Connect with us

GÜNCEL

Siyah Kuğu: ABD’de temerrüd riski artıyor. Fitch, ABD’yi negatif izlemeye aldı

Yayınlanma:

|

  • Küresel mali piyasalar dün günü olumsuz bir seyirle tamamladı. Avrupa cephesinde açıklanan zayıf PMI verilerinin yeniden resesyon kaygılarını artırması ile Avrupa borsaları günü %2 civarında kayıpla tamamladı. ABD cephesinde ise, Beyaz Saray ve Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyeleri arasında ABD borç tavanının yükseltilmesine ilişkin son görüşmelerin de başarısız olmasıyla -müzakereler devam etse de- olumsuz hava iyice perçinlendi.
  • Not edelim ki, Uluslararası Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, ABD’nin AAA olan kredi notunun olası indirimini değerlendiriyor. Tarihten bir not düşmek gerekirse, 5 Ağustos 2011 Cuma günü, Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s ABD’nin kredi notunu AAA’dan AA+’ya düşürmüştü (tarihte ilk kez).
  • Risk iştahının azalması ile güvenli liman ihtiyacı da artınca, doların piyasa kuru olan DXY 104 seviyesine yükselerek son 2 ayın zirvesine geldi. Havanın sertleşmesine paralel Japon Yeni dolar karşısında 139,60 seviyesine yükselerek geçen haftadan bu yana ön plana çıkardığımız 138 teknik seviyesini de yukarı yönlü kırmış oldu. JPY’nin yeniden kulvar değiştirmeye aday bir görünüm sergilediğini düşünüyoruz (bakınız grafik). Benzer bir şekilde kıymetli madenler de satış baskısına maruz kaldı. Altının ons fiyatı 1,950’li seviyelere gerileyerek 1,990 teknik bölgesinin altında düşüş beklentimizi teyit etti. Gümüşün de 23,60 dolar seviyesinin altında yeni haftayı karşılamasına paralel aşağı yönlü isteğin ağır basması ile 23 seviyesinin diplerine kadar gevşedi.
  • Türkiye cephesinde ise ikinci tur seçimlere artık saatler kala, ticari hayatın (kredilerin) iyice durma noktasına geldiğini işitiyoruz. Döviz piyasasının (USDTRY) nabzının attığı Kapalıçarşı (21,25) ile interbank arasındaki (19,88) makas yeniden %7’li seviyelerine ulaştı. Kur Korumalı Mevduat (KKM) politikalarının (yani liralaşma stratejisinin) devam edebilmesi için bankaların oldukça yüksek faiz oranları telaffuz etmesi, kur ve faiz cephesinde egemen olan çift başlı yapının sürdürülemez olduğunu teyit ediyor. CDS risk primlerindeki artışın 700 seviyesine ulaşması ile bankaların yurtdışı borçlanmalarında teminat gereksinimi de arttı. Bloomberg haberine göre TCMB bankalara CDS risk primini düşürmek adına Eurobond alma talimatı vermiş!
  • Sahadan gelen bilgiler ve bizim de dün bültenimizde belirttiğimiz tespitlerimize paralel seçim sonrasına yönelik yeni yol haritasının ilk sinyallerini dün görmeye başladık. Reuters haberine göre, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikinci turu kazanması hâlinde, mevcut ekonomi politikalarının devam edip etmemesi konusunda, AKP içerisinde karşıt görüşlerin olduğunu bir grup, ekonomide önümüzdeki dönemde oluşabilecek sorunların ciddiyeti konusunda Cumhurbaşkanını uyarmak ve kademeli faiz artışını da içeren bir program için hazırlık yaptığını okuyoruz. Madalyonun diğer tarafında ise, Erdoğan’ın ilk turda elde ettiği sonuçlara bakarak mevcut politikanın devamını destekleyen başka bir grubun da olduğunu not edelim. Çizilecek yol haritasında 9 ay sonra düzenlenecek yerel seçimlerin de göz ardı edilmeyeceğini peşinen not edelim.
