GÜNDEM
İBB’nin Açtığı 12 yolsuzluk dosyasında detaylar ortaya çıktı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu’nun incelemesini tamamlayıp valiliğe ilettiği AKP dönemine ilişkin 12 yolsuzluk dosyasında detaylar ortaya çıktı. Valilikse bazı dosyalarda soruşturma izni vermezken, bazılarında henüz işlem başlatmadı.
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla AKP dönemine ilişkin soruşturma başlatılmış, 47 yolsuzluk dosyası hazırlanmıştı. İçişleri Bakanlığı, müfettiş atayarak 35 dosyaya el koymuş, sadece 12 dosya inceleyebilen İBB Teftiş Kurulu’nu devreden çıkarmıştı. Dosyalarla ilgili bazı haberlere de erişim engeli getirilmişti.
Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre incelenip valiliğe gönderilen 12 dosyada detaylar şöyle:
1 – TÜGVA için takas
Müfettişler, Mega Venezia Konutları projesindeki KİPTAŞ’a ait 35 daire ile İBB’nin sahibi olduğu ve üstünde inşaatı bitmemiş bina bulunan Eyüpsultan ilçesindeki arsanın takas edilmesine ilişkin süreci inceledi. İBB ile iştirakinin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) için takas yaptığı ortaya çıktı.
Eyüpsultan’a bağlı Abdülvedüt Mahallesi’nde bulanan ve mülkiyeti İBB’ye ait olan 2 bin 143 metrekarelik arsa üzerinde ‘Eyüp Gençlik Merkezi ve Zeminaltı Otopark Projesi’ planlandı. Projeye ilişkin 2015 yılında hazırlanan zemin ve temel etüt raporunda projenin ismi ‘TÜGVA Gençlik Merkezi’ olarak yer aldı. İBB Yapı İşleri Müdürlüğü 2016 yılında ‘Eyüp Gençlik Merkezi İnşaatı İşi’ adıyla ihale açtı. İhaleyi 30 milyon 381 bin 51 lira artı KDV ile Cumhur Alp İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. kazandı. Şirketle belediye arasında 15 Temmuz 2016’da sözleşme imzalandı.
Yapı İşleri Müdürlüğü’ndeki dosyada yer alan DVD ve diğer dijital verilerin tamamında çalışmaların TÜGVA adı altında yapıldığı, 7 Mart 2016 tarihinde hazırlanan projeye ilişkin görsellerde yapımı planlanan bina üzerinde TÜGVA yazısının yer aldığı görüldü.
Kiptaş AŞ 2017 yılında söz konusu taşınmaz ile kendisine ait GOP Mega Venezia Konutları projesindeki toplam 35 adet dairenin takasını talep etti. İBB Meclisi’nde 15 Haziran 2017 yılında daireler ile üstünde inşaatı bitmemiş bina bulunan arazinin takası oy çokluğuyla kabul edildi. O tarihe kadar yapılan işler nedeniyle yüklenici firmaya 12 milyon 449 bin 111 lira ödeme yapıldı.
Takas sonucu arazinin mülkiyeti 25 Ağustos 2017 tarihi itibariyle KİPTAŞ’a geçti. KİPTAŞ da arazi ve üzerindeki binayı 29 milyon 990 bin lira artı KDV tutarıyla Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) sattı. Tutarın yüzde 30’u peşin alındı, kalanı 10 taksit yapıldı.
Araziye ilişkin müfettiş raporunda ‘kamu kaynaklarının, gençlik merkezi adı altında proje yapılıyor izlenimi verilerek heba edildiği, asıl gayenin bir vakfın hizmet binasının yapılması olduğu’ belirtildi. Belediyenin gelirlerinin giderleri karşılamadığı bir dönemde, çok kıymetli bir yerde bulunan arazi ve üzerindeki binanın satışında rekabet sağlanarak daha yüksek gelir elde edilebileceğine dikkat çekilen raporda, ‘dairelerle takas yapılmasındaki asıl amacın, açık artırma ile satışının önüne geçilerek adrese teslim satış imkânının yaratılması olduğu’ ifade edildi.
‘Takas sürecine ilişkin iş ve işlemlerin kapsamlı bir şekilde incelenmesi, birilerinin özel çıkarı için kamu zararına işlem yapılıp yapılmadığı, kamu zararı oluştuysa miktarın ve sorumluların tespiti ve zararın tazmini yönünde yasal işlem yapılması için’ dosya İstanbul başsavcılığına gönderildi.
Raporda bu sürece ilişkin şunlar kaydedildi: “2015 yılında TÜGVA’ya bina yapılması iradesi gösterilmiş ve bu yolda gerek İBB gerekse KİPTAŞ’ın imkânlarından yararlanılmıştır. Bununla ilgili elde olunan bilgi ve belgeler savcılık makamına iletilmekle birlikte, mezkur takastan İBB envanterine kaydedilen daireler için satış izni alınmak istenmiş ancak, meclis bunu reddetmiştir.”
2 – Saray personeline konut
Mülkiyeti İBB’ye ait olan çeşitli ilçelerdeki sosyal konutların ikametgâhı İstanbul’da bulunmayan ve dar gelirli olup olmadığı belli olmayan bazı kişilere tahsis edildiği tespit edildi. Bazı kişilerin ikametgâhının Ankara olduğu ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği personeli ya da Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinde görevli oldukları görüldü. Mevzuata aykırı satış ve tahsis işlemlerini yapan eski emlak daire başkanı Yaşar Parlak, eski emlak müdürleri Abdulkadir Yılmaz ve Kenan Paşalı, eski emlak müdür yardımcıları Faruk Eren ve Cengiz Töksöz hakkında valilikten ön inceleme izni istendi. Ancak valilik dönüş yapmadı. Müfettişler raporuna “Binlerce ihtiyaç sahibi belediye çalışanımız var iken başka kurumlarda çalışan ve ihtiyaç sahibi olup olmadığı tespit edilmeden yapılan tahsisler düşündürücü bulunmuştur” notunu düştü.
3 – Usulsüz bakım
Eski genel sekreter yardımcısı Nihat Macit, eski kültür daire başkanı Rıdvan Duran ve eski Şehir Tiyatroları müdürü Necip Sedat Çakır’ın, Açıkhava ve Sultangazi sahnelerindeki bakım onarım işlerini mevzuata uygun olarak yerine getirmedikleri tespit edildi. 2019 yılında doğrudan temin limitinin 90 bin 358 lira olduğunu vurgulayan müfettişler, söz konusu işin 252 bin 815 liraya, doğrudan temin usulüne benzer şekilde yaptırıldığını tespit etti. Müfettişler, bu isimlerin soruşturulması için 10 Eylül 2020 yılında valiliğe başvurdu ancak hâlâ ön inceleme izni verilmedi.
4 – Denetlenmemiş
Müfettişler, geçmiş dönemde İBB’de yıllarca iç denetim yapılmadığını veya yaptırılmadığını da tespit etti. Bunun üzerine eski iç denetim birim başkanı Sabri Çakıroğlu hakkında disiplin cezası istendi. Ayrıca eski belediye başkanları Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal’ın da yargılanması istendi.
5 – 2 milyonluk zarar
İBB Başkanlığı Yeşil Alan ve Tesisler Yapım Müdürlüğü’nce 2016 yılında düzenlenen ‘İstanbul Genelinde Yeni Yeşil Alanların Yapım İşi’ ihalesi incelendi. Geçici kabulü yapılan Rahmi Demir Mesire Alanı ve Pendik Yaşam Korusu 1. Etap mahallerinde eksik imalatlar tespit edildi. Buralarda gerekli imalat, bakım ve onarım çalışması yapılmadığı belirlendi. Mahallerinde mevcut olup bugün yerinde bulunmayan ve halen kullanılamayacak durumda olan imalatların miktar ve toplam bedeli olan 2 milyon 494 bin 11 lira kamu zararı oluştu. Konuyla ilgili eski Avrupa yakası park bahçe müdürü Ömer Çebi, park bahçe ve yeşil alan eski daire başkanı M. İhsan Şimşek ve eski genel sekreter yardımcısı Nihat Macit hakkında hem idari hem de adli soruşturma yapıldı ancak valilik 22 Nisan’da soruşturma izni vermedi.
6 – Fazladan ödeme
İBB bünyesinde görev yapan personele yönelik ‘Yerel Yönetimlerde İnovatif Yaklaşımlar Konulu İl Dışı Eğitim Programı Organizasyon Hizmet Alım İşi’nde belirlenen tutardan 370 bin 866 lira fazladan ödeme yapıldı ve kamu zararı oluştu. Konuyla ilgili süreci müfettişler İstanbul başsavcılığına taşıdı.
7 – İhalede 8 milyon liralık fark
İSBAK’ın ‘İTaksi Projesi’ kapsamında ‘Araç İçi Kamera ve Bilgisayar Sistemi Alım İşi’ için 2018 yılında çıktığı ilk ihale iptal edildi. Yenilenen ve müfettişlerin adrese teslim olduğuna dair tespitleri bulunan ihale ile yaklaşık maliyeti 57 milyon lira olarak hesaplanan iş, 65 milyon liraya verildi. Alınan araç içi kameraların öngörülen niteliklerde olmadığı tespit edildi. Müfettişler konuyla ilgili suç duyurusunda bulundu.
8 – Yasa dışı kiralama
Mülkiyeti İBB’ye ait Galata Köprüsü altındaki işyerleriyle ilgili de eski genel sekreter yardımcısı Mevlüt Bulut tarafından imzalanan ve yasal dayanağı olmayan bir protokol tespit edildi. Protokolle oluşturulan yönetimin ve yönetime bedelsiz olarak bırakılan işyerlerinin bir kısmının kiraya verilmesinin yasal olup olmadığı müfettişler tarafından inceleniyor.
9 – Çamlıca Camisi için 2,5 milyar lira
Müfettişler, Çamlıca Camisi için İBB’nin bugüne kadar harcadığı tutarı da inceledi. İBB cami için aydınlatmadan temizliğe, güvenlikten bakım ve onarıma kadar toplam 290 milyon 601 bin 510 dolar harcadı. Bugünkü kurla hesaplandığında cami işleri için harcanan para 2 milyar 522 milyon 421 bin 106 lirayı buluyor. Caminin inşaat maliyeti ise 66,5 milyon dolar olarak hesaplanıyor.
10 – Başakşehir’de vurgun
2016 yılında Kiptaş’ın Başakşehir’de 300 milyon liraya aldığı arsanın satış sürecinde 129 milyon 887 bin 275 lira + KDV tutarında fazla ve yersiz ödeme yapıldığı yönünde kuvvetli suç şüphesi oluştu. Müfettişler oluşan kamu zararının miktarı, sorumlularının tespiti ve zararın tazmini için rapor düzenledi ve suç duyurusu yaptı.
11 – Araç kiralama
Müfettişler, İBB tarafından ‘2019 Yılı Araç Kiralama Hizmet Alımı İşi’ kapsamında, Mayıs/2019 hakediş döneminde yüklenici firmaya iadesi yapılan 879 adet aracın hangi birim ve kişiler tarafından hangi amaçlar doğrultusunda kullanıldıklarını da inceledi.
Düzenlenen raporda, 138 milyon 757 bin 501 lira bedelli ihale kapsamında birçok yabancı menşeli lüks binek aracın edinildiği belirlendi. Raporda 827 adet aracın Cumhurbaşkanlığı, 15 Temmuz Derneği, AKP Genel Merkezi, Türkiye Gençlik Vakfı’nın da aralarında olduğu çok sayıda kuruma ve kuruluşa tahsis edildiği görüldü.
Raporda, şu ifadeler kullanıldı: “Usulsüz uygulamalar nedeniyle, söz konusu iş ve işlemleri gerçekleştiren eski genel sekreter yardımcısı Mevlüt Bulut, eski destek hizmetleri daire başkanı Osman Savaş ve eski destek hizmetleri müdürü Mehmet Cebeci’ye disiplin cezası teklif edilmiş ve uygulanmıştır.” Adı geçenler hakkında soruşturma başlatılması için valilikten ön inceleme izni istendi ancak bu isteğe bugüne değin herhangi bir cevap alınamadı. İhale kapsamında iade edilen araçların kira bedeli, personel gideri, akıryakıt gideri ve HGS-OGS/köprü ve otoyol geçiş ücretleri toplam 29 milyon 442 bin 844 lira tuttu.
Ayrıca müfettişler Türkiye Misli.Com 3. Lig’de mücadele eden profesyonel kulüp niteliğinde bulunan Esenler Erok Spor, AKP Genel Merkezi, Genel Başkan Yardımcıları, AKP İstanbul İl Başkanlığı ve AKP Silivri İlçe Başkanlığı ile Türkiye Gençlik Vakfı ve Sıcak Yuva Vakfı tarafından kullanılmak üzere toplam 87 adet aracın mevzuata aykırı şekilde tahsis edildiği ve bu araçlara ait toplam 3 milyon 761 bin lira kira, sürücü, yakıt ve HGS-OGS giderinin belediye bütçesinden karşılanmak suretiyle kamu zararına neden olunduğunu tespit etti.
12 – Ulaştırma bakanı o dönem yetkiliydi
İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Bilgi İşlem Müdürlüğü tarafından 2018 yılında yapılan ‘İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ve Bağlı Birimlerin Yatırım Organizasyonlarının Tanıtım ve Medya Çalışmaları İşi’ ihalesi kapsamında da rapor hazırlandı. Raporda işlerin tamamına yakınının sözleşme ve teknik şartnameye uygun olarak yerine getirilmediği, muayene kabulü ve hakedişlerin usule uygun şekilde yapılmadığı halde toplam 15 milyon 458 bin lira artı KDV tutarında yapılan ödemenin kamu zararı olduğunun tespiti yapıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu o dönem genel sekreter yardımcısı ve ihale ve harcama yetkilisiydi. İBB, Karaismailoğlu’nun da aralarında yer aldığı bazı İBB yetkilileri, ilgili Medya AŞ görevlileri ve alt yüklenici şirketler hakkında İstanbul başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Bunlarla birlikte, adı geçen İBB görevlileriyle ilgili disiplin soruşturması açıldı ve oluşan kamu zararının tahsili işlemleri de devam ediyor.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL
FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”
Yayınlanma:
19 saat önce|
21/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.
Bankavitrini.com | Gündem
Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.
Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı
Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.
Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.
DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil
DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.
DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.
Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”
DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.
Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?
Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.
Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.
Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.
Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu
Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.
Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.
Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Erol Taşdelen
AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE?
Yayınlanma:
3 gün önce|
19/10/2026Yazan:
Erol Taşdelen
İspanya, Fransa, İtalya ve Belçika’daki protestolar ne anlatıyor? Türkiye bu tablodan hangi dersleri çıkarmalı?
Erol TAŞDELEN | Bankavitrini.com Ekonomik Analiz
Avrupa sokaklarında yükselen protestolar, yalnızca öğrencilerin eğitim koşullarına, kiracıların konut sorununa ya da çalışanların ücret taleplerine indirgenemez. İspanya’dan Fransa’ya, İtalya’dan Belçika’ya uzanan eylemlerin ortak noktasında daha temel bir soru bulunuyor: Ekonomik büyüme, vatandaşın yaşam standardına ne ölçüde yansıyor?
17 Ekim 2026’da Avrupa’nın farklı ülkelerinde yoğunlaşan gösteriler, hayat pahalılığı, eğitim giderleri, barınma sorunu ve kamu hizmetlerinin niteliği etrafında şekillendi. Ancak bu gösteriler, tek merkezden yönetilen ortak bir Avrupa hareketi değil. Her ülkenin kendi ekonomik ve siyasi dinamikleri var. Ortaklaşan nokta ise özellikle gençlerin geleceğe ilişkin beklentilerinin zayıflaması.
Al Jazeera’nın 17 Ekim tarihli haberinde, farklı ülkelerde yüz binlerce kişinin hayat pahalılığına karşı gösterilere katıldığı bildirildi. Fransa’daki eylemler kitlesel boyutlara ulaşırken Belçika’da eğitim reformları, İtalya’da geçim sıkıntısı ve savaş karşıtı talepler, İspanya’da ise konut krizi öne çıktı.
Bu tablonun ekonomi yönetimleri açısından önemli bir mesajı var: Makroekonomik göstergelerdeki iyileşme, toplumun bütün kesimleri tarafından aynı biçimde hissedilmeyebilir.
İSPANYA: MAAŞ VAR, EV YOK!
İspanya’daki protestoların merkezinde konut krizi bulunuyor. Özellikle büyük şehirlerde yükselen kiralar, genç çalışanların kendi başlarına ev tutmasını giderek zorlaştırıyor.
Madrid’de 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın evinden çıkarılması ve sonrasında hayatını kaybetmesi, konut hakkı tartışmalarını yeniden alevlendiren olaylardan biri oldu. Hükümetin kiracıları korumaya yönelik düzenleme girişiminin parlamentoda reddedilmesi de tepkileri artırdı.
Reuters’ın 2 Ekim 2026 tarihli haberine göre, protestocular kira artışlarının sınırlandırılmasını, evden çıkarmalara karşı koruma sağlanmasını ve kısa süreli kiralamaların düzenlenmesini talep ediyor. Tartışmanın diğer tarafında ise düzenlemelerin konut arzını azaltabileceğini savunan kesimler bulunuyor.
İspanya örneği, ekonomik açıdan önemli bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Bir ülkede istihdamın ve ekonomik faaliyetin artması, konut maliyetleri gelirlerden daha hızlı yükseliyorsa, gençlerin bağımsız yaşam kurmasını kolaylaştırmayabilir.
Çalışan bir gencin maaşının büyük bölümünü kiraya ayırması; tasarruf yapmasını, ev sahibi olmasını, tüketim harcamalarını artırmasını ve ekonomik geleceğini planlamasını güçleştiriyor.
Burada mesele yalnızca emlak piyasası değil. Konut maliyetleri, iş gücü hareketliliğini, aile kurma kararlarını, tüketimi ve uzun vadeli tasarrufları da etkiliyor.
İspanya’nın verdiği mesaj açık: Barınma maliyeti, ücret artışlarını geride bırakıyorsa ekonomik büyüme toplumsal refaha dönüşmekte zorlanıyor.
FRANSA: EĞİTİMDEKİ SORUNLAR NASIL TOPLUMSAL TEPKİYE DÖNÜŞTÜ?
Fransa’da gösteriler, okullardaki personel yetersizliği, eğitim koşulları ve kamu hizmetleri konusundaki şikâyetlerle görünür hale geldi. Öğrencilerin başlattığı eylemlere zamanla farklı toplumsal kesimlerden destek geldi.
17 Ekim’deki gösterilerde hayat pahalılığı, yakıt maliyetleri ve ücret talepleri de gündemin parçası oldu. Böylece başlangıçta eğitim odaklı olan tepki, daha geniş bir ekonomik ve toplumsal hoşnutsuzluk alanına yayıldı.
Fransa’daki gösteriler sırasında yağma, kundaklama ve polisle çatışmalar da yaşandı. Barışçıl protesto hakkı ile şiddet eylemleri birbirinden ayrılmalı. Kamu düzenine zarar veren eylemler, gösterilere katılan bütün vatandaşların tutumu olarak değerlendirilemez.
Ekonomik açıdan Fransa örneği, kamu harcamaları tartışmasını öne çıkarıyor.
Devlet bütçe disiplinini sağlamak, borçlanmayı kontrol etmek ve mali dengeleri korumak isteyebilir. Ancak tasarruf politikalarının eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmetlerine etkisi, vatandaşların günlük yaşamında hissediliyorsa ekonomik tartışma siyasi ve toplumsal bir soruna dönüşebiliyor.
Burada önemli soru, devletin harcamalarını azaltıp azaltmaması değil; hangi harcamaların, kimleri etkileyerek ve hangi sonuçları doğurarak azaltıldığıdır.
BELÇİKA: BÜTÇE KISITLAMALARI VE EĞİTİME ERİŞİM
Belçika’da gençlerin ve öğrencilerin katıldığı gösterilerde eğitim maliyetleri, yükseköğretime erişim ve eğitim reformları öne çıktı.
Reuters’ın 17 Ekim tarihli haberine göre Brüksel’de yüzlerce genç gösteri yaptı. Eylemler sırasında polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Göstericiler, eğitim maliyetlerinin artması ve bazı reformların üniversiteye erişimi zorlaştırabileceği yönündeki kaygılarını dile getirdi.
Belçika örneği, eğitim harcamalarının yalnızca bugünün bütçe kalemi olmadığını gösteriyor. Eğitim, bir ülkenin gelecekteki üretkenliğini, iş gücü niteliğini ve rekabet gücünü belirleyen temel yatırımlardan biridir.
Eğitimde fırsat eşitliğinin zayıflaması, düşük gelirli ailelerin çocukları açısından daha ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle bütçe kesintilerinin kısa vadeli mali etkileri ile uzun vadeli ekonomik sonuçlarını birlikte değerlendirmek gerekir.
İTALYA: GEÇİM SIKINTISI VE SOSYAL HİZMETLER
İtalya’daki gösterilerde hayat pahalılığı, ücretler, kamu hizmetleri ve savaş karşıtı talepler öne çıktı. Milano ve Bologna gibi kentlerde bazı eylemler polisle çatışmalara dönüştü.
17 Ekim’deki gösterilerin ekonomik arka planında, hanelerin artan fiyatlar karşısında bütçelerini dengeleme güçlüğü bulunuyor. Enflasyonun yavaşlaması ile fiyatların düşmesi aynı şey değil. Fiyat artış hızı gerilese bile daha önce yükselen fiyatlar yüksek seviyelerde kalabiliyor.
Ücret artışları bu birikimli fiyat artışını karşılayamıyorsa, çalışanların satın alma gücü üzerindeki baskı devam ediyor.
Bu noktada yalnızca ortalama ücret artışına bakmak yeterli değil. Ücretlerin kira, enerji, gıda, ulaşım ve sağlık harcamaları karşısındaki durumu da değerlendirilmek zorunda.
İtalya’daki protestoların gösterdiği sorunlardan biri de bu: Vatandaş, ekonomik büyüme rakamlarından önce ay sonunda elinde ne kaldığına bakıyor.
AVRUPA’NIN ORTAK SORUNU: EKONOMİK BÜYÜME İLE HİSSEDİLEN REFAH ARASINDAKİ MAKAS
Dört ülkenin sorunları aynı değil. İspanya’da konut, Fransa’da eğitim ve kamu hizmetleri, Belçika’da eğitim reformları ve bütçe tartışmaları, İtalya’da ise geçim sıkıntısı daha belirgin.
Buna rağmen üç ortak başlık öne çıkıyor:
1. Gelir ile zorunlu harcamalar arasındaki denge bozuluyor.
Ücretler nominal olarak artabilir. Ancak kira, gıda, enerji ve ulaşım harcamaları daha hızlı yükseliyorsa hanelerin satın alma gücü gerileyebilir.
2. Gençlerin geleceğe ilişkin beklentileri zayıflıyor.
Eğitim almanın, iş bulmanın ve düzenli gelir elde etmenin bağımsız bir yaşam kurmaya yetmediği düşüncesi yaygınlaşıyorsa ekonomik sorun, aynı zamanda toplumsal güven sorunu haline geliyor.
3. Kamu bütçesi ile sosyal beklentiler karşı karşıya geliyor.
Hükümetler mali disiplin, borç yönetimi ve bütçe açıklarının kontrolü üzerinde dururken vatandaşlar eğitim, sağlık, konut ve sosyal destek hizmetlerinin korunmasını istiyor.
