Connect with us

GÜNDEM

Dolandırıldık Ey Halkım! Jet Fadıl’dan Çiftlik Bank’a ve Thodex’e yurdumun Meşhur Dolandırıcıları

Yayınlanma:

|

Herkesi kendimiz gibi sanmamızdan mı saf ve hemen inanan yapımız yüzünden midir bilinmez ama dolandırılmaya son derece müsait bir toplumuz. Biri geldi, “sana Galata Köprüsü’nü satayım” dedi, inandık. Biri geldi, “ben Azrail’im, eğer tüm paranı bana verirsen seni öldürmem” dedi, yine inandık. Birçok insanın para kaybettiğini duysak da bir ihtimal diyerek kripto paraya binlerce lira yatırdık… Hep inandık, hep de kandırıldık. Bakıp da gülmeyin; okuyup da kınamayın. Burası Türkiye, her an siz de dolandırılabilirsiniz!

Türk sinemasının en gözde konularından biri: Dolandırıcılık.

Türk sinemasının en gözde konularından biri: Dolandırıcılık.
Boğaz Köprüsü’nü satın alan Kemal Sunal, Almanya’ya geldiğini sanarken aslında İstanbul’un göbeğine getirildiğini anlayan İlyas Salman… Türk sinemasına sıklıkla konu olan bu dolandırıcılık hikayelerinin, birgün gerçek olacağına kimse inanmamıştır herhalde ama oldu.

1. Devletin köprüsünü, tramvayını satan adam

Devletin köprüsünü, tramvayını satan adam
Şüphesiz ki, bu dolandırıcılık işleri inanılmaz bir zeka ve pratiklik gerektiriyor. Yoksa aklı başında insanlara, yarım saat içinde Beyazıt Kulesi’ni satmak, devletin tramvayını kiralamak, olacak iş değil. Sülün Osman, her ne kadar dolandırıcı da olsa zekasının ve çakallığının hakkını vermek lazım.

Dolandırıcının kral olması bizim ülkede meşhurdur zaten.

Dolandırıcının kral olması bizim ülkede meşhurdur zaten.
Taksim Meydanı’nı sattı, tramvay kiraladı, Beyazıt Kulesi’ni sattı, yetmedi Galata Köprüsü’nü satmaya çalıştı ama satamadan yakalandı ve hapse atıldı. Bitti mi sandınız? Bitmedi. Hapishanedeyken “alın teri ile yaşamak” konulu bir konuşma bile yaptı. Dolandırıcının bile alın teri ile yaşama dersi verdiği bir ülkede, cennetten arsa satan insanlara şaşırmamak lazım herhalde.

1960-1982 yılları arasındaki modern tefeciler: bankerler

1960-1982 yılları arasındaki modern tefeciler: bankerler
Bu yıllarda, bankaların vadeli hesaplara verdiği düşük faizleri, memurların maaşlarının bir kısmını bono olarak almasını fırsat bilip, kendilerine banker ismini veren dolandırıcılarımız ortaya çıktı. Bankaların üç katı daha fazla faiz vereceklerini iddia ettiler, insanları da buna inandırdılar.Her dolandırıcılık sisteminde olduğu gibi, bunda da bir süre insanlar para kazandı ya da kazandığını zannetti. Borcu borçla kapatma mantığından yola çıkarak dönen banker çarkında, katılan her yeni üyenin, ortaya koyduğu parayla, diğer üyelerin parası ödeniyordu. Bu şekilde sistem bir şekilde hatasız işledi. Ancak her güzel dolandırıcılığın acı bir sonu vardı. 1982 yılında yaşanan krizle, tüm bankerler iflas etti.

Ünlüler işin içine girince, güvenirlik de artıyor.

Ünlüler işin içine girince, güvenirlik de artıyor.

Bir ürünün ya da şirketin tanıtımını yapan tüm firmalara bakın, hepsi reklamlarında bir ünlüyü kullanır. Yıllardır izlediğimiz oyuncu, çıkar “bu deterjan en iyisi, mis gibi kokuyor” der, en sevdiğimiz sanatçı çıkar “salça denilince aklıma hemen onun adı gelir: onedio salçaları!” der. Biz de yıllardır ekranlarda gördüğümüz bu insanlara kanıp, hemen bu ürünü almalıyım diye düşünürüz.Banker Kastelli de böyle düşünmüş olacak ki, reklamlarında Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Ekrem Bora, İzzet Günay, Selma Güneri, Eşref Kolçak gibi ünlü isimleri oynatarak, halkın güvenini iyice kazanmış.

ol kazançla başlayan bu hikaye, ne yazık ki 2008 yılında Banker Kastelli ismiyle bilinen, Abidin Cevher Özden’in intiharı ile son buldu.

Bol kazançla başlayan bu hikaye, ne yazık ki 2008 yılında Banker Kastelli ismiyle bilinen, Abidin Cevher Özden'in intiharı ile son buldu.

2. Papatyalı Banker: Banker Bako

Papatyalı Banker: Banker Bako
Lakabını duyunca, gözünüzde, romantik ve duygusal bir adam izlenimi uyandırabilir aman dikkat! Banker Bako da bankerlerin zirvede olduğu dönemleri fırsat bilip köşeyi dönenlerden.Papatya ne alaka diye soracak olursanız, bu lakabı, bankalardan kredi çekerken papatya şeklinde imza atmasıyla almış.

Ne kadar da güven veren bir reklam. Paranızı bize verin ve arkanıza yaslanın!

Ne kadar da güven veren bir reklam. Paranızı bize verin ve arkanıza yaslanın!
Banker Bako, kredi faresi olarak da tanınıyordu. Farklı banka şubelerinden yüksek miktarlarda kredi çekip, asla geri ödemedi. Peki parayı ne yaptı dersiniz? Pavyonlarda, eğlence hayatında harcadığı söyleniyor. Biz yine de günahını almayalım tabii.

3. Ava gidenleri avlayan Raki!

Ava gidenleri avlayan Raki!
Raki lakaplı, Ahmet Güney Zobu da dolandırıcılığın ekmeğini yiyenlerden. Onun sistemi de şöyle işliyor: Diyelim elinizde 100 dolar döviziniz var ve bunu bozdurmak istiyorsunuz ama döviz büroları doları çok düşük fiyattan bozduruyor. Raki tam burada devreye giriyor. Dövizinizi, bürolardan daha yüksek bir fiyata bozabileceğini söyleyerek sizin aklınızı çeliyor. Sonra, onun ofisine gittiğinizi sanarak bilinmeze doğru yürüyorsunuz. Raki, sizden dövizinizi alıp, paranızı getireceğini söyleyerek yanınızdan uzaklaşıyor. Gidiş o gidiş…Bu işlem biraz illegal olduğu için kimseye şikayet de edemiyorsunuz haliyle. İşte Raki’nin uzun süre eline para geçmesini sağlayan ava gideni avlama taktiği böyle.

Raki, eski filmlerden hatırlayacağınız ünlü oyuncu Melike Zobu’nun da babası aynı zamanda.

Raki, eski filmlerden hatırlayacağınız ünlü oyuncu Melike Zobu'nun da babası aynı zamanda.
Ahmet Güney Zobu, en son 2017 yılında, bir kediye silahıyla ateş açtığı sebebiyle şikayet edilmiş Sonuç nedir, şimdi ne yapar bilinmez ama kendisine bu listede yer edinmeyi başardı.

4. Gel vatandaş! Cennetten yerini ayır, oraya gittiğinde rahat et.

Gel vatandaş! Cennetten yerini ayır, oraya gittiğinde rahat et.
Yok artık demeyin, bu da oldu. Bir çete, cennetten arsa sattıklarını iddia ederek, ülkenin dört bir yanındaki insanları dolandırdı ve neredeyse 5 milyon liralık kazanç elde etti. Üstelik çete lideri, önceki hayatında Veysel Karani olduğunu, bu bedende yeniden canlandığını da iddia etti.Kimisi cennetten arsa satar, kimisi cehennemin sıcağına dayanıklı kefen satar. Her devirde, dini kullanıp kendine kazanç sağlayan birileri hep var!

5. Mussolini’yi bile dolandıran Türk!

Mussolini'yi bile dolandıran Türk!
Evet yanlış okumadınız. İtalya Başbakanı Mussolini’yi bile dolandıran bir dolandırıcımız var. Eyüplü Halit!Eyüplü Halit bu işe önce ufak projelerle başlamış. Tarz ve karizmatik görüntüsü sayesinde, tanışıp kendine aşık ettiği kadınları dolandırarak işinde uzmanlaşmış. Sayı da az değil bu arada. Tam 68 kadını bu şekilde dolandırmış!İşleri ilerletmesi ise, İstanbul’un işgal altında olduğu son dönemlerde gerçekleşmiş. Kendine sahte bir karakol kurup, Rum askerleri tutuklamış, daha sonra da onları bir miktar para karşılığında serbest bırakmış.

Peki Mussolini’yi nasıl dolandırdı? Kolay iş değil, adam ülke sınırları dışına çıkmış sonuçta.

Peki Mussolini'yi nasıl dolandırdı? Kolay iş değil, adam ülke sınırları dışına çıkmış sonuçta.
Hapiste olduğu dönemlerden birinde, bir İtalyan’la tanışmış ve ondan Mussolini’ye bir mektup yazmasını istemiş. “Sayın Mussolini sizi çok seviyor ve destekliyorum. Sizi desteklediğim için hapisteyim. İmza: Eyüplü Halit”Mussolini buna inanır mı hadi oradan! Evet inanmış ve İstanbul’a gelerek Eyüplü Halit’e yüklü miktarda bir para vererek hapisten çıkmasını sağlamış.Gönül isterdi ki, dünyada ismimiz daha güzel olaylarla, başarılarla duyulsun ama maalesef olmuyor…

6. Halkımızın dolandırılmaya doyamadığı ünlü isim: Jet Fadıl

Halkımızın dolandırılmaya doyamadığı ünlü isim: Jet Fadıl
Bu ismi bilmeyen yoktur herhalde artık. Büyük reklamlarla başlayan ve sonu hep hüsranla biten birkaç projesinden bahsedelim. Yerli araba üreteceğini iddia ederek, herkesi heyecanlandırdı. Bir sürü insandan o dönemin kıymetli parası mark üzerinden büyük miktarda yatırım aldı. Araba fabrikası asla kurulmadı, insanların parası asla geri ödenmedi…

Müslümanlar’a özel ada!

Müslümanlar'a özel ada!
Bu projesine de inanan pek çok insan oldu. Bu proje de asla bitirilmedi. Bu projede de paralar asla geri ödenmedi…

stanbul’un göbeğinde yıllardır duran anlamsız binalar.

İstanbul'un göbeğinde yıllardır duran anlamsız binalar.
Caprice Gold projesi büyük ses getirmişti. Ülkenin dört bir yanında bu projenin reklamı dönüyor, Jet Fadıl adeta şovunu yapıyordu yine. İnsanımız yine ona inandı. Yine bu projeye büyük paralar yatırıldı. Ve sonuç yine aynı: bitirilemeyen bir proje daha.

