Connect with us

GÜNCEL

Davos 2024’ten iş dünyası için 10 önemli çıkarım

İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleştirilen 54. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), bu yıl “Güveni Yeniden İnşa Etmek (Rebuilding Trust)” ana temasıyla yapıldı. Danışmanlık şirketi McKinsey&Company’e göre 5 gün süren zirveden öne çıkan 10 önemli çıkarım şöyle…

Yayınlanma:

|

McKinsey&Company, WEF tarihinin en büyüğü olan bu yılki toplantı sonrası bir analiz yayınladı. Şirketten yapılan açıklamada, “Görünüşte bitmek bilmeyen jeopolitik ve ekonomik belirsizliğe rağmen, küresel iş dünyası liderleri Davos’tan 2024 yılı için ihtiyatlı bir iyimserlikle ayrılıyorlar. Zorluklar ve sürprizler kaçınılmaz olmaya devam ederken, fırsatlar da bol. Bu, küresel iş dünyası, hükümet, sivil toplum, medya ve akademi dünyasından delegelerin güvene yön veren temel ilkelere odaklanmak üzere bir araya geldiği Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 54. Yıllık Toplantısı’nın ortak temasıydı” ifadelerine yer verildi.

1 Hız, üstün performans için çok önemlidir

Hız, üstün performans için çok önemlidir

Yavaş hareket eden şirketlerdeki meslektaşlarıyla karşılaştırıldığında, hızlı hareket eden kuruluşlardaki liderler 2,1 kat daha yüksek operasyonel esneklik, 2,5 kat daha yüksek finansal performans, 3,0 kat daha yüksek büyüme ve 4,8 kat daha yüksek inovasyon raporlamaktadır.

2 İşbirliği çok yönlüdür ve rekabetle bir arada var olabilir

İşbirliği çok yönlüdür ve rekabetle bir arada var olabilir

Liderler, başka alanlarda uyum olmamasına rağmen belirli alanlarda ortak çıkarları ilerletmek için işbirliği ve rekabeti dengeleyen ‘cooperation’ı uygulayabilirler. (Rekabet ve beraberliğin birlikteliğini vurgulayan ‘cooperation’ kavramı için Türkiye’de ‘rekaberlik’ tanımı da kullanılıyor)

3 Üretken yapay zeka devrimi daha yeni başlıyor

Üretken yapay zeka devrimi daha yeni başlıyor

Gen AI, satış ve pazarlama, müşteri operasyonları ve yazılım geliştirme gibi işlevlerde rolleri dönüştürmeye ve performansı artırmaya hazırlanıyor. Bu süreçte, bankacılıktan yaşam bilimlerine kadar sektörlerde trilyonlarca dolarlık değerin kilidini açabilir.

4 Sürdürülebilirlik bir iş zorunluluğudur

Sürdürülebilirlik bir iş zorunluluğudur

Net sıfır ekonomisine geçiş son 12 ayda daha karmaşık hale geldi, ancak cesurca harekete geçen şirketler değer yaratmayı hızlandırabilir ve kendilerini rakiplerinin önünde yeniden konumlandırabilir.

5 Daha iyi kadın sağlığı ekonomik refahla ilişkilidir

Daha iyi kadın sağlığı ekonomik refahla ilişkilidir

Yatırımlar, yaşama yıllar ve yıllara yaşam katabilir ve küresel ekonomiyi 2040 yılına kadar yılda 1 trilyon dolar artırabilir.

6 Dönüşüme yönelik kapsamlı bir yaklaşım en etkili yöntemdir

Dönüşüme yönelik kapsamlı bir yaklaşım en etkili yöntemdir

Dönüşüm başarısı için dört temel unsur (irade, beceri, titizlik ve kapsam) liderlere sürekli bozulma ve değişim döneminde daha yüksek bir şans getirebilir.

7 İş liderlerinin en iyi yetenekleri en yüksek değerli rollerle eşleştirmeye odaklanması gerekir

İş liderlerinin en iyi yetenekleri en yüksek değerli rollerle eşleştirmeye odaklanması gerekir

Birçok kuruluşta kritik rollerin yüzde 20 ila 30’u en uygun kişiler tarafından doldurulmuyor. Becerilere dayalı işe alım, kuruluşların yeni yetenek havuzlarına erişmesine yardımcı olabilir.

8 En iyi CEO’lar kurumları bulduklarından daha iyi bir yerde bırakırlar

En iyi CEO'lar kurumları bulduklarından daha iyi bir yerde bırakırlar

Kayıtsızlık, üst düzey yöneticiler için yaygın bir zorluktur, ancak öyle olmak zorunda değildir. En iyi performans gösteren CEO’lar gerçekten ayırt edici bir değer yaratırlar.

9 Performans ve çeşitlilik birbirini dışlayan unsurlar değildir.

Performans ve çeşitlilik birbirini dışlayan unsurlar değildir.

Şirketlerin bir yandan hızla değişen iş ortamına ayak uydururken bir yandan da finansal performanslarını korumak için olağanüstü bir baskı altında olduğu bir dönemde, ‘çeşitliliğin’ iş dünyasındaki önemi sadece geçerli olmakla kalmıyor, aynı zamanda daha da güçleniyor

10 Hindistan’ın potansiyelini göz ardı etmeyin

Hindistan'ın potansiyelini göz ardı etmeyin

Hindistan, dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomilerinden biri olarak hızla dönüşüyor. Teknoloji, yetenek, sağlık hizmetleri ve diğer alanlar söz konusu olduğunda, 2024’teki ve sonrasındaki geleceği dikkate alınmaya değer.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

PASHA Bank aktiflerini yüzde 16,1 büyüterek 17,2 milyar TL’ye taşıdı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Müşteri odaklı yaklaşımı, güçlü sermaye yapısı ve sürdürülebilir büyüme stratejisiyle faaliyetlerini sürdüren PASHA Bank, 2026 yılının ilk yarısında güçlü finansal performansını korudu. Banka, aktif büyüklüğünü yıl sonuna göre yüzde 16,1 artışla 17 milyar 198 milyon TL’ye yükseltirken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 büyüme kaydetti.

Türkiye ekonomisinin büyümesine katkı sağlayan, bölgesel ticaret ve yatırımların gelişimine finansman desteği sunan PASHA Bank, 2026 yılının ilk yarısında istikrarlı büyümesini devam ettirdi. 2025 yılını 14 milyar 809 milyon TL aktif büyüklükle tamamlayan banka, yılın ilk altı ayında aktiflerini 17 milyar 198 milyon TL seviyesine taşıdı. Aynı dönemde öz kaynakları yılbaşına göre yüzde 5,3 geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 24,1 artış gösterdi. PASHA Bank’ın ilk yarı yıl kârı ise 192 milyon TL olarak gerçekleşti.

Reel Sektöre 12,4 Milyar TL’lik Finansman Desteği

PASHA Bank, reel sektöre sağladığı finansman desteğini yılın ilk yarısında da artırdı. Bankanın toplam kredi hacmi yüzde 25,1 büyüyerek 12 milyar 436 milyon TL’ye ulaştı. Böylece PASHA Bank; üretimin, yatırımın ve dış ticaretin finansmanına sağladığı katkıyı sürdürürken, müşterilerinin büyüme yolculuğunda güvenilir çözüm ortağı olmaya devam etti.

Sürdürülebilir finansmanda önemli adım

PASHA Bank, finansal performansının yanı sıra sürdürülebilir finans alanındaki çalışmalarını da hız kesmeden sürdürdü. Banka, yılın ilk yarısında gerçekleştirdiği 250 milyon TL tutarındaki ilk Yeşil Bono ihracıyla sermaye piyasalarına sürdürülebilir finansman alanında ürün yelpazesine yeni bir enstrüman daha kazandırdı. Çevresel fayda sağlayan projelerin finansmanına kaynak oluşturmayı amaçlayan bu ihraç, PASHA Bank‘ın sürdürülebilir büyüme stratejisinin önemli kilometre taşlarından biri oldu.