  • Özellikle, dün bültenimizde belirttiğimiz üzere, imkânsız üçlemenin sınırlarını zorlayan Türkiye ekonomi modelinde, döviz talebinin rekora ulaştığı seçimden bir hafta önce rezervlerdeki kayıp 9 milyar dolara ulaştı. TCMB’nin toplam rezervlerinin geçen hafta da 3,5 milyar dolar daha gerilediğini, bu minvalde, net rezervlerin 19 Mayıs ile biten haftada büyük ihtimalle veri kaydının başladığı 2002 yılı başından bu yana ilk defa negatife dönmüş olacağını göreceğiz.
  • Kamunun döviz kuru üzerinde uyguladığı tam saha presi de ‘artık’ hafifletmesi gerekeceğini düşünüyoruz. Eğer faiz artışı gündemde olmayacaksa (bu konu da net değil), kurun dengeleyici bir rol üstlenerek ciddi bir yol katetmek suretiyle yükselişe geçmesi gerektiğini öngörüyoruz. Son dönemde TL sınırlı değer kaybetse de, son 5 yılda %80 kayıp ile en kötü performans gösteren para birimlerinin başında yer aldığının altını çizelim. TCMB’nin rezervlerinin yanı sıra, yılda 250 milyar dolarlık ihracat yapan Türkiye ekonomisi ,12 aylık bir zaman diliminde düzenli 100 milyar dolarlık rezerv kazanım kapasitesine sahip olmasıyla, kendine ait döviz rezervi ekside bulunmasına rağmen TCMB’nin döviz piyasalarında kontrolü sağlayabilmesine olanak sağlıyor.
  • ABD borsaları geceyi %0,5 oranında düşüşle tamamlarken, yeni gün başlangıcında Asya borsalarında da havanın olumsuz olduğunu not edelim. ABD hükümetinin temerrüde düşmesi durumunda küresel ekonominin alacağı darbe nedeniyle yatırımcılar riskli varlıklara karşı temkinli duruyor. Her ne kadar Japon Yeni’nin değer kaybetmesi ile ihracat odaklı Japon şirketlerine -çip firmalarına gelen alımlarla- Nikkei %0,7 yükselirken, Hong Kong borsası Hang Seng %2 geriledi. ABD borç tavanını yükseltme müzakerelerinde yaşanan çıkmaz piyasaları açık bir şekilde zorluyor.
  • Gece geç saatlerde açıklanan FED’in bir önceki toplantı tutanaklarına göre, yetkililer, daha fazla faiz artışına duyulan ihtiyacın “daha belirsiz hâle geldiği” konusunda genel anlamda hemfikir oldular. Tutanaklar ardından faiz vadeli kontratlarında bir sonraki toplantıda faiz artırımı olmayacağına yönelik beklenti %70 ihtimal ile fiyatlanıyor. Mali piyasaların gündeminde bugün TCMB’nin olağan PPK toplantısı -artık bir önem teşkil etmese de- göz ucuyla takip edilecektir. Bankanın %8,5 olan politika faizini sabit tutması bekleniyor. Dışarıda ise Almanya ve ABD GSYH büyümesi, her hafta Perşembe günü olduğu üzere ABD işsizlik maaş başvuruları ve bekleyen konut satışları takip edilebilir. Gözler TCMB’nin analitik bilançosunda (rezerv seviyesinde) olacaktır.

