Connect with us

GÜNDEM

İş cinayeti raporu: Eylül ayında 157, yılın ilk dokuz ayında ise bin 359 işçi yaşamını yitirdi

Yayınlanma:

|

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre eylül ayında 157, bu yılın ilk dokuz ayında ise bin 359 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, “Yüzde 68’ini ulusal basından; yüzde 32’sini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla 2022 yılının ilk dokuz ayında en az 1359 işçi hayatını kaybetti” açıklamasında bulundu.

Yayımlanan rapordan bazı ayrıntılar şöyle:

Aşağıda iş cinayetlerinin dokuz ayına dair grafikleri paylaşıyoruz…

2022 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle: Ocak ayında 120, Şubat ayında 109, Mart ayında 122, Nisan ayında 129, Mayıs ayında 176, Haziran ayında 189, Temmuz ayında 171, Ağustos ayında 186 ve Eylül ayında 157 işçi hayatını kaybetti… (Bilgilerimiz her ay güncellenmektedir.)

2022 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına baktığımızda 1173 ücretli (işçi ve memur) ve 186 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 86’sını ücretliler yüzde 14’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor…

2022 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: Tarım, Orman işkolunda 275 emekçi (141 işçi ve 134 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 269 işçi; Taşımacılık işkolunda 163 işçi; Metal işkolunda 79 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 76 emekçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 74 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 57 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 55 işçi; Madencilik işkolunda 53 işçi; Enerji işkolunda 41 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 35 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 27 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 27 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 25 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 18 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 14 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 14 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 7 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 3 işçi; İletişim işkolunda 2 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 45 işçi hayatını kaybetti…

2022 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 306 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 266 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 205 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 148 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 72 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 63 işçi; İntihar nedeniyle 56 işçi; Şiddet nedeniyle 55 işçi; Covid-19 nedeniyle 45 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 38 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 18 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 11 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 76 işçi hayatını kaybetti…

2022 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımı şöyle: 86 kadın işçi ve 1273 erkek işçi hayatını kaybetti…

2022 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 21 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 31 çocuk/genç işçi, 18-27 yaş arası 212 işçi, 28-50 yaş arası 659 işçi, 51-64 yaş arası 280 işçi, 65 yaş ve üstü 80 işçi, Yaşını bilmediğimiz 76 işçi hayatını kaybetti…

2022 yılının ilk dokuz ayında 75 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin geldikleri ülkelere bakarsak: 33 işçi Suriyeli; 16 işçi Afganistanlı; 6 işçi Türkmenistanlı, 4 işçi Özbekistanlı; 3’er işçi İranlı ve Rusyalı; 1’er işçi Azerbaycan, Belaruslu, Endonezyalı, Iraklı, Kuveytli, Nijeryalı, Pakistanlı, Sırbistanlı, Ukraynalı ve Yunanistanlı…

2022 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinde ölenlerin 39’u (yüzde 2,86) sendikalı işçi, 1320’si ise (yüzde 97,14) sendikasız. Sendikalı işçiler metal, belediye, kimya, sağlık, madencilik, enerji, taşımacılık, tarım, iletişim, eğitim ve güvenlik işkollarında çalışıyordu.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

TRUMP TOPAL ÖRDEK KONUMUNA GELDİ

TRUMP TOPAL ÖRDEK KONUMUNA GELDİ: ABD’DE DEMOKRATLAR KONGRE’NİN İKİ KANADINI DA ELE GEÇİRDİ

Yayınlanma:

|

ABD’de 3 Kasım 2026’da gerçekleştirilen ara seçimler, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde siyasi dengeleri değiştirdi. Demokrat Parti hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu kazandı. Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, Trump’ın önümüzdeki iki yıllık dönemde yasama gündemini belirleme gücünü önemli ölçüde sınırlandıracak. Washington’da yeni dönem için kullanılan en dikkat çekici kavram ise ‘topal ördek başkan’ oldu.

