BANKA HABERLERİ
DOLANDIRICILARIN SIK KULLANDIĞI İKİZ KART NEDİR?
Yayınlanma:
2 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Türkiye’de mobilde “ikiz kart” terimi, genellikle bir SIM kartın klonlanmış bir kopyasını ifade eder. İkiz kart, aynı telefon numarasını ve aynı ağ bilgilerini paylaşan iki ayrı SIM kart anlamına gelir.
Operatörlerin niyeti iyi ama kötü insanların bunu kullanmasını engelleyemediler
Bu tür kartlar, kullanıcıların iki farklı cihazda aynı telefon numarasını kullanmasına olanak tanır. Örneğin, bir kişi hem bir cep telefonunda hem de bir tablet veya başka bir mobil cihazda aynı numarayla arama yapabilir ve alabilir. İkiz kartlar, özellikle iş dünyasında, birden fazla cihazla aynı numarayı kullanmak isteyenler için popüler olabilir. Ancak, güvenlik açısından dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır çünkü yetkisiz klonlama durumlarında bu tür kartlar dolandırıcılık faaliyetlerine de yol açabilir.
Bununla birlikte, Türkiye’deki operatörler bu hizmeti genellikle “ikiz kart” adıyla değil, “Çift SIM” veya “Multi SIM” gibi isimlerle sunabilir.
İkiz kart kullanımının birkaç sakıncası olabilir:
-
Güvenlik Riski:
- İkiz kartlar, telefon numaranızın iki farklı cihazda aynı anda kullanılmasına izin verir. Eğer bu kartlar yetkisiz kişiler tarafından kullanılırsa, kişisel bilgileriniz, aramalarınız, mesajlarınız ve diğer verileriniz tehlikeye girebilir. Bu durum, dolandırıcılık faaliyetlerine ve kimlik hırsızlığına yol açabilir.
-
Klonlama Tehlikesi:
- İkiz kartlar, orijinal SIM kartın klonlanmasıyla oluşturulduğundan, kötü niyetli kişiler bu teknolojiyi kullanarak sizin bilginiz dışında telefon numaranızın kontrolünü ele geçirebilir.
-
Çift Arama Sorunu:
- Aynı numaraya sahip iki SIM kart kullanıldığında, gelen aramaların hangi cihaza yönlendirileceği konusunda karışıklık yaşanabilir. Bu durum, özellikle önemli iş görüşmeleri ya da acil durumlarda problem yaratabilir.
-
Hukuki ve Operatör Kısıtlamaları:
- Türkiye’de birçok operatör, güvenlik nedenleriyle ikiz kart hizmetlerini sınırlı şekilde sunabilir ya da bu hizmetten tamamen kaçınabilir. Operatörlerin kendi politikaları, ikiz kart kullanımına dair kısıtlamalar içerebilir.
-
Teknoloji ve Uyumluluk Sorunları:
- İkiz kartların her cihazda sorunsuz çalışmayabileceği durumlar olabilir. Özellikle eski model telefonlar ya da bazı akıllı cihazlar, ikiz kart kullanımını desteklemeyebilir.
Bu sakıncalar göz önünde bulundurulduğunda, ikiz kart kullanımına karar verirken dikkatli olunmalı ve olası riskler değerlendirilmelidir.
Dolandırıcılar sanal ortamda bu açığı nasıl kullanır?
Dolandırıcılar, ikiz kartları ve benzeri teknolojileri sanal ortamda çeşitli şekillerde kötüye kullanabilir. İşte bu yöntemlerden bazıları:
1. SIM Swap Dolandırıcılığı (SIM Kart Değiştirme):
- Nasıl Çalışır: Dolandırıcılar, bir kişinin SIM kartını klonlayarak ya da mobil operatörden yeni bir SIM kart çıkararak hedefin telefon numarasını ele geçirir. Bu sayede hedefin telefon numarasıyla doğrulama gerektiren işlemleri gerçekleştirebilirler.
- Sonuçları: Dolandırıcı, ele geçirdiği telefon numarasıyla bankacılık uygulamalarına giriş yapabilir, sosyal medya hesaplarını kontrol edebilir veya iki faktörlü kimlik doğrulaması (2FA) ile korunan hesaplara erişebilir.
