Connect with us

GÜNCEL

Trump’a Kongre freni: Washington’da kilitlenme riski, dolarda düşüş  

Yayınlanma:

|

ABD’de dün yapılan ara seçimlerden gelen sonuçlar, Demokratların beklenenden çok daha güçlü bir performans sergilediğine işaret ederken, küresel mali piyasalarda satış baskısının arttığını görüyoruz. Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirmesi beklenirken, Senato yarışında da önemli kazanımlar elde ettiklerini görüyoruz. Kuzey Carolina, Ohio, Güney Carolina ve Teksas’ta Cumhuriyetçilerin elindeki koltukları kazanan Demokratlar, Senato çoğunluğu için ihtiyaç duydukları dört ilave sandalyeyi elde etti. Özellikle Teksas’ta 32 yıl sonra ilk kez eyalet genelinde seçim kazanmaları, Trump’ın 2024 yılında 14 puan farkla kazandığı bu eyalette siyasi dengelerin ne ölçüde değiştiğini gösteriyor. Georgia’da ise Demokrat Keisha Lance Bottoms, eyaletin ilk kadın ve ABD’nin ilk siyah kadın valisi seçilerek bir başka tarihî başarıya imza attı. Michigan ve Minnesota’daki mevcut koltuklarını korumaları hâlinde, Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu ele geçirmeleri anlamına gelen “Mavi Dalga” gerçekleşmiş olacak.

Demokratların Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu ele geçirmesi hâlinde, Trump’ın kalan iki yıllık görev süresinin pek de rahat geçmeyeceğini düşünüyoruz. Trump’ın Kongre’den gelecek ve istemediği yasaları veto etme yetkisi bulunurken, Demokratların da Başkan’ın vergi indirimleri ve kamu harcamalarına yönelik planlarını engellemesi mümkün. Böyle bir siyasi kilitlenme, Washington’da karar alma süreçlerini zorlaştırarak ABD ekonomisine yönelik belirsizlikleri artırabileceğini göz ardı etmiyoruz! Piyasaların da bu ihtimali fiyatlamaya başladığını, özellikle dolar (DXY) ve teknoloji hisselerindeki satış baskısından anlıyoruz! Demokratların yapay zekâ yatırımları üzerindeki denetimleri artırabileceği endişesi de teknoloji hisselerindeki düşüşü derinleştiriyor.

Seçim sonuçlarının piyasalardaki ilk yansıması ise riskli varlıklardan kaçış oldu. Bu sabah ABD vadeli işlemlerinde S&P 500 %1,2, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise %2’nin üzerinde gerilerken, Asya’da Japonya Nikkei endeksi %4,5, Güney Kore KOSPI ve Tayvan endeksleri ise %3’ün üzerinde düşüş kaydetti. Güvenli liman arayışıyla ABD tahvillerine yönelen yatırımcıların etkisiyle on yıllık tahvil faizi 6 baz puan gerileyerek %4,90 seviyesine indi.

Döviz cephesinde de doların belirgin şekilde değer kaybettiğini görüyoruz. Demokratların olası zaferinin Trump’ın maliye politikalarını sınırlayacağı beklentisiyle dolar endeksi (DXY) 101,30 seviyesine gerileyerek son beş haftanın en düşük seviyesini test ederken, EURUSD paritesi 1,1250’ye yükselerek yaklaşık son bir ayın zirvesini görürken, kraliyet aslanı Sterlin ise 1,3470 seviyesine ulaşarak son altı haftanın zirvesini gördü. Pasifik cephesinde ise Avustralya Merkez Bankası’nın politika faizini 25 baz puan artırarak son 18 yılın zirvesine taşıması dikkat çekti. Avustralya doları önemli bir değişim kaydetmezken, bankanın yeni faiz artırımlarına ilişkin ifadesini açıklamasından çıkarması, sıkılaşma sürecinin sonuna yaklaşıldığı şeklinde yorumlandı.

Altının ons fiyatı bu sabah 3,950 dolar seviyesinde işlem görürken, gümüş ise 49,50 dolar civarında tutunmaya çalışıyor. Son günlerde gümüşle ilgili çok fazla soru alıyoruz. Özellikle yatırımların ne zaman meyvesini vereceğinin sorgulandığı yapay zekâ hikâyesinin gümüşle de önemli bir bağlantısı var. Yüksek elektrik iletkenliği sayesinde gümüş, veri merkezlerinden çiplere, elektrik dağıtım sistemlerinden güneş panellerine kadar pek çok alanda kullanılıyor. Bu nedenle yapay zekâ yatırımlarının büyümesi, gümüşün sanayi talebini de destekleyen önemli unsurlardan biri olarak ön plana çıkıyor. Ancak yılbaşında 121 dolara kadar yükselen gümüş, sert dalgalanmaların ardından zirvesinden yaklaşık %60 değer kaybederek 50 doların altına geriledi. Fiyatın geldiği seviyeler ve piyasanın gücünü ölçen RSI göstergesinin aşırı satım bölgesine inmesiyle gümüş yeniden yatırımcıların radar menziline girse de, yatırımcılar arasında endişenin de hâkim olduğunu görüyoruz. Herkes bu sert düşüşün uzun vadeli yükseliş trendinde geçici bir düzeltme mi, yoksa yılbaşındaki yükselişin bir boğa tuzağı olduğunu ve çok daha büyük kayıpların habercisi olup olmadığını merak ediyor. Bu soruların cevabını muhtemelen çok da uzak olmayan bir zamanda alacağız. Biz şimdilik oyumuzu uzun vadeli yükseliş trendindeki bir düzeltmeden yana kullandığımızı belirtmek isteriz.

İran ile ABD arasında savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik temaslar sürse de tarafların henüz anlaşmaya yakın olmadığını görüyoruz. Katar’ın arabuluculuğunda görüşmeler devam ederken, Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için ABD’nin deniz ablukasını kaldırmasını, petrol yaptırımlarını gevşetmesini ve dondurulan İran varlıklarını serbest bırakmasını şart koşuyor. Trump ise askerî müdahaleye hazır olduklarını ancak saldırı düzenlemek için acele etmediklerini belirterek diplomasiye kapıyı açık bıraktı. Öte yandan, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki Keşm Adası’na sınırlı saldırılar düzenlemesi ve İran’ın yeni bir saldırıya sert karşılık vereceği uyarısı, bölgedeki tansiyonun henüz düşmediğini gösteriyor.

Petrol fiyatlarının ise diplomatik çözüm umuduyla gerilemeye devam ettiğini görüyoruz. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 102 dolar seviyelerinde salınırken, haftayı 117,64 dolar seviyesinden kapatmış olduğunu hatırlatalım. Petrol fiyatlarının gerilemesine dün Başkan Trump’ın yaptığı sürpriz bir açıklamanın da katkı sağladığının altını çizelim. İsrail Başbakanı Netanyahu ile anlaştıklarını belirten Trump, ABD’nin İsrail’e her yıl sağladığı yaklaşık 4 milyar dolarlık askerî yardımı yıl sonunda keseceklerini, ancak silah satışlarının devam edeceğini söyledi. Oysa iki ülke arasındaki mevcut anlaşma, yıllık 3,8 milyar dolarlık yardımın 2028 yılına kadar sürmesini öngörüyor. Trump’ın bu kararı nasıl hayata geçireceği henüz belli değil. Açıklamanın zamanlaması ise oldukça manidar. İran savaşına ve İsrail’e verilen desteğe yönelik tepkilerin arttığı bir dönemde, Trump’ın seçim günü böyle bir çıkış yapmasını, Demokratların elindeki önemli bir siyasi kozdan kurtulma çabası olarak yorumladık.

Türkiye cephesinde ise dün TÜİK tarafından açıklanan Ekim ayı enflasyon verileri piyasa beklentisinin bir çıt da olsa üzerinde sonuçlandı. Ekim ayında TÜFE %2,58 artarken, yıllık enflasyon oranı %29,77 ile pek de değişim göstermedi. Ana eğilimde anlamlı bir değişim olmadığını yönündeki beklentilerin ışığında piyasa yansıması da sınırlı oldu. Aralık toplantısında TCMB’den 100 baz puan faiz indirimi beklemeye devam ediyoruz. İki yıllık vadeli tahvilin bileşik faizi %39,74 ile önemli bir değişim göstermezken, 5 yıl vadeli CDS risk primi ise 261 baz puana hafif de olsa yükseldi. USDTRY kuru yarın valörlü işlemlerde psikolojik 50,00 seviyesine yükselirken, parite etkisiyle EURTRY kuru 56,25 seviyesine yaklaştı.

Fon Krizi sonrasında dün ekonomideki ivme kaybının devam ettiğini gösteren bir veri de Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nden (ODMD) geldi.  Türkiye’de otomobil ve hafif ticari araç satışlarında şubat ayında başlayan daralma ekim ayında hız kazandı. Toplam satışlar geçen yılın aynı ayına göre %30,8 azalarak 80 bin adede gerilerken, yılın ilk on ayında daralma %15,3’e ulaştı. Yüksek faizler, taşıt kredilerine yönelik kısıtlamalar, artan vergiler ve varlık fiyatlarındaki düşüş talebi baskılamaya devam ediyor. Öte yandan, elektrikli araçların yükselişi dikkat çekiyor. Son 12 ayda satılan otomobillerin yaklaşık %19’unu tamamen elektrikli modeller oluştururken, yalnızca benzinli ve dizel araçların pazar payı ilk kez %50’nin altına geriledi.

Ekonomideki ivme kaybı açıklanan verilerle daha da belirgin hâle gelirken, TCMB’nin net yabancı para pozisyonundaki gerilemenin de devam ettiğini görüyoruz. Şöyle ki, 2 Kasım valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 16,5 milyar dolar seviyesine geriledi. Fon Krizi’nin patlak verdiği 17 Eylül tarihini başlangıç noktası olarak kabul edersek, o gün 46 milyar dolar olan net yabancı para pozisyonunun yaklaşık 29 milyar dolar azaldığını görüyoruz. Elbette, brüt rezervlerin yarısından fazlasının altından oluştuğunu düşünürsek, altın fiyatlarındaki gerilemenin de bu tabloya yardımcı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dün TCMB’nin açıkladığı haftalık verilerden hareketle, döviz talebinin ağırlıklı olarak yabancı yatırımcıların pozisyon kapamalarından kaynaklandığını, yurt içi yerleşiklerin portföy tercihlerinde ise anlamlı bir değişim yaşanmadığını anlıyoruz. TL’nin toplam mevduat içindeki payının %62 seviyelerinde kalmaya devam ettiğini de not edelim.

Öte yandan, haber akışında tasfiye sürecindeki fonların portföylerinde bulunan BIST30 hisselerinin tamamının borsa dışında satıldığını okuyoruz. BIST100 endeksi dün günü %0,5 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri %1,3 geriledi. Hisse senetlerine hâlen alıcı gözle baktığımızı da not edelim. Mali piyasaların bugünkü gündeminde Türkiye’de reel efektif döviz kuru, Almanya, Euro Bölgesi ve ABD’de hizmet sektörü PMI verileri, Euro Bölgesi’nde TÜFE ve her ayın ilk cuma günü açıklanan ABD resmî istihdam verileri öncesinde ADP özel sektör istihdamı öne çıkıyor.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BANKA HABERLERİ

Yapı Kredi 9 ayda 41,7 milyar lira net grup karı elde etti

Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün: – “Koç Topluluğunun 100. yılında, köklü geçmişimizden aldığımız güç ve gelecek vizyonumuzla ülkemiz için kalıcı değer üretmeyi sürdüreceğiz”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapı Kredi, 2026’nın ocak-eylül döneminde 41,7 milyar lira konsolide net grup karı elde etti.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, bankanın yılın 9 ayında toplam aktif büyüklüğü 4,4 trilyon liraya ulaşırken, nakdi ve gayrinakdi krediler aracılığıyla Türkiye ekonomisine sağladığı finansman desteği 3,2 trilyon lira olarak gerçekleşti.

Bankanın toplam nakdi kredi hacmi yıl başından bu yana yüzde 21 artarak 2,2 trilyon liraya, toplam müşteri mevduatı ise yüzde 24 yükselişle 2,4 trilyon liraya çıktı.

Yapı Kredi’nin aynı dönemde temel bankacılık gelirleri 181,7 milyar lira, maddi öz kaynak karlılığı yüzde 20,6, konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 14,1 oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gökhan Erün, önceliklerinin finansal güçlerini Türkiye ekonomisinin üretim, yatırım ve ticaret kapasitesini destekleyen kalıcı bir değere dönüştürmek olduğunu belirtti.

Yılın 9 aylık döneminde bireysel müşterilerden işletmelere kadar geniş bir kesimin finansman ihtiyaçlarına yanıt vermeyi sürdürdüklerini aktaran Erün, ‘Müşteri mevduatımızdaki büyüme, bankamıza duyulan güvenin ve uzun soluklu müşteri ilişkilerimizin önemli bir göstergesi. Koç Topluluğunun 100. yılında, köklü geçmişimizden aldığımız güç ve gelecek vizyonumuzla ülkemiz için kalıcı değer üretmeyi sürdüreceğiz.’ değerlendirmelerinde bulundu.

Yapı Kredi Portföy’ün satışı için 16,4 milyar liralık anlaşma

Erün, yılın üçüncü çeyreğinde Yapı Kredi Portföy Yönetimi’nin Azimut Holding SpA’ya yaklaşık 16,4 milyar lira bedelle satılması konusunda anlaşmaya vardıklarını anımsatarak, Yapı Kredi Portföy tarafından yönetilen yatırım ürünlerini 15 yıl boyunca bankanın dağıtım kanalları üzerinden müşterilere sunmayı sürdüreceklerini belirtti.

Azimut’un Amerika, Avrupa, Asya-Pasifik ve Orta Doğu’da 20 ülkede faaliyet gösterdiğini kaydeden Erün, şirketin dünya genelinde 144 milyar avro tutarında varlık yönettiğini aktardı.

Erün, Yapı Kredi’nin müşteri tabanı ve dağıtım ağını Azimut’un uluslararası yatırım deneyimiyle bir araya getireceklerini vurgulayarak, işbirliğinin bireysel bankacılıktan özel bankacılığa, KOBİ’lerden ticari ve kurumsal müşterilere kadar farklı segmentlerde sunulan yatırım ürünlerinin çeşitlendirilmesini sağlayacağını ifade etti.

Uluslararası piyasalardaki fonlama kaynaklarını çeşitlendirmeye devam ettiklerini belirten Erün, üçüncü çeyrekte iki farklı yatırımcıyla 10 ila 12 yıl vadeli, toplam 300 milyon dolar ve 100 milyon avro tutarında çeşitlendirilmiş ödeme haklarına dayalı (DPR) finansman işlemi gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Erün, yaklaşık 414 milyon dolar büyüklüğündeki işlemin bankanın uzun vadeli fonlama yapısını desteklediğini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Son bir yılda yurt dışı piyasalardan sağladığımız kaynak yaklaşık 5,21 milyar dolara ulaştı. Bu kaynağın yaklaşık 400 milyon dolarlık bölümünü Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz ile uyumlu alanlarda kullandırmayı hedefliyoruz. Bu sene, Türkiye’de kartlı ödeme sistemlerinin dönüşümüne öncülük eden World markamızın 35. yılını kutluyoruz. Yapı Kredi’nin yenilikçi bankacılık anlayışının en güçlü simgelerinden biri olan World ile 35 yılda 35 milyon kişinin hayatına dokunduk. Bugüne kadar World kartlarıyla yaklaşık 40 milyar işlem gerçekleştirilirken, müşterilerimiz bugünkü değeriyle 100 milyar liranın üzerinde puan kazandı. Bugün World, lisans bankalarımızla birlikte 60 milyon karta ve 1,5 milyon üye iş yerine ulaşan büyük bir ekosisteme dönüştü.’

FRWRD programındaki 58 girişim, 7 milyon doların üzerinde yatırım aldı

Erün, dijital bankacılık alanındaki çalışmalarının müşteri sayılarına yansıdığını, bankanın dijital aktif müşteri sayısının 16 milyona yaklaştığını belirtti.

Ödeme sistemlerinde yerli teknolojilerin kullanımına da değinen Erün, TÜBİTAK BİLGEM liderliğinde geliştirilen yerli Donanımsal Güvenlik Modülü’nü (HSM) kartlı ödeme sistemlerinde kullanan ilk banka olduklarını ifade etti.

Erün, Yapı Kredi FRWRD programıyla girişimcilik ekosistemini desteklemeyi sürdürdüklerini kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Bugüne kadar programlarımıza kabul edilen 58 girişim, toplam 7 milyon doların üzerinde yatırım aldı. Bu yıl FRWRD Global kapsamında Almanya, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan DACH bölgesine odaklanarak, 7 girişimin uluslararası yatırımcılar ve potansiyel iş ortaklarıyla buluşmasını sağladık. FRWRD AI Akademisi ile de lise öğrencilerinin yapay zeka, girişimcilik ve inovasyon alanlarındaki gelişimini, uluslararası çapta onaylı bir müfredat ile destekliyoruz.’

Sürdürülebilirliği bankanın uzun vadeli büyüme stratejisinin bir parçası olarak konumlandırdıklarını aktaran Erün, müşterilerin yeşil dönüşüm süreçlerini sürdürülebilir finansman çözümleriyle desteklediklerini vurguladı.

Erün, Sürdürülebilir Tercih Programı Step’in üye sayısının 1,5 milyonu aştığını belirterek, ‘Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’i, sürdürülebilir finans alanındaki işbirliklerini güçlendirmek ve dönüşümü hızlandırmak açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.’ ifadesini kullandı.

Okumaya devam et

GÜNCEL

MASAK Kiralık Hesapların Peşinde: Bankalar Artık Gerçek Kullanıcıyı da İzleyecek

MASAK’tan “Kiralık Hesap” Alarmı: Bankalar ve Finans Kuruluşlarına Yeni Sorumluluklar…

Yayınlanma:

|

Yazan:

MASAK, kiralık hesapların yasa dışı bahis, dolandırıcılık ve suç gelirlerinin aklanmasında kullanılmasına karşı yeni rehber yayımladı. Bankalar, ödeme ve elektronik para kuruluşları başta olmak üzere çok sayıda finansal kuruluş için sektörel risk göstergeleri belirlendi. Yeni rehber, yalnızca şüpheli işlemlerin bildirilmesini değil, suçta kullanılabilecek hesapların önceden tespit edilmesini de hedefliyor.

Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK), finansal sistem üzerinden gerçekleştirilen suç faaliyetleriyle mücadele kapsamında 12 Ekim 2026 tarihinde **“Kiralık Hesaplarla Mücadele Şüpheli İşlem Bildirimi Rehberi”**ni yayımladı.

Son yıllarda özellikle yasa dışı bahis, internet dolandırıcılığı ve suç gelirlerinin aklanmasında kullanılan kiralık banka hesapları, finansal sistem açısından önemli risk alanlarından biri haline geldi. MASAK’ın yayımladığı yeni rehber, bu hesapların nasıl temin edildiğini, kimler tarafından yönetildiğini ve hangi yöntemlerle suç faaliyetlerinde kullanıldığını ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.

Kiralık hesaplar hangi suçlarda kullanılıyor?

Rehberde, gerçek ve tüzel kişilere ait banka hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılmasıyla ortaya çıkan riskler kapsamlı şekilde ele alınıyor.

Özellikle aşağıdaki suç ve faaliyetlerde kiralık hesapların kullanımına dikkat çekiliyor:

  • Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetleri,

  • İnternet ve finansal dolandırıcılık,

  • Suç gelirlerinin aklanması,

  • Uyuşturucu suçları,

  • Terörizmin finansmanı,

  • Hedeflenen finansal yaptırımların aşılması,

  • Hawala ve kayıt dışı para transferleri,

  • Yasa dışı ödeme ve tahsilat organizasyonları.

Rehberde ayrıca paravan şirketlerin, üçüncü kişiler adına açılan hesapların ve yasa dışı ödeme altyapılarının suç gelirlerinin transferinde nasıl kullanılabildiği açıklanıyor.

Bankalar ve finans kuruluşları daha dikkatli olmak zorunda

MASAK’ın rehberi, yalnızca bankaları değil, finansal sistemde işlem gerçekleştiren geniş bir yükümlü grubunu ilgilendiriyor.

Rehberde sektörel risk göstergeleri belirlenen başlıca kuruluş ve meslek grupları şöyle sıralanıyor:

Yükümlü grubu

Öne çıkan risk alanı

Bankalar Hesapların üçüncü kişilerce kullanılması
Ödeme ve elektronik para kuruluşları Şüpheli para transferleri ve tahsilat ağları
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları Suç gelirlerinin kripto varlıklara aktarılması
Yetkili müesseseler Kayıt dışı para hareketleri
Kuyumcular ve kıymetli maden sektörü Suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması
Sermaye piyasası aracı kurumları Şüpheli yatırım ve para hareketleri
SMMM ve YMM’ler Paravan şirket ve finansal işlem riskleri
Noterler ve avukatlar İşlemlerin tarafları ve gerçek faydalanıcılarının değerlendirilmesi

Bu çerçevede yükümlülerden, şüpheli işlem bildirimi yapmadan önce gerekli inceleme ve değerlendirmeleri gerçekleştirmeleri bekleniyor.

MASAK’tan önemli mesaj: Sadece işlem değil, hesap da izlenecek

Rehberin en dikkat çekici yönlerinden biri, mücadelede yalnızca gerçekleşmiş şüpheli işlemlerin tespit edilmesine odaklanılmaması.

MASAK, hesapların fiilî kontrolünün kimde olduğu, hesap sahibinin işlem üzerindeki gerçek iradesi ve hesapların hangi amaçla kullanıldığı gibi unsurların değerlendirilmesini ön plana çıkarıyor.

Bu yaklaşım, bankaların müşteri tanıma (KYC), müşteri durum tespiti ve işlem izleme sistemlerinin önemini artırıyor.

Örneğin bir kişinin hesabına düzenli olarak farklı kişilerden para gelmesi, hesaptaki paranın kısa süre içerisinde başka hesaplara aktarılması veya hesap sahibinin işlem hacmiyle ekonomik ve mesleki profilinin örtüşmemesi, daha yakından incelenmesi gereken risk göstergeleri arasında değerlendirilebilir.

Burada önemli olan, tek bir göstergenin otomatik olarak suç şüphesi oluşturması değil, işlemlerin bütünlük içinde ve risk temelli değerlendirilmesidir.

Finans kuruluşları için erken uyarı ve önleyici kontrol dönemi

Rehberin ortaya koyduğu yaklaşım, finansal kuruluşların kontrol mekanizmalarında önemli bir anlayış değişikliğine işaret ediyor.

Artık yalnızca para transferi gerçekleştikten sonra şüpheli işlem bildirimi yapılması yeterli bir mücadele yöntemi olarak görülmüyor. Hesapların suç faaliyetlerinde kullanılmasına imkân sağlayan risklerin daha erken aşamada belirlenmesi hedefleniyor.

Bu kapsamda özellikle;

  • Hesap sahibinin gerçek işlem davranışlarının izlenmesi,

  • Hesapların fiilî kullanıcılarının değerlendirilmesi,

  • Gerçek faydalanıcının belirlenmesi,

  • İşlem hacmi ile müşteri profilinin karşılaştırılması,

  • Olağan dışı para giriş ve çıkışlarının analiz edilmesi,

  • Şüpheli işlem bildirimlerinin yeterli bilgi ve analizle desteklenmesi

önem kazanıyor.

Bankalar açısından operasyonel ve hukuki riskler

Kiralık hesaplarla mücadele yalnızca MASAK mevzuatına uyum meselesi değil, aynı zamanda bankaların operasyonel risk, itibar riski ve iç kontrol süreçlerini doğrudan ilgilendiren bir konu.

Özellikle hesap sahibinin bilgisi dışında veya üçüncü kişilerin yönlendirmesiyle yürütülen işlemlerin tespit edilmesi, finansal kuruluşların işlem izleme altyapılarının etkinliğini daha önemli hale getiriyor.

Diğer taraftan, şüpheli işlem bildirimlerinde nicelikten çok niteliğin öne çıkarılması, bankaların uyum birimleri üzerindeki analitik inceleme ve değerlendirme sorumluluğunu da artırıyor.

KUTU BİLGİ | Kiralık hesap nedir?

Kiralık hesap, bir kişinin kendi adına açılmış banka veya finansal kuruluş hesabını belirli bir ücret, komisyon ya da başka bir menfaat karşılığında üçüncü kişilerin kullanımına bırakmasıdır.

Bu hesaplar üzerinden yasa dışı bahis gelirleri, dolandırıcılık paraları ve diğer suç gelirleri transfer edilebilir. Hesap yasal olarak bir kişinin adına kayıtlı olsa da işlemleri fiilen başka kişiler yönetebilir.

En büyük risk: Hesap sahibi, kendi adına gerçekleşen işlemler nedeniyle hukuki ve cezai soruşturmalarla karşı karşıya kalabilir. Hesabını bilerek suç faaliyetlerinde kullandıran kişiler açısından ayrıca cezai sorumluluk doğabilir.

Finansal sistemde hesabın sahibi kadar gerçek kullanıcısı da önemli

MASAK’ın 12 Ekim 2026 tarihli rehberi, Türkiye’de finansal suçlarla mücadelede önleyici denetim anlayışının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım.

Özellikle yasa dışı bahis ve internet dolandırıcılığı organizasyonlarının çok sayıda gerçek kişi hesabını kullanarak oluşturduğu para transfer ağları, finansal sistemin güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Yeni yaklaşımda bankaların ve diğer yükümlülerin yalnızca hesabın kimin adına açıldığına değil, hesabı gerçekte kimin yönettiğine, paranın nereden geldiğine ve nereye aktarıldığına da odaklanması gerekiyor.

Finansal sistemde artık sadece hesabın yasal sahibi değil, hesabın gerçek kullanıcısı ve ekonomik faydalanıcısı da denetimin merkezinde olacak.

Kaynak: MASAK – Kiralık Hesaplarla Mücadele Şüpheli İşlem Bildirimi Rehberi, 12 Ekim 2026.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Payten ve Enpara Bank’tan iş birliği

Yayınlanma:

|

Yazan:

Payten ile Enpara Bank, ödeme sistemleri ekosistemini büyütecek stratejik bir iş birliğine imza attı. Anlaşma kapsamında Enpara Bank’ın yeni Sanal POS altyapısı, Payten Ödeme Orkestrasyonu platformuna entegre edildi. Payten altyapısını kullanan Enpara Bank müşterisi iş yerleri, ek bir entegrasyon sürecine gerek kalmadan Enpara Bank Sanal POS’u mevcut sistemleri üzerinden kolayca aktif edebilecek.

2012 yılından bu yana yenilikçi ve müşteri odaklı yaklaşımıyla masrafsız bankacılık hizmetleri sunan Enpara Bank ile ödeme teknolojilerinde 27 yılı aşkın deneyime sahip Payten, dijital ödeme ekosistemini büyütecek stratejik bir iş birliğine imza attı. Yapılan anlaşmayla Enpara Bank’ın yeni Sanal POS altyapısı, Payten Ödeme Orkestrasyonu platformuna entegre edildi.

Bu entegrasyon sayesinde Payten Ödeme Orkestrasyonu kullanan üye iş yerleri, ek bir geliştirme sürecine ihtiyaç duymadan Enpara Bank Sanal POS’u mevcut sistemlerine kolayca dahil edebilecek. Böylece kurumlar ödeme kabul seçeneklerini esnek bir yapıyla genişletirken; Enpara Bank da yeni nesil Sanal POS hizmetini Payten’in yaygın kurumsal ağı üzerinden daha geniş bir işletme ölçeğiyle buluşturacak. İki kurumun teknolojik gücünü birleştiren bu sinerji; bankalar, fintekler ve kurumsal şirketler arasında çok daha entegre ve dinamik bir ödeme dünyasının gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor.

İş birliğinin sektörel boyutuna dikkat çeken Payten Türkiye Ülke Lideri Burak Kutlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Günümüz finansal teknolojilerinde kritik olan; şirketlerin büyüme ivmelerine kesintisiz uyum sağlayabilen, çok yönlü ve dinamik bir işlem altyapısına sahip olabilmeleridir. Payten olarak temel hedefimiz, kurumların finansal operasyonlarında ihtiyaç duyduğu tüm kanalları tek bir çatı altında toplayarak onlara hareket kabiliyeti ve zaman kazandırmaktır. Enpara Bank’ın yeni Sanal POS çözümünün platformumuza dahil olması, kurumsal üye iş yerlerimize sunduğumuz finansal yelpazeyi son derece kıymetli bir seçenekle zenginleştiriyor. Bankacılığın yenilikçi ve müşteri odaklı temsilcilerinden Enpara Bank ile gerçekleştirdiğimiz bu sinerji hem pazardaki rekabetçi yapıyı destekleyecek hem de ticaretin dijitalleşme süreçlerine ivme kazandıracak. Sektördeki çeyrek asrı aşan uzmanlığımızla, finans dünyasını ve reel sektörü bir araya getiren kapsayıcı adımlar atmayı sürdüreceğiz.”

Enpara Bank Kurumsal Bankacılık ve Nakit Yönetimi’nden sorumlu Başkan Aydın Aras ise iş birliğini şöyle değerlendirdi:

“Bireysel bankacılıkta yakaladığımız başarıyı ve müşteri odaklı yaklaşımımızı, şimdi de yenilikçi ödeme kabul çözümlerimizle kurumsal alana aktarıyoruz. Bu adım ile üye işyerleriyle gerçekleştirilecek potansiyel iş birliklerinin de önünü açıyor, bireysel müşterilerimize de kazandırmaya devam etmeyi hedefliyoruz. Bu stratejik açılımda, Sanal POS çözümümüzün Payten gibi ödeme teknolojilerinde köklü bir partnerin orkestrasyon altyapısına entegre edilmesi bizim için çok değerli. Payten Ödeme Orkestrasyonu platformunun yaygın kurumsal müşteri ağı sayesinde farklı sektörlerden kurumlara hızla ulaşacak, bankacılıktaki yetkinliğimizi ve çevikliğimizi, ödeme kabul süreçlerinde de güçlü ve verimli bir seçeneğe dönüştüreceğiz.”

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.