Connect with us

Erol Taşdelen

Şirketler neden üçüncü kuşağı göremiyor?

Yayınlanma:

|

Şirketlerin Yaşam Döngüsü: Neden Çoğu Şirket 3. Kuşağı Göremez?

Dünyada ve Türkiye’de aile şirketlerinin büyük bölümü kurucular tarafından başarıyla büyütülür, ancak nesiller arası geçişlerde ciddi sorunlar yaşanır.

Yaygın olarak kabul edilen istatistiklere göre:

  • Şirketlerin yaklaşık %100’ü 1. kuşakta kurulur.
  • Yaklaşık %30’u 2. kuşağa geçebilir.
  • Yaklaşık %10-15’i 3. kuşağa ulaşabilir.
  • %3-5’i 4. kuşağı görebilir.

Bu nedenle iş dünyasında sıkça kullanılan bir söz vardır: “Birinci kuşak kurar, ikinci kuşak büyütür, üçüncü kuşak tüketir”.

Elbette bu her zaman doğru değildir ancak başarısızlıkların temel nedenlerini iyi özetler.

Şirket Yaşam Döngüsünün 5 Evresi

1. Kuruluş Dönemi

Şirketin kaderi tamamen kurucuya bağlıdır.

Özellikleri:

  • Yüksek enerji
  • Girişimcilik ruhu
  • Hızlı karar alma
  • Risk alma isteği
  • Patron merkezli yönetim

En büyük risk:

  • Sermaye yetersizliği
  • Yanlış ürün seçimi
  • Nakit akışının bozulması

2. Büyüme Dönemi

Satışlar hızla artar.

Özellikleri:

  • Yeni müşteriler
  • Yeni yatırımlar
  • Şubeleşme
  • İhracat girişimleri

En büyük hata: “Satış arttıkça kâr da artar” yanılgısı.

Birçok şirket:

  • Nakit yönetimini ihmal eder.
  • Aşırı kredi kullanır.
  • Kontrolsüz büyür.

3. Kurumsallaşma Dönemi

Şirket artık patron şirketinden kurum şirketine dönüşmek zorundadır.

Gerekli adımlar:

  • Yetki devri
  • Profesyonel yönetim
  • İç kontrol sistemleri
  • Bütçe yönetimi
  • Kurumsal yönetim

Bu aşama başarılamazsa şirket kurucunun gölgesinde kalır.

4. Olgunluk Dönemi

Şirket artık sektör liderlerinden biridir.

Özellikleri:

  • Güçlü marka
  • Yüksek pazar payı
  • Düzenli kârlılık
  • Güçlü insan kaynağı

Tehlike: “Biz zaten büyüğüz” rehaveti. Birçok büyük şirket bu dönemde inovasyonu kaybeder.

5. Yeniden Doğuş veya Çöküş

Her şirket sonunda şu soruyla karşılaşır: “Değişecek miyiz, yoksa geçmiş başarılarla mı yaşayacağız?”

Başarılı şirketler:

  • Kendilerini yeniler.
  • Dijitalleşir.
  • Yeni iş modelleri geliştirir.

Başarısız olanlar ise küçülür veya yok olur.

2. Kuşak Nerelerde Hata Yapar?

Kurucu kuşak genellikle yokluktan gelmiştir.

Paranın değerini bilir.

Müşteriyi tanır.

Sahada yetişmiştir.

kuşak ise çoğu zaman hazır bir sistemin içine doğar.

Başlıca hatalar:

1. Kurucunun Gölgesinde Kalmak

Karar veremez.

Sürekli babanın veya annenin onayını bekler.

Sonuç: Yönetim çift başlı hale gelir.

2. Kardeş Rekabeti

En yaygın sorunlardan biridir.

Örnek:

  • Biri satıştan sorumlu.
  • Biri finanstan sorumlu.
  • Biri üretimden sorumlu.

Zamanla: “Şirketi ben büyüttüm” tartışmaları başlar.

3. Şirketi Aile Kasası Gibi Görmek

Şirket ile kişisel servet karıştırılır.

Örnek:

  • Lüks harcamalar
  • Gereksiz gayrimenkuller
  • Aile üyelerine yüksek maaşlar

Bu durum şirketin özkaynağını eritir.

4. Profesyonelleri Tehdit Olarak Görmek

Yetkin yöneticiler sisteme alınmaz.

Şirket içeriden büyüyemez.

5. Kurumsallaşmayı Geciktirmek

Her şey sözlü yürür.

Süreçler yazılı değildir.

Kurucu ayrıldığında bilgi de şirketten ayrılır.

3. Kuşak Nerelerde Hata Yapar?

  1. kuşak genellikle en riskli dönemdir.

Çünkü:

  • Şirketi kurmamıştır.
  • Kriz yaşamamıştır.
  • Sermaye oluşturma sürecini görmemiştir.

Bu nedenle serveti üretmekten çok yönetmeye çalışır.

1. Aidiyet Kaybı

Şirket artık “babamın şirketi” değil, “dedemin şirketi” olmuştur.

Duygusal bağ zayıflar.

2. Hissedar Sayısının Artması

Örneğin:

Kurucu → 3 çocuk

3 çocuk → 9 torun

9 torun → 27 hissedar

Karar almak zorlaşır.

3. Liyakat Yerine Soyadı

En büyük risklerden biridir.

Pozisyonlar şu mantıkla dağıtılır: “Bizden biri olsun” yerine “En iyi kişi olsun” yaklaşımı benimsenmez.

4. Şirketten Sürekli Nakit Çekmek

Yatırım yerine temettü talebi artar.

Şirket büyümek yerine hissedarları finanse etmeye başlar.

5. Teknolojik Körlük

Yeni nesil rakipler:

  • Yapay zekâ
  • Veri analitiği
  • Dijital satış
  • Otomasyon

alanlarında ilerlerken şirket eski yöntemlere bağlı kalabilir.

3. Kuşağı Yaşatan Şirketlerin Ortak Özellikleri

Dünyadaki başarılı aile şirketleri incelendiğinde şu ortak noktalar görülüyor:

✅ Aile anayasası vardır.

✅ Hissedarlık kuralları yazılıdır.

✅ Aile konseyi bulunur.

✅ Yönetim kurulu profesyoneldir.

✅ Aile üyeleri performans kriterleriyle işe alınır.

✅ Şirket ile aile bütçesi ayrıdır.

✅ Yetenekli profesyoneller yönetimde yer alır.

✅ Halefiyet (succession) planı önceden hazırlanır.

Sonuç

Aile şirketlerini batıran şey çoğu zaman ekonomik krizler değil; yönetilemeyen büyüme, kurumsallaşamama, aile içi çatışmalar ve nesiller arası geçiş sorunlarıdır.

Kurucu kuşak sermaye yaratır.

İkinci kuşak sistemi kurumsallaştırır.

Üçüncü kuşak ise ya şirketi küresel bir markaya dönüştürür ya da geçmiş kuşakların biriktirdiği değeri tüketir.

Bu nedenle aile şirketlerinde asıl sınav şirketi kurmak değil, şirketi kuşaklar boyunca yaşatabilmektir.

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru

Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?

Yayınlanma:

|

Geleceği Tahmin Etmek Mümkün Mü?

Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”

İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.

Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.

Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.

Markov Zinciri Nedir?

Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.

Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.

Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.

Örneğin bir müşteri:

  • Düzenli ödeme yapan müşteri
  • Riskli müşteri

olarak iki farklı durumda bulunabilir.

Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.

Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?

1. Kredi Risk Analizi

Bankalar müşterileri;

  • Çok düşük risk
  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk
  • Temerrüt

gibi kategorilere ayırır.

Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.

Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.

2. Takipteki Kredilerin Tahmini

Bir kredi portföyündeki müşterilerin:

  • Normal
  • Yakın izleme
  • Gecikmeli
  • Takipte

kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.

Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.

3. Müşteri Davranışı Analizi

Bir müşteri:

  • Aktif kullanıcı
  • Pasif kullanıcı
  • Ürün terk eden müşteri

durumları arasında hareket eder.

Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.

4. Dolandırıcılık Tespiti

Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.

Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.

Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.

Borsada Markov Zincirleri

Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.

Örneğin bir hisse için:

  • Yükseliş
  • Yatay seyir
  • Düşüş

olmak üzere üç durum tanımlanabilir.

Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:

  • Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
  • Düşüşe dönme ihtimali
  • Yatay piyasaya geçiş olasılığı

hesaplanabilir.

Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.

Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.

Markov Zincirlerinin Avantajları

Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği

Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.

Karmaşık Sistemleri Basitleştirir

Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.

Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır

Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.

Stratejik Kararları Destekler

Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.

Peki Riskleri Neler?

Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.

Veri Kalitesi Sorunu

Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.

Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski

Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.

Aşırı Basitleştirme

Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.

Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.

Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.

Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi

Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle:

  • Risk yönetimi
  • Finansal modelleme
  • Kredi tahmini
  • Dolandırıcılık analizi
  • Müşteri davranışı tahmini

alanlarında önemini koruyor.

Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Özet

Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.

Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.

Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Şirketler Neden Köprünün Ortasında Kalıyor?

Yayınlanma:

|

Köprüde Sıkışan Lider: Aslanlar, Kurtlar ve Köpekbalıkları Arasında Stratejik Düşünmek

İş hayatında bazı anlar vardır ki, hangi tarafa dönerseniz dönün risk görürsünüz.

Bir yanda güçlü rakipler…
Bir yanda piyasa baskıları…
Bir yanda finansal riskler…
Ve altında çatırdayan bir köprü…

Ekli görsel ilk bakışta bir bilmece gibi görünse de, aslında günümüz iş dünyasının en gerçekçi metaforlarından biridir.

Bugün birçok şirket tam da bu köprünün üzerinde duruyor.

Aslanlar: Büyük Rakipler

Sektörün dev oyuncuları fiyat kırıyor.

Pazar payınızı daraltıyor.

Tedarik zincirinde güç kullanıyor.

Marka bilinirlikleriyle müşterileri kendilerine çekiyor.

Özellikle KOBİ’ler ve orta ölçekli şirketler için bu aslanlar her geçen gün daha da büyüyor.

Sorun şu: Aslanlarla onların oyununda savaşmaya çalışırsanız genellikle kaybedersiniz.

Çünkü onların avantajı ölçek ve sermayedir.

Kurtlar: Piyasanın Acımasız Baskısı

Kurtlar ise daha farklıdır.

Hızlıdırlar.

Çeviktirler.

Fırsat gördükleri anda saldırırlar.

Bugünün iş dünyasında kurtlar;

  • Ani maliyet artışları,
  • Teknolojik dönüşüm,
  • Yeni nesil girişimler,
  • Değişen müşteri beklentileri,
  • Küresel rekabet

olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketlerin çoğu aslanlara odaklanırken kurtların sessizce yaklaştığını fark etmiyor.

Köpekbalıkları: Finansal Riskler

Aşağıdaki suların içindeki köpekbalıkları ise finans dünyasının en tanıdık tehditlerini temsil ediyor.

  • Yüksek faizler
  • Kur riski
  • Nakit akışı problemleri
  • Tahsilat sorunları
  • Borçluluk baskısı
  • Likidite krizi

Birçok şirket operasyonel olarak başarılı olmasına rağmen finansal risklere yeniliyor.

Tarihinin en yüksek cirosunu yapan ama kasasında para olmayan şirketler bunun en somut örneği.

Çoğu Yönetici Nerede Hata Yapıyor?

İlk refleks genellikle şöyledir:

“Aslanlarla savaşalım.”

“Kurtları durduralım.”

“Köpekbalıklarından kaçalım.”

Oysa stratejik düşüncenin temel kuralı farklıdır: Sorunun içinde çözüm aramak yerine sorunun kurallarını değiştirmek.

Gerçek Liderler Ne Yapar?

Başarılı liderler tehditlerle tek tek mücadele etmeye çalışmaz.

Onlar oyunun kendisini değiştirir.

1. Rekabet Alanını Değiştirir

Rakibin güçlü olduğu yerde savaşmaz.

Yeni pazar bulur.

