Connect with us

GÜNDEM

Çanlar bir kez daha Bitcoin için çalıyor!

Yayınlanma:

|

  • Geride bıraktığımız hafta Çarşamba günü sonuçlanan olağan FED FOMC toplantısında 2023 yılı faiz projeksiyonlarında yapılan yukarı yönlü revizyon ve devamında Cuma günü St. Louis Başkanı Bullard’ın tahvil alım programında azaltıma gidilmesinin tartışılmaya başlandığı yönünde açıklaması, küresel finansal piyasalarda parti havasını bozmuş, yakıtı adeta kulaklardan fışkıran bol para ve yok denecek kadar düşük faiz oranlarından alan piyasalar, beklenen ama zamanı biraz erken olan bu söylem değişikliği ile karamsar bir moda bürünmüştü. 
  • Akabinde olanları zaten bültenimizde günlerdir işliyoruz. Gümüş ve altın gibi bu sene pek de beklenilen performansı sergileyemeyen kıymetli madenler, çok sert bir satış baskısına maruz kalırken, risk iştahının göstergesi konumunda olan hisse senetleri satışlara sahne oldu. Beraberinde ise, bu pozisyonları almak için satılan doların geri alınması ile, DXY (doların piyasa sepet kuru) son 2 ayın tepesine yükselmişti. 
  • Hava elbette sert bir şekilde bozarken, FED yetkilileri de bunu görmezden gelemedi. Bir kere peşinen söylemeliyim mi, FED’in politika duruşunu sıkılaştırma sinyaline rağmen bunu ne zaman yapacağı veya sürecin nasıl bir şekil alacağı henüz net değil; ayrıca da yarının konusu hiç değil! 
  • FED, geçen hafta tabir caizse piyasaların havasını yoklamak isterken, bunu da, uzun vadeli faizleri çok da yükseltmeden mevcutta uyguladığı ultra-gevşek para politikasından çıkarak yapmak istiyor. Takdir edersiniz ki, piyasa reaksiyonu da çok sert olunca, süreci yöentmek de pek kolay olmuyor. 
  • Bu bağlamda, Cuma günü Bullard’ın yapmış olduğu açıklamanın yarattığı olumsuz piyasa reaksiyonu sonrasında, haftanın ilk iş günü yine konuşan Bullard, tahvil alım programını azaltmak için görüşmeler yeni başlıyor ve “bunu uygulamaya koymak biraz zaman alacak” dedi. Her ne kadar yeni bir şey söylemese de, tonun biraz yumuşatılmak istenmesini, piyasa reaksiyonuna bağlıyoruz.  
  • Anlaşılacağı üzere, FED, elinden geldiği kadar, piyasaları bozmadan, yavaş yavaş politika duruşunu sıkılaştırmaya çalışacaktır. Bu sürecin de en hafif bir şekilde yapılacağı beklentisi, küresel mali piyasalarda var olan karamsar havayı törpüleyebilir. 
  • Bullard ardından dün küresel mali piyasalarda sert esen rüzgarların biraz da olsun hafiflediğini görüyoruz. ABD Doları (DXY) elde ettiği kazanımları bir miktar da olsun törpülerken, EURUSD paritesi yeniden 1,19 , GBPUSD ise 1,39 seviyesinin üzerine yükseldi. Kıymetli madenler cephesinde de durum pek farklı değildi. Gümüşün ons fiyatı 26 dolar, altının ise 1,790 seviyesine toparladı. Teknik manada, her ikisinde de, aşağıda 25,10 ve 1,730 seviyeleri, olumsuz havada çekim gücü etkisi yaratacaktır. 
  • ABD dolarında yaşanan hafif de olsa geri çekilmeye rağmen, kripto para piyasasından temel ve teknik nedenlerden ötürü, satıcılı hava ağır basıyor. Çin, en büyük bankalarını ve ödeme şirketlerini kripto para ticaretini daha sıkı sıkıya kapatmaya çağırdığını söyleyen bir duyuru yayımlaması ile dün satışlar biraz daha belirgin bir hal aldı. 
  • Amiral gemi Bitcoin 31bin dolar seviyesine kadar gerilerken, kripto para piyasasının genelinde düşüş eğilimli bir seyir yaşanıyor. Geçen haftalarda Bitcoin ile ilgili öne çıkardığımız sert düşüş ihtimali, El Salvador haberleri ile sekteye uğramıştı. Lakin, teknik anaizde sıklıkla karşılaştığımız “death cross – ölüm kesişmesi” nedeniyle, tepki yükselişleri ardından (belki de bir kez daha 40bin seviyesi denenecek) yönün aşağıya devam etmesini ve 21bin dolar seviyesine varan bir düşüşün kartlar arasında olduğunu göz ardı etmiyoruz. 30bin seviyesinin altında düşüş ivmesi hız kazanacaktır (bakınız grafik). 
  • Türk mali piyasaları, yurtdışı hava bozarken, içsel faktörlerin de yardımı ile, tüm zamanların en yüksek seviyesinin kıyısında işlem görmeye devam ediyor. USDTRY kurunda riskleri yukarı yönlü olarak görmeye devam ediyoruz (bakınız grafik). 
  • Bu arada Türkiye’de dün açıklanan merkezi yönetim borç stoğunun Mayıs sonu itibariyle 2 trilyon TL’yi aştığını not edelim. Bu rakam, GSYH’nin yaklaşık %37’sine denk geliyor.  TÜİK 2020 yılı geçici satın alma paritesini açıkladı. Bu bağlamda Türkiye’de kişi başı GSYH Avrupa ortalamasının %36 altında kaldı. Türkiye bu sonuçla 37 ülke arasında 31inci oldu (bakınız grafik). 
  • Dünyadan haberlere baktığımızda, Çin’in müdahalesi iie bakır fiyatları sert gerilerken, İran’ın seçilen yeni Cumhurbaşkanı Raisi, Pazartesi günü İran ile altı dünya gücü arasında 2015 nükleer anlaşmasını canlandırmak için yapılan görüşmeleri destek beyanında bulundu. Sıkı bir Batu karşıtı olan Raisi, Washington’un tüm yaptırımları kaldırsa bile ABD Başkanı Biden ile görüşmeyi reddetti.  
  • Hazır İran’dan söz etmişken, Brent petrolün de varil fiyatının bu sabah 75dolar seviyesini aştığını not edelim. Gümüş pozisyonlarımızdan 28dolar seviyelerinden çıkmamız ardından Nasdaq borsasında işlem gören XLE (enerji sektörü ETF’i satın aldık). Petrol cephesinde, dünyada devam eden toparlanmaya ve canlanan ekonomik aktivitye paralel riskleri yukarı yönlü görüyoruz (pozisyonlanmamız da açıkca görüşümüzü destekliyor) (bakınız grafik). 
  • Yeni gün başlangıcında, Asya piyasaları, dünkü yaşanan sert satışlar ardından yara sarmaya çalışıyor. Dün %4 gerileyen Tokyo borsası Nikkei, bu sabah %3 yükseldi. Asya genelinde ve ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hakim renk yeşil.  
  • Bugün FED Başkanı Powell TSİ21.00’de Senato’da konuşacak. İçerde tüketici güven endeksi ve Hazine’nin iki ayrı tahvil ihracı takip edilecek. Dışarıda ise ABD ikinci el konut satışları önem arz edebilir. 

>Bitcoin

Dün bültenimizde detaylı bir şekilde ele aldığımız Bitcoin grafiğinde, ön plana çıkardığımız 31bin dolar seviyesi dün akşam test edildi. Teknik manada düşüş trendinde olan Bitcoin, dikdörtgen formasyonundan çıkması durumunda, aşağıda 21bin dolar seviyelerine kadar geri çekilme kaydedebilir. Benzer bir şekilde, 31binli seviyelerden gelecek olası tepki alımları ile de yukarıda bir kez daha 40bin seviyesi de test edilmek istenebilir. 

Ne yapılabilir? 

Mavi alanda işlem yapmak isteyen yatırımcıları, bandın alt tarafına doğru kabaca 31binli seviyelerden alıp 40bin yolculuğunu bekleyebilir (işler ters giderse 29,500 seviyesine zarar kes yazılmalıdır).

Dikdörtgen formasyonuna (aşağı yön sinyali) ve 50 günlük basit ortalamanın 200 günlük ortlamayı aşağı yönlü kesmesi ile oluşan ölüm kesişmesine ‘death cross’ (aşağı yön sinyali) sığınarak işlem yapmak isteyen yatırımcılar, 29,500 seviyesinden satış yaparak, (işler ters giderse zarar kes 32,000 seviyesine yazılmalıdır) aşağıda 21,000 seviyesini (dikdörgen genişliği kadar) hedefleyebilir.

1624337659ce9de24f680434b98ffc17ce2925b303_1_1200.jpg

>Geçici Satın Alma Paritesi

TÜİK 2020 yılı geçici satın alma paritesini açıkladı. Bu bağlamda Türkiye’de kişi başı GSYH Avrupa ortalamasının %36 altında kaldı. Türkiye bu sonuçla 37 ülke arasında 31inci oldu.

16243376594d85056380a6d9c2bfd180bce75d2a58_2_1200.jpg

>USDTRY

USDTRY kurunda riskleri yukarı yönlü görmeye devam ediyroruz.

162433766086858d06094e371e6947d9c60459fd76_3_1200.jpg

>Brent Petrol

Küresel aşılanma faaliyetleri, yavaşlayan izlolasyonlar ve hayatın normalleşmeye başlaması ile canlanan ekonomik aktivite, petrole olan talebi de artıracaktır. Petrol cephesinde yukarıda 78-80 dolar seviyelerin hedefliyoruz.

16243376604a1f8be7403c9db485eec6768daccff1_4_1200.jpg

İSTİSATBANK – Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.