Connect with us

GÜNCEL

Almanya çifte vatandaşlık hakkı tanıdı

Yayınlanma:

|

Federal Meclis Alman vatandaşlığına geçiş süresini kısaltacak ve çifte vatandaşlığa imkan verecek olan “Vatandaşlık Yasasının Modernizasyonu” tasarısını kabul etti.

Yasa tasarısının 2 Şubat’ta eyalet temsilcilerinden oluşan Federal Konsey oturumunda gündeme alınması ve onaylanması bekleniyor. Bu durumda yasa, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’ın onayı sonrası Resmi Gazete’de yayımlanacak ve yürürlüğe girecek. Hazırlık ve uygulama sürecinin ise aylar alması bekleniyor.

Vatandaşlık yasası reformu, Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Partinin (FDP) oluşturduğu hükümetin koalisyon anlaşmasında da yer alıyordu.

Vatandaşlığa geçişin kolaylaştırılması ve hızlı entegrasyonun teşvikini amaçlayan reformun getirdiği en önemli değişiklik, çifte vatandaşlığın artık mümkün olması.

Almanya, mevcut yasa ile istisnai durumlar dışında çifte vatandaşlığa izin vermiyor.

Ancak yeni yasa ile Alman vatandaşlığını almak isteyenler, artık daha önce sahip olduğu vatandaşlığı bırakmak zorunda kalmayacak ve birden fazla ülkenin vatandaşı olma hakkına sahip olacak.

Yeni yasa ile birlikte, Alman vatandaşlığına başvurabilmek için istenen asgari “yasal ikamet süresi” 8 yıldan 5 yıla düşürülüyor.

5 yıldan daha kısa bir sürede vatandaşlığa geçiş de mümkün olacak.

Başarılı bir entegrasyon sağlayanlar 3 yıllık yasal ikamet süresi sonrasında Alman vatandaşlığı alabilecek.

Yasada eğitim veya mesleki başarılar, gönüllülük faaliyetleri, ileri düzeyde dil becerisi gibi örnekler özel çabalar olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca vatandaşlığa geçiş için kişinin kendi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini devlet kaynaklarını kullanılmadan, yani sosyal yardım almadan sağlıyor olması gerekiyor.

Yasa, yabancı anne-babanın Almanya’da doğan çocuklarının, ebeveynlerden birinin en az beş yıl Almanya’da yasal olarak ikamet etmesi şartıyla Alman vatandaşlığına sahip olmasına da imkan tanıyor.

Misafir işçi kuşağı unutulmadı

Yasa, koalisyon hükümetinin en önemli reformlarından biri olarak görülüyor.

Özellikle “Gastarbeiter”, yani “Misafir İşçi” kuşağı için.

Bu kuşağın, Almanya’nın ekonomik büyüme döneminde yaşadığı iş gücü eksikliği nedeniyle geçici olarak Almanya’da çalışmaları ve geri dönekleri varsayılıyordu.

Bu nedenle dil ve diğer entegrasyon fırsatları yeteri kadar sunulmamıştı.

Bu nedenlerle yeni yasa ile birlikte, bu kuşak için de vatandaşlığa geçiş koşullarında kolaylıklar sağlanacak.

Ayrıca Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeninin yanı sıra yaşam şartları hakkında soruların yer aldığı vatandaşlık testinden muaf tutulacaklar.

Günlük hayatlarını idame ettirebilecek düzeyde sözlü Almanca dil bilgisi de yeterli olacak.

Yeni yasaya göre, 1974 yılından önce Almanya Federal Cumhuriyeti’ne, 1990’dan önce de Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne gelenler kapsam içinde bulunuyor.

İçişleri Bakanı Nancy Faeser, bunu “geç kalınmış bir takdirin ifadesi” olarak nitelendiriyor.

Alman vatandaşlığın önündeki engeller neler?

Yeni vatandaşlık yasası, ikamet süresi, ileri düzeyde Almanca bilgisi ve ekonomik özgürlük kanıtının yanı sıra “insan onurunun güvencesine” ve “özgürlükçü demokratik düzene” bağlılık şartı da getiriyor.

Bu kapsamda “antisemitizm, ırkçılık, cinsiyet veya cinsel yönelime yönelik veya diğer insanlık dışı motivasyona dayalı eylemler” Alman vatandaşlığının önündeki engeller arasında bulunuyor.

Kişinin bu gerekçelerle ceza alması durumunda vatandaşlığa kabul edilmeyecek. Bu konuda vatandaşlık daireleri ve savcılıklar yakın iş birliği içinde olacak.

Ayrıca çok eşli olanlar veya anayasada yer alan kadın-erkek eşitliğine aykırı davrananlar da vatandaşlığa alınmayacak.

Yeni vatandaşlık yasası ile ne amaçlanıyor?

Almanya, son yıllarda ülkeye nitelikli işçileri ülkeye çekmek için birtakım adımlar atıyor.

“Bir göçmen ülkesinin gereksinimlerini karşılamayı” amaçlayan “Vatandaşlık Yasasının Modernizasyonu” da bu adımlar biri.

Alman hükümeti geçen yıl da “Kalifiye İş Gücü Göçünü Geliştirme Yasasını” kabul etmişti.

Almanya, bu bir dizi yasa ile ülkeyi nitelikli iş gücü için daha cazip kılmayı hedefliyor.

İçişleri Bakanı Faeser, geçen yıl yaptığı bir açıklamada, bu adımların Almanya’nın “rekabet edilebilirliği” için de önemli olduğunu vurgulamıştı.

“En iyi beyinler için küresel bir rekabetin ortasında” olunduğunu söyleyen Faeser, “Alman ekonomisinin pek çok alanda acilen vasıflı çalışanlara ihtiyaç duyduğunu” ifade etmişti.

Yapılan araştırmalar da Alman ekonomisinin nitelikli iş gücüne ihtiyacını ortaya koyuyor.

Alman Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği’nin (DIHK) geçtiğimiz aylarda açıkladığı ankette onlardan biri.

DIHK’nın 22 bin şirketle yaptığı ankete göre, şirketlerin yüzde 53’ü açık pozisyonları doldurmakta zorlanıyor.

Birlik ayrıca, vasıflı işçi eksikliği nedeniyle Alman ekonomisinin dönüşümünün risk altında olduğu uyarısında da bulunmuştu.

Manpower Group Küresel Yetenek Açığı araştırmaları da her geçen yıl küresel yetenek açığının arttığını, Almanya’nın da en çok yetenek açığı yaşayan ülkelerden biri olduğunu gösteriyor.

Göçmenlerin Alman siyasetinde söz hakları artacak

17 maddelik Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Hedefleri de dikkate alınarak hazırlanan yasa, özellikle “Eşitsizliklerin Azaltılması” hedefini de gerçekleştirmeyi amaçlıyor.

“Ülkelerin içinde ve arasında bulunan eşitsizlikleri azaltmak” başlığını taşıyan 10. Madde, “Planlı ve iyi yönetilen göç politikaları” ve 2030’a kadar “yaş, cinsiyet, engel, ırk, etnik köken, soy, din veya ekonomik veya başka bir durumuna bakılmaksızın herkesin sosyal, ekonomik ve politik içermesinin sağlanması ve desteklenmesini” gibi hedefleri içeriyor.

Almanya’daki bazı göçmenler, geldikleri ülkenin vatandaşlığını bırakmak istemedikleri için Alman vatandaşlığına geçme konusunda istekli olmuyor.

Almanya İçişleri Bakanlığı verilerine göre, ülkede 12 milyondan fazla yabancı ülke vatandaşı bulunuyor.

Bunların yaklaşık yarısının ise 10 yıldan uzun bir süredir Almanya’da yaşamasına karşın vatandaşlığa geçmedikleri belirtiliyor.

Almanya’daki en büyük göçmen topluluklarından birini de Türkiye’den gelenler oluşturuyor.

Başta aşırı sağcı parti AfD olmak üzere Birlik partileri CDU/CSU partileri ise yasaya tepki gösteriyor.

“Alman vatandaşlığının değersizleştiğini” belirten muhalefet partileri, aynı zamanda “başka ülkelerin siyasetlerinin” Almanya içine taşınacağı eleştirilerinde bulunuyorlar.

Tasarının Federal Meclis’teki Aralık ayındaki ilk oturumunda konuşan CDU/CSU Milletvekili Alexander Throm, “Birkaç yıl içinde Erdoğan’ın AKP’sinin bir Alman şubesinin burada, Alman Federal Meclisi’nde oturmasına kimse şaşırmamalı. Sizin koltuklarınıza” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki yıllarda yaptığı açıklamalarda özellikle “Avrupalı Türkler üzerinde önemle durduklarını” belirtmiş, Türkiye’den göç etmiş kişilerin “mümkünse yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığını almaları” çağrısında bulunmuştu.

Erdoğan, 2018 yılında Bosna Hersek’te Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin bir toplantısında Avrupa’da yaşayan vatandaşların bulundukları ülkelerdeki siyasi partilerde aktif şekilde rol almalarını da isteyerek, “O parlamentolarda ülkemize hainlik edenler değil, sizler yer almalısınız” demişti.

İltica başvurusu reddedilenlere hızlı sınır dışı

Alman Federal Meclisi dün ise iltica başvurusu reddedilenlerin sınır dışı işlemlerinin hızlandırılmasını öngören yasa tasarısını kabul etti.

Polisin arama yetkilerini genişleten “Geri Dönüşü İyileştirme Yasası” ile sınır dışı öncesi gözaltı merkezine yerleştirilmiş kişilerin gözaltı süresinin 10 günden 28 güne çıkarılmasını da içeriyor.

Yasa ile aynı zamanda insan kaçakçılarının da sınır dışı edilmesi kolaylaştırılıyor.

Rudaw

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayicilerle bir araya geldi

“Makroekonomik Görünüm” etkinliğinde iş dünyasının gelecek dönem hedefleri ele alındı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) işbirliğiyle düzenlediği ‘Makroekonomik Görünüm’ programı kapsamında saniyicilerle buluştu.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, GOSB Yönetim Merkezi ve Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen etkinlikte, iş dünyasının gelecek dönem hedefleri ele alındı.

GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Sarıtaş ve Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik’in ev sahipliği yaptığı programa, bölgedeki sanayiciler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. GOSB üyelerinin yanı sıra Otomotiv Tedarik Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (TOSB) faaliyet gösteren işletmelerin yöneticileri de toplantıda yer aldı.

Etkinlikte, Akbank Baş Ekonomisti Çağrı Sarıkaya, küresel ve yerel ekonomik gelişmeler, finansal piyasalardaki görünüm, faiz ve enflasyon beklentileri gibi reel sektörün karar alma süreçlerini yakından ilgilendiren makroekonomik başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Katılımcıların soru ve yorumlarıyla interaktif bir ortamda gerçekleşen buluşma, yeni işbirlikleri geliştirmek için fırsat sundu.

Programda, küresel ekonomik görünüm, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler, finansman koşulları ve piyasa dinamikleri karşısında iş dünyasının daha güçlü stratejik perspektifler geliştirmesine katkı sunacak değerlendirmeler paylaşıldı. Etkinlik, sanayicilerin sorularının yanıtlandığı özel bölümle sona erdi.

– ‘Küresel ekonomide dengeler yeniden kuruluyor’

Açıklamada etkinlikteki görüşlerine yer verilen Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Atik, küresel ekonomide dengelerin yeniden kurulduğu, finansal koşulların ve ticaret dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemden geçtiklerini belirtti.

Sanayicilerin günün koşullarını, ilerleyen dönemin risk ve fırsatlarını doğru okuyabilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Atik, Türkiye ekonomisinde dayanıklılığın, üretim kapasitesini koruyan, istihdam yaratan, ihracata katkı sunan ve yatırım iştahını sürdüren sanayicilerin gücüyle şekillendiğini aktardı.

Atik, ‘Bu bilinçle gerçekleştirdiğimiz Makroekonomik Görünüm programımızda, başta GOSB ve TOSB temsilcileri olmak üzere sanayicilerimizi ağırlamaktan memnuniyet duyduk. İşbirliği için GOSB yönetimine ve programa katılan tüm sanayicilerimize teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de farklı üretim merkezlerinde iş dünyasıyla bir araya gelmeye, ekonomik görünümü, finansal gelişmeleri ve reel sektörün ihtiyaçlarını sahada birlikte değerlendirmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.’ ifadelerini kullandı.

GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sarıtaş da ekonomik dinamiklerin hızla değiştiği ve küresel dönüşümün ivme kazandığı bir dönemde, sanayicilerin doğru ekonomik öngörüye erişiminin her zamankinden daha büyük önem taşıdığına değinerek, şunları kaydetti:

‘Ekonominin gerçek performansı üretim sahalarında şekilleniyor. Organize sanayi bölgeleri ise üretim gücü, istihdam kapasitesi ve ihracata katkısıyla Türkiye ekonomisinin taşıyıcı omurgasını oluşturuyor. Bu güçlü yapının sürdürülebilirliği ve sanayicimizin değişen ekonomik koşulları doğru okuyabilmesi, güçlü veri, sağlıklı öngörüler ve doğru stratejik perspektiflerle hareket edebilmesiyle mümkün. Sanayicilerimizin rekabet gücünü destekleyen güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi için çalışmayı sürdürüyoruz. Akbank işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu programın, katılımcılarımıza ekonomik gelişmeleri değerlendirme ve geleceğe yönelik güçlü perspektifler oluşturma noktasında katkı sunduğuna inanıyorum.’

Okumaya devam et

GÜNCEL

21. yüzyılda şirketlerin yeni sermayesi: Güven, itibar ve bilgi

Yayınlanma:

|

Şirketler Sadece Kâr Makinesi Mi? 21. Yüzyılın En Büyük Yönetim Yanılgısı

Uzun yıllar boyunca işletme okullarında, ekonomi kitaplarında ve finans çevrelerinde şirketlerin temel amacı tek bir cümleyle açıklandı: “Şirketlerin varlık nedeni hissedar değerini ve kârı maksimize etmektir.”

Bu yaklaşım, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında küresel ekonomi üzerinde etkili oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu tanımın modern şirketleri açıklamakta yetersiz kaldığı giderek daha net görülüyor.

Çünkü artık şirketlerin değeri yalnızca sahip oldukları fabrika, makine, bina veya nakit miktarıyla ölçülmüyor.

Asıl değer;

  • İnsan sermayesinde,
  • Kurumsal kültürde,
  • Bilgi birikiminde,
  • Marka gücünde,
  • Güvende,
  • İtibarda,
  • Yenilik üretme kapasitesinde oluşuyor.

Bugünün en değerli şirketlerine baktığımızda bunun açık örneklerini görüyoruz.

Apple’ın piyasa değerinin büyük bölümü fabrikalarından değil marka gücünden geliyor.

Google’ın değeri veri işleme kapasitesi ve algoritmalarında yatıyor.

Microsoft’un gücü sahip olduğu binalardan değil, geliştirdiği ekosistemden kaynaklanıyor.

Dolayısıyla modern şirketler artık fiziksel sermaye kuruluşları olmaktan çok bilgi ve güven kurumları haline dönüşmüş durumda.

Ürünleri Seviyoruz Ama Şirketlere Güvenmiyoruz

Modern ekonominin en dikkat çekici çelişkilerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

Tüketiciler şirketlerin ürünlerini kullanıyor.

Bankacılık sistemine ihtiyaç duyuyor.

Teknoloji şirketlerinin hizmetlerinden vazgeçemiyor.

Ancak aynı tüketiciler şirketlere karşı giderek daha fazla güvensizlik hissediyor.

Bunun temel nedeni şirketlerin yalnızca finansal performans üzerinden değerlendirilmesi.

Kâr arttığında başarı kabul ediliyor.

Ancak çalışan memnuniyeti, müşteri güveni, toplumsal etki veya etik davranışlar ikinci plana atılabiliyor.

Bu durum şirketlerin ekonomik olarak büyürken toplumsal meşruiyet kaybetmesine yol açıyor.

Meşruiyet Krizi Neden Derinleşiyor?

Bugün birçok kurumun yaşadığı temel sorun finansal değil, güven sorunudur.

Kısa vadeli kârlılık baskısı;

  • Çalışan bağlılığını azaltıyor,
  • Müşteri sadakatini zayıflatıyor,
  • Kurumsal itibarı aşındırıyor,
  • Yenilik kapasitesini düşürüyor.

Sonuçta ortaya dışarıdan güçlü görünen ancak içeriden zayıflayan organizasyonlar çıkıyor.

Özellikle sosyal medya çağında şirketlerin bilançosundan önce itibarı sorgulanıyor.

Bir güven krizi bazen yıllarca oluşturulan finansal değeri birkaç gün içinde yok edebiliyor.

Geleceğin Şirketi Nasıl Olacak?

  1. yüzyılın başarılı şirketleri yalnızca para kazanan kurumlar olmayacak.

Aynı zamanda;

  • Güven üreten,
  • Yetenek geliştiren,
  • Bilgi biriktiren,
  • Topluma değer sunan,
  • Uzun vadeli ilişkiler kurabilen organizasyonlar olacak.

Artık şirketlerin rekabet avantajı sadece finansal kaynaklardan değil, görünmeyen sermayelerden oluşuyor.

Bu nedenle yöneticilerin yalnızca bilanço okumayı değil, kurum kültürünü, güven mekanizmalarını ve itibar yönetimini de stratejik bir varlık olarak görmeleri gerekiyor.

Sözün Özü

Şirketleri hâlâ yalnızca kâr makinesi olarak tanımlamak, bu yüzyılın ekonomik gerçekliğini anlamamaktır.

Modern şirketler;

Para üretir.

Ama aynı zamanda güven üretir.

Bilgi üretir.

İlişki üretir.

Toplumsal değer üretir.

Geleceğin kazananları da sadece bilançosu güçlü olanlar değil, toplum nezdinde güvenilirliğini koruyabilen kurumlar olacaktır.

Çünkü sürdürülebilir başarı artık yalnızca finansal performansın değil, kurumsal meşruiyetin de sonucudur.

Mustafa AKPINAR

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru

Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?

Yayınlanma:

|

Geleceği Tahmin Etmek Mümkün Mü?

Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”

İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.

Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.

Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.

Markov Zinciri Nedir?

Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.

Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.

Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.

Örneğin bir müşteri:

  • Düzenli ödeme yapan müşteri
  • Riskli müşteri

olarak iki farklı durumda bulunabilir.

Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.

Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?

1. Kredi Risk Analizi

Bankalar müşterileri;

  • Çok düşük risk
  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk
  • Temerrüt

gibi kategorilere ayırır.

Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.

Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.

2. Takipteki Kredilerin Tahmini

Bir kredi portföyündeki müşterilerin:

  • Normal
  • Yakın izleme
  • Gecikmeli
  • Takipte

kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.

Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.

3. Müşteri Davranışı Analizi

Bir müşteri:

  • Aktif kullanıcı
  • Pasif kullanıcı
  • Ürün terk eden müşteri

durumları arasında hareket eder.

Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.

4. Dolandırıcılık Tespiti

Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.

Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.

Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.

Borsada Markov Zincirleri

Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.

Örneğin bir hisse için:

  • Yükseliş
  • Yatay seyir
  • Düşüş

olmak üzere üç durum tanımlanabilir.

Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:

  • Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
  • Düşüşe dönme ihtimali
  • Yatay piyasaya geçiş olasılığı

hesaplanabilir.

Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.

Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.

Markov Zincirlerinin Avantajları

Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği

Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.

Karmaşık Sistemleri Basitleştirir

Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.

Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır

Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.

Stratejik Kararları Destekler

Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.

Peki Riskleri Neler?

Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.

Veri Kalitesi Sorunu

Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.

Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski

Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.

Aşırı Basitleştirme

Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.

Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.

Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.

Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi

Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle:

  • Risk yönetimi
  • Finansal modelleme
  • Kredi tahmini
  • Dolandırıcılık analizi
  • Müşteri davranışı tahmini

alanlarında önemini koruyor.

Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Özet

Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.

Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.

Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.