BANKA HABERLERİ
BDDK: KREDİ RİSK GRUPLARI VE KREDİ SINIRLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİĞİ REVİZE ETTİ
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ( BDDK ) Resmi Gazetede yayınlanan “RİSK GRUPLARININ BELİRLENMESİNE VE KREDİ SINIRLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK” ile Risk Grupları esaslarını tekrar düzenlerken Kredi Sınırlarına ilişikin de yeni düzenlemeye gitti. Beş bölümden oluşan Yönetmelikte aşağıdaki afadeler yer aldı:
BDDK’nın hazırladığı ve Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe göre; bankalarca kullandırılacak kredilerin risk tutarları toplamı özkaynağın yüzde 25’ini aşamayacak.
Bankalarca bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk tutarları toplamı ana sermayenin ve özkaynağın yüzde 25’ini aşamayacak.
Yönetmelikle belirlenen bankaların dâhil olduğu risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk tutarları toplamı ise, ana sermayenin ve özkaynağın yüzde 20’sini aşamayacak.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bu oranı yüzde 25’e kadar yükseltmeye veya kanunî haddine kadar indirmeye yetkili olacak.
Bankalarca risk gruplarının belirlenmesine ve konsolide ve konsolide olmayan esasa göre kredi sınırlarının hesaplanmasına ilişkin esasları belirleyen yönetmelik Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, bankalarca hâkim ortak veya nitelikli pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bankaların sermayesinin yüzde 1 ve daha fazla payına sahip olup pay defterine kayıtlı olan tüm ortaklarına ve bunlarla risk grubu oluşturan kişilere kullandırılacak kredilerin toplamı özkaynaklarının yüzde 50’sini aşamayacak.
Bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna özkaynakların yüzde 10’u veya daha fazlası oranında kullandırılan krediler büyük kredi sayılacak ve bunların toplamı özkaynakların 8 katını geçemeyecek. Belirlenen kredi sınırları konsolide ve konsolide olmayan esasa göre hesaplanacak ve uygulanacak.
Yönetmeliğe eklenen intibak maddesine göre, bu kredi sınırlarından herhangi birini aşan bankalar, bu gerçek ya da tüzel kişiye veya risk grubuna hiçbir şekil ve surette yeni kredi kullandıramayacaklar.
Bankalar, yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2024 tarihinden başlamak üzere aşım tutarlarını, bu tutarların 30 Haziran 2024 tarihine kadar yüzde 50’sini itfa etmek suretiyle 31 Aralık 2024 tarihine kadar giderecekler. BDDK, bu tarihleri 1 yıla kadar uzatmaya yetkili olacak.
BDDK, sistemik önemli bankaların, diğer sistemik önemli bankalara ya da uluslararası yetkili otoritelerce küresel sistemik önemli banka olarak belirlenen bankalara kullandırdıkları kredilerine ilişkin daha ihtiyatlı kredi sınırları belirleyebilecek.
Konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşların faktoring alacakları ile çeşitli ikrazlarına ve vermiş oldukları ödünçlere ilişkin kalemler nakdi kredi niteliğinde kabul edilecek.
Bankaların alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenen, bilanço içi ve bilanço dışı tüm riskler belirlenen tutarlar üzerinden kredi sınırları hesaplamalarına dâhil edilecek. Menkul kıymet finansman işlemleri, bankaların sermaye yeterliliğinin ölçülmesine ve değerlendirilmesine ilişkin yönetmelik uyarınca bankanın hesapladığı risk tutarı üzerinden dikkate alınacak.
Teminatlı menkul kıymetler, ihraççısının kredi sınırları hesaplamasında, nominal değerlerinin yüzde 100’ü üzerinden dikkate alınır. Yönetmelikle belirlenen şartları taşıyan teminatlı menkul kıymetler, kredi sınırları hesaplamalarında nominal değerlerinin asgari yüzde 20’si üzerinden dikkate alınabilecek.
