler ise Hotcourses gibi ortak bilgi platformları üzerinden tüm ülkelerin burs olanaklarını inceleyebiliyor.
EN ÇOK YAZILIM VE MÜHENDİSLİK TERCİH EDİLİYOR
Bir öğrenci açısından en önemli konuların başında yaşam maliyeti geliyor. Her ülkede büyük şehirler nispeten pahalıyken, daha sakin bölgelerde yaşamak ise Türkiye’de büyük şehirlerde yaşamaktan daha ucuza geliyor. Örneğin, Kanada’nın Toronto ve Vancouver şehirleri haricindeki bölgelerde çok avantajlı koşullar bulmak mümkün. Lisans için yurt dışını tercih eden Türk öğrenciler en çok yazılım ve mühendislik bölümlerine kayıt yaptırıyor. İşletme ve finans bölümleri ise listenin her zaman başlarında yer alıyor. En popüler okullara bakacak olursak King’s College London ve UCL gibi okullar çok tercih ediliyor. Harvard, Stanford, MIT, Oxford, Cambridge, ETH Zurich gibi üniversiteler dünya çapında en gözde üniversiteler arasında yer alıyor. Kanada’da Ottawa Üniversitesi özellikle Fransızca eğitim alan öğrenciler için sunduğu burs fırsatlarıyla en çok tercih edilenler arasında.
YAŞAM MALİYETLERİ
Yaşam maliyeti açısından en uygun ülkeler arasında Polonya, Macaristan, Çekya ve Almanya yer alıyor. Almanya’da özellikle ücretsiz eğitim olanakları öğrenci bütçesi için çok büyük avantaj sağlamakta. Öğrenciler üniversite seçerken programın uluslararası tanınırlığı, akademik sıralaması, mezuniyet sonrası kariyer fırsatları ve bulunduğu şehrin yaşam maliyeti gibi faktörlere dikkat etmeli. Bu okullar, prestijleri ve sundukları geniş araştırma imkanlarıyla bilinmekte.
İNGİLTERE’YE TALEP ÇOK FAZLA
Akare Yurtdışı Eğitim Fuarları ve ETS TOEFL’ın geçtiğimiz yıl ortaklaşa gerçekleştirdiği gençlik araştırmasına göre yurt dışı eğitiminde ilk sırada yer alan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) uzun yıllar sonra ilk kez en çok tercih edilen ülke olma unvanını kaybetti. Araştırmaya katılan gençlerin yeni favorisi, yüzde 62,1 ile İngiltere oldu. Araştırma sonuçlarına göre, Almanya yüzde 54,2 ile ikinci sırada yer alırken, ABD yüzde 51,3 ile üçüncü sırada kendine yer buldu. Kanada, İtalya, Hollanda, İsviçre, İsveç, Fransa, İrlanda, Belçika, Avusturya ve Japonya ise gençlerin tercih ettiği diğer popüler ülkeler arasında yer aldı.
EN ÇOK TERCİH EDİLEN BÖLÜM VE ÜNİVERSİTELER
Sağlık bilimleri, İşletme, Mühendislik, Hukuk ve Psikoloji bölümleri son yıllarda yükselişte. Son dönemde özellikle, Dijital Pazarlama, Finansal Teknoloji, Veri Analizi, Siber Güvenlik, Bilişim gibi dijital sektörlere yönelik bölümlere de talep gittikçe artmakta. Güncel sorunlar da Moleküler Biyoloji, Moleküler Kimya, Enerji Mühendisliği gibi alanlara talebi artırmakta. İngiltere’de UCL, Kings College, Manchester, Nottingham, Birmingham Üniversiteleri, Avrupa’da Münih Teknik, Heidelberg, Politechnico Di Milano, Sapienza University of Rome, Bologna University, KU Leuven, Amsterdam, Erasmus Roterdam, Bocconi, Kanada’da University of Toronto, University of British Columbia, Mc Gill, Avustralya’da Sydney, Melbourne, Macquarie, Amerika’da Boston, Georgetown, UCLA, NYU, Washington Üniversiteleri, en popüler üniversiteler arasında sıralanabilir.
Her üniversitenin kendi bünyesinde sunduğu burs imkanları bulunmakta. Özellikle İtalya’da, İtalyan hükümeti tarafından sağlanan çeşitli burslar araştırılabilir. Bunun yanı sıra, uluslararası burs arama platformları ve vakıflar da öğrencilere çeşitli burs olanakları sunmakta. Bu platformlar ve burslar, öğrencilerin mali yüklerini hafifletmekte büyük rol oynayabilir ve yurtdışında eğitim alma hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırabilir. Yaşam maliyeti açısından en uygun fiyatlı ülkeler genellikle Doğu Avrupa’da yer almakta. Polonya ve Macaristan gibi ülkeler, uygun eğitim ücretlerinin yanı sıra düşük yaşam maliyetleri ile dikkat çekiyor. Bu ülkelerde konaklama, yemek, ulaşım gibi günlük yaşam giderleri, Batı Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça ekonomiktir. Ayrıca, bu ülkelerde öğrenci olarak yaşamak, sosyal aktiviteler ve kültürel deneyimler açısından da zengin fırsatlar sunar.
ÜLKE SEÇİMİNDE BELİRLEYİCİ FAKTÖR; BÖLÜM
Akare Yurtdışı Eğitim Fuarları Genel Müdürü Sera Sanra Arpacı‘nın verdiği bilgilere göre, son yıllarda Türk öğrencilerin lisans eğitimi için tercih ettiği ülkeler arasında İngiltere, Almanya, Hollanda, İtalya, Polonya, Macaristan, Kanada ve ABD öne çıkıyor. İngiltere; 3 yıl süren lisans programları, dünya sıralamalarında yer alan üniversiteleri ve güçlü akademik geleneğiyle öğrencilerin ilgisini çekiyor. Almanya düşük ya da ücretsiz harç ücretleri, özellikle mühendislik ve teknik alanlardaki güçlü üniversiteleri ile dikkat çekiyor. Hollanda, yüksek yaşam standartları ve çok sayıda İngilizce programı sayesinde popüler. İtalya ise moda, tasarım, mimarlık gibi kreatif alanlarda öne çıkmakla birlikte İngilizce tıp ve mühendislik programlarıyla da tercih ediliyor. Kanada ve ABD geniş bölüm yelpazesi, burs imkânları ve mezuniyet sonrası çalışma/oturum avantajlarıyla öğrenciler için cazip seçenekler sunmaya devam ediyor. Bölüm tercihi ülke seçiminde belirleyici bir faktör. Tıp, diş hekimliği ve eczacılık için Macaristan, Polonya, Çekya ve İtalya öne çıkıyor. Mühendislik ve bilgisayar bilimleri denince Almanya’daki TU9 üniversiteleri, Hollanda’daki TU Delft ve Eindhoven, Kanada ve ABD’deki seçkin üniversiteler sık tercih ediliyor. İşletme, ekonomi ve finans alanında İngiltere’de LSE ve Warwick, Hollanda’da Erasmus Rotterdam ve Maastricht ön planda. Sanat, tasarım ve moda için İtalya’daki Politecnico di Milano, NABA ve IED; İngiltere’de University of Arts London ve Fransa’daki prestijli okullar tercih ediliyor. Psikoloji ve sosyal bilimler ise özellikle İngiltere, Hollanda ve Kanada’da yoğun talep görüyor.
Maliyetler ülkeye, okul tipine ve şehre göre değişiyor. Avrupa’daki birçok devlet üniversitesinde yıllık öğrenim ücretleri 500–5.000 € arasında iken özel üniversitelerde bu rakam 5.000–20.000 €’ya kadar çıkabiliyor. İngiltere’de lisans programları 12.000–25.000 £, ABD ve Kanada’da ise 15.000–40.000 USD arasında değişiyor. Almanya’da çoğu eyalette devlet üniversitelerinde eğitim ücretsiz ya da sembolik harçlarla mümkün. Yaşam giderleri küçük şehirlerde aylık 500–800 €, büyük şehirlerde ise 1.000–2.000 € seviyesinde. ABD ve Kanada’da yaşam masrafları genellikle 1.000–2.000 USD arasında değişiyor.
Kayıt tarihleri ülkeye ve programa göre farklılık gösteriyor. Genel olarak Eylül başlangıçlı programlar için başvurular bir önceki yılın Ekim–Mayıs döneminde yapılıyor. Sonuçlar ilkbaharda açıklanıyor ve kayıt-vize süreçleri yaz aylarında tamamlanıyor. Popüler programlar için erken başvuru kritik öneme sahip. Örneğin İngiltere’de Oxford, Cambridge ve tıp/dentistry/veterinerlik programları için son başvuru tarihi 15 Ekim. Hollanda’da kontenjan sınırlı “numerus fixus” programlar için genellikle 15 Ocak son başvuru tarihidir. ABD’de Ivy League üniversitelerinde erken başvurular Kasım’da, normal başvurular Ocak’ta kapanıyor. Kanada’da başvurular çoğunlukla Kasım–Şubat döneminde alınıyor.
ÜCRETLER ÜLKEYE GÖRE DEĞİŞİYOR
Atlas Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı Ege Bölge Müdürü Murat Seyfi‘nin aktardığı bilgilere göre, Türkiye’deki öğrencilerin son yıllarda en çok ilgi duyduğu ülkelerin başında Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Polonya ve Kanada gelmekte. Bu durum öğrencinin eğitim almak istediği bölüme ve ülke tercihine, mevcut lise alanı ve lise mezuniyet notuna göre değişkenlik gösteriyor. Bu ülkelerin eğitim niteliği, kampüslerinin imkanları, uluslararası birçok eğitim kurumlarıyla ve özel şirketlerle olan bağlantıları, ülke prestiji yüksek olduğundan ötürü öğrenciler çoğunlukla bu ülkeleri tercih ediyor. Yurtdışındaki bazı ülkeler hem dünya sıralaması hem de bölüm bazlı bilinirlilikle öne çıkıyor. Bu bağlamda özellikle mühendislik alanlarında Almanya ve Alman üniversitelerinin öne çıkması gibi, mimarlık ve moda tasarımı gibi bölümlerde İtalya’nın öne çıkması, işletme, ekonomi, finans gibi bölümlerde Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri’nin öne çıkmasını örnek verebiliriz. Psikoloji alanında yine Birleşik Krallık, Polonya, Almanya daha çok tercih edilirken, yapay-zekâ, yazılım, web-mobil uygulamalar gibi bölümlerde Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, sağlık bölümlerinde Almanya, Polonya gibi üniversiteler daha çok tercih ediliyor.
“Tüm ülkeler ve üniversiteler için eğitim ücretleri çok değişkenlik gösteriyor” diyen Seyfi şu bilgileri paylaşıyor: “Avrupa ülkelerinin çoğunda devlet üniversitelerinin eğitim maliyeti çok düşüktür, hatta bazı üniversite ve bölümlerde harç ücreti hiç bulunmamaktadır. Örneğin Almanya’daki birçok üniversitede harç ücreti alınmazken dönemlik 300-500 Euro gibi katkı payı ücretleri ödenmektedir ancak bu ücretler de yine öğrencilere dolaylı olarak hizmet vb. olarak geri dönmektedir.
İtalya’da ise eğitim ücretleri 3-5 bin Euro civarından başlar, üniversiteye ve bölüme göre artış göstermektedir. Birleşik Krallık, İrlanda, Amerika, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde devlet-özel üniversite ayrımı olmaksızın eğitimler ücretli olup, yıllık eğitim ücretleri 10 bin dolar civarından başlayıp 50 bin dolarlara kadar çıkmaktadır. Örneğin İngiltere için, yıllık eğitim ücreti 12.000 Sterlin civarı fiyatlardan başlayarak, Russell Grup üniversitelerinde 40.000 GBP’ye kadar çıkmaktadır. Benzer durum Kanada, Amerika ve Avustralya üniversiteleri için de söz konusudur.”
1 YIL ÖNCEDEN HAZIRLIK YAPILMALI
Bahsettiğiminiz ülkelerdeki birçok üniversite için eğitim başlangıç tarihinin Eylül-Ekim ayı olduğuna da işaret eden Seyfi, “Üniversite ve bölüm bazlı olarak bu tarihlere ara dönem başlangıcı Ocak-Şubat ayları da eklenebilmektedir. Üniversitelere başvuru tarihi olarak, eğitim başlangıç tarihinden 1 yıl öncesinde işlemlere başlanması gerekebilmektedir. Başvuru evraklarının hazırlanması, gerekli olması durumunda ülke veya üniversite bazlı sınavlara kayıt yapılması, yabancı dil sınavı için hazırlık yapıp istenilen skorun alınması gibi işlemler ciddi zaman almaktadır. Öğrencilere ve velilere en önemli tavsiyemiz sadece ihtimal dahilinde dahi olsa profesyonel eğitim danışmanlarıyla 8.sınıf veya 9.sınıf döneminde görüşme yapmalarıdır. Öğrencinin ister Türkiye’de ister yurt dışındaki üniversite eğitimi için doğru planlamayı ne kadar önceden yaparsak 11.sınıfa geldiklerinde tüm alternatif durumlara hazırlıklı ve bilgili olmuş olacaklardır” diyor.
Burslar konusunda da bilgi veren Seyfi, “Eğitimin ücretli olduğu ülkelerdeki üniversitelerde uluslararası öğrencilere özel burslar bulunuyor. Bu burslar genellikle öğrencinin akademik başarısına göre değerlendirilerek verilmektedir. Bunlara örnek; Chevening Bursu, Avrupa Birliği Jean Monnet Bursu, Milli Eğitim Bakanlığı YLSY Bursu, Türk Eğitim Vakfı (TEV) vb.çok sayıda kurum bulunmaktadır. Bunların dışında, İtalya’da eyalet bursu vardır, öğrencinin ailesinin maddi durum beyanı baz alınarak değerlendirilip, almaya hak kazabileceği bir burs türüdür. Almanya’da özel üniversitelerde lise not ortalaması baz alınarak üniversitelerin dönemsel olarak belirlediği oranda toplam eğitim ücreti üzerinden indirim yapılması şekilde uygulanan burslar vardır” diyor.
CAN ŞAHİN/ ORBİS Yurtdışı Eğitim Ege Bölge Müdürü
“Yurtdışında okumak daha ekonomik”
Türkiye’de, öğrencilerin yaşadıkları şehirden başka bir şehre üniversite eğitimi için gittiklerinde karşılaşılan maliyetler ile yurt dışındaki maliyetler, yıllık enflasyon oranlarını da hesaba kattığımızda çok benzer ya da daha ekonomik olabilmekte. Bazı üniversiteler belirli alanlarda dünya çapında marka haline gelmiş durumda. Örneğin, Politecnico di Milano mühendislik ve tasarımda, University of Amsterdam sosyal bilimlerde, King’s College London sağlık bilimlerinde öne çıkıyor. Türk öğrenciler için hem uluslararası hem de yerel pek çok burs imkânı bulunuyor. Devlet destekli Chevening (İngiltere), Fulbright (ABD), DAAD (Almanya), Erasmus+ programı ve Türkiye Bursları en bilinen örnekler. Bunun yanında birçok üniversite kendi başarı burslarını veya ihtiyaç burslarını da sunuyor.
Engin COŞAR/ Academix Yurtdışı Eğitim Danışmanlık Genel Müdürü
“En ucuz ülke Polonya”
Öğrenciler, lisans eğitimi için en çok İtalya, Almanya, Polonya, Macaristan, Hollanda, İngiltere, ABD ve Kanada’yı tercih ediyor. İtalya, İngilizce program sayısının artması, devlet üniversitelerinde uygun yıllık ücretler (1.000–3.000 €) ve yaşam giderlerinin Batı Avrupa’ya göre daha düşük olması nedeniyle öne çıkıyor. Polonya, Avrupa’da en uygun eğitim ve yaşam maliyetlerinden birine sahip olması, İngilizce eğitim veren üniversite sayısının artması ve AB diploması avantajıyla tercih ediliyor. Macaristan özellikle tıp, diş hekimliği ve eczacılık gibi alanlarda köklü üniversiteleri ve Türkiye’de tanınan diplomaları ile popüler. Hollanda, yüksek akademik kalite, İngilizce program bolluğu ve mezuniyet sonrası çalışma imkânları ile ilgi görüyor. İngiltere, 3 yıl süren lisans programları ve prestijli üniversiteleriyle dikkat çekerken; ABD ve Kanada geniş burs imkânları, kaliteli eğitim sistemi ve çok çeşitli bölüm seçenekleriyle tercih edilen ülkeler arasında yer alıyor.
Burhan PINARBAŞI/ egitimAL Eğitim Danışmanı
“Almanya ücretsiz eğitim ile öne çıkıyor”
Türk öğrenciler en çok Kanada, İngiltere, Hollanda, Almanya ve İtalya’yı tercih ediyor. Kanada; kaliteli eğitim sistemi, mezuniyet sonrası çalışma izni ve göçmenlik fırsatlarıyla öne çıkarken, uluslararası öğrencilerle ilgili bazı kısıtlamalara gitmiş olsa da hâlâ oldukça cazip seçenekler sunuyor. Vize sonuçlarının genellikle olumlu olması süreci destekliyor. Ayrıca, bazı Kanada merkezli finans kuruluşlarının aracılığımızla sunduğu eğitim kredisi imkânlarının da bu ilgiyi artırdığını söyleyebiliriz. İngiltere 3 yıllık lisans programları ve köklü üniversiteleriyle akademik prestij sunuyor. Hollanda, İngilizce lisans programlarının fazlalığı ve Avrupa’daki merkezi konumuyla dikkat çekiyor. Almanya’da düşük ücretli veya ücretsiz eğitim ve güçlü mühendislik alanları cazip geliyor. İtalya ise moda, tasarım, mimarlık ve sanat gibi kreatif alanlarda yüksek kaliteli programlar sunuyor. Son yıllarda eğitim dili İngilizce olan tıp ve mühendislik programları da oldukça revaçta. Bölüm tercihi ülkeleri doğrudan etkiliyor. Mühendislik ve bilgisayar bilimleri için Almanya, Kanada ve Hollanda öne çıkıyor. İşletme ve ekonomi alanında İngiltere ve Kanada tercih ediliyor. Moda, tasarım ve sanat için İtalya (NABA, IED) ve Fransa ön plana çıkarken, tıp ve sağlık bilimleri için Macaristan, Polonya ve Çekya gibi ülkeler talep görüyor. Sosyal bilimler ve psikoloji ise ağırlıklı olarak İngiltere, Hollanda ve Kanada’da öne çıkıyor.
Sinem KIZRAK/ Atlas Edcon Yurtdışı Eğitim Bölge Müdürü
“En kritik adım, erken planlama”
İngilizce konuşulan ülkeler arasında İngiltere ve Amerika ön plana çıkıyor. Yaşam kalitesi, hayat tarzı, çalışma koşulları ve iklim açısından en avantajlı ülke Avustralya. Son yıllarda özellikle küresel ticaret ve teknoloji merkezleri olmalarından ötürü Dubai, Çin, Singapur, Malezya, Japonya gibi ülkeler duyulan ilgi artmakta. Güvenli yaşam koşulları ve ekonomik avantajları sayesinde İskandinav ülkeleri de merak uyandıran seçenekler arasında. Yurtdışında üniversitelerin kabul dönemleri ülke ve programa göre değişiyor. Kuzey Amerika ve Avrupa’da akademik yıl genellikle Eylül ayında başlıyor. Bazı üniversiteler için 9-10 ay öncesinden başvuru yapmak gerekirken , bazıları eğitimin başlamasına 1–2 ay kala bile başvuru alabiliyor. Özellikle dünyanın önde gelen üniversiteleri ve çok rağbet gören bölümler, hem daha katı hem de çok daha erken başvuru tarihlerine sahip. Örneğin İngiltere’de merkezi başvuru sistemi UCAS üzerinden başvurular, Oxford, Cambridge ve tıp/diş hekimliği/veterinerlik bölümleri için 15 Ekim’de kapanır. “Equal Consideration” başvuru tarihi 14 Ocak’tır. Açık kalan kontenjanlar için başvurular açılmadan önceki son başvuru tarihi ise 30 Haziran’ dır. Hollanda’da merkezi başvuru sistemi olan Studielink’te, “numerus fixus” (kontenjan sınırlı) programlar için genellikle 15 Ocak son başvuru tarihidir; diğer programlarda ise bu tarih üniversiteye göre değişir. Amerika’da Ivy League ve diğer seçkin üniversitelerin Early Decision başvuruları çoğunlukla 1 Kasım’da, Regular Decision başvuruları ise genellikle 1 Ocak’ta kapanır. Bunlara ek olarak, bazı üniversite ve bölümler için önceden girilmesi ve planlanması gereken uluslararası sınavlar (SAT, ACT, IELTS, TOEFL, portfolyo değerlendirmeleri vb.) bulunuyor. Ayrıca birçok ülkede, özellikle yüksek lisans programlarında ve bazı lisans bölümlerinde bahar dönemi (Ocak–Şubat) başlangıçları da mevcut. Hangi ülke ya da program olursa olsun, erken planlama sürecin en kritik adımı.
ÜNİVERSİTE SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
1. Okulun genel repütasyonu, sıralamalardaki yeri, tarihi, mezunların iş bulma oranları
2. Okulun eğitim almak istediğiniz alandaki repütasyonu ve o alana özgü yapılmış sıralamalardaki yeri
3. Bulunduğu ülkedeki akreditasyonları ve YÖK Denkliği
4. Program Süresi, Başlama dönemleri, Son Başvuru Tarihi
5. Giriş Koşulları, Şartlı kabul imkanları
6. Program ilçeliği, kariyer imkanları
7. Lokasyonu ve Kampüs imkanları
8. Program maliyetleri ve yaşam giderleri
9. Okulun bulunduğu şehirdeki sosyal yaşam
10. Gidilecek ülkede, program sırasında ve sonrasında öğrencilerin sahip olduğu çalışma izinleri
AKARE YURTDIŞI EĞİTİM FUARLARI 2025 SONBAHAR DÖNEMİ
Üniversite, lise, dil okulu, konsolosluk, büyükelçilikler gibi toplamda 150’nin üzerinde kurum yer alacak. Katılım ücretsiz. Davetiye için: www.akare.com.tr
• 11-12 Ekim 2025 – İstanbul Kongre Merkezi, Taksim
• 13 Ekim 2025 – İstanbul Botancı Dedeman Otel
• 15 Ekim 2025 – Ankara Sheraton Otel
• 17 Ekim 2025 – İzmir Ege Palas Business Otel
YILLIK EĞİTİM VE YAŞAM MASRAFLARI
Almanya: Devlet üniversitelerinde yıllık 0–1.000 € civarı, yaşam giderleri 10–12 bin €
İtalya: Yıllık 1.500–4.000 € arası, yaşam giderleri 8–10 bin €
Hollanda: AB dışı öğrenciler için yıllık 8.000–15.000 €, yaşam giderleri 10–12 bin €
İngiltere: Yıllık 12.000–25.000 £, yaşam giderleri 12–15 bin £
Kanada: Yıllık 15.000–25.000 CAD, yaşam giderleri 12–18 bin CAD
Özetle, Avrupa’da toplam maliyet genelde yıllık 10–20 bin € bandında kalırken, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde bu rakam 25–40 bin € seviyesine çıkabiliyor.
YURTDIŞI BURS ARAMA PLATFORMLARI
Yurtdışında eğitim almak sadece maddi durumu iyi ailelerin tekelinde değil. Global burs sitelerinden burs bularak yurtdışı eğitim masraflarının önemli bir bölümünü karşılamak mümkün. İşte dünya çapında en iyi yurtdışı burs arama siteleri…
scholars4dev.com: Ekonomi, mühendislik, tıp, bilgisayar bilimi, hukuk ve teknolojiyle ilgili alanlarda yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası araştırma derecelerinde uluslararası öğrencilere burs imkanı sağlayan kapsamlı bir site.
petersons.com: Amerika’da okumak isteyen uluslararası öğrencilere burs imkanları sunuyor.
fastweb.com: Öğrencilere ilgi alanlarına, becerilerine ve lisansüstü derecelerine göre burs imkanlarını arama fırsatı sunuyor.
chegg.com/scholarships: Ücretsiz bir platform olan Chegg, tüm alanlarda araştırma yapabileceğiniz 25 binden fazla burs fırsatı sunuyor.
scholarships.com: 1998 yılında kurulan site, tüm dünyadan öğrencilere burs araması yapabilecekleri bir platform sunuyor.
internationalscholarships.com: Öğrencilere ödüller, hibeler ve bursların da olduğu tüm finansal destekler hakkında bilgi ve başvuru imkanı sunan zengin bir platform.
iefa.org/scholarships: Yurtdışında burs bulabileceğiniz en iyi sitelerden biri olan iefa, kapsamlı bir burs arama portalı. Sitede bursların yanı sıra yurtdışı kredi imkanı da sunuluyor.
cappex.com: Site 11 milyar dolardan fazla burs seçeneğine sahip olduğunu iddia ediyor. Kaydolmadan önce, son başvuru tarihi, cinsiyet, etnik köken, okul yılı ve diğer özelliklere göre dizinde arama yapılabiliyor.
unigo.com: 3,6 milyondan fazla burs ve hibeden oluşan bir veri tabanına ek olarak, üniversite öğrencilerinin okul için ödeme yapmasına yardımcı olmak üzere burs sunuyor.
EN GÖZDE ÜNİVERSİTELER
– Almanya: Münih Teknik, LMU Munich, Heidelberg University, Humboldt University of Berlin.
– Birleşik Krallık: Manchester, Birmingham, Edinburgh, Exeter, Sussex, UCL, King’s College.
– Kanada: Toronto Üniversitesi, UBC, McGill, Waterloo, Queen’s Üniversitesi.
– İtalya: University of Bologna, Sapienza University of Rome, Politecnico di Milano, University of Padua.
– Polonya: Varşova ve Varşova Teknoloji Üniversiteleri, Wroclaw Medical ve Wroclaw Teknoloji Üniversiteleri, Jagiellonian University.
– ABD: University of California, University of Michigan, New York University, Pennsylvania State Universtiy.
HANGİ ÜLKE, NEDEN CAZİP?
• ABD: Geniş burs imkânları, çok çeşitli bölüm seçenekleri, güçlü araştırma olanakları. Özellikle mühendislik, bilgisayar bilimleri, işletme ve sosyal bilimler için tercih ediliyor. Ancak yaşam ve eğitim masrafları yüksek.
• İngiltere: Eğitim süresi genelde daha kısa (lisans 3 yıl). Oxford, Cambridge, LSE, Imperial gibi dünya çapında üniversitelere sahip. Hukuk, işletme, siyaset bilimi, tıp ve sanat alanlarında güçlü.
• Almanya: Kamu üniversitelerinde düşük veya hiç olmayan harçlar, kaliteli mühendislik ve fen bilimleri eğitimi. Almanca bilmek büyük avantaj ama pek çok program İngilizce.
• Hollanda: İngilizce lisans programlarının fazlalığıyla öne çıkıyor. Psikoloji, işletme, uluslararası ilişkiler, yapay zekâ ve mühendislik bölümleri popüler.
• İtalya / Fransa: Moda, tasarım, mimarlık, sanat ve gastronomi gibi yaratıcı alanlarda tercih ediliyor.
• Kanada: ABD’ye göre daha uygun maliyetli, göçmenlik sonrası kalıcı oturum fırsatları var. Mühendislik, doğa bilimleri ve sağlık bilimleri öne çıkıyor.
• Avustralya: Uluslararası öğrencilere yönelik destekler güçlü. Sağlık bilimleri, çevre bilimleri ve deniz biyolojisi gibi alanlarda öne çıkıyor.
• Doğu Avrupa (Polonya, Macaristan, Çekya): Daha uygun maliyetler, özellikle tıp eğitimi için tercih edilen ülkeler.
HANGİ BÖLÜM NEREDE OKUNUR?
• Mühendislik ve Teknoloji: Almanya, ABD, Kanada.
• Tıp ve Sağlık Bilimleri: Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti (daha düşük maliyetle), İngiltere ve ABD (üst düzey okullar).
• İşletme, Ekonomi, Finans: İngiltere (LSE, Warwick), Hollanda (Rotterdam School of Management), ABD (Wharton, MIT Sloan).
• Sosyal Bilimler ve Hukuk: İngiltere, ABD.
• Sanat, Tasarım, Moda: İtalya (Politecnico di Milano), Fransa (Sorbonne, Paris College of Art).
• Yapay Zekâ ve Veri Bilimi: Hollanda, Almanya, ABD, Kanada.
Bunlara dikkat!
• Dil Hazırlığı: IELTS / TOEFL skorları çok kritik. Almanca, Fransızca veya Hollandaca gibi ek diller de burs ve adaptasyon için avantaj sağlar.
• Burs İmkânları: Fulbright (ABD), DAAD (Almanya), Chevening (İngiltere), Erasmus+ (AB) gibi uluslararası burs programlarını araştırmak faydalı.
• Kültürel Uyum: Ülkenin yaşam maliyeti, öğrenci vizeleri, çalışma izinleri mutlaka göz önünde bulundurulmalı.
• Uzun Vadeli Hedef: Mezuniyet sonrası ülkede kalmak istiyorsanız, Kanada, Almanya ve Hollanda gibi göçmenlik politikaları daha esnek ülkeler olabilir.
EN EKONOMİK ÜLKELER
Almanya
• Kamu üniversitelerinde lisans eğitimi genellikle ücretsizdir veya sadece küçük “semester fee” (yaklaşık €150–350/yarıyıl) alınır. Yaşam maliyeti şehir ve yaşama bağlı olarak değişse de orta seviyededir (örneğin Berlin’de kira dahil yaşam ~€700/ay civarındadır)
Fransa
• Lisans programlarında yıllık öğrenim ücreti oldukça düşüktür; ortalama €190 (lisans), mühendislik için ~€620/yıl gibi… Ayrıca yaşam maliyetleri diğer Batı Avrupa ülkelerine göre daha uygundur
Polonya
• Yaşam maliyeti oldukça düşük; $350–600/ay. Akademik ücretler genellikle yıllık €2,000–4,000 arasında.
Çek Cumhuriyeti
• Yıllık öğrenim ücreti ortalama €1,500–4,000. Yaşam maliyeti aylık €400–700 seviyesinde
Macaristan
• Eğitim ücretleri yıllık €1,200–5,000 aralığında. Yaşam maliyeti aylık €400–600. Kamu üniversiteleri uygun ve birçok program İngilizce sunuluyor
Meksika
• Yıllık öğrenim ücreti $1,000–5,000. Yaşam maliyeti $400–700/ay.
Arjantin
• Devlet üniversitelerinde eğitim çoğunlukla ücretsiz veya çok düşük maliyetlidir. Yaşam maliyeti $300–600/ay.
Malezya
• Öğrenim ücreti yıllık $2,000–5,000 aralığında. Yaşam maliyeti aylık $400–700.
TÜRK ÖĞRENCİLERİN TERCİH SIRALAMASI
Almanya: TÜİK verilerine göre, Türkiye’den yurt dışına eğitim amacıyla giden öğrenciler arasında en popüler ülke Almanya’dır (yüzde 21,24)
ABD: Almanya’yı yüzde 16,98 oranla Amerika Birleşik Devletleri izliyor
Ayrıca, İngiltere, Kanada, İtalya, İsviçre, Hollanda, Fransa, İrlanda gibi ülkeler de son yıllarda en sık tercih edilen destinasyonlar arasında yer alıyor
Doğu Avrupa (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti) da özellikle uygun fiyatlı eğitimi nedeniyle hızlı bir yükseliş içinde: son üç yılda Türk öğrenciler arasında bu bölgeye olan talep yüzde 70 arttı.
BÖLÜMÜNE GÖRE EN POPÜLER OKULLAR
Mühendislik ve Teknik Alanlar (Bilgisayar, Elektrik, Makine, İnşaat)
o Almanya: TU München, RWTH Aachen, Karlsruhe Institute of Technology.
o ABD: MIT, Stanford, UC Berkeley.
o Kanada: University of Toronto, McGill, Waterloo.
o Hollanda: Delft University of Technology, Eindhoven University of Technology.
İşletme, Ekonomi ve MBA Programları
o İngiltere: London School of Economics (LSE), University of Warwick.
o ABD: Wharton (UPenn), Harvard Business School, MIT Sloan.
o Hollanda: Rotterdam School of Management.
o Fransa: INSEAD, HEC Paris.
Tıp ve Sağlık Bilimleri
o Polonya: Jagiellonian University, Medical University of Warsaw.
o Macaristan: Semmelweis University.
o Çek Cumhuriyeti: Charles University.
o İtalya: Sapienza (Roma), Pavia.
Sosyal Bilimler (Psikoloji, Hukuk, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler)
o İngiltere: University of Oxford, Cambridge, LSE.
o ABD: Columbia, Harvard, Yale.
o Fransa: Sciences Po.
o Hollanda: Leiden University, University of Amsterdam.
Yaratıcı Alanlar (Tasarım, Moda, Sanat, Mimarlık, Medya)
o İtalya: Politecnico di Milano.
o Fransa: Sorbonne, Paris College of Art.
o İngiltere: University of the Arts London, Goldsmiths.
o ABD: NYU (Tisch), UCLA.
Ürün Dirier
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti
Yayınlanma:
2 saat önce|
03/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Başkanı Trump, son günlerde sık sık dile getirdiği İran’a yönelik yeni askerî operasyon ihtimalini şimdilik rafa kaldırdı. Trump, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandıracak ve savaş nedeniyle büyük ölçüde kapanan Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası deniz trafiğine açacak bir anlaşmanın kısa sürede sağlanabileceğini düşündüğünü belirtti. Trump, İran ile görüşmelerin bugün başlayacağını da açıkladı. Görüşmelerin nerede yapılacağı ve kimlerin katılacağına ilişkin bilgi paylaşılmazken, olası bir anlaşma için herhangi bir süre sınırı da verilmedi. Hafta sonu İran’a yönelik yeni bir askerî operasyonu erteleyen Trump’ın bu adımı, tarafların diplomatik çözüm arayışına bir kez daha şans tanıdığı şeklinde değerlendirildi. Masadaki en önemli başlıklar İran’ın nükleer programı ile Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin yeniden sağlanması olacak. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin hafta sonu Suudi Arabistan ve Pakistanlı yetkililerle temaslarda bulunması da diplomatik trafiğin hız kazandığını gösteriyor
Haber manşetlerini ise bu sabah Japonya’nın süslediğini peşinen belirtelim. Japonya, 1986’dan bu yana en düşük seviyesine gerileyen para birimi yen için ABD ile birlikte döviz piyasasına müdahâle ettiğini resmen açıkladı. Böylece iki ülke, 2011’den bu yana ilk kez koordineli döviz müdahâlesi gerçekleştirmiş oldu. Japonya Maliye Bakanlığı, gerekmesi hâlinde ABD ile birlikte yeniden müdahâleye hazır olduklarını da duyurdu. Ortak müdahalenin arkasında yalnızca yenin değer kaybı bulunmadığının da altını çizmek isteriz. Japon yenindeki zayıflığın Japon tahvillerinde satış baskısını artırması, bunun da ABD tahvil faizlerini yukarı taşıma riski yaratması ABD’yi de sürecin içine çekti.
Daha da basit bir anlatımla, Japonya’nın yeni desteklemek amacıyla elindeki ABD tahvillerini satarak dolar likiditesi yaratması, zaten yükseliş eğiliminde olan ABD tahvil faizlerini daha da yukarı taşıyabileceği için ABD Hazinesi de sürece destek verdi. Öte yandan Japonya’nın Fed’in repo imkânı üzerinden dolar likiditesine erişebilecek olması, tahvil satışı ihtiyacını azaltarak hem tahvil hem de döviz piyasalarındaki baskının hafiflemesine katkı sağlayabilir. Diğer bir deyişle, Japonya, müdahâlelerde ihtiyaç duyduğu dolar likiditesini elindeki ABD tahvillerini satmadan sağlayabilecek. Müdahalenin ilk etapta başarılı olduğu görülüyor. Müdahale öncesinde 164 seviyesine kadar yükselen USDJPY paritesi bu sabah 156’lı seviyelere kadar geriledi. Lâkin hiçbir otoritenin piyasayı yenecek gücü olmadığının alını kalınca çizmek isteriz! Gelişmeler ardından gözlerin üzerine çevrilmiş olduğu ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi ayı %5,28 seviyesinden kapatarak 2007 yılından bu yana en yüksek seviyesini test etmesi sonrası yeni ay ve haftaya %5,23 seviyesine gerileyerek başladı.
Trump’un ilk önce çok sert vuracağız yönünde açıklamasının ardından alışık olduğumuz üzere geri adım atmasıyla petrolün varil fiyatı geçen hafta içinde test ettiği 102 dolar seviyelerinden bu sabah 83 dolar seviyelerine kadar geriledi. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde %0,6 civarında artılar dikkatimizi çekerken, yeni ay ve hafta başlangıcına ise Asya genelinde hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. KOSPI endeksinde sekiz yüzden fazla hisse senedi olmasına rağmen endeksin neredeyse yarısını Samsung ve SK Hynix’in oluşturuyor. Bu sabah KOSPI %5’e yakın gerilerken, Temmuz ayında yaşanan %22 düşüş ardından kan kaybının devam ettiğini görüyoruz. Öte yandan, gösterge endeks Tokyo borsası son 12 yılın en güçlü PMI verisine rağmen %1’e yakın değer kaybetti. Genellikle havanın iyimser ve teknoloji hisselerinin alımlarla karşılaştığı günlerde teknoloji ağırlıklı endeksler sert bir şekilde yukarıya giderken, aksi durumda ise sert bir şekilde gerileyebiliyorlar. Bu sabahın hikâyesi ise biraz farklı: ABD vadeli endeksleri, İran ile müzakerelerin başlayacağı ve petrol fiyatlarının sert gerilediği haberleriyle yükselirken, Japonya’da ortak döviz müdahâlesi sonrası güçlenen yen ihracatçı şirketlerin hisseleri üzerinde baskı kurdu.
Fed’in faizleri sabit bırakmasına rağmen şahin mesajlar vermesi, Orta Doğu’da devam eden jeopolitik riskler ve teknoloji hisselerindeki sert dalgalanmaların ardından yeni haftanın gündemi oldukça yoğun görünüyor. Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD’de Temmuz ayı tarım dışı istihdam verisi yakından takip edilecektir. Piyasa beklentisi Temmuz ayında 83 bin kişilik istihdam edildiği ve işsizlik oranının ise %4,3 seviyesinde kalması yönünde. Beklentilerin üzerinde gelecek güçlü bir veri, Fed’in eylül ayında faiz artırabileceği beklentilerini güçlendirebileceği gibi, son aylarda olduğu üzere zayıf bir veri ise beklentileri daha da zayıflatabilir. Her ne kadar Fed’in faiz artıracağı ihtimalini en başından beri düşük görsek de, piyasanın fiyatladığı beklentileri aktarmakta fayda görüyoruz. Bu sabah vadeli kontratlar yıl sonuna kadar Fed’den 35 baz puan faiz artırımı beklerken, Eylül toplantısına yönelik beklenti ise %67 artırım yönünde.
Fed Başkanı Warsh’ın, tabir caizse “Trump’ın adamı” olarak görünmek istememesinin de etkisiyle, kamuoyu önüne çıktığı hemen her ortamda oldukça şahin bir üslup benimsediğini görüyoruz. Bu söylem, piyasa faizlerini yukarı iterken, geçen hafta sonuçlanan Fed toplantısında faiz artırımı yönünde oy kullanmaması ise dikkat çekici bir ayrıntı oldu. Öte yandan, ABD’nin toplam kamu borcu ilk kez 40 trilyon doları aşmış durumda. Artan borç stoku, Hazine’nin önümüzdeki dönemde daha fazla tahvil ihraç etmesi anlamına gelirken, yüksek faiz ortamında bu borcun çevrilmesinin giderek zorlaşacağını da göz ardı etmemek gerekiyor. Bu nedenle yükselen ABD tahvil faizleri yalnızca ABD ekonomisi açısından değil, küresel finansal koşullar, hisse senetleri, kıymetli metaller ve gelişmekte olan ülke piyasaları açısından da yakından izlenmesi gereken en önemli risklerden biri olmayı sürdürüyor.
Fed’in gerekli rehberliği sunamadığı bir ortamda 30 yıllık ABD tahvil faizi Aralık 2024’ten bu yana en sert aylık yükselişini kaydederken, son 19 yılın da en yüksek seviyesine ulaştı. Fed’in faiz artıramadığı bir ekosistemde, hâliyle dolar da (DXY) değer kaybetti. DXY uzun bir aradan sonra tehlikeli sular olarak gördüğümüz 100,50 seviyesinin altına gerileyerek ayı ve haftayı da 99,91 seviyesinden kapattı. Ortak para birimi EUR dolar karşısında 1,1527 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesine geldi. Faiz getirisi olmayan altın 4 aydır devam eden düşüş serisine son vererek Temmuz ayını hafif de olsa yükselişle tamamlarken, bu sabah ilk işlemlerde 4,060 seviyesine hafif de olsa toparladı. Gümüşün ons fiyatı ayı 57,63 dolar seviyesinden tamamlaması ardından 58 seviyesinin üzerine yükselirken, kripto cenahında amiral gemisi Bitcoin ise son zamanlarda sıkıştığı banttan kurtulamayarak 63 bin dolar seviyelerine hafif de olsa geri çekidi. Henüz kıymetli metaller cephesinde bizi heyecanlandıracak teknik bir kırılım göremiyoruz bu nedenle kenarda beklemeye devam ediyoruz.
Her ne kadar gözler Fed’in faiz kararında önemli bir yer tutan istihdam raporunda çevrilse de, şirket bilançoları da piyasaların yönü açısından belirleyici olacağı bir haftaya başlıyoruz. S&P 500 şirketlerinin yaklaşık dörtte biri sonuçlarını açıklarken, AMD, Eli Lilly, Palantir, Caterpillar ve Merck gibi dev şirketler ile SpaceX’in halka arz sonrası ilk çeyrek finansalları yakından takip edilecektir. Hatırlanacağı üzere geçen hafta açıklanan Microsoft’un güçlü bilançosu AI temasına desteğini sürdürürken, Meta’nın zayıf nakit akışı yatırımcıları temkinli olmaya yöneltti. Bu hafta açıklanacak bilançolar, AI temasının gücünü koruyup koruyamayacağı konusunda önemli sinyaller verecek.
Türkiye cephesinde ise döviz kurunun bebek adımlarıyla yukarı yönlü hareketi devam ederken, yeni ayın ilk kotasyonları 47,54 seviyelerinden eşleşiyor. EURUSD paritesinde yaşanan yükselişin de yardımıyla EURTRY kuru 55 seviyelerine doğru adım adım ilerliyor. Hisse senetlerini cephesinde ise bankacılık endeksi ayı %16,50 oranında ciddi bir düşüşle tamamlarken, ana endeks ise %5’e yakın değer kaybetti. Bir tarafta NATO Zirvesi sonrası yeşeren umutların zayfılamsı, öte yandan endekse yönelik kredibilite kaygıları ve devam eden jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde petrol fiyatlarının dalgalı seyri, TCMB’nin de elini kolunu bağlıyor. Her ne kadar TCMB üzerine düşen görevi fazlasıyla yaparak ekonominin soğuması, iç talebin yavaşlaması, liralaşma stratejisini yerine getirse de, tüm hastalığı tek başına tedavi etmesi, hele hele başı ucunda devam eden savaşın gölgesine pek de kolay görünmüyor. Yüksek faizler sanayi çarklarının yavaşlamasına neden olurken, hisse senetlerinin performansını da bir yere kadar anlayabiliyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi ayı %42,11 seviyesine yükselerek tamamlarken, CDS risk primi ise 240 baz puan seviyesinde salınmaya devam ettiğini görüyoruz.
Türkiye cephesinde bugün gözler TÜİK’in açıklayacağı resmî enflasyon verisinde olacak. Piyasa beklentileri aylık enflasyonun %2’nin hemen altında gerçekleşeceğine işaret ederken, hafta sonu İTO tarafından açıklanan İstanbul enflasyonu aylık %2,06, yıllık ise %35,20 olarak gerçekleşti. Alt kalemlerde, giyim ve ayakkabı grubu dışında kalan tüm ana harcama gruplarında fiyat artışı görülürken, en sert yükseliş %9,77 ile sağlık grubunda kaydedildi. Bugün açıklanacak TÜİK verisinde manşet enflasyon kadar çekirdek göstergeler de yakından izlenecek. İTO verisinin ardından, resmî enflasyonun da piyasa beklentilerinin bir miktar üzerinde gerçekleşme ihtimalini göz ardı etmiyoruz.
İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta, Avrupa’nın son yıllarda gördüğü en büyük düzensiz göç dalgalarından birine sahne oldu. Yaklaşık 60 bin kişinin sınırı aşmaya çalıştığı olaylarda en az 72 kişi hayatını kaybederken, İspanya sınır güvenliğini artırmak için bölgeye asker sevk etti, deniz bariyeri kurmaya başladı ve göçmenlerin büyük bölümünü kısa sürede Fas’a geri gönderdi. Kriz, Avrupa’da göç politikaları ve Schengen rejimine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, 22 AB ülkesi dış sınırların korunmasına yönelik acil koordinasyon çağrısında bulundu. İspanya hükûmeti insan kaçakçılığı şebekeleri ile sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin kitlesel hareketi tetiklediğini belirtirken, olayın arkasında farklı bir organizasyon bulunduğuna dair şu ana kadar resmî ve doğrulanmış bir bulgu paylaşılmadı.
Ceuta’da hareketli seyir herkesin dikkatini çekerken, Kıbrıs adasında ise BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 16 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ziyaret, somut bir çözüm üretmese de tarafların yeni bir 5+1 konferansı düzenlenmesi konusunda prensipte uzlaşmasıyla diplomatik sürecin yeniden canlanmasına zemin hazırladı. Ancak Guterres, yeni bir konferansın ancak güven artırıcı önlemler ve temel konularda ilerleme sağlanması hâlinde yapılacağını vurguladı. KKTC, ziyareti ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılarken, Türkiye, çözümün Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliği temelinde mümkün olduğunu yineledi. BM ise iki toplumlu, iki bölgeli federasyon modelini korumaya devam ederek taraflar arasındaki temel görüş ayrılığının sürdüğüne işaret etti.
Mali piyasaların gündemin bugün Türkiye cephesinde resmî enflasyon verilerin yanı sıra, büyümenin öncü göstergesi olan PMI verilerinin de bulunduğunu not edelim. Yurt dışında ise Almanya PMI verileri ve perakende satışların yanı sıra, Euro bölgesi ve ABD’de PMI verileri ile ABD ISM imalat endeksi de yakından takip edilecektir.
Emre Değirmencioğl
BANKA HABERLERİ
Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında
Yayınlanma:
21 saat önce|
02/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kredi büyüyor, vatandaşın borç yükü ağırlaşıyor: Takipteki bireysel krediler 337 milyar TL’ye ulaştı
Bankacılık sektöründe kredi hacmi büyümeye devam ederken, büyümenin arkasındaki en dikkat çekici gelişme ise bireysel kredilerde bozulan geri ödeme performansı oldu. BDDK verilerine göre 2025 sonundan 24 Temmuz 2026’ya kadar toplam kredi hacmi yaklaşık 4,1 trilyon TL artarak 26,98 trilyon TL seviyesine yükselirken, tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarının toplamı 6,68 trilyon TL ile 7 trilyon TL sınırına dayandı. Aynı dönemde takipteki bireysel kredi tutarı ise 337 milyar TL’ye ulaşarak sadece yedi ayda 100,6 milyar TL arttı.
Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında
BDDK verileri, bireysel tarafta borçlanmanın hız kesmediğini gösteriyor.
Tablonuza göre;
| Kredi Türü | 2025 | 24.07.2026 | Artış |
|---|---|---|---|
| Tüketici Kredileri + Bireysel Kredi Kartları | 5,575 trilyon TL | 6,677 trilyon TL | %20 |
| Toplam Krediler | 22,877 trilyon TL | 26,975 trilyon TL | %18 |
| Ticari Krediler | 17,301 trilyon TL | 20,297 trilyon TL | %17 |
Dikkat çeken nokta ise bireysel kredilerin toplam kredi büyümesinden daha hızlı artmasıdır. Bu durum, ekonomik yavaşlama dönemlerinde hane halkının gelir yerine krediyle yaşamını sürdürmeye çalıştığına işaret ediyor.
Asıl alarm takipteki kredilerde
Borç stokunun büyümesi tek başına risk oluşturmayabilir. Ancak ödeme güçlüğü yaşayan kredi miktarındaki artış çok daha önemli bir gösterge.
Tablonuzdaki verilere göre;
| Takipteki Kredi Türü | Artış |
|---|---|
| Konut Kredileri | %31 |
| Taşıt Kredileri | %51 |
| İhtiyaç Kredileri | %39 |
| Kredi Kartları | %46 |
| Toplam | %43 |
Toplam takipteki bireysel kredi tutarı;
- 236,4 milyar TL’den
- 337 milyar TL’ye çıkarak yaklaşık %43 büyüdü.
Bu artış, bireysel kredi hacmindeki %20’lik büyümenin oldukça üzerinde gerçekleşti.
Başka bir ifadeyle; Borç artıyor ama daha önemlisi geri ödenemeyen borç çok daha hızlı artıyor.

En büyük risk ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarında
Takibe düşen kredilerin dağılımı incelendiğinde en büyük yükü iki kalem oluşturuyor.
İhtiyaç kredileri: 156,2 milyar TL
Bireysel kredi kartları: 178,8 milyar TL
Bu iki kalem birlikte yaklaşık 335 milyar TL ile toplam takipteki bireysel kredilerin neredeyse tamamını oluşturuyor. Bu tablo, vatandaşın günlük yaşamını finanse etmek amacıyla kullandığı kredilerde ödeme gücünün belirgin biçimde zayıfladığını gösteriyor.
Taşıt kredilerindeki artış dikkat çekiyor
Oransal olarak en sert bozulma taşıt kredilerinde yaşandı.
Takipteki taşıt kredileri;
- 331 milyon TL’den
- 499 milyon TL’ye çıkarak %51 arttı.
Bu durum;
- yüksek faizler,
- ikinci el araç piyasasındaki durgunluk,
- gelir artışının kredi maliyetlerini karşılayamaması gibi nedenlerle açıklanabilir.
Faizler vatandaşın ödeme gücünü zorluyor
Son iki yıldır uygulanan sıkı para politikasıyla kredi faizleri tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyrediyor.
Yeni kredi kullanmak zorlaşırken mevcut borçların çevrilmesi de maliyetli hale geliyor.
Özellikle;
- gelir artışının enflasyonun gerisinde kalması,
- kredi kartlarının günlük harcamaların finansman aracı haline gelmesi,
- ihtiyaç kredilerinin temel tüketim için kullanılması,
takibe düşen alacakların büyümesini hızlandırıyor.
Bankalar açısından ne anlama geliyor?
Takipteki alacakların yükselmesi bankalar açısından;
- daha fazla karşılık ayrılması,
- kârlılık üzerinde baskı,
- kredi verme iştahının azalması,
- risk primlerinin yükselmesi anlamına geliyor.
Her ne kadar sektörün genel takipteki kredi oranı uluslararası standartlara göre hâlâ yönetilebilir seviyelerde bulunsa da, bireysel segmentteki hızlı bozulma yakından izleniyor.
Ekonomi açısından mesaj ne?
Bu veriler yalnızca bankacılık sektörünü değil, hane halkının finansal sağlığını da ortaya koyuyor. Borçlanma hızının yüksek seyretmesi tek başına sorun olmayabilir. Ancak geri ödenemeyen borçların kredi büyümesinden iki kat daha hızlı artması;
- tüketicinin nakit akışında bozulmaya,
- alım gücündeki zayıflamaya,
- gelirlerin borç servisinde yetersiz kalmaya başladığına, işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemde faizlerin seyri, istihdam piyasası ve gelir artışları bireysel kredi kalitesini belirleyecek en önemli faktörler olacak.
Rakamlar kritik seviyede
24 Temmuz 2026 itibarıyla vatandaşın bankalara olan tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı borcu 6,68 trilyon TL ile 7 trilyon TL sınırına yaklaşırken, takipteki bireysel kredi tutarı da 337 milyar TL’ye ulaştı. Daha da dikkat çekici olan ise takipteki bireysel kredilerdeki %43’lük artışın, toplam bireysel kredi büyümesinin (%20) oldukça üzerinde gerçekleşmesi. Bu tablo, kredi hacmi büyümeye devam ederken ödeme kapasitesinin aynı hızda güçlenmediğini ve hane halkı finansmanında risklerin arttığını gösteriyor
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA HABERLERİ
Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı
Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün, “2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk” ifadesini kullandı.
Yayınlanma:
2 gün önce|
01/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Yapı Kredi, yılın ilk yarısında 31 milyar lira net grup karı elde etti.
Bankadan yapılan açıklamaya göre Yapı Kredi, 2026’nın ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını paylaştı.
Yapı Kredi’nin konsolide finansal tablolarına göre, toplam nakdi kredi hacmi yıl başından bu yana yüzde 14 artışla 2,1 trilyon liraya yükselirken, bankanın aktif büyüklüğü 4 trilyon liraya ulaştı.
Aynı dönemde bankanın toplam müşteri mevduatı 2,1 trilyon lira seviyesine çıkarken, maddi öz kaynak karlılığı yüzde 23,4, konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 14,4 olarak gerçekleşti. Bankanın yılın ilk yarısındaki net grup karı da 31 milyar lira oldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gökhan Erün, bankanın yılın ilk yarısında güçlü finansal performansını sürdürdüğünü belirtti.
Erün, ‘2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk. Geniş müşteri tabanımız, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında yer almaya, ekonomimizin üretim, ticaret ve yatırım kapasitesini desteklemeye bu yıl da devam ettik.’ ifadelerini kullandı.
Yılın ilk yarısında uluslararası piyasalarda gerçekleştirdikleri başarılı işlemlerle bankanın güçlü sermaye yapısını daha da pekiştirdiklerini ve Türkiye ekonomisine uzun vadeli kaynak sağlamayı sürdürdüklerini vurgulayan Erün, yılın ikinci çeyreğinde uluslararası piyasalarda başarıyla tamamladıkları 500 milyon dolarlık ilave ana sermaye tahvil ihracının, bankanın güçlü finansal yapısına ve sürdürülebilir büyüme stratejisine duyulan güveni ortaya koyduğunu aktardı.
Erün, yaklaşık 1,1 milyar dolar tutarında sendikasyon kredisi anlaşmasına imza attıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:
‘Sendikasyonumuzun iki ve üç yıllık dilimlerini Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz kapsamında yapılandırdık. Uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş fonlama stratejimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz 700 milyon dolarlık DPR işlemiyle de kaynak yapımızı daha da güçlendirdik. Böylelikle son bir yılda yurt dışı piyasalardan sağlamış olduğumuz kaynak 5,8 milyar dolara yükseldi. Bugün Yapı Kredi, bankacılıktan yatırım hizmetlerine, varlık yönetiminden leasing ve faktoringe, ödeme sistemlerinden yurt dışındaki yapılanmalarına kadar uzanan güçlü iştirak yapısıyla müşterilerine uçtan uca finansal çözümler sunuyor.
Her biri kendi alanında değer üreten iştiraklerimizin yarattığı sinerji sayesinde müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına bütüncül çözümler geliştirirken, ülkemiz ekonomisine sağladığımız katkıyı da büyütmeye devam ediyoruz. Güçlü grup yapımız, ortak vizyonumuz ve iştiraklerimizin birbirini tamamlayan yapısı sürdürülebilir büyümemizin en önemli itici güçlerinden biri olmayı sürdürüyor.’
‘Firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ediyoruz’
Yapı Kredi CEO’su Erün, Türkiye ekonomisinin büyümesinde kritik rol üstlenen firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ettiklerine vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:
‘Ülkemizin üretim kapasitesini daha verimli ve rekabetçi hale getirmenin yolunun dijital dönüşümden geçtiğine inanıyoruz. Bu anlayışla MEXT işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Üretimde Dijital Dönüşüm Programı kapsamında üretim yazılımlarından elektronik cihaz yatırımlarına, üretim makinelerinden otomasyon çözümlerine kadar geniş bir yelpazedeki yatırımları finanse ediyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası kaynağı, KGF teminat desteği ve uygun vadeli çözümlerimizle firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırıyoruz. Her üç imalatçı firmadan birinin Yapı Kredi müşterisi olması, ülkemizin üretim dönüşümünde üstlendiğimiz sorumluluğun da önemli bir göstergesi.’
Yapı Kredi’nin girişimcilik ve inovasyon platformu FRWRD çatısı altındaki çalışmalarına da işaret eden Erün, söz konusu çalışmalarla girişimcilerin yatırım kaynaklarına, stratejik iş ortaklarına ve uluslararası pazarlara erişimini desteklediklerini, kurdukları işbirlikleriyle girişim ve inovasyon ekosisteminin yenilikçi çözümlerini müşteri ihtiyaçlarıyla doğru zamanda ve doğru şekilde buluşturduklarını, sektörde inovasyona öncülük ettiklerini belirtti.
Erün, bu yıl FRWRD Global kapsamında yüksek büyüme potansiyeline sahip Türk girişimlerinin Almanya, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan DACH bölgesine açılmalarına katkı sağladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
‘Bunun yanında CIFAL Istanbul, UNITAR ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Yapı Kredi FRWRD AI Akademisi ile ülkemizin yarınlarına da yatırım yaparak gençlerimizi yapay zeka, girişimcilik ve inovasyon alanlarında geleceğe hazırlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin teknoloji üreten, rekabet gücü yüksek girişimlerinin küresel başarı hikayeleri yazmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz.’
‘Bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürüyoruz’
Gökhan Erün, bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürdüklerini belirterek, dijital bankacılıktaki güçlü deneyimlerini kripto varlık alanına taşıyarak güvenli, şeffaf ve regülasyonlarla tam uyumlu bir dijital varlık ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini anlattı.
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kripto varlık platformu kuruluş izinlerinin onaylanmasının bu vizyon doğrultusunda önemli bir kilometre taşı olduğuna işaret eden Erün, faaliyete geçmek için hazırlıkları da aynı kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.
Yapay zekanın sorumlu kullanımına ilişkin yaklaşımlarını da paylaşan Erün, şu değerlendirmelerde bulundu:
‘Yapay zekanın geleceği dönüştüren en önemli teknolojilerden biri olduğuna inanıyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı değer yaratabilmesi için etik ilkeler ve güçlü yönetişim anlayışının vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. Bu anlayışla hazırladığımız Sorumlu Yapay Zeka İlkelerimizde insan haklarına saygıyı, şeffaflığı, hesap verebilirliği, veri güvenliğini ve gizliliğini merkeze alıyoruz. Yapay zekayı yalnızca teknolojik bir yetkinlik olarak değil, güven, sorumluluk ve toplumsal fayda ekseninde şekillenen stratejik bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyoruz.’
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.044)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.616)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (583)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.979)
- GÜNCEL (4.543)
- GÜNDEM (3.559)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.727)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.469)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (822)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (58)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti 03/08/2026
- Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında 02/08/2026
- Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı 01/08/2026
- TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 01/08/2026
- Enpara Bank’tan yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı 31/07/2026
- Fed’in yön veremediği piyasada dolar değer kaybetti 31/07/2026
- Garanti BBVA’dan 2026’nın ilk yarısında 64,4 milyar lira net kar 30/07/2026
- Ölçek ekonomisi ve oligopol piyasa örneği; indirim marketleri 30/07/2026
- Jeopolitik yine gergin 29/07/2026
- Enflasyonu düşürelim derken sanayiyi mi kaybediyoruz? 29/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
