Connect with us

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

İş Bankası’ndan KOBİ’lerin GES yatırımlarına destek

Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımı yapmak isteyen KOBİ’lere ücretsiz ön fizibilite raporu paneli sunan İş Bankası, işletmelerin finansman ihtiyaçlarını da İş’te Güneş Kredisi ile karşılıyor.

Yayınlanma:

|

Türkiye İş Bankası, sürdürülebilir kalkınma için yeşil ekonomiyi desteklemeye devam ediyor. Banka, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan (SKA) biri olan ‘Erişilebilir ve Temiz Enerji’ hedefi ve sorumlu bankacılık ilkeleri gereğince yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve kaynak verimliliği projeleri ile sıfır karbon ekonomisine geçiş için finansman sağlıyor.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, KOBİ’ler isbank.com.tr üzerinden ulaşılan bir panelle konum, fatura ve tesis bilgilerini girerek çatı, cephe ve arazi tipi lisanssız GES yatırımları için ücretsiz ön fizibilite raporu çıkarabiliyor. Raporda, KOBİ’lerin GES yatırımı yapmaları halinde elektrik faturalarından elde edecekleri tasarruf tutarı ve yatırımların ne kadar zamanda amorti edilebileceği hesaplanıyor. Bankanın, KOBİ’lerin elektrik giderlerini azaltmak için yapacakları öz tüketim amaçlı çatı, cephe ve arazi tipi GES yatırımlarının finansmanına yönelik sunduğu İş’te Güneş Kredisi için de yine panel üzerinden talep alınıyor.

“Çevresel sürdürülebilirliğe ilişkin aksiyonlara odaklanıyoruz”

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı İzlem Erdem, konuya ilişkin açıklamasında, gelecek nesillere karşı önemli sorumluluklar taşıdıklarının bilinciyle, çevresel sürdürülebilirliğe ilişkin alınması gereken aksiyonlara odaklanıp, müşterilerine çevreci çözümler sunduklarını vurguladı. Küresel iklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha fazla hissedilirken yeşil dönüşümün öneminin de arttığına dikkat çeken Erdem, “Bankalar ve finansal kuruluşlar, özellikle KOBİ düzeyindeki işletmelerin yeşil dönüşümlerini destekleme, onların bu süreçte ihtiyaç duyacakları finansmanı sağlama noktasında katkı sunabilirler. Biz de bu sorumluluk ve bilinçle hareket ediyor, yeşil ekonomiyi destekliyoruz” dedi.

GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALİ (GES) YATIRIMI YAPMAK İSTEYEN KOBİ’LERE ÜCRETSİZ ÖN FİZİBİLİTE RAPORU PANELİ SUNAN İŞ BANKASI, İŞLETMELERİN FİNANSMAN İHTİYAÇLARINI DA İŞ’TE GÜNEŞ KREDİSİ İLE KARŞILIYOR.
GES yatırımı yapmak isteyen KOBİ’ler, ön fizibilite raporu oluşturma paneline isbank.com.tr sitesinde İş’te Güneş Kredisi kampanya sayfasından ulaşabilirler.

Okumaya devam et

EKONOMİ

Peter Zeihan: Amerikan Düzeni’nin (Pax Americana) Sonu

Yayınlanma:

|

Yazan:

Peter Zeihan, jeopolitika, ekonomi ve demografi üzerine yazdığı kitaplarla tanınan Amerikalı bir jeopolitik analisttir. Yazdığı kitaplar, küresel düzenin nasıl şekillendiğini ve önümüzdeki yıllarda nasıl değişeceğini açıklamaya yönelik teoriler içerir.

Peter Zeihan’ın “The End of the World Is Just the Beginning: Mapping the Collapse of Globalization” (2022) kitabı, küreselleşmenin sona erdiği ve bunun sonucunda dünyanın ekonomik, siyasi ve sosyal olarak tamamen yeniden şekilleneceği fikrine dayanır. Zeihan, bu kitapta “küresel düzenin sonu” (The End of the Order) olarak adlandırdığı bir döneme girildiğini savunur.

Aşağıda kitabın detaylı teorik yapısını ana başlıklarla özetliyorum:

🌍 1. Amerikan Düzeni’nin (Pax Americana) Sonu

Teori:

  • II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD, ticaret yollarını koruyarak ve müttefiklerine güvenlik sağlayarak küresel sistemin lideri oldu.

  • Bu “Amerikan Düzeni” sayesinde:

    • Açık deniz ticareti güvenli hale geldi.

    • Küreselleşme gelişti.

    • Dünya çapında üretim zincirleri kuruldu.

  • Ancak ABD artık bu rolü sürdürmek istemiyor.

    • İç politikaya odaklanıyor.

    • Askerî müdahaleleri azaltıyor.

    • Küresel deniz ticareti güvenliği çökecek.

🧭 2. Küreselleşmenin Çöküşü

Teori:

  • Ticaret yolları artık güvenli olmayacak.

  • Her ülke kendi üretimini yapmaya çalışacak (deglobalizasyon).

  • Küresel tedarik zincirleri çözülecek.

  • Dışa bağımlı ekonomiler (özellikle Çin, Almanya, Japonya) büyük darbe alacak.

⛽ 3. Enerji ve Hammadde Krizi

Teori:

  • Petrol ve doğalgaz gibi kaynaklara erişim zorlaşacak.

  • ABD kaya gazı sayesinde enerji açısından avantajlı.

  • Çin gibi enerji ithalatçısı ülkeler büyük krizlerle karşı karşıya kalacak.

  • Enerji savaşları ve bölgesel çatışmalar artacak.

Picture background

🧓 4. Demografik Yıkım

Teori:

  • Nüfusu yaşlanan ülkeler ekonomik olarak daralacak.

  • Üretken nüfus azalırken sağlık ve emeklilik giderleri artacak.

  • En kötü durumdakiler: Çin, Almanya, Güney Kore, Japonya.

  • Göçmen alabilen ve doğurganlığı göreli yüksek ülkeler (örneğin ABD, Meksika) avantajlı konumda.

🚢 5. Tedarik Zinciri Kaosu ve Üretimin Yeniden Yerelleşmesi

Teori:

  • Küresel tedarik zincirleri çöktükçe üretim tekrar “yerel” hale gelecek (reshoring).

  • Bu durum:

    • Fiyatların artmasına (enflasyon),

    • Kıtlıklara,

    • Yeniden sanayileşmeye neden olacak.

  • Yüksek teknoloji ürünlerinin üretimi (örneğin yarı iletkenler) sadece birkaç ülkenin elinde toplanacak.

📉 6. Tarım ve Gıda Krizi

Teori:

  • Gıda üretimi küresel ticarete bağlı.

  • Tarımsal girdilerin (gübre, mazot, makine) tedariki zorlaşacak.

  • İthalata bağımlı ülkelerde açlık riski ortaya çıkacak.

  • ABD, Kanada ve Arjantin gibi gıda üreticileri avantajlı olacak.

🌐 7. Yeni Bölgesel Düzen: Kazananlar ve Kaybedenler

Kazananlar:

  • ABD: Enerji, gıda ve nüfus avantajları.

  • Meksika: Genç nüfus, coğrafi yakınlık, sanayi potansiyeli.

  • Kanada: Enerji ve tarım gücü.

  • Fransa: Nükleer enerji, tarım, coğrafi güvenlik.

Kaybedenler:

  • Çin: Enerji, gıda ve demografi açısından kırılgan.

  • Almanya: Enerji ve ihracata bağımlılık.

  • Japonya: Yaşlı nüfus ve enerji ithalatçısı olması.

  • Türkiye: Enerji bağımlılığı ve coğrafi riskler (dış politikada esneklik gerekebilir).

📚 SONUÇ:

Peter Zeihan’a göre dünya artık merkezîleşmiş bir düzen değil, çok merkezli ve parçalanmış bir sisteme doğru gidiyor. Bu yeni dönemde ülkelerin coğrafyası, enerji kaynakları, tarımsal üretimi ve demografisi ön plana çıkacak.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Türkiye’nin Paris iklim hedefi tehlikede

Türkiye’nin toplam seragazı emisyonları 2023 yılında 598,9 milyon tona ulaştı.
2023 yılında Türkiye’nin seragazı emisyonları yüzde 6,9 oranında arttı.
Türkiye’nin seragazı emisyonları böyle artmaya devam ederse, Paris İklim Anlaşması kapsamında taahhüt edilen 2030 yılı hedefi üç yıl sonra aşılacak.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’nin seragazı emisyon istatistikleri TÜİK tarafından açıklandı. 2023 yılında Türkiye’nin toplam seragazı emisyonları bir önceki yıla göre yüzde 6,9 oranında artarak 598,9 milyon tona (CO2 eşdeğeri) ulaştı. Kişi başına düşen seragazı emisyonu miktarı da 7 milyon ton oldu ve toplam seragazı emisyonlarında olduğu gibi tarihin en yüksek seviyesini gördü.

İthal kömür enerji emisyonlarını sıçrattı

Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz, seragazı emisyonlarındaki artışın enerji sektörü kaynaklı olduğuna dikkat çekerek, enerji sektörü kaynaklı emisyonların toplam emisyonlar içindeki payının yüzde 73,8’e çıktığını vurguladı. 2023 yılında ithal kömürle çalışan termik santralların tarihte ilk kez elektrik üretiminde en yüksek paya sahip kaynak olduğunu hatırlatan Gürbüz, “Emisyon artışıyla, ithal kömür kullanımının artışı arasında bir bağ var. İthal kömürün elektrik üretimindeki liderliği 2024 yılında da sürdü. Bu nedenle iklim krizine yol açan seragazı emisyonlarındaki artışın önümüzdeki yıl da sürmesi şaşırtıcı olmaz” dedi.

Ciddi adımlar atmalıyız

Türkiye’nin, elektrik üretiminde gazın payını azaltırken kömürün payını artırdığını belirten Gürbüz,“Bu da aynı miktarda elektrik üretmek için daha fazla seragazı çıkarmak anlamına geliyor. Halbuki yapılması gereken, enerjiyi daha verimli kullanmak, talebi kontrol altına almak ve yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmek olmalı. Kömür santrallarını kapatmak için bir takvim belirmeli, gaz ve özellikle ulaşımda kullanılan petrol tüketimini de azaltmalıyız. Hepsinin çözümü var” açıklamasını yaptı. Özgür Gürbüz sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye bu yıl Ulusal Katkı Beyanı’nı güncelleyip, eskisinden daha iyi bir emisyon hedefi açıklamak zorunda. Açıklanan son emisyon verileri kırmızı alarm veriyor. Böyle giderse 2030 hedefi tutturulamayabilir. 2030 sonrası için belirlenecek daha zorlayıcı hedeflere erişmek de zorlaşıyor. Kişi başına düşen emisyon miktarında da sekiz ton seviyesindeki İsveç, Portekiz ve Romanya gibi Avrupa ülkelerini neredeyse yakaladık. Artık iklim krizini durdurmak için ciddi adımlar atmalı, yapıyormuş gibi yapmaktan vazgeçmeliyiz”.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Uluslararası Büyük Şirketler Ulusal Devletlere Neden Karşı?

Çok uluslu (uluslararası ) şirketler, yapıları gereği sadece ekonomi hayatın içinde yer almayıp direkt siyasete etki etmeye, global siyaseti belirlemeye başladı. Ticari Savaşlardan, gümrük tarifelerine; sürdürülebilir politikalardan, şirketlerin yapısına kadar nüfuz eden bir yapıya büründüler. Ulusal devletler ise bu yapının direkt hedefi haline gelmiş durumda. Elon MUST şahsı ve kurumları özelinde şekillenen söylem ve eylemlere bir de bu gözle bakmanız dileğiyle…

Yayınlanma:

|

21. yüzyılın küresel düzeninde ekonomik aktörlerin ağırlık merkezi ciddi şekilde değişti. Devletlerin politik ve hukuki gücü tartışılmaz şekilde varlığını korurken, ekonomik gücün büyük bir kısmı artık uluslararası şirketlerin elinde. Bu durum, ulus-devletler ile çok uluslu şirketler arasında zaman zaman örtülü, zaman zaman açık bir çıkar çatışmasına yol açıyor. Peki neden? Neden uluslararası büyük şirketler, ulusal devletlerle karşı karşıya geliyor?

1. Kâr Maksimizasyonu ile Kamu Yararı Arasında Kesişmeyen Çizgiler

Her şirketin temel amacı kâr etmektir. Üstelik uluslararası şirketler, hissedarlarını memnun etmek için bu kârı maksimum düzeye çıkarmak zorundadır. Devletlerin temel görevi ise toplumsal faydayı gözetmektir. İşte çatışmanın ilk temel taşı burada ortaya çıkar:

  • Bir şirket, düşük maliyet için çevreyi kirletebilirken, devlet buna çevre yasalarıyla karşı çıkar.

  • Şirketler ucuz işgücü arayışındayken, devletler sosyal refah ve iş güvencesi sağlamaya çalışır.

Bu iki öncelik arasındaki gerilim, zamanla sistematik bir çatışmaya dönüşür.

2. Vergi Politikaları: Devletler Almak, Şirketler Kaçmak İster

Devletlerin kamu hizmetlerini sürdürebilmesi için vergi toplaması gerekir. Ancak büyük şirketler bu vergilerden kaçmak için oldukça sofistike yöntemler geliştirir:

  • Transfer fiyatlandırması,

  • Vergi cennetleri (offshore şirketler),

  • Kârın düşük vergi oranlı ülkelerde gösterilmesi gibi.

Bu stratejiler devletlerin vergi tabanını aşındırırken, aynı zamanda ekonomik adaleti de tehdit eder.

3. Küresel Güçlerin Ulusal Egemenliği Zorlaması

Çok uluslu şirketler, faaliyet gösterdikleri her ülkede aynı kurallarla çalışmak ister. Ancak her ülkenin kendi yasaları, kültürü ve hassasiyetleri vardır.

  • Örneğin: Bir sosyal medya devi, ifade özgürlüğü adına içerik denetimi yapmazken; bazı ülkeler bunu ulusal güvenlik tehdidi olarak görür.

  • Teknoloji şirketleri veri gizliliği yasalarına uymamakta direnirken, devletler vatandaşlarının verisini korumak ister.

Bu durum, şirketlerin “devlet üstü” bir güce evrilmesine yol açar.

4. Devletlerin Regülasyonları ile Şirketlerin Lobi Gücü Arasındaki Savaş

Devletler yasa yapar, şirketlerse bu yasaları etkilemek için lobi faaliyeti yürütür. Bazı durumlarda şirketler:

  • Mevzuatı kendi lehine değiştirmek,

  • Rekabeti sınırlamak,

  • Tekelleşmek için politikacılara baskı yapabilir.

Bu, demokrasiye zarar veren bir “gölge iktidar” oluşumuna yol açar.

5. Ulusallık – Yerellik – Millilik vs. Küresellik

Devletler, yerli üretimi destekleyerek ekonomilerini korumak ister. Bu, özellikle kriz dönemlerinde millî reflekslerle öne çıkar. Ancak küresel şirketler, sınırların kalkmasını ve serbest ticareti savunur.

  • “Yerli malı kullan” kampanyaları, şirketler için pazar daralması anlamına gelir.

  • “Koruyucu gümrük vergileri”, şirketlerin kâr oranını düşürür.

Buradaki ideolojik fark; bir tarafın “millet”, diğer tarafın “küresel pazar” bakışıyla açıklanabilir.

Yüzyılın Güç Dengesi Mücadelesi

Uluslararası büyük şirketler ile ulusal devletler arasındaki bu çatışma, sadece ekonomik değil; aynı zamanda politik, kültürel ve sosyolojik bir mücadeledir. Bu mücadelede bazen devletler galip gelir (örneğin Avrupa Birliği’nin Google ve Meta’ya verdiği cezalar), bazen ise şirketler (örneğin düşük vergili ülkelerde merkezlerini konumlandırarak devlet denetiminden kaçmaları).

Bu çatışmanın geleceği, belki de modern kapitalizmin gidişatını belirleyecek. Devletler halkın yanında durdukça, şirketler kâr hedefleriyle çatışmayı sürdürecek. Ancak çözüm, her iki tarafın da sınırlarını ve sorumluluklarını kabul etmesinden geçiyor. 2000’lere kadar “Üretimden gelen gücümüzü kullanacağız” söylemini kullanan Sosyal Demokrat siyasilerin bu söylemi “Tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız” şekline çevirmeleri, Boykot kampanyalarını bir de bu gözle değerlendirmekte fayda var.

Erol TAŞDELEN-Ekonomist


Bankavitrini Notu:
Bu makale, finansal sistemin aktörleri arasındaki güç mücadelesini anlamak isteyen okurlar için bir pencere açmayı hedeflemektedir. Günümüzün banka, fintech ve regülasyon tartışmaları da bu makro çatışmanın küçük izdüşümleridir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİ

ALTIN – DÖVİZ

Kaynak: altinpiyasa.com

BORSA

KRIPTO PARA PİYASASI

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.