| 21 Aralık 2023 PERŞEMBE | Resmî Gazete | Sayı : 32406 | ||||||||||||||
| YÖNETMELİK | ||||||||||||||||
| Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:
RİSK GRUPLARININ BELİRLENMESİNE VE KREDİ SINIRLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM Başlangıç Hükümleri Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı, bankalarca risk gruplarının belirlenmesine ve konsolide ve konsolide olmayan esasa göre kredi sınırlarının hesaplanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Dayanak MADDE 2- (1) Bu Yönetmelik, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 43 üncü, 47 nci, 48 inci, 49 uncu, 54 üncü, 55 inci, 77 nci ve 93 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 3- (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Alım satım hesapları: 23/10/2015 tarihli ve 29511 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan alım satım hesaplarını, b) Ana ortaklık: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan ana ortaklığı, c) Ana sermaye: 5/9/2013 tarihli ve 28756 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak ana sermayeyi, ç) Banka: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankaları, d) Bankacılık hesapları: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan bankacılık hesaplarını, e) Birincil alacak: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan birincil alacakları, f) Dilim: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan dilimi, g) Ekonomik bağımlılık: Kanunun 49 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kredi müşterilerinin arasında, birinin ödeme güçlüğüne düşmesinin diğer bir veya birkaçının ödeme güçlüğüne düşmesi sonucunu doğuracak boyutta kefalet, garanti veya benzeri ilişkiler bulunmasını, ğ) Finansal kuruluş: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan finansal kuruluşları, h) Fonlanmamış kredi koruması: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan fonlanmamış kredi korumasını, ı) Hâkim ortak: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan hâkim ortağı, i) İçsel derecelendirmeye dayalı yaklaşımlar: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşımları, j) İkincil alacak: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan ikincil alacakları, k) Kamu kuruluşu: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan kamu kuruluşlarını, l) Kanun: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununu, m) Karşı taraf kredi riski: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan karşı taraf kredi riskini, n) Kısa alım opsiyonu pozisyonu: Alım opsiyonunu satan tarafın pozisyonunu, o) Kısa satım opsiyonu pozisyonu: Satım opsiyonunu satan tarafın pozisyonunu, ö) Kolektif yatırım kuruluşu (KYK): Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan kolektif yatırım kuruluşlarını, p) Konsolide ana sermaye: Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak konsolide ana sermayeyi, r) Konsolide özkaynak: Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak konsolide özkaynağı, s) Kontrol: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan kontrolü, ş) Kredi: Kanunun 48 inci maddesi uyarınca kredi sayılan işlemleri, t) Kredi kuruluşu: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşlarını, u) Kredi teminat oranı: Kredi tutarının teminat olarak alınan varlığın değerine oranını, ü) Kredi türevi: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi türevini, v) Kullanım fiyatı: Sözleşmeye konu varlığın alım veya satım hakkının vade süresince veya vade sonunda kullanabileceği fiyatı, y) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu, z) Kurum: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu, aa) Menkul kıymet finansman işlemleri: Repo, ters repo, menkul kıymet ödünç ve kredili menkul kıymet işlemlerini, bb) Merkezi karşı taraf: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan merkezi karşı tarafı, cc) Merkezi yönetim: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan merkezi yönetimi, çç) Nitelikli pay: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan nitelikli payı, dd) Özkaynak: Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak özkaynağı, ee) Referans varlık: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan referans varlığı, ff) Sistemik önemli banka: 23/2/2016 tarihli ve 29633 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sistemik Önemli Bankalar Hakkında Yönetmelik uyarınca sistemik önemli banka olarak kabul edilen bankaları, gg) Teminatlı menkul kıymet: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde tanımlanan teminatlı menkul kıymeti, ğğ) Türev finansal araçlar: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında sayılan sözleşmeleri, hh) Türev işlemler: Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte belirtilen türev finansal araçlar ile kredi türevlerini, ıı) Uzun alım opsiyonu pozisyonu: Alım opsiyonunu satın alan tarafın pozisyonunu, ii) Uzun satım opsiyonu pozisyonu: Satım opsiyonunu satın alan tarafın pozisyonunu, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Risk Gruplarının Belirlenmesine İlişkin Esaslar Risk grupları MADDE 4- (1) Bir gerçek kişi ile eşi ve çocukları, bunların yönetim kurulu üyesi veya genel müdürü oldukları veya bunların ya da bir tüzel kişinin birlikte veya tek