Yeni ürün geliştirir.

Yeni müşteri segmenti oluşturur.

Mavi Okyanus Stratejisi’nin özü budur.

2. Kaynaklarını Korur

Her savaşa girmez.

Her fırsatın peşinden koşmaz.

Bazı projeleri sonlandırır.

Bazı yatırımları erteler.

Bazı müşterilerden bile vazgeçer.

Çünkü liderlik bazen “hayır” diyebilmektir.

3. Köprüyü Güçlendirir

En önemli nokta budur.

Şirketlerin büyük bölümü aslanlara ve kurtlara odaklanırken köprünün çürüdüğünü fark etmez.

Oysa köprü;

  • İnsan kaynağıdır,
  • Kurumsal yönetimdir,
  • Nakit akışıdır,
  • Risk yönetimidir,
  • İç kontrol sistemidir.

Köprü sağlam değilse hiçbir strateji işe yaramaz.

Bugünün Türkiye Gerçeği

Türkiye’de birçok şirket şu anda bu görseldeki kişinin bulunduğu noktaya benzer bir pozisyonda.

Bir tarafta küresel rekabet.

Bir tarafta yüksek finansman maliyetleri.

Bir tarafta daralan talep.

Bir tarafta teknolojik dönüşüm baskısı.

Bu nedenle başarı artık yalnızca satış yapmakla ölçülmüyor.

Asıl başarı; belirsizlik ortamında ayakta kalabilmek, nakdi koruyabilmek ve stratejik esnekliği sürdürebilmekle ölçülüyor.

Çözüm Kaçmak Değil, Perspektifi Değiştirmek

Bu görselin en önemli mesajı şudur: Bazen çözüm daha güçlü olmak değildir. Bazen daha hızlı olmak da değildir.

Bazen çözüm, herkesin baktığı yere bakmayı bırakıp oyunu yeniden tasarlamaktır.

Çünkü liderler krizleri yönetmez.

Liderler krizlerin kurallarını değiştirir.

Ve çoğu zaman kurtuluş yolu, tehditlerle savaşmak değil; onları birbirine karşı kullanabilecek kadar geniş bir perspektife sahip olmaktır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist
Bankavitrini.com

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Sanayide Tavuk Sendromu: Sıradaki Sektör Hangisi?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Rekabet Cezaları ve Kayyım Uygulamaları Reel Sektörde Yeni Bir Korku Dalgası mı Yaratıyor?

Eylül 2025’te beyaz et sektöründe faaliyet gösteren 13 firmaya yönelik yaklaşık 3,7 milyar TL tutarındaki rekabet cezası ve sonrasında gelen kayyım tartışmaları, sanayi dünyasında uzun süre konuşulmuştu. Haziran 2026’da ise bu kez lastik sektörüne yönelik 3,63 milyar TL’lik rekor ceza gündeme geldi.

Reel sektör temsilcileri arasında son dönemde sıkça kullanılan bir ifade dikkat çekiyor: “Tavuk Sendromu”

Bu ifade resmi bir kavram değil. Ancak sanayiciler arasında, bir sektöre yönelik rekabet soruşturması, yüksek para cezası, sonrasında gelen adli süreçler ve kayyım uygulamalarının başka sektörlere de sıçrayabileceği yönündeki endişeyi tanımlamak için kullanılmaya başlandı.

Tavuk Sektörü Neden Kırılma Noktası Oldu?

Beyaz et sektöründe başlayan süreç yalnızca Rekabet Kurumu cezalarıyla sınırlı kalmadı.

Sektör oyuncuları, rekabet ihlali soruşturmasının ardından bazı şirketlere yönelik kayyım uygulamalarının gündeme gelmesini, iş dünyasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirdi. Özellikle yatırımcılar açısından “idari ceza ile başlayan sürecin şirket yönetimine kadar uzanabilmesi” önemli bir risk algısı yarattı.

Bu nedenle birçok sanayici şu soruyu sormaya başladı: “Bugün tavuk sektöründe olanlar yarın bizim sektörde de olabilir mi?”

Lastik Sektörüne Gelen 3,6 Milyar TL Ceza Korkuları Yeniden Tetikledi

16 Haziran 2026 tarihinde Rekabet Kurumu, otomotiv lastiği üreticileri ve dağıtıcılarına toplam 3 milyar 633 milyon TL ceza verdiğini açıkladı. Soruşturmada fiyat uyumu, rekabete hassas bilgi paylaşımı, bayi kısıtlamaları ve iş gücü piyasasına ilişkin uygulamalar incelendi.

Karardan etkilenen şirketler arasında;

  • Brisa
  • Goodyear
  • Continental
  • Petlas
  • Hankook
  • Michelin
  • Pirelli

gibi sektörün en büyük oyuncuları bulunuyor.

Bu gelişme sanayide şu endişeyi güçlendirdi: “Rekabet soruşturmaları artık istisna değil, sistematik hale geliyor.”

Sanayicinin Asıl Korkusu Cezadan Çok Belirsizlik

Reel sektör temsilcileriyle yapılan değerlendirmelerde öne çıkan konu para cezasının büyüklüğünden ziyade öngörülebilirlik sorunu.

Sanayicilere göre:

  • Hangi bilgi paylaşımının ihlal sayılacağı,
  • Sektörel toplantıların sınırları,
  • Bayi ilişkilerinde uygulanabilecek kurallar,
  • İş gücü piyasasında rakip firmalarla iletişim sınırları,

konusunda ciddi uyum maliyetleri oluşuyor.

Özellikle son yıllarda Rekabet Kurumu’nun iş gücü piyasasına yönelik incelemeleri, çalışan transferleri ve ücret politikalarına kadar uzanan yeni bir denetim alanı oluşturmuş durumda.

Yatırımcı Cephesinde Kaygı Daha Büyük

Borsada işlem gören şirketlerde durum daha da hassas.

Yatırımcı açısından riskler:

  • Yüksek para cezaları,
  • Dava süreçleri,
  • İtibar kaybı,
  • Yönetim değişikliği ihtimali,
  • Finansman maliyetlerinin yükselmesi,
  • Hisse değerlemelerinin baskı altına girmesi.

Özellikle son dönemde bazı sektörlerde yaşanan gelişmeler nedeniyle yatırımcılar artık yalnızca bilanço riskine değil, “regülasyon riski” ve “yargısal risk” başlıklarına da bakmaya başladı.

Türkiye’de Yeni Dönem: Uyum (Compliance) Çağı

Uzmanlara göre son yaşananlar aslında farklı bir gerçeğe işaret ediyor.

Artık şirketlerin yalnızca üretim, satış ve finansman yönetmesi yeterli değil.

Aynı zamanda:

  • Rekabet hukuku,
  • Veri paylaşımı,
  • Bayi sözleşmeleri,
  • İnsan kaynakları politikaları,
  • Kurumsal yönetişim

alanlarında da profesyonel uyum sistemleri kurmaları gerekiyor.

Lastik sektörü kararında şirketlere yeni yükümlülükler getirilmesi ve bilgi paylaşım kanallarının yeniden düzenlenmesi de bu dönüşümün işareti olarak görülüyor.

“Tavuk Sendromu” Bir Korku mu, Yoksa Yeni Gerçeklik mi?

Sanayi dünyasında konuşulan “Tavuk Sendromu” aslında tek bir sektöre özgü değil.

Bu kavram;

  • Artan denetimler,
  • Rekor para cezaları,
  • Yönetimsel müdahale korkusu,
  • Regülasyon risklerinin büyümesi

nedeniyle oluşan genel tedirginliği ifade ediyor.

Ancak diğer taraftan bakıldığında devlet kurumlarının verdiği mesaj da net: “Rekabet ihlalleri, kartel oluşumları ve piyasayı bozucu uygulamalar artık çok daha yakından izleniyor.”

Bu nedenle önümüzdeki dönemde sanayicilerin gündeminde üretim, ihracat ve finansman kadar; “Rekabet hukuku uyumu” ve “kurumsal yönetişim” başlıkları da üst sıralarda yer alacak gibi görünüyor.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.