ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Fenerbahçe: Aynı hatalar, aynı sonuçlar
Yayınlanma:
2 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Piyasalar her ne kadar en kötünün geride kaldığına inansa da, ABD ile İran arasındaki çatışmayı sona erdirmeye yönelik görüşmelerin tıkanmış olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. ABD cephesi, Tahran’ın sunduğu son teklifi yetersiz bulurken, İran’ın nükleer programının görüşmelerin başından itibaren masada olmasını istiyor. İran ise önce savaşın bitirilmesi, ardından deniz ablukasının kaldırılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması şartını öne sürüyor.
Tarafların kırmızı çizgilerinin oldukça keskin olmasına paralel, piyasa jeopolitik riskleri yeniden fiyatlamaya başlarken, petrol arzının kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamalar nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 110 dolar seviyesinin üzerine yükseldiğini görüyoruz. Öte yandan Dünya Bankası dün riskin boyutunu ortaya koyarak enerji fiyatlarının 2026 yılında %24 artarak Ukrayna savaşından bu yana en yüksek seviyelere çıkabileceği öngördü. Dün de kaleme aldığımız üzere, Hürmüz’den günlük 125-140 gemi seviyesinden yalnızca 7 gemiye kadar gerileyen geçişler arz tarafındaki daralmayı net bir şekilde ortaya koyarken, enerji üzerinden küresel enflasyon baskısının yeniden güç kazandığına çok açık bir şekilde işaret ediyor.
Dün Birleşik Arap Emirliklerinden (BAE) ezber bozan bir hamle geldi. BAE, petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve birlikte hareket eden ülkelerin oluşturduğu OPEC+’dan 1 Mayıs itibariyle ayrılacağını açıkladı. Tersten okumak gerekirse, BAE’nin 1 Mayıs’tan itibaren üretim kotalarına bağlı olmayacağını, altını çizerek, şartlar elverişli olduğu bir ortamda, daha fazla petrol üretip satma esnekliğine de sahip olacağını not etmek gerekiyor.
Hürmüz Boğazı’nda var olan tıkanıklık nedeniyle arzın zaten sıkışmış durumda olması, asıl hikâyenin ortalık sakinleşince yani Hürmüz Boğazı bir gün açılınca ortaya çıkacağını düşünüyoruz. BAE gibi güçlü bir oyuncunun tabir caizse takımdan ayrılması, OPEC+’nın piyasa üzerindeki etkisini zayıflatacağını, özellikle ağır siklet Suudi Arabistan’ın dengeleyici rolünü de tartışmaya açacağını düşünüyoruz. Bir diğer bakış açısıyla, jeopolitik risklerin azalması durumunda, BAE’nin üretimi artırması fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabileceğini de göz ardı etmiyoruz. Her ne kadar haberin etkisi bugün konsantrasyonun başka bir yerde olması nedeniyle geri planda kalsa da, yarının fiyatlaması açısından kritik bir gelişme olduğu görüşünü de ortadan kaldırmıyor.
Ne tam savaş ne de barış görünümünün gölgesinde enerji fiyatlarının da yüksek seyri belirsizliği artırarak küresel risk iştahını olumsuz etkiliyor. Son dönemlerden alışık olduğumuz üzere dün yine ilk olarak satış baskısına boyun eğen kıymetli metaller oldu. Altının ons fiyatı 4,670 – 4,700 dolar seviyelerinde var olan defans hattını daha fazla koruyamayarak soluğu dün bir ara 4,550 dolar seviyesinde aldı. Gümüşün ons fiyatı da benzer bir şekilde 76 dolar seviyesinde tutunamayınca süratle 72 dolar seviyelerine kadar savruldu.
Kıymetli metallerde yaşanan satış baskısı, hisse senetlerine de sirayet etti. Risk iştahı denince akla gelen ve son dönemde etkileyici bir performans sergileyen Nasdaq endeksi geceyi %1’e yakın düşüşle tamamladı. Wall Street Journal, önde gelen yapay zekâ şirketlerinden OpenAI’ın haftalık kullanıcı ve hasılatının şirket içi hedeflere ulaşmadığını bildirirken, haber ChatGPT’nin geliştiricisi şirketin veri merkezlerine yönelik devasa yatırımları mali olarak destekleyip desteklemeyeceğine dair endişelere sebep oldu. Yapay zekâ tarafında soru işaretlerinin yeniden artması, Nasdaq’ın olumsuz bir gün geçirmesini bir yere kadar anlatabiliyor.