başlarına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları ortaklıklar bir risk grubunu oluşturur. (2) Bir banka ile bankanın nitelikli pay sahipleri, banka yönetim kurulu üyeleri, genel müdürü, genel müdür yardımcıları ile başka unvanlarla istihdam edilseler dahi yetki ve görevleri itibarıyla bunlara denk veya daha üst konumlarda görev yapan yöneticileri ile bunların eş ve çocukları, birlikte veya tek başına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları veya yönetim kurulu üyesi ya da genel müdürü oldukları ortaklıklar, bankanın dâhil olduğu risk grubunu oluşturur. Katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının faizsiz finansman sağlamak amacıyla katıldıkları ortaklıklar bu fıkra kapsamında değerlendirilmez. (3) Risk grupları belirlenirken, kredi müşterilerinin aralarında ekonomik bağımlılık olup olmadığı da değerlendirilir. (4) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen risk gruplarının belirlenmesinde birlikte kontrol edilen ortaklıklar, bu ortaklıkların kontrolünü birlikte sağlayan her bir hissedarın risk grubuna dâhil edilir. (5) Aralarında aynı risk grubunda değerlendirilmelerini gerektiren başka bir ilişki bulunmaması kaydıyla; merkezi yönetimlerin, merkez bankalarının veya Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca merkezi yönetimlerden alacaklar ile aynı risk ağırlığı uygulamasına tâbi kamu kuruluşlarının kontrolünde olan ya da bunlara ekonomik bağımlılıkları olan birden fazla müşterinin yalnızca bu ilişki sebebiyle aynı risk grubunda dikkate alınmaları zorunlu değildir. (6) İstisnai olmak üzere; a) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca aynı risk grubunda yer alması gereken kişiler ile ilgili olarak; özel durumların veya koruyucu kurumsal yönetim uygulamalarının mevcudiyetinin, b) Üçüncü fıkra uyarınca ekonomik bağımlılık sebebiyle aynı risk grubunda yer alması gereken kişiler ile ilgili olarak; taraflardan birinin yeni fon kaynakları ya da iş ortakları bulması suretiyle, diğer tarafın temerrüdünden veya yaşadığı finansal zorluklardan etkilenmeyeceğinin, bankaca tespit edilmesi şartıyla bu kişiler aynı risk grubunda değerlendirilmeyebilir. Bu tespite ilişkin bilgi ve belgelerin denetime hazır bulundurulması zorunludur. Risk gruplarının belirlenmesinde ekonomik bağımlılığa ilişkin esaslar MADDE 5- (1) Konsolide ve konsolide olmayan esasa göre yapılan değerlendirme neticesinde, bu Yönetmelik uyarınca hesaplanan risk tutarı, bankanın ana sermayesinin yüzde beşini aşan gerçek veya tüzel kişilerin dâhil olduğu risk grupları belirlenirken, bu müşterilerin başka müşterilere ekonomik bağımlılığının bulunup bulunmadığının aşağıdaki ölçütler esas alınarak analiz edilmesi gereklidir. Söz konusu sınırı aşmayan diğer kredi müşterileri bakımından ise bu ölçütlerin, risk gruplarının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması uygundur: a) Müşterinin yıllık brüt gelirlerinin veya yıllık brüt giderlerinin yüzde elli ya da daha fazlasının başka bir müşteri ile yapılan işlemlerden kaynaklanması. b) Müşterinin, başka bir müşterinin borçlarına tamamen ya da kısmen garanti vermesi, kefil olması ya da bir şekilde bu borçlardan sorumlu olması ve yükümlülük gerçekleştiğinde, riskin garantör, kefil ya da herhangi bir şekilde borçlardan sorumlu olan müşteriyi temerrüde düşürecek ölçüde büyük olması. c) Müşterinin ürettiği mal veya hizmetin önemli bir kısmının başka bir müşteriye satılması ve satış yapılan tarafın kolaylıkla başka bir taraf ile ikame edilemeyecek olması. ç) Birden fazla müşterinin bankaya olan borçlarını ödemek üzere kullanacakları gelir kaynaklarının aynı olması ve bu müşterilerin borçlarının tamamının geri ödenmesine imkan sağlayacak başka gelir kaynaklarının olmaması. d) Başka bir müşterinin yaşadığı finansal güçlüğün, müşterinin yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirmesini engelleyebilecek boyutta olması. e) Başka bir müşterinin temerrüde düşmesi ya da iflasının, müşterinin temerrüde düşmesi ya da iflasına sebep olacak olması. f) Birden fazla müşterinin fonlarının büyük kısmının aynı kaynaktan sağlanması ve söz konusu fon sağlayıcının temerrüde düşmesi durumunda alternatif fon sağlayıcının bulunamaması. (2) Ekonomik bağımlılığın tek yönlü olduğu birinci fıkranın (a), (b), (c), (d) ve (e) bentleri uyarınca müşteri, ekonomik bağımlılığının bulunduğu diğer müşterinin risk grubuna dâhil edilir ancak, aralarında aynı risk grubunda bulunmalarını gerektiren başka bir ilişki bulunmaması kaydıyla, müşterinin dâhil olduğu risk grubuna ekonomik bağımlılığının bulunduğu diğer müşterinin dâhil edilmesi gerekli değildir. Ekonomik bağımlılığın iki yönlü olduğu birinci fıkranın (ç) ve (f) bentleri uyarınca birbirleri arasında ekonomik bağımlılık bulunan müşteriler, birbirlerinin risk gruplarına dâhil edilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kredi Sınırları, Kredi Sınırları Hesaplamasında Risk Tutarı, Kredi Sınırlarına Tabi Olmayan İşlemler Kredi sınırları MADDE 6- (1) Bankalarca bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk tutarları toplamı ana sermayenin ve özkaynağın yüzde yirmi beşini aşamaz. (2) Bankanın dâhil olduğu risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk tutarları toplamı ana sermayenin ve özkaynağın yüzde yirmisini aşamaz. Kurul, bu oranı yüzde