Büyükçekmece’de 249 milyon lira değerindeki TV kulesi icradan satılık
Büyükçekmece’de bulunan Avrupa’nın 4’üncü, dünyanın ise en büyük 17’inci TV kulesi olan Endem Televizyon Kulesi, Büyükçekmece 1.İcra Dairesi tarafından 1 Ağustos 2023’te satışa çıkarılıyor. Kulenin satış bedeli ise 249 Milyon 395 bin 434 TL olarak belirlendi.
Büyükçekmece’de bulunan ve yaklaşık 230 metrelik uzunluğuyla dikkat çeken ‘Endem Televizyon Kulesi‘ Büyükçekmece 1.İcra Dairesi’nin incelemeleri sonrası belirlenen 249 Milyon 395 bin 434 TL bedel ile 1 Ağustos 2023’te satışa çıkarılıyor. Endem İnşaat tarafından, inşa faaliyeti gerçekleştirilen ve yaklaşık 15 yıldır kullanılmayan yapıda döner restoran, kafe, bar,ve seyir terası da yer alıyor. Kulenin, seyir terasına 60 saniyede ulaşabilen 2 adet asansörü ve giriş kısmında otopark bölümü de bulunuyor. Televizyon kulesi, 10 Mart 2017’de yaşanan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla da gündeme gelmişti.
“TRT-3 UZUN MÜDDET DENEME YAYINLARINI VERDİ”
Televizyon kulesi ve inşaa süreci ile ilgili konuşan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, “96 da başladı, 99 da mayıs ayında kule inşaatı bitti. Sonra ince işçilikler başladı. Yani 1999 depreminden önce mayıs ayında kule bitti. 2002 yılında açtık. Kule 360 derece dönüyor ve içerisinde yeme-içme yerleri, döner restoranlar, kafeler, aynı anda 2 binden fazla insanın kalabileceği bir sosyal alan olarak düşünebilirsiniz, kulenin tepesindeki bu top kısmı. Orada, TRT-3 yayınlarını uzun müddet verdi, deneme yayınlarını verdi. Ondan sonra frekans tahsisi beklerken Endem İnşaat ve Büyükçekmece Belediyesi; birlikte bu işi götürüyorduk, niye? Alttaki arsası bize aitti 5-6 bin metrekare bir şeydi ama parayı, tamamını Naci Endem, Endem İnşaat veriyor. Gazetelerde çıkan rakamlar da abartılı rakamlardır hani o 240 milyar, 50 milyon dolar abartılı rakamlardır. O günkü şartlarda kullanılan demir ki İsviçre’den gelmiştir, beton, işçilik ve mühendislik hizmeti almışlardır. Dolayısıyla Naci Endem televizyon kulesinin kabasını 1999’da mayıs ayında ince işçiliğini de 2002 de bitirdi. Frekans tahsisi için uğraştı, uğraştık, hep beraber uğraştık. Bize frekans tahsisi yapılmadığı için kule yayın hayatına giremedi” İfadelerini kullandı.
“İFLAS NEDENİYLE İCRA YOLUYLA SATIŞA ÇIKTIĞINI DUYDUM”
Akgün, “Çamlıca tepesine yeni televizyon kulesi yapılınca İstanbul’un batısında da bir televizyon kulesi yapılması gerekiyor dediler. Bunu da Mevlüt Uysal, son büyükşehir belediyesi başkanlığına gelmişti, rahmetli Kadir Topbaş’ın yerine. Onlar ilgilendiler, sonra bana birkaç kişi geldi. Sonra beni bakanlıktan aradılar, biz bu televizyon kulesini kullanacağız, kullanmak istiyoruz diye. Ben de onları Naci Endem’e yönlendirdim. Velhasıl, bugüne kadar bu kule devreye girmedi Naci Endem, yani Endem İnşaat da zannediyorum bu Covid ile birlikte krize girdi ve herhalde konkordato ilan etti, tam bilmiyorum. Çok kıymetli bir ağabeyimizdir, yanlış bir şey söylemeyeyim. Şu anda İstanbul’un batısında çok önemli bir açığı kapatacak bir bina, yapıt bu. Yayın hayatında, İstanbul’un batısında buna çok ihtiyaç var. Bunu kim söylüyor, bu işle ilgili kişiler. Gelip bizimle beraber görüşüp, burayı kiralamak isteyen devletin bu işle ilgili yetkilileri. Yetkilileri kimlerse onlar, bana da geldiler çünkü son 5 yılda 2-3 defa, olmadı. Şimdi de dün gazetelerden bir haber aldım. İflas nedeniyle icra yoluyla satışa çıktığını duydum, son derece üzüldüm. Naci Endem’i aradım, önümüzdeki günlerde görüşeceğim” dedi.