2. SMS Tabanlı Kimlik Avı (Phishing):
- Nasıl Çalışır: Dolandırıcı, ikiz kartı kullanarak hedefin SMS’lerini okur ve gönderir. Bu sayede, kimlik avı (phishing) saldırıları düzenleyerek hedefi yanıltıcı mesajlar gönderebilir, önemli bilgileri ele geçirebilir.
- Sonuçları: Hedef kişi, dolandırıcıdan gelen bir SMS’i gerçek bir mesaj olarak algılayabilir ve sahte bir linke tıklayarak kimlik bilgilerini ya da bankacılık detaylarını paylaşabilir.
3. Hesap Ele Geçirme:
- Nasıl Çalışır: İkiz kartla bir kişinin telefon numarasına sahip olan dolandırıcı, çeşitli online hizmetlerin (örneğin, e-posta, sosyal medya) şifre sıfırlama süreçlerinde bu numarayı kullanarak hesapları ele geçirebilir.
- Sonuçları: Ele geçirilen hesaplar üzerinden dolandırıcılar, kişinin sosyal çevresine ulaşabilir, sahte kimlik avı saldırıları düzenleyebilir ya da hesaplardan kişisel bilgileri çalabilir.
4. Finansal Dolandırıcılık:
- Nasıl Çalışır: Dolandırıcı, ikiz kartla bankacılık SMS’lerine erişebilir. Bu sayede, bankacılık işlemlerini yetkisiz şekilde gerçekleştirerek hesaplardaki paraları başka hesaplara transfer edebilir.
- Sonuçları: Kişi, hesabından yapılan izinsiz para transferleri veya kredi kartı işlemleriyle karşılaşabilir. Bu durum, maddi kayıplara yol açabilir ve uzun süren hukuki süreçlere neden olabilir.
5. Şantaj ve Tehdit:
- Nasıl Çalışır: İkiz kart kullanarak bir kişinin özel mesajlarına ve aramalarına erişen dolandırıcılar, elde ettikleri hassas bilgilerle kişiyi tehdit edebilir veya şantaj yapabilir.
- Sonuçları: Hedef kişi, özel bilgilerinin ifşa edilmesi tehdidiyle karşı karşıya kalabilir, bu da psikolojik ve maddi baskılara neden olabilir.
Korunma Yolları:
- Güçlü Parolalar ve 2FA Kullanımı: Tüm hesaplarda güçlü ve benzersiz parolalar kullanmak, iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) ayarlarını etkinleştirmek.
- SIM Kart Güvenliği: Operatörünüzle iletişime geçerek SIM kart değişiklikleri için ekstra güvenlik önlemleri (şifre, PIN kodu) talep etmek.
- Şüpheli Durumlar: Bilinmeyen numaralardan gelen mesajları ve aramaları dikkate almamak, herhangi bir şüpheli durumda bankanız veya hizmet sağlayıcınızla hemen iletişime geçmek.
Dolandırıcılara karşı en iyi savunma, farkındalık ve önleyici tedbirler almaktır.
Dolandırıcılara karşı sim numara ve kartımı nasıl korurum?
SIM numaranızı ve kartınızı dolandırıcılara karşı korumak için alabileceğiniz birkaç önemli tedbir vardır:
1. SIM Kart Koruma Kodu (PIN) Kullanın:
- PIN Kodu Aktifleştirme: SIM kartınıza bir PIN kodu ekleyin. Bu kod, telefonunuzu her açtığınızda girilmesi gereken bir şifre olarak çalışır ve SIM kartınızın yetkisiz kişilerce kullanılmasını zorlaştırır.
- Güçlü Bir PIN Kodu Belirleyin: Tahmin edilmesi zor, benzersiz bir PIN kodu seçin ve bu kodu kimseyle paylaşmayın.
2. SIM Kartınızı Fiziksel Olarak Koruyun:
- SIM Kartınızı Güvende Tutun: SIM kartınızı telefonunuzdan çıkarmanız gerektiğinde, onu güvenli bir yerde saklayın. Fiziksel olarak ele geçirilmesi, dolandırıcılık riskini artırabilir.
