Connect with us

Uğur Durak

BANKACILARIN ORTAK SAĞLIK SORUNU : STRES!

Yayınlanma:

|

“Bankacıların ortak sağlık sorunu nedir” diye anket yapsalar Covid19’dan daha etkili ve tehlikeli tek bir cevap çıkar “stres”. Her mesleğin kendine has zorluğu vardır ama bankacılığın stresi diğer mesleklerin geride bırakır.

İster CEO ol, ister gişede memur muhakkak stresin vardır. Bankacı olup da stresin şefkatli kollarına düşmeyen yoktur. Bankacılıkta stres artıkça kazanılan para artar mı sorusu şöyle kenarda dursun, neymiş bu stres derinlemesine bir bakalım.

Stres, vücudun bir takım olumsuz olaylardan etkilenmesi, bu etki neticesinde fiziksel ve psikolojik tepkiler göstermesidir. İnsan doğası gereği her zaman korunmak ve güvende olmak ister, tehditlerden korunmak içgüdüsel bir davranışımızdır. Etrafımızda bir tehdit olursa beynimiz nano saniyeler içinde bu duruma karşı alarma geçer ve tehdit sonuçlanıncaya kadar alarm durumu bitmez. Alarm süresi arttıkça stresin yıkıcı gücü de artmaktadır.

Bu durum içinde “merkezi sinir sistemi” ile “endokrin sistemin” birlikte çalışır. Beyin endokrin sistemi uyarır, endokrin sistemde beyine yanıtlar gönderir. Stres hormonları bizim strese verdiğimiz yanıtlarla ilgilidir. Bunlar adrenalin, nör-adralin şeklinde isimlendirilmiş hormonlardır. Bunların etkisiyle vücutta biyokimyasal değişiklikler meydana gelir. Kan şekeri, tansiyon yükselir, buna ek olarak ateş yükselmesi ve çarpıntılarda eklendiğinde içinden çıkmak için kıvrandığımız nur topu gibi stresimizle yaşamaya başlarız.

Yukarıda bahsettiğim stres belirtileri ve vücudumuzun gösterdiği tepkiler genetik kalıtımsal model olarak atalarımızdan mirasımız olmakla birlikte, bir önceki kuşağın yaşadığı stresi yaşamamaktayız. Lakin bunun tek istisnası bankacılık sektöründe yaşanılan stresin üzerinden yıllar geçse de bir önceki kuşağın stresini de içine alıp bir kartopu gibi katlanarak artmasıdır.

Bu yüzden olsa gerek emekli bankacılar da stresliydi, şu an görev başında olan bankacılar da.

Bankacıysan stres ile yaşamayı, onunla mücadele etmeyi öğrenmek zorundasınız.

Peki ama nasıl?

Böyle bir durumda karşı karşıya kalındığında birey stresini azaltacak başka alanlara kaymaya başlar. Bunların başında alkol tüketimi, alışveriş bağımlığı gelmektedir. Şimdi ne alakası var diyeceksiniz ama son 2 yıl içinde binlerce bankacıyla bir araya geldim ve hepsinin verdiği ilk cevap ne yazık ki bu iki şık üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çünkü ülkemizde stres ile mücadele etmek bunun için doktora gitmek büyük bir tabu halindedir.

Stresli olmanız, deli olduğunuz anlamına gelmez. Stresli olduğunuz için psikiyatri ve psikolog yardımı almamanız asıl deliliktir. Sorunun çözümünü başka yerlerde aradığınız sürece doğru cevaba ulaşmanız güçleşmektedir.

Diyelim ki sorunun cevabını doğru yerde aradınız ve doktora gittiniz. İşte bu sarmalın en büyük tehlikesi antidepresanlarla kendinize sahte bir dünya yaratmanızda gizlidir. İlaç tedavisi ile birlikte doğru düşünce birleşmediği sürece avuç avuç hapları yutmanıza rağmen stresin azalmadığını hatta daha arttığını ben değil işin uzmanları söylüyor. Ne yazık ki antideprasan tedavi yöntemleri sizi o an için gevşetmekte ve belli bir süre sonra başka bir stres düzeyine çıktığınızda ihtiyacınıza destek vermemektedir.