yirmi beşe kadar yükseltmeye veya kanunî haddine kadar indirmeye yetkilidir. (3) Bankalarca hâkim ortak veya nitelikli pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bankaların sermayesinin yüzde bir ve daha fazla payına sahip olup pay defterine kayıtlı olan tüm ortaklarına ve bunlarla risk grubu oluşturan kişilere kullandırılacak kredilerin toplamı özkaynaklarının yüzde ellisini aşamaz. (4) Bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna özkaynakların yüzde onu veya daha fazlası oranında kullandırılan krediler büyük kredi sayılır ve bunların toplamı özkaynakların sekiz katını aşamaz. (5) Kurul, sistemik önemli bankaların, diğer sistemik önemli bankalara ya da uluslararası yetkili otoritelerce küresel sistemik önemli banka olarak belirlenen bankalara kullandırdıkları kredilerine ilişkin daha ihtiyatlı kredi sınırları belirleyebilir. (6) Bu maddede belirtilen kredi sınırları konsolide ve konsolide olmayan esasa göre hesaplanır ve uygulanır. (7) Konsolide kredi sınırları, ana ortaklık ile konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşlar topluluğuna dâhil her ortaklığın bilanço içi ve bilanço dışı hesaplarında yer alan krediler ile konsolide ana sermaye tutarı ve konsolide özkaynak tutarı dikkate alınarak hesaplanır. Konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşların faktoring alacakları ile çeşitli ikrazlarına ve vermiş oldukları ödünçlere ilişkin kalemler nakdi kredi niteliğindedir. (8) Kredi sınırlarının konsolide esasa göre hesaplanmasında, risk grubu tanımı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişilerin, konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşlar topluluğuna dâhil tüm ortaklıklara olan ve yedinci fıkrada belirtilen nitelikteki tüm borç ve yükümlülükleri dikkate alınır. (9) Kredi sınırlarının konsolide esasa göre hesaplanmasında, bankanın dâhil olduğu risk grubu, ana ortaklık ve konsolidasyona tabi tutulan finansal kuruluşlar topluluğuna da dâhil her bir ortaklık dikkate alınmak suretiyle, finansal kuruluşlar topluluğunun da dâhil olduğu risk grubu şeklinde uygulanır. (10) Birlikte kontrol edilen ortaklıklara kullandırılan krediler, bu ortaklıkları birlikte kontrol eden hissedarların her birinin ortaklık sermayesinde sahip olduğu payların, birlikte kontrol ettikleri toplam paya oranı ölçüsünde ortaklığı birlikte kontrol eden her bir hissedarın dâhil olduğu risk grubuna kullandırılmış sayılır. Alım satım ve bankacılık hesaplarındaki risk tutarının hesaplanması MADDE 7- (1) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında dikkate alınan ve alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenen, bilanço içi ve bilanço dışı tüm riskler bu maddede belirlenen tutarlar üzerinden kredi sınırları hesaplamalarına dâhil edilir. (2) Üçüncü ve dördüncü fıkralar hükümleri saklı kalmak kaydıyla bankacılık hesaplarında izlenen bilanço içi krediler, bilançoda izlendikleri tutarlarından 22/6/2016 tarihli ve 29750 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca ayrılmış özel karşılıklar ile değerleme ayarlamaları düşüldükten sonraki tutarları üzerinden dikkate alınır. Bahse konu kredilerin, ilgili özel karşılıklar ve değerleme ayarlamaları düşülmeden önceki tutarları üzerinden dikkate alınması bankaların ihtiyarındadır. (3) Menkul kıymet finansman işlemleri, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca bankanın hesapladığı risk tutarı üzerinden dikkate alınır. (4) Alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenen karşı taraf kredi riski yaratan işlemler, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında belirlenen Karşı Taraf Kredi Riski Ölçümüne İlişkin Standart Yaklaşım Yöntemi uyarınca hesaplanan risk tutarı üzerinden dikkate alınır. (5) Bankacılık hesaplarında izlenen gayrinakdi krediler ve taahhütlerin risk tutarı, bunlar için Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca ayrılmış özel karşılıklar düşüldükten sonraki tutarlarına asgari yüzde on olmak üzere Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte belirtilen dönüşüm oranlarının uygulanması suretiyle hesaplanır. Bahse konu gayrinakdi kredilerin, ilgili özel karşılıklar ve değerleme ayarlamaları düşülmeden önceki tutarları üzerinden dikkate alınması bankaların ihtiyarındadır. (6) Alım satım hesaplarında izlenen borçlanma araçları ve ortaklık payları bilançoda izlendikleri tutarları üzerinden dikkate alınır. (7) Alım satım hesaplarında izlenen ve referans varlığın borçlusunun temerrüde düşme riskinin bulunduğu türev işlemler için referans varlığın borçlusunun risk tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanır: a) Opsiyonlar hariç türev finansal araçların Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca piyasa riski hesaplamalarında kullanılan uzun ve kısa pozisyonları ayrı ayrı işlem bacaklarına ayrıştırılır ve işlemin sadece referans varlığın borçlusunun temerrüdü nedeniyle bankanın zarara uğrama riski bulunan bacağı, kredi sınırları hesaplamasında dikkate alınır. b) Kredi türevlerinde bankanın koruma satıcısı olduğu durumda, referans varlığın borçlusunun risk tutarı; temerrüdün ödemeyi tetiklediği zaman ödenecek olan tutardan kredi korumasının mutlak piyasa değerinin çıkarılması sonucu bulunur. Krediye bağlı tahvillerde bankanın koruma satıcısı olduğu