- SIM Kartı Başkalarıyla Paylaşmayın: SIM kartınızı veya telefonunuzu başkalarıyla paylaşmaktan kaçının. Kartınıza erişimi olan kişiler, kötü niyetli işlemler yapabilir.
3. Mobil Operatörünüzle Ekstra Güvenlik Önlemleri Alın:
- SIM Swap Koruması: Operatörünüzle iletişime geçin ve SIM kart değişikliği talep edildiğinde kimlik doğrulaması için ekstra bir güvenlik adımı eklenmesini talep edin. Bu, genellikle parola veya özel bir güvenlik sorusu olabilir.
- Hesap Uyarıları: Mobil operatörünüzden, hesabınızla ilgili her türlü değişiklik veya hareketlilik hakkında sizi bilgilendiren SMS veya e-posta uyarılarını aktif hale getirmesini isteyin.
4. İki Faktörlü Kimlik Doğrulama (2FA) Kullanın:
- 2FA Kullanımı: Tüm online hesaplarınızda iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) kullanın. Bu, hesaplarınıza erişim sağlamak için hem şifrenizi hem de telefonunuza gelen doğrulama kodunu gerektirir. Bu kodu yalnızca sizin görebileceğinizden emin olun.
- 2FA Yedekleme Kodlarını Saklayın: 2FA yedekleme kodlarınızı güvenli bir yerde saklayın. SIM kartınız ele geçirilse bile bu yedekleme kodlarıyla hesaplarınıza erişimi koruyabilirsiniz.
5. Şüpheli Faaliyetlere Karşı Dikkatli Olun:
- Phishing Saldırılarına Karşı Dikkatli Olun: Bilinmeyen numaralardan gelen SMS’lerdeki linklere tıklamaktan kaçının. Özellikle banka gibi kurumlar asla şifre veya kimlik bilgilerinizi SMS ile istemez.
- Şüpheli Durumlarda Hızlı Hareket Edin: Eğer SIM kartınızın veya numaranızın ele geçirildiğinden şüpheleniyorsanız, hemen mobil operatörünüzle iletişime geçin ve kartınızı kapattırın veya geçici olarak bloke ettirin.
6. Mobil Cihaz Güvenliği Sağlayın:
- Telefonunuzu Şifreleyin: Telefonunuzda ekran kilidi, şifre veya biyometrik doğrulama kullanın. Bu, telefonunuza fiziksel olarak erişildiğinde bile SIM kartınıza ulaşmayı zorlaştırır.
- Güvenli Uygulamalar Kullanın: Telefonunuzdaki tüm uygulamaların güvenilir olduğundan emin olun. Şüpheli uygulamalardan gelen SMS veya aramalar SIM kartınızın ele geçirilmesine yol açabilir.
7. Sosyal Mühendislik Saldırılarına Karşı Dikkatli Olun:
- Kişisel Bilgilerinizi Paylaşmayın: Kişisel bilgilerinizi kimseyle, özellikle telefon üzerinden gelen aramalarla paylaşmayın. Dolandırıcılar, kendilerini mobil operatör temsilcisi gibi göstererek sizi kandırmaya çalışabilir.
Bu adımları takip ederek SIM kartınızı ve telefon numaranızı dolandırıcılara karşı daha güvenli hale getirebilirsiniz. Unutmayın, proaktif bir yaklaşım güvenliğinizi sağlamakta en etkili yöntemdir.
BANKALAR İKİZ KARTI NASIL YAKALAYAMIYOR?
Bankaların “ikiz kart” dolandırıcılığını yakalamakta zorlanmasının birkaç nedeni vardır. Bu durum, teknoloji, süreçler ve dolandırıcıların kullandığı taktiklerle ilgilidir:
1. Telefon Numarasının Değişmeden Kalması:
- Nasıl Çalışır: İkiz kart dolandırıcılığında, orijinal SIM kartın klonlanmasıyla aynı telefon numarası kullanılır. Bu, bankaların gelen SMS’leri ve doğrulama kodlarını hala doğru telefon numarasına gönderdiği anlamına gelir. Dolandırıcı, ikiz kartla bu mesajları ve kodları alabilir, böylece banka dolandırıcılığı fark edemez.
2. İleri Düzey Sosyal Mühendislik:
- Nasıl Çalışır: Dolandırıcılar, sosyal mühendislik tekniklerini kullanarak hedef kişinin bankasıyla iletişime geçip güvenlik önlemlerini aşabilir. Banka, dolandırıcının kimliğini doğruladığını düşündüğü için, bir dolandırıcılık durumunu fark etmeyebilir.
3. Gerçek Zamanlı İzleme Zorluğu:
- Nasıl Çalışır: Bankalar, müşteri hesaplarındaki aktiviteleri izlerken çoğunlukla anormal davranışları tespit etmeye çalışır. Ancak, ikiz kart kullanılarak yapılan işlemler genellikle orijinal telefon numarasından geldiği için normal bir müşteri hareketi gibi görünebilir. Bu durum, dolandırıcılığın tespit edilmesini zorlaştırır.
4. Hedefli SIM Swap Saldırıları:
- Nasıl Çalışır: Dolandırıcılar, hedefledikleri kişinin SIM kartını ele geçirmek için mobil operatörle doğrudan iletişime geçip SIM kart değişikliği talebinde bulunabilir. Bu durumda, bankanın izlediği telefon numarası hala aynı olduğundan, işlem sahte bir kimlikle yapılmış olsa bile banka bu durumu fark etmeyebilir.
5. Veri Eşleşmesi ve Kimlik Doğrulama Eksiklikleri:
- Nasıl Çalışır: Bankaların kimlik doğrulama süreçleri, genellikle telefon numarası ve doğrudan müşteri kimliğiyle ilişkilidir. Dolandırıcı, müşterinin kişisel bilgilerine erişim sağladığında, bankanın güvenlik sorularını geçebilir ve işlemleri onaylatabilir. Bu da bankanın dolandırıcılığı tespit etmesini zorlaştırır.
6. SMS Tabanlı Doğrulamanın Güvenlik Zafiyetleri:
- Nasıl Çalışır: SMS tabanlı iki faktörlü kimlik doğrulama, dolandırıcıların SMS’lere erişimini sağlayan ikiz kartlar gibi tekniklerle kolayca bypass edilebilir. Bankalar, bu tür zafiyetleri tespit etmekte zorlanabilir, çünkü gelen SMS doğrulama kodları genellikle dolandırıcıya da ulaşır.
7. İleri Düzey Dolandırıcılık Teknikleri:
- Nasıl Çalışır: Dolandırıcılar, bankaları yanıltmak için giderek daha sofistike yöntemler kullanıyor. Örneğin, dolandırıcılar, işlemleri küçük tutarak veya hedef kişinin rutin alışkanlıklarını taklit ederek bankaların dolandırıcılık izleme sistemlerinden kaçabilir.
Bankaların Bu Durumla Mücadele Yöntemleri:
- Gelişmiş Anomali Tespit Sistemleri: Bankalar, müşteri davranışındaki ani değişiklikleri veya alışılmadık işlemleri izleyen gelişmiş algoritmalar kullanarak dolandırıcılığı tespit etmeye çalışır.
- Çoklu Faktörlü Kimlik Doğrulama: SMS dışında biyometrik doğrulama veya bankacılık uygulamalarındaki bildirim tabanlı doğrulama gibi daha güvenli yöntemler kullanarak dolandırıcılığı önlemeye çalışırlar.
- Müşteri Eğitim ve Farkındalık Programları: Bankalar, müşterilerini dolandırıcılık riskleri konusunda eğiterek, dolandırıcılık girişimlerini daha erken fark etmelerini sağlamaya çalışır.
- Müşteri uyarılarına hızlı çözüm üretmeli: Bankalar, müşterilerden gelen şikayetleri savsaklayarak “emniyete git”, “mahkemeden karar getir” gibi çözümü uzun süren yöntemlere başvurduğu görülüyor. Bunun yerine yapılan ihbarlar için erken bloke, ön bloke gibi çözümler üretmeleri gerekir.
Dolandırıcılık teknikleri sürekli geliştiğinden, bankaların bu tehditlere karşı koyması ve teknolojilerini güncellemesi gerekmektedir. Ancak, müşteri tarafında da dikkatli olmak ve güvenlik önlemlerini sıkı tutmak, dolandırıcılığa karşı en iyi savunma yöntemlerinden biridir.
Operatörlerin Alabileceği Önlemler:
- Gelişmiş Kimlik Doğrulama: Operatörler, biyometrik doğrulama, iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) gibi daha güvenli kimlik doğrulama yöntemlerine geçebilir.
- Müşteri Farkındalığı: Operatörler, müşterilerini dolandırıcılık yöntemleri konusunda bilgilendirmeli ve bilinçlendirmelidir.
- Gerçek Zamanlı Dolandırıcılık Tespiti: Operatörler, müşterilerinin hesaplarındaki olağandışı davranışları tespit etmek için gerçek zamanlı analizler ve yapay zeka tabanlı sistemler kullanabilir.
- Personel Eğitimi: Müşteri hizmetleri temsilcilerine dolandırıcılık teknikleri konusunda eğitim verilmeli ve şüpheli durumlar için katı protokoller oluşturulmalıdır.
Dolandırıcılar, operatörlerin zayıf noktalarını hedef alarak başarılı olabilirler. Ancak, hem teknolojik hem de operasyonel düzeyde alınacak önlemler, bu tür dolandırıcılıkların önüne geçebilir. Müşterilerin bilinçli ve dikkatli olması da bu sürecin önemli bir parçasıdır.
KART DOLANDIRICILIĞINDA KİMİN İHMALİ VAR?
Kart dolandırıcılığı gibi olaylarda ihmali olabilecek taraflar şunlardır:
1. Mobil Operatörler:
- Kimlik Doğrulama Eksiklikleri: Operatörlerin kimlik doğrulama süreçlerinde yeterince güçlü güvenlik önlemleri almaması, dolandırıcılara fırsat yaratabilir. Örneğin, SIM kart değişikliği taleplerinde veya müşteri hizmetleriyle yapılan görüşmelerde yetersiz doğrulama prosedürleri, dolandırıcılığa kapı aralayabilir.
- Personel Eğitimi Eksikliği: Müşteri hizmetleri temsilcilerinin dolandırıcılık tekniklerine karşı yeterince eğitilmemiş olması, sahte taleplerin kabul edilmesine yol açabilir. Temsilciler, sosyal mühendislik saldırılarına karşı yeterince donanımlı değilse, dolandırıcılar bu durumu kolayca kullanabilir.
- Geciken veya Yetersiz Müdahale: Dolandırıcılık tespit edildikten sonra hızlı ve etkili bir müdahale yapılmaması, zararların artmasına neden olabilir. Operatörlerin dolandırıcılığı hızlıca algılayıp engelleyememesi, müşteriler için büyük kayıplara yol açabilir.
2. Bankalar:
- Güvenlik Önlemlerinin Yetersizliği: Bankalar, SMS tabanlı iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) gibi güvenlik zafiyetlerine sahip yöntemleri kullanmaya devam ederse, bu durum dolandırıcılığa açık kapı bırakabilir. Bankaların, daha güçlü güvenlik önlemleri (biyometrik doğrulama, bildirim tabanlı doğrulama) kullanmaması bir ihmal olarak değerlendirilebilir.
- Anomali Tespit Sistemlerindeki Eksiklikler: Bankaların müşteri hesaplarındaki olağandışı işlemleri tespit edememesi veya bu işlemleri zamanında durduramaması, dolandırıcılığın önlenememesine neden olabilir. Bu tür eksiklikler, bankaların yeterince gelişmiş dolandırıcılık tespit sistemlerine sahip olmadığını gösterebilir.
- Yetersiz Müşteri Bilgilendirmesi: Bankaların müşterilerini dolandırıcılık riskleri ve alınması gereken önlemler konusunda yeterince bilgilendirmemesi de bir ihmal olarak görülebilir. Müşterilerin farkındalık düzeyi düşükse, dolandırıcılık kurbanı olma olasılıkları artar.
3. Müşteriler:
- Kişisel Bilgilerin Paylaşılması: Müşterilerin kimlik bilgilerini, şifrelerini veya diğer kişisel bilgilerini bilinçsizce paylaşması dolandırıcıların işini kolaylaştırabilir. Örneğin, bir kimlik avı saldırısı sonucu kişisel bilgilerini veren bir müşteri, dolandırıcılığın gerçekleşmesine sebep olabilir.
- Güvenlik Önerilerine Uymama: Müşterilerin, bankalarının veya operatörlerin önerdiği güvenlik önlemlerini (örneğin, PIN kodu kullanımı, 2FA aktif etme) almaması, dolandırıcılığa zemin hazırlayabilir. Bu tür ihmaller, dolandırıcılığın kolaylıkla gerçekleşmesine yol açabilir.
4. Devlet ve Düzenleyici Kurumlar:
- Yetersiz Düzenlemeler ve Denetimler: Devlet ve düzenleyici kurumların, mobil operatörler ve bankalar üzerinde yeterli denetim yapmaması ve gerekli düzenlemeleri getirmemesi, dolandırıcılık riskini artırabilir. Bu kurumların dolandırıcılıkla mücadele konusunda daha sıkı düzenlemeler yapması ve uyumu denetlemesi gerekebilir.
- Yasal Boşluklar: Yasal çerçevede dolandırıcılıkla mücadele için gerekli yasaların veya düzenlemelerin eksik olması, dolandırıcıların cezalandırılmasını zorlaştırabilir. Bu durum, dolandırıcılıkla mücadelede yasal eksikliklerin olduğunu gösterebilir.
5. Teknoloji Sağlayıcılar:
- Güvenlik Zafiyetleri: Bankaların ve operatörlerin kullandığı yazılımlar ve sistemlerdeki güvenlik açıkları, dolandırıcılar tarafından istismar edilebilir. Teknoloji sağlayıcılarının bu zafiyetleri gidermede yavaş veya etkisiz olması da bir ihmal olarak değerlendirilebilir.
- Yetersiz Güvenlik Güncellemeleri: Sağlanan teknolojilerde güvenlik güncellemelerinin yetersiz olması, sistemlerin savunmasız hale gelmesine neden olabilir. Bu da dolandırıcılığa karşı zayıf bir koruma anlamına gelir.
Dolandırıcılık vakalarında genellikle birden fazla tarafın ihmali söz konusu olabilir. Bu yüzden, dolandırıcılığı önlemek için tüm tarafların (operatörler, bankalar, müşteriler, devlet ve teknoloji sağlayıcıları) etkin bir şekilde çalışması ve gerekli önlemleri alması gerekmektedir.
Sonuç: Bankalar, Telefon Operatörleri, Adalet Bakanlığı, Emniyet Siber Suçlar birimi, BDDK, İçişleri Bakanlığı (MASAK) ortak bir ÇALIŞTAY yaparak eşgüdümsel olarak ne gibi aksiyon alabilecekleri yönünde yol haritası çıkarılması gerekiyor. Bu çalışmanın gecikmesi dolandırıcılar için zaman kazandırıyor sadece!
Erol TAŞDELEN- Ekonomist, Adalet Bakanlığı-İzmir Bölge Bankacı Bilirkişisi
İlginizi Çekebilir
-
Yüksek Faiz – Kredi Daralması – Kur Kısıtı: Sanayici Kıskacı
-
Borç Kıskacında Sanayi: Kârlılık Erozyonu Derinleşiyor
-
Erol TAŞDELEN yazdı: BANKA DOLANDIRICILIĞINDA GÜVENLİK AÇIĞI BÜYÜK, MAĞDURLAR ÇARESİZ
-
BASEL IV neler değiştirecek…
-
Erol TAŞDELEN yazdı: BANKACILIK SEKTÖRÜ 2024 İLK YARI PERFORMANSI
-
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YKB 2024 İLK ÇEYREK PERFORMANSLARI
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
24 saat önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
BANKA HABERLERİ
Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler
Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
30/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:
Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.
Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.
Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.
Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?
Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?
Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.
MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.
OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.
Dolayısıyla sorun kredi değil.
Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.
Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?
Basit bir örnek düşünelim:
Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:
“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”
Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?
Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.
Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.
Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.
Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.
Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.
MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor
MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.
Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.
Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.
ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.
FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.
Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu
Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu? Yetki limitlerine uyulmuş mu?
Bunlar elbette önemlidir.
Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.
Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?
Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?
İşte gerçek denetim burada başlıyor.
Son söz
Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.
Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.
Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.
Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA HABERLERİ
DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı
DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitriniTürkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.
DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”
Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında
Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.
ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
