Connect with us

BANKA HABERLERİ

BDDK: KREDİ RİSK GRUPLARI VE KREDİ SINIRLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİĞİ REVİZE ETTİ

Yayınlanma:

|

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ( BDDK ) Resmi Gazetede yayınlanan “RİSK GRUPLARININ BELİRLENMESİNE VE KREDİ SINIRLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK” ile Risk Grupları esaslarını tekrar düzenlerken Kredi Sınırlarına ilişikin de yeni düzenlemeye gitti. Beş bölümden oluşan Yönetmelikte aşağıdaki afadeler yer aldı:

BDDK’nın hazırladığı ve Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe göre; bankalarca kullandırılacak kredilerin risk tutarları toplamı özkaynağın yüzde 25’ini aşamayacak.

Bankalarca bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk tutarları toplamı ana sermayenin ve özkaynağın yüzde 25’ini aşamayacak.

Yönetmelikle belirlenen bankaların dâhil olduğu risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk tutarları toplamı ise, ana sermayenin ve özkaynağın yüzde 20’sini aşamayacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bu oranı yüzde 25’e kadar yükseltmeye veya kanunî haddine kadar indirmeye yetkili olacak.

Bankalarca risk gruplarının belirlenmesine ve konsolide ve konsolide olmayan esasa göre kredi sınırlarının hesaplanmasına ilişkin esasları belirleyen yönetmelik Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, bankalarca hâkim ortak veya nitelikli pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bankaların sermayesinin yüzde 1 ve daha fazla payına sahip olup pay defterine kayıtlı olan tüm ortaklarına ve bunlarla risk grubu oluşturan kişilere kullandırılacak kredilerin toplamı özkaynaklarının yüzde 50’sini aşamayacak.

Bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna özkaynakların yüzde 10’u veya daha fazlası oranında kullandırılan krediler büyük kredi sayılacak ve bunların toplamı özkaynakların 8 katını geçemeyecek. Belirlenen kredi sınırları konsolide ve konsolide olmayan esasa göre hesaplanacak ve uygulanacak.

Yönetmeliğe eklenen intibak maddesine göre, bu kredi sınırlarından herhangi birini aşan bankalar, bu gerçek ya da tüzel kişiye veya risk grubuna hiçbir şekil ve surette yeni kredi kullandıramayacaklar.

Bankalar, yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2024 tarihinden başlamak üzere aşım tutarlarını, bu tutarların 30 Haziran 2024 tarihine kadar yüzde 50’sini itfa etmek suretiyle 31 Aralık 2024 tarihine kadar giderecekler. BDDK, bu tarihleri 1 yıla kadar uzatmaya yetkili olacak.

BDDK, sistemik önemli bankaların, diğer sistemik önemli bankalara ya da uluslararası yetkili otoritelerce küresel sistemik önemli banka olarak belirlenen bankalara kullandırdıkları kredilerine ilişkin daha ihtiyatlı kredi sınırları belirleyebilecek.

Konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşların faktoring alacakları ile çeşitli ikrazlarına ve vermiş oldukları ödünçlere ilişkin kalemler nakdi kredi niteliğinde kabul edilecek.

Bankaların alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenen, bilanço içi ve bilanço dışı tüm riskler belirlenen tutarlar üzerinden kredi sınırları hesaplamalarına dâhil edilecek. Menkul kıymet finansman işlemleri, bankaların sermaye yeterliliğinin ölçülmesine ve değerlendirilmesine ilişkin yönetmelik uyarınca bankanın hesapladığı risk tutarı üzerinden dikkate alınacak.

Teminatlı menkul kıymetler, ihraççısının kredi sınırları hesaplamasında, nominal değerlerinin yüzde 100’ü üzerinden dikkate alınır. Yönetmelikle belirlenen şartları taşıyan teminatlı menkul kıymetler, kredi sınırları hesaplamalarında nominal değerlerinin asgari yüzde 20’si üzerinden dikkate alınabilecek.

 

21 Aralık 2023 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 32406
YÖNETMELİK
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:

RİSK GRUPLARININ BELİRLENMESİNE VE KREDİ SINIRLARINA

İLİŞKİN YÖNETMELİK

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Başlangıç Hükümleri

Amaç

MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı, bankalarca risk gruplarının belirlenmesine ve konsolide ve konsolide olmayan esasa göre kredi sınırlarının hesaplanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2- (1) Bu Yönetmelik, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 43 üncü, 47 nci, 48 inci, 49 uncu, 54 üncü, 55 inci, 77 nci ve 93 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3- (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Alım satım hesapları: 23/10/2015 tarihli ve 29511 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan alım satım hesaplarını,

b) Ana ortaklık: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan ana ortaklığı,

c) Ana sermaye: 5/9/2013 tarihli ve 28756 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak ana sermayeyi,

ç) Banka: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankaları,

d) Bankacılık hesapları: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan bankacılık hesaplarını,

e) Birincil alacak: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan birincil alacakları,

f) Dilim: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan dilimi,

g) Ekonomik bağımlılık: Kanunun 49 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kredi müşterilerinin arasında, birinin ödeme güçlüğüne düşmesinin diğer bir veya birkaçının ödeme güçlüğüne düşmesi sonucunu doğuracak boyutta kefalet, garanti veya benzeri ilişkiler bulunmasını,

ğ) Finansal kuruluş: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan finansal kuruluşları,

h) Fonlanmamış kredi koruması: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan fonlanmamış kredi korumasını,

ı) Hâkim ortak: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan hâkim ortağı,

i) İçsel derecelendirmeye dayalı yaklaşımlar: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşımları,

j) İkincil alacak: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan ikincil alacakları,

k) Kamu kuruluşu: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan kamu kuruluşlarını,

l) Kanun: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununu,

m) Karşı taraf kredi riski: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan karşı taraf kredi riskini,

n) Kısa alım opsiyonu pozisyonu: Alım opsiyonunu satan tarafın pozisyonunu,

o) Kısa satım opsiyonu pozisyonu: Satım opsiyonunu satan tarafın pozisyonunu,

ö) Kolektif yatırım kuruluşu (KYK): Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan kolektif yatırım kuruluşlarını,

p) Konsolide ana sermaye: Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak konsolide ana sermayeyi,

r) Konsolide özkaynak: Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak konsolide özkaynağı,

s) Kontrol: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan kontrolü,

ş) Kredi: Kanunun 48 inci maddesi uyarınca kredi sayılan işlemleri,

t) Kredi kuruluşu: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşlarını,

u) Kredi teminat oranı: Kredi tutarının teminat olarak alınan varlığın değerine oranını,

ü) Kredi türevi: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi türevini,

v) Kullanım fiyatı: Sözleşmeye konu varlığın alım veya satım hakkının vade süresince veya vade sonunda kullanabileceği fiyatı,

y) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,

z) Kurum: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,

aa) Menkul kıymet finansman işlemleri: Repo, ters repo, menkul kıymet ödünç ve kredili menkul kıymet işlemlerini,

bb) Merkezi karşı taraf: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan merkezi karşı tarafı,

cc) Merkezi yönetim: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan merkezi yönetimi,

çç) Nitelikli pay: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan nitelikli payı,

dd) Özkaynak: Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak özkaynağı,

ee) Referans varlık: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan referans varlığı,

ff) Sistemik önemli banka: 23/2/2016 tarihli ve 29633 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sistemik Önemli Bankalar Hakkında Yönetmelik uyarınca sistemik önemli banka olarak kabul edilen bankaları,

gg) Teminatlı menkul kıymet: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan teminatlı menkul kıymeti,

ğğ) Türev finansal araçlar: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında sayılan sözleşmeleri,

hh) Türev işlemler: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte belirtilen türev finansal araçlar ile kredi türevlerini,

ıı) Uzun alım opsiyonu pozisyonu: Alım opsiyonunu satın alan tarafın pozisyonunu,

ii) Uzun satım opsiyonu pozisyonu: Satım opsiyonunu satın alan tarafın pozisyonunu,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Risk Gruplarının Belirlenmesine İlişkin Esaslar

Risk grupları

MADDE 4- (1) Bir gerçek kişi ile eşi ve çocukları, bunların yönetim kurulu üyesi veya genel müdürü oldukları veya bunların ya da bir tüzel kişinin birlikte veya tek başlarına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları ortaklıklar bir risk grubunu oluşturur.

(2) Bir banka ile bankanın nitelikli pay sahipleri, banka yönetim kurulu üyeleri, genel müdürü, genel müdür yardımcıları ile başka unvanlarla istihdam edilseler dahi yetki ve görevleri itibarıyla bunlara denk veya daha üst konumlarda görev yapan yöneticileri ile bunların eş ve çocukları, birlikte veya tek başına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları veya yönetim kurulu üyesi ya da genel müdürü oldukları ortaklıklar, bankanın dâhil olduğu risk grubunu oluşturur. Katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının faizsiz finansman sağlamak amacıyla katıldıkları ortaklıklar bu fıkra kapsamında değerlendirilmez.

(3) Risk grupları belirlenirken, kredi müşterilerinin aralarında ekonomik bağımlılık olup olmadığı da değerlendirilir.

(4) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen risk gruplarının belirlenmesinde birlikte kontrol edilen ortaklıklar, bu ortaklıkların kontrolünü birlikte sağlayan her bir hissedarın risk grubuna dâhil edilir.

(5) Aralarında aynı risk grubunda değerlendirilmelerini gerektiren başka bir ilişki bulunmaması kaydıyla; merkezi yönetimlerin, merkez bankalarının veya Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca merkezi yönetimlerden alacaklar ile aynı risk ağırlığı uygulamasına tâbi kamu kuruluşlarının kontrolünde olan ya da bunlara ekonomik bağımlılıkları olan birden fazla müşterinin yalnızca bu ilişki sebebiyle aynı risk grubunda dikkate alınmaları zorunlu değildir.

(6) İstisnai olmak üzere;

a) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca aynı risk grubunda yer alması gereken kişiler ile ilgili olarak; özel durumların veya koruyucu kurumsal yönetim uygulamalarının mevcudiyetinin,

b) Üçüncü fıkra uyarınca ekonomik bağımlılık sebebiyle aynı risk grubunda yer alması gereken kişiler ile ilgili olarak; taraflardan birinin yeni fon kaynakları ya da iş ortakları bulması suretiyle, diğer tarafın temerrüdünden veya yaşadığı finansal zorluklardan etkilenmeyeceğinin,

bankaca tespit edilmesi şartıyla bu kişiler aynı risk grubunda değerlendirilmeyebilir. Bu tespite ilişkin bilgi ve belgelerin denetime hazır bulundurulması zorunludur.