ABD’de siyasi dengeler değişti

ABD’de gerçekleştirilen 2026 ara seçimleri, Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti açısından önemli bir siyasi kayıpla sonuçlandı. Demokratlar, seçimlerde elde ettikleri başarıyla hem Temsilciler Meclisi’nin hem de Senato’nun kontrolünü ele geçirdi.

Reuters ve Associated Press’in seçim sonuçlarına ilişkin aktardığı bilgilere göre Demokratlar, yalnızca rekabetin yoğun olduğu eyaletlerde değil, geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bölgelerde de önemli kazanımlar elde etti.

Teksas, Iowa, Kansas, Güney Carolina ve Ohio gibi Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde Demokrat adayların kazandığı sonuçlar, seçimlerin ülke çapındaki siyasi etkisini daha da büyüttü.

Özellikle Teksas’ta Demokratların Senato yarışını kazanması ve Cumhuriyetçi yönetimin güçlü olduğu eyaletlerde elde ettikleri başarı, seçim gecesinin öne çıkan gelişmeleri arasında yer aldı.

Trump’ın politikalarına seçmenden mesaj

Ara seçimlerde seçmenlerin ekonomik koşullara yönelik memnuniyetsizliği belirleyici başlıklardan biri oldu.

Reuters’ın aktardığı çıkış anketlerine göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 90’ı yaşam maliyetini oy tercihinde önemli veya belirleyici bir unsur olarak değerlendirdi.

Yüksek fiyatlar, İran savaşı, gümrük tarifeleri ve yönetimde yolsuzluk iddiaları seçim kampanyasının öne çıkan konuları arasında yer aldı.

Demokratlar kampanyalarında hayat pahalılığı ve ekonomik sorunları öne çıkarırken, Cumhuriyetçiler Trump yönetiminin politikalarını savundu. Ancak seçim sonuçları, seçmenlerin önemli bir bölümünün mevcut yönetimin politikalarına yönelik eleştirilerini sandığa taşıdığını gösterdi.

Associated Press’in değerlendirmesine göre seçimler, Trump’ın ikinci başkanlık dönemine yönelik güçlü bir siyasi tepki niteliği taşıdı.

Topal ördek başkan dönemi mi başlıyor?

ABD siyasetinde ‘lame duck’ yani ‘topal ördek’ kavramı, görev süresi devam eden ancak siyasi etkisi ve karar alma gücü zayıflayan başkanlar için kullanılıyor.

Trump açısından bu kavramın yeniden gündeme gelmesinin temel nedeni, Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğu kaybetmesi ve Demokratların iki kanatta da yönetimi devralacak olması.

Yeni Kongre Ocak 2027’de göreve başladığında Trump, başkanlık yetkilerini kullanmaya devam edecek. Ancak yasama sürecinde karşısında artık Cumhuriyetçi çoğunluk yerine Demokratların kontrolündeki bir Kongre bulunacak.

Bu değişim üç önemli sonucu beraberinde getirebilir:

  1. Yasa çıkarma süreci zorlaşacak: Trump yönetiminin ekonomik, ticari ve sosyal politika alanındaki düzenlemeleri Kongre’den geçirmek için Demokratlarla uzlaşması gerekecek.
  2. Kongre denetimi artacak: Demokratlar, yönetimin uygulamalarına yönelik soruşturmalar ve Kongre denetimleri başlatabilecek.
  3. Üst düzey atamalar zorlaşacak: Senato’nun Demokratların kontrolüne geçmesi, özellikle federal yargı ve yönetim kadrolarına yapılacak atamalarda Trump’ın hareket alanını daraltabilecek.

Bununla birlikte Trump’ın veto yetkisi, yürütme organı üzerindeki kontrolü ve başkanlık kararnameleri gibi anayasal yetkileri devam edecek. Dolayısıyla seçim sonuçları Trump’ın başkanlığını sona erdirmiyor; ancak yönetiminin siyasi ve yasama alanındaki hareket kabiliyetini sınırlıyor.

2028 başkanlık yarışı şimdiden başladı

Ara seçimlerin bir diğer önemli sonucu, Cumhuriyetçi Parti içerisinde Trump sonrası dönemin tartışmalarını hızlandırması olabilir.

ABD Anayasası’ndaki 22. Değişiklik nedeniyle Trump üçüncü kez başkan seçilemeyecek. Bu nedenle 2028 başkanlık seçimleri, Cumhuriyetçi Parti açısından yeni liderlik mücadelesinin yaşanacağı bir dönem olacak.

Demokratların Kongre’de çoğunluğu ele geçirmesi, Trump’ın son iki yıllık görev döneminde karşılaşacağı siyasi baskıyı artırırken, Cumhuriyetçi Parti içinde de 2028 için muhtemel adaylar ve liderlik tartışmalarının ön plana çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Demokratlar açısından ise seçim zaferinin kalıcı bir siyasi avantaja dönüşmesi, Kongre’deki yeni çoğunluğun ekonomik ve sosyal sorunlara yönelik somut politikalar üretebilmesine bağlı olacak.

ABD ekonomisi ve piyasalar açısından ne anlama geliyor?

Seçim sonuçları yalnızca Washington’daki siyasi dengeleri değil, ABD ekonomisinin geleceğine ilişkin politika beklentilerini de etkileyebilir.

Trump’ın gümrük tarifeleri, ticaret politikaları, kamu harcamaları ve vergi düzenlemeleri konusunda Demokratların kontrolündeki Kongre ile karşı karşıya gelmesi, yeni bir siyasi pazarlık sürecini başlatabilir.

Özellikle küresel ticaret ve finans piyasaları açısından ABD’nin ticaret politikalarında yaşanabilecek değişiklikler yakından izlenecek.

Bununla birlikte Kongre’deki siyasi bölünmenin artması, bütçe görüşmeleri ve ekonomik düzenlemelerde uzlaşmayı zorlaştırabilir. Başkanın veto yetkisi ve Kongre’nin bütçe üzerindeki anayasal yetkileri dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde siyasi belirsizliklerin ekonomi politikalarına yansıması mümkün.

Türkiye açısından da ABD’nin ticaret politikaları, doların küresel seyri, tahvil faizleri ve küresel risk iştahı üzerinden dolaylı etkiler söz konusu olabilir. Ancak bu etkilerin yönü ve büyüklüğü yalnızca seçim sonuçlarına bağlı olmayacak; Fed politikası, enflasyon ve küresel jeopolitik gelişmeler de belirleyici olacak.

Sonuç: Trump başkan, ancak Kongre artık karşısında

3 Kasım 2026 ara seçimleri, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin siyasi koşullarını değiştirdi. Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu kaybetmesi, Trump’ın önümüzdeki iki yılda yasama gündemini tek başına belirlemesini zorlaştıracak.

Trump görevine devam edecek, başkanlık yetkilerini kullanacak ve veto hakkını koruyacak. Ancak Kongre’deki yeni güç dengesi, yönetiminin kararlarını daha yoğun bir siyasi denetime ve uzlaşma ihtiyacına tabi tutacak.

ABD’de şimdi asıl soru şu: Trump, Demokratların kontrolündeki Kongre ile uzlaşarak kalan iki yılını mı geçirecek, yoksa Washington’da yeni bir siyasi mücadele dönemi mi başlayacak?

Seçimlerin ortaya koyduğu tablo, Trump’ın başkanlık koltuğunda kalmasına rağmen siyasi gücünün yeni bir sınavla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Trump’a Kongre freni: Washington’da kilitlenme riski, dolarda düşüş  