Piyasalar her ne kadar ne savaş ne barış ortamında belirsizlikle uğraşsa da, S&P 500’ün neredeyse yarısını oluşturan şirketlerin sonuçları bu hafta piyasaların radarında olacağını hafta başı belirtmiştik. Bu bağlamda, özellikle Muhteşem Yedili olarak adlandırılan teknoloji devlerinden Microsoft, Alphabet, Amazon ve Meta’nın bugün, Apple’ın ise yarın açıklayacağı finansallar ve yapay zekâ yatırımlarına yönelik harcamalar, OpenAI’ın büyüme hedeflerini yakalayamadığını anlaşılması ardından teknoloji rallisinin sürdürülebilirliği hakkında piyasalara ışık tutacaktır.
ABD borsalarının jeopolitik riskler ve yapay zekâ sektörüne ilişkin soru işaretlerine paralel geceyi düşüşle tamamlamasının ardından, yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Japonya piyasaları tatil nedeniyle kapalı konumda olurken, Tayvan borsasının gerilediği, Hong Kong borsasının %1 yükseldiği, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde ise hafif de olsa yeşil rengin hâkim olduğunu görüyoruz.
Gözler, Fed’in dün başlayan ve bugün sonuçlanacak olağan faiz toplantısına çevrildi. Powell’ın başkanlığından faiz oranlarının sabit kalmasına yönelik herhangi bir tereddüt olmadığını peşinen not edelim. Powell’ın kuvvetle muhtemel son toplantısında vereceği politika mesajlarının tonu önemle takip edilecek olsa da, piyasalar yeni başkanı özellikle de yeni bir para politikası çerçevesi getireceğini söyleyen Warsh’u merakla bekliyor. Gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi %4,35 seviyesine yükselirken, riskten kaçınma anlarında güvenli liman edasıyla sığınılan dolar (DXY) hafif de olsa değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyelerinin etrafında dar bantta salınarak Fed toplantısını beklerken, altının ons fiyatı 4,600 dolar seviyesinde yatay bir seyir izliyor. Gümüş bu sabah 74 dolar seviyelerine doğru biraz harekelense de, kıymetli metallerde teknik bir bakış açısıyla aşağı yönlü isteğin şu anda daha ağır bastığını söylememiz gerekiyor. Benzer bir şekilde dört haftadır kesintisiz bir şekilde yükselerek 80 bin dolar seviyesine yaklaşan Bitcoin, olumsuz havaya paralel 77 bin dolar seviyesine geri çekildi.
Türk mali piyasaları da dün günü yurt dışı piyasalara paralel keyifsiz bir şekilde tamamladı. TCMB’nin analitik bilançosuna göre, net yabancı para pozisyonu 24 Nisan valörlü işlemlerde 5,8 milyar dolar, 27 Nisan valörlü işlemlerde ise 1,2 milyar olmak üzere iki günde toplam 7 milyar dolar eridi. Bu minvalde, savaşın şiddetlendiği Mart sonunda 8,3 milyar dolar seviyesine kadar gerileyen manşet rakam, akabinde ateşkes ile süratle 36 milyar dolara fırlamıştı. Ateşkes ortamına rağmen, petrol fiyatlarını yeniden tırmanışa geçmesiyle birlikte manşet rakamın yeniden 27,7 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz (bakınız grafik). TCMB PPK toplantısının hemen ardından gelen bu değişim biraz da olsa zihnimizi kurcaladı.
Rezervlerde yaşanan gerileme ve yurt dışında hâkim olan satış baskısıyla BIST100 endeksi dün günü %1,8 oranında düşüşle tamamlarken, bankacılık endeksi ise %2 geriledi. Uzun süredir devam eden dezenflasyon politikaları ve yüksek faiz ortamının bir tezahürü olarak ekonomik faaliyetlerde ivme kaybı yaşandığını ve Türkiye’nin üretim kasının zayıfladığını savunuyorduk. Dün açıklanan veriye göre, Türkiye’nin üretim hacmi bakımından dünya ikincisi olduğu beyaz eşya sektörü, ihracattaki sert düşüşle birlikte yılın ilk çeyreğinde, iç ve dış pazarın toplamında %19 daralarak 6,3 milyon adet satış yapıldı.
