Connect with us

ŞİRKETLER

Hoşlanmadığınız Birini Nasıl Yönetirsiniz?

Yayınlanma:

|

Herkes yetersiz patronlardan ya da işlevsiz iş arkadaşlarından şikayet ediyor ama peki ya astlarınız? Yönettiğiniz kişi sizi çıldırtıyorsa ne yapmalısınız? Eğer davranışları performansla ilgiliyse sizi rahatsız eden şeyi iletmenin dolambaçsız bir yolu var. Fakat bu kişilerarası bir sorunsa ne yapmalısınız? Birlikte yemek yemekten kaçındığınız birine karşı adil bir yönetici olabilir misiniz? Yoksa ekibinizdeki herkese aynı şekilde davranmanız gerektiğini öğrenmeli misiniz?

Uzmanlar Ne Düşünüyor?

Tabii ki ekibinizdeki herkesi severseniz işiniz çok daha kolaylaşır. Ama bu hem siz hem grup hem de şirket için en iyi seçenek olmayabilir. The Blame Game kitabının yazarı organizasyonel psikolog Ben Dattner “Organizasyonel başarıda gerekli olan unsur birbirinden hoşlanan insanlar değildir” diyor. Good Boss, Bad Boss kitabının yazarı ve aynı zamanda Huggy Rao ile Scaling Up Excellence kitabını yazmış olan, Stanford University’den yönetim bilimi ve mühendislik profesörü Robert Sutton da bu fikre katılıyor. Sutton’a göre “İnsanları sevmenizi sağlayan şeylerden oluşan bir liste ve bir grubu etkili kılan şeylerden oluşan ayrı bir liste var. Bu iki listede yer alan maddeler birbirinden çok farklı.” Tüm ekibinizi, barbekü partinize davet etmek isteyeceğiniz türden insanlarla doldurmak ne mümkündür ne de ideal olandır. Ancak bir çalışandan hoşlanmamanın ciddi tehlikeleri var. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak o kişiyi yanlış yönetebilir, ona karşı adil davranmayabilir veya ekibinize sağlayacağı gerçek faydaları gözden kaçırabilirsiniz. İşte size hoşlanmadığınız birinden fayda sağlamanız için birkaç öneri:

Bunun Kötü Bir Şey Olduğunu Düşünmeyin

Berbat şakalarına dişlerinizi sıkarak sırıtabilir ya da masasında ıslık çalmaya başladığında yüzünüzü buruşturabilirsiniz. Fakat astlarınıza karşı duyduğunuz bu asgari sempati dünyanın en kötü şeyi olmayabilir. Sutton “Performans açısından bakıldığında, yönettiğiniz birini çok sevmek sevmemekten daha problemli bir durum olabilir” diyor. Çekimine kapıldığınız kişiler muhtemelen size nazik ve hoş davranan çalışanlardır ve size kötü haberleri iletmezler. Aksine sizi pohpohlayıp dururlar. Sizi daha iyi olmaya zorlayan ve teşvik eden asıl kişiler aslında yeni içgörüler sağlayan ve grubun başarısını yükselten çalışanlardır. Sutton “Farklı bakış açılarına sahip olan ve tartışmaktan korkmayan insanlara ihtiyacınız var” diyor ve ekliyor: “Organizasyonu aptalca şeyler yapmaktan alıkoyan kişiler işte tam olarak bu çalışanlardır.”

Kendinize Odaklanın

Hoşlanmadığınız biriyle uğraştığınızda günler olduğundan daha uzun gibi gelebilir. Hayal kırıklığınızı yönetmeyi öğrenmelisiniz. Karşınızdaki kişinin sizi ne derece rahatsız ettiğini düşünmek yerine neden bu şekilde tepki verdiğinize odaklanın. Dattner “Kontrol düğmesi onların elinde değil, yalnızca düğmeyi zorluyorlar” diyor ve kendinize, aşağıdaki soruları sormanızı öneriyor:

  • Problem kişinin kendisinden mi yoksa bana hatırlattığı birinden mi kaynaklanıyor? “Size kaba davranan teyzenizi hatırlatan rekabetçi bir insanla karşı karşıya olabilirsiniz ve bu durumda yaptığı her şey size yanlış gelir.”
  • Karşımdaki gibi biri olmaktan mı korkuyorum? Örneğin astınız sürekli insanların sözünü kesiyorsa ve siz de bunu yapmaktan korkuyorsanız, daha şiddetli tepki gösterebilirsiniz.
  • Sorun yaşadığım bir grubun üyesi mi? Bu soru önyargılar ve olası yasal problemler alanına giriyor fakat içinizde saklı olabilecek peşin yargılar konusunda kendinize karşı dürüst olmalısınız. “Karşınızdaki kişinin sizin için ne ifade ettiğini çözmeye çalışın.”

Dattner “Bu işi çözmek için terapiye gitmek zorunda değilsiniz ama sizi en çok rahatsız eden davranışlar ya da durumlar hakkında kendinize karşı dürüst olun” diyor. Duygularınızı karmaşık hale getiren tetikleyicileri saptadığınız zaman tepkilerinizi de yumuşatabilir ya da değiştirebilirsiniz. Unutmayın: Birinden farklı bir kişi olmasını istemektense bakış açınızı değiştirmek çok daha kolaydır.

Bozuntuya Vermeyin

Herkes patronunun kendisinden hoşlanmasını ister. Çalışanınıza karşı hisleriniz ne yönde olursa olsun, davranışınızdan etkilenecek ve herhangi bir itirazınızı ya da memnuniyetsizliğinizi performansına bağlayacaktır. Adil, tarafsız, sakin olma yükümlülüğü sizde. Dattner “Duygularınızı yüz ifadenize yansıtmamanız çok önemli. Profesyonel ve pozitif bir tutum sergilemelisiniz” diyor.

Olumlu Yönlerini Düşünün

Hiç kimse yüzde yüz sinir bozucu değildir. Fakat favorileriniz arasında en sevdiğiniz kişiyi ve sizi rahatsız edenler arasında en kötüyü bulmak kolaydır. Dattner “Yıldızlarınızın eksikliklerini aramak ve hoşlanmadıklarınızın zihninizde yer ettiği özelliklerini iyileştirmek daha dengeli hareket etmenize yardımcı olabilir” diyor. O kişide sevdiğiniz şeyi bulmaya çalışın. Sutton da “En iyi seçeneği düşünün, neyde iyilerse ona odaklanın ve ekibe nasıl katkıda bulanabileceklerine bakın” diyor ve sık sık şu soruyu sormanızı öneriyor: Becerileri ve sınırları belli olan kişiler ekibin iyiliği için ne yapabilir? Beklenenden daha başarılı olan kişiler ek projeler de üstlenebilir mi? Yavaş konuşan birinin yavaşlığı tüm ekibi henüz o cevap vermeden harekete geçirebilir mi?

Önyargılarınızı Değerlendirmelerinizin Dışında Tutun

Biri canınızı sıktığında özellikle değerlendirme ve ücret süreçlerinde tedbirli davranarak önyargılarınızı uzak tutmalısınız. Dattner kendinize şu soruyu sormanızı öneriyor: “Diğer insanlar için kullandığım standartların aynılarını mı kullanıyorum?” Sutton’a göre eğer adil olmaktan bir hayli uzaklaştığınızı görürseniz aynı kişinin iş stilini bilen başka bir yöneticiden tavsiye almalısınız. Değerlendirmenizin adil olup olmadığıyla ilgili samimi bir geribildirim talep edebilir ve çalışanınızın güçlü yanlarını bulmak için bir arkadaşınızdan şeytanın avukatını oynamasını isteyebilirsiniz. Sutton “Liderlik tek başına çıkılan bir macera olarak görülüyor ve aslında yanlış nitelendiriliyor. Aslında daha çok takım sporu gibi bir şey” diyor.

Birlikte Daha Fazla Vakit Geçirin

Duymak istediğiniz son şey bu olabilir ancak problemli çalışana kendinizi daha çok maruz bırakarak durumu özümseyebilirsiniz. Bazen en etkili tedavi en ağır ilaçtır. Sutton, zor görevlerde işbirliği yapmanın insanlar arasındaki ilişkiyi nasıl kuvvetlendirdiğini gösteren çalışmalardan bahsediyor ve “Eğer beraber çalışırsanız, zaman içinde onları takdir etmeye başlarsınız” diyor. En zorlu projelerinizde onları görevlendirin ya da önemli bir girişimde sağ kolunuz olmalarını isteyin. Daha da önemlisi, önyargılı olmamayı unutmayın. Dattner da “Bugün en çok sevdiğiniz çalışanınız yarın hiç sevmediğiniz birine dönüşebilir. Hoşlandığınız insanlar yarın bir gün en güvenilmeyecek kişiler haline gelebilir” diyor.

Unutulmaması Gereken Kurallar

  • Kendinize karşı dürüst olun ve duygularınızı karıştıran tetikleyicileri saptayın.
  • Çalışanın performansını değerlendirirken önyargılarınızın etkisinde kalmadığınızdan emin olmak için dışarıdan bir gözden yardım isteyin
  • Açık fikirli olun, bu sayede bakış açınız değişebilir.

Fakat

  • Birinden hoşlanmamanın kötü bir şey olduğunu farz etmeyin, farklı bakış açıları ekibin başarısı için önemlidir.
  • Birinden hoşlanmadığınızı belli etmeyin, herkes patronu tarafından sevilmek ister.
  • Hoşlanmadığınız insanlarla çalışmaktan kaçınmayın, zor bir görevde işbirliği yapmak ilişkinizi pozitif yönde değiştirebilir.

Vaka Çalışması 1: “Alerji aşılarını” işe alın

Önde gelen dijital analitik şirketlerinden biri olan comScores’un kurucu ortağı Linda Abraham, organizasyonunu basit bir ilke üzerine inşa etti: Saygı duyduğun insanları işe al, hoşlandıklarını değil. Şirketi kurduğu 1999 yılından bu yana hoşlanmadığı ama ekip için faydalı olabileceğini düşündüğü kişileri işe aldı. Linda bu kişilerden bahsederken “Organizasyonun ihtiyaç duyduğu alerji aşıları gibiler” diyor.

Linda birkaç yıl önce, ekipteki diğer insanların itirazlarına rağmen Dan’i işe aldı (Elbette gerçek ismi Dan değildi). Dan, mülakat sürecinde bile insanların sinirini bozmayı başardı. Fakat Linda onun doğru yeteneklere ve tecrübeye sahip olduğunu düşünüyordu. Büyük bir teknoloji firmasından geliyordu ve herkesin bürokrasi avukatlığı olarak adlandırdığı (ve startup kültüründe kabul edilmez bir durum olan) ölçek hakkında konuşmaya çok meyilliydi.

Dan ilk altı ay boyunca şirketin bir ürünü hakkında düzenli gözlemler yaptı ve nasıl daha iyi çalışabileceği hakkında düşündü. Linda “Ne söylemeye çalıştığını gerçekten anlamaya başladığımda etkilendim” diyor. Dan yorumlarında her ne kadar diplomatik olmasa da (her şeye “saçma” diyordu) kavrama kabiliyeti yüksekti. Linda, “Bir süre sonra onu işe aldığımız pozisyonu bir kenara bıraktık ve önerdiği iyileştirmeler için görevlendirdik” diyor.

Dan yeni pozisyonunda bile hoş bir insan değildi. Ama Linda, iletişim üslubundan ziyade ne söylediğine odaklanmaya çalışıyordu ve diğerlerine de aynı şeyi yapmaları konusunda ısrar ediyordu. Ayrıca Dan’in nasıl daha etkili olabileceğini anlaması ve üslubunu değiştirmek için neler yapabileceği konusunda ona yardım etmek için vakit ayırıyordu. Nihayetinde Linda’nın Dan’e karşı olan tutumu değişti. Linda, bir süre sonra Dan’i sevmeye başladığını söylüyor ve “Yaptığı birçok şey hâlâ sinirimi bozuyordu ama kendini oldukça geliştirdi ve birçok şeyi yendi” diyor.

Vaka Çalışması 2: Önyargılarınızı kontrol altında tutun

Büyük bir çocuk hastanesinde yönetici olan Kevin Niehaus, görevinin başına geçtiği ilk zamanlarda bir ekip devraldı. Grubun bir üyesi olan (ve yine gerçek ismi bu olmayan) Chris sürekli sinirini bozuyordu. Kevin “Birimimizde yaşanan faciaların kaynağı yüzde 90 oydu. Artık öyle bir noktaya geldim ki, sırf ondan hoşlanmadığım için tüm fikirlerine kuşkuyla yaklaşmaya başladım” diyor.

Bir gün Chris üzgün bir şekilde Kevin’in yanına geldi. “Ona neden güvenmediğimi bilmek istiyordu. O anda, duygusal tepkilerimin yöneticiliğime yansıdığını fark ettim.” Kevin yaklaşımını değiştirmeye karar verdi, artık daha tarafsız davranması gerekiyordu. İlerleyen zamanlarda Chris onu rahatsız ettiğinde duraksayarak kendine sordu: “Bunu bir başkası yapmış olsa önemser miydim?” Bu soruya cevabı genellikle hayır oluyordu ve bu sayede bazı şeyleri boş vermeyi öğrendi. Chris’in yüzleşmesini bir başlangıç noktası olarak kullanan Kevin, Chris’e davranışları hakkında samimi geribildirimler vermeye başladı. Bu tavrı sayesinde “bazı faciaların önüne geçti.” Zaman içinde güvene dayalı bir ilişki geliştirdiler ve Kevin duygularını kontrol altında tutarken Chris de artık dinlendiğini hissediyordu.

Harvard Business Review Home

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İHRACATÇIYA YÜZDE 3 KUR DESTEĞİNDE KURALLAR DEĞİŞTİ

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB’nin yeni uygulaması 1 Ekim itibarıyla başladı. Döviz almama taahhüdü kaldırılırken yerine %10’luk döviz pozisyon sınırı getirildi. Destek artık firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılacak. 2026’nın son üç ayında yıllık limitlerin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek.

Bankavitrini – Özel Haber

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalara yönelik Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasında 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni dönem başladı.

Ağustos ayında yapılan düzenlemenin ayrıntıları netleşirken, yeni sistemde yalnızca dövizini Türk lirasına çeviren firmaya destek verilmesi anlayışından, üretim, istihdam ve katma değer yaratma kapasitesini de dikkate alan bir modele geçildi.

TCMB de 28 Eylül’de yayımladığı analizinde yeni uygulamanın daha kapsayıcı ve katma değeri esas alan bir yapıya kavuştuğunu açıkladı.

%3’lük destek devam ediyor

Döviz dönüşüm desteğinin temel oranı %2 olarak korunurken, geçici olarak uygulanan %3’lük destek oranı 31 Ocak 2027’ye kadar devam edecek.

Başka bir ifadeyle, uygun koşulları sağlayan firma TCMB’ye sattığı destek kapsamındaki dövizin TL karşılığı üzerinden bu dönemde %3 oranında destek alabilecek. Ancak yeni sistemde kritik nokta, firmanın istediği miktarda dövizi destek kapsamında satamayacak olması.

Çünkü artık destek tutarı ve döviz satış limiti firmanın yarattığı katma değerle ilişkilendiriliyor.

“Döviz alma” şartı kalktı, yerine %10 sınırı geldi

Yeni düzenlemenin firmalar açısından en önemli değişikliklerinden biri, daha önce uygulanan “dönüşüm sonrasında 1 ay döviz/altın almama” şartının kaldırılması.

Bunun yerine firmalara döviz pozisyon oranı sınırı getirildi. Yeni uygulamada firmanın likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı ile toplam aktiflerinden yüksek olanına oranının %10’u aşmaması gerekiyor.Bu değişiklik özellikle bilançosunda yüksek miktarda likit döviz bulunduran şirketler açısından önemli.

Artık banka açısından sadece: “Firma döviz aldı mı?” sorusu değil, “Firmanın bilançosundaki likit döviz pozisyonu ne kadar?” sorusu da önem kazanacak.

Desteğin miktarı artık firmanın “katma değerine” bağlı

Yeni sistemin en dikkat çekici tarafı ise destek kapsamında satılabilecek döviz miktarının firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılması.

TCMB’nin hesabında iki temel unsur dikkate alınıyor: Faaliyet kârı + işgücü maliyeti

Faaliyet kârı, firmanın Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirdiği yıllık gelir tablosundan alınırken, işgücü maliyeti SGK kayıtlarındaki çalışanlar için ödenen maaş/ücret ve primlerin 12 aylık toplamından oluşuyor. Faaliyet kârı negatif olan firmalarda ise kâr tutarı sıfır kabul ediliyor.

Dolayısıyla zarar eden ancak yüksek istihdam maliyeti bulunan bir şirket de tamamen sistemin dışında kalmıyor.

Örnek: 100 milyon TL katma değer yaratan firma

Bir şirketin;

  • Faaliyet kârı: 40 milyon TL
  • 12 aylık işgücü maliyeti: 60 milyon TL olsun.

Firmanın dikkate alınan katma değeri:

40 + 60 = 100 milyon TL olacak.

Bu rakam, firmanın destek kapsamında satabileceği döviz tutarının belirlenmesinde esas alınacak.

Burada önemli bir ayrım var: 100 milyon TL katma değer, 100 milyon TL destek anlamına gelmiyor.

%3’lük destek oranında 100 milyon TL’lik dönüşümün destek karşılığı: 3 milyon TL oluyor.

Ayrıca yıllık toplam destek tutarı 100 milyon TL ile sınırlandırılmış durumda.

2026’nın son üç ayında limit dörtte bire düşüyor

Yeni sistemin ilk uygulama dönemi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri de 2026 yılına ilişkin geçiş hükmü.

1 Ekim-31 Aralık 2026 döneminde yıllık olarak hesaplanan katma değer tutarının ve yıllık destek üst sınırının yalnızca dörtte biri dikkate alınacak.

Bu nedenle yıllık destek üst sınırı olan 100 milyon TL, 2026’nın son üç ayında: 25 milyon TL olarak uygulanacak.

Aynı şekilde firmanın yıllık katma değerine göre hesaplanan limit de 2026 son çeyreğinde dörtte bir oranında dikkate alınacak.

Yeni sistem doğrudan ihracatçı olmayan üreticiyi de kapsıyor

Düzenlemenin reel sektör açısından bir başka önemli boyutu ise tedarikçi firmalar.

Bir şirket ihracatı doğrudan kendisi gerçekleştirmiyor, ürünlerini aracı ihracatçı üzerinden ihraç ediyorsa, belirli koşulların sağlanması halinde döviz dönüşüm desteğinin tedarikçi firmaya doğrudan ödenebilmesinin önü açıldı.

TCMB, bu düzenlemeyle doğrudan ihracatçı olmayan daha fazla tedarikçi firmanın destekten yararlanmasının amaçlandığını belirtiyor.

Bu değişiklik özellikle ihracatını dış ticaret şirketleri veya aracı ihracatçılar üzerinden yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

44 bin firma destekten yararlandı

TCMB’nin verilerine göre uygulamanın başladığı 2023 yılından bugüne yaklaşık 44 bin firmaya döviz dönüşüm desteği sağlandı.

Destekten yararlanan firmaların toplam ihracatçı firmalar içindeki payı da 2026 yılında %34’e ulaştı.

TCMB, yeni düzenlemeyle bu oranın daha da artmasını bekliyor.

Merkez Bankası’nın analizine göre yeni sistem özellikle daha önce döviz almama taahhüdü nedeniyle destekten yararlanamayan, ancak yüksek katma değer üreten firmaların da sisteme dahil olabilmesini amaçlıyor.

TCMB’nin yeni modelindeki temel değişiklikler

Konu 1 Ekim 2026 sonrası
Destek oranı %3 – 31 Ocak 2027’ye kadar
Temel destek oranı %2
Döviz almama taahhüdü Kaldırıldı
Döviz pozisyon sınırı %10
Firma satış limiti Katma değerle ilişkilendirildi
Katma değer hesabı Faaliyet kârı + işgücü maliyeti
Yıllık destek tavanı 100 milyon TL
2026 son çeyrek destek tavanı 25 milyon TL
Tedarikçi firma Belirli şartlarla doğrudan destek alabilecek

Bankacılık açısından yeni dönem: Kontrol yükü artıyor

Yeni düzenleme yalnızca ihracatçı firmaların hesaplama yöntemini değiştirmiyor.

Bankaların kontrol fonksiyonu da önem kazanıyor.

Çünkü artık firmanın;

  • döviz pozisyonu,
  • ihracat bedelinin kaynağı,
  • destek kapsamında satılabilecek döviz miktarı,
  • katma değer hesabı,
  • gerekli mali belgeleri birlikte değerlendirilecek.

Bu da döviz dönüşüm desteğini bankalar açısından basit bir döviz alış-satış işleminden çıkararak firma ve bilanço bazlı bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor.

Asıl değişiklik: “Dövizini getirene” değil, “katma değer yaratana” daha fazla alan

Yeni sistemin arkasındaki temel yaklaşım TCMB’nin kendi açıklamasında açık biçimde ortaya konuluyor.

Merkez Bankası, yeni uygulamayla desteği “yurt içinde üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer oluşturan ve net döviz satım eğilimi yüksek firmalara” yönlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Bu açıdan bakıldığında yeni modelde üç kriter öne çıkıyor:

1. Döviz pozisyonu

Firma bilançosunda ne kadar likit döviz taşıyor?

2. Katma değer

Firma ne kadar faaliyet kârı ve istihdam yaratıyor?

3. Döviz dönüşümü

Firma elde ettiği yurt dışı kaynaklı dövizin ne kadarını TL’ye çeviriyor?

Dolayısıyla sistem, klasik anlamdaki “dövizini bozdur, %3 primi al” mekanizmasından daha farklı bir yapıya dönüşüyor.

İhracatçı yeni dönemde nelere dikkat etmeli?

1 Ekim itibarıyla destekten yararlanmak isteyen firmaların özellikle şu dört başlığı kontrol etmesi gerekiyor:

• Döviz pozisyon oranı %10’un üzerinde mi?

• Faaliyet kârı ve işgücü maliyeti ne kadar?

• Bu rakamlara göre destek kapsamında satılabilecek döviz limiti ne?

• 2026 son çeyreğinde bu limitin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek mi?

Bunlara ek olarak, aracı ihracatçı üzerinden çalışan üreticilerin de tedarikçi olarak doğrudan destek alma koşullarını ayrıca değerlendirmesi gerekiyor.

Bankavitrini’nin notu

Yeni düzenleme, döviz dönüşüm desteğinde önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.

Eski sistemin odağında “döviz alma” davranışı varken, yeni sistemin odağı “döviz pozisyonu + katma değer + istihdam” üçlüsüne kayıyor.

Bu nedenle özellikle yüksek ihracat yapan şirketlerin yalnızca ihracat rakamlarına değil, bilanço yapısına, faaliyet kârlılığına ve işgücü maliyetine de bakarak destek kapasitesini hesaplaması gerekiyor.

TCMB açısından ise hedef, desteğin rezervlere yaptığı katkının daha kalıcı hale gelmesi ve desteğin yüksek katma değer yaratan firmalara daha fazla ulaşması.

Kaynak: TCMB – Döviz Dönüşüm Desteğinde Yeni Dönem

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TCMB’den KOBİ kredilerinde gevşeme: Sınır yüzde 5’e çıktı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), KOBİ kredilerinin büyüme sınırını yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltti. TL zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları da düşürüldü. Düzenleme, kredi kanalında kontrollü bir gevşeme adımı olarak öne çıktı.

TCMB, 1 Ekim 2026 tarihli 2026-43 sayılı Makroihtiyati Çerçeve Basın Duyurusu ile bankaların kredi kullandırma kapasitesini etkileyen iki önemli değişiklik yaptı.

Buna göre KOBİ kredileri için uygulanan yüzde 4,5’lik büyüme sınırı yüzde 5’e yükseltildi. Böylece bankaların KOBİ’lere kullandırabileceği kredi hacmindeki izin verilen büyüme oranı 0,5 puan artırılmış oldu.

İkinci adım: Bankaların likiditesi rahatlayacak

TCMB aynı duyuruda Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının düşürüldüğünü açıkladı. Merkez Bankası, değişikliğin amacını makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek olarak açıkladı.

Bu düzenleme, KOBİ kredi büyüme limitinin artırılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bankaların kredi verme tarafında önceki döneme göre bir miktar daha fazla hareket alanına kavuşması anlamına geliyor.

KOBİ kredilerinde önce sıkılaştırma yapılmıştı

TCMB, 23 Mayıs 2026’da KOBİ’lere kullandırılan TL kredilerinin sekiz haftalık büyüme sınırını yüzde 5’ten yüzde 4,5’e indirmişti. Aynı düzenlemede KOBİ dışı işletme kredilerinin büyüme sınırı da yüzde 3’ten yüzde 2’ye çekilmişti.

1 Ekim’deki yeni kararla KOBİ kredilerinde söz konusu sınır yeniden yüzde 5’e yükseltilmiş oldu.

Sanayici ve KOBİ açısından ne değişecek?

Yeni düzenleme, KOBİ kredilerinde kredi musluğunun tamamen açılması anlamına gelmiyor. Ancak önceki yüzde 4,5’lik sınıra göre bankalara daha yüksek kredi büyütme imkânı tanıyor.

Özellikle yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında, düzenlemenin KOBİ’lerin işletme sermayesi ve yatırım finansmanına erişimini bir miktar kolaylaştırması beklenebilir. Bunun ne ölçüde gerçekleşeceği ise bankaların kredi iştahına, faiz oranlarına ve firma bazındaki risk değerlendirmelerine bağlı olacak.

Önemli nokta: TCMB’nin duyurusunda zorunlu karşılıklardaki bloke tesis oranlarının düşürüldüğü belirtilirken, bu duyuruda yeni oranların ayrıntısı yer almadı.

Bankacılık sektörü açısından mesaj

TCMB’nin son hamlesi, yıl içinde KOBİ kredilerinde uygulanan sıkılaştırmanın kısmen geri alınması ve bankaların likidite koşullarının desteklenmesi şeklinde okunabilir. Ancak bu adım, genel kredi politikasında kapsamlı bir gevşeme ilanı değil; KOBİ kredileri ve bankacılık likiditesi tarafında hedefli bir düzenleme niteliğinde.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

150 Milyon TL Kredi Hayali Kurmayın! KOSGEB’de Limit Böyle Eriyor

KOSGEB’in 150 Milyon TL’lik Kredi Desteğinde Kritik Detay: Reklamdaki Rakamı Tam Kullanamayabilirsiniz!

Yayınlanma:

|

KOSGEB’in istihdam odaklı destek programında açıklanan KOBİ firmaları için 50 milyon TL ve KOBİ Dışı Ticari Firmalar için 150 milyon TL’lik kredi limitleri, işletmeler tarafından “kullanılabilecek kesin kredi tutarı” olarak algılanmamalı.

Çünkü açıklanan üst limitler, bazı işletmeler için çeşitli kriterler nedeniyle aşağı çekilebiliyor.

Daha önce aynı kapsamda kredi kullanıldıysa, kullanılan tutar yeni limitten düşülüyor. Bunun yanında işletmenin toplam borçluluğu da kredi tutarını etkileyebiliyor. Toplam borcun işletme kârının 3 katını aşması halinde ayrıca kesinti uygulanıyor.

“150 milyon TL kredi alırım” diye plan yapmayın!

Bu nedenle işletmelerin finansal planlamasını yalnızca KOSGEB’in açıkladığı üst limit üzerinden yapmaması gerekiyor.

Kredinin üst limitinden tam yararlanabilmek için;

  • Daha önce bu kapsamda kullandırım yapılmamış olması,
  • İşletmenin borçluluk seviyesinin düşük olması,
  • KOSGEB’in diğer başvuru ve uygunluk kriterlerinin sağlanması önem taşıyor.

Özetle; “KOSGEB 150 milyon TL kredi veriyor” demek, her işletmenin hesabına 150 milyon TL aktarılacağı anlamına gelmiyor.

Krediyi tam kullanırım diye plan yapmayın; önce işletmenizin geçmiş kullandırımını ve borçluluk oranını kontrol edin.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.