ŞİRKETLER
E-ticaretciler ve e-ticaret paydaşları bir araya geldi
Elektronik Ticaret Derneği(ELİDER), İstanbul’da düzenlediği ‘E-Ticaret Buluşmaları’ programında sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Ana sponsorluğunu Sipay’in üstlendiği etkinliğin açılış konuşmalarını Elektronik Ticaret Deneği Başkanı Fehmi Darbay, ELİDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sinan Eryiğit, ELİDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Dokuz ve ELİDER Genel Sekreteri Levent Elmas yaptı.
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
ELİDER‘in amacı, “Elektronik ticaretin gelişmesi ve her zaman günün koşullarına uygun kalması için gerekli çalışmaları yapmak, elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişileri bir çatı altında toplamak, aralarındaki dayanışmayı sağlamak, yurtdışındaki elektronik ticaret sektörünü takip etmek, gelişmelerin ülkemizde de uygulanması için gerekli çalışmaları yapmak, elektronik ticaretin gelişmesi için yurtiçinde ve yurtdışında benzer amaçla kurulu dernek ve kuruluşlar ile irtibat kurmak ve işbirlikleri sağlamak, sektörün sorunlarına çözümler bulmak için elektronik ticaret sektörünü özel ve resmi kurum ve kuruluşlarda temsil etmek, yurtdışındaki elektronik ticaret ile ilgili mevzuat ve uygulamaları takip etmek, ülkemizdeki elektronik ticaret mevzuatının gelişmesi ve uyumlu olması için gerekli çalışmaları yapmak, elektronik ticaretin gelişmesi ve uluslararası standartlarda altyapıya sahip olması için gerekli çalışmaları yapmak” olarak ifade edildi.
Elektronik Ticaret Deneği Başkanı Fehmi Darbay, etkinlikteki konuşmasında ELİDER olarak çalışmalarına yoğun bir şekilde devam edeceklerini vurgulayarak, “Bugün sektörümüzün tüm paydaşlarıyla bir araya geldik. Bugün organizasyonumuza Türkiye’deki tüm bilişim ve e-ticaret ekosisteminin sivil toplum kuruluşları, ülkemizdeki tüm pazar yerlerinin önemli yöneticileri, ülkemizin ödeme kuruluşları ve bankacılık sektöründeki diğer önemli işletmeler, e-ticaret altyapı sağlayıcıları, entegratör şirketler, birden fazla kuruluşla birlikte sektörümüzün gününü ve geleceğini tartıştık.” ifadelerini kullandı.
Öncelikli hedeflerinin sağlam bir çekirdek kadro kurmak olduğunu dile getiren ELİDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sinan Eryiğit, şunları kaydetti:
“2021’in sonundan itibaren başardık. Düzgün çalışan bir çekirdek ekip var. Artık bu işi biraz büyütmek lazım. Bütün satıcılara yaymak gerekiyor. Şu anda bilinen rakamlarla Türkiye çapında 500 bin civarı e-ticaret yapan işletme var. Bunların belki 100 bin tanesi İstanbul’dadır. Biz bütün Türkiye’de teşkilatlanmak istiyoruz ki bütün Türkiye’deki satıcılara fayda sağlayabilelim. Bu nedenle ilk etapta İstanbul Genel Merkezi’mizde bir kurumsallaşma çalışması yapağız. Bu çerçevede bazı komiteler oluşturmak istiyoruz.”
ELİDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Dokuz, derneklerini 2021 yılının sonuna doğru kurduklarını hatırlatarak, “2021 Aralık ayında Ticaret Bakanlığı’na gidip ‘Biz geldik’ dedik ve onlar bize kucak açtı. Orada faaliyetlerimiz başladı. 3 gün sonra Ticaret Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın çalıştayına katıldık. 4 gün boyunca çıkacak kanunla ilgili desteklerimizi sunduk. Kendi üyelerimizin fikirleri aldık ve işe koyulduk.” dedi.
Çalışmalarını katlayarak, devam edeceklerinin altını çizen Dokuz, “12 Aralık 2021 tarihinden sonra çeşitli dernek, STK ve şirketler ile iş birliği yapmaya başladık. Şehir şehir dolaştık. Elektronik ticareti anlattık. Sanayi odaları ve ticaret odalarıyla iş birliği yaptık. Bununla beraber ELİDER Akademi’yi kurduk. İstanbul’da ve diğer şehirlerde yapılan çeşitli fuarlarda stant açıp derneğimizi tanıttık ve üye kazanımlarını sağladık. 2023 yılı için çok heyecanlıyız.” diye konuştu.
ELİDER Genel Sekreteri Levent Elmas ise şubat ayından itibaren e-ticaret deneyim eğitimi ve sohbetlerine başlayacaklarına değinerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Online olacak bu sohbetlerde sektörün liderlerini ağırlamayı planlıyorum. Ayrıca Biz e-ticaret eğitimini liselere kadar indirerek teknik ve meslek liselerindeki öğrencilerimizin staj dönemlerini derneğimizin üyelerinin iş yerlerinde yapmaları için milli eğitim ve pilot olarak İstanbul’da belirlediğimiz okullar ile görüşmelere başladık. Bu vesile ile e-ticareti tabana yaymayı toplumsal farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz.”
Katılımcılar, Hibya Haber Ajansı mikrofonlarına konuşarak, etkinliği ve sektörü değerlendirdi.
E-Ticaret İşveren Sendikası’nın Kurucu Genel Başkanı Erdem Yanık, ise etkinliğe ilişkin “Bugün ELİDER’in network programına katıldık. Fehmi Başkan, uzun zamandır dostum olur. Kurumlarımızı da kardeş STK olarak ilan ettik. Karşılıklı olarak sürekli dirsek temasındayız.” ifadelerini kullandı.
Yeni Toptancı Kurucusu Kerim Atayolu, “Yaklaşık 11-12 yıldır Türkiye’de e-ticaret ekosisteminde faaliyet gösteriyoruz. Bu tarz dernekler sektörümüzün gelişimi açısından çok önemli. Bu tarz toplantı ve etkinliklerle bir yerlere gelerek kendi bilgilerimizi güncelliyoruz. Sektörde yer alan paydaşlarla, hizmet sağlayıcılarla geliştirdiğimiz ticaretimizle birlikte düzenli olarak sektörün büyümesine katkı sağlıyoruz.” dedi.
ELİDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sinan Eryiğit, “Elektronik Ticaret Derneği, bizim özellikle yurt içi e-ticaret satıcılarının haklarını korumaya çalıştığımız, yardımcı olmaya çalıştığımız, bir şekilde beklentilerini gerçekleştirmeye çalıştığımız ve aynı şekilde e-ticaret konusundaki bilincin artmasına yardımcı olmaya çalıştığımız bir sivil toplum kuruluşu. Mini çalıştay gerçekleştirdik. Kısa bir rapor hazırlayıp Bakanlığa sunmayı düşünüyoruz.” diye konuştu.
Burcu Kaya Sipay İş Ortaklıkları Müdürü ise, “Birçok alanda hizmet vermekteyiz. 2022 yılını çok keyifli bitirdik. ELİDER kahvaltı programı çok keyifli oldu. Birçok iş ortağımızla ve müşterimizle burada karşılaştık.” dedi.
Kaan Güzel Sipay Satış Direktörü, ELİDER’in kuruluşundan bu yana etkinliklerine ve çalışmalarına katıldıklarından bahsederek, şunları söyledi:
“Hem 2023’ün ilk etkinliği olması hem de özellikle Fehmi beyle son görüşmelerimizden sonra etkinliklere sponsor olarak da katılacağız. Sipay bildiğiniz üzere lisanslı bir ödeme kuruluşu. Şu anda firmaların 360 derece tahsilatlarına aracılık ediyoruz. 2022 yılını 8 kat büyümeyle tamamladık. 2023 yılını da 7 kat büyüyerek, 70 milyar TL ile kapatmayı hedefliyoruz.”
Trendyol Grup Müdürü Özkan Çokaygil, “Trendyol’da Pazar Yeri ekiplerinin içerisinde Satış ve İş Geliştirme bölümünde çalışıyorum. 2023 yılı içerisinde e-ticaretin büyümesini ve devam etmesini bekliyoruz. Bu büyümenin sağlıklı olabilmesi için de e-ticaretin bütün paydaşlarının konuşabildiği, sorunları tartışabildiği ortamların daha da çoğalmasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
OPLOG Kanal Satış Müdürü Gamze Berçinli Gök, “Türkiye’de farklı lokasyonlarda depolarımız var. ELİDER’e bugünkü etkinliği için teşekkür ediyoruz. Sektörün farklı başlıklarda birçok bileşenini bir araya getirdi. Umarız yaptığımız çalıştay doğrultusunda da hedeflerimiz yerini bulacak ve sektör olarak çok daha iyi yerlere geleceğiz.” şeklinde konuştu.
Platin Market E-ticaret Sistemi CEO’su Fatih Balkan, “ELİDER ekibine bu muhteşem organizasyonu gerçekleştirdiği için çok teşekkür ediyor, herkese selamlarımı iletiyorum.” dedi.
ELİDER Genel Sekreteri Levent Elmas da şu değerlendirmelerde bulundu:
“Herkes ELİDER’den beklentilerini dile getirdi. Şu anda geldiğimiz nokta itibariyle bizim açımızdan bundan sonra yapacağız faaliyetlerin de çok güzel ve nitelikli olacağını gördük. Özellikle e-ticaret ekosisteminin lojistik ödeme altyapıları ve e-ticaret altyapıları sistemlerinin başındaki arkadaşları burada görmek benim için çok heyecan vericiydi.”
Teknofix Genel Müdürü İsa Uysal, “E-ticaret ve e-ihracat konularında sektörün önde gelen isimleriyle bir aradayız. Biz de Teknofix firması olarak e-ticaret firmalarımızla birlikteyiz. E-ticaretin geleceğine inanıyoruz ve onlarla birlikteyiz.” diye konuştu.
ELİDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nükhet Dokuz, Türkiye, ihracat ve e-ticaret adına güzel çalışmalar yapacakları yönünde temennide bulunarak, şunları söyledi:
“Derneğimiz tüm sektörü kapsıyor. Bugün çok güzel bir etkinlik yaptık. Ödeme sistemlerinden, e-ticaret alt yapısından, çeşitli derneklerden STK’lara ve gönüllülerden oluşan güzel bir kahvaltı organizasyonu yaparak, 2023’e giriş yaptık. Faaliyetlerimiz şehir şehir devam edecek. Tüm sanayi odalarında, sanayi odalarında ve üniversitelerde e-ticareti anlatmaya devam edeceğiz. Umarım Türkiye, ihracat ve e-ticaret adına güzel şeyler yaparız.” ifadelerini kullandı.
Start-up Teknoloji Girişimcilik ve Marka İlişkileri Uzmanı Hande Kaya, girişimci ve teknoloji odakları haberler yayımladıklarının altını çizerek, “Sayın Levent Elmas’ın davetiyle bugün ELİDER’in düzenlemiş olduğu e-ticaret ve e-ihracat konularının konuşulduğu etkinliğe davet edildik. Türkiye’de e-ticaret sektöründe çok büyük bir ekosistemin olduğunu ve önemli gelişmelerin de bulunduğunu görüyoruz. Sorunların masaya yatırılması bizim için çok değerliydi. ELİDER’e ve yöneticilerine teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem
Yayınlanma:
4 gün önce|
01/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Firmalar için daha sıkı denetim, daha fazla sorumluluk ve yeni yaptırımlar
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/11 sayılı Tebliğ ile “Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ”de önemli değişikliklere gitti. Düzenleme ilk bakışta yalnızca teknik bir revizyon gibi görünse de, aslında firmaların döviz yönetimi, bankaların sorumlulukları ve kamu desteklerinin kullanımına ilişkin oldukça kapsamlı yeni kurallar getiriyor.
Yeni tebliğ, sadece destek oranını veya uygulama süresini düzenlemekle kalmıyor; destekten yararlanma şartlarını yeniden tanımlıyor, usulsüz kullanımlara ağır yaptırımlar getiriyor, TCMB’nin denetim yetkisini genişletiyor ve bankaların yükümlülüklerini artırıyor. Ayrıca uygulamanın süresi 31 Ocak 2027’ye kadar uzatılıyor.
Düzenlemenin arka planı
Son üç yılda uygulanan ekonomi politikalarının temel hedeflerinden biri finansal sistemde Türk lirasının payını artırmak oldu.
Bu kapsamda;
- Kur Korumalı Mevduat,
- İhracat gelirlerinin belirli oranının Merkez Bankası’na satılması,
- Döviz dönüşüm destekleri,
- TL mevduatı teşvik eden makroihtiyati düzenlemeler,
aynı stratejinin parçaları olarak uygulandı.
Bu yeni tebliğ ise artık sistemin yalnızca teşvik değil, denetim ve yaptırım boyutunu güçlendiren ikinci aşamasına geçildiğini gösteriyor.
