Connect with us

GÜNCEL

Almanya çifte vatandaşlık hakkı tanıdı

Yayınlanma:

|

Federal Meclis Alman vatandaşlığına geçiş süresini kısaltacak ve çifte vatandaşlığa imkan verecek olan “Vatandaşlık Yasasının Modernizasyonu” tasarısını kabul etti.

Yasa tasarısının 2 Şubat’ta eyalet temsilcilerinden oluşan Federal Konsey oturumunda gündeme alınması ve onaylanması bekleniyor. Bu durumda yasa, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’ın onayı sonrası Resmi Gazete’de yayımlanacak ve yürürlüğe girecek. Hazırlık ve uygulama sürecinin ise aylar alması bekleniyor.

Vatandaşlık yasası reformu, Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Partinin (FDP) oluşturduğu hükümetin koalisyon anlaşmasında da yer alıyordu.

Vatandaşlığa geçişin kolaylaştırılması ve hızlı entegrasyonun teşvikini amaçlayan reformun getirdiği en önemli değişiklik, çifte vatandaşlığın artık mümkün olması.

Almanya, mevcut yasa ile istisnai durumlar dışında çifte vatandaşlığa izin vermiyor.

Ancak yeni yasa ile Alman vatandaşlığını almak isteyenler, artık daha önce sahip olduğu vatandaşlığı bırakmak zorunda kalmayacak ve birden fazla ülkenin vatandaşı olma hakkına sahip olacak.

Yeni yasa ile birlikte, Alman vatandaşlığına başvurabilmek için istenen asgari “yasal ikamet süresi” 8 yıldan 5 yıla düşürülüyor.

5 yıldan daha kısa bir sürede vatandaşlığa geçiş de mümkün olacak.

Başarılı bir entegrasyon sağlayanlar 3 yıllık yasal ikamet süresi sonrasında Alman vatandaşlığı alabilecek.

Yasada eğitim veya mesleki başarılar, gönüllülük faaliyetleri, ileri düzeyde dil becerisi gibi örnekler özel çabalar olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca vatandaşlığa geçiş için kişinin kendi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini devlet kaynaklarını kullanılmadan, yani sosyal yardım almadan sağlıyor olması gerekiyor.

Yasa, yabancı anne-babanın Almanya’da doğan çocuklarının, ebeveynlerden birinin en az beş yıl Almanya’da yasal olarak ikamet etmesi şartıyla Alman vatandaşlığına sahip olmasına da imkan tanıyor.

Misafir işçi kuşağı unutulmadı

Yasa, koalisyon hükümetinin en önemli reformlarından biri olarak görülüyor.

Özellikle “Gastarbeiter”, yani “Misafir İşçi” kuşağı için.

Bu kuşağın, Almanya’nın ekonomik büyüme döneminde yaşadığı iş gücü eksikliği nedeniyle geçici olarak Almanya’da çalışmaları ve geri dönekleri varsayılıyordu.

Bu nedenle dil ve diğer entegrasyon fırsatları yeteri kadar sunulmamıştı.

Bu nedenlerle yeni yasa ile birlikte, bu kuşak için de vatandaşlığa geçiş koşullarında kolaylıklar sağlanacak.

Ayrıca Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeninin yanı sıra yaşam şartları hakkında soruların yer aldığı vatandaşlık testinden muaf tutulacaklar.

Günlük hayatlarını idame ettirebilecek düzeyde sözlü Almanca dil bilgisi de yeterli olacak.

Yeni yasaya göre, 1974 yılından önce Almanya Federal Cumhuriyeti’ne, 1990’dan önce de Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne gelenler kapsam içinde bulunuyor.

İçişleri Bakanı Nancy Faeser, bunu “geç kalınmış bir takdirin ifadesi” olarak nitelendiriyor.

Alman vatandaşlığın önündeki engeller neler?

Yeni vatandaşlık yasası, ikamet süresi, ileri düzeyde Almanca bilgisi ve ekonomik özgürlük kanıtının yanı sıra “insan onurunun güvencesine” ve “özgürlükçü demokratik düzene” bağlılık şartı da getiriyor.

Bu kapsamda “antisemitizm, ırkçılık, cinsiyet veya cinsel yönelime yönelik veya diğer insanlık dışı motivasyona dayalı eylemler” Alman vatandaşlığının önündeki engeller arasında bulunuyor.

Kişinin bu gerekçelerle ceza alması durumunda vatandaşlığa kabul edilmeyecek. Bu konuda vatandaşlık daireleri ve savcılıklar yakın iş birliği içinde olacak.

Ayrıca çok eşli olanlar veya anayasada yer alan kadın-erkek eşitliğine aykırı davrananlar da vatandaşlığa alınmayacak.

Yeni vatandaşlık yasası ile ne amaçlanıyor?

Almanya, son yıllarda ülkeye nitelikli işçileri ülkeye çekmek için birtakım adımlar atıyor.

“Bir göçmen ülkesinin gereksinimlerini karşılamayı” amaçlayan “Vatandaşlık Yasasının Modernizasyonu” da bu adımlar biri.

Alman hükümeti geçen yıl da “Kalifiye İş Gücü Göçünü Geliştirme Yasasını” kabul etmişti.

Almanya, bu bir dizi yasa ile ülkeyi nitelikli iş gücü için daha cazip kılmayı hedefliyor.

İçişleri Bakanı Faeser, geçen yıl yaptığı bir açıklamada, bu adımların Almanya’nın “rekabet edilebilirliği” için de önemli olduğunu vurgulamıştı.

“En iyi beyinler için küresel bir rekabetin ortasında” olunduğunu söyleyen Faeser, “Alman ekonomisinin pek çok alanda acilen vasıflı çalışanlara ihtiyaç duyduğunu” ifade etmişti.

Yapılan araştırmalar da Alman ekonomisinin nitelikli iş gücüne ihtiyacını ortaya koyuyor.

Alman Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği’nin (DIHK) geçtiğimiz aylarda açıkladığı ankette onlardan biri.

DIHK’nın 22 bin şirketle yaptığı ankete göre, şirketlerin yüzde 53’ü açık pozisyonları doldurmakta zorlanıyor.

Birlik ayrıca, vasıflı işçi eksikliği nedeniyle Alman ekonomisinin dönüşümünün risk altında olduğu uyarısında da bulunmuştu.

Manpower Group Küresel Yetenek Açığı araştırmaları da her geçen yıl küresel yetenek açığının arttığını, Almanya’nın da en çok yetenek açığı yaşayan ülkelerden biri olduğunu gösteriyor.

Göçmenlerin Alman siyasetinde söz hakları artacak

17 maddelik Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Hedefleri de dikkate alınarak hazırlanan yasa, özellikle “Eşitsizliklerin Azaltılması” hedefini de gerçekleştirmeyi amaçlıyor.

“Ülkelerin içinde ve arasında bulunan eşitsizlikleri azaltmak” başlığını taşıyan 10. Madde, “Planlı ve iyi yönetilen göç politikaları” ve 2030’a kadar “yaş, cinsiyet, engel, ırk, etnik köken, soy, din veya ekonomik veya başka bir durumuna bakılmaksızın herkesin sosyal, ekonomik ve politik içermesinin sağlanması ve desteklenmesini” gibi hedefleri içeriyor.

Almanya’daki bazı göçmenler, geldikleri ülkenin vatandaşlığını bırakmak istemedikleri için Alman vatandaşlığına geçme konusunda istekli olmuyor.

Almanya İçişleri Bakanlığı verilerine göre, ülkede 12 milyondan fazla yabancı ülke vatandaşı bulunuyor.

Bunların yaklaşık yarısının ise 10 yıldan uzun bir süredir Almanya’da yaşamasına karşın vatandaşlığa geçmedikleri belirtiliyor.

Almanya’daki en büyük göçmen topluluklarından birini de Türkiye’den gelenler oluşturuyor.

Başta aşırı sağcı parti AfD olmak üzere Birlik partileri CDU/CSU partileri ise yasaya tepki gösteriyor.

“Alman vatandaşlığının değersizleştiğini” belirten muhalefet partileri, aynı zamanda “başka ülkelerin siyasetlerinin” Almanya içine taşınacağı eleştirilerinde bulunuyorlar.

Tasarının Federal Meclis’teki Aralık ayındaki ilk oturumunda konuşan CDU/CSU Milletvekili Alexander Throm, “Birkaç yıl içinde Erdoğan’ın AKP’sinin bir Alman şubesinin burada, Alman Federal Meclisi’nde oturmasına kimse şaşırmamalı. Sizin koltuklarınıza” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki yıllarda yaptığı açıklamalarda özellikle “Avrupalı Türkler üzerinde önemle durduklarını” belirtmiş, Türkiye’den göç etmiş kişilerin “mümkünse yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığını almaları” çağrısında bulunmuştu.

Erdoğan, 2018 yılında Bosna Hersek’te Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin bir toplantısında Avrupa’da yaşayan vatandaşların bulundukları ülkelerdeki siyasi partilerde aktif şekilde rol almalarını da isteyerek, “O parlamentolarda ülkemize hainlik edenler değil, sizler yer almalısınız” demişti.

İltica başvurusu reddedilenlere hızlı sınır dışı

Alman Federal Meclisi dün ise iltica başvurusu reddedilenlerin sınır dışı işlemlerinin hızlandırılmasını öngören yasa tasarısını kabul etti.

Polisin arama yetkilerini genişleten “Geri Dönüşü İyileştirme Yasası” ile sınır dışı öncesi gözaltı merkezine yerleştirilmiş kişilerin gözaltı süresinin 10 günden 28 güne çıkarılmasını da içeriyor.

Yasa ile aynı zamanda insan kaçakçılarının da sınır dışı edilmesi kolaylaştırılıyor.

Rudaw

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank “Şehrin İyi Hali” projesinin 12. dönem başvurularını başlattı

Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp, “Yeni dönemde gönüllü sayımızı daha da artırmayı hedefliyoruz. Tüm gençlerimizi iyilik için harekete geçmeye davet ediyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank’ın gençleri gönüllülükle tanıştıran toplumsal fayda projesi ‘Şehrin İyi Hali’nde 12’nci dönem başvuruları başladı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, proje, farklı sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) işbirliği yaparak gençlere toplumsal fayda üretme ve kişisel gelişimlerini güçlendirme fırsatı sunuyor.

Bu kapsamda tüm üniversiteli gençlerin katılabileceği projede gençler, farklı sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) bir araya gelerek toplumsal fayda çalışmalarında yer alacak ve kişisel gelişimlerini destekleyecek deneyimler kazanacak.

Bugüne kadar yaklaşık 25 bin gence ulaşan Şehrin İyi Hali, gençlerin sürdürülebilirlik, çevre, hayvan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal kapsayıcılık gibi alanlarda aktif rol almasını sağladı. Yeni dönemde de gençler, Türkiye’nin farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek gönüllülük çalışmalarına katılacak.

Akbank, projeyle gönüllülük hareketini daha geniş bir alana yaymayı ve gönüllülüğün gençlerin hayatında kalıcı olmasını hedefliyor.

Şehrin İyi Hali gönüllülük etkinlikleri, bu yıl 10-25 Ekim’de 9 sivil toplum kuruluşuyla düzenlenecek. Gençler, Kurtaran Ev ile kulübe yapımı ve boyama, hayvanların bakımı ve gezdirilmesine destek olacak. ‘Kokopelli Şehirde’, Akmerkez’in terasındaki kent tarımı alanında ekoloji ve sürdürülebilir yaşam deneyimi sunarken, Türkiye Down Sendromu Derneğinde kapsayıcılık seminerinin yanı sıra kule yarışları ve pizza atölyeleri gerçekleştirilecek. ‘Bilim Virüsü’nün düzenlediği eğitimlerde de afet farkındalığı üzerine temel kavramlar konuşulacak.

Gençler, ‘Hadi İşaretin’ özel tasarlanmış kutu oyunuyla işaret diline yönelik etkinliklerde yer alırken, Çorbada Tuzun Olsun Derneği ile evsiz bireyler için mutfakta gıda üretimine ve sokakta dağıtım faaliyetlerine destek olacak. Türkiye Omurilik Felçliler Derneği ile tekerlekli sandalye birleştirme çalışmalarına katılacak gençler, engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları yakından gözlemleme fırsatı elde edecek. Gençler ayrıca ‘Hayat Tamircisi’ eşliğindeki ‘İkinci Şanslar’ atölyesinde engelli hayvanlar için yürüteç üretecek ve DenizTemiz Derneği/TURMEPA ile gerçekleştirecekleri kıyı temizliğinde topladıkları atık miktarlarını ölçüp, su altı ekosistemine verilen zararları gözlemleyecek.

Şehrin İyi Halinin 12’nci dönemi, gençlerin gönüllülük deneyimini kutlamak amacıyla düzenlenecek özel konserle sona erecek. Gönüllülük programını tamamlayan tüm gençlere sertifika verilecek. Tüm üniversiteli gençler, istedikleri projeye ‘sehriniyihali.com’ adresi üzerinden başvurabiliyor.

– ‘Tüm gençlerimizi iyilik için harekete geçmeye davet ediyoruz’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp, Şehrin İyi Hali’nin, Akbank’ın insan odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımının en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Demiralp, projeye katılan gençlerin seçtikleri alanda gönüllü olarak farkındalık geliştirici atölyelere katıldığını aktararak, şu ifadeleri kullandı:

‘Gençler, bu çalışmalara katılarak sürdürülebilir bir dünya için emek verirken, aynı zamanda liderlik becerilerini, empati yeteneklerini ve sorumluluk duygularını geliştiriyor. Şehrin İyi Hali ile bugüne dek 25 bine yakın genç bu iyilik hareketinin bir parçası oldu. Yeni dönemde gönüllü sayımızı daha da artırmayı hedefliyoruz. Tüm gençlerimizi iyilik için harekete geçmeye davet ediyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Elektronik Parada Yaprak Dökümü

Elektronik Para Sektöründe Lisans Tasfiyesi Hızlandı: 2020 Sonrası Kurulan 12 Şirketin İzni İptal Edildi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Papel Elektronik Para’nın faaliyet izninin iptaliyle elektronik para ve ödeme kuruluşlarında lisans tasfiyesi yeniden gündemde. 2020 ve sonrasında kurulan şirketler arasında son dönemde art arda lisans iptalleri yaşanması dikkat çekiyor.

Türkiye’de elektronik para ve ödeme hizmetleri sektöründe lisanslı kuruluş sayısındaki değişim dikkat çekici bir boyuta ulaştı. Papel Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’nin faaliyet izninin iptal edilmesiyle, özellikle son yıllarda sektöre giren şirketlerin önemli bölümünün faaliyet dışına çıktığı görülüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) resmi mevzuat kayıtlarında Papel’in faaliyet izninin iptaline ilişkin karar 23 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Papel’e elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni 27 Ekim 2022 tarihinde verilmişti. İptal kararı 6493 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine dayandırıldı.

2020 sonrası kurulanlarda tablo dikkat çekiyor

Hazırlanan listeye göre, 2020 ve sonrasında kuruluş izni/faaliyet başlangıcı bulunan 12 elektronik para ve ödeme kuruluşunun lisansı iptal edilmiş durumda.

Bunlar arasında:

  • IQ Money – 2020 kuruluş
  • Paybull – 2020 kuruluş
  • Vizyon – 2021 kuruluş
  • VepAra – 2022 kuruluş
  • FZY – 2022 kuruluş
  • TTM – 2022 kuruluş
  • ParaQR – 2022 kuruluş
  • Parolapara – 2022 kuruluş
  • Payco – 2022 kuruluş
  • Papel – 2022 kuruluş
  • Paypole – 2023 kuruluş
  • Junomoney – 2025 kuruluş yer alıyor.

TCMB’nin resmi ödeme sistemleri mevzuat sayfası da 2025-2026 döneminde Paybull, IQ Money, Paypole, Papara, Pay Fix, Klon, TTM, ParaQR, Parolapara, Vezne24, Junomoney, Payco, TRPOS ve son olarak Papel hakkında faaliyet izni iptali kararlarını listeliyor.

Sadece eski şirketler kapanmıyor

Buradaki önemli ayrıntı, lisans iptallerinin yalnızca uzun yıllardır faaliyet gösteren kuruluşlarla sınırlı olmaması.

Tam tersine, son birkaç yıl içerisinde kurulmuş ve elektronik para/ödeme sektörüne yeni oyuncu olarak giren şirketler de lisans kaybedenler arasında bulunuyor.

Papel bunun son örneği oldu. Şirketin elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni 2022 yılında verilmişti; TCMB’nin 18 Eylül 2026 tarihli kararıyla izin iptal edildi ve karar 23 Eylül’de Resmî Gazete’de yayımlandı.

6493 sayılı Kanun’daki gerekçeler dikkat çekiyor

Lisans iptallerinde tek bir gerekçe bulunmuyor. Kullanılan hukuki dayanaklar arasında faaliyet izninden sonra faaliyete başlanmaması, iznin mevzuata aykırı beyan veya belgelerle alınması, ödeme kuruluşunun gerekli şartları kaybetmesi, faaliyetlerin güvenli şekilde yürütülmesini tehdit eden durumlar ve gerekli tedbirlerin süresinde alınmaması gibi hükümler bulunuyor.

Dolayısıyla her şirket için “aynı nedenle kapatıldı” şeklinde bir değerlendirme yapmak doğru değil.

Bir de birleşmeler var

Sektördeki küçülme yalnızca lisans iptallerinden ibaret değil.

Moka, PayU ve Paynet gibi kuruluşlar ise birleşme/devralma süreçleri nedeniyle faaliyet izinlerinin sona ermesi kapsamında değerlendirilmiş durumda. Bu nedenle hazırlanan listeye dahil edilmemiş olmaları, editoryal açıdan önemli bir ayrım.

“200 firma daha kaldırılır mı?”

Elektronik para sektöründeki lisanslı kuruluş sayısındaki değişim konusunda uzun süredir yapılan bir sektör tahmini yeniden gündeme geldi.

Özel toplantılarda yıllardır “Türkiye’nin 200 lisanslı firmayı daha kaldırabileceği” yönündeki tahminini dile getiren sektör gözlemcilerinden gelen değerlendirmeler, son dönemde yaşanan lisans iptalleri sonrasında yeniden tartışılmaya başladı.

Ancak burada kritik soru şu: Sektör gerçekten kaç lisanslı kuruluşu taşıyabilir?

Çünkü mesele yalnızca şirketlerin kapanması değil. Sermaye yeterliliği, teknik altyapı, iç kontrol, uyum, bilgi güvenliği, işlem hacmi, müşteri sayısı ve sürdürülebilir gelir modeli gibi unsurlar, lisanslı bir ödeme veya elektronik para kuruluşunun ayakta kalabilmesi açısından giderek daha önemli hale geliyor.

“200 firma” tartışmasının asıl önemli tarafı

Bugün itibarıyla ortaya çıkan tablo, sektörde bir eleme ve konsolidasyon sürecinin yaşandığını gösteriyor. Fakat bundan hareketle gelecekte kesin olarak 200 şirketin daha kapanacağını söylemek mümkün değil.

Asıl dikkat çekici soru ise şu: Türkiye’de ödeme ve elektronik para sektöründe kaç şirket gerçekten sürdürülebilir bir iş modeline sahip?

Papel’in de lisansının iptal edilmesiyle birlikte, 2020 sonrası kurulan kuruluşlar açısından ortaya çıkan tablo bu sorunun daha yüksek sesle sorulmasına neden oluyor.

Bankavitrini’nin notu: Hazırlanan listede birleşme nedeniyle faaliyet izni sona eren Moka, PayU ve Paynet yer almıyor. Liste, lisans iptali ile birleşme nedeniyle faaliyetin sona ermesini birbirinden ayırıyor.

Kaynak: TCMB ödeme sistemleri mevzuat kayıtları ve 23 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

150 Milyon TL Kredi Hayali Kurmayın! KOSGEB’de Limit Böyle Eriyor

KOSGEB’in 150 Milyon TL’lik Kredi Desteğinde Kritik Detay: Reklamdaki Rakamı Tam Kullanamayabilirsiniz!

Yayınlanma:

|

KOSGEB’in istihdam odaklı destek programında açıklanan KOBİ firmaları için 50 milyon TL ve KOBİ Dışı Ticari Firmalar için 150 milyon TL’lik kredi limitleri, işletmeler tarafından “kullanılabilecek kesin kredi tutarı” olarak algılanmamalı.

Çünkü açıklanan üst limitler, bazı işletmeler için çeşitli kriterler nedeniyle aşağı çekilebiliyor.

Daha önce aynı kapsamda kredi kullanıldıysa, kullanılan tutar yeni limitten düşülüyor. Bunun yanında işletmenin toplam borçluluğu da kredi tutarını etkileyebiliyor. Toplam borcun işletme kârının 3 katını aşması halinde ayrıca kesinti uygulanıyor.

“150 milyon TL kredi alırım” diye plan yapmayın!

Bu nedenle işletmelerin finansal planlamasını yalnızca KOSGEB’in açıkladığı üst limit üzerinden yapmaması gerekiyor.

Kredinin üst limitinden tam yararlanabilmek için;

  • Daha önce bu kapsamda kullandırım yapılmamış olması,
  • İşletmenin borçluluk seviyesinin düşük olması,
  • KOSGEB’in diğer başvuru ve uygunluk kriterlerinin sağlanması önem taşıyor.

Özetle; “KOSGEB 150 milyon TL kredi veriyor” demek, her işletmenin hesabına 150 milyon TL aktarılacağı anlamına gelmiyor.

Krediyi tam kullanırım diye plan yapmayın; önce işletmenizin geçmiş kullandırımını ve borçluluk oranını kontrol edin.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.