Connect with us

GÜNDEM

İBB’nin Açtığı 12 yolsuzluk dosyasında detaylar ortaya çıktı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu’nun incelemesini tamamlayıp valiliğe ilettiği AKP dönemine ilişkin 12 yolsuzluk dosyasında detaylar ortaya çıktı. Valilikse bazı dosyalarda soruşturma izni vermezken, bazılarında henüz işlem başlatmadı.

Yayınlanma:

|

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla AKP dönemine ilişkin soruşturma başlatılmış, 47 yolsuzluk dosyası hazırlanmıştı. İçişleri Bakanlığı, müfettiş atayarak 35 dosyaya el koymuş, sadece 12 dosya inceleyebilen İBB Teftiş Kurulu’nu devreden çıkarmıştı. Dosyalarla ilgili bazı haberlere de erişim engeli getirilmişti.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre incelenip valiliğe gönderilen 12 dosyada detaylar şöyle:

1 – TÜGVA için takas

Müfettişler, Mega Venezia Konutları projesindeki KİPTAŞ’a ait 35 daire ile İBB’nin sahibi olduğu ve üstünde inşaatı bitmemiş bina bulunan Eyüpsultan ilçesindeki arsanın takas edilmesine ilişkin süreci inceledi. İBB ile iştirakinin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) için takas yaptığı ortaya çıktı.

Eyüpsultan’a bağlı Abdülvedüt Mahallesi’nde bulanan ve mülkiyeti İBB’ye ait olan 2 bin 143 metrekarelik arsa üzerinde ‘Eyüp Gençlik Merkezi ve Zeminaltı Otopark Projesi’ planlandı. Projeye ilişkin 2015 yılında hazırlanan zemin ve temel etüt raporunda projenin ismi ‘TÜGVA Gençlik Merkezi’ olarak yer aldı. İBB Yapı İşleri Müdürlüğü 2016 yılında ‘Eyüp Gençlik Merkezi İnşaatı İşi’ adıyla ihale açtı. İhaleyi 30 milyon 381 bin 51 lira artı KDV ile Cumhur Alp İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. kazandı. Şirketle belediye arasında 15 Temmuz 2016’da sözleşme imzalandı.

Yapı İşleri Müdürlüğü’ndeki dosyada yer alan DVD ve diğer dijital verilerin tamamında çalışmaların TÜGVA adı altında yapıldığı, 7 Mart 2016 tarihinde hazırlanan projeye ilişkin görsellerde yapımı planlanan bina üzerinde TÜGVA yazısının yer aldığı görüldü.

Kiptaş AŞ 2017 yılında söz konusu taşınmaz ile kendisine ait GOP Mega Venezia Konutları projesindeki toplam 35 adet dairenin takasını talep etti. İBB Meclisi’nde 15 Haziran 2017 yılında daireler ile üstünde inşaatı bitmemiş bina bulunan arazinin takası oy çokluğuyla kabul edildi. O tarihe kadar yapılan işler nedeniyle yüklenici firmaya 12 milyon 449 bin 111 lira ödeme yapıldı.

Takas sonucu arazinin mülkiyeti 25 Ağustos 2017 tarihi itibariyle KİPTAŞ’a geçti. KİPTAŞ da arazi ve üzerindeki binayı 29 milyon 990 bin lira artı KDV tutarıyla Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) sattı. Tutarın yüzde 30’u peşin alındı, kalanı 10 taksit yapıldı.

Araziye ilişkin müfettiş raporunda ‘kamu kaynaklarının, gençlik merkezi adı altında proje yapılıyor izlenimi verilerek heba edildiği, asıl gayenin bir vakfın hizmet binasının yapılması olduğu’ belirtildi. Belediyenin gelirlerinin giderleri karşılamadığı bir dönemde, çok kıymetli bir yerde bulunan arazi ve üzerindeki binanın satışında rekabet sağlanarak daha yüksek gelir elde edilebileceğine dikkat çekilen raporda, ‘dairelerle takas yapılmasındaki asıl amacın, açık artırma ile satışının önüne geçilerek adrese teslim satış imkânının yaratılması olduğu’ ifade edildi.

‘Takas sürecine ilişkin iş ve işlemlerin kapsamlı bir şekilde incelenmesi, birilerinin özel çıkarı için kamu zararına işlem yapılıp yapılmadığı, kamu zararı oluştuysa miktarın ve sorumluların tespiti ve zararın tazmini yönünde yasal işlem yapılması için’ dosya İstanbul başsavcılığına gönderildi.

Raporda bu sürece ilişkin şunlar kaydedildi: “2015 yılında TÜGVA’ya bina yapılması iradesi gösterilmiş ve bu yolda gerek İBB gerekse KİPTAŞ’ın imkânlarından yararlanılmıştır. Bununla ilgili elde olunan bilgi ve belgeler savcılık makamına iletilmekle birlikte, mezkur takastan İBB envanterine kaydedilen daireler için satış izni alınmak istenmiş ancak, meclis bunu reddetmiştir.”

2 – Saray personeline konut

Mülkiyeti İBB’ye ait olan çeşitli ilçelerdeki sosyal konutların ikametgâhı İstanbul’da bulunmayan ve dar gelirli olup olmadığı belli olmayan bazı kişilere tahsis edildiği tespit edildi. Bazı kişilerin ikametgâhının Ankara olduğu ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği personeli ya da Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinde görevli oldukları görüldü. Mevzuata aykırı satış ve tahsis işlemlerini yapan eski emlak daire başkanı Yaşar Parlak, eski emlak müdürleri Abdulkadir Yılmaz ve Kenan Paşalı, eski emlak müdür yardımcıları Faruk Eren ve Cengiz Töksöz hakkında valilikten ön inceleme izni istendi. Ancak valilik dönüş yapmadı. Müfettişler raporuna “Binlerce ihtiyaç sahibi belediye çalışanımız var iken başka kurumlarda çalışan ve ihtiyaç sahibi olup olmadığı tespit edilmeden yapılan tahsisler düşündürücü bulunmuştur” notunu düştü.

3 – Usulsüz bakım

Eski genel sekreter yardımcısı Nihat Macit, eski kültür daire başkanı Rıdvan Duran ve eski Şehir Tiyatroları müdürü Necip Sedat Çakır’ın, Açıkhava ve Sultangazi sahnelerindeki bakım onarım işlerini mevzuata uygun olarak yerine getirmedikleri tespit edildi. 2019 yılında doğrudan temin limitinin 90 bin 358 lira olduğunu vurgulayan müfettişler, söz konusu işin 252 bin 815 liraya, doğrudan temin usulüne benzer şekilde yaptırıldığını tespit etti. Müfettişler, bu isimlerin soruşturulması için 10 Eylül 2020 yılında valiliğe başvurdu ancak hâlâ ön inceleme izni verilmedi.

4 – Denetlenmemiş

Müfettişler, geçmiş dönemde İBB’de yıllarca iç denetim yapılmadığını veya yaptırılmadığını da tespit etti. Bunun üzerine eski iç denetim birim başkanı Sabri Çakıroğlu hakkında disiplin cezası istendi. Ayrıca eski belediye başkanları Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal’ın da yargılanması istendi.

5 – 2 milyonluk zarar

İBB Başkanlığı Yeşil Alan ve Tesisler Yapım Müdürlüğü’nce 2016 yılında düzenlenen ‘İstanbul Genelinde Yeni Yeşil Alanların Yapım İşi’ ihalesi incelendi. Geçici kabulü yapılan Rahmi Demir Mesire Alanı ve Pendik Yaşam Korusu 1. Etap mahallerinde eksik imalatlar tespit edildi. Buralarda gerekli imalat, bakım ve onarım çalışması yapılmadığı belirlendi. Mahallerinde mevcut olup bugün yerinde bulunmayan ve halen kullanılamayacak durumda olan imalatların miktar ve toplam bedeli olan 2 milyon 494 bin 11 lira kamu zararı oluştu. Konuyla ilgili eski Avrupa yakası park bahçe müdürü Ömer Çebi, park bahçe ve yeşil alan eski daire başkanı M. İhsan Şimşek ve eski genel sekreter yardımcısı Nihat Macit hakkında hem idari hem de adli soruşturma yapıldı ancak valilik 22 Nisan’da soruşturma izni vermedi.

6 – Fazladan ödeme

İBB bünyesinde görev yapan personele yönelik ‘Yerel Yönetimlerde İnovatif Yaklaşımlar Konulu İl Dışı Eğitim Programı Organizasyon Hizmet Alım İşi’nde belirlenen tutardan 370 bin 866 lira fazladan ödeme yapıldı ve kamu zararı oluştu. Konuyla ilgili süreci müfettişler İstanbul başsavcılığına taşıdı.

7 – İhalede 8 milyon liralık fark

İSBAK’ın ‘İTaksi Projesi’ kapsamında ‘Araç İçi Kamera ve Bilgisayar Sistemi Alım İşi’ için 2018 yılında çıktığı ilk ihale iptal edildi. Yenilenen ve müfettişlerin adrese teslim olduğuna dair tespitleri bulunan ihale ile yaklaşık maliyeti 57 milyon lira olarak hesaplanan iş, 65 milyon liraya verildi. Alınan araç içi kameraların öngörülen niteliklerde olmadığı tespit edildi. Müfettişler konuyla ilgili suç duyurusunda bulundu.

8 – Yasa dışı kiralama

Mülkiyeti İBB’ye ait Galata Köprüsü altındaki işyerleriyle ilgili de eski genel sekreter yardımcısı Mevlüt Bulut tarafından imzalanan ve yasal dayanağı olmayan bir protokol tespit edildi. Protokolle oluşturulan yönetimin ve yönetime bedelsiz olarak bırakılan işyerlerinin bir kısmının kiraya verilmesinin yasal olup olmadığı müfettişler tarafından inceleniyor.

9 – Çamlıca Camisi için 2,5 milyar lira

Müfettişler, Çamlıca Camisi için İBB’nin bugüne kadar harcadığı tutarı da inceledi. İBB cami için aydınlatmadan temizliğe, güvenlikten bakım ve onarıma kadar toplam 290 milyon 601 bin 510 dolar harcadı. Bugünkü kurla hesaplandığında cami işleri için harcanan para 2 milyar 522 milyon 421 bin 106 lirayı buluyor. Caminin inşaat maliyeti ise 66,5 milyon dolar olarak hesaplanıyor.

10 – Başakşehir’de vurgun

2016 yılında Kiptaş’ın Başakşehir’de 300 milyon liraya aldığı arsanın satış sürecinde 129 milyon 887 bin 275 lira + KDV tutarında fazla ve yersiz ödeme yapıldığı yönünde kuvvetli suç şüphesi oluştu. Müfettişler oluşan kamu zararının miktarı, sorumlularının tespiti ve zararın tazmini için rapor düzenledi ve suç duyurusu yaptı.

11 – Araç kiralama

Müfettişler, İBB tarafından ‘2019 Yılı Araç Kiralama Hizmet Alımı İşi’ kapsamında, Mayıs/2019 hakediş döneminde yüklenici firmaya iadesi yapılan 879 adet aracın hangi birim ve kişiler tarafından hangi amaçlar doğrultusunda kullanıldıklarını da inceledi.

Düzenlenen raporda, 138 milyon 757 bin 501 lira bedelli ihale kapsamında birçok yabancı menşeli lüks binek aracın edinildiği belirlendi. Raporda 827 adet aracın Cumhurbaşkanlığı, 15 Temmuz Derneği, AKP Genel Merkezi, Türkiye Gençlik Vakfı’nın da aralarında olduğu çok sayıda kuruma ve kuruluşa tahsis edildiği görüldü.

Raporda, şu ifadeler kullanıldı: “Usulsüz uygulamalar nedeniyle, söz konusu iş ve işlemleri gerçekleştiren eski genel sekreter yardımcısı Mevlüt Bulut, eski destek hizmetleri daire başkanı Osman Savaş ve eski destek hizmetleri müdürü Mehmet Cebeci’ye disiplin cezası teklif edilmiş ve uygulanmıştır.” Adı geçenler hakkında soruşturma başlatılması için valilikten ön inceleme izni istendi ancak bu isteğe bugüne değin herhangi bir cevap alınamadı. İhale kapsamında iade edilen araçların kira bedeli, personel gideri, akıryakıt gideri ve HGS-OGS/köprü ve otoyol geçiş ücretleri toplam 29 milyon 442 bin 844 lira tuttu.

Ayrıca müfettişler Türkiye Misli.Com 3. Lig’de mücadele eden profesyonel kulüp niteliğinde bulunan Esenler Erok Spor, AKP Genel Merkezi, Genel Başkan Yardımcıları, AKP İstanbul İl Başkanlığı ve AKP Silivri İlçe Başkanlığı ile Türkiye Gençlik Vakfı ve Sıcak Yuva Vakfı tarafından kullanılmak üzere toplam 87 adet aracın mevzuata aykırı şekilde tahsis edildiği ve bu araçlara ait toplam 3 milyon 761 bin lira kira, sürücü, yakıt ve HGS-OGS giderinin belediye bütçesinden karşılanmak suretiyle kamu zararına neden olunduğunu tespit etti.

12 – Ulaştırma bakanı o dönem yetkiliydi

İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Bilgi İşlem Müdürlüğü tarafından 2018 yılında yapılan ‘İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ve Bağlı Birimlerin Yatırım Organizasyonlarının Tanıtım ve Medya Çalışmaları İşi’ ihalesi kapsamında da rapor hazırlandı. Raporda işlerin tamamına yakınının sözleşme ve teknik şartnameye uygun olarak yerine getirilmediği, muayene kabulü ve hakedişlerin usule uygun şekilde yapılmadığı halde toplam 15 milyon 458 bin lira artı KDV tutarında yapılan ödemenin kamu zararı olduğunun tespiti yapıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu o dönem genel sekreter yardımcısı ve ihale ve harcama yetkilisiydi. İBB, Karaismailoğlu’nun da aralarında yer aldığı bazı İBB yetkilileri, ilgili Medya AŞ görevlileri ve alt yüklenici şirketler hakkında İstanbul başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Bunlarla birlikte, adı geçen İBB görevlileriyle ilgili disiplin soruşturması açıldı ve oluşan kamu zararının tahsili işlemleri de devam ediyor.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.