Risk gruplarının belirlenmesinde ekonomik bağımlılığa ilişkin esaslar

MADDE 5- (1) Konsolide ve konsolide olmayan esasa göre yapılan değerlendirme neticesinde, bu Yönetmelik uyarınca hesaplanan risk tutarı, bankanın ana sermayesinin yüzde beşini aşan gerçek veya tüzel kişilerin dâhil olduğu risk grupları belirlenirken, bu müşterilerin başka müşterilere ekonomik bağımlılığının bulunup bulunmadığının aşağıdaki ölçütler esas alınarak analiz edilmesi gereklidir. Söz konusu sınırı aşmayan diğer kredi müşterileri bakımından ise bu ölçütlerin, risk gruplarının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması uygundur:

a) Müşterinin yıllık brüt gelirlerinin veya yıllık brüt giderlerinin yüzde elli ya da daha fazlasının başka bir müşteri ile yapılan işlemlerden kaynaklanması.

b) Müşterinin, başka bir müşterinin borçlarına tamamen ya da kısmen garanti vermesi, kefil olması ya da bir şekilde bu borçlardan sorumlu olması ve yükümlülük gerçekleştiğinde, riskin garantör, kefil ya da herhangi bir şekilde borçlardan sorumlu olan müşteriyi temerrüde düşürecek ölçüde büyük olması.

c) Müşterinin ürettiği mal veya hizmetin önemli bir kısmının başka bir müşteriye satılması ve satış yapılan tarafın kolaylıkla başka bir taraf ile ikame edilemeyecek olması.

ç) Birden fazla müşterinin bankaya olan borçlarını ödemek üzere kullanacakları gelir kaynaklarının aynı olması ve bu müşterilerin borçlarının tamamının geri ödenmesine imkan sağlayacak başka gelir kaynaklarının olmaması.

d) Başka bir müşterinin yaşadığı finansal güçlüğün, müşterinin yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirmesini engelleyebilecek boyutta olması.

e) Başka bir müşterinin temerrüde düşmesi ya da iflasının, müşterinin temerrüde düşmesi ya da iflasına sebep olacak olması.

f) Birden fazla müşterinin fonlarının büyük kısmının aynı kaynaktan sağlanması ve söz konusu fon sağlayıcının temerrüde düşmesi durumunda alternatif fon sağlayıcının bulunamaması.

(2) Ekonomik bağımlılığın tek yönlü olduğu birinci fıkranın (a), (b), (c), (d) ve (e) bentleri uyarınca müşteri, ekonomik bağımlılığının bulunduğu diğer müşterinin risk grubuna dâhil edilir ancak, aralarında aynı risk grubunda bulunmalarını gerektiren başka bir ilişki bulunmaması kaydıyla, müşterinin dâhil olduğu risk grubuna ekonomik bağımlılığının bulunduğu diğer müşterinin dâhil edilmesi gerekli değildir. Ekonomik bağımlılığın iki yönlü olduğu birinci fıkranın (ç) ve (f) bentleri uyarınca birbirleri arasında ekonomik bağımlılık bulunan müşteriler, birbirlerinin risk gruplarına dâhil edilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Kredi Sınırları, Kredi Sınırları Hesaplamasında Risk Tutarı, Kredi Sınırlarına Tabi Olmayan İşlemler

Kredi sınırları

MADDE 6- (1) Bankalarca bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk tutarları toplamı ana sermayenin ve özkaynağın yüzde yirmi beşini aşamaz.

(2) Bankanın dâhil olduğu risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk tutarları toplamı ana sermayenin ve özkaynağın yüzde yirmisini aşamaz. Kurul, bu oranı yüzde yirmi beşe kadar yükseltmeye veya kanunî haddine kadar indirmeye yetkilidir.

(3) Bankalarca hâkim ortak veya nitelikli pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bankaların sermayesinin yüzde bir ve daha fazla payına sahip olup pay defterine kayıtlı olan tüm ortaklarına ve bunlarla risk grubu oluşturan kişilere kullandırılacak kredilerin toplamı özkaynaklarının yüzde ellisini aşamaz.

(4) Bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna özkaynakların yüzde onu veya daha fazlası oranında kullandırılan krediler büyük kredi sayılır ve bunların toplamı özkaynakların sekiz katını aşamaz.

(5) Kurul, sistemik önemli bankaların, diğer sistemik önemli bankalara ya da uluslararası yetkili otoritelerce küresel sistemik önemli banka olarak belirlenen bankalara kullandırdıkları kredilerine ilişkin daha ihtiyatlı kredi sınırları belirleyebilir.

(6) Bu maddede belirtilen kredi sınırları konsolide ve konsolide olmayan esasa göre hesaplanır ve uygulanır.

(7) Konsolide kredi sınırları, ana ortaklık ile konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşlar topluluğuna dâhil her ortaklığın bilanço içi ve bilanço dışı hesaplarında yer alan krediler ile konsolide ana sermaye tutarı ve konsolide özkaynak tutarı dikkate alınarak hesaplanır. Konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşların faktoring alacakları ile çeşitli ikrazlarına ve vermiş oldukları ödünçlere ilişkin kalemler nakdi kredi niteliğindedir.

(8) Kredi sınırlarının konsolide esasa göre hesaplanmasında, risk grubu tanımı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişilerin, konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşlar topluluğuna dâhil tüm ortaklıklara olan ve yedinci fıkrada belirtilen nitelikteki tüm borç ve yükümlülükleri dikkate alınır.

(9) Kredi sınırlarının konsolide esasa göre hesaplanmasında, bankanın dâhil olduğu risk grubu, ana ortaklık ve konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşlar topluluğuna da dâhil her bir ortaklık dikkate alınmak suretiyle, finansal kuruluşlar topluluğunun da dâhil olduğu risk grubu şeklinde uygulanır.

(10) Birlikte kontrol edilen ortaklıklara kullandırılan krediler, bu ortaklıkları birlikte kontrol eden hissedarların her birinin ortaklık sermayesinde sahip olduğu payların, birlikte kontrol ettikleri toplam paya oranı ölçüsünde ortaklığı birlikte kontrol eden her bir hissedarın dâhil olduğu risk grubuna kullandırılmış sayılır.

Alım satım ve bankacılık hesaplarındaki risk tutarının hesaplanması

MADDE 7- (1) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında dikkate alınan ve alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenen, bilanço içi ve bilanço dışı tüm riskler bu maddede belirlenen tutarlar üzerinden kredi sınırları hesaplamalarına dâhil edilir.

(2) Üçüncü ve dördüncü fıkralar hükümleri saklı kalmak kaydıyla bankacılık hesaplarında izlenen bilanço içi krediler, bilançoda izlendikleri tutarlarından 22/6/2016 tarihli ve 29750 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca ayrılmış özel karşılıklar ile değerleme ayarlamaları düşüldükten sonraki tutarları üzerinden dikkate alınır. Bahse konu kredilerin, ilgili özel karşılıklar ve değerleme ayarlamaları düşülmeden önceki tutarları üzerinden dikkate alınması bankaların ihtiyarındadır.

(3) Menkul kıymet finansman işlemleri, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca bankanın hesapladığı risk tutarı üzerinden dikkate alınır.

(4) Alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenen karşı taraf kredi riski yaratan işlemler, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında belirlenen Karşı Taraf Kredi Riski Ölçümüne İlişkin Standart Yaklaşım Yöntemi uyarınca hesaplanan risk tutarı üzerinden dikkate alınır.

(5) Bankacılık hesaplarında izlenen gayrinakdi krediler ve taahhütlerin risk tutarı, bunlar için Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca ayrılmış özel karşılıklar düşüldükten sonraki tutarlarına asgari yüzde on olmak üzere Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte belirtilen dönüşüm oranlarının uygulanması suretiyle hesaplanır. Bahse konu gayrinakdi kredilerin, ilgili özel karşılıklar ve değerleme ayarlamaları düşülmeden önceki tutarları üzerinden dikkate alınması bankaların ihtiyarındadır.

(6) Alım satım hesaplarında izlenen borçlanma araçları ve ortaklık payları bilançoda izlendikleri tutarları üzerinden dikkate alınır.

(7) Alım satım hesaplarında izlenen ve referans varlığın borçlusunun temerrüde düşme riskinin bulunduğu türev işlemler için referans varlığın borçlusunun risk tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanır:

a) Opsiyonlar hariç türev finansal araçların Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca piyasa riski hesaplamalarında kullanılan uzun ve kısa pozisyonları ayrı ayrı işlem bacaklarına ayrıştırılır ve işlemin sadece referans varlığın borçlusunun temerrüdü nedeniyle bankanın zarara uğrama riski bulunan bacağı, kredi sınırları hesaplamasında dikkate alınır.

b) Kredi türevlerinde bankanın koruma satıcısı olduğu durumda, referans varlığın borçlusunun risk tutarı; temerrüdün ödemeyi tetiklediği zaman ödenecek olan tutardan kredi korumasının mutlak piyasa değerinin çıkarılması sonucu bulunur. Krediye bağlı tahvillerde bankanın koruma satıcısı olduğu durumda, risk tutarı hem krediye bağlı tahvili ihraç eden kişinin hem de referans varlığın borçlusunun kredi sınırları hesaplamalarında dikkate alınır.

c) Alım satım hesaplarında izlenen opsiyonların risk tutarı olarak; uzun alım opsiyonu pozisyonunda piyasa değeri, kısa satım opsiyonu pozisyonunda ise kullanım fiyatından opsiyonun piyasa değerinin çıkarılması suretiyle bulunan tutar dikkate alınır. Kısa alım opsiyonu için opsiyonun piyasa değeri olarak belirlenen kâr; uzun satım opsiyonu için ise kullanım fiyatından, opsiyonun piyasa değerinin çıkarılması suretiyle bulunan kâr karşı tarafa ait diğer risk tutarları toplamından indirilir. Bu hesaplama sonucunda bulunan toplam risk tutarının negatif olması durumunda ise risk tutarı sıfır olarak kabul edilir.

Alım satım hesaplarında yer alan uzun ve kısa pozisyonların netleştirilmesi

MADDE 8- (1) Alım satım hesaplarında izlenen ve ihraççısı, kupon ödemeleri, para birimi ve vadeleri aynı olan menkul kıymetlere ilişkin uzun ve kısa pozisyonlar netleştirilebilir.

(2) İhraççısı aynı olan farklı menkul kıymetler; kısa pozisyonun, uzun pozisyon ile aynı veya daha düşük öncelik sırasına sahip olması halinde netleştirilebilir. Pozisyonların göreceli olarak öncelik sırasının belirlenmesinde menkul kıymetlerin; ortaklık payı, birincil alacak, ikincil alacak gibi önceliklerine göre gruplandırılması gerekir. Menkul kıymetlerin öncelik sırasına göre gruplandırılmasının bankaya aşırı yük getirdiği durumda, ihraççısı aynı olan farklı menkul kıymetlerin kısa ve uzun pozisyonları netleştirilmeyebilir.

(3) Kısa ve uzun pozisyonların netleştirilmesi sonucu net kısa pozisyon olması durumunda, bu kısa pozisyon kredi sınırları hesaplamalarına katılmaz.

(4) Alım satım hesaplarında izlenen bir pozisyona kredi türevi ile koruma sağlanması durumunda, referans varlık ile koruma sağlanan pozisyonun farklı olması halinde; kredi korumasının dikkate alınabilmesi için referans varlığın koruma sağlanan pozisyon ile aynı veya daha düşük öncelik sırasına sahip olması gerekir.

(5) Alım satım hesaplarında izlenen bir pozisyona kredi türevi ile koruma sağlanması durumunda, koruma sağlanan pozisyonun borçlusunun risk tutarından indirilen tutar, koruma sağlayıcısının kredi sınırları hesaplamalarına dâhil edilir.

(6) Alım satım hesaplarında izlenen pozisyonlar için kredi temerrüt swabı ile koruma sağlanması durumunda, koruma satıcısı ya da koruma sağlanan pozisyonun borçlusunun kredi kuruluşu veya finansal kuruluş olmadığı durumda, koruma satıcısının risk tutarı olarak, koruma sağlanan pozisyonun borçlusunun risk tutarından indirilen tutar yerine koruma satıcısı için Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında belirlenen Karşı Taraf Kredi Riski Ölçümüne İlişkin Standart Yaklaşım Yöntemi uyarınca hesaplanan karşı taraf kredi risk tutarı dikkate alınır.

(7) Alım satım hesapları ile bankacılık hesapları arasındaki uzun ve kısa pozisyonlar netleştirilemez.

Teminatlı menkul kıymetlerin risk tutarının hesaplanması

MADDE 9- (1) Teminatlı menkul kıymetler, ihraççısının kredi sınırları hesaplamasında, ikinci fıkra hükmü saklı kalmak kaydıyla nominal değerlerinin yüzde yüzü üzerinden dikkate alınır.

(2) Aşağıdaki koşulları sağlayan teminatlı menkul kıymetler kredi sınırları hesaplamalarında nominal değerlerinin asgari yüzde yirmisi üzerinden dikkate alınabilir:

a) Varlık havuzunun aşağıdaki alacaklardan oluşması:

1) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamındaki merkezi yönetim, merkez bankası, kamu kuruluşu ya da çok taraflı kalkınma bankalarından olan ya da bunlarca garanti edilen alacaklar veya

2) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca kredi riskine esas tutarın standart yaklaşım uyarınca hesaplanmasında yüzde otuz beş ya da daha düşük risk ağırlığına tekabül eden ve kredi teminat oranı yüzde seksen ya da daha düşük olan ikamet amaçlı gayrimenkul ipoteği ile teminatlandırılan alacaklar veya

3) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca kredi riskine esas tutarın standart yaklaşım uyarınca hesaplanmasında yüzde yüz ya da daha düşük risk ağırlığına tekabül eden ve kredi teminat oranı yüzde altmış ya da daha düşük olan ticari amaçlı gayrimenkul ipoteği ile teminatlandırılan alacaklar.

b) Varlık havuzunun nominal değerinin teminatlı menkul kıymetlerin nominal değerini asgari yüzde on oranında aşması.

(3) Varlık havuzuna, ikinci fıkranın (a) bendinde belirtilen varlıklara ilave olarak 21/1/2014 tarihli ve 28889 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Teminatlı Menkul Kıymetler Tebliği (III-59.1)’nin 3 üncü maddesinde tanımlanan ikame varlıklar veya muadil yabancı ülke düzenlemeleri uyarınca teminatlı menkul kıymet ihracında ikame varlık olarak kabul edilen varlıklar ile risklerin korunmasını teminen sağlanan türev işlemler de eklenebilir.

(4) İkinci fıkranın (a) bendinde belirtilen kredi teminat oranının hesaplanmasında Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında gayrimenkullerin değerlemesine ve belirlenen değerlemelerin gözden geçirilmesine ilişkin esaslar dikkate alınır.

(5) İkinci fıkrada aranan şartların teminatlı menkul kıymetlerin ilk ihracı sırasında ve kalan vadesi boyunca sağlanması gerekir.