Eurostat’ın 2025 verilerine göre Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 7,7’si, harcanabilir hane gelirinin en az yüzde 40’ını konut giderlerine ayıran hanelerde yaşıyor. Bu oran, Avrupa’da bile konut maliyetlerinin bazı haneler için ne kadar ağır bir yük oluşturduğunu gösteriyor. (Kaynak: Eurostat – Avrupa’da yaşam koşulları, 2026 verileri. )
SONUÇ: VATANDAŞIN HİSSETMEDİĞİ REFAH, SİYASİ BASKIYA DÖNÜŞEBİLİR
Avrupa’daki gösteriler, ekonomik politikaların toplumsal sonuçlarını yeniden tartışmaya açtı.
Bir ülkede büyüme yaşanabilir, şirketlerin ciroları artabilir, kamu gelirleri yükselebilir ve finansal göstergeler iyileşebilir. Ancak gençler ev bulamıyor, çalışanlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor ve eğitim fırsatlarına erişim giderek pahalılaşıyorsa bu göstergeler toplumsal refahın tamamını anlatmaz.
Bu, ekonomi politikalarının yalnızca kısa vadeli sonuçlarıyla değil, gelir dağılımı, üretim kapasitesi, sosyal hareketlilik ve yaşam maliyetleri üzerindeki etkileriyle de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye açısından çıkarılacak ders, Avrupa’daki protestoların aynısının yaşanacağını varsaymak değil; ekonomik programların toplumsal etkilerini zamanında izlemek ve sorunları büyümeden çözmeye çalışmaktır.
Çünkü ekonomik istikrar, yalnızca fiyatların kontrol altına alınmasıyla değil; vatandaşın gelirine güvenmesi, işletmelerin üretimini sürdürebilmesi ve gençlerin geleceğe ilişkin makul beklentiler taşımasıyla da güçlenir.
Ekonominin nihai sınavı, tabloların ne kadar iyi göründüğü değil, vatandaşın hayatında neyin değiştiğidir.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist
Bankavitrini.com – Ekonomik Analiz
GÜNCEL
Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor
Yayınlanma:
3 gün önce|
19/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Bir süredir mütemadiyen aynı konuların etrafında dolaştığımız ve kendi kendimizi tekrar ettiğimizin pekâlâ farkındayız. Jeopolitik riskler tüm ağırlığıyla masa üzerinde durmaya devam ederken, emtia fiyatlarının yüksek seyri enflasyonist baskıları artırmaya devam ediyor. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı haftanın son iş gününü 110 dolar seviyesini test ederek tamamladı. Bir başka bakış açısıyla, Brent petrol sene başına göre %81 yükselirken, gümüş ise getiri liginin dibinde yer alarak %20 düştü. Yapay zekâ ve çip sektöründe ise soru işaretleri zihinleri meşgul etmeye devam ediyor. Goldman Sachs’ın hesaplamalarına göre, beş büyük yapay zekâ şirketinin gelecek yıl toplam yatırım harcamalarının 1,2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Rakamın büyüklüğü bir yana, bu yatırımların ne kadar sürede kendini amorti edeceği sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor. Teknoloji hisseleri denince akla gelen Nasdaq endeksi haftanın son iş gününü %2’nin üzerinde düşüşle tamamlarken, son 10 günlük performansı da %6 düşüş yönünde oldu.
Türkiye’de Fon Krizi’nin etkileri sürerken, cuma günü bültenimizde de dile getirdiğimiz MSCI uyarısı hisse senetleri üzerindeki baskıyı artırdı. MSCI, yaz başında yaptığı uyarının dozunu bir kademe daha yükselterek, piyasa şeffaflığı ve sağlıklı işleyiş konusunda atılan adımların yeterli olmadığını ortaya koydu. Türkiye’nin gelişmekte olan ülke statüsünü koruması açısından Haziran 2027 kritik bir tarih olarak karşımıza çıkıyor. Endonezya’da yaşananları da birlikte düşündüğümüzde, piyasaların bu uyarıyı pek hoş karşılamadığını görüyoruz. BIST100 ve BIST30 endeksleri cuma gününü %3 kayıpla tamamlarken, bankacılık endeksi %2 geriledi. CDS risk primi 250 baz puanda yatay seyrederken, iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi, faiz indirimi beklentilerinin desteğiyle son iki haftada 100 baz puan düşerek %39,40 seviyesine indi. USDTRY kuru ise yeni haftaya 49,54 seviyesinden başlıyor.
MSCI’nın Endonezya’yı gelişmekte olan ülkeler kategorisinden çıkararak doğrudan bağımsız piyasa statüsüne düşürebileceği uyarısının yankıları ise dinmiyor. Cuma günü %12’ye yakın gerileyen Jakarta borsası, bu sabah da %5’in üzerinde düşerek son altı yılın en düşük seviyesine indi. Yılbaşından bu yana kayıplar %43’ü aşarken, yabancı yatırımcıların net satışları 5 milyar dolara yaklaştı. Endonezya’nın MSCI endekslerinden tamamen çıkarılması hâlinde, yalnızca endeksleri takip eden fonlardan 5,6 milyar dolarlık zorunlu satış gelebileceği hesaplanıyor. Ülke para birimi rupiah da tarihî dip seviyelerine yaklaşırken, satış baskısının borsayla sınırlı kalmayıp döviz ve tahvil piyasalarına yayılmasından endişe ediliyor. Türkiye’nin de benzer gerekçelerle MSCI’nın radarında olması, Endonezya’daki gelişmeleri bizim açımızdan daha da önemli kılıyor.
Türkiye cephesinde ise gözler perşembe günü sonuçlanacak TCMB’nin olağan Ekim ayı PPK toplantısına çevrildi. Bir süredir gündemden düşmeyen fon krizinin de etkisiyle ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın giderek belirginleştiğini görüyoruz. Otomobil satışlarından kredi kartı harcamalarına kadar pek çok gösterge bu tabloyu desteklerken, hanehalkının borç ödeme kapasitesindeki bozulma da dikkat çekiyor. Aşağıdaki grafikten görüleceği üzere, ihtiyaç kredilerinde takibe dönüşüm oranı %7’ye yaklaşarak rekor kırarken, bireysel kredi kartlarında da bu oran %6 seviyesine yaklaşarak tarihî zirvesine yükseldi. Bir başka deyişle, ihtiyaç kredilerinde mevcut her 100 TL’lik bakiyenin yaklaşık 7 TL’si takipte bulunuyor. Ekonomik aktivitedeki sert yavaşlama ve hanehalkının artan ödeme güçlükleri karşısında TCMB’nin, enerji fiyatlarındaki keskin yükselişe rağmen, politika faizini en az 100 baz puan indirerek %37’den %36’ya çekmesine kesin gözüyle bakıyoruz. Böylece TCMB’nin Aralık 2025’ten bu yana ara verdiği faiz indirimlerine bebek adımlarıyla yeniden başlamasını bekliyoruz.
Cuma günü TCMB’nin açıkladığı iki önemli veri de dikkatimizden kaçmadı. Eylül ayı konut fiyat endeksine göre, konut fiyatları yıllık bazda nominal olarak %22,3 artarken, enflasyondan arındırıldığında reel olarak %5,7 geriledi. Bir başka deyişle, konut fiyatlarındaki artış enflasyonun gerisinde kalmaya devam ederken, bu durum konutun değer artışı açısından yatırım cazibesini sınırlıyor. TCMB’nin yayımladığı Ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını ise aşağıdaki grafikten takip edebilirsiniz. Biz özellikle enflasyon beklentilerine odaklandık. Yıl sonu TÜFE beklentisi hemen hemen değişmezken, 12 ay sonrasına ilişkin beklentinin 0,19 puan artışla %23,89’a yükselmesi, orta vadeli enflasyon görünümünde sınırlı da olsa bir bozulmaya işaret ediyor. Buna karşılık, 24 ay sonrasına ilişkin beklentinin 0,38 puan gerilemesini daha uzun vadeli görünüm açısından olumlu okuyoruz. TCMB’nin kurun artış hızında yaptığı ince ayara rağmen, yıl sonu USDTRY beklentisi hafif gerileyerek 51,55 seviyesine inerken, 12 ay sonrasına ilişkin beklenti ise 59,26 seviyesine yükseldi.
Avrupa’da hayat pahalılığı, eğitim maliyetleri ve hükûmetlerin ekonomi politikalarına yönelik tepkiler giderek büyüyor. Fransa’da öğrencilerin başlattığı protestolar, sendikaların ve farklı toplumsal kesimlerin katılımıyla hafta sonu ülke çapında kitlesel gösterilere dönüşürken, Paris başta olmak üzere birçok kentte şiddet olayları yaşandı. Yüz binlerce kişinin sokaklara döküldüğü gösterilerde 1,200 kişi gözaltına alınırken, Cumhurbaşkanı Macron yaşanan şiddet olaylarını sert bir dille kınadı. Protestolar Fransa ile sınırlı kalmazken, Belçika ve İtalya’da eğitim ve yaşam maliyetleri, Portekiz’de ise düşük ücretler ve konut krizi nedeniyle halk sokaklara döküldü. Fransa’da zaten kırılgan olan siyasi ve mali dengelere toplumsal huzursuzluğun da eklenmesi, ortak para birimi üzerinde baskı kurarken, EURUSD paritesi 1,1230 seviyesinde işlem görüyor.
Öte yandan, Orta Doğu’da artan gerilimle cuma günü 110 dolar seviyesini test eden Brent petrol, yeni haftaya düşüşle başladı. Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi, piyasaya daha fazla Rus petrol ürünü sunulabileceği düşüncesini güçlendirirken, Brent petrol %1,8 gerileyerek 108 dolar seviyesine indi. Ancak Orta Doğu’da arz güvenliğine ilişkin endişeler dinmiş değil. Ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle Körfez’den günlük petrol sevkiyatı 20 milyon varilin üzerinden 8,5 milyon varile kadar gerilerken, Mısır’ın Husilere karşı Suudi Arabistan’a destek vermeye hazır olduğunu açıklaması gerilimin daha da yayılabileceğine işaret ediyor.