durumda, risk tutarı hem krediye bağlı tahvili ihraç eden kişinin hem de referans varlığın borçlusunun kredi sınırları hesaplamalarında dikkate alınır. c) Alım satım hesaplarında izlenen opsiyonların risk tutarı olarak; uzun alım opsiyonu pozisyonunda piyasa değeri, kısa satım opsiyonu pozisyonunda ise kullanım fiyatından opsiyonun piyasa değerinin çıkarılması suretiyle bulunan tutar dikkate alınır. Kısa alım opsiyonu için opsiyonun piyasa değeri olarak belirlenen kâr; uzun satım opsiyonu için ise kullanım fiyatından, opsiyonun piyasa değerinin çıkarılması suretiyle bulunan kâr karşı tarafa ait diğer risk tutarları toplamından indirilir. Bu hesaplama sonucunda bulunan toplam risk tutarının negatif olması durumunda ise risk tutarı sıfır olarak kabul edilir. Alım satım hesaplarında yer alan uzun ve kısa pozisyonların netleştirilmesi MADDE 8- (1) Alım satım hesaplarında izlenen ve ihraççısı, kupon ödemeleri, para birimi ve vadeleri aynı olan menkul kıymetlere ilişkin uzun ve kısa pozisyonlar netleştirilebilir. (2) İhraççısı aynı olan farklı menkul kıymetler; kısa pozisyonun, uzun pozisyon ile aynı veya daha düşük öncelik sırasına sahip olması halinde netleştirilebilir. Pozisyonların göreceli olarak öncelik sırasının belirlenmesinde menkul kıymetlerin; ortaklık payı, birincil alacak, ikincil alacak gibi önceliklerine göre gruplandırılması gerekir. Menkul kıymetlerin öncelik sırasına göre gruplandırılmasının bankaya aşırı yük getirdiği durumda, ihraççısı aynı olan farklı menkul kıymetlerin kısa ve uzun pozisyonları netleştirilmeyebilir. (3) Kısa ve uzun pozisyonların netleştirilmesi sonucu net kısa pozisyon olması durumunda, bu kısa pozisyon kredi sınırları hesaplamalarına katılmaz. (4) Alım satım hesaplarında izlenen bir pozisyona kredi türevi ile koruma sağlanması durumunda, referans varlık ile koruma sağlanan pozisyonun farklı olması halinde; kredi korumasının dikkate alınabilmesi için referans varlığın koruma sağlanan pozisyon ile aynı veya daha düşük öncelik sırasına sahip olması gerekir. (5) Alım satım hesaplarında izlenen bir pozisyona kredi türevi ile koruma sağlanması durumunda, koruma sağlanan pozisyonun borçlusunun risk tutarından indirilen tutar, koruma sağlayıcısının kredi sınırları hesaplamalarına dâhil edilir. (6) Alım satım hesaplarında izlenen pozisyonlar için kredi temerrüt swabı ile koruma sağlanması durumunda, koruma satıcısı ya da koruma sağlanan pozisyonun borçlusunun kredi kuruluşu veya finansal kuruluş olmadığı durumda, koruma satıcısının risk tutarı olarak, koruma sağlanan pozisyonun borçlusunun risk tutarından indirilen tutar yerine koruma satıcısı için Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında belirlenen Karşı Taraf Kredi Riski Ölçümüne İlişkin Standart Yaklaşım Yöntemi uyarınca hesaplanan karşı taraf kredi risk tutarı dikkate alınır. (7) Alım satım hesapları ile bankacılık hesapları arasındaki uzun ve kısa pozisyonlar netleştirilemez. Teminatlı menkul kıymetlerin risk tutarının hesaplanması MADDE 9- (1) Teminatlı menkul kıymetler, ihraççısının kredi sınırları hesaplamasında, ikinci fıkra hükmü saklı kalmak kaydıyla nominal değerlerinin yüzde yüzü üzerinden dikkate alınır. (2) Aşağıdaki koşulları sağlayan teminatlı menkul kıymetler kredi sınırları hesaplamalarında nominal değerlerinin asgari yüzde yirmisi üzerinden dikkate alınabilir: a) Varlık havuzunun aşağıdaki alacaklardan oluşması: 1) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamındaki merkezi yönetim, merkez bankası, kamu kuruluşu ya da çok taraflı kalkınma bankalarından olan ya da bunlarca garanti edilen alacaklar veya 2) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca kredi riskine esas tutarın standart yaklaşım uyarınca hesaplanmasında yüzde otuz beş ya da daha düşük risk ağırlığına tekabül eden ve kredi teminat oranı yüzde seksen ya da daha düşük olan ikamet amaçlı gayrimenkul ipoteği ile teminatlandırılan alacaklar veya 3) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca kredi riskine esas tutarın standart yaklaşım uyarınca hesaplanmasında yüzde yüz ya da daha düşük risk ağırlığına tekabül eden ve kredi teminat oranı yüzde altmış ya da daha düşük olan ticari amaçlı gayrimenkul ipoteği ile teminatlandırılan alacaklar. b) Varlık havuzunun nominal değerinin teminatlı menkul kıymetlerin nominal değerini asgari yüzde on oranında aşması. (3) Varlık havuzuna, ikinci fıkranın (a) bendinde belirtilen varlıklara ilave olarak 21/1/2014 tarihli ve 28889 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Teminatlı Menkul Kıymetler Tebliği (III-59.1)’nin 3 üncü maddesinde tanımlanan ikame varlıklar veya muadil yabancı ülke düzenlemeleri uyarınca teminatlı menkul kıymet ihracında ikame varlık olarak kabul edilen varlıklar ile risklerin korunmasını teminen sağlanan türev işlemler de eklenebilir. (4) İkinci fıkranın (a) bendinde belirtilen kredi teminat oranının hesaplanmasında Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında gayrimenkullerin değerlemesine ve belirlenen değerlemelerin gözden geçirilmesine ilişkin esaslar dikkate alınır. (5) İkinci fıkrada aranan şartların teminatlı menkul kıymetlerin ilk ihracı sırasında ve kalan vadesi boyunca sağlanması gerekir. KYK’ye, menkul kıymetleştirme pozisyonlarına ve diğer yapılandırılmış finansal araçlara yapılan yatırımların risk tutarının hesaplanması MADDE 10- (1) Kredi sınırları hesaplamalarında, alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenen KYK’ye, menkul kıymetleştirme pozisyonlarına veya diğer yapılandırılmış finansal araçlara yapılan yatırımlardan kaynaklanan risklerin hangi tarafın kredi sınırları üzerinde izleneceği aşağıdaki şekilde belirlenir: a) Yatırım yapılan yapılar altındaki herhangi bir dayanak varlığın risk tutarının, bankanın ana sermayesinin on binde yirmi beşi veya daha üzerinde olması durumunda bu dayanak varlıkların borçluları tespit edilir ve söz konusu risk tutarı, kredi sınırları hesaplamasında bu borçluların varsa diğer riskleri ile birlikte dikkate alınır. Dayanak varlıkların borçlularının tespit edilememesi halinde ise bu varlıklar karşı tarafı belirlenemeyen işlemler olarak değerlendirilir ve karşı tarafı tespit edilemeyen tüm işlemler tek bir risk grubu altında izlenir. b) Yatırım yapılan yapılar altındaki herhangi bir dayanak varlığın risk tutarının, bankanın ana sermayesinin on binde yirmi beşinden az olması durumunda, bu dayanak varlıkların borçluları tespit edilmeksizin risk tutarı yapının kredi sınırları hesaplamasında dikkate alınabilir. (2) Kredi sınırları hesaplamasında, KYK’ye, menkul kıymetleştirme pozisyonlarına veya diğer yapılandırılmış finansal araçlara yapılan yatırımların risk tutarları aşağıdaki şekilde belirlenir: a) Yatırım yapılan yapıların dayanak varlıkların borçlularının tespit edilmesinin gerektiği durumda; 1) KYK’de olduğu gibi yatırımcıların aynı öncelik seviyesine sahip olduğu yapılarda dayanak varlığa ilişkin risk tutarı dayanak varlığın değeri ile söz konusu yapıda bankanın sahip olduğu payın çarpılması, 2) Menkul kıymetleştirme işleminde olduğu gibi yatırımcıların farklı öncelik seviyelerine sahip olduğu yapılarda dayanak varlığa ilişkin risk tutarı, her bir dilim için ayrı ayrı hesaplanmak üzere, bankanın yatırım yaptığı dilimin değeri ile yapı içerisindeki dayanak varlığın nominal değerinden düşük olanının, o dilimde bankanın sahip olduğu pay ile çarpılması, suretiyle bulunur. b) Yatırım yapılan yapıların dayanak varlıkların borçlularının tespit edilmesinin gerekmediği durumda; risk tutarı olarak yapılan yatırımın nominal değeri dikkate alınır. (3) Dayanak varlığı aynı olan yapılara çok sayıda ancak önemsiz tutarda yatırım yapılması durumunda; yatırım kararlarının, karşı tarafların tespit edilmesi sorumluluğundan kaçınılması suretiyle kredi sınırları hesaplamasında aşımın gizlenmesi amacıyla yapılmadığının ispatlanması zorunludur. (4) KYK’ye, menkul kıymetleştirme pozisyonlarına veya diğer yapılandırılmış finansal araçlara yapılan yatırımlarda, dayanak varlığın oluşturduğu risklerin yanı sıra bu yapılar içerisindeki fon yöneticisi, kurucu, likidite sağlayıcısı, kredi koruma sağlayıcısı gibi ilave risk faktörü yaratabilecek üçüncü taraflar tespit edilir ve bunların ortak risk faktörü oluşturup oluşturmadığı, olay bazında yapıya özellikli durumlar ve üçüncü tarafların rolleri çerçevesinde değerlendirilir. Değerlendirme sonucunda; a) Yatırım yapılan yapıların aynı risk grubunda değerlendirilmesini gerektirecek bir durumun tespiti halinde, ortak risk faktörü bulunan farklı yapıların risklerinin birlikte dikkate alınması veya b) Yatırım yapılan yapı ile üçüncü tarafın aynı risk grubunda değerlendirilmesini gerektirecek bir durumun tespiti halinde, yapı ile söz konusu üçüncü tarafın bankaya olan diğer risklerinin birlikte dikkate alınması, gerekir. (5) İkinci fıkranın (b) bendi, ortak risk faktörlerinin varlığına ilişkin olarak yapılacak değerlendirmeden bağımsız olarak uygulanır. Merkezi karşı tarafların risk tutarlarının hesaplanması MADDE 11- (1) Kredi sınırları hesaplamalarında merkezi karşı tarafla yapılan işlemlerin risk tutarı aşağıdaki tabloda belirtilen takas işlemlerine ilişkin risk tutarı ile ikinci fıkra uyarınca hesaplanan diğer risk tutarları toplamından oluşur:
(2) Merkezi karşı tarafla yapılan diğer işlemlere ilişkin risk tutarının hesaplamasında, bu Yönetmelikte belirtilen diğer taraflarla yapılan işlemlerin risk tutarlarının hesaplanmasına ilişkin hükümler uygulanır. (3) Bankanın üye kuruluş veya müşteri olduğu durumda takas işlemlerinden kaynaklanan risklerin karşı tarafı Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin EK-4’ünde yer alan Merkezi Karşı Taraflardan Kaynaklanan Riskler İçin Sermaye Yükümlülüğünün Hesaplanmasına ilişkin hükümler uyarınca belirlenir. (4) Aralarında aynı risk grubunda değerlendirilmelerini gerektiren başka bir ilişki bulunmaması kaydıyla sadece takas işlemleri sebebiyle birden fazla merkezi karşı tarafın aynı risk grubunda dikkate alınmaları zorunlu değildir. Kredi sınırları hesaplamalarında kredi riski azaltım tekniklerinin kullanılmasına ilişkin esaslar MADDE 12- (1) Kredi sınırları hesaplamalarında, 6/9/2014 tarihli ve 29111 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğ uyarınca asgari şartları sağlayan finansal teminatlar, fonlanmamış kredi korumaları ve bilanço içi netleştirme risk tutarı azaltımı olarak dikkate alınır. Münhasıran kredi riskine esas tutarın içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşımlar ile hesaplanmasında dikkate alınan teminatlar kredi sınırları hesaplamasında risk tutarı azaltımında kullanılmaz. (2) Birinci fıkrada belirtilen kredi riski azaltım tekniklerinin, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca yapılan sermaye yeterliliği hesaplamalarında kullanılması durumunda, kredi sınırları hesaplamalarında da kullanılması zorunludur. (3) Finansal teminatların kullanılması durumunda; a) Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtilen Basit Finansal Teminat Yönteminin kullanıldığı durumda, kredi tutarının finansal teminatın piyasa değeri kadar olan kısmı, b) Karşı taraf kredi riski hesaplamasında dikkate alınan teminat tutarı, c) Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtilen Kapsamlı Finansal Teminat Yönteminin kullanıldığı durumda, anılan Tebliğin 42 nci maddesinde belirtilen Standart Volatilite Ayarlaması Yaklaşımı kullanılarak hesaplanan teminatın, aynı Tebliğin 40 ıncı maddesinde tanımlanan volatilite ayarlı değeri, koruma sağlanan tarafın risk tutarından indirilir ve indirilen bu tutar koruma sağlayıcısının kredi sınırları hesaplamasına dâhil edilir. (4) Fonlanmamış kredi korumalarının kullanılması durumunda, koruma sağlanan tutar koruma sağlanan tarafın risk tutarından indirilir ve indirilen bu tutar koruma sağlayıcısının kredi sınırları hesaplamasına dâhil edilir. (5) Bilanço içi netleştirmeye ilişkin Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtilen şartların sağlanması halinde, söz konusu netleştirme sözleşmeleri kredi sınırları hesaplamasında Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtildiği şekilde dikkate alınır. (6) Kredi korumasının kalan vadesinin korunan alacağın kalan vadesinden az olması durumunda oluşan vade uyumsuzluğu halinde; a) Korumanın başlangıç vadesinin bir yıldan kısa olması, b) Korumanın kalan vadesinin üç aydan kısa olması, durumlarından herhangi birinin varlığı halinde ilgili kredi koruması dikkate alınmaz. (7) Vade uyumsuzluğu durumunda kredi sınırları hesaplamasında dikkate alınacak kredi koruması tutarının, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca sermaye yeterliliği hesaplamalarında kullanılan aynı yaklaşım ile belirlenmesi gerekir. Merkezi yurt dışında kurulu bankaların Türkiye’deki şubelerinin merkezleri ve yurt dışında kurulu diğer şubeler ile yaptıkları işlemler MADDE 13- (1) Merkezi yurt dışında kurulu bankaların Türkiye’deki şubelerinin, merkezlerine ve yurt dışında kurulu diğer şubelere yaptıkları tevdiat, Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kredi olarak sayılır ve bankanın dâhil olduğu risk grubunun risk tutarları hesaplamasına dâhil edilir. (2) Merkez ve yurt dışında kurulu diğer şubelerden sağlanan fonlar 12 nci madde uygulamasında finansal teminat kapsamında nakit teminat olarak değerlendirilir. Kredi sınırlarına tabi olmayan işlemler MADDE 14- (1) Aşağıdaki işlemler kredi sınırlarına tabi tutulmaz: a) Merkezi yönetimlerden, merkez bankalarından veya Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca merkezi yönetimlerden alacaklarla aynı uygulamaya tâbi tutulan kamu kuruluşlarından alacaklar ile Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğde belirtilen şartların sağlanması kaydıyla merkezi yönetimler tarafından sağlanan garantiler ya da ihraç edilen menkul kıymetlerle koruma sağlanan alacaklar. b) Bankaların, merkezi yurt dışında kurulu bankalar dâhil, diğer bankalar ile gerçekleştirdikleri işlemlerden kaynaklanan gün içerisindeki alacaklar. c) Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında nitelikli işlemleri gerçekleştiren merkezi karşı taraflarla yapılan takas işlemlerinden kaynaklanan alacaklar. ç) Özkaynak unsurlarından indirilen tutarlar. (2) Birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen alacakların kredi türevi ile koruma altına alınması durumunda, dayanak varlığın kredi sınırlarından muaf olmasından bağımsız olarak, ilgisine göre 8 inci maddenin beşinci ve altıncı fıkraları ile 12 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan risk tutarı koruma sağlayan tarafın kredi sınırlarında dikkate alınır. (3) Özkaynak ile orantılanarak hesaplanan kredi sınırlarında Kanunun 55 inci maddesi hükmü de dikkate alınır. (4) Bir risk grubuna kullandırılan kredilerin teminatını oluşturmak üzere aynı risk grubuna dâhil gerçek veya tüzel kişilerden kabul edilen aval, garanti ve kefaletler risk grubuna ait kredi sınırlarının hesabında dikkate alınmaz. (5) Bankaların dâhil olduğu risk grubuna kullandırılan kredi sınırlarının hesaplanmasında bu maddede belirtilen işlemlerin yanı sıra, aşağıdaki işlemler de dikkate alınmaz: a) Konsolide edilen bankalar ve finansal kuruluşlardaki ortaklık payları. b) Türkiye’de faaliyette bulunan bankalarca, bu bankaların yabancı ülkelerde bankacılık faaliyetlerinde bulunan konsolide ettikleri ortaklıklarının yükümlülüklerine karşılık, yabancı ülkelerin yetkili mercilerine ilgili ülke mevzuatı gereğince verilen sınırsız garanti niteliğini taşıyan taahhütler. c) Her türlü sermaye artırımları dolayısıyla bedelsiz edinilen ortaklık payları ile ortaklık paylarının herhangi bir fon çıkışı gerektirmeyen değer artışları. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Kredi Sınırlarına İlişkin Raporlama ve Sınırlara Uyumsuzluk Kredi sınırlarının raporlanması MADDE 15- (1) Kredi sınırlarının hesaplamasında, Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik uyarınca hesaplanan son dönem konsolide ana sermaye ve özkaynak ile konsolide olmayan ana sermaye ve özkaynak dikkate alınır ve kredi sınırları ay sonları itibarıyla hesaplanarak Kuruma raporlanır. Sınırlara uyumsuzluk ve aşımların giderilmesi MADDE 16- (1) Kredi sınırlarında aşım oluşması halinde, bankalar bunun nedenlerini, söz konusu durumun giderilmesine ilişkin alınması planlanan önlemler ile birlikte derhal Kuruma bildirmek zorundadır. (2) Finansal piyasalar genelinde dalgalanma yaşanması halinde, bankalararası para piyasasında istikrarın sağlanmasını teminen, bu piyasadaki işlemlerde oluşmuş aşımların sınırlara uyumsuzluk olarak değerlendirilmemesi Kurulun yetkisindedir. (3) Aşım tutarı olarak, konsolide ve konsolide olmayan esasa göre hesaplanan sınırlardan hangisinde aşım varsa o tutar, birden fazla sınırda aşım varsa yüksek olan tutar dikkate alınır. (4) Konsolide veya konsolide olmayan, ana sermaye veya özkaynakta olabilecek düşüşler nedeniyle kredi sınırlarının aşılması halinde söz konusu aşımların altı aylık süre içinde giderilmesi zorunludur. Oluşan aşımın, konsolide veya konsolide olmayan, ana sermaye veya özkaynak artışı gerektirmesi halinde, artırım en yüksek artış tutarını gerektiren ana sermaye veya özkaynak dikkate alınarak gerçekleştirilir. BEŞİNCİ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Kalkınma ve yatırım bankaları için uygulama MADDE 17- (1) Kalkınma ve yatırım bankaları bu Yönetmeliğin yalnızca 4 üncü ve 5 inci maddelerine tabidir. Kurul, kurumsal yönetim hükümleri ile koruyucu hükümlerin uygulanmasını da dikkate alarak, kalkınma ve yatırım bankalarından biri, bir grubu ya da tamamı için bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına karar vermeye veya bu Yönetmelikte belirlenenlerden farklı kredi sınırları belirlemeye yetkilidir. İntibak GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihi itibarıyla 6 ncı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirlenen kredi sınırlarından herhangi birini aşan bankalar, bu gerçek ya da tüzel kişiye veya risk grubuna hiçbir şekil ve surette yeni kredi kullandıramazlar. Bankalar, bu Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten başlamak üzere aşım tutarlarını, bu tutarların 30/6/2024 tarihine kadar yüzde ellisini itfa etmek suretiyle 31/12/2024 tarihine kadar giderirler. Kurul, bu tarihleri bir yıla kadar uzatmaya yetkilidir. Yürürlük MADDE 18- (1) Bu Yönetmelik 1/1/2024 tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 19- (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.
|
||||||||||||||||
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
1 gün önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
BANKA HABERLERİ
Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler
Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
30/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:
Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.
Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.
Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.
Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?
Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?
Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.
MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.
OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.
Dolayısıyla sorun kredi değil.
Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.
Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?
Basit bir örnek düşünelim:
Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:
“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”
Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?
Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.
Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.
Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.
Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.
Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.
MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor
MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.
Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.
Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.
ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.
FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.
Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu
Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu? Yetki limitlerine uyulmuş mu?
Bunlar elbette önemlidir.
Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.
Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?
Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?
İşte gerçek denetim burada başlıyor.
Son söz
Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.
Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.
Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.
Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA HABERLERİ
DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı
DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitriniTürkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.
DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”
Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında
Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.
ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