KYK’ye, menkul kıymetleştirme pozisyonlarına ve diğer yapılandırılmış finansal araçlara yapılan yatırımların risk tutarının hesaplanması

MADDE 10- (1) Kredi sınırları hesaplamalarında, alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenen KYK’ye, menkul kıymetleştirme pozisyonlarına veya diğer yapılandırılmış finansal araçlara yapılan yatırımlardan kaynaklanan risklerin hangi tarafın kredi sınırları üzerinde izleneceği aşağıdaki şekilde belirlenir:

a) Yatırım yapılan yapılar altındaki herhangi bir dayanak varlığın risk tutarının, bankanın ana sermayesinin on binde yirmi beşi veya daha üzerinde olması durumunda bu dayanak varlıkların borçluları tespit edilir ve söz konusu risk tutarı, kredi sınırları hesaplamasında bu borçluların varsa diğer riskleri ile birlikte dikkate alınır. Dayanak varlıkların borçlularının tespit edilememesi halinde ise bu varlıklar karşı tarafı belirlenemeyen işlemler olarak değerlendirilir ve karşı tarafı tespit edilemeyen tüm işlemler tek bir risk grubu altında izlenir.

b) Yatırım yapılan yapılar altındaki herhangi bir dayanak varlığın risk tutarının, bankanın ana sermayesinin on binde yirmi beşinden az olması durumunda, bu dayanak varlıkların borçluları tespit edilmeksizin risk tutarı yapının kredi sınırları hesaplamasında dikkate alınabilir.

(2) Kredi sınırları hesaplamasında, KYK’ye, menkul kıymetleştirme pozisyonlarına veya diğer yapılandırılmış finansal araçlara yapılan yatırımların risk tutarları aşağıdaki şekilde belirlenir:

a) Yatırım yapılan yapıların dayanak varlıkların borçlularının tespit edilmesinin gerektiği durumda;

1) KYK’de olduğu gibi yatırımcıların aynı öncelik seviyesine sahip olduğu yapılarda dayanak varlığa ilişkin risk tutarı dayanak varlığın değeri ile söz konusu yapıda bankanın sahip olduğu payın çarpılması,

2) Menkul kıymetleştirme işleminde olduğu gibi yatırımcıların farklı öncelik seviyelerine sahip olduğu yapılarda dayanak varlığa ilişkin risk tutarı, her bir dilim için ayrı ayrı hesaplanmak üzere, bankanın yatırım yaptığı dilimin değeri ile yapı içerisindeki dayanak varlığın nominal değerinden düşük olanının, o dilimde bankanın sahip olduğu pay ile çarpılması,

suretiyle bulunur.

b) Yatırım yapılan yapıların dayanak varlıkların borçlularının tespit edilmesinin gerekmediği durumda; risk tutarı olarak yapılan yatırımın nominal değeri dikkate alınır.

(3) Dayanak varlığı aynı olan yapılara çok sayıda ancak önemsiz tutarda yatırım yapılması durumunda; yatırım kararlarının, karşı tarafların tespit edilmesi sorumluluğundan kaçınılması suretiyle kredi sınırları hesaplamasında aşımın gizlenmesi amacıyla yapılmadığının ispatlanması zorunludur.

(4) KYK’ye, menkul kıymetleştirme pozisyonlarına veya diğer yapılandırılmış finansal araçlara yapılan yatırımlarda, dayanak varlığın oluşturduğu risklerin yanı sıra bu yapılar içerisindeki fon yöneticisi, kurucu, likidite sağlayıcısı, kredi koruma sağlayıcısı gibi ilave risk faktörü yaratabilecek üçüncü taraflar tespit edilir ve bunların ortak risk faktörü oluşturup oluşturmadığı, olay bazında yapıya özellikli durumlar ve üçüncü tarafların rolleri çerçevesinde değerlendirilir. Değerlendirme sonucunda;

a) Yatırım yapılan yapıların aynı risk grubunda değerlendirilmesini gerektirecek bir durumun tespiti halinde, ortak risk faktörü bulunan farklı yapıların risklerinin birlikte dikkate alınması veya

b) Yatırım yapılan yapı ile üçüncü tarafın aynı risk grubunda değerlendirilmesini gerektirecek bir durumun tespiti halinde, yapı ile söz konusu üçüncü tarafın bankaya olan diğer risklerinin birlikte dikkate alınması,

gerekir.

(5) İkinci fıkranın (b) bendi, ortak risk faktörlerinin varlığına ilişkin olarak yapılacak değerlendirmeden bağımsız olarak uygulanır.

Merkezi karşı tarafların risk tutarlarının hesaplanması

MADDE 11- (1) Kredi sınırları hesaplamalarında merkezi karşı tarafla yapılan işlemlerin risk tutarı aşağıdaki tabloda belirtilen takas işlemlerine ilişkin risk tutarı ile ikinci fıkra uyarınca hesaplanan diğer risk tutarları toplamından oluşur:

  Risk Tutarı
Ticari riskler Diğer tüm riskler gibi
Serbest olmayan başlangıç teminatı (iflastan ifraz edilmiş olan) 0 (sıfır)
Serbest başlangıç teminatı (iflastan ifraz edilmiş olmayan) Başlangıç teminatının nominal tutarı
Fonlanmamış garanti fonu taahhüdü 0 (sıfır)
Fonlanmış garanti fonu tutarı Fonlanmış garanti fonuna yapılan katkının nominal tutarı
Ortaklık payları Ortaklık paylarının nominal tutarı

(2) Merkezi karşı tarafla yapılan diğer işlemlere ilişkin risk tutarının hesaplamasında, bu Yönetmelikte belirtilen diğer taraflarla yapılan işlemlerin risk tutarlarının hesaplanmasına ilişkin hükümler uygulanır.

(3) Bankanın üye kuruluş veya müşteri olduğu durumda takas işlemlerinden kaynaklanan risklerin karşı tarafı Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin EK-4’ünde yer alan Merkezi Karşı Taraflardan Kaynaklanan Riskler İçin Sermaye Yükümlülüğünün Hesaplanmasına ilişkin hükümler uyarınca belirlenir.

(4) Aralarında aynı risk grubunda değerlendirilmelerini gerektiren başka bir ilişki bulunmaması kaydıyla sadece takas işlemleri sebebiyle birden fazla merkezi karşı tarafın aynı risk grubunda dikkate alınmaları zorunlu değildir.

Kredi sınırları hesaplamalarında kredi riski azaltım tekniklerinin kullanılmasına ilişkin esaslar

MADDE 12- (1) Kredi sınırları hesaplamalarında, 6/9/2014 tarihli ve 29111 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğ uyarınca asgari şartları sağlayan finansal teminatlar, fonlanmamış kredi korumaları ve bilanço içi netleştirme risk tutarı azaltımı olarak dikkate alınır. Münhasıran kredi riskine esas tutarın içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşımlar ile hesaplanmasında dikkate alınan teminatlar kredi sınırları hesaplamasında risk tutarı azaltımında kullanılmaz.

(2) Birinci fıkrada belirtilen kredi riski azaltım tekniklerinin, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca yapılan sermaye yeterliliği hesaplamalarında kullanılması durumunda, kredi sınırları hesaplamalarında da kullanılması zorunludur.

(3) Finansal teminatların kullanılması durumunda;

a) Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtilen Basit Finansal Teminat Yönteminin kullanıldığı durumda, kredi tutarının finansal teminatın piyasa değeri kadar olan kısmı,

b) Karşı taraf kredi riski hesaplamasında dikkate alınan teminat tutarı,

c) Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtilen Kapsamlı Finansal Teminat Yönteminin kullanıldığı durumda, anılan Tebliğin 42 nci maddesinde belirtilen Standart Volatilite Ayarlaması Yaklaşımı kullanılarak hesaplanan teminatın, aynı Tebliğin 40 ıncı maddesinde tanımlanan volatilite ayarlı değeri,

koruma sağlanan tarafın risk tutarından indirilir ve indirilen bu tutar koruma sağlayıcısının kredi sınırları hesaplamasına dâhil edilir.

(4) Fonlanmamış kredi korumalarının kullanılması durumunda, koruma sağlanan tutar koruma sağlanan tarafın risk tutarından indirilir ve indirilen bu tutar koruma sağlayıcısının kredi sınırları hesaplamasına dâhil edilir.

(5) Bilanço içi netleştirmeye ilişkin Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtilen şartların sağlanması halinde, söz konusu netleştirme sözleşmeleri kredi sınırları hesaplamasında Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtildiği şekilde dikkate alınır.

(6) Kredi korumasının kalan vadesinin korunan alacağın kalan vadesinden az olması durumunda oluşan vade uyumsuzluğu halinde;

a) Korumanın başlangıç vadesinin bir yıldan kısa olması,

b) Korumanın kalan vadesinin üç aydan kısa olması,

durumlarından herhangi birinin varlığı halinde ilgili kredi koruması dikkate alınmaz.

(7) Vade uyumsuzluğu durumunda kredi sınırları hesaplamasında dikkate alınacak kredi koruması tutarının, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca sermaye yeterliliği hesaplamalarında kullanılan aynı yaklaşım ile belirlenmesi gerekir.

Merkezi yurt dışında kurulu bankaların Türkiye’deki şubelerinin merkezleri ve yurt dışında kurulu diğer şubeler ile yaptıkları işlemler

MADDE 13- (1) Merkezi yurt dışında kurulu bankaların Türkiye’deki şubelerinin, merkezlerine ve yurt dışında kurulu diğer şubelere yaptıkları tevdiat, Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kredi olarak sayılır ve bankanın dâhil olduğu risk grubunun risk tutarları hesaplamasına dâhil edilir.

(2) Merkez ve yurt dışında kurulu diğer şubelerden sağlanan fonlar 12 nci madde uygulamasında finansal teminat kapsamında nakit teminat olarak değerlendirilir.

Kredi sınırlarına tabi olmayan işlemler

MADDE 14- (1) Aşağıdaki işlemler kredi sınırlarına tabi tutulmaz:

a) Merkezi yönetimlerden, merkez bankalarından veya Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca merkezi yönetimlerden alacaklarla aynı uygulamaya tâbi tutulan kamu kuruluşlarından alacaklar ile Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtilen şartların sağlanması kaydıyla merkezi yönetimler tarafından sağlanan garantiler ya da ihraç edilen menkul kıymetlerle koruma sağlanan alacaklar.

b) Bankaların, merkezi yurt dışında kurulu bankalar dâhil, diğer bankalar ile gerçekleştirdikleri işlemlerden kaynaklanan gün içerisindeki alacaklar.

c) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında nitelikli işlemleri gerçekleştiren merkezi karşı taraflarla yapılan takas işlemlerinden kaynaklanan alacaklar.