Zorda kaldıkça Allah’a sığındı. Gerçek anlamda değil tabii.

Zorda kaldıkça Allah'a sığındı. Gerçek anlamda değil tabii.
Jet Fadıl, halkımızın manevi hislerini sömüren ilk insan değil, son da olmayacak elbette. Ne zaman hakkında dolandırıcı olduğuna dair iddialar atılsa, hemen dini bir açıklama yaptı, kendini kurtardı.

7. Yine olmaz denilenin gerçek olduğu bir dolandırıcılık hikayesi: Allah olduğunu iddia eden adam

Yine olmaz denilenin gerçek olduğu bir dolandırıcılık hikayesi: Allah olduğunu iddia eden adam
Yok artık buna da inanan yoktur herhalde diye düşünüyorsunuz muhtemelen ama buna da inanan olmuş. Ankara’da yaşayan Bülent Ö. isimli adam, kendisini esnafa Hz.İsa olarak tanıtmış. Onlar hakkında öğrendiği bilgileri, insanlara söyleyerek güvenlerini kazanmış. Bakmış bu hikayeye inanan çok, işin içine arkadaşlarını ve akrabalarını da katmış. Bir arkadaşını Hz. Muhammed olarak, bir arkadaşını Hz.İbrahim olarak, bir arkadaşını da Allah olarak tanıtmış. İnanılacak gibi değil ama bu yöntemle dönemin parasıyla tam 2.5 trilyon para toplamış. Ne denir ki!

8. Bedava çıktı koş koş koş!

Bedava çıktı koş koş koş!
Hepimizin yaz mevsiminde bayılarak yediği o dondurmalar var ya? Hani çubukta bedava yazısı çıkınca çok sevindiğimiz? Heh işte onun bile çetesi var.Bir dondurma markası, ürettiklerinden çok daha fazla bedava dondurma çubuğu gelince, durumdan şüphelenmiş ve şikayette bulunmuş. Soruşturma başlayınca, şüphelilerin bu işi üç yıldır yaptığı ortaya çıkmış. Şeytanın aklına gelmez ya!

9. Dedesi polis, babası polis, kendisi de basketbolcuyken dolandırıcılığa soyunan Selçuk Parsadan

Dedesi polis, babası polis, kendisi de basketbolcuyken dolandırıcılığa soyunan Selçuk Parsadan
Babası, dönemin başbakanı Adnan Menderes’in yakın korumalığını üstlendiği için, siyasi çevreye oldukça yakındı. İlk olarak “orduya yardım etmiş asker aileleri” isminde bir dernek kurdu. Bu dernek adına, kendisini korgeneral olarak tanıtıp, pek çok insandan para yardımı topladı.

Tansu Çiller’i bile dolandırdı.

Tansu Çiller'i bile dolandırdı.
Tansu Çiller’i arayıp kendisini orgeneral olarak tanıttı ve eğer para yardımı yaparsa, emekli subayların Çiller’in partisi için gönüllü olarak oy toplayacağını söyledi. Buna inanan Çiller, Parsadan’ın hesabına hemen 5.5 milyar lira yatırdı.Her dolandırıcı gibi o da birgün yakalandı tabii. Ancak hapisten çıktıktan sonra omurilik kanseri sebebiyle hayatını kaybetti.

10. Çiftlik Bank yokken o vardı: Titan Saadet Zinciri

Çiftlik Bank yokken o vardı: Titan Saadet Zinciri
Titan saadet zinciri de, “ponzi” dediğimiz sisteme dahil bir dolandırıcılık. Kenan Şeranoğlu isminde bir adam, birgün çıkıp böyle bir grup kuruyor ve üye olmak isteyen herkesten üyelik ücreti alıyor. Siz de daha sonra getirdiğiniz her yeni üye üzerinden ve başta yatırdığınız para üzerinden para kazanıyorsunuz. Ancak ortaya konulan bir iş, bir üretim olmadığı için, Çiftlik Bank olayındaki gibi, bu da bir süre sonra işlevsiz hale geliyor ve işte o zaman dolandırıldığınızı anlıyorsunuz.

Gece hayatına olan düşkünlüğü onu ele verdi.

Gece hayatına olan düşkünlüğü onu ele verdi.
Gece hayatına olan ilgisi, verdiği ihtişamlı partiler ve sahip olduğu onlarca lüks spor otomobil, yavaş yavaş insanları şüphelendirmeye başladı ve hakkında üst üste davalar açıldı ve tutuklandı.

Her an sizi dolandırabilir, aman dikkat!

Her an sizi dolandırabilir, aman dikkat!
Bir gazeteyle yaptığı röportajda, maddi durumunun çok kötü olduğunu, akbil kullanarak otobüse bindiğini söylemesine rağmen, en son Phuket Adası’nda, yeni imajıyla görülmüş. Aman dikkat edelim her an yeni bir zincir kurabilir!

11. İnsanların hafızasından yıllarca silinmeyecek bir olay: Çiftlik Bank.

İnsanların hafızasından yıllarca silinmeyecek bir olay: Çiftlik Bank.
Çiftlik Bank ilk çıktığında, pek çoğumuz onun telefonumuzdaki diğer çiftlik oyunlarından biri olduğunu düşündük. Öyle de sayılırdı. Oyunda tavuk, inek, arı gibi hayvanlar besliyordunuz. Diğer oyunlardan farkı ise, bu hayvancılık işleri karşılığında size gerçek para kazandırıyor olmasıydı.Bankerlerin sistemi gibi, bu da başlarda sağlıklı bir şekilde yürüdü. Sisteme katılan her üye, kendinden önceki üyenin parasını karşılıyordu. Bir nevi saadet zinciri yani.