 >USDJPY

Teknik mânâda 138 seviyesinin üzerinde ilk hedef olan 139,60 seviyesine ulaştık. Sırada 142,50 görünüyor. Yön yukarı.

1684988233967240c3b73cfbf89e6f3ee4962c8403_1_1200.jpg

>EURUSD

Doların güçlenmesine paralel 1,0880 seviyesinin altına geçen EURUSD paritesinde de yön aşağıya görünmeye devam ediyor. Teknik mânâda ilk destek seviyesi olan 1,0730 bu sabah test edildi. Havanın puslu kalmasına paralel bir sonraki seviye 1,05 olarak takip edilebilir.

1684988234af697ad056d14b07d4db0fdff0edf11d_2_1200.jpg

>DXY

Doların piyasa kuru olan sepet bazında DXY adım adım 106 seviyesine yürüyor.

16849882341b10b06c30ca024da54b79b21abe1ae4_3_1200.jpg

>XAGUSD

23,60 dolar seviyesini koruyamayan gümüşün ons fiyatından aşağı yönlü isteğin ağır basacağını düşünüyoruz.

1684988234913803aba4ff7416aca03a9cd1e761f8_4_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

GÜNCEL

Enerji mi, jeopolitik kuşatma mı?: ABD, İsrail, Yunanistan ve GKRY aynı masada

Yayınlanma:

|

Yazan:

Doğu Akdeniz’de enerji denklemi yeniden kuruluyor: ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’tan kritik hamle

Haber-analiz | bankavitrini.com

ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de enerji iş birliğini kurumsal zemine taşıyan yeni bir adım attı. Dört ülke, Houston’da Eastern Mediterranean Energy Centre adlı yeni enerji merkezini başlattı ve enerji güvenliği, doğal gaz, altyapı, inovasyon, araştırma, kritik tesislerin korunması ve siber güvenlik başlıklarında ortak yol haritası hazırlanması konusunda anlaştı. Yol haritasının yıl sonuna kadar onaylanması bekleniyor.

Bu adım, yalnızca teknik bir enerji iş birliği değil; Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik, ticaret koridorları ve jeopolitik nüfuz mücadelesinin yeni aşaması olarak görülüyor. Merkezin Rice University Baker Institute bünyesinde kurulması, ABD’nin bölgedeki enerji diplomasisini daha kalıcı bir mekanizmaya dönüştürme niyetini gösteriyor.

Anlaşmanın arka planında “3+1” formatı bulunuyor: Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail üçlüsüne ABD’nin destek verdiği bu yapı, 2019’daki EastMed Act ile kurumsallaşmıştı. Yeni merkez; üniversiteler, araştırma kurumları, özel sektör ve hükümetler arasında enerji güvenliği, yatırım ve altyapı odaklı koordinasyon platformu olarak çalışacak.

Amaç ne?

Görünürde amaç; Avrupa’nın enerji arz güvenliğini artırmak, Doğu Akdeniz gazını ve elektrik bağlantı projelerini daha koordineli hale getirmek. Ancak asıl hedef daha geniş: Rusya’ya bağımlılığı azaltmak, ABD LNG’sinin Güneydoğu Avrupa’ya girişini kolaylaştırmak, İsrail–Güney Kıbrıs–Yunanistan hattını enerji koridoruna dönüştürmek ve Türkiye’nin dışlandığı alternatif bir jeopolitik enerji mimarisi kurmak.

Nitekim ABD’li Venture Global ile Yunan Atlantic-SEE LNG Trade arasında yapılan son anlaşmayla, 2030’dan itibaren 20 yıl süreyle Yunanistan’a yıllık en az 1 milyon ton LNG tedariki planlanıyor. Bu gazın Yunanistan üzerinden Orta ve Doğu Avrupa’ya taşınması hedefleniyor.

Türkiye ve KKTC açısından anlamı

Bu gelişme Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir hamle. Çünkü Doğu Akdeniz’de enerji kaynakları, deniz yetki alanları, Kıbrıs meselesi ve Avrupa enerji güvenliği aynı denklemde birleşiyor.

Özellikle Great Sea Interconnector gibi Yunanistan–Güney Kıbrıs–İsrail elektrik bağlantı projeleri, Türkiye’nin deniz yetki alanı tezleriyle doğrudan kesişiyor. AP’ye göre Türkiye, bu kablo hattının kendi yetki alanlarını ve Kıbrıs Türklerinin haklarını yok saydığı görüşünde. AB ise projeye ciddi finansman desteği veriyor.

Bu nedenle Houston’daki anlaşma, sadece enerji merkezi kurulması değil; Doğu Akdeniz’de Türkiye’siz bir enerji-güvenlik hattının tahkim edilmesi anlamına geliyor.

Ekonomik sonuçlar

Bölgedeki enerji projeleri hız kazanırsa Yunanistan, LNG ve elektrik iletiminde bölgesel merkez olma iddiasını güçlendirebilir. Güney Kıbrıs, enerji diplomasisi üzerinden stratejik ağırlığını artırabilir. İsrail, gaz ve elektrik ihracatı için Avrupa kapısını açık tutar. ABD ise hem LNG ihracatını hem de bölgesel siyasi nüfuzunu artırır.

Türkiye açısından ise risk, enerji denkleminde dışarıda bırakılmak; fırsat ise coğrafi avantajını kullanarak daha ekonomik ve gerçekçi enerji geçiş güzergâhı olduğunu yeniden masaya koymaktır.

Kısa yorum

Doğu Akdeniz’de enerji artık sadece enerji değildir. Boru hattı, LNG terminali, denizaltı kablosu, siber güvenlik ve askeri iş birliği aynı paketin parçaları haline gelmiştir. ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın attığı son adım da bu yeni dönemin işaretidir: Bölgede enerji üzerinden yeni bir jeopolitik hat kuruluyor. Türkiye bu masanın dışında bırakılmak isteniyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın neden yükseldi, neden düşmeye başladı ve bundan sonra ne olabilir?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Altın, sadece bir emtia değildir. Aynı zamanda korkunun, belirsizliğin, enflasyon beklentilerinin ve merkez bankalarının davranışlarının fiyatlandığı küresel bir “güvenli liman” varlığıdır.

Altın neden değer kazandı?

2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:

1. Merkez bankalarının rekor altın alımları

Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.

Neden?

  • ABD yaptırım riskleri
  • Dolar bağımlılığını azaltma isteği
  • Rezerv çeşitlendirmesi

Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.

2. Jeopolitik riskler

Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.

Son yıllarda:

  • Rusya-Ukrayna Savaşı
  • İsrail-Hamas Savaşı
  • İran-İsrail gerilimleri
  • Tayvan kaynaklı riskler

yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.

3. Enflasyon korkusu

ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:

  • Tahvil yerine
  • Nakit yerine

altına yöneldi.

Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.

4. ABD borçlarının büyümesi

ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”

düşüncesiyle altına yöneldi.

5. Reel faizlerin düşmesi

Altının faiz getirisi yoktur.

Bu nedenle:

  • Faiz düşükse altın avantajlıdır.
  • Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.

Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.

Peki altın neden düşmeye başladı?

Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.

1. Kâr realizasyonları

Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.

Büyük fonlar:

  • Kârlarını realize etti.
  • Pozisyon küçülttü.

Bu da satış baskısı yarattı.

2. Doların güçlenmesi

Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.

Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:

  • Altın daha pahalı hale gelir.
  • Talep azalır.

Bu durum altını baskılar.

3. Faiz indirimlerinin gecikmesi

Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.

Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.

4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması

Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.

5. ETF çıkışları

Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.

Altının değerini etkileyen temel faktörler

Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir:

Faktör Altına Etkisi
ABD Faizleri Negatif
Reel Faizler Negatif
Dolar Endeksi Negatif
Enflasyon Pozitif
Jeopolitik Riskler Pozitif
Merkez Bankası Alımları Pozitif
Resesyon Korkusu Pozitif
Güçlü Büyüme Negatif
ETF Girişleri Pozitif
ETF Çıkışları Negatif

Önümüzdeki dönemde altın için olası senaryolar

Senaryo 1: Altın yeniden yükselişe geçer

Şunlar olursa:

  • Fed faiz indirimlerine başlar
  • ABD ekonomisi yavaşlar
  • Jeopolitik riskler büyür
  • Çin alımları devam eder

altın yeni zirvelere yönelebilir.

Bu senaryo altın boğalarının temel beklentisidir.

Senaryo 2: Uzun süre yatay hareket

Şunlar olursa:

  • Faizler yüksek kalır
  • Enflasyon kontrollü düşer
  • Büyük kriz çıkmaz

altın bir süre geniş bantta dalgalanabilir.

Bu en olası orta vadeli senaryolardan biridir.

Senaryo 3: Sert düzeltme

Şunlar olursa:

  • ABD büyümesi güçlü kalır
  • Enflasyon düşer
  • Dolar güçlenir
  • Tahvil faizleri yükselir

yatırımcılar altından çıkıp tahvillere yönelebilir.

Bu durumda altın daha derin bir düzeltme yaşayabilir.

Asıl kritik soru: Altının uzun vadeli hikâyesi bitti mi?

Şu an için hayır.

Çünkü altının uzun vadeli hikâyesini destekleyen unsurlar hâlâ masada:

  • Küresel borç yükünün büyümesi
  • Merkez bankalarının altın alımları
  • Jeopolitik kutuplaşma
  • Dolar sistemine alternatif arayışları
  • Rezerv çeşitlendirme eğilimleri

Bu nedenle kısa vadeli düzeltmeler yaşansa da altının uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.

Okumaya devam et

Cengiz KILIÇ

Cengiz KILIÇ: Lisanssız enerji yatırımlarında 10 yıl sonrası hesap değişti

Yayınlanma:

|

Yazan:

10 Yıllık Lisanssız Santraller İçin Cumhurbaşkanı Kararı: Finansal ve Uygulama Etki Analizi

Yenilenebilir enerji sektöründe uzun süredir beklenen adım atıldı ve 10 yıllık YEKDEM süresini dolduran lisanssız üretim tesislerinin durumu, 12 Haziran 2026 tarihli ve 11415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile netleşti.

Sektör paydaşları ve yatırımcılar arasında haklı olarak en çok yankı uyandıran soru şu oldu: “Bu karar bizim için iyi mi, kötü mü?”

Kararın piyasa dinamiklerine, tesis işletmesine ve finansal tablolara yansımasını ve etkilerini şu şekilde analiz edebiliriz:

  • Hukuki Belirsizlik Sona Erdi/Olumlu: Özellikle önümüzdeki iki yıl önemli miktarda santralin 10 yılı dolacak. Emektar santrallerin ürettiği elektriğin satışına ilişkin hukuki belirsizlik sona erdi. Görevli Tedarik Şirketi (GTŞ) zorunlu alıcı olarak konumlandırıldı, tesislerin sistem dışında kalma ve şalter indirme riski ortadan kalktı.
  • Satışta Daralan Tavan/Olumsuz: Fiyatlandırmada yüksek Ulusal Tarife tavanı devreden çıktı, yerine “güncel lisanslı YEKDEM fiyatının %90’ı” tavanı getirildi. Bu durum satış gelirlerini doğrudan düşürecek. Mevcut durumda ticarethane tarifesi 3,45 TL iken, yeni YEKDEM x %90 formülüyle bu tavan 2,44 TL seviyesine indi. Öte yandan bu referans değer, bu EPİAŞ duyurularında yayınlanan bir endeks ve bu tavan her ay eskalasyon ile güncelleniyor.
  • Saatlik PTF Kısıtı Kesinleşti/Nötr: Eski EPDK kararı döneminde metinde “aylık ağırlıklı ortalama PTF” yazmasına rağmen, sahadaki fiili faturalandırma uygulaması saatlik PTF tavanını baz alıyordu. Cumhurbaşkanı Kararı ile “saatlik PTF”nin tavan olma durumu en üst normla yasal hale gelmiş ve mevcut uygulama perçinlenmiş oldu.
  • EPDK’nın Dağıtım Bedeli İndirimi/Olumlu: Kısa süre önce yayınlanan EPDK kararı ile sisteme veriş maliyeti tarafında tesisleri rahatlatan kritik bir adım atılmıştı. 10 yılını dolduran lisanssız tesisler “Lisanssız Üretici-2” tarifesi kapsamına alınarak veriş yönlü dağıtım bedelleri 2,08 TL/kWh seviyelerinden 0,65 TL/kWh seviyelerine düşürülmüştü. Cumhurbaşkanlığı kararı ise tersi yönde gelir düşürücü olarak karşımıza çıktı.
  • Çatı ve Arazi GES Ayrışması/Olumsuz: Tüketim ile aynı ölçüm noktasındaki Çatı GES/RES’lerde şebekeye veriş eskisi gibi limitsiz satışa konu edilebilir. Farklı ölçüm noktasındaki Arazi GES/RES’ler için ise sisteme veriş limitini EPDK’nın belirleyeceği hükmü getirildi.

“Tüketim ile farklı üretim noktalarındaki santrallerin (arazi), halihazırdaki küçük tüketim noktaları ile entegre edilmiş şekilde sisteme sınırsız enerji vermesi konusunda önemli bir engel karşımıza çıkabilir. Bu tür santrallerin tüketim miktarlarını artırıcı yönde hareket etmeleri gerekebilir. Nihai durum, karar içinde atıfta bulunulan alınacak EPDK kararıyla netleşecek”


  • Akıllı Üretim ve Toplayıcının Süregelen Rolü: Kararla birlikte Görevli Tedarik Şirketi(GTŞ)’nin nihai alıcı olarak konumlandırılması, piyasadaki toplayıcı şirketlerin fonksiyonunu boşa çıkarmaz. Aksine, tesislerin PTF’ye duyarlı serbest piyasa koşullarına entegre olmasıyla birlikte “kârlı saatlerde müdahale” ve akıllı üretim stratejileri zorunlu hale gelmiş oldu. Toplayıcılar bu santrallere piyasa erişimi (GÖP) ve efektif gelir maksimizasyonu sağlayarak operasyonel desteklerini sürdürmeye devam edecek.

Cengiz Kılıç – Zenergy Genel Müdürü

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.