BORSA
TCMB’nin ‘antibiyotik’ tedavisi sonrası piyasadan dengelenme sinyalleri geliyor
Yayınlanma:
2 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
- Geride bıraktığımız haftaya TCMB’nin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Yerinde, nicelik kadar niteliğini de kuvvetli adımlar sonrasında Türk mali piyasalarında var olan türbülans veya panik havasının da önüne geçilmiş oldu. Gelin birlikte değerlendirmeye çalışalım. TCMB’nin 500 baz puan faiz artırımı yaparak 1 hafta vadeli repo ihale faizini (politika faizi) %45 seviyesinden %50 seviyesine yükseltmesi sonrasında, borç alma ve borç verme faiz oranlarını da (faiz koridorunun alt ve üst bandı) +/- 150 baz puandan +/-300 baz puana getirdi. Böylelikle, TCMB, bankaların likidite ihtiyaçlarını gidermek için bazen politika faizinden (%50) fonlama yapmayıp, faiz koridorunun üst bandını yani %53 seviyesini göstererek aslında efektif anlamda 5 baz puandan da fazla bir faiz artırımına gitmiş oldu.
- Cuma günü ortalama fonlama maliyeti, %50 seviyesinden olan politika faizinin oldukça üzerinde ve %52,75 seviyesine gerçekleşti (aşağıda TL Ref faiz oranı grafiğine bakabilirsiniz). TCMB’nin spekülasyonu önleyecek, paranın maliyetini artırıcı ve elbette geçen haftalardaki miktarsal sıkılaştırma adımlarını da hep birlikte değerlendirirsek, USDTRY kuru, Para Politikası Kurulu (PPK) öncesi 32,40’lı seviyelerden işlem görmesi ardından karar sonrası 31,75 seviyesine kadar gerilemiş ve Cuma günü 32 seviyesinin etrafında denge bulmuştu. Elbette, eski tecrübeler hemen unutulmuyor… Karar sonrası kur cephesinde yaşanan sert düşüşü TCMB’nin döviz satışı ile ilişkilendirenler olsa da, sayıların dili ile konuşursak, analitik bilançoya göre TCMB’nin net döviz pozisyonunda yaşanan değişimin 273 milyon dolar artış yönünde olduğunu görüyoruz. 13 günlük kesintisiz düşüş ardından yaşanan ilk artışın kura müdahale olmadığını gösteriyor (bakınız grafik).
- Elbette, yüksek faizin kredi piyasasını soğutmaya başladığını, krediye ulaşımın da zorlaştığını (miktarsal sıkılaştırma) tüketicinin kredi olmadan talebi yavaşlattığını, şirketlerin yüksek kredi faizleri karşısında beklemeye geçerek yatırımı da yavaşlaması / ertelemesi elbette borsa için de iyi bir haber teşkil etmiyor. Yine de, TCMB’nin agresif adımlarının Türkiye’ye mesafeli bakan yabancı yatırımcının ‘soğukluğunu’ kıracağını ve Türkiye’ye geri geleceklerini fiyatlayan Borsa İstanbul’un lokomotif endeksi bankacılık sektörü, geçen haftayı %12,87 yükselişle güçlü bir şekilde tamamladı. Ana endeksin %3,20 yükseldiği haftada, sınai endeksi ise (faiz faktörü) haftayı küçük de olsa düşüşle tamamladı. CDS risk primi önemli bir değişim göstermeden 317 baz puan seviyesinde salındığını not edelim. Türkiye’de artık seçimler öncesinde son haftadayız. Bugünden itibaren siyasetin daha da ön plana çıkmasını bekliyoruz. 60 milyon seçmenden fazla kişinin sandık başına geçeceği yerel seçimler öncesinde dikkatler İstanbul ve Ankara’da olacaktır.
- TCMB, bültenimizin büyük bir kısmı kapsarken, yurtdışı piyasalarda ise FED toplantısı ardından yeşeren ümitlere rağmen doların bir nebze de olsun değer kazandığını not etmemiz gerekiyor. Avrupa ve Amerika Merkez Bankalarının Haziran ayında faiz indirimine başlayacakları yönünde artan beklentiye rağmen, EURUSD paritesi her 1,09 seviyesinin üzerine yükselmesi ardından sert bir satışla karşılaşarak 1,08 seviyesinin diplerini test ettiğine şahit oluyoruz. Teknik bir bakış açısı ile, aşağıda 1,0775 seviyesinin destek görevi üstleneceği ve alım yönünde sıkı bir zarar kes stratejisi uygulanarak seviyenin kollanabileceğini düşünüyoruz.
- DXY’nin güçlü seyrine rağmen, ABD 10 yıllık tahvil faizinin %4,35 seviyesinden %4,20 seviyesine kadar geri çekilmesi ile faiz getirisi olmayan altın ve bitcoin yükseliş isteklerini koruyamasalar da, defans hattını güçlü tutarak sırası 2,170 ve 67bin dolar seviyesinden işlem görmeye devam ettiklerini not edelim. Teknik bir bakış açısı ile altında 2,550 dolar hedefimizi korurken, Bitcoin’in cephesinde ise riskleri yukarı yönlü görüyoruz.
- Paskalya tatili öncesinde yeni haftanın bir nebze de olsun daha sakin geçme ihtimalini göz ardı etmiyoruz. ABD’de Cuma günü FED’in enflasyon göstergesi olarak kabul ettiği kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksi yayımlanacak. PCE verisinin Şubat ayında %0,3 yükseleceği, yıllık bazda ise %2,8 seviyesinde sabit kalacağı öngörülüyor. Bu oranların üzerinde bir artış görülmesi durumunda, Haziran ayında yönelik beklenen faiz indiriminin de zarar görebileceğini düşünüyoruz. FED Başkanı Powell’ın geçen hafta ümitleri yeşerten açıklamaları ardından vadeli işlemler Haziran’da %74 olasılıkla faiz indirimine gidileceğini fiyatlıyorlar. Bu oran önceki hafta %55 seviyesindeydi.
- Yeni gün ve hafta başlangıcında, Asya borsaları yatay seyrederken, Japonya’nın bir dönemin sonuna işaret eden negatif faiz politikasından çıkmasına rağmen, yatırımcılar bu adımın faiz artırımlarının başlangıcı olmadığını tahmin ederek YEN aleyhine pozisyonlanmaya devam ettiklerini de görüyoruz. Bir türlü toparlanamayan YEN, dolar karşısında tüm zamanların en zayıf seviyesi olan 151,50 – 152 seviyelerinde salınmaya devam etmesi de otoritenin piyasaya müdahale ihtimalini sıcak tutuyor. Rusya’nın başkenti Moskova’da bir konser salonuna düzenlenen terör saldırısında 150 kişiden fazla insan hayatını kaybettiği saldırıda, saldırıyı gerçekleştirenler DAEŞ mensupları yakalandılar.
>TCMB günlük döviz pozisyonunda yaşanan değişim
>TCMB faizler
>TL ref
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Barış umudu piyasaları destekledi; petrol ve dolar düştü, gözler SpaceX’te
Yayınlanma:
1 hafta önce|
12/06/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Başkanı Trump, İran ile savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın hafta sonu gibi kısa bir sürede imzalanabileceğini ve bunun ardından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi. Ancak Tahran cephesi, müzakere metninin büyük ölçüde tamamlandığını kabul etmekle birlikte, nihai kararın henüz verilmediğini ve konunun ilgili karar mercilerince değerlendirildiğini açıkladı.
ABD ile İran arasında geçici bir anlaşmaya yönelik görüşmeler hız kazanırken, Reuters haberlerinde dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda pazarlığın sürdüğünü okuyoruz. Haberde siyasî çerçevede büyük ölçüde mutabakat sağlanmış durumda olduğuna işaret edilirken, İran’ın yurt dışında bloke edilmiş 18 milyar dolara yakın varlığının ne kadarının ve hangi takvimle serbest bırakılacağı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü anlıyoruz.
Eğer geçici anlaşma hayata geçerse, petrol arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında geri çekilme, küresel risk iştahında ise toparlanma görülebilir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığı ve sürecin kalıcı bir barıştan ziyade çatışmaları donduran bir geçiş anlaşması niteliği taşıdığı da unutulmamalıdır. Öte yandan, birkaç gün önce İran’ı “çok sert vuracaklarını” ifade eden Trump’ın bugün hafta sonu anlaşma imzalanabileceğini söylemesi, temkinli duruşumuzu korumamıza neden oluyor. Bu nedenle, şimdilik gelişmeleri iyimser fakat ihtiyatlı bir bakış açısıyla izlemeyi tercih ediyoruz.
Orta Doğu’da kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik beklentilerin güçlenmesiyle bu sabah iyimser bir fiyatlama davranışının da hâkim olduğunu görüyoruz. Trump’ın hafta sonu İran ile anlaşma imzalanabileceğini açıklamasının ardından tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 89 dolar seviyesine gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini test ederken, kıymetli metallerde süregelen satış baskısının da durduğunu görüyoruz. Gümüşün ons fiyatı dün %6’ya yakın yükselerek yeniden 200 günlük ortalamaların geçtiği 68 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda düşüşün durduğunu ve yükseliş isteğinin başladığını iddia edebilmek adına 70 dolar üzerinde gecelik kapanış görmek isteyeceğiz (bakınız grafik).
Altının ons fiyatı, dün sabah saatlerinde 4,022 dolar seviyesine kadar gerileyerek Kasım 2025’ten bu yana en düşük seviyesini test etmesinin ardından günü %3,5 yükselişle 4,200 dolar civarında tamamladı. Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin de haber akışına olumlu tepki vererek 64 bin dolar seviyesine yaklaştı. ABD borsaları dün geceyi %2’ye varan yükselişlerle tamamlarken, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksindeki yükseliş %2,5’i buldu. Artan risk iştahı ve petrol fiyatlarının son üç ayın en düşük seviyelerine gerilemesi, güvenli liman talebinin azalmasına paralel olarak ABD tahvil faizleri ile dolar üzerinde de baskı yarattı.
Bu çerçevede, ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,47 seviyesine gerilerken, doların başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi dün 100,30 seviyesini test etmesinin ardından bu sabah 99,80 seviyelerine kadar çekildi. Jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik beklentiler ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme, Fed’in bu yıl ilave faiz artırımı yapma ihtimalinin de daha düşük fiyatlanmasına neden oldu. Nitekim, Fed vadeli kontratlarında Aralık ayına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta içinde %70’in üzerine kadar yükselmişken, bu sabah itibarıyla %55 seviyelerine geriledi.
Dün gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Haziran ayı olağan toplantısına çevrilmişti. ECB’nin yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımının ardından EURUSD paritesi henüz 1,15-1,16 bandındaki sıkışık seyrini kıramamış olsa da, EUR’nun dolar karşısında kısmen de olsa toparlandığını görüyoruz. ECB’nin güncellenen projeksiyonlarında enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin korunması, piyasaların Temmuz ayında da bir faiz artırımı beklentisini canlı tutuyor.
ABD tarafında ise hafta içinde açıklanan güçlü TÜFE verisinin ardından dün gelen ÜFE rakamları yakından takip edildi. Manşet veri beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, Fed’in enflasyon görünümünü değerlendirirken daha fazla önem verdiği çekirdek ÜFE’nin beklentilerin altında kalması ve petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, ilave faiz artırımı ihtimaline yönelik endişeleri bir miktar hafifletti. Bu gelişmeler, Fed’in yılın geri kalanında daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirirken, piyasalara da bir nebze olsun nefes aldırdı.
ABD-İran arasında olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarını aşağı çekebileceğini, bunun da Fed üzerindeki enflasyon baskısını azaltabileceği yönünde dünden sarkan fiyatlama davranışının yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda da yansıdığını not edelim. Son günlerde âdeta tahterevalli misali %8 inip çıkan Güney Kore borsası Kospi, bu sabah da benzer bir şekilde %8’in de üzerinde yükselirken, gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei %3,5 yükseliş kaydetti. Asya genelinde koyu yeşil rengin hâkim olduğunu söylememiz gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise dün gözler TCMB’nin Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmişti. Son günlerde yönümüzü oldukça net bir şekilde ortaya koyarak, son üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının siyasi gelişmeler ve son dönemde artan jeopolitik riskler nedeniyle arzu edilen sonuçları tam olarak üretemediğini, buna karşın reel sektörün giderek daha fazla zorlandığını, büyüme beklentilerinin bozulduğunu ve özellikle sanayi tarafında çarkların belirgin şekilde yavaşladığını vurgulamıştık. Bu çerçevede, TCMB’nin toplantıyı pas geçerek sıkı para politikası duruşunu koruyacağını düşünüyorduk. Beklentilerimize paralel şekilde, TCMB bir hafta vadeli repo faizini %37, gecelik borç verme faizini ise %40 seviyesinde sabit bıraktı.
Kararın piyasalar üzerinde anlamlı bir yansıması olmadı. USDTRY kuru hafta son fonlama etkisinin de yardımıyla (üç günlük TL faiz farkı) bu sabah 46,25 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıl vadeli CDS risk primi son dönemlerde olduğu üzere 240 baz puan seviyesinin etrafında pek de önemli bir değişim göstermeden salınmaya devam ettiğini görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,50 seviyesine doğru hafif de olsa gevşediğini not edelim. Küresel havanın ılımlıya dönmesiyle bugün hisse senetlerine alım gelebileceğini düşünüyoruz. Mutlak butlan kararı sonrasında gözler siyasi arenada yaşanan baş döndürücü gelişmeleri takip ederken, CHP’de Özgür Özel’e yakın 28 Parti Meclisi (PM) üyesi, olağanüstü kurultayın 45 gün içinde toplanmasını sağlamak amacıyla görevlerinden istifa etti. Böylece 57 üyeli PM’de üye sayısı 29’a düşerek tüzükte belirtilen üçte iki çoğunluğun, yani 40 üyenin altına indi.
Her hafta Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini irdeleme fırsatı bulduk. Bu bağlamda, 10 Haziran valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, 23 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Altın fiyatlarında son dönemlerde yaşanan sert düşüş pozisyonu değerleme etkisi üzerinden aşağıya çekerken, fiyat etkisi hâriç bakıldığında ise TCMB’nin son günlerde nette döviz alıcı konumunda olduğunu görüyoruz. 5 Haziran ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,66 milyar dolar azalırken, son haftalarda olduğu üzere aslan payının tüzel kişilerin Euro cinsi mevduat kompozisyonunda azalmadan kaynaklandığını görüyoruz. Gerçek kişilerin TL âşkı devam ederken, yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünün ise ise söz konusu haftada yaklaşık 0,9 milyar dolar azaldığına dikkat çekmemiz gerekiyor.
Bültenimizi tamamlamadan önce Elon Musk’ın uzay ve uydu teknolojileri şirketi SpaceX’in halka arzına da değinmek isteriz. Hisse başına 135 dolardan fiyatlanan halka arzda 75 milyar dolar kaynak toplanırken (rekor), şirketin değeri 1,77 trilyon dolara ulaştı. SPCX koduyla Nasdaq’ta işlem görmeye başlayacak hissenin piyasalar tarafından yakından takip edileceğini düşünüyoruz. Mevcut beklentiler ise, güçlü yatırımcı talebinin desteğiyle hissenin halka arz fiyatının üzerinde bir açılış gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.
SpaceX’in hâlen kârlılık konusunda soru işaretleri taşıması ve gelirlerinin büyük bölümünün uydu internet hizmeti olan Starlink’ten geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Lâkin, yatırımcıların bugünkü mevcut finansal performanstan ziyade Musk’ın uzun vadeli vizyonuna, yapay zekâ ve uzay ekonomisinin büyümesine yatırım yapmak isteyeceklerini düşünüyoruz. Bu nedenle SpaceX halka arzı sadece bir şirketin borsaya açılmasından ziyade, aynı zamanda yapay zekâ ve uzay temalı büyüme hikâyelerine yönelik küresel risk iştahının da önemli bir testi olarak görülüyor. İlk işlem gününde yaşanacak fiyatlama davranışı, yılın son çeyreğinde halka arz hazırlığı yapan OpenAI ve Anthropic gibi yapay zekâ şirketleri için de önemli bir referans oluşturabileceğini düşünüyoruz.
XAGUSD
Emre Değirmencioğlu
BORSA
Borsada yeni oyun: Hisse sulandırmasının anatomisi
Yayınlanma:
1 hafta önce|
10/06/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Borsada hisse sulandırılması nedir?
Borsada “hisse sulandırılması” (dilution), mevcut ortakların sahip olduğu pay oranının veya hisse başına düşen ekonomik değerin yeni pay ihraçları ya da benzeri işlemler nedeniyle azalması anlamına gelir.
Basit örnek:
- Şirketin 100 milyon adet hissesi var.
- Siz 1 milyon lot ile şirketin %1’ine sahipsiniz.
- Şirket 100 milyon yeni hisse çıkarırsa toplam pay sayısı 200 milyona çıkar.
- Siz hala 1 milyon lota sahipsiniz ama artık şirketin %0,5’ine sahip olursunuz.
Bu durum “sulandırma” olarak adlandırılır.
Hangi işlemler sulandırmaya neden olur?
1. Bedelli sermaye artırımı
En yaygın yöntemdir.
Şirket yeni hisse çıkarır ve ortaklardan para toplar.
Örnek:
- Sermaye 1 milyar TL
- Bedelli sonrası 2 milyar TL
Katılmayan yatırımcının ortaklık oranı düşer.
Avantajı
Şirkete yeni nakit girer.
Riski
Toplanan para verimli kullanılmazsa yatırımcı zarar eder.
2. Tahsisli sermaye artırımı
Yeni hisseler belirli kişi veya kurumlara verilir.
Örneğin:
- Patrona
- Yatırım fonuna
- Stratejik ortağa
Küçük yatırımcıya teklif edilmez.
Bu nedenle en çok tartışılan sulandırma yöntemlerinden biridir.
3. Borcun hisseye dönüştürülmesi
Şirket borcunu ödeyemiyorsa alacaklıya hisse verir.
Örnek:
- Bankaya 5 milyar TL borç
- Borç yerine yeni hisse çıkarılır
Toplam pay sayısı artar.
Mevcut ortakların oranı azalır.
4. Çalışan hisse opsiyon programları
Özellikle teknoloji şirketlerinde görülür.
Yönetici ve çalışanlara ileride hisse alma hakkı verilir.
Kullanıldığında yeni hisse oluşur.
5. PDT ve benzeri yapıların dönüşümü
Türkiye’de son dönemde tartışılan bazı finansman modellerinde:
- Ödünç verilen hisseler
- Teminat gösterilen hisseler
- Dönüştürülebilir yapılar
Zaman içinde fiilen dolaşımdaki pay miktarını artırabilir.
Bu durum özellikle piyasa fiyatı üzerinde baskı oluşturabilir.
Şirketler neden sulandırma yapar?
Finansman ihtiyacı
En temel sebep budur.
Şirket:
- Fabrika yatırımı
- Enerji yatırımı
- Yeni tesis
- Borç kapatma
- İşletme sermayesi
için kaynak arar.
Borç yükünü azaltmak
Faizler yükseldiğinde bazı şirketler:
- Borcu hisseye çevirir
- Sermaye artırımı yapar
ve bilançosunu rahatlatmaya çalışır.
Yeni ortak almak
Stratejik yatırımcı çekmek amacıyla da yapılabilir.
Hisse fiyatı nasıl etkilenir?
Tek bir cevabı yoktur.
Olumsuz senaryo
Şirket:
- Sürekli para topluyorsa
- Sürekli yeni hisse basıyorsa
- Toplanan kaynak kayboluyorsa
yatırımcı güveni bozulur.
Hisse fiyatı düşebilir.
Olumlu senaryo
Şirket:
- Topladığı para ile yatırım yapıyorsa
- Karlılığı artırıyorsa
- Borç yükünü azaltıyorsa
uzun vadede hisse değeri artabilir.
Küçük yatırımcı neden tepki gösterir?
Çünkü çoğu zaman şu soru sorulur: “Şirket mi büyüyor, yoksa sadece hisse sayısı mı artıyor?”
Eğer:
- Kar aynı kalıyor
- Hisse sayısı iki katına çıkıyor
o zaman hisse başına kâr (EPS) düşer.
Bu doğrudan sulandırma etkisidir.
SPK buna ne kadar izin verir?
Türkiye’de sermaye artırımları ve pay ihraçları Sermaye Piyasası Kurulu tarafından düzenlenir.
SPK’nın temel yaklaşımı:
- Şirketin gerekçe göstermesi
- İzahname yayımlaması
- Yatırımcıyı bilgilendirmesi
- Eşit işlem ilkesine uyulması
şeklindedir.
Yani SPK’nın görevi işlemin ekonomik olarak “iyi” olup olmadığını değil, mevzuata uygun olup olmadığını denetlemektir.
Yasal olması yatırımcının zarar görmesini meşru yapar mı?
Burada hukuk ile piyasa etiği birbirinden ayrılır.
Hukuken
İşlem:
- SPK onaylıysa
- Mevzuata uygunsa
- Kamuyu aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmişse
genellikle yasaldır.
Ancak etik açıdan
Şu sorular önemlidir:
- Toplanan para gerçekten şirket için mi kullanıldı?
- Patronun finansman ihtiyacı mı karşılandı?
- Küçük yatırımcı yeterince bilgilendirildi mi?
- İşlemin ekonomik sonucu açıkça anlatıldı mı?
- Yönetim yatırımcı beklentisiyle çelişen açıklamalar yaptı mı?
Bu noktada tartışmalar başlar.
Bir işlemin yasal olması her zaman yatırımcı açısından adil olduğu anlamına gelmez.
Küçük yatırımcı hangi göstergelere dikkat etmeli?
Kırmızı bayraklar
- Sık sık bedelli sermaye artırımı
- Sürekli yeni hisse ihracı
- Artan borçluluk
- Azalan kârlılık
- Patron satışları
- Düşen hisse başına kâr
- Tahsisli sermaye artırımları
- Belirsiz yatırım gerekçeleri
Sonuç
Sulandırma tek başına kötü bir şey değildir. Dünyanın en büyük şirketleri bile zaman zaman sermaye artırımı yapar. Asıl soru şudur: Çıkarılan yeni hisseler şirketin değerini artıracak bir yatırıma mı dönüşüyor, yoksa mevcut ortakların payı azaltılarak yeni bir finansman yükü mü küçük yatırımcının üzerine bırakılıyor?
Küçük yatırımcı açısından kritik olan, hisse sayısının artması değil; şirket değerinin ve hisse başına yaratılan ekonomik değerin aynı hızda artıp artmadığıdır. Eğer şirket değeri büyümeden pay sayısı büyüyorsa, sulandırma yatırımcı için servet transferine dönüşebilir. Bu nedenle özellikle Borsa İstanbul’da son yıllarda tartışılan birçok olayda, hukuki uygunluk kadar “yatırımcının ekonomik olarak korunup korunmadığı” sorusu da gündeme gelmektedir.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BORSA
Borsada toksik işlemlerle yatırımcı nasıl soyuldu?
Yayınlanma:
2 hafta önce|
08/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Borsa, tasarruf sahiplerinin şirketlerin büyümesine ortak olduğu bir yatırım alanı olmak zorundadır. Ancak son yıllarda yaşanan bazı uygulamalar, özellikle küçük yatırımcı açısından sermaye piyasalarının asli fonksiyonundan uzaklaşıp adeta şirketlerin finansman aracı haline dönüştüğü yönünde ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
Bugün birçok yatırımcı şu soruyu soruyor: “Borsa gerçekten yatırımcının para kazandığı bir yer mi, yoksa yatırımcıdan para toplayan bir mekanizmaya mı dönüştü?”
Bu sorunun cevabını ararken son yıllarda öne çıkan bazı “toksik işlemlere” bakmak gerekiyor.
1. Sürekli sermaye artırımlarıyla yatırımcının sulandırılması
Bazı şirketler yatırımcıdan topladıkları kaynakları verimli yatırımlara dönüştürmek yerine, peş peşe bedelli sermaye artırımlarına giderek adeta sürekli yeni kaynak toplama alışkanlığı geliştirdi.
Yatırımcı şirketin büyümesine ortak olmak isterken;
- Sürekli yeni hisse basılması,
- Piyasaya yeni lot sürülmesi,
- Hisse başına kârın azalması,
sonucunda yatırımcı payı giderek sulandı.
Bu süreçte şirket büyürken yatırımcı fakirleşti.
2. Ödünç ve emanet hisselerle oluşan satış baskısı
Son dönemde en çok tartışılan konuların başında ödünç verilen hisseler geliyor.
Normal şartlarda piyasadaki dolaşımdaki pay miktarı sınırlıyken, ödünç ve emanet sistemleri üzerinden piyasaya ek satış baskısı oluşabiliyor.
Yatırımcı elindeki hisselerin uzun vadeli yatırım amacıyla tutulduğunu düşünürken;
- Aynı hisselerin farklı mekanizmalarla piyasaya sürülmesi,
- Arzın fiilen büyümesi,
- Fiyatın baskılanması,
gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
Küçük yatırımcı açısından bakıldığında ortaya çıkan tablo oldukça nettir: Talep aynı kalırken arz büyüyor ve fiyat düşüyor.
3. Patron satışları ve yatırımcı güveninin sarsılması
Birçok şirkette yatırımcılar yönetim kadrolarının açıklamalarına güvenerek pozisyon aldı.
Ancak bazı örneklerde;
- “Satış düşünmüyoruz”
- “Hissemize güveniyoruz”
- “Uzun vadeli yatırımcıyız”
şeklindeki açıklamaların ardından gelen büyük pay satışları ciddi güven kaybına yol açtı.
Patron satışları hukuken mümkün olabilir. Ancak yatırımcı açısından mesele hukuki olmaktan çok güven ilişkisidir. Borsa güvenle çalışır. Güven kaybolduğunda fiyatlar da çöker.
4. Kredili işlemler ve yatırımcının zorunlu tasfiyesi
Yükseliş dönemlerinde yatırımcılar kredili işlemlere yönlendirildi.
Fiyatlar yükselirken herkes kazandığını düşündü.
Ancak düşüş başladığında;
- Teminat tamamlama çağrıları,
- Zorunlu satışlar,
- Zincirleme tasfiyeler,
piyasadaki düşüşü daha da hızlandırdı.
Sonuçta yatırımcı sadece zarar etmedi. Kendi hissesini en dip seviyelerden satmaya zorlandı.
5. Şirket finansmanı yatırımcının sırtına yükleniyor mu?
Asıl tartışılması gereken konu budur.
Borsanın amacı şirketleri finanse etmek midir?
Evet.
Ancak bu finansman yatırımcıyı ezerek yapılabilir mi?
Hayır.
Bir şirketin;
- Sürekli hisse satması,
- Sürekli sermaye artırması,
- Sürekli yeni finansman yaratması,
ancak yatırımcının aynı dönemde servet kaybetmesi sürdürülebilir bir model değildir.
Bu durum sermaye piyasasını yatırım alanı olmaktan çıkarıp kaynak toplama mekanizmasına dönüştürür.
6. En büyük kayıp: Güven
Borsalarda para kaybedilebilir. Bu normaldir.
Ancak yatırımcı adil olmayan bir oyun oynandığını düşünmeye başladığında daha büyük bir sorun ortaya çıkar: Güven kaybı.
Yatırımcı kaybettiği parayı zamanla yeniden kazanabilir. Fakat kaybolan güven yıllarca geri gelmeyebilir. Bugün sermaye piyasalarının önündeki en büyük risk de budur.
Sözün özü
Küçük yatırımcı piyasanın en zayıf halkasıdır. Bilgiye erişimi sınırlıdır. Şirket yönetimlerine ulaşamaz. Kurumsal yatırımcılarla aynı imkanlara sahip değildir.
Bu nedenle sermaye piyasalarının temel görevi yatırımcıyı korumaktır.
Şeffaflığın artırılması, ödünç hisse mekanizmalarının daha net izlenebilmesi, dolaşımdaki gerçek pay miktarlarının doğru açıklanması, patron satışlarının daha sıkı denetlenmesi ve yatırımcı lehine düzenlemelerin artırılması artık bir tercih değil zorunluluktur.
Aksi halde borsa, yatırımcıların servet oluşturduğu bir piyasa olmaktan çıkar; yatırımcının finanse ettiği ama kazanç elde edemediği bir sisteme dönüşür.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.027)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.585)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (567)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.445)
- GÜNDEM (3.542)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.688)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (579)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.433)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (804)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (111)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (50)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (19.06.2026) 18/06/2026
- SPK'dan Barem Ambalaj işlemleri ile ilgili 3 kişiye işlem yasağı 18/06/2026
- Spotify İstanbul'da yeni ofisini açtı 18/06/2026
- Bakan Bolat: Reklam konusunda önemli bir yönetmelik hazırlıyoruz 18/06/2026
- ABD ordusu, İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı 18/06/2026
- Trump, İran'a 300 milyar dolarlık ödeme iddialarını yalanladı 18/06/2026
- Çin'den G7'nin kritik mineral açıklamasına tepki 18/06/2026
- Vance: İsrail'deki panik hali güvensizlikten kaynaklanıyor 18/06/2026
- Yabancılar geçen hafta 118 milyon dolarlık hisse sattı 18/06/2026
- Yabancılar geçen hafta 485 milyon dolarlık tahvil aldı 18/06/2026
SON YAZILAR
- Şirketler Neden Köprünün Ortasında Kalıyor? 18/06/2026
- Yeşil dönüşüm zorunlu hale geliyor: Emisyon liginde dikkat çeken tablo 18/06/2026
- Warsh dönemi başladı: Fed’de kurallar yeniden yazılıyor 18/06/2026
- Bankalara kripto saklama izni 18/06/2026
- İSO500 Açıklandı: Sanayinin kârını faiz yuttu 18/06/2026
- HALKBANK ABD DAVASI KESİN OLARAK KAPANDI 17/06/2026
- Yapı Kredi’den 700 Milyon Dolarlık Dev Finansman Hamlesi 17/06/2026
- Doğru Finans Müdürü Şirketin Sigortasıdır 17/06/2026
- Sanayide Tavuk Sendromu: Sıradaki Sektör Hangisi? 17/06/2026
- BİM Bankacılığa Giriyor: Dost Katılım Bankası 17/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu




