Connect with us

GÜNDEM

İş Yerinde Gizli Tehdit Yaratan Yepyeni Kavram: Sessiz Kısıtlama

Yayınlanma:

|

Sessiz tehlikelere yenisi eklendi. 2022 yılında iş dünyasında aslında yıllardır yaşanan bazı durumlar sosyal medyanın gücü ile terim olarak karşımıza çıktı ve sırasıyla çalışma hayatı trendleri olarak sayılmaya başlandı.

Büyük istifanın yankıları azalarak da olsa devam ederken, ekonomik kriz ve işgücü daralmasıyla büyük durgunluk devrine geçiş tartışılmaya başlandı. Ancak görünen o ki şirketler için sessiz tehlikeler devam ediyor. Sessiz istifa, sessiz kovulma ve şimdi sessiz kısıtlama ortaya çıktı.

Şirketlerde çalışanların işini yalnızca onlardan beklenen ölçüde yapması, çalışanların kendi iş yaşam dengelerini korumaya çalışmasıyla bilinen sessiz istifanın peşinden sessiz kovulma ortaya çıktı. Yöneticilerin çalışanın gelişimini ve ilerlemesini engellemeye çalışması ile mobbing (yıldırma) sayılan ve çalışanı işten ayrılmaya zorlaması durumu olarak sessiz kovulmanın arkasından yeni kavram sessiz kısıtlama, çalışanın diğer çalışana uyguladığı tehlikeli bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

Sessiz kısıtlama, çalışanların iş yerinde diğer çalışanların işlerini yapmalarına yardımcı olabilecek olmasına rağmen iş ile ilgili önemli bilgileri saklamaları durumunu anlatıyor. Çalışma arkadaşlarının kariyerlerini ve performanslarını olumsuz yönde etkileyen bu durum, en büyük zararı şirketin kendisine veriyor.

Küresel bir öğrenme platformu şirketi olan Kahoot! tarafından üretilen İşyeri Kültürü Raporu, çalışanların yarısından fazlasının (yüzde 58) , iş arkadaşlarına fayda sağlayabilecek bilgilere sahip olduklarını bildikleri halde bilgilerini sakladığını gösterdi.

Değerli bilgileri ekipleri ve iş arkadaşlarıyla neden paylaşmadıkları sorulduğunda; yüzde 26’sı kendilerine hiç soru sorulmadığını, yüzde 23’ü bunu yapmanın kolay bir yolu olmadığını ve yüzde 23’ü işte kendini ifade etmesinin engellendiğini hissettiğini aktardı.

Araştırmaya katılan kuşaklar incelendiğinde;  Z kuşağı çalışanları (Pew Research tarafından 1997 ile 2012 arasında doğan kişiler olarak tanımlanmıştır.) Yüzde 77 oranıyla sessiz kısıtlama yapma olasılığı en yüksek olan kuşak oldu.

Uzmanlar, pandemi sonrası değişen çalışma modeli olarak uzaktan çalışmanın sessiz kısıtlamayı artırmış olma ihtimalini savunuyor. Uzaktan yapılan işe alım ile beraber oryantasyon sırasında yeterince iş güvencesi ve ekibe dahil olma duygusu oluşmamış çalışanların işbirliğinden daha çok kaçınabilmesi daha olası görünüyor. İşbirliği yerine rekabetçi davranışlar da paylaşımı engelliyor.

Ülkemizdeki sessiz kısıtlamayı öğrenmek adına LinkedIn hesabımda gerçekleştirdiğim en son anket, bilgi paylaşmaktan kaçınan çalışanların büyük çoğunlukta olduğunu gösterdi. Farklı şirketlerde çalışan ve ankete katılan 2 bin 552 çalışandan yüzde 94’ü işyerinde bildiklerini paylaşmaktan kaçınan insanlara rastladığını belirtti.

Ankete katılan çalışanların neredeyse tamamının bilgilerin saklanıldığını ve bilgileri saklayan kişilere denk geldiğini ifade etmesi düşündürücü bir sonuç. Bu davranış, başkalarının da aynı davranışı göstermesine sebep oluyor mu?

Ankete katılan kişilerden gelen yorumlarda ise çalışma arkadaşını rakip olarak görmek, kendi pozisyonunu korumaya çalışmak ve ekip arkadaşının kariyerinde ilerlemesinin çalışan için tehdit yaratacağı düşüncesi yüzünden bilgi paylaşmaktan kaçınıldığı ortaya çıktı.

Sessiz Kısıtlama Şirkete Nasıl Zarar Verir?

Sessiz kısıtlama ile beraber huzurlu çalışma ortamı ve takım çalışması, yerini işbirliği yoksunluğu olan rekabetçi bir ortama bırakıyor. Bireysel başarı sağlamak üzerine kurulan kariyer planlaması orta vadede yetenek yönetiminde büyük sorunlara sebep olacaktır. Şirketlerin gündemi olan yeteneklerin doğru yönlendirilememesi ve geliştirilememesi iş verimini düşürerek şirket kazancında negatif etkiler yaratacaktır. İşbirliğinin ve ekip gücünün azalması şirketlerin en değerli sermayesi olan şirket kültürü için çok ciddi bir tehdittir. Kültürü zedelenen bir şirket uzun vadede tüm varlığını kaybetme tehlikesine düşecektir. “Bir işletmede rekabetin işbirliğinden önce gelmemesi çok önemlidir.” ( Piper’ın kurucusu ve CEO’su Sathya Smith)

Sessiz kısıtlama, ekip üyeleri ve yönetim arasındaki ilişkilere zarar verme potansiyeline sahiptir ve kötü iş sonuçlarına yol açar.

Sessiz Kısıtlama ile Nasıl Başa Çıkılabilir?

Çalışanların takım ruhunu benimsemesini sağlayacak uygulamalar yapmak.

Ekip arkadaşları ile bağlarını kuvvetlendirecek faaliyetler, bireysel performans yerine takım performansı göstererek başarılı olacakları görevler, şirket içi ilişkileri güçlendirmek için ekip oluşturma aktiviteleri.

Takdir ve ödüllendirme yollarını çoğaltmak.

Çalışanların şirket kültürüne uygun olarak işbirliğini güçlendiren davranışları için takdir edildiklerini bilmeleri, ekiple beraber hareket ettiklerinde ve çalışma arkadaşlarına fayda sağladıklarında ödüllendirilmeleri. Değer yaratan iş ortamı için çabalarının karşılıksız kalmıyor olması, bu bilincin sağlanmasında önemli olacaktır. Şirketlerin, çalışanların takım oyuncuları oldukları ve uzmanlıklarını paylaştıkları için ödüllendirmenin yollarını bulmaları gerekiyor.

Araştırmalara göre, doğru takdiri aldıklarını söyleyen çalışanların işe katılma olasılıkları dört kat daha fazla olduğu için çalışan takdiri, uyumlu bir işgücü yaratmada büyük pay sahibidir.

Yeni işe başlayan çalışanların diğer çalışanlar ile iletişimini güçlendirmek.

Yeni çalışanların mevcut çalışma arkadaşları ile bağ kurmasına yardımcı olmak için tanışma toplantıları düzenlemek, ekip arkadaşları ile birlikte geçirecekleri zamanlar yaratılmasını sağlamak, şirkete ve ekiplere uyumunu kolaylaştıracak oryantasyon ve eğitim programları tasarlamak ile başlayan sürecin devamında iletişim seviyesini takip ederek çalışanın ihtiyaçlarının farkında olmak önemlidir. Yeni çalışanın ekibe tamamen kazandırılma sürecinde devamlı desteklendiğinden emin olmak gerekiyor.

Adil bir performans değerlendirme sistemi uygulamak.

Çalışanların şirketin performans değerlendirme sistemine ve emeğinin karşılığını alabileceğine olan güveni, işbirliğini artıracak önemli faktörler arasındadır. Çalışan kendi çalışma performansının doğru ve adil biçimde değerlendirildiğine emin olduğunda kendi kariyer yolculuğu konusunda endişe duymayarak, diğer çalışanlara karşı rekabetçi tavırlar yerine dostça yaklaşım sergiler. Bilgi ve deneyimlerini saklamak yerine, şirket iş çıktısı verimini artırmak için fayda sağlamaktan ve ekip arkadaşlarını geliştirmekten kaçınmayacaktır.

İş birliği temelli bir şirket kültürü oluşturmak.

En zor, en kapsamlı çalışmaları içeren ve yaratması uzun soluklu bir maraton gerektiren şirket kültürü, şirketin en üstleri tarafından aşağıya doğru aynı biçimde yansıması gereken değerleri içerir. Şirket değerleri arasına takım çalışmasını ekleyerek çalışan profilinin de bu değere sahip şekilde oluşturulması önemlidir. Tüm iş süreçlerinde bu kültür ile hareket edilmesi bireysellik anlayışından uzak, çalışma barışı içinde kolektif başarı ortamı yaratacaktır.

Alfred Adler felsefesinde güç arzusunun olduğu yerde işbirliği duygusunun yara almasından bahsedilir; çünkü güç elde etme arzusuna sahip olan bir kişi yalnızca kendisini, gücünü, prestijini düşünür ve başkalarına hiç aldırış etmeden hareket eder.

Bu tanımdan da yola çıkarak şirketlerde tek elde edilen gücün önemi yerine her çalışanın önemli olduğu bir şirket kültürü olması gerekir. Çalışanların kendilerine şirket ve yönetim tarafından eşit değer verildiğini hissetmeleri birliktelik duygularını ve bağlılıklarını olumlu yönde etkileyecektir.

“Başkasına yararı dokunan insan, en kusursuz insandır.” demiş Sophokles.

En kusursuz insanın başkasına fayda sağlayan insan olduğu durumda, en kusursuz şirket de paylaşma ve dayanışma içeren çalışma ortamına sahip olan şirkettir diyebiliriz.

Unutmayalım;  en büyük güç, birlikteliğin yarattığı güçtür, en büyük başarı, birlikte kazanılan başarıdır.

Okumaya devam et

GÜNCEL

40 trilyon dolarlık soru: Piyasayı Fed mi, kamu borcu mu yönetiyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Başkanı Trump, İran ile görüşmelerin sürdüğünü ve Tahran için iyi bir anlaşma yapmanın son şans olduğunu söylerken, İran tarafı Washington ile herhangi bir müzakerenin yapılmadığını açıkladı. Taraflardan gelen birbirini yalanlayan açıklamalar, diplomasi cephesindeki belirsizliğin sürdüğünü gösterdi.

Buna rağmen piyasalar, gerilimin tırmanmak yerine müzakere yolunun yeniden gündeme gelebileceği beklentisini olumlu karşıladı. Trump’ın hafta sonu planladığı geniş çaplı saldırıyı iptal etmesinin ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün yaklaşık %7 gerileyerek 81,50 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 84 dolar seviyelerine hafif de olsa toparlandı. Öte yandan Trump, İran savaşı sonrası artan petrol fiyatlarıyla rekor kâr açıklayan ExxonMobil ve Chevron’u hedef alarak şirketlerin çok fazla para kazandığını söylemek suretiyle akaryakıt fiyatlarını düşürmeleri çağrısında bulundu. Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarının seçmen üzerindeki baskısını azaltmak isteyen Trump’ın çıkışı, petrol şirketleri üzerinde siyasî baskının artabileceğine işaret ederken, sektör temsilcileri ise fiyat artışlarının temel nedeninin küresel arz endişeleri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik riskler olduğunu savundu.

Savaşın eskale edilmesi yerine diplomasiye şans tanınmasının da yardımıyla ABD borsaları dün geceyi yükselişle tamamladı. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq endeksi %2’den fazla yükselirken, güçlü gelen ABD imalat sanayi verilerinin ardından Dow Jones endeksi rekor seviyeleri test etti. Diplomasiye şans tanınması ve beraberinde petrol fiyatlarında görülen değer kaybının kısmen de olsa enflasyon endişelerini hafifletmesi ile, faiz artırım beklentileri de kısmen de olsa zayıfladı. Fed’in eylül ayında 25 baz puanlık faiz artırımına gitme olasılığı %65 olarak fiyatlanırken, yıl sonuna kadar toplam 34 baz puan artırım bekleniyor.

Biz uzun bir süredir Fed’in neden faiz artıramayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Başkan Trump tarafından göreve getirilen ve piyasada faiz indireceği beklentisiyle karşılanan Fed Başkanı Warsh’un ise kredibilitesini tesis edebilmek adına kamuoyu önünde mümkün olduğunca şahin bir duruş sergilemesini bir yere kadar anlayabiliyoruz. Ancak Fed’in bu söylemi piyasa faizlerini yukarı iterken, Warsh’un sırtında âdeta 40 tonluk bir fil oturduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor.

ABD’nin toplam kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolara gelirken (bakınız grafik), artan bütçe açıkları ve yüksek faiz ortamı borç stokunu büyütmeye devam ediyor. Bu durum, Hazine’nin önümüzdeki dönemde daha fazla tahvil ihraç etmesini zorunlu kılarken, ABD tahvil faizleri üzerindeki yukarı yönlü baskının da kolay kolay ortadan kalkmayacağını düşünüyoruz. Kaldı ki, piyasa faizleri zaten kendi dinamikleriyle yükselmiş durumda. Faizlerin yüksek seyrettiği bir ortamda ise böylesine devasa bir borç stokunu çevirmek her geçen gün daha maliyetli ve daha zor hâle geliyor.

Fed’in gerekli rehberliği sunamadığı geçen hafta 30 yıllık ABD tahvil faizi Aralık 2024’ten bu yana en sert aylık yükselişini kaydederken, son 19 yılın en yüksek seviyesini %5,28 ile test etti. Her ne kadar yeni aya uzun vadeli tahviller %5,24 seviyesine hafif de olsa gerileyerek başlarken, Fed’in faiz artıramadığı bir ekosistemde, hâliyle dolar endeksi de (DXY) baskı altında kaldı. Doların piyasa kuru olarak görülen DXY’nin, uzun süredir tehlikeli bölge olarak gördüğümüz 100,50 seviyesinin altına gerilemesi bizlere de âdeta derin bir oh çektirdi. Ortak para birimi EUR dolar karşısında 1,15 seviyesinin üzerinde kalarak son altı haftanın zirvesinde salınırken, kıymetli metaller cephesinde ise ilginç bir şekilde sessizlik devam ediyor.

Sene başında gündeme gelen zayıf dolar temasıyla 5,600 dolar seviyesini test eden ve rekor kıran ons altın, ilk etapta Fed Başkanlığı için Warsh isminin öne çıkması (Ocak sonu), ardından ise savaşın yarattığı (Şubat sonu) dolar likiditesi sıkışıklığı nedeniyle yönünü aşağı çevirerek bir süredir 4 bin dolar civarında taban oluşturmaya çalışıyor. Benzer şekilde gümüşün ons fiyatı da 54 dolar seviyelerinden patlayıcı bir yükselişle 120 dolara kadar tırmandıktan sonra yeniden 54 dolar seviyelerini test ederek düzeltme hareketini büyük ölçüde tamamlamış görünüyor. Henüz alım yönünde aceleci olmasak da, aşağıda yer alan ABD kamu borcu ile kıymetli metaller grafiğini birlikte değerlendirdiğimizde dikkat çekici bir ayrışmanın oluştuğunu sizler de fark edeceksiniz.

Bir noktada kıymetli metallerin yeniden toparlanma eğilimine gireceğini düşünüyoruz. Bunun ilk işaretini de altının dört ay süren düşüş serisini sonlandırarak temmuz ayını sınırlı da olsa artıda kapatmasından aldık. Bu sabah altının ons fiyatı 4,060 dolar, gümüş ise 58,70 dolar seviyelerinde işlem görürken, kripto para cephesinde Bitcoin sıkışık seyrini koruyarak 63 bin dolar civarında hareket etmeye devam etti.

Yeni gün başlangıcında, Asya cephesinde kırmızı rengin hâkim olduğunu görüyoruz. Daha da geniş bir açıdan bakmak gerekirse, Japonya borsası, geçen hafta gerçekleştirilen koordineli yen müdahâlesinin ardından yatırımcıların yeni bir müdahâle ihtimalini fiyatlamasıyla hafif geriledi. Güçlenen yen ihracatçı hisseleri üzerinde baskı oluştururken, gösterge endeks Tokyo borsası %0,5 düştü. Son dönemlerde tahterevalli şeklinde bir görünüm sunan Güney Kore borsası ise bu sabah da %1’den fazla geriledi. Sene başına göre hâlen %47 artıda olsa da, KOSPI’nin tepeden %35 düştüğünü de hatırlatmak gerekiyor. Asya’da bugün gözler Toyota’nın açıklayacağı sonuçlarda olacaktır.

Türkiye cephesinde ise gözler dün açıklanan makro verilere çevrildi. Büyümenin öncü göstergesi olarak takip edilen ve S&P Global tarafından İstanbul Sanayi Odası (İSO) için derlenen PMI (imalat sanayi satın alma yöneticileri) endeksi Haziran ayında 47,1 seviyesinden Temmuz ayında 47,7 seviyesine yükselse de, daralma ile büyümeyi birbirinden ayıran 50 eşik değerinin altında kalmaya devam etti. Daha geniş açıdan bakarsak, imalat sektörü art arda 28. ayda da daralma kaydetti. Veriyi, uzun süredir yüksek seyreden faiz hadlerinin sanayinin çarkları üzerine yarattığı tahribat olarak yorumluyoruz.

Öte yandan, dün TÜİK’in açıkladığı resmî enflasyon verilerine göre Temmuz ayında TÜFE artışı tahminlerin bir miktar altında kalarak aylık bazda %1,78 artarken, yıllık enflasyonu %31,75 seviyesine çekti (Haziran %32,11). Yurtiçi ÜFE tarafında ise aylık %1,52, yıllık ise %27,83 artış yaşandı. Alt kalemlerde ise mevsimsel etkiyle %3,93 düşüş yaşanan giyim ve ayakkabı dışındaki tüm harcama gruplarında aylık bazda artış yaşandığını görüyoruz. Sağlık kalemi aylık %10,74 ile ilk sırada yer alırken, ulaştırma, lokanta ve oteller, ve konut kaleminde %2’nin üzerinde; gıda ve alkolsüz içeceklerde ise %1,6 artış kaydedildi. Hülâsa genele yayılan bir enflasyonist baskının hâkim olduğunu söyleyebiliriz. TCMB’nin yakından takip ettiği özel kapsamlı TÜFE göstergelerinde de bir miktar yükseliş olduğunun da altını çizmek isteriz. Bu verilerin ışığında TCMB’nin para politikası duruşunu değiştirmesini beklemesek de, talep koşullarında yaşanan gevşemenin de yardımıyla TCMB’nin ilk fırsatta %40 seviyesinde olan iş gören faizin kademeli bir şekilde %37 seviyesine (politika faizi) gevşetileceğini düşünüyoruz.

USDTRY kuru bebek adımlarıyla yukarı yönlü hareketine bugün de devam ederken 47,55 seviyelerine yükselirken, hisse senetleri cephesinde ise bankacılık endeksi dün günü %3 yükselişle tamamlarken, ana endeks ise dün de kan kaybederek son sekiz iş gününün yedisini düşüşle tamamladı. Endeks sağlayıcılarından gelen uyarılar, halka arzların yarattığı yük ve NATO öncesi yeşeren filizlerin şimdilik karşılıksız kalması etkili oldu. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi enflasyon verisi ardından %42,11 seviyesinden %41,86 seviyesine gerilerken, CDS risk primi ise 234 baz puan seviyesine gerileyerek bir süredir 240 baz puan civarında sıkışan yatay seyrini geride bıraktı. Bugün TCMB’nin fiyat gelişmeleri raporunu, reel efektif döviz kurunu ve KKTC İstatistik Kurumu’nun enflasyon verilerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise ABD dış ticaret dengesi ve ABD fabrika siparişleri takip edilebilir.

ABD Kamu Borcu vs Kıymetli Metaller

1785818289a10f6eb81ec1cff6b3eef05afc9ad5cc_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

Unuttuğunuz Dijital Cüzdanlar Ortaya Çıkacak: TCMB’den Yeni Sorgulama Sistemi

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB’den Yeni e-Devlet Hizmeti: Artık Hangi Elektronik Para Kuruluşlarında Hesabınız Olduğunu Tek Tıkla Görebileceksiniz

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ödeme sistemlerinde şeffaflığı ve kullanıcı güvenliğini artıracak önemli bir uygulamayı hayata geçirdi. Yeni geliştirilen “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşu Hesap Sahipliği Sorgulama” hizmeti sayesinde vatandaşlar, adlarına kayıtlı elektronik para ve ödeme kuruluşu hesaplarını artık e-Devlet üzerinden görüntüleyebilecek.

Amaç: Daha Güvenli ve Şeffaf Ödeme Ekosistemi

TCMB’den yapılan açıklamada, Bankanın 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında ödeme sistemlerini düzenleme ve denetleme görevini yürüttüğü hatırlatıldı.

Açıklamada, ödeme sistemlerinin güvenli, kesintisiz, etkin ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla sektör paydaşlarıyla yürütülen çalışmalar sonucunda yeni sorgulama hizmetinin geliştirildiği belirtildi.

Vatandaşlar Neleri Görebilecek?

Yeni hizmet kapsamında gerçek kişiler;

  • Adlarına kayıtlı ödeme kuruluşlarını,
  • Elektronik para kuruluşlarındaki hesaplarını,
  • Hangi kuruluşlarda aktif hesaplarının bulunduğunu

e-Devlet Kapısı üzerinden tek ekranda görüntüleyebilecek.

Böylece kullanıcılar yıllar önce açıp unuttukları veya aktif olarak kullanmadıkları hesapları da kolayca tespit edebilecek.

Mirasçılar da Sorgulama Yapabilecek

Uygulamanın dikkat çeken özelliklerinden biri de mirasçılara tanınan erişim hakkı oldu.

Buna göre, yasal mirasçılar da miras bırakan kişinin ödeme ve elektronik para kuruluşlarında bulunan hesap bilgilerine bu hizmet üzerinden ulaşabilecek.

Bu özellik, özellikle dijital varlıkların tespiti ve miras süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesi açısından önemli bir kolaylık sağlayacak.

Dijital Finans Dünyasında Önemli Bir İhtiyaç Karşılanıyor

Son yıllarda;

  • dijital cüzdanlar,
  • elektronik para hesapları,
  • ön ödemeli kartlar,
  • hızlı ödeme uygulamaları,
  • fintech platformları

çok yaygın hale geldi.

Birçok kullanıcı farklı kampanyalar veya ödeme ihtiyaçları nedeniyle birden fazla elektronik para kuruluşunda hesap açarken, zaman içinde bu hesapların önemli bir bölümü unutulabiliyor.

Yeni sistem sayesinde kullanıcılar tüm bu hesaplarını merkezi bir sorgulama ekranından kontrol edebilecek.

Dolandırıcılık Riskinin Azaltılmasına da Katkı Sağlayacak

Uzmanlara göre uygulama yalnızca kullanım kolaylığı sağlamayacak, aynı zamanda finansal güvenlik açısından da önemli faydalar sunacak.

Sistemin sağlayabileceği başlıca avantajlar şunlar:

  • Unutulan hesapların tespit edilmesi
  • Kullanılmayan hesapların kapatılabilmesi
  • Kimlik bilgilerinin izinsiz kullanılıp kullanılmadığının kontrol edilebilmesi
  • Dijital finansal envanterin tek noktadan görülebilmesi
  • Miras süreçlerinde dijital hesapların kolayca tespit edilebilmesi

Yetkili Kuruluşlar TCMB Tarafından Yayınlanıyor

TCMB açıklamasında ayrıca faaliyet izni bulunan ödeme ve elektronik para kuruluşlarının güncel listesinin Merkez Bankasının internet sitesindeki “Ödeme Hizmetleri” bölümünde yayımlanmaya devam ettiği bildirildi.

Bu sayede vatandaşlar işlem yaptıkları kuruluşun TCMB tarafından yetkilendirilmiş olup olmadığını da kolaylıkla kontrol edebilecek.

Bankavitrini.com Değerlendirmesi

Türkiye’de dijital ödeme ekosistemi son yıllarda milyonlarca kullanıcıya ulaşırken, elektronik para kuruluşlarında açılan hesap sayısı da hızla arttı.

TCMB’nin devreye aldığı bu yeni hizmet, finansal sistemde şeffaflığı artırırken vatandaşların dijital finansal varlıklarını daha etkin yönetmelerine yardımcı olacak önemli bir altyapı adımı niteliği taşıyor.

Özellikle unutulan hesapların tespiti, miras süreçlerinin kolaylaştırılması ve olası usulsüz hesap açılışlarının erken fark edilmesi açısından uygulamanın finansal güvenliğe önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipler sarsıldı, müzakere umuduyla petrol rahatladı… Gözler Fed’de

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar dün jeopolitik gelişmeler ile ekonomik riskler arasında sıkışmasına rağmen günü temkinli iyimserlikle tamamlarken, bu sabah mikro ölçekteki bazlı kaygıların eşliğinde oldukça sert sayılabilecek bir satış baskısıyla güne başlıyoruz. Yapay zekâ yatırımlarına ilişkin soru işaretleri Asya borsalarında satış dalgasını tetikledi. Nvidia’nın OpenAI’nin dev veri merkezi projesine yaklaşık 250 milyar dolarlık finansman desteği sağlayabileceği yönündeki haberler, yapay zekâ ekosisteminin büyümesinin giderek daha fazla sermaye gerektirdiği endişelerini artırdı. Buna Çin’in çip teknolojisindeki ilerlemesi de eklenince, başta yarı iletken hisseleri olmak üzere teknoloji sektörü sert satış baskısıyla karşılaştı.

Son dönemlerde Bitcoin’in volatilitesini geride bırakan Güney Kore borsası KOSPI devre kesicilerin eşliğinde %10,5 düşerken, Tayvan’da da teknoloji hisseleri öncülüğünde %4,5 civarında belirgin düşüşler yaşandı. Gösterge endeks Tokyo borsası da benzer bir şekilde %4,5 gerileyerek son iki ayın en düşük seviyesine geriledi. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de kayıplar ön plana çıkarken, risk iştahının göstergesi konumunda Nasdaq endeksi %1’den fazla geriledi.

Çip sektöründe etkili olan kaygılar artarken, jeopolitik cephede ise tansiyonun düşmesi petrol fiyatları üzerinde baskı kurdu. ABD’nin İran’a yönelik hava saldırılarını durdurması ve diplomasiye yeniden imkân tanıması piyasalara âdeta nefes aldırdı. ABD Başkanı Trump müzakerelerin olumlu ilerlediğini ve anlaşma ihtimalinin bulunduğunu açıklarken, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı geçen hafta Perşembe günü 102 dolar seviyesine kadar yükselmesinin ardından bu sabah 87 dolar seviyelerine kadar gerileyerek son üç günde neredeyse %15 değer kaybetti. Petrol fiyatlarındaki geri çekilme kısa vadede piyasalara nefes aldırsa da, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında görülen yüksek oynaklık ve bunun kontratlar üzerinden gecikmeli yansıması, enflasyon görünümüne ilişkin belirsizlikleri canlı tutuyor.

Bu minvalde, Fed’in bugün başlayan ve yarın sonuçlanacak olağan FOMC toplantısı öncesinde piyasalar defansa çekilirken, 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimali yaklaşık %38 seviyesinde fiyatlanıyor (yıl sonuna kadar beklenti ise toplam 44 baz puanlık artışa işaret ediyor). Her ne kadar petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme piyasalara kısa vadede nefes aldırsa da, bu haftanın asıl yön belirleyicisi Fed’in karar metni ile Başkan Warsh’un basın toplantısında vereceği mesajlar olacaktır.

Küresel finansal sistemi bir uçağa benzetirsek, kokpitte Fed’in oturduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak yeni başkanın kredibilitesini tesis etmek adına şahin bir duruş sergileme isteği ile para politikasının bundan sonraki rotasına ilişkin belirsizlik, zaten kırılgan olan piyasa algısını daha da zorluyor. Daha basit bir anlatımla, uçağın rotasını bu aşamada kestirebilmek oldukça güç görünüyor. Kanaatimizce, Fed söyleminde şahin duruşunu korusa da, bunu agresif bir faiz artırımı döngüsüne dönüştürmekte çekimser kalacaktır. Zira yüksek faizler, ABD’nin devasa kamu borcunun finansman maliyetini artırırken, Başkan Trump’ın faizlerin düşürülmesine yönelik baskısını da göz ardı etmek kolay görünmüyor.

Bu sabah doların piyasa kuru 101,55 seviyesine yükselerek ay başından bu yana en yüksek seviyesini test ederken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık tahvil getirisi geçen hafta test ettiği %4,70 seviyelerine göre %4,62 seviyesine geri çekildi. Riskten kaçışın hızlandığı günlerde güvenli liman kimliğini unutan kıymetli metallerin aşağı yönlü seyri bu sabah kendisini gösteriyor. Altının ons fiyatı dün test ettiği 4,115 dolar seviyesinden 4,050 dolar seviyelerine kadar geri çekilirken, benzer bir şekilde dün 60 doların üzerini test eden gümüşün ons fiyatı da 57 dolar seviyesinin altını test etti. Dün de bültenimizde dile getirdiğimiz üzere, yüksek volatilitenin yeni normal olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Son dönemde küresel piyasalarda yelkenleri şişiren yegâne rüzgârın teknoloji, özelinde ise yapay zekâ hikâyesi olduğunu hep birlikte tecrübe ediyoruz. Ne var ki, uzun zamandır dile getirdiğimiz üzere, bu devasa yatırımların ne zaman somut gelir ve kâra dönüşeceğine ilişkin yatırımcı sabrı giderek tükeniyor. Bunun doğal bir sonucu olarak da, teknoloji hisselerinde sert kâr realizasyonları ve satış baskısı öne çıkıyor. Tüm bu olumsuz gelişmelere ve artan kırılganlıklara rağmen piyasaların sergilediği kayıtsızlık ise bizi belli ölçüde tedirgin ediyor. Basiretli tüccar prensibinden hareketle, riskleri göz ardı etmeden ve gerektiğinde fırsatları değerlendirebilecek likiditeyi koruyarak hareket etmenin bu dönemde daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını düşünüyoruz.

Türkiye cephesinde USDTRY kuru, kamunun kontrolünde yarın valörlü işlemlerde 47,38 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıllık CDS risk primi ise 243 baz puana gerileyerek sınırlı da olsa iyileşme kaydetti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi, petrol fiyatlarındaki geri çekilmeye paralel %42 seviyesinin altına sarktı. Buna karşın, hisse senetleri cephesindeki limoni hava korunmaya devam etti. Küresel risk iştahının dün sabah saatlerinde görece olumlu olmasına rağmen BIST100 endeksi gün boyu baskı altında kaldı. Endeksin her geçen gün piyasanın gerçek görünümünü yansıtmaktan biraz daha uzaklaştığını düşünüyoruz.

NATO Zirvesi zihinlerde hâlen sıcak bir yer tutarken, ABD yaptırımlarıyla ilgili herhangi bir gelişmenin ise henüz yaşanmadığını not edelim. Öte yandan ABD Başkanı Trump dün Netanyahu’nun F35 itirazına sert bir şekilde yanıt vererek “kimse bana kime neyi satıp satmamamız gerektiğini söyleyemez. Türkiye büyük bir müttefikimizdir” diyerek yanıt verdi. Mali piyasaların gündeminde bugün başlayacak ve yarın 21.00’de sonuçlanacak Fed’in olağan FOMC toplantısı ilk sırada yer bulurken, Kıbrıs adasında ise BM Genel Sekreteri Guterres’in ziyareti yakından takip ediliyor. Makro cephede ise ABD’de tüketici güven endeksi takip edilebilir.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.