Yaşantınızı, düşünce yapınızı değiştirmediğiniz sürece en kral hapı yutsanız nafiledir. Bunu nereden mi biliyorum. Dile kolay tam 16 sene bankacılık yaptım. Son 2 senesi mobbingle geçti ve “hedef baskısı” denen şeytanla yüzlerce defa bir araya geldim.

Çalıştığım bankaların hemen hepsinde mesai arkadaşlarımın birçoğu antidepresan kullanıyordu. Bende kullandım. Hatta bazı dönemlerde hapların yan etkileri üzerine konuştuğumuz bile oluyordu. Bankacının çekmecesinde aspirinden sonra ikinci sırada antidepresanlar yer alır.

Stresle başa çıkmak aslında çok zor değil. Stres yaratan durumu ortadan kaldırdığınızda, ortada çözümlenmesi gereken bir durumda kalmayacaktır. Bankacılık hayatım bittiğinden bu yana ne hedef kaygım kaldı ne satış baskım kaldı. Stresim azaldı mı? Hayır!

Çünkü stres hemen her yerde kendini gösterebilir ve yaşadığınız sürece sizinle birlikte seyahat edecek bir gölge gibidir. Gölgelerden kurtulmanın yolu basittir. Işığı tam tepeden alırsanız hiçbir yere gölgeniz düşmez. Stres içinde yöntem böyledir. Önce tam tepeden işe başlamanız gerekiyor.

Stresin ana kaynağı “kaygı ve endişedir”. Kaygı ve endişeyi hayatınızdan çıkarttığınız zaman stres de otomatik olarak hayatınızdan çıkar.

Bankacıların stres sahibi değil, bankacılar kaygılı ve yarınları için endişe duyuyor. Endişe ve kaygı arttıkça önce #anhedoni seviyesi artıyor ve bunun neticesinde stres sahibi oluyor. Anhedoni, hayattan keyif almama rahatsızlığıdır. Yaptığı işten keyif almayan bir insan bu hayata nasıl mutlu olabilir, olamaz.

O zaman kaygı ve endişeyi kontrol altına alarak ilk mücadelemizi verebiliriz. Endişe ve kaygılarımızla mücadele etmek için önce bunların bileşenlerine bakmamız zor olan işimizi kolaylaştıracaktır.

Endişe ve Kaygının 3 Bileşeni:

  • Hayatı Kontrol Etmeye Çalışmak
  • Belirsizlik Karşında Kontrolü Kaybetmek
  • Negatif Senaryoları İtinayla Üretmek

Endişe ve kaygılarınızı hayatınızdan çıkartmanız, yaşamınızı daha bayındır hale getirecektir.

İlk insandan bugüne endişe ve kaygı insanlığın ortak mücadelesi olmuştur.

Mutluluk, mücadele sonunda kazanılan bir duygu halidir. Mutlu olmak mı istiyorsun o zaman endişeni ve kaygını kontrol etmeyi öğrenmelisin. Bu öğrenmenin kolay yolu ise bu üç bileşen karşısında göstereceğin tutum ve davranışlardır.

Kontrol edemediğimiz, belirsizlik içeren konularda peşin hükümlü olumsuz sonuçları düşünmek bireyi aşağıya çekmektedir. Bunun önüne geçmek ise bireyin elindedir. Yaşamla olan bağımızı dengede tutmak için önce gereksiz endişe ve kaygılardan uzaklaşmak gerekir.

Yunus Emre’nin dediği gibi: “Dil söyler, kula dinler; kalp söyler, kâinat dinler.”

Güzel bir gün dilerim.

Uğur Durak – Hedef Tutulması Eğitim ve Danışmanlık

www.hedeftutulmasi.com

[email protected]

Uğur Durak

UĞUR DURAK’a veda

Türkiye, doğduğu yerde doymak için didinen bir oğlunu çok erken kaybetti. Halkımızın başı sağ olsun.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Üzücü bir haberle başladım Şeker Bayramı sonrasına… Örgütsüzlükten feryat eden büro çalışanlarının bir parça nefes alması için uğraşan, “Hedef Tutulması” kanalını kuran ve iş yerlerindeki mobbinge karşı mücadele eden Uğur Durak, geçirdiği beyin kanaması sonrasında kaldığı 75 günlük yoğun bakım sürecinden çıkamadı ve 42 yaşında aramızdan ayrıldı.

Uğur ağabey ile yüzyüze görüşemedik. Bunun önemi yoktu, çünkü bazı zamanlar yüzünü görmediğiniz insanlarla kalbiniz aynı tempoda atar, aynı şeyleri hissedersiniz. Uğur Durak, Türkiye’nin zıvanadan çıkmış Banka sektörü tarafından “kullanılıp atılan” çalışanlardan biri. Onu özel kılan ise yaşadığı haksızlıklara rağmen mücadele etmesi ve hakkını almasıydı. “Nemelazımcılık” yapmak yerine haklarının bilincinde bir çalışan olarak hak arama mücadelesini kazanması, bu sektörde çalışan herkese örnek oldu. Yaşadığı tecrübeleri aktardığı “Hedef Tutulması” kanalı, tüm büro çalışanlarının baskılara ve kanun dışılığa karşı sesiydi.

Kendisi ile iletişime geçtiğinizde hemen gözünüze çarpan özelliği; nezaketiydi. Haksızlık yaşayan insanlar, ister istemez ruh olarak katılaşır. Yaşadığı tüm sorunlara rağmen, her sözünü adalet tartısından geçirerek söyledi. Hele bir konu var ki, onun haksızlığa karşı ilkelerini koruması yönündeki hassaslığını gösteren o olayı fark etmem, maalesef kendisini yitirmemizin ardından gerçekleşti. “Keşke”ler birbirini kovaladı. Bu noktada kendisinin anısı ardından özür dilemekten başka bir çarem gözükmemekte maalesef.

42 yaşında bir insan, teknolojinin bu kadar geliştiği çağda eceli ile mi ölmekte peki? Onca yaşadığı haksızlığı, nezaketi ardında yansıtmasa da, hiç mi yara almaz bir insan? Kendisini işsizlik cehennemine atan şirketin, Finans sektöründen elde ettiği kârlar gözümüzün önünden gelirken, bu soruları düşünmemizi gerektirecek çok neden var.

Banka Vitrini [1] sitesinde yazdığı son yazısında, kendisine haksızlık yapanlara şöyle sesleniyordu:

“İşsiz kalmama sebep olan, yayında ve yapımda emeği gecen eski bölge müdürüm E.Ö, Şube Müdürüm H.A.A ve Satış Yöneticim N.K sizlere artık kızmıyorum. Allah sizden razı olsun! Yaptıklarınız sayesinde kendimi yeniden oluşturdum. Sizlerle mücadele ederken kendime olan güvemin arttı, davamı da kazandım. İşten çıkartırken yazdığınız tüm savlar eliniz de patladı. Yüce Türk yargısı haksızlığı çözdü. Sizleri bundan sonrası için Allah’a havale ediyorum, benimle işiniz olmaz varsa günahınız yüce yaradan ile ahirette çözersiniz işinizi.

Halen daha mesleğini yapan ve bu ekonomide verilen saçma hedefleri tutturmak için kendi yaşamını ıskalayan bankacı arkadaşlarım yolunuz açık, işiniz kolay olsun.”

Kendisi affetse de (tabii ki kinaye yapmakta), onunla “tanış olamayanlar” affeder mi? Hayır, affetmeyeceğiz. İnsanları tehdit etmek için “birkaç liralık maliyet” olarak itham eden, oradan oraya sürükleyen, notlarını düşüren, her türlü hakareti edenler mutlaka ki yaptıklarının karşılığını bu dünyada aldılar ve alacaklar. Onlar “yaşayan ölüler” olarak bu yeryüzünün “ahiretinde” hesap vereceklerdir.

Diğer yandan Uğur Durak, insanları aşağılayanlara karşı mücadele eden, başkaldıranların tepkilerinde yaşayacaktır. Dünyayı daha yaşanılır bir yer haline getirmek için okuyan, araştıran, didinen insanların anti-depresan bağımlısı, “birkaç liralık maliyet” olarak haline getirildiği, mutlaka ki yeryüzünden silinip gidecektir.

Türkiye, doğduğu yerde doymak için didinen bir oğlunu çok erken kaybetti. Halkımızın başı sağ olsun.

Özgür Gürsoy

Okumaya devam et

Uğur Durak

UĞUR’umuzu kaybettik!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Acımız tarif edilemez. Banka Vitrini‘nin en genç yazarları olan UĞUR DURAK 75 gündür verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. Evladımızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hayatını haksızlıklara karşı, onurlu duruşa adadı; mobbing ile mücadele için kalem oynattı; gelen maddi tekliflerini hiç düşünmeden ret etti. Kalemini satmadı. Yazarımız gerçek bir “emekçi dostu” olarak anılacak. Sürekli doğrunun, haklının, halkın yanında durdu. Örnek bir yaşam duruşu sergiledi. Daha yapılacak, yaşanacak, yazacak çok şey vardı, olmadı! Kısa zamanda başarılı işlere imza atarak örnek onurlu yaşam felsefesi bıraktı geriye. Ne kadar değil, Nasıl yaşanması gerektiğinin örneği oldu!

Vizyonu ve Misyonu bundan sonra da Banka Vitrini’nde yaşayacak!

Ruhu şad oldun. Işıklar içinde uyusun. Allah sevenlerine sabır ve uzun ömür versin!

İLKELERİ İLKEMİZ OLMAYA DEVAM EDECEK!

Ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil

Erol TAŞDELEN – Banka Vitrini

Okumaya devam et

Uğur Durak

B PLANIN HAZIR MI?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Hepimizin içinde kendi amacımızı bulmaya yönelik bir arzu vardır.

Yaşadığımız her tecrübe bizi asıl hayat amacımızı bulmaya iter. Bazen anlamsızlık yaşarız, bazen sıkıntıdan bunalır, hayattan bezeriz.

İşte bunların hepsi birer habercidir.

Amacımızı nerede, nasıl bulabiliriz?

12 Kasım 2018’de bankacılık hayatım bittiğinde ( performans yetersizliği İş Kanunu 17 ve 18 ) “sudan çıkmış balık gibiydim” desem az kalır adeta dünya başıma yıkılmış gibiydi.

Aradan geçen sadece üç yıl içinde beni bankacılık sisteminin dışına atan sevgili bölge müdürüm Erol’a, şube müdürüm Aybars’a ve satış yöneticim Nurten’e sonsuz sevgi ve selamlarımı iletiyorum.

Beni ait olmadığım dünyadan, her gün kabuslar gördüğüm rüyamdan, bin bir türlü riyadan kurtardınız. Farkına varmadan bana ne büyük iyilik ettiniz. ( Bu arada davalarımız devam ediyor, hemen güzel söz yazdım diye gevşemeyin! )

Sevgili dostlar uzun zamandır yazılarıma ara verdiğim için sizlerle bir araya gelemedik. 2021 hem benim için hem de şirketim için çok güzel bir yıl oldu.

Hedef Tutulması Eğitim ve Danışmanlık büyümeye devam ediyor. Nasıl bir yoğunluğum olduğunu merak edenler için hemen anlatayım; hafta içi kurumsal eğitimler veriyorum, boş günlerim olduğunda ülkemizin çeşitli üniversite kulüplerine konuşmacı olarak katılıyorum, bir yandan koçluk seanslarım, diğer tarafta danışmanlığını yürüttüğümüz firmaların işleri…

24 saat yetmiyor artık, 25. saati yaşıyorum.

Bu arada her gün Linkedİn ve İnstagram da her sabah 07:00’de içerik paylaşıyorum. Bu anlattıklarım buz dağının görünen kısmı. Biraz da altına bakarsak günde en az 100 sayfa kitap okumaya çalışıyorum, içeriklerim için uzun saatlerimi ekran başında geçiriyorum. Sabah erken saatte sizler işe yetişmeye çalışırken sahilde yürüyüş yapıp, büyük adaya karşı kahve içiyorum. Mesai saatlerimi kendim belirlediğim için kafam rahat. Kurumsal eğitimlerimin olduğu günler ise yürüyüşlerimi akşam saatlerinde kaydırıyorum.

2017 yılında bugün yaşadığım hayatı bana anlatsalar, inanmazdım.

2018 yılında işsiz kalmam neticesinde (halk arasında kovulma) bugün ki hayatıma kavuştum.

2019 da kurduğum şirketim İstanbul’da tanınan kurumsal eğitim firmalarından biri oldu. Şirketi kurduğumdan tam beş ay sonra tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi patlak verdi ve şirketimiz pandemi sayesinde müthiş bir yükseliş trendine girdi.

Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını? Bu söz benim hayatımı yeniden kodlamamı sağladı. Bu sayede yeni doğan her güne, geceye sonsuz bir huzurla “merhaba” diyorum.

Beni bırakalım şimdilik, sizler nasılsınız?

Piyasada halen daha inatla ve ısrarla bankacılık yapan dostlardan gelen haberlere bakılırsa, mutlu bankacı kalmamış.

Sat baskısı, hedef baskısı, mobbing, gelecek kaygısı, kuş gibi maaşlar ve bunlara ek pandemi koşullarında yaşamaya çalışmak yine TOP10 listesini zorluyor.

Bu durumda nasılsınız? Mutlu musunuz?

En iyi okulları bitirdiniz, çok çalıştınız, işe girdiniz. İşe girince kariyer yapmak ve yükselmek için bu sefer kendinizle yarıştınız, daha çok satarsam daha çok yükselirim telaşına kapıldınız, gerçekte hiçbir şey ifade etmeyen unvanların büyüsüne kapıldınız. Ama mutlu değilsiniz?

7 günlük yaz tatili için 9 ay kredi kartına taksit yaptınız, en pahalı telefonu kullandınız, marka giyindiniz, lüks mekanlarda yemek yediniz, evlatlarınızı özel okullara gönderdiniz, konut kredisi ile ev sahibi olmak istediniz. Daha çok mutsuz oldunuz.

Gizli gizli ağladınız, hiç hak etmediğiniz sözlerin altında ezildiniz, tansiyon ve kalp rahatsızlığı sahibi oldunuz, psikolojik destek aldınız, ilaç kullanmaya başladınız, sorunlarınızı en yakınınıza belki eşiniz ya da anne veya babanıza açamadınız, güçlü durmak için çabaladınız. Yok yine mutluğu ıskaladınız.

Bu yazdıklarımı size yazmıyorum. Ben de hayatımın uzun bir dönemini böyle geçirdim. Mutsuzdum, mutlu olamıyordum, mutluluğun tarif dahi edemiyordum.

Çünkü A PLANLARI dünyasında yaşıyordum.

Mutlu olmak mı istiyorsunuz?

Umutlu olun.

Umutlu insan, mutlu insandır.

Umutsuz insan, mutsuz insandır.

Nedenler dünyasında A Planları ile mutsuz olmak bir seçenek.

Nasıllar dünyasında B Planları ile mutlu olmak da bir seçenek.

Siz hangisini seçmek istersiniz?

B Planınız hazır mı?

17.01.2022’de bu yılın ilk “B Planı Eğitimi” başlıyor. Gelin tanış olalım. Nasıllar dünyasında “B Planı” oluşturalım. İnanın çok zor değil. Yeter ki siz bu konuda kararlı ve umutlu olun.

17.01.2022 Pazartesi, saat 21:00’de Zoom üzerinden başlayacak bu çalışmada yer almak istiyorsanız. Yapmanız gereken [email protected] ‘a kendinizi tanıtan kısa bir mail ve iletişim bilginizi atmak.

Güzel bir gün dilerim.

Uğur Durak

Hedef Tutulması Eğitim ve Danışmanlık Kurucu

Linkedin: ugurdurak34

İnstagram: ugurdurakofficial

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.