Küresel piyasalarda yapay zekâ yatırımlarının finansmanına ilişkin endişeler gündemdeki yerini korurken, yeni gün ve hafta başlangıcında Asya borsalarında karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Geçen haftayı %5,4 kayıpla tamamlayan Japonya’da Nikkei endeksi bu sabah %1 civarında gerilerken, geçen hafta %14’ten fazla düşen Güney Kore borsası KOSPI ise yaralarını sarmaya çalışarak %0,7 yükseliş kaydetti. Çin’de üçüncü çeyrek büyümesinin beklentileri hafif aşarak %4,5’e ulaşması ve perakende satışların tahminlerden iyi gelmesi satış baskısını sınırladı. ABD’de yarı iletken hisselerinin işlem gördüğü Philadelphia Semiconductor endeksinin son 10 günde %16’dan fazla gerilemesi, teknoloji sektöründeki satışların boyutunu gösteriyor. Yatırımcılar, yapay zekâya yapılan devasa yatırımların ne zaman kâra dönüşeceğini sorgularken, bu hafta açıklanacak Meta, Tesla ve önde gelen çip üreticilerinin bilançoları merakla takip edilecek. Elon Musk’ın uçan araba tanıtımıyla ilk etapta yükselişe geçen Tesla hisseleri, kazanımlarını koruyamayarak gün içi zirvesinden %6 geriledi.
Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı yaratırken, ABD ile Ukrayna arasındaki ilişkiler de limonileştiğini görüyoruz. Cuma gecesini sert satışlarla tamamlayan Nasdaq endeksi, bu sabah vadeli işlemlerde %1,3 yükselirken, ABD’nin 10 yıllık gösterge tahvil faizi yeniden %5,05 seviyesine geriledi. Kıymetli metaller de yeni haftaya alıcılı başlarken, ons altın 4,180 dolar, gümüş ise 57,75 dolar seviyesinde işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon endişelerini bir miktar hafifletmesi, faiz getirisi olmayan kıymetli metallere destek verdiğinin altını çizmek isteriz. Teknik bir bakış açısıyla önem arz eden 55 dolar seviyesinden uzaklaşan gümüşü biraz daha takip etmek istiyoruz. Yukarıda da değindiğimiz üzere, petrol fiyatlarında kalıcı bir geri çekilme olmadan kıymetli metallerin kalıcı bir yükselişe geçmesi zor görünüyor.
Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentilerde de dikkat çekici bir değişime neden oldu. Geçen hafta %50’ye kadar yükselen ekim ayında faiz artırımı ihtimali %16’ya kadar gerilerken, aralık ayında faiz artırımı ihtimali ise hâlen %92 seviyesinde bulunuyor. Gözler 28 Ekim tarihinde sonuçlanacak Fed toplantısına ve ertesi gün açıklanacak Fed’in favori enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği PCE verisine çevrilmiş durumda. Siyasi cephede ise Brezilya ve İsrail seçimlerine geri sayım devam ederken, ABD’de 3 Kasım’da düzenlenecek ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin iki kanadı birden kaybetme riskinin oldukça arttığını söylememiz gerekiyor.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi

İhtiyaç Kredilerinde ve Kredi Kartlarında Takibe Dönüşüm Oranı
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.644)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (603)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.636)
- GÜNDEM (3.590)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.747)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- İran'dan enerji piyasası yorumu 22/10/2026
- Mustafa V. Koç Spor Ödülü'nün 2026 kazananları açıklandı 22/10/2026
- Şimşek: Türkiye küresel borçluluk açısından avantajlı konumda 22/10/2026
- Dünyanın en büyük varlık fonundan 3. çeyrekte zarar 22/10/2026
- Barclays, yapay zeka hamlesi kapsamında 5 bin kişiyi işten çıkaracak 22/10/2026
- İngiltere'de ev sahibi olmak isteyenler için Çırağan'da özel buluşma 22/10/2026
- Filipinler'den jumbo faiz artışı 22/10/2026
- Güncel altın fiyatları: 22 Ekim 2026 Perşembe gram ve çeyrek altın ne kadar oldu? 22/10/2026
- Yurt içi turizmde ikinci çeyrekte ivme kaybı 22/10/2026
- Tüketici güveninde keskin düşüş 22/10/2026
SON YAZILAR
- Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor 21/10/2026
- AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL 21/10/2026
- Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda 20/10/2026
- FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE LEASİNG VE FAKTORİNG SEKTÖRÜNE ÇİFTE RİSK UYARISI 19/10/2026
- AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE? 19/10/2026
- Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor 19/10/2026
- AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ? 16/10/2026
- MSCI’DEN TÜRKİYE BORSASINA FREN! 16/10/2026
- KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM! 16/10/2026
- VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR! 16/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu

