Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

MERHABA !

Tecrübeli Hazineci Erden Armağan ER, merak edilen Döviz, Hisse Senedi, DİBS, Eurobond gibi karışık konuları herkesin anlayacağı dil ile yazdı. ER’in yazılarının kıymeti de buradan kaynaklanıyor zaten. Ana Stratejik öngörülerinin sürekli doğru çıkan, Erden Armağan ER takipçileri ile yeniden buluşuyor.

Yayınlanma:

|

Sevgili BankaVitrini.com okurları,

Öncelikle yeni platformumuzun sektöre, çalışanlarına ve ülkemize hayırlı uğurlu olması temennisi ile başlamak istiyorum. Platformunu bana da açma nezaketini gösteren ve yeniden yazma fırsatı veren editörümüz sevgili dostum Erol TAŞDELEN’e de çok teşekkür ederim.

Editörümüzün, İsmimi köşe yazarları arasında duyurduğundan bu yana düşünüyorum “ne yazsam nereden başlasam acaba?” diye. Aslında kararsızlığım konu bulmak sıkıntısından ziyade, özellikle ülkemizde cereyan eden ekonomik ve siyasi olgu ve olayların hangi birinden söz edeceğimi bilememe şaşkınlığı. Zira, her gün öylesine büyük gündemler oluşturacak konular ortaya çıkıyor ki, hepsini yazmaya kalksak ne bu köşe yeter, ne de okurun okumaya sabrı yeter. Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere, kararsızlığımı asıl uzmanlık alanım olan Para ve Sermaye Piyasalarının temelini oluşturan TCMB Haftalık Para, Mevduat ve Döviz İstatistiklerini yorumlayarak  başlamanın uygun olacağını düşündüm. Perşembe günleri TCMB tarafından düzenli olarak açıklanan bu tablodaki veriler sanırım “Hamlığımı Atabilmek” adına isabetli olacaktır.

Öncelikle bu tablo bize neyi anlatmaktadır, kısaca buna bir değinelim. Piyasalarımızda finansal yatırımlarda bulunan yerli yabancı kurumsal ya da bireysel yatırımcıların tercihlerini hangi finansal enstrümanlarda değerlendirdiklerini gösteren haftalık bir tablodur. Var olan tasarrufların ne kadarının Dövizde, Hisse Senetlerinde ya da Devlet İç Borçlanma Denetleri ( DİBS ) ile Eurobond cinsi dış borçlanma senetlerinde bulunduğunu göstermektedir. En nihayetinde de bu tercihlerin sonunda TCMB’deki Net Döviz Rezervlerindeki değişim izlenebilmektedir.

TCMB HAFTALIK MEVDUAT MENKUL KIYMET VE DÖVİZ İSTATİSTİKLERİ

27.11 – 04.12.2020 Haftasında Neler Olmuş?

Yurtiçi Yerleşiklerin Döviz Mevduatı: Haftalık bazda bakıldığında bireysel ve kurumsal yurt içi yerleşikler toplamda 3 milyar 237 milyon USD döviz alımı gerçekleştirmişler. Artış tutarının 2 milyar 247 milyon USD’lik kısmı “Gerçek Kişilerin” talebinden, 995 milyon USD’lik kısmının da “Tüzel Kişilerin” talebinden kaynaklandığı gözlenmektedir. Tabloyu neden öncelikle döviz mevduatlarındaki haftalık değişimden açıklamaya başladığımın sebebi gayet açıktır. Ekim Ayında TCMB’nın PPK Toplantısından “faiz arttırmama” kararının çıkması ile başlayan yükseliş ivmesinin, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın görevden affı, TCMB Başkanı’nın görevden alınmasının ardından ortaya çıkan iyimserlik döneminin yarattığı döviz fiyatlarındaki düşüş önemli miktarda kayıp ve kazançlara neden olmuştur ve ekonomideki öncelikli fiyat “döviz fiyatıdır” da ondan. Akabinde Cumhurbaşkanı’nın Ekonomi ve Adalet alanında vadettiği reformların neler olacağı izlenirken, piyasaların “hükümet” e olan güvensizliğinin ( TL’nin yılbaşından bu yana USD karşısında %44’lere varan değer kaybının gerçek sebebi budur ).  Güvene dönüşüp dönüşmeyeceği ve açılan kredinin (!) vadesinin ne olacağı bu haftaki döviz mevduatı rakamlarından açıkça anlaşılmaktadır. Vatandaşlarımız ve işletmelerimiz yılbaşından bu yana, toplamda 37,5 Milyar USD’lik Tasarruflarını “dövizde” tutmayı tercih etmiştir.

Yabancı Yatırımcı Hisse Senedi Payı: Kanımca, tablonun ikinci en önemli başlığı da yabancı yatırımcıların borsamızda sahip oldukları “hisse senedi” stoklarının oranı ve miktarıdır. Son birkaç haftadan bu yana hükümet kanadından yapılan “yabancıların” Türkiye’ye olan ilgilerinin artıp artmadığına ilişkin söylemlerinin doğruluğu bu kalemdeki değişimden izlenebilmektedir. Yılbaşından bu yana yabancı yatırımcılar nette 4,6 Milyar USD’lik Hisse Senedi satmışlar. 13 Kasım Haftasından bu yana giren miktar ise toplamda 1,5 Milyar USD ve Stok Oranı %50,1 yani  aslında Kasım ayını hariç tuttuğumuzda 6,1 Milyar USD tutarında satış yapmışlar son dönemde de 1,5 Milyar USD’lik kısmını geri almışlar diyebiliriz. %50 seviyesinin altını 2001 Yılından bu yana görülen en düşük seviyelerden biri olarak kabul edebiliriz. Peki ya yabancılar ülkemizden çıkarken borsadaki yükselişi neye bağlayacağız diye sormak aklınıza gelebilir. Cevabım yeni piyasaya giren 600 bin civarındaki yeni yatırımcıdır. Ortalama yaş aralığı 20-35 arasındaki bu yatırımcılar, faizlerin talimatla düşürüldüğü ve Pandemi nedeniyle yükselen para arzı döneminde, alternatif ve hızlı kazanç peşinde olan gençlerden oluşmaktadır. Şeffaflığın ve denetim eksikliğinin başta kamu kurumları olmak üzere, borsa şirketlerinde de var olduğu, birçok hisse senedinde oluşan piyasa dışı fiyatlamaların (manipülasyon) arkasının takip edilmediğinin bilindiği bir ortamda bu yükselişlere pek de şaşırmamak gerekir. Faizlerin yükselme eğilimine girdiği, Takipteki Alacak Sorununun sürekli ertelendiği bir ekonomide, borsa endeksinin %50’ye yakın kısmının “banka hisselerinden” oluşmasının borsanın yükselmesinde ne gibi bir mahsuru olabilir öyle değil mi? 

Yabancı Yatırımcı DİBS Payı: Yabancıların Türkiye yatırımları ve özellikle de TL’ye olan ilgilerini izleyebildiğimiz önemli başlıklardan birisi de DİBS yatırımlarıdır. Haliyle TL’deki önemli değer kaybının etkileri bu kalemde de belirgin bir biçimde gözlemlenmektedir. 04/12/2020 tarihi itibariyle DİBS Stok miktarı, T. C. Hazinesi’nin ihraç ettiği TL cinsi İç Borçlanma Senetlerinin sadece %3,5’i seviyesindedir. Bu oran geçtiğimiz yılın sonunda %9,5’la son 20 yılın en düşük değerine ulaşmış durumun dahi gerisindedir. 13-20 Kasım 2020 haftasındaki 1,8 milyar USD’lik tutarı saymazsak (Geçmişte görülen %20’lik paylar dikkate alındığında) 14-15 Milyar USD’lik bir yabancı çıkışının da bu kalemden olduğunu gözlenmektedir.

Yabancı Yatırımcı Kamu EUROBOND Payı: Yabancı yatırımcıların TL enstrümanlardaki dramatik çıkışlarının yanında açıkçası sisteme, olan inancımızı bir nebze olsun arttıran kalem Eurobondlar gibi durmaktadır. Şimdilik, yabancıların sahip oldukları Türk Varlıkları içerisinde en önemli pay bu kalemde yatmaktadır. Eurobondlarımıza hala %50’nin üzerinde bir payla sahip olmaya devam etmeleri , T.C Hazinesi’nin borçlarını döndürebileceğine ilişkin inançlarının var olduğuna işarettir. Eğer bir Ödemeler Krizine girmezsek başka bir tabirle Moratoryuma gitmezsek ( Cumhuriyet tarihi boyunca 1958 yılı hariç yaşanmamıştır) yabancıların Kamu Eurobondlarına ilgisinin daha da azalmasını beklememekteyiz.

“Güven” sorunu hala askıda!

TCMB Haftalık Para Mevduat İstatistikleri Tablosunun bize vermiş olduğu verilerin ne anlam taşıdıklarına ilişkin detayları açıklamaya çalıştığımız bu yazının mesajı şudur: Yurttaşların ve yerli şirketlerin TL’ye güvenleri hala çok zayıf seyretmekte ve geleceğe yönelik Enflasyon, Faiz ve dolayısıyla Döviz fiyatlarındaki kötüleşmenin süreceğine ilişkin beklentileri kötüleşmektedir.

Aynı şekilde yabancı yatırımcılar da TL’ye ve dolayısıyla hükümet politikalarına inançlarını yitirmiş görünmektedirler. Türkiye’nin potansiyeline olan inançları ise döviz cinsi borçlanma senetlerinin sunduğu cazibe nedeniyle ( dünyada %6,5-%7,5 ABD Doları faizi başka yerde yok ) sürmektedir. Ancak 2021 ve sonrasında yaşanabilecek bir bankacılık sistemi batık kredi sorununun ( olasılık giderek artmakta) bu güvenin sürdürülebilmesine katkısı ne olur? Onu da hep birlikte göreceğiz.

Saygılarımla

Erden Armağan ER   [email protected]

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Kripto para milyonerleri bir bir ölüyor

Yeni çağın yükselen trendi olarak görülen kripto para borsasının üzerinde bir lanettir dolaşıyor. Son olarak dijital varlık şirketi Amber Group’u kuran Tiantian Kullander’ın hayatını kaybetmesi, kripto para borsasının milyonerlerinin esrarengiz ölümlerini yeniden gündeme getirdi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Milyarlarca sterlinlik bir kripto para birimi şirketinin kurucu ortağı olan 30 yaşındaki Tiantian Kullander, uykusunda hayatını kaybetti. Dijital varlık şirketi Amber Group’u kuran Tiantian ‘TT’ Kullander, 23 Kasım’da öldüğünde sadece 30 yaşındaydı. TT olarak da bilinen Kullander’ın ölümünü şirket sözcüsü de 27 Kasım Pazar günü doğruladı. Ancak milyoner ismin ölümünün nedeni hakkında herhangi bir ayrıntı paylaşılmadı.

Kullander’ın ölümü, pek çok kişi için sadece talihsiz ve genç yaşta hazin bir son olarak görülse de kripto para borsasıyla ilgilenenler için pek de öyle değil. Çünkü TT, son yıllarda bu alanda milyoner olarak öne çıkıp hayatını kaybeden dördüncü isim.

Hemen hemen hepsi oldukça gençti, parmaklarının ucunda milyarlar vardı ve ölümleriyle beraber her biri arkasında bir yığın soru işareti bıraktı. Peki dijital dünyada milyarlarla oynayan ve esrarengiz bir şekilde hayatını kaybeden o isimler kimler? Tüm yaşananlar aslında kripto para borsasının laneti mi yoksa basit bir tesadüf mü?

TIANTIAN KULLANDER

Sözcü’nün haberine göre; 30 yaşındaki Tiantian Kullander, yakın zamanda değeri 3 milyar dolar olan bir kripto para ticaret platformu olan Amber Group’un kurucu ortağıydı. Şirket, cuma günü yaptığı açıklamada, Kullander’in 23 Kasım’da beklenmedik bir şekilde uykusunda öldüğünü duyurdu.

Singapur merkezli şirket, Kullander’in nerede ve neden hayatını kaybettiğini de açıklamadı.

Tiantian Kullander, genç yaşına rağmen 2019’da Forbes’un 30 yaş altı 30 listesine girmişti.

Derin bilgisi, işbirliği yapma isteği ve başkalarına her zaman yardım etme arzusu sayısız yeni şirkete ve kişiye fayda sağladı. İçgörüleri ve yaratıcılığı birçok projeye, kişiye ve topluluğa ilham verdi.”

Kullander, Amber Group’taki kurucu rolü yanında, ayrıca bir e-spor organizasyonu olan Fnatic’in de yönetim kurulundaydı. Kullander, genç yaşına rağmen 2019’da Forbes’un 30 yaş altı 30 listesine girdi ve Amber Group’un başarısının temel direklerinden biri olarak nitelendi.

TT olarak da bilinen Kullander, son yıllarda bu alanda milyoner olarak öne çıkıp hayatını kaybeden dördüncü isim.

Amber Group’un merkezi Singapur’da ve web sitesinde Atina, Cenevre, Dubai, Hong Kong, İstanbul, Londra, Mexico City, Taipei, Tokyo, Vancouver ve Zürih’te varlık gösterdiği belirtiliyor.

Şirket kısa süre önce 3 milyar dolar (2,4 milyar sterlin) değerindeydi, ancak son aylarda kripto para birimlerinin değerinin düşmesiyle bir darbe almıştı. Amber Group da bu yüzden bu yıl personelinin yüzde 10’unu işten çıkardı.

Kullander’in ölümü, sadece haftalar önce, sektördeki başka bir genç milyonerin Porto Riko’da bir kumsalda boğulmasını hatırlattı.

NIKOLAI MUSHEGIAN

Kullander’ın ölümü akıllara hemen, birkaç hafta önce hayatını kaybeden ve en esrarengiz ölümlerden birine sahip olan Nikolai Mushegian’ı getirdi. 29 yaşındaki Mushegian’ın, ölümünden kısa bir süre önce Twitter’da CIA ve İsrail’in ulusal istihbarat teşkilatı Mossad’ın onu öldüreceğinden endişe duyduğunu belirtmesi de bu ölümü ayrıca esrarengiz hale getirdi.

Nikolai Mushegian, ismini MAKER birimi ile duyurmuştu. Bir dönem MAKER platformunda 8 milyar dolarlık birikim yer alıyordu. Ayrıca BitShares ve Balancer projelerinde de yer almıştı.

Mushegian, ölmeden saatler önce şunları yazmıştı: “CIA, Mossad ve bazı seçkinler, Porto Riko ve Karayip adalarında bir tür seks kaçakçılığıyla şantaj çetesi yürütüyor. Casus olan eski kız arkadaşım ile beni suçlayacaklar. Bana ölümüne işkence edecekler.”

Nikolai Mushegian, ismini MAKER birimi ile duyurmuştu.

Mushegian, CIA ve Mossad’ın kendisini öldüreceğinden korktuğunu tweet attıktan saatler sonra 28 Ekim’de öldü. Ancak Mushegian’ın ailesi, genç adamın ölümünün şüpheli olduğuna inanmadı ve onun geçmişte akıl sağlığı sorunları olduğunu söyledi.

Yine de iş arkadaşlarından bazıları, ölümünün şüpheli olduğunu iddia etti. Kripto milyonerinin, 29 Ekim’de Ashford Beach’te suda bir sörfçü tarafından tamamen giyinik ve cüzdanını da taşırken bulunması bu iddiaları kuvvetlendirdi.

Mushegian’ın ölümü gibi kripto dünyasından bir başka ölüm daha dikkat çekmişti. 2018’de yaşanan olay için hala çeşitli komplo teorileri de üretilmeye devam ediyor. Hatta Netflix bile bir belgeselinde bu konuya değinmişti…

GERALD COTTEN

Evet, Gerald Cotten’in 2018’deki ölümü o kadar çok entrika ve tartışmaya yol açtı ki, Netflix belgeseli Trust No One’da da araştırıldı.

İflas etmiş kripto para firması QuadrigaCX’in 30 yaşındaki kurucusu, 9 Aralık 2018’de eşiyle Hindistan’da balayındayken öldü. Ve milyonlarca dolar değerindeki kripto varlıklarına erişebilen tek kişi de kendisiydi. Cotten’ın hayatını kaybetmesiyle beraber 169 milyon dolar da kayboldu.

Cotten’ın ölümüne pek çok yatırımcı inanmadı ve bunun bir kurmaca olduğunu iddia etti. Ayrıca Cotten’ın ölümünden sadece dokuz gün önce bir vasiyetname imzalaması da ölümüyle ilgili şüpheleri artırdı.

Gerald Cotten’ın hayatını kaybetmesiyle beraber 169 milyon dolar da kayboldu.

Bazı yatırımcılar, gerçekten o olduğunun kanıtlanması için cesedinin mezardan çıkarılmasını bile talep etti. Öldüğü sırada firmasının yaklaşık 115.000 müşterisi vardı.

İnternetteki söylentilerde, Cotten’in aslında hala hayatta olabileceği ve zimmetine geçirdiği paralarla yaşamaya devam ettiği iddia edildi.

Müfettişler, cüzdanların Nisan 2014’ten itibaren yaygın olarak Bitcoin depolamak için kullanıldığını, ancak Nisan 2018’de biri hariç hepsinin aniden boşaldığını ve atıl durumda kaldığını tespit etti. Son cüzdan, Cotten’in ölümünden altı gün öncesine kadar, 3 Aralık’a kadar hala para transfer etmek için kullanılıyordu, ardından da boş bırakıldı.

Vanity Fair’in haberine göre Cotten, 2014 yılında yaptığı bir röportajda şifrelerini bir kağıda yazıp bir bankadaki kasaya kilitlediğini, çünkü bu paraları güvende tutmanın en iyi yolunun bu olduğunu söyledi.

Kanada’dan Globe and Mail’in haberine göre; Cotten ve karısı, balayı için 8 Aralık 2018’de Jaipur’daki otele varıp check-in yaptıktan kısa bir süre sonra Cotten, şiddetli mide ağrısından şikayet etti ve yakındaki bir hastaneye götürüldü ve burada kendisine gezgin ishali teşhisi kondu. 24 saat sonra da öldü. Ölümüyle ilgili şüpheler olmasına rağmen otopsi yapılmadı.

MATTHEW MELLON

Matthew Mellon, Meksika’nın Cancun kentindeki bir uyuşturucu rehabilitasyon kliniğine girmeye hazırlanırken 2018’de kalp krizinden öldü. Değeri 200 milyon doları aşan XRP paralarına sahipti ve kripto para birimlerine erişebilen tek kişiydi.

Mellon, New York City’de Mellon Bank’ın kurucusu Yargıç Thomas Mellon ile Amerikalı bankacı ve Drexel Üniversitesi’nin kurucusu Anthony Joseph Drexel’in soyundan gelen en eski bankacı ailelerden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Matthew Mellon, 2018’de kalp krizinden öldüğünde değeri 200 milyon doları aşan XRP paralarına sahipti ve kripto para birimlerine erişebilen tek kişiydi.

Delray Beach, Florida ve Northeast Harbor, Maine arasında büyüdü ve 21 yaşına geldiğinde 25 milyon dolarlık bir miras aldı. Pennsylvania Üniversitesi’ndeki Wharton Okulu’na girdikten sonra moda, telekomünikasyon ve finans alanlarına ilgi duydu.

Bir dönem New York’ta Cumhuriyetçi Parti’nin finans komitesi başkanlığını da yaptı. Bitcoin alıp satarak kripto para birimi kariyeri ile servetini artırdı. Mayıs 2015’te internet aracılığıyla para göndermek için kullanılan bir iletişim protokolü olan Ripple Labs’ın küresel elçisi oldu ve 1 milyar dolarlık bir servete ulaşan XRP için 2 milyon dolar yatırım yaptı.

İlk karısı Tamara Mellon ile 1998 yılında uyuşturucu bağımlıları için düzenlenen bir rehabilitasyon toplantısında tanıştı ve 2000 yılında aralarında Hugh Grant, Liz Hurley gibi isimlerin de bulunduğu gösterişli bir düğünle evlendi.

Nicole ve Matthew Mellon

2006’da bir düğünde ikinci eşi Nicole ile tanıştı ve iki yıl sonra aile dostu Diane Von Furstenberg’in Bahamalar’daki evinde evlendi. Çift daha sonra 2016 yılında boşandı. Mellon’un biri Tamara’dan ve ikisi Nicole’den olmak üzere üç çocuğu bulunuyor.

Ayrıca ayda 100.000 dolar harcadığı ve günde yaklaşık 80 hap aldığı bir OxyContin bağımlılığıyla mücadele etmişti. 2016’da Mellon, bu bağımlılığından doktorları sorumlu tutmuştu.

Mellon’un ölümüyle beraber kaybolan kripto paralara ulaşmak için ailesi hala uğraş veriyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

En büyük döviz rezervine sahip ülkeleri

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin, şaşırtıcı bir şekilde 3.193 trilyon dolarlık varlığa sahip uluslararası rezervler açısından daimi liderliğini korudu. İkinci sırayı 1.238 trilyon dolarla Japonya alırken, üçüncü sırayı 892 milyar dolar varlıkla İsviçre aldı.

Ukrayna’yla ilgili yaptırımlar nedeniyle Batı tarafından dondurulanlar da dahil olmak üzere Rusya‘nın varlıkları 540 milyar dolara yükseldi. Bu, Rusya’nın geçen yazdan beri dördüncü sırada yer alan Hindistan’ı yerinden etmesine izin verdi. Eylül sonu itibarıyla Hindistan‘ın varlıkları 532 milyar doları buldu. İki ülke 2015’ten beri bu göstergede birbiriyle yarışıyor.

Rapora göre, ilk 10’un alt yarısında, gelişmekte olan ekonomilerin gelişmiş piyasa emsallerini geride bıraktığı ilginç bir eğilim görüldü. Hong Kong altıncı en büyük rezerv sahibi olarak Suudi Arabistan tarafından yerinden edildi, Güney Kore yedi numaraya geriledi. Brezilya dokuzuncu sıraya yükseldi ve Singapur da onuncu sıraya geriledi.

Almanya ve ABD geçen yıl sırasıyla 11. ve 12. sıralarını korurken, Fransa 13. sıraya yükseldi ve onu 14. olarak İtalya izledi. Meksika üç sıra yükselerek 15. sıraya yükseldi. Tayland, İngiltere, İsrail, Polonya ve Çek Cumhuriyeti sırasıyla ilk 20’yi tamamladı.

Çalışma, RIA Novosti tarafından 2021 yılı itibariyle dünyanın en büyük 90 ekonomisinin merkez bankalarından alınan verilere dayanılarak yapıldı. Nihai örneklem, Eylül ayı verilerini Kasım ayı ortasında açıklayan en büyük rezervlere sahip 50 ekonomiyi içeriyordu.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bankaya dolar borcunu ödettirmediler

Yayınlanma:

|

Yazan:

Piyasalarda, bir bankanın sendikasyon kredisini erken kapatmak istediği ancak BDDK’nın izin vermediği konuşuluyor. Bu yaklaşımın, döviz kıtlığı nedeniyle TCMB ve BDDK’nın bankalara son zamanlarda uyguladığı baskının parçası olduğu belirtiliyor. Dr. Murat Kubilay da, kaynağı belirli sermaye akışının olmaması ve cari açığın artması nedeniyle Türkiye’yi 6 ayda yine zor günlerin beklediğini söyledi.

‘Ödemeler dengesi riski kısmen dindirildi’

Ekonomist Dr. Murat Kubilay, haziran ayında BDDK ve TCMB’nin reel sektör ve bankalara uyguladığı sermaye kısıtlamaları gerçekleşmeseydi Türkiye’nin dış ödemeler dengesi krizine girme, yani dış borçlarını ve ithalat ödemelerini tam vaktinde yapabilme zorluğuna düşme durumunun artmış olacağına dikkat çekerek, “Ancak ihtimal hâlâ sürüyor” uyarısı yaptı. Rahatlamadaki bir diğer önemli etkili faktörün net hata ve noksan kalemi altında toplanan ve düzenli olan döviz girişine işaret eden sermaye akımının olduğunu belirten Kubilay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii sermaye girişlerinin kara paranın aklanması veya temiz yolla elde edilmiş paranın finansal sisteme kayıt dışı sokulması ya da Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesi gibi yarattığı şüphe ve haliyle riskler var. Fakat bunları bir kenara bırakırsak, Türkiye ekonomisi yüksek enflasyon ve düşük faiz ortamında, küresel piyasalarda işlerin gelişmekte olan ülkeler lehine gitmediği bir dönemde, bu yöntemlerle dış ödemeler dengesi riskini kısmen dindirmeyi başardı. Böylece Sri Lanka’nın durumuna düşmedi ve Mısır, Pakistan ile Tunus gibi karşılaştırılan diğer ülkeler gibi IMF kaynaklı döviz kaynaklarına başvurmadı. Diğer taraftan bu önlemlerin kısa vadede ekonomik aktiviteyi bozucu, yani büyümeyi düşüren olumsuz etkisi oldu. Ayrıca kara para merkezi haline gelindiğine dair yurt içinde ve dışında kötü bir zan altında kaldı.”

Kaynağı belirli sermaye akışının olmaması ve cari açığın kış aylarında doğal olarak artması neticesinde önümüzdeki 6 ayda da Türkiye’yi yine zor günlerin beklediğine dikkat çeken Kubilay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TCMB’nin elindeki satılabilir rezerv kısıtlı. Bu nedenle Rusya ile yapılan doğalgazın ruble ödenmesi ve Suudi Arabistan’dan sağlanacak döviz mevduat önemli olacak. Bir taraftan Türkiye yurt dışından pahalı da olsa hâlâ borçlanabiliyor, diğer taraftan borçlanma miktarı düşük olduğu için net döviz çıkışı sürüyor. Hatta bu noktada TCMB’nin bankalara sürekli baskı yaptığı konuşuluyor. Bu esnada seçimlere doğru önümüzdeki 6 aya ilişkin en kritik faktörler; kredi politikasının ne derecede genişletileceği ve ekonomi yönetiminin benzer döviz kaynaklarına alışılmadık yöntemlerle ne derece erişmeyi başarabileceği. Çünkü mevcut rezervler finansal istikrarı korumaya bir süre daha yeterli olsa bile bu haliyle oldukça genişleyici kamu harcamalarının ve kredi musluklarının açılmasının yan sonucu olan dövize talebi dengeleyecek durumda henüz değil. Bir taraftan iktidar bir şekilde ve başarılı olarak endişe ettiğimiz senaryoları öteliyor, diğer taraftan eldeki imkanlarını gittikçe tüketiyor. Bu durum yıkıcı süreci 2023’e ötelerken, seçimlere kadar istikrarın korunmasını daha da zorlaştırıyor.”

Bu ortamda politika faizinin, bankalara TCMB tarafından aktarılan kaynağın maliyetinin belirlenmesinde ve ticari kredilerde tavan sınır olan referans faizin belirlenmesi haricinde bir önemi kalmadığını da vurgulayan Kubilay, şöyle konuştu:

“Bireylerin dövize olan talebi ancak kur korumalı mevduatla, o da getiri düşüklüğünden ötürü kırılgan bir şekilde gerçekleşiyor. Bu nedenle politika faiz oranından öte, ne derece kredilerin kullanıldığı, kamu harcamalarının artırıldığı, memur, emekli ve asgari ücretli maaş zamlarının ne olacağı; bu esnada sermaye kısıtlamalarının ne derece sertleştirildiği ve kayıt dışı para kaynaklarının ne kadar sürdüğüne odaklanmak gerekiyor. Tabii ekonomi politikası seçim odaklı yürütüleceği için, anketlerdeki durum ve iktidarın kaybetme ihtimali arttıkça daha çok ekonomide gaza basacağı da dikkate alınmalı. Son olarak küresel piyasalar ve dünya ekonomilerindeki çalkantı ve yavaşlama da önümüzdeki 6 ayda Türkiye ekonomisinin geleceğini tayin edecek.”

Akbank öncülüğünde başlayan sendikasyonlarda yenileme oranları gerilerken, Türkiye’nin yüksek CDS’i nedeniyle maliyetler de sürekli artıyor. Yılın ilk sendikasyonları nisan-mayıs tarihlerinde gerçekleşirken, ikinci dönemdeki sendikasyon maliyetlerinde artışlar oldu. Nisan sendikasyonunda dolar dilimi için SOFR+ yüzde 2,75 euro dilimi için Euribor+ yüzde 2,10 iken, bu maliyet ekim-kasım döneminde SOFR artı yüzde 4,25 ve Euribor artı yüzde 4’e yükseldi.

Şu ana kadar 7 banka sendikasyon kredilerini yenilerken, Garanti Bankası’nın da yakın vadede anlaşmayı açıklaması bekleniyor:

Hangi banka, ne kadar sendikasyon aldı?

Akbank: 225 milyon dolar ve 177,5 milyon euro olmak üzere iki dilimli sendikasyon kredisi sağladı. Sendikasyonda çevirme rasyosu yaklaşık yüzde 60 seviyelerinde kaldı.

Denizbank: 329,5 milyon euro ve 276,5 milyon dolar olmak üzere iki dilimden oluşan 367 gün vadeli sendikasyon kredisi aldı. Sendikasyonda çevirme oranı yüzde 72 oldu.

İş Bankası: 330,5 milyon euro ve 191 milyon dolar tutarında 367 gün vadeli sendikasyon kredisi anlaşması imzaladı. Sendikasyon kredisi yüzde 69 oranında yenilendi.

TEB: 200 milyon euro ve 63,5 milyon dolar olmak üzere iki dilimden oluşan sendikasyon kredisi sağladı. Sendikasyonu çevirme oranı yüzde 77 oldu.

Vakıfbank: 222,5 milyon dolar ve 328 milyon euro olmak üzere toplam 560,3 milyon dolar tutarında sendikasyon kredisi aldı. Sendikasyon çevirme oranı yüzde 90 olurken, 2022 yılındaki 1,5 milyar dolarlık kredileri toplamının yüzde 97’sini yeniledi.

Yapı Kredi: 210 milyon dolar ve 249 milyon euro tutarında iki ayrı dilimden oluşan yaklaşık toplam 458 milyon dolar sürdürülebilirlik bağlantılı sendikasyon kredisi anlaşması yaptı. Bankanın sendikasyon çevrim oranı yüzde 61 seviyesinde kaydedildi.

Ziraat Bankası: İkinci dönem sendikasyonlara girmedi. Nisanda 352,5 milyon dolar ve 814 milyon euro olmak üzere toplamda 1,24 milyar dolarlık sendikasyon kredisi temin etmişti.

QNB Finansbank: 184,5 milyon dolar ve 253 milyon euro olmak üzere iki dilimden oluşan sürdürülebilirlik bağlantılı sendikasyon kredisi temin etmek üzere anlaşma imzaladı.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.