Çiftlik Bank’ın kurucusu herkesin bildiği gibi bu genç adam: Mehmet Aydın.

Çiftlik Bank'ın kurucusu herkesin bildiği gibi bu genç adam: Mehmet Aydın.
Herkesin güvenip, projesine para yatırdığı bu toparlak yüzlü dolandırıcı, hala kayıplarda. İnsanların parasını alıp ortadan kayboldu, her dolandırıcının yaptığı gibi. Ara sıra dünyanın farklı yerlerinden görüntüleri ortaya çıkıyor ama bir sonuç alınabilmiş değildi…

Her dolandırıcılıkta olduğu gibi, bunda da ünlü bir insan yer aldı tabii.

Her dolandırıcılıkta olduğu gibi, bunda da ünlü bir insan yer aldı tabii.
Demiştik ya, projenin reklamını ünlü bir insan yaparsa, o iş tutar halkımız inanır diye. Çiftlik Bank’ta da böyle oldu. Diriliş Ertuğrul dizisi oyuncusu Mehmet Çevik, bu projenin medya yüzü oldu ve projeyi eleştirenlere “bu milli bir projedir, 500 bin insan bu projeye inanıyor” diye cevap vermişti.

12. Ancak sebebini anlamadığımız bir gelişmeyle Mehmet Aydın dün avukatları aracılığıyla Sözcü Gazetesine bir video gönderdi. Kısa sürede bulunduğu ülkedeki Türk elçiliğine teslim olacağını söyledi, şaşırdık!

Ancak sebebini anlamadığımız bir gelişmeyle Mehmet Aydın dün avukatları aracılığıyla Sözcü Gazetesine bir video gönderdi. Kısa sürede bulunduğu ülkedeki Türk elçiliğine teslim olacağını söyledi, şaşırdık!
Ardından dün gelen haberle Brezilya Sao Paulo’da teslim olduğu bildirildi.Aydın’ın avukatı Şehmus Uluç, Sözcü’ye yaptığı açıklamada, konsolosluk ile bağlantı kurduklarını ve Mehmet Aydın’ın Türkiye’ye iadesi için resmi işlemlere başlandığını söyledi. Gelişmeleri göreceğiz. Sizce bu kadar kaçtıktan sonra neden teslim olmuş olabilir?

13. Detayları henüz bilmiyorsanız sizi böyle alalım;

Çiftlik Bank Kurucusu Mehmet Aydın Brezilya’da Teslim Oldu

Kurucusu olduğu Çiftlik Bank üzerinden binlerce kişiyi dolandırdıktan sonra yurt dışına kaçan ve kırmızı bültenle aranan ‘Tosuncuk’ lakaplı Mehmet Aydın’ın, Brezilya Sao Paulo’da teslim olduğu bildirildi.

14. Son günlerin gündeme bomba gibi düşen dolandırıcılık olayı Thodex’in tanıtımı için de birçok ünlü isim aynı şekilde poz vermiş…

Son günlerin gündeme bomba gibi düşen dolandırıcılık olayı Thodex'in tanıtımı için de birçok ünlü isim aynı şekilde poz vermiş...

2 Milyar Dolarla Tayland’a Kaçtığı İddia Edilen Thodex’in Kurucusu Özer’in Zamanında Reklamını Yapan Ünlüler

Bu kadar ünlünün reklam yaptığını görünce gerçekten şok oldum!

Son 24 saattir internet sistemlerini kapatan kripto para borsası Thodex’in kurucusu: Faruk Fatih Özer

Son 24 saattir internet sistemlerini kapatan kripto para borsası Thodex'in kurucusu: Faruk Fatih Özer
Etrafınızda son birkaç ayda kripto para alıp satan birçok insan görmüşsünüzdür. Saatler içinde parasını onlara katlayan insanlar da var, eksiye düşüp büyük paralar kaybedenler de… Tüm dünyada en çok kripto para alıp satan ülkede yaşıyoruz, o yüzden böyle bir olaya pek de şaşırmamak lazım. Birkaç gündür bakımda olduğu duyurulan borsada işlem yapılamıyordu.

O esnada Thodex’in kurucusu ve CEO’su Fatih Özer ise Twitter hesabını kilitledi, Instagram gönderilerini sildi ve yurt dışına kaçtığını gösteren bu fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.

O esnada Thodex'in kurucusu ve CEO'su Fatih Özer ise Twitter hesabını kilitledi, Instagram gönderilerini sildi ve yurt dışına kaçtığını gösteren bu fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.
Kendisinin 2 milyar dolarla Arnavutluk’a kaçtığı söyleniyor…

onedio

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE?

Yayınlanma:

|

İspanya, Fransa, İtalya ve Belçika’daki protestolar ne anlatıyor? Türkiye bu tablodan hangi dersleri çıkarmalı?

Erol TAŞDELEN | Bankavitrini.com Ekonomik Analiz

Avrupa sokaklarında yükselen protestolar, yalnızca öğrencilerin eğitim koşullarına, kiracıların konut sorununa ya da çalışanların ücret taleplerine indirgenemez. İspanya’dan Fransa’ya, İtalya’dan Belçika’ya uzanan eylemlerin ortak noktasında daha temel bir soru bulunuyor: Ekonomik büyüme, vatandaşın yaşam standardına ne ölçüde yansıyor?

17 Ekim 2026’da Avrupa’nın farklı ülkelerinde yoğunlaşan gösteriler, hayat pahalılığı, eğitim giderleri, barınma sorunu ve kamu hizmetlerinin niteliği etrafında şekillendi. Ancak bu gösteriler, tek merkezden yönetilen ortak bir Avrupa hareketi değil. Her ülkenin kendi ekonomik ve siyasi dinamikleri var. Ortaklaşan nokta ise özellikle gençlerin geleceğe ilişkin beklentilerinin zayıflaması.

Al Jazeera’nın 17 Ekim tarihli haberinde, farklı ülkelerde yüz binlerce kişinin hayat pahalılığına karşı gösterilere katıldığı bildirildi. Fransa’daki eylemler kitlesel boyutlara ulaşırken Belçika’da eğitim reformları, İtalya’da geçim sıkıntısı ve savaş karşıtı talepler, İspanya’da ise konut krizi öne çıktı.

Bu tablonun ekonomi yönetimleri açısından önemli bir mesajı var: Makroekonomik göstergelerdeki iyileşme, toplumun bütün kesimleri tarafından aynı biçimde hissedilmeyebilir.

İSPANYA: MAAŞ VAR, EV YOK!

İspanya’daki protestoların merkezinde konut krizi bulunuyor. Özellikle büyük şehirlerde yükselen kiralar, genç çalışanların kendi başlarına ev tutmasını giderek zorlaştırıyor.

Madrid’de 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın evinden çıkarılması ve sonrasında hayatını kaybetmesi, konut hakkı tartışmalarını yeniden alevlendiren olaylardan biri oldu. Hükümetin kiracıları korumaya yönelik düzenleme girişiminin parlamentoda reddedilmesi de tepkileri artırdı.

Reuters’ın 2 Ekim 2026 tarihli haberine göre, protestocular kira artışlarının sınırlandırılmasını, evden çıkarmalara karşı koruma sağlanmasını ve kısa süreli kiralamaların düzenlenmesini talep ediyor. Tartışmanın diğer tarafında ise düzenlemelerin konut arzını azaltabileceğini savunan kesimler bulunuyor.

İspanya örneği, ekonomik açıdan önemli bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Bir ülkede istihdamın ve ekonomik faaliyetin artması, konut maliyetleri gelirlerden daha hızlı yükseliyorsa, gençlerin bağımsız yaşam kurmasını kolaylaştırmayabilir.

Çalışan bir gencin maaşının büyük bölümünü kiraya ayırması; tasarruf yapmasını, ev sahibi olmasını, tüketim harcamalarını artırmasını ve ekonomik geleceğini planlamasını güçleştiriyor.

Burada mesele yalnızca emlak piyasası değil. Konut maliyetleri, iş gücü hareketliliğini, aile kurma kararlarını, tüketimi ve uzun vadeli tasarrufları da etkiliyor.

İspanya’nın verdiği mesaj açık: Barınma maliyeti, ücret artışlarını geride bırakıyorsa ekonomik büyüme toplumsal refaha dönüşmekte zorlanıyor.

FRANSA: EĞİTİMDEKİ SORUNLAR NASIL TOPLUMSAL TEPKİYE DÖNÜŞTÜ?

Fransa’da gösteriler, okullardaki personel yetersizliği, eğitim koşulları ve kamu hizmetleri konusundaki şikâyetlerle görünür hale geldi. Öğrencilerin başlattığı eylemlere zamanla farklı toplumsal kesimlerden destek geldi.

17 Ekim’deki gösterilerde hayat pahalılığı, yakıt maliyetleri ve ücret talepleri de gündemin parçası oldu. Böylece başlangıçta eğitim odaklı olan tepki, daha geniş bir ekonomik ve toplumsal hoşnutsuzluk alanına yayıldı.

Fransa’daki gösteriler sırasında yağma, kundaklama ve polisle çatışmalar da yaşandı. Barışçıl protesto hakkı ile şiddet eylemleri birbirinden ayrılmalı. Kamu düzenine zarar veren eylemler, gösterilere katılan bütün vatandaşların tutumu olarak değerlendirilemez.

Ekonomik açıdan Fransa örneği, kamu harcamaları tartışmasını öne çıkarıyor.

Devlet bütçe disiplinini sağlamak, borçlanmayı kontrol etmek ve mali dengeleri korumak isteyebilir. Ancak tasarruf politikalarının eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmetlerine etkisi, vatandaşların günlük yaşamında hissediliyorsa ekonomik tartışma siyasi ve toplumsal bir soruna dönüşebiliyor.

Burada önemli soru, devletin harcamalarını azaltıp azaltmaması değil; hangi harcamaların, kimleri etkileyerek ve hangi sonuçları doğurarak azaltıldığıdır.

BELÇİKA: BÜTÇE KISITLAMALARI VE EĞİTİME ERİŞİM

Belçika’da gençlerin ve öğrencilerin katıldığı gösterilerde eğitim maliyetleri, yükseköğretime erişim ve eğitim reformları öne çıktı.

Reuters’ın 17 Ekim tarihli haberine göre Brüksel’de yüzlerce genç gösteri yaptı. Eylemler sırasında polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Göstericiler, eğitim maliyetlerinin artması ve bazı reformların üniversiteye erişimi zorlaştırabileceği yönündeki kaygılarını dile getirdi.

Belçika örneği, eğitim harcamalarının yalnızca bugünün bütçe kalemi olmadığını gösteriyor. Eğitim, bir ülkenin gelecekteki üretkenliğini, iş gücü niteliğini ve rekabet gücünü belirleyen temel yatırımlardan biridir.

Eğitimde fırsat eşitliğinin zayıflaması, düşük gelirli ailelerin çocukları açısından daha ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle bütçe kesintilerinin kısa vadeli mali etkileri ile uzun vadeli ekonomik sonuçlarını birlikte değerlendirmek gerekir.

İTALYA: GEÇİM SIKINTISI VE SOSYAL HİZMETLER

İtalya’daki gösterilerde hayat pahalılığı, ücretler, kamu hizmetleri ve savaş karşıtı talepler öne çıktı. Milano ve Bologna gibi kentlerde bazı eylemler polisle çatışmalara dönüştü.

17 Ekim’deki gösterilerin ekonomik arka planında, hanelerin artan fiyatlar karşısında bütçelerini dengeleme güçlüğü bulunuyor. Enflasyonun yavaşlaması ile fiyatların düşmesi aynı şey değil. Fiyat artış hızı gerilese bile daha önce yükselen fiyatlar yüksek seviyelerde kalabiliyor.

Ücret artışları bu birikimli fiyat artışını karşılayamıyorsa, çalışanların satın alma gücü üzerindeki baskı devam ediyor.

Bu noktada yalnızca ortalama ücret artışına bakmak yeterli değil. Ücretlerin kira, enerji, gıda, ulaşım ve sağlık harcamaları karşısındaki durumu da değerlendirilmek zorunda.

İtalya’daki protestoların gösterdiği sorunlardan biri de bu: Vatandaş, ekonomik büyüme rakamlarından önce ay sonunda elinde ne kaldığına bakıyor.

AVRUPA’NIN ORTAK SORUNU: EKONOMİK BÜYÜME İLE HİSSEDİLEN REFAH ARASINDAKİ MAKAS

Dört ülkenin sorunları aynı değil. İspanya’da konut, Fransa’da eğitim ve kamu hizmetleri, Belçika’da eğitim reformları ve bütçe tartışmaları, İtalya’da ise geçim sıkıntısı daha belirgin.

Buna rağmen üç ortak başlık öne çıkıyor:

1. Gelir ile zorunlu harcamalar arasındaki denge bozuluyor.

Ücretler nominal olarak artabilir. Ancak kira, gıda, enerji ve ulaşım harcamaları daha hızlı yükseliyorsa hanelerin satın alma gücü gerileyebilir.

2. Gençlerin geleceğe ilişkin beklentileri zayıflıyor.

Eğitim almanın, iş bulmanın ve düzenli gelir elde etmenin bağımsız bir yaşam kurmaya yetmediği düşüncesi yaygınlaşıyorsa ekonomik sorun, aynı zamanda toplumsal güven sorunu haline geliyor.

3. Kamu bütçesi ile sosyal beklentiler karşı karşıya geliyor.

Hükümetler mali disiplin, borç yönetimi ve bütçe açıklarının kontrolü üzerinde dururken vatandaşlar eğitim, sağlık, konut ve sosyal destek hizmetlerinin korunmasını istiyor.

Eurostat’ın 2025 verilerine göre Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 7,7’si, harcanabilir hane gelirinin en az yüzde 40’ını konut giderlerine ayıran hanelerde yaşıyor. Bu oran, Avrupa’da bile konut maliyetlerinin bazı haneler için ne kadar ağır bir yük oluşturduğunu gösteriyor.            (Kaynak: Eurostat – Avrupa’da yaşam koşulları, 2026 verileri. )

SONUÇ: VATANDAŞIN HİSSETMEDİĞİ REFAH, SİYASİ BASKIYA DÖNÜŞEBİLİR

Avrupa’daki gösteriler, ekonomik politikaların toplumsal sonuçlarını yeniden tartışmaya açtı.

Bir ülkede büyüme yaşanabilir, şirketlerin ciroları artabilir, kamu gelirleri yükselebilir ve finansal göstergeler iyileşebilir. Ancak gençler ev bulamıyor, çalışanlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor ve eğitim fırsatlarına erişim giderek pahalılaşıyorsa bu göstergeler toplumsal refahın tamamını anlatmaz.

Bu, ekonomi politikalarının yalnızca kısa vadeli sonuçlarıyla değil, gelir dağılımı, üretim kapasitesi, sosyal hareketlilik ve yaşam maliyetleri üzerindeki etkileriyle de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Türkiye açısından çıkarılacak ders, Avrupa’daki protestoların aynısının yaşanacağını varsaymak değil; ekonomik programların toplumsal etkilerini zamanında izlemek ve sorunları büyümeden çözmeye çalışmaktır.

Çünkü ekonomik istikrar, yalnızca fiyatların kontrol altına alınmasıyla değil; vatandaşın gelirine güvenmesi, işletmelerin üretimini sürdürebilmesi ve gençlerin geleceğe ilişkin makul beklentiler taşımasıyla da güçlenir.

Ekonominin nihai sınavı, tabloların ne kadar iyi göründüğü değil, vatandaşın hayatında neyin değiştiğidir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist 
Bankavitrini.com – Ekonomik Analiz

Okumaya devam et

GÜNCEL

Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bir süredir mütemadiyen aynı konuların etrafında dolaştığımız ve kendi kendimizi tekrar ettiğimizin pekâlâ farkındayız. Jeopolitik riskler tüm ağırlığıyla masa üzerinde durmaya devam ederken, emtia fiyatlarının yüksek seyri enflasyonist baskıları artırmaya devam ediyor. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı haftanın son iş gününü 110 dolar seviyesini test ederek tamamladı. Bir başka bakış açısıyla, Brent petrol sene başına göre %81 yükselirken, gümüş ise getiri liginin dibinde yer alarak %20 düştü. Yapay zekâ ve çip sektöründe ise soru işaretleri zihinleri meşgul etmeye devam ediyor. Goldman Sachs’ın hesaplamalarına göre, beş büyük yapay zekâ şirketinin gelecek yıl toplam yatırım harcamalarının 1,2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Rakamın büyüklüğü bir yana, bu yatırımların ne kadar sürede kendini amorti edeceği sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor. Teknoloji hisseleri denince akla gelen Nasdaq endeksi haftanın son iş gününü %2’nin üzerinde düşüşle tamamlarken, son 10 günlük performansı da %6 düşüş yönünde oldu.

Türkiye’de Fon Krizi’nin etkileri sürerken, cuma günü bültenimizde de dile getirdiğimiz MSCI uyarısı hisse senetleri üzerindeki baskıyı artırdı. MSCI, yaz başında yaptığı uyarının dozunu bir kademe daha yükselterek, piyasa şeffaflığı ve sağlıklı işleyiş konusunda atılan adımların yeterli olmadığını ortaya koydu. Türkiye’nin gelişmekte olan ülke statüsünü koruması açısından Haziran 2027 kritik bir tarih olarak karşımıza çıkıyor. Endonezya’da yaşananları da birlikte düşündüğümüzde, piyasaların bu uyarıyı pek hoş karşılamadığını görüyoruz. BIST100 ve BIST30 endeksleri cuma gününü %3 kayıpla tamamlarken, bankacılık endeksi %2 geriledi. CDS risk primi 250 baz puanda yatay seyrederken, iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi, faiz indirimi beklentilerinin desteğiyle son iki haftada 100 baz puan düşerek %39,40 seviyesine indi. USDTRY kuru ise yeni haftaya 49,54 seviyesinden başlıyor.

MSCI’nın Endonezya’yı gelişmekte olan ülkeler kategorisinden çıkararak doğrudan bağımsız piyasa statüsüne düşürebileceği uyarısının yankıları ise dinmiyor. Cuma günü %12’ye yakın gerileyen Jakarta borsası, bu sabah da %5’in üzerinde düşerek son altı yılın en düşük seviyesine indi. Yılbaşından bu yana kayıplar %43’ü aşarken, yabancı yatırımcıların net satışları 5 milyar dolara yaklaştı. Endonezya’nın MSCI endekslerinden tamamen çıkarılması hâlinde, yalnızca endeksleri takip eden fonlardan 5,6 milyar dolarlık zorunlu satış gelebileceği hesaplanıyor. Ülke para birimi rupiah da tarihî dip seviyelerine yaklaşırken, satış baskısının borsayla sınırlı kalmayıp döviz ve tahvil piyasalarına yayılmasından endişe ediliyor. Türkiye’nin de benzer gerekçelerle MSCI’nın radarında olması, Endonezya’daki gelişmeleri bizim açımızdan daha da önemli kılıyor.

Türkiye cephesinde ise gözler perşembe günü sonuçlanacak TCMB’nin olağan Ekim ayı PPK toplantısına çevrildi. Bir süredir gündemden düşmeyen fon krizinin de etkisiyle ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın giderek belirginleştiğini görüyoruz. Otomobil satışlarından kredi kartı harcamalarına kadar pek çok gösterge bu tabloyu desteklerken, hanehalkının borç ödeme kapasitesindeki bozulma da dikkat çekiyor. Aşağıdaki grafikten görüleceği üzere, ihtiyaç kredilerinde takibe dönüşüm oranı %7’ye yaklaşarak rekor kırarken, bireysel kredi kartlarında da bu oran %6 seviyesine yaklaşarak tarihî zirvesine yükseldi. Bir başka deyişle, ihtiyaç kredilerinde mevcut her 100 TL’lik bakiyenin yaklaşık 7 TL’si takipte bulunuyor. Ekonomik aktivitedeki sert yavaşlama ve hanehalkının artan ödeme güçlükleri karşısında TCMB’nin, enerji fiyatlarındaki keskin yükselişe rağmen, politika faizini en az 100 baz puan indirerek %37’den %36’ya çekmesine kesin gözüyle bakıyoruz. Böylece TCMB’nin Aralık 2025’ten bu yana ara verdiği faiz indirimlerine bebek adımlarıyla yeniden başlamasını bekliyoruz.

Cuma günü TCMB’nin açıkladığı iki önemli veri de dikkatimizden kaçmadı. Eylül ayı konut fiyat endeksine göre, konut fiyatları yıllık bazda nominal olarak %22,3 artarken, enflasyondan arındırıldığında reel olarak %5,7 geriledi. Bir başka deyişle, konut fiyatlarındaki artış enflasyonun gerisinde kalmaya devam ederken, bu durum konutun değer artışı açısından yatırım cazibesini sınırlıyor. TCMB’nin yayımladığı Ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını ise aşağıdaki grafikten takip edebilirsiniz. Biz özellikle enflasyon beklentilerine odaklandık. Yıl sonu TÜFE beklentisi hemen hemen değişmezken, 12 ay sonrasına ilişkin beklentinin 0,19 puan artışla %23,89’a yükselmesi, orta vadeli enflasyon görünümünde sınırlı da olsa bir bozulmaya işaret ediyor. Buna karşılık, 24 ay sonrasına ilişkin beklentinin 0,38 puan gerilemesini daha uzun vadeli görünüm açısından olumlu okuyoruz. TCMB’nin kurun artış hızında yaptığı ince ayara rağmen, yıl sonu USDTRY beklentisi hafif gerileyerek 51,55 seviyesine inerken, 12 ay sonrasına ilişkin beklenti ise 59,26 seviyesine yükseldi.

Avrupa’da hayat pahalılığı, eğitim maliyetleri ve hükûmetlerin ekonomi politikalarına yönelik tepkiler giderek büyüyor. Fransa’da öğrencilerin başlattığı protestolar, sendikaların ve farklı toplumsal kesimlerin katılımıyla hafta sonu ülke çapında kitlesel gösterilere dönüşürken, Paris başta olmak üzere birçok kentte şiddet olayları yaşandı. Yüz binlerce kişinin sokaklara döküldüğü gösterilerde 1,200 kişi gözaltına alınırken, Cumhurbaşkanı Macron yaşanan şiddet olaylarını sert bir dille kınadı. Protestolar Fransa ile sınırlı kalmazken, Belçika ve İtalya’da eğitim ve yaşam maliyetleri, Portekiz’de ise düşük ücretler ve konut krizi nedeniyle halk sokaklara döküldü. Fransa’da zaten kırılgan olan siyasi ve mali dengelere toplumsal huzursuzluğun da eklenmesi, ortak para birimi üzerinde baskı kurarken, EURUSD paritesi 1,1230 seviyesinde işlem görüyor.

Öte yandan, Orta Doğu’da artan gerilimle cuma günü 110 dolar seviyesini test eden Brent petrol, yeni haftaya düşüşle başladı. Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi, piyasaya daha fazla Rus petrol ürünü sunulabileceği düşüncesini güçlendirirken, Brent petrol %1,8 gerileyerek 108 dolar seviyesine indi. Ancak Orta Doğu’da arz güvenliğine ilişkin endişeler dinmiş değil. Ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle Körfez’den günlük petrol sevkiyatı 20 milyon varilin üzerinden 8,5 milyon varile kadar gerilerken, Mısır’ın Husilere karşı Suudi Arabistan’a destek vermeye hazır olduğunu açıklaması gerilimin daha da yayılabileceğine işaret ediyor.

Küresel piyasalarda yapay zekâ yatırımlarının finansmanına ilişkin endişeler gündemdeki yerini korurken, yeni gün ve hafta başlangıcında Asya borsalarında karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Geçen haftayı %5,4 kayıpla tamamlayan Japonya’da Nikkei endeksi bu sabah %1 civarında gerilerken, geçen hafta %14’ten fazla düşen Güney Kore borsası KOSPI ise yaralarını sarmaya çalışarak %0,7 yükseliş kaydetti. Çin’de üçüncü çeyrek büyümesinin beklentileri hafif aşarak %4,5’e ulaşması ve perakende satışların tahminlerden iyi gelmesi satış baskısını sınırladı. ABD’de yarı iletken hisselerinin işlem gördüğü Philadelphia Semiconductor endeksinin son 10 günde %16’dan fazla gerilemesi, teknoloji sektöründeki satışların boyutunu gösteriyor. Yatırımcılar, yapay zekâya yapılan devasa yatırımların ne zaman kâra dönüşeceğini sorgularken, bu hafta açıklanacak Meta, Tesla ve önde gelen çip üreticilerinin bilançoları merakla takip edilecek. Elon Musk’ın uçan araba tanıtımıyla ilk etapta yükselişe geçen Tesla hisseleri, kazanımlarını koruyamayarak gün içi zirvesinden %6 geriledi.

Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı yaratırken, ABD ile Ukrayna arasındaki ilişkiler de limonileştiğini görüyoruz. Cuma gecesini sert satışlarla tamamlayan Nasdaq endeksi, bu sabah vadeli işlemlerde %1,3 yükselirken, ABD’nin 10 yıllık gösterge tahvil faizi yeniden %5,05 seviyesine geriledi. Kıymetli metaller de yeni haftaya alıcılı başlarken, ons altın 4,180 dolar, gümüş ise 57,75 dolar seviyesinde işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon endişelerini bir miktar hafifletmesi, faiz getirisi olmayan kıymetli metallere destek verdiğinin altını çizmek isteriz. Teknik bir bakış açısıyla önem arz eden 55 dolar seviyesinden uzaklaşan gümüşü biraz daha takip etmek istiyoruz. Yukarıda da değindiğimiz üzere, petrol fiyatlarında kalıcı bir geri çekilme olmadan kıymetli metallerin kalıcı bir yükselişe geçmesi zor görünüyor.

Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentilerde de dikkat çekici bir değişime neden oldu. Geçen hafta %50’ye kadar yükselen ekim ayında faiz artırımı ihtimali %16’ya kadar gerilerken, aralık ayında faiz artırımı ihtimali ise hâlen %92 seviyesinde bulunuyor. Gözler 28 Ekim tarihinde sonuçlanacak Fed toplantısına ve ertesi gün açıklanacak Fed’in favori enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği PCE verisine çevrilmiş durumda. Siyasi cephede ise Brezilya ve İsrail seçimlerine geri sayım devam ederken, ABD’de 3 Kasım’da düzenlenecek ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin iki kanadı birden kaybetme riskinin oldukça arttığını söylememiz gerekiyor.

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi

17923851289ea310271c16b1d4d2891df98b8491dd_1_1200.jpg
 
İhtiyaç Kredilerinde ve Kredi Kartlarında Takibe Dönüşüm Oranı

17923851297c4c3356427a1eaef2d11a6e750e9cf4_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.