Akgün, “Bazıları belediyenin parası çöpe atıldı falan diyorlar, hayır. Belediye oradan para kazandı. Sonradan çünkü bizim arsamızı, Naci Bey istedi. Biz de ihaleye çıkardık, arsamızı sattık. Girdi, kendileri aldılar. Kulenin tamamı kendilerine, Naci Endem’e ve Endem İnşaat’a aittir. Heykel gibi orada duruyor. Büyükçekmece’nin simgesi haline geldi. Üzüntümüz büyük, son derece rahatsızım. Naci Ağabey’in bu ülkeye kazandırmış olduğu en önemli eserlerinden bir tanesiydi. Büyükçekmece Belediyesi’nin televizyon kulesi ile hiçbir hukuki, mülki bağı yoktur. Hiç, bir tek kuruş para harcanmamıştır. Tam tersine, verdiğimiz arsanın parasını alarak altyapı hizmetlerine kullanmış ve belediyemizin bütçesine katkı sağlamışız” şeklinde konuştu.
“AÇILMASI TURİSTİK AÇIDAN AVANTAJ OLUR. BÜYÜKÇEKMECE’YE DEĞİŞİK BİR HAVA VERİR”
Büyükçekmece’de yaşadığını belirten Yusuf Yangın, “Burası kullanılmıyor. Tabi ki kullanılması gerekir. Beylikdüzü ve Büyükçekmece’nin simgesi bu kule, kullanılsın. Niye şu anda boş duruyor ki? Hem Büyükçekmece hem de Beylikdüzü için gelir olur, içinde restoranları da va” şeklinde konuştu. İlçe sakini Osman Yazıcı ise, “Açılması Büyükçekmece’ye değişik bir hava verir. Hem seyir açısından, hem turistik açıdan avantaj olur. Niye bugüne kadar kaldı, bilmiyorum” diye konuştu.
Halkbank Davasında Tarihi Dönüm Noktası: ABD’deki Ceza Davası Kesin Olarak Kapandı
Türkiye’nin en büyük kamu bankalarından biri olan Halkbank, yıllardır uluslararası finans çevrelerinin yakından takip ettiği ABD’deki ceza davasında önemli bir hukuki zafer elde etti. Banka tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, ABD Güney New York Bölge Mahkemesi’nde 17 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen duruşma sonucunda davanın düşürülmesinin mahkeme tarafından onaylandığı ve sürecin kesin olarak sona erdiği duyuruldu.
Mahkeme Kararıyla Dosya Kapandı
Halkbank’ın KAP açıklamasına göre, ABD’de uzun yıllardır devam eden ceza davası mahkemenin verdiği karar doğrultusunda tamamen kapatıldı.
Banka açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Mahkeme tarafından Bankamızın ABD’deki ceza davasının düşürülmesi onaylanmıştır. Böylece Bankamız hakkında ABD’de yıllardır devam eden ceza davası kesin ve nihai olarak kapanmıştır.”
Bu karar, yalnızca Halkbank açısından değil, Türk bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisi açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Piyasalar Açısından Ne Anlama Geliyor?
Uzun yıllardır devam eden hukuki süreç nedeniyle Halkbank üzerinde oluşan belirsizlik unsuru ortadan kalkmış oldu.
Uzmanlara göre kararın olası etkileri şunlar olabilir:
1. Hukuki Risk Ortadan Kalktı
Yatırımcıların en büyük çekincelerinden biri olan ABD kaynaklı dava riski sona erdi. Böylece bankanın bilançosu üzerindeki olası ceza ve yaptırım belirsizliği ortadan kalkmış oldu.
2. Uluslararası Fonlama Kanalları Rahatlayabilir
Dava sürecinin kapanması, uluslararası finans kuruluşları ve yabancı yatırımcıların Halkbank’a bakışını olumlu etkileyebilir. Özellikle sendikasyon, dış borçlanma ve uluslararası finansman işlemlerinde algı iyileşmesi bekleniyor.
3. Hisse Performansına Destek Verebilir
Borsa yatırımcıları açısından yıllardır fiyatlamalarda dikkate alınan önemli bir risk faktörünün ortadan kalkması, orta ve uzun vadede hisse değerlemeleri üzerinde pozitif etki yaratabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.
4. Türk Bankacılık Sektörü İçin Pozitif Mesaj
Karar, sadece Halkbank için değil, Türk bankacılık sektörünün uluslararası piyasalardaki görünümü açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Halkbank’tan Güçlü Mesaj
Banka açıklamasında faaliyetlerini ulusal ve uluslararası tüm düzenlemelere uygun şekilde sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
Açıklamada: “88 yıldır ülkemiz ekonomisine hizmet sunan Bankamız, faaliyetlerini geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de tüm ulusal ve uluslararası düzenlemelere uygun, güçlü, güvenilir ve kesintisiz şekilde sürdürecektir.”
ifadelerine yer verildi.
Yeni Dönem Başlıyor
Uzun yıllardır hem Türkiye’de hem de uluslararası finans çevrelerinde gündemde olan dava dosyasının kapanmasıyla birlikte Halkbank için yeni bir dönemin kapıları açılmış oldu.
Önümüzdeki süreçte piyasanın odağı;
Bankanın uluslararası fonlama kapasitesi,
Yabancı yatırımcı ilgisi,
Karlılık performansı,
Sermaye yeterlilik göstergeleri,
Ve hisse performansı
üzerinde yoğunlaşacak.
ABD mahkemesinden çıkan bu karar, yalnızca bir hukuki sürecin sonu değil, aynı zamanda Halkbank açısından uzun süredir taşınan önemli bir belirsizliğin ortadan kalkması anlamına geliyor.
Bankavitrini Yorumu
Halkbank’ın ABD davasının kapanması, Türk bankacılık sektörü açısından son yılların en önemli gelişmelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Kararın kısa vadede piyasa algısını, orta vadede ise bankanın uluslararası operasyonel esnekliğini güçlendirmesi bekleniyor. Hukuki belirsizliğin sona ermesiyle birlikte yatırımcıların artık bankanın temel finansal performansına daha fazla odaklanacağı yeni bir döneme giriliyor.
Yapı Kredi, uluslararası piyasalardaki fonlama çeşitliliğini artırmak amacıyla toplam 700 milyon ABD doları tutarında yeni bir gelecekteki nakit akışı (Future Flow) işlemi gerçekleştirdiğini duyurdu.
Bankanın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya göre, iki farklı yatırımcı ile gerçekleştirilen işlemlerin vadeleri 10 ila 12 yıl arasında değişiyor. İşlem kapsamında havale akımlarına dayalı gelecekteki nakit akışı (Future Flow) yapısı kullanılırken, hazine işlemleri de eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.
Future Flow İşlemi Nedir?
Future Flow (Gelecekteki Nakit Akışı Finansmanı), bankaların gelecekte elde etmeyi bekledikleri düzenli döviz gelirlerini teminat göstererek uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynak sağlamasına olanak tanıyan yapılandırılmış finansman yöntemidir.
Bu modelde özellikle;
Yurtdışı para transferleri,
İhracat gelirleri,
Kredi kartı tahsilatları,
Havale ve döviz transferleri
gibi düzenli döviz girişleri yatırımcılara güvence olarak sunulmaktadır.
Yapı Kredi Neden Bu İşlemi Yaptı?
Bankacılık uzmanlarına göre söz konusu işlem üç önemli avantaj sağlıyor:
1. Uzun Vadeli Kaynak Sağlanıyor
Türk bankacılık sektöründe genellikle kısa ve orta vadeli dış borçlanmalar öne çıkarken, 10-12 yıl vadeli kaynak bulunması oldukça dikkat çekici görülüyor.
2. Likidite Gücü Artıyor
700 milyon dolarlık kaynak, bankanın uzun vadeli kredi verme kapasitesini desteklerken bilanço yapısını da güçlendirecek.
3. Uluslararası Güven Mesajı
Küresel yatırımcıların uzun vadeli fon sağlaması, Yapı Kredi’nin kredi kalitesi ve Türkiye riskine ilişkin değerlendirmelerinde olumlu bir algının bulunduğuna işaret ediyor.
Türk Bankacılık Sektörü İçin Ne Anlama Geliyor?
Son dönemde yüksek faiz ortamı, küresel jeopolitik riskler ve uluslararası fonlama maliyetlerindeki oynaklık nedeniyle Türk bankalarının dış kaynak bulma maliyetleri yakından takip ediliyor.
Bu açıdan bakıldığında Yapı Kredi’nin gerçekleştirdiği işlem;
Türk bankalarının uluslararası piyasalara erişiminin devam ettiğini,
Uzun vadeli yatırımcı ilgisinin sürdüğünü,
Türkiye finans sektörüne yönelik güvenin tamamen kaybolmadığını
gösteren önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Bankavitrini Yorumu
700 milyon dolarlık bu işlem yalnızca bir fonlama anlaşması değil, aynı zamanda küresel yatırımcıların Türkiye’nin en büyük özel bankalarından birine verdiği uzun vadeli güven oyunu da temsil ediyor.
Özellikle 10-12 yıl gibi uzun vadelerde sağlanan finansman, bankacılık sektörünün kısa vadeli kaynak bağımlılığını azaltırken, kredi piyasalarının geleceği açısından da olumlu sinyal niteliği taşıyor.
“Patronun Adamı Mı, Şirketin Adamı Mı? Doğru Finans Müdürü Nasıl Anlaşılır?”
“Nakit akışını yöneten, riskleri önceden gören ve krizlerde şirketi ayakta tutan finans yöneticilerinin ortak özellikleri.”
Yönetim kuruluna ve patrona hoş görünmek için rakamları makyajlamaz.
Sorunları erken söyler, çözüm önerisiyle gelir.
2. Nakit akışını ezbere bilir
Kasada ne kadar para olduğunu,
Önümüzdeki 1, 3, 6 ve 12 ayda ne kadar ödeme yapılacağını,
Hangi tarihte likidite sıkıntısı yaşanabileceğini bilir.
Finans müdürü bilanço değil, önce nakit yönetir.
3. Bankalarla ilişkisi güçlüdür
Krediye ihtiyaç duyulduğunda değil, ihtiyaç yokken de bankalarla görüşür.
Bir bankaya bağımlı kalmaz.
Alternatif finansman kaynakları oluşturur.
4. Riskleri önceden görür
Kur riski,
Faiz riski,
Likidite riski,
Tahsilat riski,
Müşteri yoğunlaşma riski
konularında yönetime sürekli uyarı yapar.
5. Kâr ile nakit arasındaki farkı bilir
Bazı finans yöneticileri ciroya odaklanır.
İyi finans müdürü şunu sorar: “Bu satıştan gerçekten para kazanıyor muyuz?”
Çünkü yüksek ciro, yüksek kâr anlamına gelmez.
6. Patronun değil, şirketin adamıdır
En kritik göstergelerden biridir.
Doğru finans müdürü:
Yanlış yatırımlara itiraz eder.
Gereksiz borçlanmaya karşı çıkar.
Patronu gerektiğinde uyarır.
“Patron ne derse o” mantığında çalışanlar genellikle şirketi riske sürükler.
7. Raporları anlaşılır hazırlar
Finansal tabloları herkes hazırlayabilir.
Ama iyi finans müdürü:
Karmaşık finansal verileri sadeleştirir.
Yönetim kuruluna karar aldıracak raporlar sunar.
Sorunu değil çözümü anlatır.
8. Kriz anında sakin kalır
Ekonomik kriz,
kur şoku,
faiz artışı,
müşteri iflası gibi durumlarda paniğe kapılmaz.
Krizlerde gerçek kalite ortaya çıkar.
9. Etik çizgisi nettir
Kayıt dışı işlemlere karşıdır.
Vergi kaçırmayı değil vergi planlamasını savunur.
Şeffaf muhasebe ister.
Kısa vadede değil uzun vadede şirketi korur.
10. Finansı stratejik yönetir
Sadece muhasebe ve ödeme yapan kişi değildir.
Şunları sorgular:
Yeni yatırım yapılmalı mı?
Şirket satın alma fırsatı var mı?
Sermaye artırımı gerekli mi?
Döviz pozisyonu nasıl yönetilmeli?
Kırmızı Bayraklar (Dikkat Edilmesi Gerekenler)
❌ Sürekli yeni kredi arıyorsa
❌ Nakit akışını bilmiyorsa
❌ Bankalardan saklanıyorsa
❌ Tahsilat sorunlarını gizliyorsa
❌ Finansal raporları geç hazırlıyorsa
❌ Sürekli “patron istedi” diyorsa
❌ Kur ve faiz riskini ölçmüyorsa
❌ Her soruna daha fazla borçlanma çözümü öneriyorsa
Tek Soruda Test
Bir finans müdürüne şu soruyu sorun: “Yarın satışlarımız %30 düşerse ve faizler %10 daha yükselirse şirket ne kadar dayanır?”
Eğer birkaç dakika içinde;
nakit pozisyonunu,
riskleri,
alınacak önlemleri,
alternatif senaryoları
anlatabiliyorsa büyük ihtimalle işini biliyordur.
Eğer cevap “bakıp döneyim” ile başlıyor ve net bir senaryo sunamıyorsa şirketin finansal direksiyonunda ciddi bir zafiyet olabilir.
Finans müdürünün kalitesi en çok kâr dönemlerinde değil, şirketin nakde sıkıştığı ve kriz yaşadığı dönemlerde anlaşılır. Çünkü iyi finansçı para varken değil, para yokken fark yaratır.