En önemli değişiklik: Destek sistemi yeniden yazıldı
Yeni düzenlemeye göre firmalar, yurt dışından elde ettikleri dövizleri bankalar aracılığıyla TCMB’ye sattıklarında, belirlenen şartları sağlamaları halinde çevrilen tutarın %2’si oranında döviz dönüşüm desteği almaya devam edecek. Destek ödemesi TCMB tarafından aracı bankaya aktarılacak ve banka tarafından firmaya ödenecek. Fiili durumdaki %3 destek geçici madde ile artırıldığı için bu süre de 31.01.2027’ye kadar uzatıldı. Bu da fiili %3 desteğin aynen devam edeceği anlamına geliyor.
Ancak bu destek artık otomatik bir hak olmaktan çıkıyor.
Firmanın;
- TCMB’nin belirlediği döviz pozisyonu sınırlarını aşmaması,
- Gerekli bilgi ve belgeleri sunması,
- Destek şartlarını eksiksiz yerine getirmesi,
- Usulsüzlük yapmaması,
zorunlu hale geliyor.
İlk kez döviz pozisyonu şartı getirildi
Tebliğin en dikkat çekici yeniliklerinden biri “döviz pozisyon oranı” kriteri oldu.
Artık firma destekten yararlanabilmek için belirlenen sınırları aşmadığını bankaya belgelemek zorunda olacak.
Bu uygulamanın amacı;
- desteklerin gerçekten ihtiyaç sahibi firmalara yönelmesi,
- döviz biriktirme amacıyla sistemin kullanılmasının önlenmesi,
- spekülatif işlemlerin azaltılması olarak değerlendiriliyor.
TCMB artık üst limit belirleyebilecek
Önceki sistemde destek daha standart şekilde uygulanıyordu.
Yeni düzenlemeyle birlikte TCMB;
- firma bazında,
- sektör bazında,
- faaliyet hacmine göre,
destek kapsamındaki döviz satışına üst limit koyabilecek.
Bu limit belirlenirken;
- firma kârlılığı,
- işgücü maliyeti,
- yaratılan katma değer
gibi kriterler dikkate alınacak.
Bu düzenleme, yüksek hacimli ancak düşük katma değerli işlemlerle destekten aşırı yararlanılmasının önüne geçmeyi hedefliyor.
En ağır yaptırım usulsüz kullanıma geliyor
Yeni Tebliğin en sert hükümleri 4/A maddesinde yer alıyor. Buna göre;
Eğer firma;
- gerçeğe aykırı beyanda bulunursa,
- sahte belge kullanırsa,
- destekten usulsüz yararlanırsa,
- amacı dışında işlem yaparsa,
çok ciddi yaptırımlarla karşılaşacak.
Bunlar arasında;
1. Destek tamamen geri alınacak.
2. Kur farkı da tahsil edilecek.
3. TCMB’nin en yüksek gecelik borç verme faizi üzerinden faiz uygulanacak.
4. Merkez Bankası kredilerine erişim engellenecek.
5. Döviz dönüşüm desteğinden belirli süre yararlanamayacak.
6. Gerekirse suç duyurusunda bulunulacak.
Bu yönüyle düzenleme yalnızca mali değil, aynı zamanda hukuki sonuçlar da doğuruyor.
Grup şirketlerine de yaptırım geliyor
Düzenlemenin en dikkat çekici hükümlerinden biri de yaptırımların yalnızca ilgili firmayla sınırlı kalmaması.
Yeni kurala göre;
- bağlı ortaklıklar,
- ana şirket,
- aynı kontrol altındaki şirketler,
de belirli süre destek ve TCMB kaynaklı kredilerden yararlanamayabilecek.
Bu hüküm, grup şirketleri üzerinden dolanma girişimlerinin önüne geçmeyi amaçlıyor.
Bankaların sorumluluğu ciddi biçimde artıyor
Yeni düzenleme yalnızca firmaları değil bankaları da yakından ilgilendiriyor.
Aracı bankalar;
- işlemleri incelemek,
- belgeleri kontrol etmek,
- şüpheli işlemleri TCMB’ye bildirmek,
- gerektiğinde tahsilat yapmak,
zorunda olacak.
Üstelik banka gerekli tahsilatı gerçekleştiremezse TCMB ilgili tutarı doğrudan bankanın Merkez Bankası nezdindeki hesaplarından tahsil edebilecek.
Bu nedenle bankalar artık yalnızca aracılık yapan kurum değil, aynı zamanda ilk denetim hattı konumuna geliyor.
İnceleme sürecinde destek ödenmeyecek
TCMB artık gerekli gördüğü firmaları incelemeye alabilecek.
İnceleme süresince;
- destek ödemesi yapılmayacak,
- işlem askıda kalacak.
İnceleme sonunda usulsüzlük bulunursa destek reddedilecek; bulunmazsa ödeme gerçekleştirilecek.