Aynı şeyleri tekrar etmekten bazen bizler de sizler de yorulabiliyoruz. Amatör bir koşucu olarak, dün Londra Maratonu’nda kırılan rekoru gündeme alarak sporun, bilimin ve teknolojinin ortak zaferini anlatmaya çalıştım. Bugün ise kısa da olsa Fenerbahçe’ye de yer vermek isterim. Aslında, bugünden ziyade son yıllara geniş bir açıyla bakarsak, Fenerbahçe’de yaşanan sorunun daha çok yapısal olduğunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Teknik direktör değişiklikleri, kadro istikrarsızlığı ve her sezon baştan kurulan bir yapı, kulübün süreklilik üretmesini zorlaştırıyor. Aynı şeyleri deneyip devamlı olarak farklı bir sonuç beklemenin de ne kadar hatalı olduğunu bir türlü idrak edemeyen yönetimin, bu sefer de taraftarın gönlünde taht kuran Domenico Tedesco ile yollarını ayırma kararı vermesi, bu döngünün hiç değişmeden devam ettiğini çok açık bir şekilde gösteriyor.
Tıpkı Türkiye örneğinde olduğu üzere, konut arzındaki yetersizliğin kira enflasyonunu tetiklemesi, kamunun geri çekildiği alanlarda sağlıkta özel hastanelere, eğitimde özel okullara ödenen yüksek bedellerin fiyatları yukarı itmesi, aslında sorunun ne kadar yapısal olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Buna rağmen enflasyon sorununda çözümü yalnızca TCMB’nin omuzlarına yükleyip faiz üzerinden aramak, meseleyi yüzeyde ele almak anlamına geliyor. Oysa yüksek enflasyonun gerçek kaynağı, eksik bırakılan yapısal adımlar olduğu çok açık ve nettir. Aynı bakış açısı Fenerbahçe için de geçerlidir! Umarım yeni yönetim, sorunu sonuçlarda değil, nedenlerde arar. Kısa vadeli refleksler yerine kalıcı çözümler üretmenin yolunun yapısal dönüşümden geçtiğini görür. Mahfi hocanın da dediği gibi oysa kalıcı başarı, hatayı içeride arayıp doğru yapı kurmakla mümkündür. Fenerbahçe, Türkiye’nin özetidir.
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bankalara kripto saklama izni
Yayınlanma:
15 saat önce|
18/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’de kripto varlık piyasasının kurumsallaşması açısından önemli bir karara imza attı. SPK’nın 2026/34 sayılı haftalık bülteninde yer alan karara göre, Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi’nin kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet göstermesine yönelik izin başvuruları uygun bulundu.
Karar, Türkiye’de ilk kez büyük ölçekli mevduat bankalarının kripto varlık saklama alanında resmi faaliyet izni alması nedeniyle sektör açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Sadece alım-satım değil, güvenli saklama dönemi
Kripto varlık piyasasında en önemli konulardan biri yatırımcı varlıklarının güvenli şekilde muhafaza edilmesi olarak öne çıkıyor. SPK’nın verdiği izinle birlikte Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi, gerekli teknik ve operasyonel altyapıları tamamlayarak dijital varlıkların saklanmasında aktif rol üstlenebilecek.
Uzmanlara göre bu gelişme;
- Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak,
- Yatırımcı güvenini artıracak,
- Bankacılık sektörü ile kripto ekosistemi arasındaki entegrasyonu hızlandıracak,
- Türkiye’nin dijital finans altyapısını güçlendirecek.
SPK iki yeni kripto platformuna da onay verdi
Kurul, yalnızca saklama tarafında değil, yeni platformların kurulması konusunda da önemli kararlar aldı.
Bu kapsamda;
- Fiba Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’nin “Fiba Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu,
- Fintag Yazılım Danışmanlık A.Ş.’nin “Goldtag Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu
SPK tarafından uygun bulundu.
Böylece Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen kripto varlık hizmet sağlayıcılarının sayısı artarken, sektörün düzenlenmiş ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması yönünde yeni bir aşamaya geçilmiş oldu.
Bankalar neden kriptoya yöneliyor?
Dünyada BlackRock, Fidelity, JPMorgan ve Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarının dijital varlık alanına yönelik yatırımları son yıllarda hız kazanırken, Türkiye’deki bankalar da bu dönüşümün dışında kalmak istemiyor.
Özellikle;
- Tokenizasyon projeleri,
- Dijital varlık saklama hizmetleri,
- Stablecoin tabanlı ödeme sistemleri,
- Blokzincir tabanlı finansal ürünler
önümüzdeki dönemin yeni rekabet alanları olarak görülüyor.
Mart ayında Yapı Kredi’nin kripto varlık platformu kurmak için aldığı kuruluş izni de bankaların bu alandaki uzun vadeli stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bankavitrini Analizi
SPK’nın son kararı yalnızca üç bankaya verilen bir faaliyet izni olarak görülmemeli. Bu karar, Türkiye’de kripto varlık piyasasının “gri alan” olmaktan çıkıp geleneksel finans sistemi ile entegre olmaya başladığının güçlü bir göstergesi niteliğinde.
Önümüzdeki dönemde;
- Daha fazla bankanın saklama lisansı alması,
- Kripto platformları ile bankalar arasında iş birliklerinin artması,
- Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişinin hızlanması,
- Dijital varlıkların sermaye piyasalarıyla bütünleşmesi
bekleniyor.
SPK’nın attığı bu adım, Türkiye’nin dijital finans ve blokzincir ekosisteminde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın neden yükseldi, neden düşmeye başladı ve bundan sonra ne olabilir?
Yayınlanma:
5 gün önce|
13/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Altın neden değer kazandı?
2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:
1. Merkez bankalarının rekor altın alımları
Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.
Neden?
- ABD yaptırım riskleri
- Dolar bağımlılığını azaltma isteği
- Rezerv çeşitlendirmesi
Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.
2. Jeopolitik riskler
Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.
Son yıllarda:
- Rusya-Ukrayna Savaşı
- İsrail-Hamas Savaşı
- İran-İsrail gerilimleri
- Tayvan kaynaklı riskler
yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.
3. Enflasyon korkusu
ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:
- Tahvil yerine
- Nakit yerine
altına yöneldi.
Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.
4. ABD borçlarının büyümesi
ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”
düşüncesiyle altına yöneldi.
5. Reel faizlerin düşmesi
Altının faiz getirisi yoktur.
Bu nedenle:
- Faiz düşükse altın avantajlıdır.
- Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.
Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.
Peki altın neden düşmeye başladı?
Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.
1. Kâr realizasyonları
Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.
Büyük fonlar:
- Kârlarını realize etti.
- Pozisyon küçülttü.
Bu da satış baskısı yarattı.
2. Doların güçlenmesi
Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.
Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:
- Altın daha pahalı hale gelir.
- Talep azalır.
Bu durum altını baskılar.
3. Faiz indirimlerinin gecikmesi
Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.
Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.
4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması
Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.
5. ETF çıkışları
Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.
Altının değerini etkileyen temel faktörler
Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir:
| Faktör | Altına Etkisi |
|---|---|
| ABD Faizleri | Negatif |
| Reel Faizler | Negatif |
| Dolar Endeksi | Negatif |
| Enflasyon | Pozitif |
| Jeopolitik Riskler | Pozitif |
| Merkez Bankası Alımları | Pozitif |
| Resesyon Korkusu | Pozitif |
| Güçlü Büyüme | Negatif |
| ETF Girişleri | Pozitif |
| ETF Çıkışları | Negatif |
Önümüzdeki dönemde altın için olası senaryolar
Senaryo 1: Altın yeniden yükselişe geçer
Şunlar olursa:
- Fed faiz indirimlerine başlar
- ABD ekonomisi yavaşlar
- Jeopolitik riskler büyür
- Çin alımları devam eder
altın yeni zirvelere yönelebilir.
Bu senaryo altın boğalarının temel beklentisidir.
Senaryo 2: Uzun süre yatay hareket
Şunlar olursa:
- Faizler yüksek kalır
- Enflasyon kontrollü düşer
- Büyük kriz çıkmaz
altın bir süre geniş bantta dalgalanabilir.
Bu en olası orta vadeli senaryolardan biridir.
Senaryo 3: Sert düzeltme
Şunlar olursa:
- ABD büyümesi güçlü kalır
- Enflasyon düşer
- Dolar güçlenir
- Tahvil faizleri yükselir
yatırımcılar altından çıkıp tahvillere yönelebilir.
Bu durumda altın daha derin bir düzeltme yaşayabilir.
Asıl kritik soru: Altının uzun vadeli hikâyesi bitti mi?
Şu an için hayır.
Çünkü altının uzun vadeli hikâyesini destekleyen unsurlar hâlâ masada:
- Küresel borç yükünün büyümesi
- Merkez bankalarının altın alımları
- Jeopolitik kutuplaşma
- Dolar sistemine alternatif arayışları
- Rezerv çeşitlendirme eğilimleri
Bu nedenle kısa vadeli düzeltmeler yaşansa da altının uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Barış umudu piyasaları destekledi; petrol ve dolar düştü, gözler SpaceX’te
Yayınlanma:
7 gün önce|
12/06/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Başkanı Trump, İran ile savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın hafta sonu gibi kısa bir sürede imzalanabileceğini ve bunun ardından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi. Ancak Tahran cephesi, müzakere metninin büyük ölçüde tamamlandığını kabul etmekle birlikte, nihai kararın henüz verilmediğini ve konunun ilgili karar mercilerince değerlendirildiğini açıkladı.
ABD ile İran arasında geçici bir anlaşmaya yönelik görüşmeler hız kazanırken, Reuters haberlerinde dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda pazarlığın sürdüğünü okuyoruz. Haberde siyasî çerçevede büyük ölçüde mutabakat sağlanmış durumda olduğuna işaret edilirken, İran’ın yurt dışında bloke edilmiş 18 milyar dolara yakın varlığının ne kadarının ve hangi takvimle serbest bırakılacağı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü anlıyoruz.
Eğer geçici anlaşma hayata geçerse, petrol arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında geri çekilme, küresel risk iştahında ise toparlanma görülebilir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığı ve sürecin kalıcı bir barıştan ziyade çatışmaları donduran bir geçiş anlaşması niteliği taşıdığı da unutulmamalıdır. Öte yandan, birkaç gün önce İran’ı “çok sert vuracaklarını” ifade eden Trump’ın bugün hafta sonu anlaşma imzalanabileceğini söylemesi, temkinli duruşumuzu korumamıza neden oluyor. Bu nedenle, şimdilik gelişmeleri iyimser fakat ihtiyatlı bir bakış açısıyla izlemeyi tercih ediyoruz.
Orta Doğu’da kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik beklentilerin güçlenmesiyle bu sabah iyimser bir fiyatlama davranışının da hâkim olduğunu görüyoruz. Trump’ın hafta sonu İran ile anlaşma imzalanabileceğini açıklamasının ardından tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 89 dolar seviyesine gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini test ederken, kıymetli metallerde süregelen satış baskısının da durduğunu görüyoruz. Gümüşün ons fiyatı dün %6’ya yakın yükselerek yeniden 200 günlük ortalamaların geçtiği 68 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda düşüşün durduğunu ve yükseliş isteğinin başladığını iddia edebilmek adına 70 dolar üzerinde gecelik kapanış görmek isteyeceğiz (bakınız grafik).
Altının ons fiyatı, dün sabah saatlerinde 4,022 dolar seviyesine kadar gerileyerek Kasım 2025’ten bu yana en düşük seviyesini test etmesinin ardından günü %3,5 yükselişle 4,200 dolar civarında tamamladı. Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin de haber akışına olumlu tepki vererek 64 bin dolar seviyesine yaklaştı. ABD borsaları dün geceyi %2’ye varan yükselişlerle tamamlarken, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksindeki yükseliş %2,5’i buldu. Artan risk iştahı ve petrol fiyatlarının son üç ayın en düşük seviyelerine gerilemesi, güvenli liman talebinin azalmasına paralel olarak ABD tahvil faizleri ile dolar üzerinde de baskı yarattı.
