Connect with us

GÜNCEL

Otomotiv yan sanayinde 37 şirket ve 2 kuruluşa soruşturma

Yayınlanma:

|

Rekabet Kurumu, otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren 37 şirket ile TAYSAD ve TOSB hakkında soruşturma açtı.

Rekabet Kurumu, otomotiv yan sanayi sektöründe faaliyet gösteren bazı şirketlerin çalışan ayartmama anlaşmaları yaptığı ve ücretler ile çalışma koşullarına ilişkin rekabete hassas bilgileri paylaştığı iddiaları üzerine soruşturma başlattı.

Kurulun 13 Ağustos 2026 tarihli kararı doğrultusunda yürütülen soruşturma kapsamında Aisin, Assan Hanil, Autoliv Cankor, Beyçelik Gestamp, Denso, Farplas, Fark Holding, Tırsan, Toyota Boshoku Türkiye, Toyotetsu ve ZF Sachs dahil 37 teşebbüs ile TAYSAD ve TOSB yer alıyor.

Rekabet Kurumu, önaraştırmada elde edilen bilgi ve belgelerin, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmiş olabileceğine ilişkin ciddi ve yeterli şüphe oluşturduğunu bildirdi.

Soruşturma açılması, şirketlerin kesin olarak ihlal yaptığı anlamına gelmiyor. Nihai karar soruşturma sonucunda verilecek.

Kurumdan yapılan açıklamada; otomotiv yan sanayi alanında faaliyet gösteren;

  • A Raymond Bağlantı Elemanları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,
  • Aisin Otomotiv Parçaları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Alba Kalıp ve Otomasyon Makinaları İmalatı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,
  • Assan Hanil Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Autoliv Cankor Otomotiv Emniyet Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Benteler Gebze Taşıt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,
  • Beyçelik Gestamp Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi,
  • Birinci Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Cavo Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi,
  • Cengiz Makina Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Coşkunöz Metal Form Makina Endüstri ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Denso Otomotiv Parçaları Sanayi Anonim Şirketi,
  • Diniz Adient Oto Donanım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Ecoplas Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Egebant Zımpara ve Polisaj Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Eku Fren ve Döküm Sanayi Anonim Şirketi,
  • Farba Otomotiv Anonim Şirketi,
  • Fark Holding Anonim Şirketi,
  • Farplas Otomotiv Anonim Şirketi,
  • Ferro Döküm Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi,
  • Galsan Plastik ve Kalıp Sanayi Anonim Şirketi,
  • İleri Mekanik Makina Kalıp İmalat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Kanca El Aletleri Dövme Çelik ve Makina Sanayii Anonim Şirketi,
  • Kaynak Tekniği Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Küçükoğlu Holding Anonim Şirketi,
  • Mata Ahşap ve Otomotiv Sanayi Ticaret Anonim Şirketi,
  • Parsan Makina Parçaları Sanayii Anonim Şirketi,
  • Pimsa Otomotiv Anonim Şirketi,
  • Tekno Kauçuk Sanayii Anonim Şirketi,
  • Tırsan Treyler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • T.K.G. Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Tm Pressform Savunma Teknolojileri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Toksan Yedek Parça İmalat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi,
  • Toyota Boshoku Türkiye Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Toyotetsu Otomotiv Parçaları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
  • Van Leeuwen Distribution Boru Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,
  • Zf Sachs Süspansiyon Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

ünvanlı teşebbüsler ile sektörel teşebbüs birliği niteliğindeki

  • TAYSAD Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği ve
  • TOSB Otomotiv Tedarik Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi

hakkında Kurulun 13.08.2026 tarihli ve 26-29/831-M sayılı kararı ile 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla aynı Kanun’un 41. maddesinin birinci fıkrası uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir ifadeleri kullanıldı.

Rekabet Kurumu’nun resmi açıklaması

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BANKA HABERLERİ

Anadolubank’tan Esnaf ve Şahıs Şirketleri’ne Dijital Kredi Paketi

Yayınlanma:

|

Anadolubank, şahıs şirketleri ve esnaflar için hayata geçirdiği yeni dijital süreçle ilk kez Anadolubank müşterisi olacak işletmelere şubeye gitme zorunluluğu olmadan 1.000.000 TL’ye varan Dijital Hazır Kredi Paketi sunuyor. Süreçte şahıs şirketleri Anadolubank Mobil üzerinden görüntülü görüşmeyle hızlıca müşteri olabiliyor ve ticari hesaplarını dakikalar içinde açabiliyor.

Esnaf ve Şahıs Şirketleri’nin finansman ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler sunan Anadolubank, yeni uygulamasıyla dijital müşteri deneyimini bir adım ileri taşıyor. Bu uygulamayla, Anadolubank’a ilk kez müşteri olacak şahıs şirketleri dijital müşteri olma sürecinin ardından Dijital Hazır Kredi Paketi’ne başvurabiliyor. İşletmelerin nakit akışını ve büyüme hedeflerini desteklemek üzere hayata geçirilen Dijital Hazır Kredi Paketi’nde 1.000.000 TL’ye varan hazır limit, %3,39’dan başlayan faiz oranları ve 12 aya varan esnek vade seçenekleri sunuluyor. Paket; Taksitli Ticari Kredi, Business Kart ve Ticari Kredili Mevduat Hesabı (KMH) ürünleriyle de işletmelere farklı finansal çözümler sağlıyor.

“Esnaf ve şahıs şirketlerimizin finansmana erişimini kolaylaştırıyor, yanlarında yer alıyoruz”

Yeni dijital süreç ve sunulan avantajlar hakkında değerlendirmede bulunan Anadolubank Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Didem Karaca, şunları söyledi: “Anadolubank olarak, ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturan esnafımızın ve şahıs şirketlerimizin ihtiyaç duydukları finansal desteğe hızlı ve kolay şekilde ulaşmalarını önceliğimiz olarak görüyoruz. Yeni dijital sürecimizle şubeye gitme zorunluluğunu ortadan kaldırarak işletmelerimizin zamandan tasarruf etmelerini sağlıyoruz. Anadolubank Mobil üzerinden görüntülü görüşmeyle dakikalar içinde hesap açma kolaylığının yanı sıra sunduğumuz finansal çözümlerle işletmelerimizin ihtiyaçlarına destek olmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde de dijital bankacılıktaki yenilikçi çözümlerimizle müşterilerimizin finansal çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Garanti BBVA’ya 1,55 milyar TL Rekabet cezası

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş gücü piyasasına yönelik soruşturma uzlaşmayla sonuçlandı

Rekabet Kurulu, Türkiye Garanti Bankası A.Ş. hakkında iş gücü piyasasına yönelik yürüttüğü soruşturmayı uzlaşma yoluyla sonuçlandırdı. Garanti BBVA, 1 milyar 547 milyon 608 bin 979,25 TL idari para cezası ödeyecek.

Türkiye’nin en büyük özel bankalarından Garanti BBVA, Rekabet Kurulu soruşturması kapsamında 1,55 milyar TL’ye yakın idari para cezasıyla karşı karşıya kaldı.

Banka tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, Rekabet Kurulu’nun 26-19/601-237 sayılı uzlaşma kararı kapsamında soruşturmanın banka açısından uzlaşma usulüyle sonlandırılmasına karar verildiği bildirildi.

Garanti BBVA, süreç kapsamında 1.547.608.979,25 TL idari para cezası ödeyecek.

Soruşturmanın konusu: İş gücü piyasasında rekabet

Soruşturmanın arka planı Şubat 2026’ya uzanıyor.

Rekabet Kurumu, 24 Şubat 2026 tarihinde yaptığı duyuruda, aralarında Garanti BBVA’nın da bulunduğu 13 banka olmak üzere toplam 26 teşebbüs hakkında iş gücü piyasasına yönelik rekabet ihlali iddiaları kapsamında soruşturma başlatıldığını açıklamıştı.

Kuruma göre soruşturmanın konusu, çalışanların başka şirketlere geçişini sınırlayabilecek “çalışan ayartmama” anlaşmaları ve iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddialarıydı.

Soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesine yönelik yürütüldü.

Soruşturmada hangi bankalar vardı?

Rekabet Kurumu’nun Şubat ayındaki açıklamasında Garanti BBVA’nın yanı sıra;

  • Akbank
  • Albaraka Türk
  • DenizBank
  • HSBC Bank
  • ING Bank
  • Kuveyt Türk
  • Odea Bank
  • Şekerbank
  • Türkiye İş Bankası
  • Yapı ve Kredi Bankası
  • QNB Bank

ile birlikte çeşitli sigorta ve bilişim şirketlerinin de soruşturma kapsamında bulunduğu açıklanmıştı.

Bu nedenle Garanti BBVA’ya ilişkin bugünkü gelişme, yalnızca tek bir bankanın cezası olarak değil, bankacılık ve finans sektörünün insan kaynağı piyasasındaki rekabet uygulamalarına yönelik daha geniş bir Rekabet Kurumu incelemesinin sonucu olarak değerlendiriliyor.

“Çalışan ayartmama” anlaşması neden önemli?

Rekabet hukuku açısından iş gücü piyasası da bir rekabet alanı.

Bankalar veya şirketler arasında çalışanların birbirlerinden transfer edilmemesine yönelik anlaşmalar yapılması halinde, çalışanların iş değiştirme olanakları sınırlanabilir. Benzer şekilde ücret, çalışan maliyetleri veya istihdam koşullarına ilişkin rekabete hassas bilgilerin şirketler arasında paylaşılması da rekabet hukuku açısından sorun oluşturabilir.

Dolayısıyla Rekabet Kurumu’nun yaklaşımı yalnızca bankaların müşterilere sunduğu kredi, mevduat veya ödeme hizmetleriyle sınırlı değil; işverenlerin çalışanlar için rekabet ettiği iş gücü piyasasını da kapsıyor.

Garanti BBVA açısından süreç nasıl kapandı?

Garanti BBVA’nın KAP açıklamasına göre banka, Rekabet Kurulu tarafından belirlenen uzlaşma koşulları çerçevesinde soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılmasını kabul etti.

Banka tarafından yapılacak 1,5476 milyar TL’lik ödeme sonrasında Garanti BBVA açısından soruşturma süreci tamamlanacak.

Burada önemli nokta, gelişmenin bir “soruşturma açılması” aşamasında kalmaması; Rekabet Kurulu’nun uzlaşma kararıyla birlikte Garanti BBVA bakımından idari para cezasının belirlenmiş olmasıdır.

Sonuç olarak: Garanti BBVA, Rekabet Kurulu soruşturmasını 1 milyar 547 milyon 608 bin 979,25 TL idari para cezası ödeyerek uzlaşma yoluyla kapatacak. Ancak dosyanın sektörel önemi ceza tutarından daha geniş. Çünkü soruşturmanın tarafları arasında 13 bankanın bulunması, Rekabet Kurumu’nun bankacılık sektörünün iş gücü piyasasındaki uygulamalarını yakından izlediğini gösteriyor.

Okumaya devam et

BORSA

FON SKANDALINDA ENKAZ TEMİZLİĞİ BAŞLADI

131 fon tasfiyede, 7 portföy yönetim şirketi mercek altında… Şimdi asıl soru: Yatırımcının parası ne kadar geri gelecek, zararı kim karşılayacak?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye sermaye piyasaları son yılların en ciddi fon krizlerinden biriyle karşı karşıya. Krizin merkezinde Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy bulunuyor.

SPK, 17 Eylül’de bu 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonlarını işleme kapatırken, 131 yatırım fonunun tasfiye sürecini başlattı.

İlk açıklamalarda tasfiye için 3 aylık süre öngörülmüştü. Ancak SPK bugün, 21 Eylül 2026’da bu süreyi 6 aya çıkardı. SPK’nın gerekçesi, fon portföylerindeki varlıkların piyasa koşulları dikkate alınarak mümkün olduğunca uygun şartlarda satılabilmesini sağlamak. Bu, tasfiyenin mutlaka 6 ay süreceği anlamına da gelmiyor.

Asıl soru: Yatırımcının parası ne olacak?

Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Fonun tasfiye edilmesi, yatırımcının parasının otomatik olarak tamamının ödeneceği anlamına gelmiyor.

Fonun elindeki hisse senetleri, para piyasası araçları ve diğer varlıklar nakde çevrilecek. Borçlar ve tasfiye kapsamında yapılması gereken giderler dikkate alındıktan sonra kalan tutar yatırımcıların fon payları oranında bireysel saklama hesaplarına aktarılacak. Dolayısıyla yatırımcının alacağı; Fonun kayıtlı değeri değil, tasfiye sonunda gerçekten elde edilebilecek nakit üzerinden şekillenecek.

Bu nedenle özellikle likiditesi düşük ve fiyatı tartışmalı hisseler taşıyan fonlarda “ekrandaki fon değeri” ile “tasfiye sırasında elde edilecek gerçek nakit” arasında fark oluşup oluşmayacağı, krizin en kritik sorularından biri.

Şimdiye kadar hangi tedbirler alındı?

1. SPK 7 portföy yönetim şirketine müdahale etti

Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls Portföy’ün TEFAS’ta işlem gören fonları kapatıldı.

Bazı fonların doğrudan tasfiyesine karar verildi.

2. 131 fon tasfiye sürecine sokuldu

Tasfiye işlemleri için iki büyük banka görevlendirildi:

  • Tera Portföy fonları → İş Bankası
  • Diğer 6 portföy şirketinin fonları → Ziraat Bankası

Bankalar hem portföy saklama hem de tasfiye sürecinde yetkilendirildi.

Bu önemli; çünkü tasfiye sürecinin doğrudan krizin merkezindeki portföy şirketlerinin kontrolünde yürütülmesi yerine ayrı bir yapı üzerinden yürütülmesi amaçlanıyor.

3. TEFAS’ta alım-satım durduruldu

17 Eylül itibarıyla söz konusu fonlarda yeni alım-satım işlemleri kapatıldı.

Böylece panik satışlarının ve yeni yatırımcı girişlerinin krizi daha da büyütmesinin önüne geçilmesi amaçlandı.

4. MKK mutabakatı yapılacak

MKK ile bankalar arasında;

  • yatırımcıların fon payları,
  • toplam fon payları,
  • rehinler,
  • hacizler,
  • tedbirler,
  • gerçekleşmemiş emirler

üzerinden mutabakat yapılacak.

Bu, “kim ne kadar fon payına sahip?” sorusunun resmi olarak ortaya konulması açısından kritik.

5. TCMB piyasaya likidite verdi

Kriz yalnızca fonlarla sınırlı kalıp Borsa İstanbul’a yayılınca TCMB de devreye girdi.

Reuters’ın aktardığına göre TCMB repo fonlamasını 300 milyar TL’ye çıkardı ve bankaların gecelik piyasadan borçlanma limitlerini artırdı. Amaç, piyasadaki likidite sıkışıklığının zorunlu satışlara dönüşmesini engellemekti.

Bu çok önemli bir ayrım: TCMB’nin sağladığı likidite fon yatırımcısının zararını karşılamak için değil, finansal piyasalardaki likidite sıkışıklığını önlemek için kullanılıyor.

6. SPK’nın Ağustos düzenlemesi aslında krizin öncesinde gelmişti

Burada dikkat çekici nokta şu: SPK, krizin patlamasından önce de bazı riskleri görmüş.

SPK’nın 18 Eylül açıklamasına göre, 2025’in son çeyreğinden itibaren özellikle bazı serbest ve para piyasası fonlarında, fiili dolaşımı düşük hisselerde şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri tespit edilmişti. Bu konu 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi’nin gündemine de taşınmıştı.

SPK ayrıca Temmuz 2026’da bazı varlıkların değerlemesine ilişkin değişiklik yaptı ve 28 Ağustos’ta Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’i güncelledi.

SPK, bu düzenlemelerin özellikle:

  • ilişkili taraflar arasındaki teminatsız borçlanmayı,
  • olağandışı fiyat hareketlerini,
  • fonlar üzerinden manipülasyon ihtimalini,
  • şeffaflık sorunlarını sınırlamayı hedeflediğini açıklıyor.

7. Savcılık ve MASAK soruşturması genişliyor

İş artık yalnızca SPK’nın idari tedbirleriyle sınırlı değil.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı genişletirken Pusula Finans Holding, Tera Yatırım, Hedef Holding ve Bulls Yatırım ile bunların alt kuruluşlarının yöneticileri hakkında MASAK’tan mali inceleme talep etti. 21 Eylül itibarıyla soruşturmada yeni gözaltı kararları da geldi. DW’nin aktardığına göre 25 kişi hakkında daha gözaltı kararı verildi ve bunlardan 15’i gözaltına alındı. Daha önce dört kişi tutuklanmış, çok sayıda kişi hakkında da yurtdışına çıkış yasağı uygulanmıştı.

Dolayısıyla bundan sonraki aşamanın önemli başlıklarından biri: “Fonlarda oluşan değer kaybının arkasında piyasa riski mi, mevzuata aykırı işlem mi, manipülasyon mu, ilişkili taraf işlemleri mi var?” sorusunun hukuken ortaya konulması olacak.

En kritik konu: Yatırımcının zararı kimden tahsil edilecek?

Bence krizin en zor aşaması burası.

Çünkü üç farklı zarar kategorisini birbirinden ayırmak gerekiyor:

A) Normal piyasa zararı

Fonun elindeki hisse senedi gerçekten düşmüşse yatırımcı piyasa riskini taşır.

B) Likidite zararı

Fonun elindeki varlıkların teorik değeri yüksek görünürken piyasada yeterli alıcı bulunmuyorsa tasfiye sırasında daha düşük fiyattan satış gerekebilir.

C) Hukuka aykırı işlemden doğan zarar

Eğer soruşturma sonunda manipülasyon, yanıltıcı değerleme, ilişkili taraf işlemleri veya başka mevzuat ihlalleri nedeniyle yatırımcı zararının oluştuğu tespit edilirse, konu artık sıradan piyasa zararı olmaktan çıkar.

Üçüncü kategoride zararların sorumlularından tahsil edilmesi ve yatırımcının zararının giderilmesi için hukuki süreçler ayrıca gündeme gelebilir.

Fon malvarlığı açısından yatırımcı için önemli güvence

Yatırımcı açısından olumlu olan önemli bir hukuki mekanizma var.

Yatırım fonunun malvarlığı, fon kurucusunun ve portföy saklayıcısının malvarlığından ayrı tutuluyor. Fon varlıklarının portföy saklayıcısında saklanması gerekiyor. Fon malvarlığının kurucunun borçları nedeniyle normal şartlarda haczedilmesi veya iflas masasına dahil edilmesi de mevzuatla sınırlandırılmış durumda.

Bu nedenle: “Portföy yönetim şirketi batarsa fonun bütün varlığı da kaybolur” şeklinde bir değerlendirme doğru değil.

Ancak bu koruma, fonun içindeki varlıkların değer kaybetmesini de otomatik olarak telafi etmiyor.

YTM konusu da doğru anlaşılmalı

Burada da kamuoyunda ciddi bir kavram karmaşası oluşabilir.

Yatırımcı Tazmin Merkezi, yatırım kuruluşlarının sermaye piyasası faaliyetlerinden doğan nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda, SPK’nın ilgili tazmin kararlarını yerine getirmek üzere kurulmuş kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş.

Dolayısıyla YTM’yi “fonun zararını devlet öder” şeklinde yorumlamak doğru olmaz.

Fonun piyasa değerinin düşmesiyle ortaya çıkan normal yatırım zararının otomatik olarak YTM tarafından karşılanacağı sonucu çıkarılamaz.

Peki bu enkaz nasıl temizlenecek?

Bence önümüzde 6 aşamalı bir süreç var:

1. Varlıkların gerçek fotoğrafı çıkarılacak.
MKK + bankalar + portföy saklama sistemi üzerinden fonların gerçek varlıkları belirlenecek.

2. Hisselerin gerçek likiditesi ortaya çıkacak.
Bilançoda görünen değer ile piyasada satılabilecek değer karşılaştırılacak.

3. Fonlar kontrollü biçimde tasfiye edilecek.
SPK’nın bugün yaptığı değişiklikle süre 6 aya çıkarıldı. Amaç panik satışını azaltmak.

4. Para yatırımcılara dağıtılacak.
Tasfiye edilen varlıklardan elde edilen net tutar yatırımcıların payları oranında hesaplarına aktarılacak.

5. Ceza ve tazminat ayağı ayrıştırılacak.
SPK, MASAK ve savcılık soruşturmasının sonucuna göre sorumluluklar belirlenecek.

6. Yeni düzenleme gelecek.
Asıl sınav burada. Aynı yapıların farklı fon isimleriyle yeniden kurulmasının önüne geçilmesi gerekiyor.

Bankavitrini açısından asıl sorulması gereken 10 soru

Bu krizin üzerine gidilecekse sadece “fonlar neden battı?” sorusu yeterli değil.

Şu soruların tamamının cevaplanması gerekiyor:

  1. Hangi fon hangi hissede ne kadar pozisyon taşıyordu?
  2. Bu hisselerin fiili dolaşım oranı neydi?
  3. Fonların ilişkili olduğu şirketlerle işlem yapıldı mı?
  4. Fonların değerlemeleri hangi fiyatlardan yapıldı?
  5. Aynı hisseleri taşıyan fonlar arasında çapraz işlem oldu mu?
  6. Fonlara para girişi hangi tarihlerde hızlandı?
  7. Fon yöneticileri ve yönetim kurulları bu riskleri ne zaman biliyordu?
  8. Portföy saklayıcıları ve bağımsız denetim mekanizması neyi kontrol etti?
  9. SPK’nın 2025 sonundan itibaren gördüğü olağandışı hareketler neden daha erken durdurulamadı?
  10. Yatırımcının gerçek zararı ne kadar ve bunun ne kadarı piyasa zararı, ne kadarı varsa hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanıyor?

Ve belki de en önemli soru: “Fon yatırımcısı parasını ne zaman ve ne kadar geri alabilecek?”

Bu sorunun bugün için tek bir rakamla cevaplanması mümkün değil. Çünkü önce portföylerin gerçek piyasa değeri, satılabilirlik durumu, yükümlülükleri ve tasfiye sırasında oluşacak fiyatlar ortaya çıkacak.

Dolayısıyla 21 Eylül 2026 itibarıyla kriz yönetiminde önemli adımlar atılmış durumda; ancak yatırımcı zararının nihai boyutu henüz belli değil.

Özellikle SPK’nın tasfiye süresini 3 aydan 6 aya çıkarması, benim açımdan krizin “hemen satıp parayı dağıtma” yerine varlıkların daha kontrollü ve daha uygun koşullarda nakde çevrilmesi aşamasına geçtiğini gösteriyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.