Bu düzenleme özellikle yüksek hacimli ihracat yapan firmalar açısından belge yönetiminin önemini artırıyor.
Destek süresi uzatıldı
Tebliğin geçici maddesiyle birlikte mevcut uygulamanın süresi 31 Temmuz 2026’dan 31 Ocak 2027’ye uzatıldı. Böylece ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalar için destek mekanizmasının devam edeceği netleşmiş oldu.
Hangi firmalar daha fazla etkilenecek?
Düzenlemeden özellikle şu sektörlerin etkilenmesi bekleniyor:
- ihracatçı sanayi şirketleri,
- otomotiv,
- tekstil,
- beyaz eşya,
- makine,
- savunma sanayi,
- yazılım ve bilişim ihracatçıları,
- turizm gelirleri yüksek işletmeler,
- serbest bölgede faaliyet gösteren firmalar.
Bu şirketlerin finans ve muhasebe süreçlerini yeni kurallara göre gözden geçirmesi gerekecek.
Firmalar için yeni riskler
Yeni sistem firmalara önemli avantajlar sunarken bazı riskleri de beraberinde getiriyor.
Örneğin;
- eksik belge sunulması,
- yanlış beyan,
- döviz pozisyonunun doğru hesaplanmaması,
- grup şirketleri arasındaki işlemlerin hatalı raporlanması,
destek kaybına yol açabilecek.
Dolayısıyla finans, muhasebe ve dış ticaret ekiplerinin koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Ekonomi yönetimi neyi hedefliyor?
Bu düzenleme yalnızca destek sistemini değiştirmiyor.
Asıl hedef;
- dövizin bankacılık sistemi içinde kalmasını sağlamak,
- rezervleri güçlendirmek,
- kayıt dışı işlemleri azaltmak,
- kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak,
- ihracat gelirlerinin takibini artırmak,
- desteklerin gerçek üreticiye gitmesini sağlamak.
Dolayısıyla yeni Tebliğ, para politikası ile denetim mekanizmasının birlikte çalıştığı yeni bir çerçeve oluşturuyor.
Bankavitrini.com değerlendirmesi
2026/11 sayılı Tebliğ, ilk bakışta döviz dönüşüm desteğine ilişkin teknik bir değişiklik gibi görünse de, içerdiği hükümler itibarıyla destek mekanizmasını “teşvik odaklı” bir modelden “teşvik + sıkı denetim + güçlü yaptırım” modeline dönüştürüyor.
Özellikle gerçeğe aykırı beyan halinde yalnızca desteklerin geri alınmasıyla yetinilmeyip, kur farkı ve faiz uygulanması, Merkez Bankası kaynaklı kredilere erişimin engellenmesi ve gerektiğinde suç duyurusunda bulunulması; kamu kaynaklarının amacına uygun kullanımını sağlama iradesinin güçlendiğini gösteriyor.
Bunun yanında, grup şirketlerini de kapsayan yaptırım mekanizması ve aracı bankalara yüklenen yeni sorumluluklar, finansal sistemde uyum kültürünün önemini artıracak. Büyük ihracatçılar kadar KOBİ ölçeğindeki ihracatçı firmaların da iç kontrol süreçlerini, belge yönetimini ve döviz pozisyonu takibini yeniden yapılandırmaları gerekecek.
Sonuç olarak, bu Tebliğ sadece bir destek düzenlemesi değil; Türkiye’nin TL’leşme stratejisinin yeni aşamasını temsil eden, uyum ve denetim odaklı bir finansal yönetişim düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Firmaların bundan sonraki süreçte yalnızca destekten yararlanmayı değil, bu desteklerin tüm koşullarını eksiksiz yerine getirmeyi de stratejik bir öncelik haline getirmeleri gerekecektir.
GÜNCEL
Ölçek ekonomisi ve oligopol piyasa örneği; indirim marketleri
İnovasyon ve verimlilik getiren yabancı sermayenin sektöre geri dönmesi ve enflasyonun düşmesi rasyonel rekabet zeminine katkı sağlayacaktır. Bir de mahalle bakkallarını unutmamalı
Yayınlanma:
6 gün önce|
30/07/2026Yazan:
Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz
Yabancı sermaye gıda perakende sektöründen çıkalı iki ay oldu. Sektörde yerli ve indirim marketler piyasaya hakim konumda. Son gündem ise indirim marketlerinin arka arkaya finans sektörüne adım atarak kendi bankalarını kurmaları/ortaklıklarıyla bu sektöre girmeleri.
Son elli yılda toplumun sosyo-ekonomik yapısındaki değişim gıda perakende sektörünü de dönüştürdü. Tüketim alışkanlıklarında şehirleşmenin, zaman kısıtlılığının, kredi kartı kullanımının, dijitalleşmenin etkileri marketleşmenin önünü hızla açtı.
Önce bakkallar vardı, sonra bakkallar marketlere yenik düştü. Sektör yaklaşık otuz beş yıl önce yabancı sermaye girişi ve hipermarket modeliyle farklı bir yola girdi. 1990’larda uluslararası hipermarketler için Türkiye oldukça geniş bir pazar olarak görüldü.
Ancak Türkiye gıda perakende pazarındaki dönüşüm yalnızca sahiplik yapısıyla sınırlı değil. Aynı zamanda piyasa yapısı da köklü biçimde değişti. Sektör, ölçek ekonomisi ve oligopol piyasaya verilecek örneklerin başında geliyor. Ayrıca ölçek ekonomisi finans sektörüne taşınarak maliyetler düşerken pazardaki hakimiyet ve oligopol güç daha da arttı.
Ölçek ekonomisi
Türkiye’de indirim market modelinin temelinde yaygın şube ağı, düşük kâr marjıyla yüksek satış hacmi yer alıyor. Kurucu büyük holdinglerin çekildiği ve dört ana yerli oyuncunun domine ettiği bir yapıda on binlerce şube ve bir milyonun üzerinde çalışan var. Bu özellikler ölçek ekonomisinin çoğu özelliğine uygun.
Ölçek ekonomisine sahip şirketlerde üretim arttıkça ortalama maliyetler azalır ve marjinal maliyetler her üretim miktarında ortalama maliyetlerin altında seyreder. Bir başka deyişle, üretim ölçeği büyüdükçe firmanın operasyonel vb. maliyetleri düşmeye başlar.
Dolayısıyla ölçek ekonomisi ve düşük maliyet iç içe geçmiş durumda. Zaten indirim marketlerinde özellikle 2022 ve 2023 yılları arasında fiyat artışları ve yüksek enflasyon kaynaklı kârlılıkta artış ortaya çıktı.
Yüksek enflasyonda tüketiciler satın alma gücündeki azalışı indirim marketlerinin raflarında telafi etmeyi umuyor ve rağbet gördükleri için de giderek büyüyorlar.
Yerli indirim marketleri tüketici alışkanlıklarını okuyor, kendi markalarını üretme avantajını elinde tutuyor olsa da yüksek enflasyon vb. makroekonomik sorunlar sektörün yapısına son şeklini vermiş oldu.
Oligopol piyasa
Piyasada bir veya birkaç firma toplam üretimin tamamına yakınını üstlenirse bu piyasalar oligopoldür. Türkiye gıda perakende sektörü, yabancı sermayenin çekilmesi ve yerli indirim marketlerinin agresif büyümesiyle birlikte hızla “oligopol” (birkaç firmanın hakim olduğu) bir yapıya evrildi.
Bir marketin fiyat artışını diğerlerinin de hızla takip etmesi, oligopolün getirdiği bir reflekstir. İşte bu refleks, oligopol piyasa yapısının doğal ama riskli bir sonucudur.
Piyasa başarısızlığı!
Gıda perakende sektörünün rekabetçi piyasa dinamiklerinden uzaklaşmasıyla sektör giderek daha yoğunlaşmış bir yapıya evrildi. Piyasadaki bu yoğunlaşma, ekonomi literatüründe “piyasa başarısızlığı” olarak tanımlanır.
Bu da eksik piyasa ve tüketici egemenliğinin zedelenmesi gibi iki büyük sorunu besler. Ve piyasa başarısızlığı varsa devlet ekonomiye müdahale ediyor. Ama nasıl?
Tüketici açısından eksik piyasa ve tüketici egemenliğinin zedelenmesi meselesi
Sektörün piyasa yapısı bir başka piyasa başarısızlığı olan eksik piyasa sorununu da yaratıyor. Eksik piyasalar ise mal ve hizmet için ödenmeye hazır olunan fiyat maliyetten düşük olmasına rağmen, bu mal ve hizmeti sunumda yetersiz olan piyasalardır.
Oligopol yapıda bir başka sorun; piyasa ekonomisinin temelinde bulunan tüketici egemenliğinin zedelenmesi, tüketici deneyimi üzerinde bazı kritik yan etkilerin ortaya çıkmasıdır.
Alışveriş deneyimi maliyet odaklı tek tipleşmiş bir modelde sürerken tüketici birbirinin neredeyse kopyası ürünlerle karşılaşır. Organik, gurme ya da farklı segmentteki ürünlere erişim zorlaşır. Bu tür ürünlerin piyasadan dışlanması, tüketicinin seçeneklerini daraltarak yaşam kalitesini ve gıda arz güvenliğini tehdit eder.
Üretici açısından oligopson gücü
Birkaç büyük alıcının karşısında çok sayıda küçük üreticinin bulunduğu piyasaya “oligopson piyasa” denir. İndirim market modeline oligopson piyasa açısından da bakmak gerekir. Oligopson piyasada ürünü satın alan sadece birkaç indirim marketi varken, bu marketlere mal satmak isteyen çok sayıda küçük üretici vardır.
Örneğin bir bisküvi üreticisi, ürününü satabilmek için bu birkaç markete mecburdur ve oligopson piyasa da üreticiyi pazarlık gücünden yoksun bırakarak kar marjlarını sürdürülemez seviyelere çeker.
Enflasyon düşerse piyasa rekabetçi olur mu? Hiç sanmam.
Biliyoruz ki indirim marketleri modelinde fiyat odaklılık-düşük kâr marjı, enflasyonun yüksekliği karşısında tüketicinin ucuz ürüne ulaşmasını sağladı. Ancak maliyetleri düşürmek şartıyla elbette. Bunun için de marketler oldukça mütevazi dekore ediliyor, personel sayısı sınırlı, kendi markalarıyla ürün yaratıyor ve yeni mağazalar kirası düşük yerlerde açılıyor vb.
Önümüzdeki yıllarda enflasyon gerilemeye başlarsa indirim marketlerinde daha fazla indirim olacağını sanmam.
İlk neden; hizmet enflasyonundaki yapışkanlık devam ederse kiralar ve personel maliyeti yüksek olduğu için enflasyon düşse dahi bu maliyet düşüşünün desteğiyle fiyatlar aynı hızla geri gelmeyebilir.
Diğer neden; enflasyon düştüğünde hanehalklarının satın alma gücü yükselir ve tüketici tercihleri zorunlu gıda maddelerinden farklı ürünlere doğru değişir. İşte o zaman oligopol piyasa ve eksik piyasanın aksaklıkları, enflasyon düştüğünde daha belirgin hale gelmiş olur.
Piyasanın sağlıklı işleyişi yeniden nasıl sağlanır?
İlk yapılacak etkin rekabet denetimi ki, örneğin Rekabet Kurumu soruşturmaları ya da marketlere fahiş fiyat nedeniyle kesilen cezalar, oligopol yapının “kartelleşme” eğilimini dizginleme çabası olarak düşünülebilir.
Ek olarak ürün çeşitliliği düzenlemeleri faydalı olur. Marketlerin raflarını sadece “kendi markalarına” değil, belirli bir oranda yerel ve farklı segmentteki ürünlere yer verme zorunluluğu getirilerek eksik piyasa sorunu aşılmalı.
İnovasyon ve verimlilik getiren yabancı sermayenin sektöre geri dönmesi ve enflasyonun düşmesi rasyonel rekabet zeminine katkı sağlayacaktır.
Bir de mahalle bakkallarını unutmamalı.
Prof. Dr. Elif Binhan YILMAZ – T24
BANKA HABERLERİ
REESKONT KREDİSİ Mİ, DÖVİZ KREDİSİ Mİ? HANGİSİ DAHA AVANTAJLI?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
28/07/2026Yazan:
Onur Çelik
İhracatçı şirketlerin en önemli finansman kararlarından biri; reeskont kredisi mi yoksa döviz kredisi mi kullanılması gerektiğidir.
İlk bakışta karar oldukça kolay gibi görünür.
Bir tarafta yaklaşık %21 basit faizli reeskont kredisi, diğer tarafta ise %8 faiz + %1 KKDF ile yaklaşık %9 maliyetli USD kredisi bulunmaktadır.
Doğal olarak birçok şirket ilk değerlendirmede döviz kredisinin çok daha ucuz olduğu sonucuna varmaktadır.
Ancak finansmanda görünen faiz ile gerçek maliyet her zaman aynı değildir.
Reeskont kredilerinde faiz peşin tahsil edildiğinden, firmanın eline geçen net tutar daha düşük olmakta ve bu nedenle kredinin efektif (bileşik) yıllık maliyeti yaklaşık %26,6 seviyesine ulaşmaktadır.
Peki bu durumda döviz kredisi her zaman daha mı avantajlıdır?
Hayır.
Çünkü döviz kredilerinde asıl maliyet yalnızca faiz değildir.
Toplam finansman maliyeti;
- Döviz kredi faizi,
- KKDF ve diğer maliyetler,
- Kur farkı
olmak üzere üç temel unsurdan oluşmaktadır.
Dolayısıyla şirketlerin sadece kredi faiz oranına bakmaları doğru bir yaklaşım değildir.
Asıl değerlendirilmesi gereken gösterge, kredi vadesi sonunda oluşacak toplam TL finansman maliyetidir.
Yapılan hesaplamalara göre;
Yıllık kur artışı yaklaşık %17,6 seviyesini geçtiğinde USD kredisi ile reeskont kredisi başabaş noktasına gelmektedir.
Bu seviyenin üzerindeki kur artışlarında ise döviz kredisi giderek pahalılaşırken, reeskont kredisinin maliyet avantajı belirgin şekilde artmaktadır.
Örneğin;
- Kur artışı %10 seviyesinde kalırsa döviz kredisi daha avantajlı olabilir.
- Kur artışı %20 seviyesine çıkarsa reeskont kredisi öne geçmeye başlar.
- Kur artışının %25-30 bandına ulaştığı dönemlerde ise reeskont kredisi ihracatçı açısından ciddi bir finansman avantajı yaratabilir.
Ancak reeskont kredisinin göz ardı edilmemesi gereken önemli bir yükümlülüğü bulunmaktadır.
İhracat Taahhüdü Riski
Reeskont kredisi kullanan firmalar belirlenen süre içerisinde ihracat taahhüdünü yerine getirmek zorundadır.
Eğer;
- ihracat gerçekleşmez,
- sipariş iptal olur,
- teslimatlar gecikir,
- tahsilat sorunları yaşanır
ise firma yalnızca finansman maliyetiyle değil, aynı zamanda taahhüdün yerine getirilememesinden kaynaklanan yaptırımlarla da karşı karşıya kalabilir.
Bu nedenle reeskont kredisi sadece düşük maliyetli bir kredi olarak değil;
ihracat performansına bağlı stratejik bir finansman ürünü olarak değerlendirilmelidir.
Sonuç
Reeskont kredisi ile döviz kredisi arasındaki tercih yapılırken yalnızca faiz oranlarına bakmak yanıltıcı olabilir.
Karar verilirken birlikte değerlendirilmesi gereken temel kriterler şunlardır:
- Beklenen kur artışı,
- Faizin efektif maliyeti,
- Şirketin döviz gelirleri,
- İhracat taahhüdünü yerine getirme kapasitesi,
- Nakit akışı ve vade yapısı.
Özetle;
Kur artışının düşük kalacağı öngörülüyorsa döviz kredisi avantaj sağlayabilir.
Ancak Türk Lirası’nın yıllık değer kaybının yaklaşık %17,6’nın üzerine çıkmasının beklendiği dönemlerde, reeskont kredisi toplam finansman maliyeti açısından daha avantajlı hale gelmektedir.
Bununla birlikte, reeskont kredisinin sağladığı maliyet avantajı; ihracat taahhüdü yükümlülüğü ve operasyonel riskler birlikte değerlendirilerek analiz edilmelidir.
Son söz: Başarılı finans yöneticileri yalnızca “faiz oranına” bakmaz; faiz + kur farkı + nakit akışı + taahhüt riskini birlikte analiz ederek en düşük toplam finansman maliyetini hedefler. Bu nedenle doğru soru “Hangi kredi daha ucuz?” değil, “Şirketimin toplam finansman maliyeti hangi senaryoda daha düşük olacak?” sorusudur.
Onur ÇELİK
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.044)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.616)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (583)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.979)
- GÜNCEL (4.544)
- GÜNDEM (3.560)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.727)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.469)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (822)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (58)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- 40 trilyon dolarlık soru: Piyasayı Fed mi, kamu borcu mu yönetiyor? 04/08/2026
- BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti 03/08/2026
- Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında 02/08/2026
- Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı 01/08/2026
- TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 01/08/2026
- Enpara Bank’tan yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı 31/07/2026
- Fed’in yön veremediği piyasada dolar değer kaybetti 31/07/2026
- Garanti BBVA’dan 2026’nın ilk yarısında 64,4 milyar lira net kar 30/07/2026
- Ölçek ekonomisi ve oligopol piyasa örneği; indirim marketleri 30/07/2026
- Jeopolitik yine gergin 29/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