Bu çerçevede, ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,47 seviyesine gerilerken, doların başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi dün 100,30 seviyesini test etmesinin ardından bu sabah 99,80 seviyelerine kadar çekildi. Jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik beklentiler ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme, Fed’in bu yıl ilave faiz artırımı yapma ihtimalinin de daha düşük fiyatlanmasına neden oldu. Nitekim, Fed vadeli kontratlarında Aralık ayına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta içinde %70’in üzerine kadar yükselmişken, bu sabah itibarıyla %55 seviyelerine geriledi.
Dün gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Haziran ayı olağan toplantısına çevrilmişti. ECB’nin yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımının ardından EURUSD paritesi henüz 1,15-1,16 bandındaki sıkışık seyrini kıramamış olsa da, EUR’nun dolar karşısında kısmen de olsa toparlandığını görüyoruz. ECB’nin güncellenen projeksiyonlarında enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin korunması, piyasaların Temmuz ayında da bir faiz artırımı beklentisini canlı tutuyor.
ABD tarafında ise hafta içinde açıklanan güçlü TÜFE verisinin ardından dün gelen ÜFE rakamları yakından takip edildi. Manşet veri beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, Fed’in enflasyon görünümünü değerlendirirken daha fazla önem verdiği çekirdek ÜFE’nin beklentilerin altında kalması ve petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, ilave faiz artırımı ihtimaline yönelik endişeleri bir miktar hafifletti. Bu gelişmeler, Fed’in yılın geri kalanında daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirirken, piyasalara da bir nebze olsun nefes aldırdı.
ABD-İran arasında olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarını aşağı çekebileceğini, bunun da Fed üzerindeki enflasyon baskısını azaltabileceği yönünde dünden sarkan fiyatlama davranışının yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda da yansıdığını not edelim. Son günlerde âdeta tahterevalli misali %8 inip çıkan Güney Kore borsası Kospi, bu sabah da benzer bir şekilde %8’in de üzerinde yükselirken, gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei %3,5 yükseliş kaydetti. Asya genelinde koyu yeşil rengin hâkim olduğunu söylememiz gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise dün gözler TCMB’nin Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmişti. Son günlerde yönümüzü oldukça net bir şekilde ortaya koyarak, son üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının siyasi gelişmeler ve son dönemde artan jeopolitik riskler nedeniyle arzu edilen sonuçları tam olarak üretemediğini, buna karşın reel sektörün giderek daha fazla zorlandığını, büyüme beklentilerinin bozulduğunu ve özellikle sanayi tarafında çarkların belirgin şekilde yavaşladığını vurgulamıştık. Bu çerçevede, TCMB’nin toplantıyı pas geçerek sıkı para politikası duruşunu koruyacağını düşünüyorduk. Beklentilerimize paralel şekilde, TCMB bir hafta vadeli repo faizini %37, gecelik borç verme faizini ise %40 seviyesinde sabit bıraktı.
Kararın piyasalar üzerinde anlamlı bir yansıması olmadı. USDTRY kuru hafta son fonlama etkisinin de yardımıyla (üç günlük TL faiz farkı) bu sabah 46,25 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıl vadeli CDS risk primi son dönemlerde olduğu üzere 240 baz puan seviyesinin etrafında pek de önemli bir değişim göstermeden salınmaya devam ettiğini görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,50 seviyesine doğru hafif de olsa gevşediğini not edelim. Küresel havanın ılımlıya dönmesiyle bugün hisse senetlerine alım gelebileceğini düşünüyoruz. Mutlak butlan kararı sonrasında gözler siyasi arenada yaşanan baş döndürücü gelişmeleri takip ederken, CHP’de Özgür Özel’e yakın 28 Parti Meclisi (PM) üyesi, olağanüstü kurultayın 45 gün içinde toplanmasını sağlamak amacıyla görevlerinden istifa etti. Böylece 57 üyeli PM’de üye sayısı 29’a düşerek tüzükte belirtilen üçte iki çoğunluğun, yani 40 üyenin altına indi.
Her hafta Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini irdeleme fırsatı bulduk. Bu bağlamda, 10 Haziran valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, 23 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Altın fiyatlarında son dönemlerde yaşanan sert düşüş pozisyonu değerleme etkisi üzerinden aşağıya çekerken, fiyat etkisi hâriç bakıldığında ise TCMB’nin son günlerde nette döviz alıcı konumunda olduğunu görüyoruz. 5 Haziran ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,66 milyar dolar azalırken, son haftalarda olduğu üzere aslan payının tüzel kişilerin Euro cinsi mevduat kompozisyonunda azalmadan kaynaklandığını görüyoruz. Gerçek kişilerin TL âşkı devam ederken, yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünün ise ise söz konusu haftada yaklaşık 0,9 milyar dolar azaldığına dikkat çekmemiz gerekiyor.
Bültenimizi tamamlamadan önce Elon Musk’ın uzay ve uydu teknolojileri şirketi SpaceX’in halka arzına da değinmek isteriz. Hisse başına 135 dolardan fiyatlanan halka arzda 75 milyar dolar kaynak toplanırken (rekor), şirketin değeri 1,77 trilyon dolara ulaştı. SPCX koduyla Nasdaq’ta işlem görmeye başlayacak hissenin piyasalar tarafından yakından takip edileceğini düşünüyoruz. Mevcut beklentiler ise, güçlü yatırımcı talebinin desteğiyle hissenin halka arz fiyatının üzerinde bir açılış gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.
SpaceX’in hâlen kârlılık konusunda soru işaretleri taşıması ve gelirlerinin büyük bölümünün uydu internet hizmeti olan Starlink’ten geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Lâkin, yatırımcıların bugünkü mevcut finansal performanstan ziyade Musk’ın uzun vadeli vizyonuna, yapay zekâ ve uzay ekonomisinin büyümesine yatırım yapmak isteyeceklerini düşünüyoruz. Bu nedenle SpaceX halka arzı sadece bir şirketin borsaya açılmasından ziyade, aynı zamanda yapay zekâ ve uzay temalı büyüme hikâyelerine yönelik küresel risk iştahının da önemli bir testi olarak görülüyor. İlk işlem gününde yaşanacak fiyatlama davranışı, yılın son çeyreğinde halka arz hazırlığı yapan OpenAI ve Anthropic gibi yapay zekâ şirketleri için de önemli bir referans oluşturabileceğini düşünüyoruz.
XAGUSD
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.027)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.585)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (567)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.445)
- GÜNDEM (3.542)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.688)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (579)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.433)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (804)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (111)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (50)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- UEA Başkanı Birol: Petrolde düşüşün devamını görebiliriz 18/06/2026
- İki gelişmiş ülke merkez bankası faize dokunmadı 18/06/2026
- ABD'de çiftlik iflasları 6 yılın zirvesinde 18/06/2026
- Şişecam, Tarsus'ta yeni yatırımını tamamladı 18/06/2026
- ABD'de benzin fiyatlarında Trump'ı sevindirecek gelişme 18/06/2026
- Endonezya Merkez Bankası da faiz artırdı 18/06/2026
- SPK’da görev değişiklikleri 18/06/2026
- TÜSİAD/Aras: Yaşadığımız dünya daha kırılgan, parçalı ve belirsiz bir dünya 18/06/2026
- Hürmüz'ün açıldığına dair yeni kanıt: Üç Suudi tankeri Umman açıklarında görüldü 18/06/2026
- Kısa vadeli dış borçta yeni rekor 18/06/2026
SON YAZILAR
- Şirketler Neden Köprünün Ortasında Kalıyor? 18/06/2026
- Yeşil dönüşüm zorunlu hale geliyor: Emisyon liginde dikkat çeken tablo 18/06/2026
- Warsh dönemi başladı: Fed’de kurallar yeniden yazılıyor 18/06/2026
- Bankalara kripto saklama izni 18/06/2026
- İSO500 Açıklandı: Sanayinin kârını faiz yuttu 18/06/2026
- HALKBANK ABD DAVASI KESİN OLARAK KAPANDI 17/06/2026
- Yapı Kredi’den 700 Milyon Dolarlık Dev Finansman Hamlesi 17/06/2026
- Doğru Finans Müdürü Şirketin Sigortasıdır 17/06/2026
- Sanayide Tavuk Sendromu: Sıradaki Sektör Hangisi? 17/06/2026
- BİM Bankacılığa Giriyor: Dost Katılım Bankası 17/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu


