GÜNDEM
Prof. Dr. Boratav : Sri Lanka’da ayaklanma
Birkaç yıldan beri öngörülen borç krizlerinin ikinci örneği Arjantin’den sonra Sri Lanka’da yaşanıyor.
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Nisan 2022’de Sri Lanka’da yaygın, sert bir halk ayaklanması başladı; hâlâ sürüyor. Ayaklanmanın seyrini aşağıdaki haber başlıkları aktarıyor1:
- 2 Nisan: “Kemer sıkmaya karşı kitle protestoları. Olağanüstü hal.”
- 14 Nisan: “Gençlik isyanda; sistem değişikliği talep ediyor.”
- 7 Mayıs: “Genel grev sonrasında yeniden olağanüstü hal.”
- 9 Mayıs: “Başbakan istifa etti; konutu yakıldı.”
- 11 Mayıs: “Konutların yakıldığı ikinci gece; başbakan kaçtı.”
- 12 Mayıs: “Cumhurbaşkanı’ndan askere ‘ateş serbest’ emri.”
- 14 Mayıs: “Yeni başbakan acı IMF programını üstleniyor.”
Bu dramatik haberlerin ayrıntılarına giremem. Elbette Sri Lanka uzmanı da değilim. Ama “dünya sınıf kavgaları” üzerinde derlediğim bilgileri aktarmaya, değerlendirmelerimi okurlarımla paylaşmaya çalışıyorum.
İki hafta önce Latin Amerika ile başlattığım bu gezintiyi bugün Asya’da, Sri Lanka ile sürdürmek istiyorum.
“Kendiliğinden”, yıkıcı bir sınıf patlaması…
Aktardığım haber başlıkları Sri Lanka’da “kendiliğinden bir sınıf kavgası” yaşandığını gösteriyor.
Öğrenebildiğim kadarıyla Sri Lanka’da en azından dört sosyalist parti var. Kısaltmalara göre NSSP, FSP, USP ve SEP… Parlamentoda temsilcileri yok.
Bunlardan Troçkist SEP’in ayaklanma üzerindeki bildirisi dikkat çekiyor: “İşçi sınıfı sendikalardan bağımsız eylem komiteleri oluşturmalı; işçilerin çıkarlarını savunarak ezilen kitlelerin desteğini sağlamalıdır. Sosyalist politikaları izleyecek bir işçi ve köylü hükümetinin temeli böyle inşa edilebilir” (WSWS, 17 Mayıs 2022).
Güzel, ama isyan haberlerinde bu tür örgütlenmelerin ipuçları dahi yoktur. “Kendiliğinden”, yani örgütsüz bir sınıfsal patlama söz konusudur. Yakar, yıkar, istifalara yol açabilir; sonunda sönüp gider… Sri Lanka, galiba bu çalkantıyı yaşamaktadır.
Çeyrek yüzyılı aşkın bir iç savaş
Hint yarımadasının uzantısı, bugün nüfusu 22 milyon olan ada ülkesi Sri Lanka (eski adı Seylan), 1948’de Britanya İmparatorluğu’nun bir dominyonu, 1972’de cumhuriyet olarak bağımsızlığını kazanacaktır.
Nüfusun %75’i Budist çoğunluklu Sinhal’lerden, %15’i Hindu ağırlıklı Tamil’lerden, %10’u Müslüman ve Hristiyan azınlıklardan oluşuyor.
Bağımsızlık sonrasında Tamil azınlığın savunduğu federal sistem kabul edilmedi. Tamil’lerin ve diğer azınlıkların %50’lik temsil ilkesi bir süre uygulandı; sürdürülemedi. 1956’da Sinhal dili (Sinhala) resmî dil olarak kabul edildi.
Sonraki dönemde, Sinhal çoğunluğun Tamil nüfusa karşı uyguladığı ayrım ve baskılar silahlı bir direnme hareketini tetikleyecektir. Tamil Kaplanları adındaki ayrımcı hareket silahlı bir ayaklanma başlatacak; ülke, çeşitli kesintilerle 26 yıl (1983-2009) sürecek bir iç savaşa sürüklenecektir.
2009’da Birlemiş Milletler iç savaşın 80.000-100.000 ölüme yol açtığını tahmin edecektir. Ayaklananların terör eylemlerine başvurduğu biliniyor. Hükümet güçlerine dönük ağır savaş suçu iddiaları yaygındır; yargılanma gerçekleşmemiştir.
On beş yıllık bir iktidar: Rajapaksa hanedanı
İç savaş son bulduğunda Cumhurbaşkanı olan Mahinda Rajapaksa dört yıl önce (2005’te) seçilmişti. Kardeşi Gotabhaya Rajapaksa o tarihte Savunma Bakanı, bugün Cumhurbaşkanı’dır. 11 Mayıs’ta evi yakılarak kaçan ve istifa eden başbakan ise 2005’in cumhurbaşkanı Mahinda’dır.
Bu iki kardeşe, iki erkek kardeşi daha ve hepsinin yetişkin erkek çocuklarını ekleyelim. Büyük toprak sahibi feodal Rajapaksa ailesinin yedi kişilik siyasetçilerine ulaşacaksınız. Bu yedi kişi (üç yıllık bir kesinti hariç) 2005-2022 dönemi boyunca, ülkeyi Cumhurbaşkanı, Başbakan olarak ve diğer ana bakanlıkları dönüşümlü paylaşarak yönetmiştir. Görevlerini de içeren listeyi BBC News veriyor (12 Mayıs 2022).
Nisan-Mayıs ayaklanmasının hedefi olan; konutları yakılan Rajapaksa hanedanı budur.

Rajapaksa kardeşler: Cumhurbaşkanı Gotapaya ve başbakanı Mahinda (2019 Colombo).
Bu “hanedan saltanatı”nın öncesine de göz atalım.
Sömürge döneminden devralınmış yapısal özellikleri ağır basan Sri Lanka, 1955 Bandung Konferansı’nın kurduğu bağlantısızlar grubuna katıldı. 1977’de de “serbest piyasa ekonomisi” güzergâhına yönelen ilk Güney Asya ülkesi oldu. Planlı, korumacı politikalar son buldu; ülke “erken sanayisizleşme” tuzağına savruldu (A.Chowdhury, Naked Capitalism, 19 Nisan 2022).
Bağımlı yapısal özellikleri temsilî ve aksak bir “demokrasi” ile bütünleştirelim; 26 yıllık bir iç savaşın katkılarını da ekleyelim. Sonuç, iç savaşa son veren Podujana Peramuna Partisi’nin on beş yıllık iktidarıdır. Özelliklerini aktardığım Rajapaksa ailesinin partisi…
Büyük toprak sahibi, giderek “hanedanlaşan” bu klan için temel öncelik, devlet aygıtının denetimini sürdürmektir. “Normalleşen” ortamın ekonomik çıkarları, ne pahasına olursa olsun iktidarın korunmasını gerektirecektir.
İlk uyarı 2015’te gelecek, muhalefeti toplayan bir ittifak karşısında Mahinda Rajapaksa başkanlığı yitirecektir. Yenilgi geçicidir. İktidara gelen ittifak Ekim 2018’de dağılacak; yeni başkan Sirivasan üç yıl önce yenilgiye uğrattığı Mahinda Rajapaksa’yı bu kez başbakanlığa atayacaktır.
İktidar nasıl korunur? Türkiye ile benzerlikler…
Mahinda Rajapaksa’nın 2018’deki başbakanlığı “yarım iktidar”dır. Telafi fırsatı 2019 seçimi arifesinde gelecektir. IŞİD, Nisan’da başkent Colombo’da otelleri, kiliseleri bombalayacak; 269 kişi ölecek; 500 kişi yaralanacaktır.
Rajapaksa ailesi 2019 terör eylemini fırsata çevirecektir. İç Savaş’a son veren savunma bakanı Gotapaya Rajapaksa Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterilecek; Tamil Kaplanları’nı IŞİD terörünün suç ortağı olarak ilan edecektir. “Sinhal oyları seçimi almamıza yeter” diyen Gotapaya haklı çıkacaktır. Ezici oy farkıyla cumhurbaşkanlığını kazanacak; Podujana Peramuna Partisi de parlamento çoğunluğunu sağlayacaktır.

Ülkeler-arası benzerlikleri abartmayalım. Yine de bu iki ülkede “Güney faşizmi” süreçlerinin ortak özellikleri dikkat çekicidir:
IŞİD’in Suruç, Ankara Garı katliamları, Davutoğlu’nun “kokteyl terör” benzetmesi, Güneydoğu’da Hendek operasyonu, Aralık 2015 seçimleri, 2016 FETÖ darbe girişiminin Saray tarafından bir “fırsat” olarak kullanılması ve sonraları… Bunlar, Rajapaksa ailesinin yukarıda sıraladığım 2019 hamlelerine adeta örnek olmuştur.
Güvenlik, büyüme ve refah artışları vadederek 2019 seçimini kazanan Gotapaya Rajapaksa, başbakanlığa kardeşi Mahinda’yı getirecektir. 2020-2022 döneminde, kamu açıkları ölçüsüzce pompalanacak; dış açıklar döviz rezervlerini tüketecek; Nisan 2022’de 78 milyon dolarlık bir ödeme temerrüde düşecek; dış borç krizi patlak verecektir. Batı basını Çin’den kaynaklanan “borç tuzağı”nı vurguluyor. Geçersiz iddia… Dış borçların ezici ağırlığı uluslararası finans kapitaledir.
Türkiye benzerlikleri, Saray’ın 2016 sonrasında büyümeye öncelik veren politikaları bakımından da devam ediyor. Şu farkla ki Türkiye bütçe açıklarına değil, kredi pompalamasına dayalı seçeneği yeğlemiştir.
Sonuçlar şimdilik çakışmıyor. Sri-Lanka’daki siyasal sonuçları yazının başında aktardığım haber başlıkları özetliyor. Halkı ayaklandıran ekonomik sonuçları ise IMF ile kredi müzakerelerine hazırlanan yeni başbakan Wickremesinge açıklıyor (WSWS, 17 Mayıs 2015):
“Kasım 2019’da döviz rezervlerimiz 7.5 milyar dolardı; bugün 1 milyon dolara zorlukla ulaşabiliyoruz. İki üç günde içinde 75 milyon dolar bulmazsak bugünkü kuyruklar kısalmaz. Bir günlük benzin stokumuz kaldı. Elektriğin dörtte biri de petrolle üretiliyor; kesintileri günde 15 saate çıkarmamız gerekebilir. Dört aydan beri ilaç üreticilerine ödeme yapılamadı. Sri Lanka Havayolları satmak zorundayız. Yurttaşlarımızı çok sancılı aylar bekliyor.”

Birkaç yıldan beri öngörülen borç krizlerinin ikinci örneği Arjantin’den sonra Sri Lanka’da yaşanıyor.
Türkiye, Sri Lanka başbakanının özetlediği eşiğe henüz gelmedi. Benzer bir ortam belki 2023 seçimine kadar ertelenebilir. Saray’ın B planı bu ortamı yeni iktidara devretmek olamaz mı?
- 1.Kullandığım haber kaynakları: World Socialist Web Site (WSWS), Defend Democracy Press, Hindustan Times, BBC News.
İlginizi Çekebilir
GÜNCEL
40 trilyon dolarlık soru: Piyasayı Fed mi, kamu borcu mu yönetiyor?
Yayınlanma:
18 saat önce|
04/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Başkanı Trump, İran ile görüşmelerin sürdüğünü ve Tahran için iyi bir anlaşma yapmanın son şans olduğunu söylerken, İran tarafı Washington ile herhangi bir müzakerenin yapılmadığını açıkladı. Taraflardan gelen birbirini yalanlayan açıklamalar, diplomasi cephesindeki belirsizliğin sürdüğünü gösterdi.
Buna rağmen piyasalar, gerilimin tırmanmak yerine müzakere yolunun yeniden gündeme gelebileceği beklentisini olumlu karşıladı. Trump’ın hafta sonu planladığı geniş çaplı saldırıyı iptal etmesinin ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün yaklaşık %7 gerileyerek 81,50 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 84 dolar seviyelerine hafif de olsa toparlandı. Öte yandan Trump, İran savaşı sonrası artan petrol fiyatlarıyla rekor kâr açıklayan ExxonMobil ve Chevron’u hedef alarak şirketlerin çok fazla para kazandığını söylemek suretiyle akaryakıt fiyatlarını düşürmeleri çağrısında bulundu. Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarının seçmen üzerindeki baskısını azaltmak isteyen Trump’ın çıkışı, petrol şirketleri üzerinde siyasî baskının artabileceğine işaret ederken, sektör temsilcileri ise fiyat artışlarının temel nedeninin küresel arz endişeleri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik riskler olduğunu savundu.
Savaşın eskale edilmesi yerine diplomasiye şans tanınmasının da yardımıyla ABD borsaları dün geceyi yükselişle tamamladı. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq endeksi %2’den fazla yükselirken, güçlü gelen ABD imalat sanayi verilerinin ardından Dow Jones endeksi rekor seviyeleri test etti. Diplomasiye şans tanınması ve beraberinde petrol fiyatlarında görülen değer kaybının kısmen de olsa enflasyon endişelerini hafifletmesi ile, faiz artırım beklentileri de kısmen de olsa zayıfladı. Fed’in eylül ayında 25 baz puanlık faiz artırımına gitme olasılığı %65 olarak fiyatlanırken, yıl sonuna kadar toplam 34 baz puan artırım bekleniyor.
Biz uzun bir süredir Fed’in neden faiz artıramayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Başkan Trump tarafından göreve getirilen ve piyasada faiz indireceği beklentisiyle karşılanan Fed Başkanı Warsh’un ise kredibilitesini tesis edebilmek adına kamuoyu önünde mümkün olduğunca şahin bir duruş sergilemesini bir yere kadar anlayabiliyoruz. Ancak Fed’in bu söylemi piyasa faizlerini yukarı iterken, Warsh’un sırtında âdeta 40 tonluk bir fil oturduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor.
ABD’nin toplam kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolara gelirken (bakınız grafik), artan bütçe açıkları ve yüksek faiz ortamı borç stokunu büyütmeye devam ediyor. Bu durum, Hazine’nin önümüzdeki dönemde daha fazla tahvil ihraç etmesini zorunlu kılarken, ABD tahvil faizleri üzerindeki yukarı yönlü baskının da kolay kolay ortadan kalkmayacağını düşünüyoruz. Kaldı ki, piyasa faizleri zaten kendi dinamikleriyle yükselmiş durumda. Faizlerin yüksek seyrettiği bir ortamda ise böylesine devasa bir borç stokunu çevirmek her geçen gün daha maliyetli ve daha zor hâle geliyor.
Fed’in gerekli rehberliği sunamadığı geçen hafta 30 yıllık ABD tahvil faizi Aralık 2024’ten bu yana en sert aylık yükselişini kaydederken, son 19 yılın en yüksek seviyesini %5,28 ile test etti. Her ne kadar yeni aya uzun vadeli tahviller %5,24 seviyesine hafif de olsa gerileyerek başlarken, Fed’in faiz artıramadığı bir ekosistemde, hâliyle dolar endeksi de (DXY) baskı altında kaldı. Doların piyasa kuru olarak görülen DXY’nin, uzun süredir tehlikeli bölge olarak gördüğümüz 100,50 seviyesinin altına gerilemesi bizlere de âdeta derin bir oh çektirdi. Ortak para birimi EUR dolar karşısında 1,15 seviyesinin üzerinde kalarak son altı haftanın zirvesinde salınırken, kıymetli metaller cephesinde ise ilginç bir şekilde sessizlik devam ediyor.
Sene başında gündeme gelen zayıf dolar temasıyla 5,600 dolar seviyesini test eden ve rekor kıran ons altın, ilk etapta Fed Başkanlığı için Warsh isminin öne çıkması (Ocak sonu), ardından ise savaşın yarattığı (Şubat sonu) dolar likiditesi sıkışıklığı nedeniyle yönünü aşağı çevirerek bir süredir 4 bin dolar civarında taban oluşturmaya çalışıyor. Benzer şekilde gümüşün ons fiyatı da 54 dolar seviyelerinden patlayıcı bir yükselişle 120 dolara kadar tırmandıktan sonra yeniden 54 dolar seviyelerini test ederek düzeltme hareketini büyük ölçüde tamamlamış görünüyor. Henüz alım yönünde aceleci olmasak da, aşağıda yer alan ABD kamu borcu ile kıymetli metaller grafiğini birlikte değerlendirdiğimizde dikkat çekici bir ayrışmanın oluştuğunu sizler de fark edeceksiniz.
Bir noktada kıymetli metallerin yeniden toparlanma eğilimine gireceğini düşünüyoruz. Bunun ilk işaretini de altının dört ay süren düşüş serisini sonlandırarak temmuz ayını sınırlı da olsa artıda kapatmasından aldık. Bu sabah altının ons fiyatı 4,060 dolar, gümüş ise 58,70 dolar seviyelerinde işlem görürken, kripto para cephesinde Bitcoin sıkışık seyrini koruyarak 63 bin dolar civarında hareket etmeye devam etti.
Yeni gün başlangıcında, Asya cephesinde kırmızı rengin hâkim olduğunu görüyoruz. Daha da geniş bir açıdan bakmak gerekirse, Japonya borsası, geçen hafta gerçekleştirilen koordineli yen müdahâlesinin ardından yatırımcıların yeni bir müdahâle ihtimalini fiyatlamasıyla hafif geriledi. Güçlenen yen ihracatçı hisseleri üzerinde baskı oluştururken, gösterge endeks Tokyo borsası %0,5 düştü. Son dönemlerde tahterevalli şeklinde bir görünüm sunan Güney Kore borsası ise bu sabah da %1’den fazla geriledi. Sene başına göre hâlen %47 artıda olsa da, KOSPI’nin tepeden %35 düştüğünü de hatırlatmak gerekiyor. Asya’da bugün gözler Toyota’nın açıklayacağı sonuçlarda olacaktır.
Türkiye cephesinde ise gözler dün açıklanan makro verilere çevrildi. Büyümenin öncü göstergesi olarak takip edilen ve S&P Global tarafından İstanbul Sanayi Odası (İSO) için derlenen PMI (imalat sanayi satın alma yöneticileri) endeksi Haziran ayında 47,1 seviyesinden Temmuz ayında 47,7 seviyesine yükselse de, daralma ile büyümeyi birbirinden ayıran 50 eşik değerinin altında kalmaya devam etti. Daha geniş açıdan bakarsak, imalat sektörü art arda 28. ayda da daralma kaydetti. Veriyi, uzun süredir yüksek seyreden faiz hadlerinin sanayinin çarkları üzerine yarattığı tahribat olarak yorumluyoruz.
Öte yandan, dün TÜİK’in açıkladığı resmî enflasyon verilerine göre Temmuz ayında TÜFE artışı tahminlerin bir miktar altında kalarak aylık bazda %1,78 artarken, yıllık enflasyonu %31,75 seviyesine çekti (Haziran %32,11). Yurtiçi ÜFE tarafında ise aylık %1,52, yıllık ise %27,83 artış yaşandı. Alt kalemlerde ise mevsimsel etkiyle %3,93 düşüş yaşanan giyim ve ayakkabı dışındaki tüm harcama gruplarında aylık bazda artış yaşandığını görüyoruz. Sağlık kalemi aylık %10,74 ile ilk sırada yer alırken, ulaştırma, lokanta ve oteller, ve konut kaleminde %2’nin üzerinde; gıda ve alkolsüz içeceklerde ise %1,6 artış kaydedildi. Hülâsa genele yayılan bir enflasyonist baskının hâkim olduğunu söyleyebiliriz. TCMB’nin yakından takip ettiği özel kapsamlı TÜFE göstergelerinde de bir miktar yükseliş olduğunun da altını çizmek isteriz. Bu verilerin ışığında TCMB’nin para politikası duruşunu değiştirmesini beklemesek de, talep koşullarında yaşanan gevşemenin de yardımıyla TCMB’nin ilk fırsatta %40 seviyesinde olan iş gören faizin kademeli bir şekilde %37 seviyesine (politika faizi) gevşetileceğini düşünüyoruz.
USDTRY kuru bebek adımlarıyla yukarı yönlü hareketine bugün de devam ederken 47,55 seviyelerine yükselirken, hisse senetleri cephesinde ise bankacılık endeksi dün günü %3 yükselişle tamamlarken, ana endeks ise dün de kan kaybederek son sekiz iş gününün yedisini düşüşle tamamladı. Endeks sağlayıcılarından gelen uyarılar, halka arzların yarattığı yük ve NATO öncesi yeşeren filizlerin şimdilik karşılıksız kalması etkili oldu. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi enflasyon verisi ardından %42,11 seviyesinden %41,86 seviyesine gerilerken, CDS risk primi ise 234 baz puan seviyesine gerileyerek bir süredir 240 baz puan civarında sıkışan yatay seyrini geride bıraktı. Bugün TCMB’nin fiyat gelişmeleri raporunu, reel efektif döviz kurunu ve KKTC İstatistik Kurumu’nun enflasyon verilerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise ABD dış ticaret dengesi ve ABD fabrika siparişleri takip edilebilir.
ABD Kamu Borcu vs Kıymetli Metaller
Emre Değirmencioğlu
GÜNCEL
Unuttuğunuz Dijital Cüzdanlar Ortaya Çıkacak: TCMB’den Yeni Sorgulama Sistemi
Yayınlanma:
7 gün önce|
29/07/2026Yazan:
BankaVitrini
TCMB’den Yeni e-Devlet Hizmeti: Artık Hangi Elektronik Para Kuruluşlarında Hesabınız Olduğunu Tek Tıkla Görebileceksiniz
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ödeme sistemlerinde şeffaflığı ve kullanıcı güvenliğini artıracak önemli bir uygulamayı hayata geçirdi. Yeni geliştirilen “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşu Hesap Sahipliği Sorgulama” hizmeti sayesinde vatandaşlar, adlarına kayıtlı elektronik para ve ödeme kuruluşu hesaplarını artık e-Devlet üzerinden görüntüleyebilecek.
Amaç: Daha Güvenli ve Şeffaf Ödeme Ekosistemi
TCMB’den yapılan açıklamada, Bankanın 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında ödeme sistemlerini düzenleme ve denetleme görevini yürüttüğü hatırlatıldı.
Açıklamada, ödeme sistemlerinin güvenli, kesintisiz, etkin ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla sektör paydaşlarıyla yürütülen çalışmalar sonucunda yeni sorgulama hizmetinin geliştirildiği belirtildi.
Vatandaşlar Neleri Görebilecek?
Yeni hizmet kapsamında gerçek kişiler;
- Adlarına kayıtlı ödeme kuruluşlarını,
- Elektronik para kuruluşlarındaki hesaplarını,
- Hangi kuruluşlarda aktif hesaplarının bulunduğunu
e-Devlet Kapısı üzerinden tek ekranda görüntüleyebilecek.
Böylece kullanıcılar yıllar önce açıp unuttukları veya aktif olarak kullanmadıkları hesapları da kolayca tespit edebilecek.
Mirasçılar da Sorgulama Yapabilecek
Uygulamanın dikkat çeken özelliklerinden biri de mirasçılara tanınan erişim hakkı oldu.
Buna göre, yasal mirasçılar da miras bırakan kişinin ödeme ve elektronik para kuruluşlarında bulunan hesap bilgilerine bu hizmet üzerinden ulaşabilecek.
Bu özellik, özellikle dijital varlıkların tespiti ve miras süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesi açısından önemli bir kolaylık sağlayacak.
Dijital Finans Dünyasında Önemli Bir İhtiyaç Karşılanıyor
Son yıllarda;
- dijital cüzdanlar,
- elektronik para hesapları,
- ön ödemeli kartlar,
- hızlı ödeme uygulamaları,
- fintech platformları
çok yaygın hale geldi.
Birçok kullanıcı farklı kampanyalar veya ödeme ihtiyaçları nedeniyle birden fazla elektronik para kuruluşunda hesap açarken, zaman içinde bu hesapların önemli bir bölümü unutulabiliyor.
Yeni sistem sayesinde kullanıcılar tüm bu hesaplarını merkezi bir sorgulama ekranından kontrol edebilecek.
Dolandırıcılık Riskinin Azaltılmasına da Katkı Sağlayacak
Uzmanlara göre uygulama yalnızca kullanım kolaylığı sağlamayacak, aynı zamanda finansal güvenlik açısından da önemli faydalar sunacak.
Sistemin sağlayabileceği başlıca avantajlar şunlar:
- Unutulan hesapların tespit edilmesi
- Kullanılmayan hesapların kapatılabilmesi
- Kimlik bilgilerinin izinsiz kullanılıp kullanılmadığının kontrol edilebilmesi
- Dijital finansal envanterin tek noktadan görülebilmesi
- Miras süreçlerinde dijital hesapların kolayca tespit edilebilmesi
Yetkili Kuruluşlar TCMB Tarafından Yayınlanıyor
TCMB açıklamasında ayrıca faaliyet izni bulunan ödeme ve elektronik para kuruluşlarının güncel listesinin Merkez Bankasının internet sitesindeki “Ödeme Hizmetleri” bölümünde yayımlanmaya devam ettiği bildirildi.
Bu sayede vatandaşlar işlem yaptıkları kuruluşun TCMB tarafından yetkilendirilmiş olup olmadığını da kolaylıkla kontrol edebilecek.
Bankavitrini.com Değerlendirmesi
Türkiye’de dijital ödeme ekosistemi son yıllarda milyonlarca kullanıcıya ulaşırken, elektronik para kuruluşlarında açılan hesap sayısı da hızla arttı.
TCMB’nin devreye aldığı bu yeni hizmet, finansal sistemde şeffaflığı artırırken vatandaşların dijital finansal varlıklarını daha etkin yönetmelerine yardımcı olacak önemli bir altyapı adımı niteliği taşıyor.
Özellikle unutulan hesapların tespiti, miras süreçlerinin kolaylaştırılması ve olası usulsüz hesap açılışlarının erken fark edilmesi açısından uygulamanın finansal güvenliğe önemli katkılar sağlaması bekleniyor.
GÜNCEL
Çipler sarsıldı, müzakere umuduyla petrol rahatladı… Gözler Fed’de
Yayınlanma:
1 hafta önce|
28/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasalar dün jeopolitik gelişmeler ile ekonomik riskler arasında sıkışmasına rağmen günü temkinli iyimserlikle tamamlarken, bu sabah mikro ölçekteki bazlı kaygıların eşliğinde oldukça sert sayılabilecek bir satış baskısıyla güne başlıyoruz. Yapay zekâ yatırımlarına ilişkin soru işaretleri Asya borsalarında satış dalgasını tetikledi. Nvidia’nın OpenAI’nin dev veri merkezi projesine yaklaşık 250 milyar dolarlık finansman desteği sağlayabileceği yönündeki haberler, yapay zekâ ekosisteminin büyümesinin giderek daha fazla sermaye gerektirdiği endişelerini artırdı. Buna Çin’in çip teknolojisindeki ilerlemesi de eklenince, başta yarı iletken hisseleri olmak üzere teknoloji sektörü sert satış baskısıyla karşılaştı.
Son dönemlerde Bitcoin’in volatilitesini geride bırakan Güney Kore borsası KOSPI devre kesicilerin eşliğinde %10,5 düşerken, Tayvan’da da teknoloji hisseleri öncülüğünde %4,5 civarında belirgin düşüşler yaşandı. Gösterge endeks Tokyo borsası da benzer bir şekilde %4,5 gerileyerek son iki ayın en düşük seviyesine geriledi. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de kayıplar ön plana çıkarken, risk iştahının göstergesi konumunda Nasdaq endeksi %1’den fazla geriledi.
Çip sektöründe etkili olan kaygılar artarken, jeopolitik cephede ise tansiyonun düşmesi petrol fiyatları üzerinde baskı kurdu. ABD’nin İran’a yönelik hava saldırılarını durdurması ve diplomasiye yeniden imkân tanıması piyasalara âdeta nefes aldırdı. ABD Başkanı Trump müzakerelerin olumlu ilerlediğini ve anlaşma ihtimalinin bulunduğunu açıklarken, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı geçen hafta Perşembe günü 102 dolar seviyesine kadar yükselmesinin ardından bu sabah 87 dolar seviyelerine kadar gerileyerek son üç günde neredeyse %15 değer kaybetti. Petrol fiyatlarındaki geri çekilme kısa vadede piyasalara nefes aldırsa da, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında görülen yüksek oynaklık ve bunun kontratlar üzerinden gecikmeli yansıması, enflasyon görünümüne ilişkin belirsizlikleri canlı tutuyor.
Bu minvalde, Fed’in bugün başlayan ve yarın sonuçlanacak olağan FOMC toplantısı öncesinde piyasalar defansa çekilirken, 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimali yaklaşık %38 seviyesinde fiyatlanıyor (yıl sonuna kadar beklenti ise toplam 44 baz puanlık artışa işaret ediyor). Her ne kadar petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme piyasalara kısa vadede nefes aldırsa da, bu haftanın asıl yön belirleyicisi Fed’in karar metni ile Başkan Warsh’un basın toplantısında vereceği mesajlar olacaktır.
Küresel finansal sistemi bir uçağa benzetirsek, kokpitte Fed’in oturduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak yeni başkanın kredibilitesini tesis etmek adına şahin bir duruş sergileme isteği ile para politikasının bundan sonraki rotasına ilişkin belirsizlik, zaten kırılgan olan piyasa algısını daha da zorluyor. Daha basit bir anlatımla, uçağın rotasını bu aşamada kestirebilmek oldukça güç görünüyor. Kanaatimizce, Fed söyleminde şahin duruşunu korusa da, bunu agresif bir faiz artırımı döngüsüne dönüştürmekte çekimser kalacaktır. Zira yüksek faizler, ABD’nin devasa kamu borcunun finansman maliyetini artırırken, Başkan Trump’ın faizlerin düşürülmesine yönelik baskısını da göz ardı etmek kolay görünmüyor.
Bu sabah doların piyasa kuru 101,55 seviyesine yükselerek ay başından bu yana en yüksek seviyesini test ederken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık tahvil getirisi geçen hafta test ettiği %4,70 seviyelerine göre %4,62 seviyesine geri çekildi. Riskten kaçışın hızlandığı günlerde güvenli liman kimliğini unutan kıymetli metallerin aşağı yönlü seyri bu sabah kendisini gösteriyor. Altının ons fiyatı dün test ettiği 4,115 dolar seviyesinden 4,050 dolar seviyelerine kadar geri çekilirken, benzer bir şekilde dün 60 doların üzerini test eden gümüşün ons fiyatı da 57 dolar seviyesinin altını test etti. Dün de bültenimizde dile getirdiğimiz üzere, yüksek volatilitenin yeni normal olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Son dönemde küresel piyasalarda yelkenleri şişiren yegâne rüzgârın teknoloji, özelinde ise yapay zekâ hikâyesi olduğunu hep birlikte tecrübe ediyoruz. Ne var ki, uzun zamandır dile getirdiğimiz üzere, bu devasa yatırımların ne zaman somut gelir ve kâra dönüşeceğine ilişkin yatırımcı sabrı giderek tükeniyor. Bunun doğal bir sonucu olarak da, teknoloji hisselerinde sert kâr realizasyonları ve satış baskısı öne çıkıyor. Tüm bu olumsuz gelişmelere ve artan kırılganlıklara rağmen piyasaların sergilediği kayıtsızlık ise bizi belli ölçüde tedirgin ediyor. Basiretli tüccar prensibinden hareketle, riskleri göz ardı etmeden ve gerektiğinde fırsatları değerlendirebilecek likiditeyi koruyarak hareket etmenin bu dönemde daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde USDTRY kuru, kamunun kontrolünde yarın valörlü işlemlerde 47,38 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıllık CDS risk primi ise 243 baz puana gerileyerek sınırlı da olsa iyileşme kaydetti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi, petrol fiyatlarındaki geri çekilmeye paralel %42 seviyesinin altına sarktı. Buna karşın, hisse senetleri cephesindeki limoni hava korunmaya devam etti. Küresel risk iştahının dün sabah saatlerinde görece olumlu olmasına rağmen BIST100 endeksi gün boyu baskı altında kaldı. Endeksin her geçen gün piyasanın gerçek görünümünü yansıtmaktan biraz daha uzaklaştığını düşünüyoruz.
NATO Zirvesi zihinlerde hâlen sıcak bir yer tutarken, ABD yaptırımlarıyla ilgili herhangi bir gelişmenin ise henüz yaşanmadığını not edelim. Öte yandan ABD Başkanı Trump dün Netanyahu’nun F35 itirazına sert bir şekilde yanıt vererek “kimse bana kime neyi satıp satmamamız gerektiğini söyleyemez. Türkiye büyük bir müttefikimizdir” diyerek yanıt verdi. Mali piyasaların gündeminde bugün başlayacak ve yarın 21.00’de sonuçlanacak Fed’in olağan FOMC toplantısı ilk sırada yer bulurken, Kıbrıs adasında ise BM Genel Sekreteri Guterres’in ziyareti yakından takip ediliyor. Makro cephede ise ABD’de tüketici güven endeksi takip edilebilir.
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.044)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.616)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (583)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.979)
- GÜNCEL (4.544)
- GÜNDEM (3.560)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.727)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.469)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (822)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (58)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- 40 trilyon dolarlık soru: Piyasayı Fed mi, kamu borcu mu yönetiyor? 04/08/2026
- BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti 03/08/2026
- Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında 02/08/2026
- Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı 01/08/2026
- TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 01/08/2026
- Enpara Bank’tan yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı 31/07/2026
- Fed’in yön veremediği piyasada dolar değer kaybetti 31/07/2026
- Garanti BBVA’dan 2026’nın ilk yarısında 64,4 milyar lira net kar 30/07/2026
- Ölçek ekonomisi ve oligopol piyasa örneği; indirim marketleri 30/07/2026
- Jeopolitik yine gergin 29/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu

