Connect with us

BANKA HABERLERİ

Körfez Sermayeli Bankada “memnuniyet anketi” şoku

Yayınlanma:

|

Körfez sermayeli bankanın bizde de sık sık yansıyan müşteri şikayetlerinin boşa olmadığı “banka içi müşteri memnuniyet anketlerinde” de ortaya çıkınca banka üst yönetimi şok yaşadı. Bankalar müşterilerin aldıkları hizmetler için müşterilere “hizmeti nota dökmesini” isteyerek anket düzenlerken, körfez sermayeli bankada anket sonuçları son yılların en düşük düzeyde çıktı. Banka bunun nedenleri sorgulanmaya başladı. Bu da gelişmedir. Bu yetmezmiş gibi bir de “personele yapılan memnuniyet” anketleri var. Onlar da son yılların en düşük seviyesinde çıktı. Personel açıkça “çalıştığım kurumdan memnun değilim” dedi. Bu bir üstü kapalı personele yapılanlara YETER(!) isyanı aslında. Nasıl olmasın ki.

Müşteri Memnuniyetsizlikte fatura şubelere çıkarıldı

Son yıllarda olduğu gibi bankalarda iyi giden her şey bölge ve genel müdürlük üzerine alınıp sahiplenirken, müşteri memnuniyetsizliğini sahiplenen olmadı. Ama suçlu her zamanki gibi kolay bulundu, fatura şubelere çıkarıldı. Öyle ya işlevini yitirmiş Bölge ve Genel Müdür birimleri kusursuz ama şubeler iyi hizmet verememiş. “Geç bölgeye yat gölgeye” modunda çalışan bölge ekipleri hemen tespiti de yaptı. Biz değil onlar yaptı.

“Memnuniyetsizliğin nedeni” şubelere sorulacak

“Niçin memnun değilsiniz” diye müşterilere soracaklarına dönüp şubelere “müşteriler niçin memnun değil” diye sorulmaya başlandı. Sorunun nedenini kaynağından öğrenme yerine tali yollara sapılıyor. Çok analitik çözün değil mi. Yarın da “personel niçin memnun değil” diye sorun anlamak için Genel Müdürlük her bölgeden bir şube müdürü ile tele konferans programı yaptı. Sahadan o kadar uzaklar ki hala sorunu tespit etmiş değiller. Cam kulelerden çıkmayınca böyle oluyor tabi.

Müşteriler niçin memnun değil biz yazalım o zaman

GKS’ye “sözlü taahhütte uyulmayandan komisyon alınır” maddesi koy müşteriden memnuniyet bekle. Bankacılıkta “sözlü taahhüttü” bulan banka diye ilklere imza attınız ağalar farkında değilsiniz galiba. Esnaf haftalardır kapalı, kirasını ödeyemiyor ama “nakit akışın yeterince geçmedi” diye komisyonları çaktınız ama hala müşteri niye memnun değil diye soruyorsunuz. Allah akıl fikir versin. Bu bankada BDDK murakıpları da ayrıca denetlemek lazım, bu tip uygulamaları raporlamadılar ise hala. BDDK POS müşterilerden “aynı anda hem komisyon hem bloke almayacaksın” diyor ama bu banka hala komisyon artı blokeli POS paket satıyor. Her krediye müşteri hiç kullanmayacağı halde paket çakıyorlar BDDK seyrediyor. Seyrediyor diyorum çünkü bunları bizler biliyorsak BDDK haydi haydi bilmesi lazım. Zira aylardır yazıyoruz. Yetmiyor, “bir çok ürünü taşerona” verdi banka, vermeye de devam ediyor. Banka üst yönetimden ayrılıp yeni firma kurup bankada taşeron olmak için sırada bekleyenler var. Müşteri bilgileri taşeron firmalar ile paylaşılırken müşterilerden izin alındı mı mesela. Bu bankada KVKK kuralları hak getire, müşteri bilgileri taşeron tabletlerinde geziyor. Hala Müşteriler niçin memnun değil diyorlar. Şimdilik BDDK murakıplarının gözünden kaçmış olabilir ama bir gün yaptığınız haksız ücret komisyon tahsilatları ceza olarak katar ve katar şekilde karşınıza çıkacak merak etmeyin. Her gün saçma sapan komisyonlar ile şubeler ile müşterileri karşı karşıya getirirken sahada hizmet alan da veren de mutlu mu olacağını sandınız? Zira bankacılıkta kuraldır her şeyin izi kalır, belgesi mutlaka vardır. Konfor alanı sağladığınız, kafaladığınız BDDK murakıpları bazı şeyleri yazmıyor olabilir ama bu bir gün birileri uyanıp yazılmayacak anlamına gelmez.

Şube müdürleri sahanın sesi olamaz

Yarın şube müdürleri kendileri ile ilgili sorunları dile getirebileceklerini sanmıyorum. Ezilip büzülüp bir şeyler geveleyecekler. Üzerine de fırça yiyecekler. Kendilerine mesaj kestirmeden direkt verilecek. Genel Müdürlük ve Bölgede değil sahada / şubelerde sorun, kendinize gelin, bizler sizler için varız gibi saçma sapan cümleler kurulacak. Sorunun merkezi olmuş bölge ve Genel Müdürlük birimlerinden çözüm beklenir mi? Banka McKinseyci zihniyetin, “yağma arabın böreği” olmuş. Afiyet olsun. Üst yönetim sahanın değil alacağı primlerin derdinde, banka Arap sermayeye geçti diye kitli sakallar bırakıldı, göstermelik Cuma namazlarına başlandı ama hala bacağı masaya uzatıp viski, puro alışkanlıkları devam ediyor. Personel tacizlerine, kurum içi çapraz çiftleşme ilişkilere hiç girmeyeyim yazı bitmez.

Personel niçin mutsuz?

Çoğu bankada olduğu gibi bu bankada da personele “memnuniyet” anketi yapılıyor. Aslında performans formlarında üstü kapalı personele yıllardır bu sorular sorulur. Bankanızda çalışmasını arkadaşlarınıza önerir misiniz? İşten ayrılırken, “bankada tekrar çalışmak ister misiniz?” gibi tuzak soruların altında aslında memnuniyet ölçümü vardır. Çoğu çalışan isim dahi yazmadan bu sorulara verdiği cevapların kimin verdiğini kolayca bulabileceklerini düşündüklerinden aslında Genel Müdürlüğün duyması gereken cevapları verilir. Zira elektronik ortamda verilen cevaplarda isim yazmana gerek yok hangi bilgisayardan gönderildiğini bulmak zor değil. Buna rağmen personel o noktaya gelmiş ki son anket yerlerde. Ne müşteri memnun ne çalışan. Nasıl memnun olsunlar ki. Her gün yanındaki arkadaşı bölgelere çağrılıp bankadan ayrılmaya ikna etmeye çalışılan, istifa ettirilen bir ortamda insanlar nasıl memnun olsun. “Kurbanlık Koyun gibi hangi gün sıra kendilerine geleceğini bekler” olmuş çalışanlar. Gelecek kaygısı yaşayan personel memnun olabilir mi? İşe konsantre olabilir mi? İşten çıkardığınız insanlar ile ilgili; bazı yazarları duygusal olarak ikna (!) edip ne kadar güzel iş yaptığınızı, ne kadar delikanlı davrandığınızı yazdırabilir, Yönetim Kurulu Başkanınızın ne kadar İnsalcıl çalıştığına yönelik haber reklamı yaptırabilirsiniz, kendinizi kandırabilirsiniz, ama sahada algı, yaşananlar tam tersi biline. İnsan merkezli çalışma insanları ekmeğinden etme ile değil yanlarında olduğunuzu hissettirmekle olur. Yüzlerce insanı yasak olmasına rağmen kulağı ters gösterip kovduğunuzu bilmeyen mi kaldı. İnsanları salak yerine koymaktan vaz geçin de gerçekler ile yüzleşin. Üst Yöneticilere yüksek ödeme yapan banka olarak dört büyük bankanın verdiği paraların toplamını verirken kurduğunuz saltanatın şubelerde de mi olduğunu sanıyorsunuz? Katar katar artırdığınız üst yönetici ödemeleri bir gün boğazınızda kalır.

Hedefler % 40 arttı, şubeler : “bu ortamda mı?” diye sordu

Banka üst yönetim hedefleri yüksek seviyede tuttu. Son günlerde yabancı kökenli raporlar Türkiye için olumlu sinyaller verip ülkenin % 3 ile büyüyeceğini tahmin ederken en son IMF % 6 büyür diye topa girdi. Hızını alamayan banka ise % 40 büyüme hedefi koydu. IMF’nin ülke % 6 büyür demesi bile abartılı bulurken banka bunun 7 katı hedef koydu. Çok gerçekçi, Hayırlı olsun! Bilançolar açıklandıkça göreceğiz. Öyle ya, Covid-19 yok, esnaf işe yetişemiyor, sanayici yatırım için bankalarda kuyruk, millet yastık altındaki altın ve dövizini kapıp banka kapılarında kuyruk olmuş tabi ki hedefler % 40 artacak. Bu arada personeli bölgelere çağırıp “istifa et, işi tatlıya bağlayalım” dediğinizi müşteriler duymuyor mu sanıyorsunuz? Personelin “ne zaman sıra bana gelecek” modunda çalıştığından da haberiniz yoktur kesin. Artık oldu. Müşteriyi mi memnun etmek istiyorsunuz önce personeli memnun edin. Sorun müşterilerde değil sizin çağ gerisi İK yönetim ve yöntemlerinizde. “Müteahhitliği bırakın da biraz banka ile ilgilenin” derim. Birileri sizi personel çıkarıyorsunuz diye “delikanlı banka” ilan edebilir ama Erol TAŞDELEN çıkar gerçekleri suratınıza çarpar. Bizde “yalakalık” yok çünkü, bu yaştan sonra yalakalık yapacak ruh da yok, tasma takılacak boyun da(!) Yolunuz açık olsun.’

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Kariyer, Özgeçmiş, Işe Alma, Iş Görüşmesi, Işe Alım, Iş

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.