ç) Özkaynak unsurlarından indirilen tutarlar.

(2) Birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen alacakların kredi türevi ile koruma altına alınması durumunda, dayanak varlığın kredi sınırlarından muaf olmasından bağımsız olarak, ilgisine göre 8 inci maddenin beşinci ve altıncı fıkraları ile 12 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan risk tutarı koruma sağlayan tarafın kredi sınırlarında dikkate alınır.

(3) Özkaynak ile orantılanarak hesaplanan kredi sınırlarında Kanunun 55 inci maddesi hükmü de dikkate alınır.

(4) Bir risk grubuna kullandırılan kredilerin teminatını oluşturmak üzere aynı risk grubuna dâhil gerçek veya tüzel kişilerden kabul edilen aval, garanti ve kefaletler risk grubuna ait kredi sınırlarının hesabında dikkate alınmaz.

(5) Bankaların dâhil olduğu risk grubuna kullandırılan kredi sınırlarının hesaplanmasında bu maddede belirtilen işlemlerin yanı sıra, aşağıdaki işlemler de dikkate alınmaz:

a) Konsolide edilen bankalar ve finansal kuruluşlardaki ortaklık payları.

b) Türkiye’de faaliyette bulunan bankalarca, bu bankaların yabancı ülkelerde bankacılık faaliyetlerinde bulunan konsolide ettikleri ortaklıklarının yükümlülüklerine karşılık, yabancı ülkelerin yetkili mercilerine ilgili ülke mevzuatı gereğince verilen sınırsız garanti niteliğini taşıyan taahhütler.

c) Her türlü sermaye artırımları dolayısıyla bedelsiz edinilen ortaklık payları ile ortaklık paylarının herhangi bir fon çıkışı gerektirmeyen değer artışları.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kredi Sınırlarına İlişkin Raporlama ve Sınırlara Uyumsuzluk

Kredi sınırlarının raporlanması

MADDE 15- (1) Kredi sınırlarının hesaplamasında, Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik uyarınca hesaplanan son dönem konsolide ana sermaye ve özkaynak ile konsolide olmayan ana sermaye ve özkaynak dikkate alınır ve kredi sınırları ay sonları itibarıyla hesaplanarak Kuruma raporlanır.

Sınırlara uyumsuzluk ve aşımların giderilmesi

MADDE 16- (1) Kredi sınırlarında aşım oluşması halinde, bankalar bunun nedenlerini, söz konusu durumun giderilmesine ilişkin alınması planlanan önlemler ile birlikte derhal Kuruma bildirmek zorundadır.

(2) Finansal piyasalar genelinde dalgalanma yaşanması halinde, bankalararası para piyasasında istikrarın sağlanmasını teminen, bu piyasadaki işlemlerde oluşmuş aşımların sınırlara uyumsuzluk olarak değerlendirilmemesi Kurulun yetkisindedir.

(3) Aşım tutarı olarak, konsolide ve konsolide olmayan esasa göre hesaplanan sınırlardan hangisinde aşım varsa o tutar, birden fazla sınırda aşım varsa yüksek olan tutar dikkate alınır.

(4) Konsolide veya konsolide olmayan, ana sermaye veya özkaynakta olabilecek düşüşler nedeniyle kredi sınırlarının aşılması halinde söz konusu aşımların altı aylık süre içinde giderilmesi zorunludur. Oluşan aşımın, konsolide veya konsolide olmayan, ana sermaye veya özkaynak artışı gerektirmesi halinde, artırım en yüksek artış tutarını gerektiren ana sermaye veya özkaynak dikkate alınarak gerçekleştirilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Kalkınma ve yatırım bankaları için uygulama

MADDE 17- (1) Kalkınma ve yatırım bankaları bu Yönetmeliğin yalnızca 4 üncü ve 5 inci maddelerine tabidir. Kurul, kurumsal yönetim hükümleri ile koruyucu hükümlerin uygulanmasını da dikkate alarak, kalkınma ve yatırım bankalarından biri, bir grubu ya da tamamı için bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına karar vermeye veya bu Yönetmelikte belirlenenlerden farklı kredi sınırları belirlemeye yetkilidir.

İntibak

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihi itibarıyla 6 ncı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirlenen kredi sınırlarından herhangi birini aşan bankalar, bu gerçek ya da tüzel kişiye veya risk grubuna hiçbir şekil ve surette yeni kredi kullandıramazlar. Bankalar, bu Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten başlamak üzere aşım tutarlarını, bu tutarların 30/6/2024 tarihine kadar yüzde ellisini itfa etmek suretiyle 31/12/2024 tarihine kadar giderirler. Kurul, bu tarihleri bir yıla kadar uzatmaya yetkilidir.

Yürürlük

MADDE 18- (1) Bu Yönetmelik 1/1/2024 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 19- (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.