Connect with us

BANKA HABERLERİ

Erol Taşdelen yazdı: POS maliyetleri esnafı isyan ettiriyor

Esnaf POS’dan geçen kart ödemeleri kesintisiz almak istediğinde 45 gün bekliyor; ertesi gün almak istediğinde aylık %4’lere varan komisyon ödemek zorunda. POS cihazlarına bakım ücreti, yazılım güncelleme ücreti, ekstre gönderim ücreti, bloke çözüm ücreti gibi kesintiler esnafı dert sahibi yaptı. POS iptalleri artarken, satışlar peşin ya da IBAN’a para gönderme şeklinde yayınlaşıyor ama bunun da ciddi sakıncaları var. Bazı esnaf toptancıdan mal alırken eski “senetli alış/satış” yöntemine döndü. Kayıt dışı ekonomi ile mücadele eden Devlet Kurumlarının bir taraftan POS işlemlerini teşvik ederken, bu alanda gelen şikayetler ile ilgili denetimde geç ve etkisiz kalmasının ise açıklaması yok!

Yayınlanma:

|

POS cihazlarının maliyeti anormal arttı

Bankalar  Üye İşyeri Hizmeti verdiği esnaftan çeşitli isimler adında “POS ücret ve komisyon” kesintisi yapması dayanılır noktayı aşmaya başladı. Her geçen gün gelen yeni kesintiler Esnafı POS kullanma konusunda canından bezdirir noktasına getirken;  POS Yazılım ücreti, POS Donanım Ücreti, POS Bakım Ücreti, POS İletişim ücreti, POS aksesuar bedeli, POS Tamir bedeli, POS Entegrasyon bedeli, POS Yıllık Operasyon maliyeti; Sanal POS bedeli gibi ücret ve komisyonlar rutin ve kalıcı hale geldi. Daha önce yıllık yansıyan bazı ücret ve komisyonlar da aylık ve kalıcı olarak yansıtılmaya başlandı. Çoğu bankanın Pandemi sürecinde başladığı “POS rulosu vermeme” uygulaması da kalıcı hale geldi. Esnaf POS rulosunun maliyetini karşılayarak piyasadan tanesi 5-10 TL’ye temin ediyor.

POS çalışma koşulları ağırlaştı

Esnaf ödenen ücret ve komisyon kesintilerinden şikayet ederken; blokeli gün sayısının vadelere göre 45 ile 150 güna kadar çıktığını, bu nedenle POS işlemlerinde vadeli satışların durma noktasına geldiği; peşin satışlarda bile %4’lere kadar çıkan komisyon kesintisi ya da 45 günü bulan blokede tutma uygulaması esnafın nakit dengesini bozduğu gibi karlılığını da olumsuz etkileme noktasına getirmiş durumda. POS işlemleri sayesinde Bankalar esnaf ile Ticari Kar ortaklığı kurdu resmen. Tekstil Giyim, Diş Poliklinikleri, Otel gibi yerlerde çoğu esnaf nakit ve POS satışlarda maliyeti yansıtarak çift fiyat uygulamasına geçmeye başlarken; lokanta, restaurant, cafe, fırın, eczane gibi işletmeler çift fiyat uygulamasının zorluklarından maliyeti genel satış içine yansıtmayı tercih ediyor. Bu durumda da nakit ödeyen vatandaş bu maliyeti de haksız yere ödemiş oluyor. İnternet üzerinden satışlarda aracılarn aldığı komisyonlar da esnafa ek maliyet olarak, ekonomiye de enflasyon nedenlerinden biri olarak yansımakta. Nereden baksanız bir tutarsızlık söz konusu.

IBAN’a para gönderme arttı ama  bunun da ciddi riskleri var

Çaresizlikten çoğu esnaf ‘ödemeleri IBAN’a gönderilmesini’ talep etmeye başlarken; bu uygulamanın da ciddi sakıncaları var. Bir defa; iletişim bilgileri; TC, IBAN gibi kişiye özel bilgileri karşı taraf ile paylaşmış oluyorsunuz. Gönderilen EFT ve Havale detaylarında bu bilgiler de yer alıyor. Bu işlemlerdeki ödenen masraf da vatandaşa ait. Sakıncalı diğer bir durumda ödemelerde itilaf olması halinde ödeme açıklamasına “niçin ödendiği” bilgisi yazılmadı ise ıspatı çok zor. Vatandaş, itilaflarda mükerrer ödeme durumu ile karşı karşıya kalınabiliyor. IBAN’a ödemelerde, “ödemenin hangi ürün ve hizmet için yapıldığı” bilgisi net olarak yazılması gerekiyor. Hayatın olağan akışında çoğu müşteri bu bilgiyi yazma gereği duymuyor. IBAN’a para göndermenin diğer olumsuz bir durumu da ürün ya da hizmet aldığınız yer ile gönderdiğiniz hesabın farklı olması hali. Bu durumda da itilaf olmasında sakınca yaratıyor ve aldığını ürün ve hizmetin bedelini ödediğinizi kanıtlamakta zorlanıyorsunuz, hatta imkansız hale geliyor. Mahkemeler de ödemenin niçin yapıldığı ve kime yapıldığı bilgisinin net olması gerektiği aksi taktirde ödemenin yapılmadığı yönünde kararlar veriyor. Her çözüm sorunları ile birlikte geliyor; çık işin içinden çıkabilirsen!

Garantili cihazdan bakım onarım ücreti niçin alınır; her ay “yazılım güncelleme ücreti” de ne?

Esnaflar POS cihazlarının bakım ve onarım ücretlerinden yakındı. Bankalar her ay düzenli olarak POS cihazlarının bakım ve onarımı için ortalama 250-750 TL ücret talep ediliyor. Esnaf konuyla ilgili bu makinelerin zaten “garantili” olduğunu, bozulduğunda ise servisin gelip ekstra bir ücret talep ettiğini dile getirdi. Hiçbir arıza olmadığı halde alınan bu ücretlerin de haksız yere alınıyor. Eskiden bu ücretlerin geri iade olarak alınabiliyordu fakat şimdi bankalar bu kesintileri de iade etmemeye başladı. Her ay “yazılım güncelleme maliyetinin” ise hiç mantığı yok, ciddi haksızlık. Sektörün içinde olanlar iyi bilir; 20 yıldır POS altyapısını değiştirmeyen bankalar var ama esnaftan sürekli “Yazılım Ücret Komisyonu” alıyor!

Hangi bankanın ne aldığı belli değil: Şeffaf olmalı!

Türkiye’de 2.2 milyondan fazla POS cihazı var. Her cihaz için ayda ortalama olarak 250-300 TL’lik bir bakım onarım ücreti, 100-200 TL yazılım güncelleme ücreti alındığı taktirde bu para çok büyük. Zaten, bankacılık sektöründe son yıllarda net ücret ve komisyon geliri; Net Faiz gelirini aşmasında bu tür haksız alınan ücret ve komisyonların katkısı büyük oldu. Bankalar bu tür haksız alınan ücret ve komisyonları genelde “Diğer Gelirler” bölümünde gösterdikleri için BDDK murakıpları detay incelemesi ile ortaya çıkabilir. Bizim de haksız alınan ödemelerin ne kadar olduğunu anlamamız çok zor oluyor. Denetim ve sorumluluk BDDK’da yani! Rekabet Kurumu’na da ciddi iş düşüyor aslında. Kötü iyiyi bozuyor; bankanın biri haksız bir uygulamaya başlayıp ses çıkaran/denetleyen/sorgulayan olmayınca virüs gibi sektöre yayılıyor ve kalıcı hale geliyor!

Bazı bankalar TCMB POS kurallarını açıkça ihlal ediyor: Esnaf soyuluyor!

Bazı bankalar POS işlemlerinde TCMB’nin koyduğu kuralları açıkça ihlal ediyor. Örneğin: POS satışlarından biriken tutarını çözmek isteyen firmaya banka TCMB’nin belirlediği en yüksek komisyon kesintisini uygularak çözüyor. POS ve Kredi Kartı en fazla olan bankalardan biri bu komisyon dışında POS’dan çözülen tutarın vade ortalamasına göre 10-25 gün vadesizde blokede tutulması koşulu getirilyor ki bu tamamen TCMB’nin koyduğu kurallara açıkça meydan okumak ve “sen de kimsin” anlamına geliyor! Buradan ihbar ediyorum! BDDK ve TCMB’nin bu uygulamalar karşısında ne yapacağını takip edelim. Bu tür kurul dışı uygulamalar ceza ile geçirilmemeli tespitinde faizi ile birlikte zararın bankanın benzer tüm müşterilere iade edilmediği sürece bu uygulamaların önünün alınamayacağı ve caydırıcı olmayacağını yaşayarak öğrendik. O neden yıllardır BDDK ve TCMB’ye bunu yapmasını öneriyorum. Tıpkı Kredi ücret ve Komisyonlarında olduğu gibi POS işlemlerinde de bankalar fiili “gri alanlar” yarattı ve konforlu şekilde haksız ve yasal dayanağı olmayan ücret ve komisyonlarını alıyorlar! Resmen Dijital soygun!

POS harcama itirazında da esnaf mağdur oluyor, Chargeback kuralı istismar ediliyor

Kredi Kart harcama itirazlarına çoğu banka haklı olup olmamasına bakmaksızın işleme bloke koyuyor. Oysa Ters ibraz (Chargeback) kuralında esnaf faturayı göndermesi halinde hızlıca blokeye alınan tutarı ödeme yapması gerekirken, çoğu banka; “işlemi araştırıyoruz” diyerek direkt 120 gün çoğu zaman 540 güne kadar itiraz edilen tutarı blokede tutuyor. Chargeback kuralı yanlış ve istismar edilir şekilde uygulanıyor bankalar tarafından. İtiraz yargıya yansıması halinde, dava sonuna kadar bloke süresi yıllarca sürebiliyor; üstelik bu tutar vadesizde bekletildiği için esnaf esflasyon ortamında değer kaybından ikinci bir mağduriyet yaşıyor. Yargıya yansımış Döviz şeklinde POS ödemelerde diğer bir mağduriyet döviz karşılığı tutar da güncel kurdan TL’ye çevrilerek vadesiz bırakılıp yıllarca blokede tutulabiliyor. Özellikle turizm bölgelerinde bu şekilde süren yüzlerce dava var ve Lokanta, Otel ve Emlakçı gibi esnafın ciddi maddi kayıpları oluşuyor.

Ticari Kartlara taksit kısıtlaması, 1990’lara kada yaygın olan Senetli satışlar patladı

Kredi Kartlarındaki maliyet artışı yanında 2023 sonunda uygulamaya konan Ticari Kartlara taksitli satış kısıtlaması esnaf arasında Senetli satışları da artırmış durumda. Zira, çoğu esnaf toptancılardan Kredi Kartı ile mal alırken bu alandaki kısıtlama esnafın mal alımda hareket alanının da daratmış oldu. Çözüm olarak 1990’lara kadar çok yaygın olan eski “Senetli Satış dönemi” tekrar yaşanmaya başladı. Bankaların POS işlemlerinde olduğu gibi Çek Karnesi hizmetinde de ekstre “ücret ve komisyon” talebi esnafın senetli işlemlere sarılmasında etkili oldu.

TCMB ve BDDK göreveni yapıp hakısz uygulamalara dur demeli: Esnafın soyulması seyredilemez! 

Bankalar bu tür haksız alınan ücret ve komisyonları genelde “Diğer Gelirler” bölümünde gösterdikleri için BDDK murakıpları detay inceleme dışında bizim de haksız alınan ödemelerin ne kadar olduğunu anlamamız çok zor oluyor. BDDK’nın müdahale etmekte ve düzenleme yapmakta çok geç kaldı; bankaların çeşitli isimler altında aldığı fahiş maliyetlere acil müdahale etmeli. Satışların POS dışına kayması gayri resmi satışları da patlatarak devlete vergi kaybına neden olmakta. Zira; firmalar POS satışları banka hesap hareketlerine otomatik yansıdığı için resmi satışlarında mizan ve bilançolarında göstermek zorunda. POS dışı satışların kontrolü ise zor olduğu gibi vergi kaybına da neden olmakta. Piyasanın daraldığı; taksitli satışların durma noktasına geldiği; kredi kart işlemlerine getirilen kısıtlamanın etkisini gösterdiği bir dönemde POS maliyeti esnafın isyan etmesi noktasına getirdi. Maliyetleri düşürmek için, POS makinası iade işlemleri de son aylarda artmakla birlikte çözüm de olmamalı. 2023 yılında kapanan 111 bin’den fazla esnafın kepenk kapamasından Bankaların ve POS uygulamalarının çorbada tuzunun olduğunu söylemek abartı sayılmamalı!

Kayıt dışı ekonomi ile mücadele eden Devletin bir taraftan POS işlemlerini teşvik ederken bu alanda kontrolde geç ve etkisiz kalmasının ise açıklaması yok!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.

BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.

KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI

Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.

Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.

Buna göre;

  • Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
  • Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.

BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.

ÖRNEKLE ANLATALIM

Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.

Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.

CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ

BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.

Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:

40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi

40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.

YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL

Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.

Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;

50 bin TL ve altında: 12 ay

50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.

KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.

Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.

Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.

BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.

BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.

Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.

Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.

TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?

Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:

1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.

2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.

3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.

Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.

Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İHRACATÇIYA YÜZDE 3 KUR DESTEĞİNDE KURALLAR DEĞİŞTİ

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB’nin yeni uygulaması 1 Ekim itibarıyla başladı. Döviz almama taahhüdü kaldırılırken yerine %10’luk döviz pozisyon sınırı getirildi. Destek artık firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılacak. 2026’nın son üç ayında yıllık limitlerin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek.

Bankavitrini – Özel Haber

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalara yönelik Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasında 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni dönem başladı.

Ağustos ayında yapılan düzenlemenin ayrıntıları netleşirken, yeni sistemde yalnızca dövizini Türk lirasına çeviren firmaya destek verilmesi anlayışından, üretim, istihdam ve katma değer yaratma kapasitesini de dikkate alan bir modele geçildi.

TCMB de 28 Eylül’de yayımladığı analizinde yeni uygulamanın daha kapsayıcı ve katma değeri esas alan bir yapıya kavuştuğunu açıkladı.

%3’lük destek devam ediyor

Döviz dönüşüm desteğinin temel oranı %2 olarak korunurken, geçici olarak uygulanan %3’lük destek oranı 31 Ocak 2027’ye kadar devam edecek.

Başka bir ifadeyle, uygun koşulları sağlayan firma TCMB’ye sattığı destek kapsamındaki dövizin TL karşılığı üzerinden bu dönemde %3 oranında destek alabilecek. Ancak yeni sistemde kritik nokta, firmanın istediği miktarda dövizi destek kapsamında satamayacak olması.

Çünkü artık destek tutarı ve döviz satış limiti firmanın yarattığı katma değerle ilişkilendiriliyor.

“Döviz alma” şartı kalktı, yerine %10 sınırı geldi

Yeni düzenlemenin firmalar açısından en önemli değişikliklerinden biri, daha önce uygulanan “dönüşüm sonrasında 1 ay döviz/altın almama” şartının kaldırılması.

Bunun yerine firmalara döviz pozisyon oranı sınırı getirildi. Yeni uygulamada firmanın likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı ile toplam aktiflerinden yüksek olanına oranının %10’u aşmaması gerekiyor.Bu değişiklik özellikle bilançosunda yüksek miktarda likit döviz bulunduran şirketler açısından önemli.

Artık banka açısından sadece: “Firma döviz aldı mı?” sorusu değil, “Firmanın bilançosundaki likit döviz pozisyonu ne kadar?” sorusu da önem kazanacak.

Desteğin miktarı artık firmanın “katma değerine” bağlı

Yeni sistemin en dikkat çekici tarafı ise destek kapsamında satılabilecek döviz miktarının firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılması.

TCMB’nin hesabında iki temel unsur dikkate alınıyor: Faaliyet kârı + işgücü maliyeti

Faaliyet kârı, firmanın Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirdiği yıllık gelir tablosundan alınırken, işgücü maliyeti SGK kayıtlarındaki çalışanlar için ödenen maaş/ücret ve primlerin 12 aylık toplamından oluşuyor. Faaliyet kârı negatif olan firmalarda ise kâr tutarı sıfır kabul ediliyor.

Dolayısıyla zarar eden ancak yüksek istihdam maliyeti bulunan bir şirket de tamamen sistemin dışında kalmıyor.

Örnek: 100 milyon TL katma değer yaratan firma

Bir şirketin;

  • Faaliyet kârı: 40 milyon TL
  • 12 aylık işgücü maliyeti: 60 milyon TL olsun.

Firmanın dikkate alınan katma değeri:

40 + 60 = 100 milyon TL olacak.

Bu rakam, firmanın destek kapsamında satabileceği döviz tutarının belirlenmesinde esas alınacak.

Burada önemli bir ayrım var: 100 milyon TL katma değer, 100 milyon TL destek anlamına gelmiyor.

%3’lük destek oranında 100 milyon TL’lik dönüşümün destek karşılığı: 3 milyon TL oluyor.

Ayrıca yıllık toplam destek tutarı 100 milyon TL ile sınırlandırılmış durumda.

2026’nın son üç ayında limit dörtte bire düşüyor

Yeni sistemin ilk uygulama dönemi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri de 2026 yılına ilişkin geçiş hükmü.

1 Ekim-31 Aralık 2026 döneminde yıllık olarak hesaplanan katma değer tutarının ve yıllık destek üst sınırının yalnızca dörtte biri dikkate alınacak.

Bu nedenle yıllık destek üst sınırı olan 100 milyon TL, 2026’nın son üç ayında: 25 milyon TL olarak uygulanacak.

Aynı şekilde firmanın yıllık katma değerine göre hesaplanan limit de 2026 son çeyreğinde dörtte bir oranında dikkate alınacak.

Yeni sistem doğrudan ihracatçı olmayan üreticiyi de kapsıyor

Düzenlemenin reel sektör açısından bir başka önemli boyutu ise tedarikçi firmalar.

Bir şirket ihracatı doğrudan kendisi gerçekleştirmiyor, ürünlerini aracı ihracatçı üzerinden ihraç ediyorsa, belirli koşulların sağlanması halinde döviz dönüşüm desteğinin tedarikçi firmaya doğrudan ödenebilmesinin önü açıldı.

TCMB, bu düzenlemeyle doğrudan ihracatçı olmayan daha fazla tedarikçi firmanın destekten yararlanmasının amaçlandığını belirtiyor.

Bu değişiklik özellikle ihracatını dış ticaret şirketleri veya aracı ihracatçılar üzerinden yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

44 bin firma destekten yararlandı

TCMB’nin verilerine göre uygulamanın başladığı 2023 yılından bugüne yaklaşık 44 bin firmaya döviz dönüşüm desteği sağlandı.

Destekten yararlanan firmaların toplam ihracatçı firmalar içindeki payı da 2026 yılında %34’e ulaştı.

TCMB, yeni düzenlemeyle bu oranın daha da artmasını bekliyor.

Merkez Bankası’nın analizine göre yeni sistem özellikle daha önce döviz almama taahhüdü nedeniyle destekten yararlanamayan, ancak yüksek katma değer üreten firmaların da sisteme dahil olabilmesini amaçlıyor.

TCMB’nin yeni modelindeki temel değişiklikler

Konu 1 Ekim 2026 sonrası
Destek oranı %3 – 31 Ocak 2027’ye kadar
Temel destek oranı %2
Döviz almama taahhüdü Kaldırıldı
Döviz pozisyon sınırı %10
Firma satış limiti Katma değerle ilişkilendirildi
Katma değer hesabı Faaliyet kârı + işgücü maliyeti
Yıllık destek tavanı 100 milyon TL
2026 son çeyrek destek tavanı 25 milyon TL
Tedarikçi firma Belirli şartlarla doğrudan destek alabilecek

Bankacılık açısından yeni dönem: Kontrol yükü artıyor

Yeni düzenleme yalnızca ihracatçı firmaların hesaplama yöntemini değiştirmiyor.

Bankaların kontrol fonksiyonu da önem kazanıyor.

Çünkü artık firmanın;

  • döviz pozisyonu,
  • ihracat bedelinin kaynağı,
  • destek kapsamında satılabilecek döviz miktarı,
  • katma değer hesabı,
  • gerekli mali belgeleri birlikte değerlendirilecek.

Bu da döviz dönüşüm desteğini bankalar açısından basit bir döviz alış-satış işleminden çıkararak firma ve bilanço bazlı bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor.

Asıl değişiklik: “Dövizini getirene” değil, “katma değer yaratana” daha fazla alan

Yeni sistemin arkasındaki temel yaklaşım TCMB’nin kendi açıklamasında açık biçimde ortaya konuluyor.

Merkez Bankası, yeni uygulamayla desteği “yurt içinde üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer oluşturan ve net döviz satım eğilimi yüksek firmalara” yönlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Bu açıdan bakıldığında yeni modelde üç kriter öne çıkıyor:

1. Döviz pozisyonu

Firma bilançosunda ne kadar likit döviz taşıyor?

2. Katma değer

Firma ne kadar faaliyet kârı ve istihdam yaratıyor?

3. Döviz dönüşümü

Firma elde ettiği yurt dışı kaynaklı dövizin ne kadarını TL’ye çeviriyor?

Dolayısıyla sistem, klasik anlamdaki “dövizini bozdur, %3 primi al” mekanizmasından daha farklı bir yapıya dönüşüyor.

İhracatçı yeni dönemde nelere dikkat etmeli?

1 Ekim itibarıyla destekten yararlanmak isteyen firmaların özellikle şu dört başlığı kontrol etmesi gerekiyor:

• Döviz pozisyon oranı %10’un üzerinde mi?

• Faaliyet kârı ve işgücü maliyeti ne kadar?

• Bu rakamlara göre destek kapsamında satılabilecek döviz limiti ne?

• 2026 son çeyreğinde bu limitin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek mi?

Bunlara ek olarak, aracı ihracatçı üzerinden çalışan üreticilerin de tedarikçi olarak doğrudan destek alma koşullarını ayrıca değerlendirmesi gerekiyor.

Bankavitrini’nin notu

Yeni düzenleme, döviz dönüşüm desteğinde önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.

Eski sistemin odağında “döviz alma” davranışı varken, yeni sistemin odağı “döviz pozisyonu + katma değer + istihdam” üçlüsüne kayıyor.

Bu nedenle özellikle yüksek ihracat yapan şirketlerin yalnızca ihracat rakamlarına değil, bilanço yapısına, faaliyet kârlılığına ve işgücü maliyetine de bakarak destek kapasitesini hesaplaması gerekiyor.

TCMB açısından ise hedef, desteğin rezervlere yaptığı katkının daha kalıcı hale gelmesi ve desteğin yüksek katma değer yaratan firmalara daha fazla ulaşması.

Kaynak: TCMB – Döviz Dönüşüm Desteğinde Yeni Dönem

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TCMB’den KOBİ kredilerinde gevşeme: Sınır yüzde 5’e çıktı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), KOBİ kredilerinin büyüme sınırını yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltti. TL zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları da düşürüldü. Düzenleme, kredi kanalında kontrollü bir gevşeme adımı olarak öne çıktı.

TCMB, 1 Ekim 2026 tarihli 2026-43 sayılı Makroihtiyati Çerçeve Basın Duyurusu ile bankaların kredi kullandırma kapasitesini etkileyen iki önemli değişiklik yaptı.

Buna göre KOBİ kredileri için uygulanan yüzde 4,5’lik büyüme sınırı yüzde 5’e yükseltildi. Böylece bankaların KOBİ’lere kullandırabileceği kredi hacmindeki izin verilen büyüme oranı 0,5 puan artırılmış oldu.

İkinci adım: Bankaların likiditesi rahatlayacak

TCMB aynı duyuruda Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının düşürüldüğünü açıkladı. Merkez Bankası, değişikliğin amacını makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek olarak açıkladı.

Bu düzenleme, KOBİ kredi büyüme limitinin artırılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bankaların kredi verme tarafında önceki döneme göre bir miktar daha fazla hareket alanına kavuşması anlamına geliyor.

KOBİ kredilerinde önce sıkılaştırma yapılmıştı

TCMB, 23 Mayıs 2026’da KOBİ’lere kullandırılan TL kredilerinin sekiz haftalık büyüme sınırını yüzde 5’ten yüzde 4,5’e indirmişti. Aynı düzenlemede KOBİ dışı işletme kredilerinin büyüme sınırı da yüzde 3’ten yüzde 2’ye çekilmişti.

1 Ekim’deki yeni kararla KOBİ kredilerinde söz konusu sınır yeniden yüzde 5’e yükseltilmiş oldu.

Sanayici ve KOBİ açısından ne değişecek?

Yeni düzenleme, KOBİ kredilerinde kredi musluğunun tamamen açılması anlamına gelmiyor. Ancak önceki yüzde 4,5’lik sınıra göre bankalara daha yüksek kredi büyütme imkânı tanıyor.

Özellikle yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında, düzenlemenin KOBİ’lerin işletme sermayesi ve yatırım finansmanına erişimini bir miktar kolaylaştırması beklenebilir. Bunun ne ölçüde gerçekleşeceği ise bankaların kredi iştahına, faiz oranlarına ve firma bazındaki risk değerlendirmelerine bağlı olacak.

Önemli nokta: TCMB’nin duyurusunda zorunlu karşılıklardaki bloke tesis oranlarının düşürüldüğü belirtilirken, bu duyuruda yeni oranların ayrıntısı yer almadı.

Bankacılık sektörü açısından mesaj

TCMB’nin son hamlesi, yıl içinde KOBİ kredilerinde uygulanan sıkılaştırmanın kısmen geri alınması ve bankaların likidite koşullarının desteklenmesi şeklinde okunabilir. Ancak bu adım, genel kredi politikasında kapsamlı bir gevşeme ilanı değil; KOBİ kredileri ve bankacılık likiditesi tarafında hedefli bir düzenleme niteliğinde.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.