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD’de dün yapılan ara seçimlerden gelen sonuçlar, Demokratların beklenenden çok daha güçlü bir performans sergilediğine işaret ederken, küresel mali piyasalarda satış baskısının arttığını görüyoruz. Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirmesi beklenirken, Senato yarışında da önemli kazanımlar elde ettiklerini görüyoruz. Kuzey Carolina, Ohio, Güney Carolina ve Teksas’ta Cumhuriyetçilerin elindeki koltukları kazanan Demokratlar, Senato çoğunluğu için ihtiyaç duydukları dört ilave sandalyeyi elde etti. Özellikle Teksas’ta 32 yıl sonra ilk kez eyalet genelinde seçim kazanmaları, Trump’ın 2024 yılında 14 puan farkla kazandığı bu eyalette siyasi dengelerin ne ölçüde değiştiğini gösteriyor. Georgia’da ise Demokrat Keisha Lance Bottoms, eyaletin ilk kadın ve ABD’nin ilk siyah kadın valisi seçilerek bir başka tarihî başarıya imza attı. Michigan ve Minnesota’daki mevcut koltuklarını korumaları hâlinde, Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu ele geçirmeleri anlamına gelen “Mavi Dalga” gerçekleşmiş olacak.

Demokratların Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu ele geçirmesi hâlinde, Trump’ın kalan iki yıllık görev süresinin pek de rahat geçmeyeceğini düşünüyoruz. Trump’ın Kongre’den gelecek ve istemediği yasaları veto etme yetkisi bulunurken, Demokratların da Başkan’ın vergi indirimleri ve kamu harcamalarına yönelik planlarını engellemesi mümkün. Böyle bir siyasi kilitlenme, Washington’da karar alma süreçlerini zorlaştırarak ABD ekonomisine yönelik belirsizlikleri artırabileceğini göz ardı etmiyoruz! Piyasaların da bu ihtimali fiyatlamaya başladığını, özellikle dolar (DXY) ve teknoloji hisselerindeki satış baskısından anlıyoruz! Demokratların yapay zekâ yatırımları üzerindeki denetimleri artırabileceği endişesi de teknoloji hisselerindeki düşüşü derinleştiriyor.

Seçim sonuçlarının piyasalardaki ilk yansıması ise riskli varlıklardan kaçış oldu. Bu sabah ABD vadeli işlemlerinde S&P 500 %1,2, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise %2’nin üzerinde gerilerken, Asya’da Japonya Nikkei endeksi %4,5, Güney Kore KOSPI ve Tayvan endeksleri ise %3’ün üzerinde düşüş kaydetti. Güvenli liman arayışıyla ABD tahvillerine yönelen yatırımcıların etkisiyle on yıllık tahvil faizi 6 baz puan gerileyerek %4,90 seviyesine indi.

Döviz cephesinde de doların belirgin şekilde değer kaybettiğini görüyoruz. Demokratların olası zaferinin Trump’ın maliye politikalarını sınırlayacağı beklentisiyle dolar endeksi (DXY) 101,30 seviyesine gerileyerek son beş haftanın en düşük seviyesini test ederken, EURUSD paritesi 1,1250’ye yükselerek yaklaşık son bir ayın zirvesini görürken, kraliyet aslanı Sterlin ise 1,3470 seviyesine ulaşarak son altı haftanın zirvesini gördü. Pasifik cephesinde ise Avustralya Merkez Bankası’nın politika faizini 25 baz puan artırarak son 18 yılın zirvesine taşıması dikkat çekti. Avustralya doları önemli bir değişim kaydetmezken, bankanın yeni faiz artırımlarına ilişkin ifadesini açıklamasından çıkarması, sıkılaşma sürecinin sonuna yaklaşıldığı şeklinde yorumlandı.

Altının ons fiyatı bu sabah 3,950 dolar seviyesinde işlem görürken, gümüş ise 49,50 dolar civarında tutunmaya çalışıyor. Son günlerde gümüşle ilgili çok fazla soru alıyoruz. Özellikle yatırımların ne zaman meyvesini vereceğinin sorgulandığı yapay zekâ hikâyesinin gümüşle de önemli bir bağlantısı var. Yüksek elektrik iletkenliği sayesinde gümüş, veri merkezlerinden çiplere, elektrik dağıtım sistemlerinden güneş panellerine kadar pek çok alanda kullanılıyor. Bu nedenle yapay zekâ yatırımlarının büyümesi, gümüşün sanayi talebini de destekleyen önemli unsurlardan biri olarak ön plana çıkıyor. Ancak yılbaşında 121 dolara kadar yükselen gümüş, sert dalgalanmaların ardından zirvesinden yaklaşık %60 değer kaybederek 50 doların altına geriledi. Fiyatın geldiği seviyeler ve piyasanın gücünü ölçen RSI göstergesinin aşırı satım bölgesine inmesiyle gümüş yeniden yatırımcıların radar menziline girse de, yatırımcılar arasında endişenin de hâkim olduğunu görüyoruz. Herkes bu sert düşüşün uzun vadeli yükseliş trendinde geçici bir düzeltme mi, yoksa yılbaşındaki yükselişin bir boğa tuzağı olduğunu ve çok daha büyük kayıpların habercisi olup olmadığını merak ediyor. Bu soruların cevabını muhtemelen çok da uzak olmayan bir zamanda alacağız. Biz şimdilik oyumuzu uzun vadeli yükseliş trendindeki bir düzeltmeden yana kullandığımızı belirtmek isteriz.

İran ile ABD arasında savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik temaslar sürse de tarafların henüz anlaşmaya yakın olmadığını görüyoruz. Katar’ın arabuluculuğunda görüşmeler devam ederken, Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için ABD’nin deniz ablukasını kaldırmasını, petrol yaptırımlarını gevşetmesini ve dondurulan İran varlıklarını serbest bırakmasını şart koşuyor. Trump ise askerî müdahaleye hazır olduklarını ancak saldırı düzenlemek için acele etmediklerini belirterek diplomasiye kapıyı açık bıraktı. Öte yandan, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki Keşm Adası’na sınırlı saldırılar düzenlemesi ve İran’ın yeni bir saldırıya sert karşılık vereceği uyarısı, bölgedeki tansiyonun henüz düşmediğini gösteriyor.

Petrol fiyatlarının ise diplomatik çözüm umuduyla gerilemeye devam ettiğini görüyoruz. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 102 dolar seviyelerinde salınırken, haftayı 117,64 dolar seviyesinden kapatmış olduğunu hatırlatalım. Petrol fiyatlarının gerilemesine dün Başkan Trump’ın yaptığı sürpriz bir açıklamanın da katkı sağladığının altını çizelim. İsrail Başbakanı Netanyahu ile anlaştıklarını belirten Trump, ABD’nin İsrail’e her yıl sağladığı yaklaşık 4 milyar dolarlık askerî yardımı yıl sonunda keseceklerini, ancak silah satışlarının devam edeceğini söyledi. Oysa iki ülke arasındaki mevcut anlaşma, yıllık 3,8 milyar dolarlık yardımın 2028 yılına kadar sürmesini öngörüyor. Trump’ın bu kararı nasıl hayata geçireceği henüz belli değil. Açıklamanın zamanlaması ise oldukça manidar. İran savaşına ve İsrail’e verilen desteğe yönelik tepkilerin arttığı bir dönemde, Trump’ın seçim günü böyle bir çıkış yapmasını, Demokratların elindeki önemli bir siyasi kozdan kurtulma çabası olarak yorumladık.

Türkiye cephesinde ise dün TÜİK tarafından açıklanan Ekim ayı enflasyon verileri piyasa beklentisinin bir çıt da olsa üzerinde sonuçlandı. Ekim ayında TÜFE %2,58 artarken, yıllık enflasyon oranı %29,77 ile pek de değişim göstermedi. Ana eğilimde anlamlı bir değişim olmadığını yönündeki beklentilerin ışığında piyasa yansıması da sınırlı oldu. Aralık toplantısında TCMB’den 100 baz puan faiz indirimi beklemeye devam ediyoruz. İki yıllık vadeli tahvilin bileşik faizi %39,74 ile önemli bir değişim göstermezken, 5 yıl vadeli CDS risk primi ise 261 baz puana hafif de olsa yükseldi. USDTRY kuru yarın valörlü işlemlerde psikolojik 50,00 seviyesine yükselirken, parite etkisiyle EURTRY kuru 56,25 seviyesine yaklaştı.

Fon Krizi sonrasında dün ekonomideki ivme kaybının devam ettiğini gösteren bir veri de Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nden (ODMD) geldi.  Türkiye’de otomobil ve hafif ticari araç satışlarında şubat ayında başlayan daralma ekim ayında hız kazandı. Toplam satışlar geçen yılın aynı ayına göre %30,8 azalarak 80 bin adede gerilerken, yılın ilk on ayında daralma %15,3’e ulaştı. Yüksek faizler, taşıt kredilerine yönelik kısıtlamalar, artan vergiler ve varlık fiyatlarındaki düşüş talebi baskılamaya devam ediyor. Öte yandan, elektrikli araçların yükselişi dikkat çekiyor. Son 12 ayda satılan otomobillerin yaklaşık %19’unu tamamen elektrikli modeller oluştururken, yalnızca benzinli ve dizel araçların pazar payı ilk kez %50’nin altına geriledi.

Ekonomideki ivme kaybı açıklanan verilerle daha da belirgin hâle gelirken, TCMB’nin net yabancı para pozisyonundaki gerilemenin de devam ettiğini görüyoruz. Şöyle ki, 2 Kasım valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 16,5 milyar dolar seviyesine geriledi. Fon Krizi’nin patlak verdiği 17 Eylül tarihini başlangıç noktası olarak kabul edersek, o gün 46 milyar dolar olan net yabancı para pozisyonunun yaklaşık 29 milyar dolar azaldığını görüyoruz. Elbette, brüt rezervlerin yarısından fazlasının altından oluştuğunu düşünürsek, altın fiyatlarındaki gerilemenin de bu tabloya yardımcı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dün TCMB’nin açıkladığı haftalık verilerden hareketle, döviz talebinin ağırlıklı olarak yabancı yatırımcıların pozisyon kapamalarından kaynaklandığını, yurt içi yerleşiklerin portföy tercihlerinde ise anlamlı bir değişim yaşanmadığını anlıyoruz. TL’nin toplam mevduat içindeki payının %62 seviyelerinde kalmaya devam ettiğini de not edelim.

Öte yandan, haber akışında tasfiye sürecindeki fonların portföylerinde bulunan BIST30 hisselerinin tamamının borsa dışında satıldığını okuyoruz. BIST100 endeksi dün günü %0,5 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri %1,3 geriledi. Hisse senetlerine hâlen alıcı gözle baktığımızı da not edelim. Mali piyasaların bugünkü gündeminde Türkiye’de reel efektif döviz kuru, Almanya, Euro Bölgesi ve ABD’de hizmet sektörü PMI verileri, Euro Bölgesi’nde TÜFE ve her ayın ilk cuma günü açıklanan ABD resmî istihdam verileri öncesinde ADP özel sektör istihdamı öne çıkıyor.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

MASAK Kiralık Hesapların Peşinde: Bankalar Artık Gerçek Kullanıcıyı da İzleyecek

MASAK’tan “Kiralık Hesap” Alarmı: Bankalar ve Finans Kuruluşlarına Yeni Sorumluluklar…

Yayınlanma:

|

Yazan:

MASAK, kiralık hesapların yasa dışı bahis, dolandırıcılık ve suç gelirlerinin aklanmasında kullanılmasına karşı yeni rehber yayımladı. Bankalar, ödeme ve elektronik para kuruluşları başta olmak üzere çok sayıda finansal kuruluş için sektörel risk göstergeleri belirlendi. Yeni rehber, yalnızca şüpheli işlemlerin bildirilmesini değil, suçta kullanılabilecek hesapların önceden tespit edilmesini de hedefliyor.

Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK), finansal sistem üzerinden gerçekleştirilen suç faaliyetleriyle mücadele kapsamında 12 Ekim 2026 tarihinde **“Kiralık Hesaplarla Mücadele Şüpheli İşlem Bildirimi Rehberi”**ni yayımladı.

Son yıllarda özellikle yasa dışı bahis, internet dolandırıcılığı ve suç gelirlerinin aklanmasında kullanılan kiralık banka hesapları, finansal sistem açısından önemli risk alanlarından biri haline geldi. MASAK’ın yayımladığı yeni rehber, bu hesapların nasıl temin edildiğini, kimler tarafından yönetildiğini ve hangi yöntemlerle suç faaliyetlerinde kullanıldığını ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.

Kiralık hesaplar hangi suçlarda kullanılıyor?

Rehberde, gerçek ve tüzel kişilere ait banka hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılmasıyla ortaya çıkan riskler kapsamlı şekilde ele alınıyor.

Özellikle aşağıdaki suç ve faaliyetlerde kiralık hesapların kullanımına dikkat çekiliyor:

  • Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetleri,

  • İnternet ve finansal dolandırıcılık,

  • Suç gelirlerinin aklanması,

  • Uyuşturucu suçları,

  • Terörizmin finansmanı,

  • Hedeflenen finansal yaptırımların aşılması,

  • Hawala ve kayıt dışı para transferleri,

  • Yasa dışı ödeme ve tahsilat organizasyonları.

Rehberde ayrıca paravan şirketlerin, üçüncü kişiler adına açılan hesapların ve yasa dışı ödeme altyapılarının suç gelirlerinin transferinde nasıl kullanılabildiği açıklanıyor.

Bankalar ve finans kuruluşları daha dikkatli olmak zorunda

MASAK’ın rehberi, yalnızca bankaları değil, finansal sistemde işlem gerçekleştiren geniş bir yükümlü grubunu ilgilendiriyor.

Rehberde sektörel risk göstergeleri belirlenen başlıca kuruluş ve meslek grupları şöyle sıralanıyor:

Yükümlü grubu

Öne çıkan risk alanı

Bankalar Hesapların üçüncü kişilerce kullanılması
Ödeme ve elektronik para kuruluşları Şüpheli para transferleri ve tahsilat ağları
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları Suç gelirlerinin kripto varlıklara aktarılması
Yetkili müesseseler Kayıt dışı para hareketleri
Kuyumcular ve kıymetli maden sektörü Suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması
Sermaye piyasası aracı kurumları Şüpheli yatırım ve para hareketleri
SMMM ve YMM’ler Paravan şirket ve finansal işlem riskleri
Noterler ve avukatlar İşlemlerin tarafları ve gerçek faydalanıcılarının değerlendirilmesi

Bu çerçevede yükümlülerden, şüpheli işlem bildirimi yapmadan önce gerekli inceleme ve değerlendirmeleri gerçekleştirmeleri bekleniyor.

MASAK’tan önemli mesaj: Sadece işlem değil, hesap da izlenecek

Rehberin en dikkat çekici yönlerinden biri, mücadelede yalnızca gerçekleşmiş şüpheli işlemlerin tespit edilmesine odaklanılmaması.

MASAK, hesapların fiilî kontrolünün kimde olduğu, hesap sahibinin işlem üzerindeki gerçek iradesi ve hesapların hangi amaçla kullanıldığı gibi unsurların değerlendirilmesini ön plana çıkarıyor.

Bu yaklaşım, bankaların müşteri tanıma (KYC), müşteri durum tespiti ve işlem izleme sistemlerinin önemini artırıyor.

Örneğin bir kişinin hesabına düzenli olarak farklı kişilerden para gelmesi, hesaptaki paranın kısa süre içerisinde başka hesaplara aktarılması veya hesap sahibinin işlem hacmiyle ekonomik ve mesleki profilinin örtüşmemesi, daha yakından incelenmesi gereken risk göstergeleri arasında değerlendirilebilir.

Burada önemli olan, tek bir göstergenin otomatik olarak suç şüphesi oluşturması değil, işlemlerin bütünlük içinde ve risk temelli değerlendirilmesidir.

Finans kuruluşları için erken uyarı ve önleyici kontrol dönemi

Rehberin ortaya koyduğu yaklaşım, finansal kuruluşların kontrol mekanizmalarında önemli bir anlayış değişikliğine işaret ediyor.

Artık yalnızca para transferi gerçekleştikten sonra şüpheli işlem bildirimi yapılması yeterli bir mücadele yöntemi olarak görülmüyor. Hesapların suç faaliyetlerinde kullanılmasına imkân sağlayan risklerin daha erken aşamada belirlenmesi hedefleniyor.

Bu kapsamda özellikle;

  • Hesap sahibinin gerçek işlem davranışlarının izlenmesi,

  • Hesapların fiilî kullanıcılarının değerlendirilmesi,

  • Gerçek faydalanıcının belirlenmesi,

  • İşlem hacmi ile müşteri profilinin karşılaştırılması,

  • Olağan dışı para giriş ve çıkışlarının analiz edilmesi,

  • Şüpheli işlem bildirimlerinin yeterli bilgi ve analizle desteklenmesi

önem kazanıyor.

Bankalar açısından operasyonel ve hukuki riskler

Kiralık hesaplarla mücadele yalnızca MASAK mevzuatına uyum meselesi değil, aynı zamanda bankaların operasyonel risk, itibar riski ve iç kontrol süreçlerini doğrudan ilgilendiren bir konu.

Özellikle hesap sahibinin bilgisi dışında veya üçüncü kişilerin yönlendirmesiyle yürütülen işlemlerin tespit edilmesi, finansal kuruluşların işlem izleme altyapılarının etkinliğini daha önemli hale getiriyor.

Diğer taraftan, şüpheli işlem bildirimlerinde nicelikten çok niteliğin öne çıkarılması, bankaların uyum birimleri üzerindeki analitik inceleme ve değerlendirme sorumluluğunu da artırıyor.

KUTU BİLGİ | Kiralık hesap nedir?

Kiralık hesap, bir kişinin kendi adına açılmış banka veya finansal kuruluş hesabını belirli bir ücret, komisyon ya da başka bir menfaat karşılığında üçüncü kişilerin kullanımına bırakmasıdır.

Bu hesaplar üzerinden yasa dışı bahis gelirleri, dolandırıcılık paraları ve diğer suç gelirleri transfer edilebilir. Hesap yasal olarak bir kişinin adına kayıtlı olsa da işlemleri fiilen başka kişiler yönetebilir.

En büyük risk: Hesap sahibi, kendi adına gerçekleşen işlemler nedeniyle hukuki ve cezai soruşturmalarla karşı karşıya kalabilir. Hesabını bilerek suç faaliyetlerinde kullandıran kişiler açısından ayrıca cezai sorumluluk doğabilir.

Finansal sistemde hesabın sahibi kadar gerçek kullanıcısı da önemli

MASAK’ın 12 Ekim 2026 tarihli rehberi, Türkiye’de finansal suçlarla mücadelede önleyici denetim anlayışının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım.

Özellikle yasa dışı bahis ve internet dolandırıcılığı organizasyonlarının çok sayıda gerçek kişi hesabını kullanarak oluşturduğu para transfer ağları, finansal sistemin güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Yeni yaklaşımda bankaların ve diğer yükümlülerin yalnızca hesabın kimin adına açıldığına değil, hesabı gerçekte kimin yönettiğine, paranın nereden geldiğine ve nereye aktarıldığına da odaklanması gerekiyor.

Finansal sistemde artık sadece hesabın yasal sahibi değil, hesabın gerçek kullanıcısı ve ekonomik faydalanıcısı da denetimin merkezinde olacak.

Kaynak: MASAK – Kiralık Hesaplarla Mücadele Şüpheli İşlem Bildirimi Rehberi, 12 Ekim 2026.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.