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın bölgesel güçleri, ülkeler arası kültürel bağları ve çağdaş bakış açıları ile şekillenen bir vizyonun bankacılığa yansıması olduklarını belirten PASHA Bank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Alpaslan Yurdagül,

“Küresel ekonomide belirsizliklerin ve finansal koşulların yeniden şekillendiği bir dönemde, güçlü sermaye yapımız, disiplinli risk yönetimimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımız sayesinde istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. Bankamızın güçlü finansal yapısını daha da ileri taşıyacak adımlara odaklanırken, ilk altı aylık performansımız doğru alanlara odaklandığımızı ve sağlam bir zeminde ilerlediğimizi gösteriyorTürkiye’de finansman konusunda sektörel bir ayrım yapmamakla birlikte önceliğimiz; doğru projeleri destekleyerek sürdürülebilir büyümeyi sağlamak ve dengeli bir sektör dağılımını korumaktır. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasında kurduğumuz finansal köprüyle müşterilerimizin bölgesel büyümesine katkı sunarken, sürdürülebilir finans alanındaki çalışmalarımızla da uzun vadeli değer üretmeye devam ediyoruz.” dedi.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın, gümüş, Fenerbahçe… Belki de en kötüsü geride kaldı

Yayınlanma:

|

Yazan:

İran ile Umman arasında yürütülen Hürmüz Boğazı görüşmelerinde önemli mesafe kat edildiğini bu sabah Reuters haber akışında okuyoruz. Habere göre, Basra Körfezi’ne giriş yapan gemilerin kontrolünün İran’a bırakılması değerlendiriliyor. ABD’nin bugüne kadar kesin şekilde karşı çıktığı böyle bir düzenlemenin hayata geçmesi, savaş sonrasında bölgedeki güç dengesinin Tahran lehine değiştiğinin de bir göstergesi olacaktır. Taraflar henüz nihaî anlaşmaya ulaşmasa da, İran’ın boğazı kullanan gemilerden yük değerinin %5-7’si oranında ücret talep ettiği, ABD’nin ise herhangi bir ücret alınmasına karşı çıktığı belirtiliyor. Umman’ın ise tarafları ortak bir zeminde buluşturacak bir formül üzerinde çalıştığı ifade ediliyor.

Savaşın başında İran’ın koşulsuz teslim olacağını söyleyen Trump’ın bugün diplomatik çözümü ön plana çıkarmasının arkasında, Kasım ayında yaklaşan ara seçimler öncesinde Amerikan kamuoyunda savaşa desteğin zayıflaması, aylar süren operasyonlara rağmen İran’ın Hürmüz üzerindeki etkinliğinin kırılmaması ve ABD’nin uzun menzilli hassas mühimmat stoklarının önemli ölçüde azalması gibi nedenlerin bulunduğunu düşünüyoruz. ABD’nin askerî seçeneği ikinci plana iterek diplomasiye ağırlık vermesi, petrol fiyatlarında son iki günde görülen sert geri çekilmenin de temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Gözler jeopolitik gelişmeleri takip ederken, piyasalar cephesinde de dün önemli gelişmeler yaşandı. Her ne kadar Fed cephesinden uzun bir süredir hedefin üzerinde seyreden enflasyona karşı çatlak sesler gelse de, Japon yeni lehine gerçekleştirilen ortak müdahaleden de anlaşılacağı üzere, güçlü dolar temasının artık devam etmesi de pek de arzu edilmiyor. Hatırlanacağı üzere, savaş öncesi dönemde ABD dolarının bilinçli bir şekilde değer kaybına maruz bırakılması ile zayıf dolar teması hükûm sürmüş, dolar değer kaybederken, tartının dengede kalması için değeri dolarla ölçülen hemen hemen her enstrümanda ciddi değer artışları görmüştük (kıymetli metaller, baz metaller, bitcoin, hisse senetleri…). Akabinde, Fed’in başına atanacak ismin tahmin edilen kişi olmaması (Ocak sonu) devamında ise patlak veren savaşın (Şubat sonu) likidite ihtiyacını artırmasıyla piyasalar hızla yön değiştirmiş, dolar ise kayıplarını telafi ederek beklenenin çok ötesinde değer kazanmıştı. Bu süreçte doların piyasa kuru olarak görülen DXY, Ocak sonu test ettiği 95 seviyesinden 102 seviyesine doğru koşarken, uzun vadeli tahvil faizleri 2007 yılında test edilen seviyelere geri dönerek piyasaların ahengini bozmuştu.

Gelinen noktada ise, Warsh’un şahin tonunu korumasına rağmen faiz artırmakta çok da aceleci olmayacağı, hatta Fed’in politika faizini uzun bir süre mevcut seviyelerde tutacağı beklentisinin güçlenmeye başladığını görüyoruz. Bu sabah itibariyle sene sonuna kadar faiz artırım beklentisi 31 baz puan olarak fiyatlanıyor. Beklentilerde yaşanan sınırlı değişime paralel kıymetli metallerde son dönemde yaşanan erimenin durduğunu, tabanın test edildiği, dün itibariyle alıcıların yeniden kontrolü ele aldığını söyleyebiliriz. Son haftalarda Warsh’un söylemleri sert olsa da faiz artırımı yönünde adım atmaması, Hamaney’in cenaze töreni sonrasında İran’ın taviz vermeyen duruşuna paralel Hürmüz ekseninde müzakere umutlarının artması ve bunun Trump üzerindeki baskıyı artırması, jeopolitik risklerin kademeli olarak azalmasına katkı sağladı. Buna bir de dolar cephesinde başlayan değer kaybı eklenince, risk iştahının yeniden canlandığını görüyoruz.

Elbette buradan hareketle hemen roket emojileri eşliğinde sert bir yükseliş beklemiyoruz. Ancak orta ve uzun vadeli senaryomuza paralel olarak en kötüsünün geride kaldığını ve kıymetli metaller piyasalarda yeniden yukarı yönlü isteğin oluşmaya başladığını düşünmeye devam ediyoruz. Dün bu beklentiler ışığında altın ve gümüş cephesinde var olan ölçülü uzun pozisyonlarımızı bir miktar daha artırdık. Son aylarda iyimserliğe kapılarak açtığımız uzun pozisyonların ömrü çok da uzun olmadı, umarım bu sefer şeytanın bacağını kırarız. Bu arada dün akşam Fenerbahçemizin keyif veren futbolu, müthiş goller ve pozisyonları eşliğinde stadyumun enerjisi de en az kıymetli metaller kadar yüzümü güldürdü. Dün altının ons fiyatı %4’ün üzerinde yükselişle 4,300 dolar seviyesine gelirken, benzer bir şekilde gümüşün de ons fiyatı 63 dolar seviyesine dayandı. Teknik bir bakış açısıyla, altında ilk hedef seviyesi 4,450 dolar olarak ön plana çıkarken, gümüşte ise 80 dolar seviyesini hedefliyoruz. Rasyonun gümüş lehine ilerleyeceğini beklerken, Türk insanının da bir numaralı yatırım aracı olan gram altın yeniden 6,500 seviyesinin üzerine yükseldi.

Dün açıklanan makro verilerde ise ABD’de hizmet sektörü Temmuz ayında 54,1 ile büyümesini sürdürürken, fiyat baskılarının da yeniden güç kazandığı görüldü. Buna karşın işgücü piyasasında yavaşlama sinyalleri dikkat çekiyor. Hizmet sektörü istihdam endeksi daralma bölgesine gerilerken, dün açıklanan ADP özel sektör istihdamının 44 bin kişi ile beklentilerin altında kalması, işe alımların hız kestiğine işaret etti. Piyasaların tüm konsantrasyonu ise her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD’de açıklanacak resmî istihdam raporuna çevrildi. Fed’in fiyat istikrarı (enflasyon) yanı sıra tam istihdam görevi de olduğu düşünülürse, veri Fed’in bundan sonra izleyeceği yol haritasına ışık tutacaktır. Reuters anketine göre tarım dışı sektörde istihdamın Temmuz ayında 80 bin kişi artması, işsizlik oranının ise %4,2 seviyesinde kalması bekleniyor. Geçmiş aylara yönelik yapılabilecek revizyonların da topyekûn değerlendirileceği raporun beklentilerin dışında kalması durumunda piyasa yansıması yaratacağı göz ardı edilmemelidir.

Türkiye cephesinde ise dün ana gündem maddesi “Terörsüz Türkiye” şeklinde adlandırılan düzenlemenin Meclis’e sunulması oldu. Her ne kadar konunun uzmanı olmasak da, ilke olarak terörün her türlüsüne karşıyız ve bitmesini de olumlu olarak yorumluyoruz. Bakan Şimşek’in de KKTC ziyaretinde yapmış olduğu sunumunda, PKK’nın feshi ve silahsızlanma sürecinin yaratacağı ekonomik kazanımlar, daha kapsayıcı ve demokratik toplum, bölgesel istikrar ve entegrasyon için fırsatlar ve en önemlisi Doğu ve Güneydoğu’nun Türkiye’nin yeni büyüme motoru hâline gelebileceği beklentisi hafızamızda önemli bir yer tutuyor. USDTRY kuru bu sabah bebek adımlarıyla 47,60 seviyesine doğru yol alırken, CDS risk primi ise 230 baz puan seviyesine geriledi. İki yıl vadeli gösterge tahvil petrol fiyatlarının bekle ve gör stratejisine geçmesiyle %41,67 seviyelerinde yatay bir seyir izlerken, hisse senetleri cephesinde ise ana endeks dün günü yatay tamamlarken, bankacılık hisseleri ise %1,3 oranında geriledi.

Piyasalar müzakerelerin seyrini takip etmesiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 80 dolar seviyesinin hemen altında beklemeye geçerken, ABD borsaları dün geceyi karmaşık bir seyir izleyerek tamamladı. Risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %1’e yakın gerilerken, yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında da karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası, teknoloji hisselerindeki sert satışların etkisiyle günü yaklaşık %1,5 gerilerken, KOSPI endeksinde düşüş ise %4,5 oldu. ABD’de AMD ve SpaceX hisselerinde görülen gerilemenin ardından, yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliğine yönelik endişelerin Asya’ya da taşındığını görüyoruz. Halka arzın ardından 220 doları aşan SpaceX hisseleri dün akşamı 110 doların altına sarkarak tamamladı.

Küresel mali piyasaların gündeminde her ne kadar yarın açıklanacak istihdam verisi ilk sırada yer bulsa da, bugün Almanya sanayi siparişleri, Euro Bölgesi perakende satışları ve ABD haftalık işsizlik maaşı başvuruları takip edilecek. Her hafta Perşembe günü olduğu üzere Türkiye cephesinde ise TCMB ve BDDK’nın haftalık raporlarını yakından takip edeceğiz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BORSA

Hürmüz için anlaşma umudu: Petrol geriledi, risk iştahı artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Katar, ABD ile İran arasında yürütülen arabuluculuk görüşmelerinde önemli ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Bu açıklamanın ardından, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlayabileceği beklentisiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün %5, son iki haftada ise yaklaşık %20 gerileyerek 78 dolar seviyesini test etti. Katar Emiri ile telefonda görüşen ABD Başkan Trump diplomatik çabaların sürdüğünü belirtirken, ABD Hazine Bakanı Bessent ile Dışişleri Bakanı Rubio da Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik görüşmelerde ilerleme sağlandığını ve anlaşmanın kısa sürede sonuçlanabileceğini ifade etti. Buna karşın Tahran yönetimi, ABD ile doğrudan görüşmelerin başladığı yönündeki açıklamaları yalanladı. Ancak Umman ile Hürmüz Boğazı’nda güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanmasına yönelik temasların olumlu ilerlediğini duyurdu.

Haber akışının piyasaları mutlu etmesine paralel bu sabah Asya borsaları, Wall Street’teki rekor kapanışın ardından teknoloji hisselerine yönelik alımların desteğiyle güne güçlü yükselişlerle başladı. Japonya’nın Nikkei endeksi ve Tayvan borsası %3’ten fazla yükselirken, son dönemlerde tahterevalli tarzında bir seyir izleyen Güney Kore borsası KOSPI ise bu sabah %4,5 yükselerek eski günlerini yeniden hatırladı. ABD cephesinde ise en büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi tarihî zirvesini yenilerken, endekste yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri de ilk kez 70 trilyon doların üzerine yükseldi. Öte yandan, güçlü bilanço açıklayan AMD ve SpaceX hisselerinde seans sonrası kâr realizasyonları görüldü. SpaceX’te özellikle yüksek yapay zekâ yatırımlarının nakit akışı üzerindeki baskısı yatırımcıları temkinli olmaya yöneltti.

SpaceX, halka arz sonrası açıkladığı ilk bilançosunda ikinci çeyrek gelirini geçen yılın aynı dönemine göre 4,1 milyar dolardan 7,8 milyar dolara yükseltirken, faaliyet zararı da 970 milyon dolardan 143 milyon dolara geriledi. Güçlü sonuçlarda Starlink ve yapay zekâ faaliyetlerindeki hızlı büyüme etkili olurken, şirketin AI altyapısına yaptığı yatırım harcaması 15,8 milyar dolara ulaşarak dikkat çekti. Yönetim, bu yüksek yatırım temposunun önümüzdeki çeyreklerde de devam edeceğini belirtirken, Starlink ile mobil iletişim pazarına girerek geleneksel telekom operatörlerinden müşteri kazanmayı hedeflediklerini açıkladı. Güçlü finansal sonuçlara rağmen, SpaceX hisseleri seans sonrası işlemlerde yaklaşık %7,5 değer kaybetti. Şaşırdık mı? Aslında hayır. Yapay zekâ tarafında milyarlarca dolarlık yatırımlar sürüyor. Ancak yatırımcılar artık bu harcamaların ne zaman nakit akışına ve kârlılığa dönüşeceğini sorgulamaya başladı. Sabır giderek azalıyor.

ABD ile İran arasında diplomatik ilerleme sağlanabileceğine yönelik beklentilerin ışığında gerileyen enerji fiyatları, küresel tahvil piyasalarını destekledi. Piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD’nin gösterge niteliğindeki 10 yıllık tahvil faizi %4,60 seviyesinin altına inerken, 30 yıllık tahvil faizi de %5,15 seviyesini test etti. Bu ılımlı gelişmelere paralel Fed’in eylül ayında faiz artırma ihtimali %54 seviyesine gerilerken, sene sonuna kadar artırım beklentisi de 31 baz puana gevşedi. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise dün itibariyle ayağa kalkmaya istekli bir seyir izlediklerini gördük. Dolar endeksinin (DXY) 99,80 seviyesine gerilemesinin de yardımıyla, altının ons fiyatı bu sabah 4,130 dolar seviyesine yükselirken, gümüş ise 61 dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda, altın gümüş rasyosunun gümüş lehine ilerlemeye başladığını, yukarı yönlü hareket şayet başlamışsa gümüşün daha hızlı koşacağını düşünüyoruz. Uzun pozisyon açmadan bir iki gün daha gelişmeleri takip etme niyetindeyiz. Gümüşte hareketin devam etmesi durumunda yukarıda ilk etapta 80 dolar seviyesini hedefleyeceğiz (bakınız grafik). Bitcoin 64 bin dolar seviyelerinde salınarak enerji biriktirmeye devam ettiğini de not edelim.

Küresel piyasalarda risk iştahı artarken, içeride ise gündem tamamen hayat pahalılığı ve enflasyon olmaya devam ediyor. KKTC İstatistik Kurumu dün Temmuz ayı resmî enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre TÜFE aylık bazda %2,90 artış kaydederken, yıllık enflasyon ise %38,10 seviyesinde gerçekleşti. Aylık bazda en yüksek fiyat artışı %9,79 ile eğitim grubunda görülürken, lokanta ve oteller (%5,46) ile sağlık (%4,80) kalemleri de dikkat çekti. Geçen senenin Temmuz ayında %3,17 artış kaydeden enflasyon nedeniyle (baz etkisi) yıllık enflasyon hafif de olsa gerilerken, Ağustos ve Eylül ayı gerçekleşmelerinin sırası ile %3,35 ve %5,39 olduğunu not düşelim.

KKTC’de 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin hayat pahalılığı oranı %16,95 olarak belirlenmişti. Bu oran, yılın ikinci yarısında uygulanacak asgari ücret ile kamu çalışanları ve emeklilerin maaş artışlarının hesaplanmasında esas alındı. Her gün öğle saatlerinde hem babama hem de kendime aynı yerden yemek alıyorum. Hayat pahalılığı oranının açıklanmasının hemen ardından işletme artan maliyetleri gerekçe göstererek fiyatlarını yaklaşık %20 artırdı. Bunun benzer örneklerini günlük hayatın hemen her alanında görmek mümkün. Rahmetli Süleyman Demirel’in yıllar önce söylediği gibi enflasyonun yalnızca ekonomik bir pahalılık meselesi olmadığını, derin bir sosyal ve ahlakî çöküntü yarattığını savunmuştur. Enflasyon meselesinin sadece toplumsal mutabakat ile çözüleceğini düşünüyorum. Herkesin enflasyonun düşeceğine inanması ve ikna olması gerekir. Aksi takdirde işimiz gerçekten çok zor…

Türkiye cephesinde ise bir süredir tatsız bir seyir izleyen hisse senetleri dün nihayet yurt dışı olumlu havadan faydalandı. Borsa İstanbul 100 endeksi günü %2 yükselişle tamamlarken, USDTRY kuru kendi hâlinde bebek adımlarıyla yükselmeye devam ederek 47,57 seviyesini test etti. Beş yıl vadeli CDS risk primi 232 baz puan seviyesine gerilerken, 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de %41,63 seviyesine gevşedi.

Dün TCMB Temmuz ayı fiyat gelişmeleri raporunu yayımladı. Raporda temmuz ayında aylık bazda tüketici enflasyonunun ana eğilimi bir önceki aya kıyasla gerilemiştir ifadesi dikkatimizden kaçmadı. Zaten bir süredir iç talepteki yavaşlamadan söz ediyoruz. Mesela dün açıklanan ODMD verilerine göre Temmuz ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı, geçen yılın aynı ayına göre %25 azalış kaydetti. TCMB’nin liralaşma stratejisini başardığını, kredi kanallarını kıstığını ve talebi yavaşlatarak üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını görüyoruz. Pekâlâ en kritik soruyu soralım. Neden enflasyon düşmüyor? Neden benim yemek aldığım yer %20 zam yapmak zorunda kaldı? Demirel’in sözleri hafızalarda derin bir yer tutarken, biz TCMB’nin para politikası tarafında elde ettiği başarıya ve Ortadoğu’da tansiyonun düşeceğine paralel Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) kademeli olarak %40 seviyesinden %37 seviyesine doğru gevşeyeceğini düşünüyoruz. Bu minvalde 13 Ağustos tarihindeki Enflasyon Raporu sunumu dikkatle takip edeceğiz.

Mali piyasaların gündeminde bugün Almanya, Euro bölgesi ve ABD’de açıklanacak hizmetler PMI verisi takip edilecektir. Özellikle her ayın ilk cuması açıklanan ve ABD ekonomisinin sağlığı açısından en kritik bilgiyi sunan tarım dışı istihdam verisi öncesinde  ADP özel sektör istihdamı (öncü veri) bugün yakından takip edilecektir.

Gümüş

178590458352be6763a3e460c9332df80c4cc878aa_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.