ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
SABAH BÜLTENİ
Yayınlanma:
10 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Yurt dışı iş ziyaretleri, sağlık kontrolleri, biraz da mola ihtiyacı derken değerli okurlarımızdan bir süredir ayrı kaldık. Geçen sürede önemli gördüğüm satır başlarını, konular çok da bayatlamadan, kısaca gözden geçirip gündemi yakalamaya çalışacağım. Yarından itibaren ise yeniden eski rutinimize döneceğiz.
Türkiye piyasaları açısından geçtiğimiz iki haftanın en kritik dönüm noktası, CHP Kurultay davasının reddedilmesi oldu. Uzun süredir belirsizlik kaynağı olan bu başlığın gündemden düşmesiyle siyasi tansiyon belirgin şekilde azaldığını gördük. TCMB Ekim ayı olağan PPK toplantısında 100 baz puanlık faiz indirimiyle politika faizini %39,5’e çekerken, karar metninde “enflasyonist risklerin sürdüğü” ifadesi korundu. Enflasyonun son aylarda yüksek seyretmesine rağmen TCMB’nin kararına pek de şaşırmadık keza para politikasının enflasyonla mücadelede etkinliğini uzun süredir sorguluyoruz. Kemoterapi (faiz) tedavisi uzun sürerken, kanser (enflasyon) hâlen daha istenilen düzeyde iyileşemedi! Bu nedenle, yüksek faizin enflasyonu indirmek için artık birinci koşul olmadığını düşünüyoruz. TCMB’nin talep koşullarının yanı sıra arz koşullarını da yüksek faizinin reel sektör üzerinde yarattığı tahribatı düşünmeye başladığını düşünüyoruz.
Aynı dönemde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da ekonomiyle ilgili değerlendirmelerinde benzer bir çerçeve çizdi. Her iki isim de dezenflasyon sürecinde bir yavaşlama yaşandığını kabul ederken, yapısal sorunların fiyat katılığını artırdığının altını çizdi. Şimşek’in “TCMB’nin yıl sonu enflasyon tahmin aralığını tutturması zor görünüyor” açıklaması dikkat çekti.
Bu gelişmelerin etkisi ile, BIST100 endeksi bir önceki haftayı %7’nin üzerinde (bankacılık endeksi %12,50) yükselişle tamamlarken, geçen hafta ise yatay bir seyir ön planda kaldı. Yabancı indinde Türkiye’nin risklerini yansıtan 5 yıl vadeli CDS primi 246 baz puana gerileyerek son altı haftanın en düşük seviyesine indi. TL tahvil faizleri hafif de olsun gevşerken, iki yıl vadeli gösterge bileşik faiz %40 seviyesini test etti. USDTRY kuru otoritenin kontrol sahasında 42 seviyesinin hemen üzerine yükselirken, siyasi belirsizliğin bir nebze de olsun azalması ve yurt dışı piyasaların olumlu havası ile Hazine, 2036 vadeli dolar cinsi eurobond ihracını (2,25 milyar dolar, %6,80 kupon faizi) başarılı bir şekilde tamamladı.
Veri akışında, Türkiye’de Türk-İş’in hazırladığı Ekim ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporuna göre, gıda fiyatları Ankara’da bir önceki aya göre %1,58 artış kaydetti. Yıllık gıda enflasyonu %39,06 olurken, dört kişilik bir aile için açlık sınırı 28,412 TL (asgari ücretin üzerinde), yoksulluk sınırı ise 92,547 TL oldu. Her ne kadar TÜİK ile Türk-İş ve İTO verileri arasında korelasyon zayıflasa da, Ankara’da gıda enflasyonunun göreli olarak düşük düzeyde kalması, bugün açıklanacak resmî enflasyon verileri üzerinde bir miktar da olsa aşağı yönlü risk oluşturmuş olabileceğini düşünüyoruz. Türkiye’de bulunduğum geçen hafta özellikle gıda sektöründe ‘ciddi’ pahalılığı ve satın alma gücünün (cüzdan) nasıl zorlandığı bizzat tecrübe ettim!
Enflasyon cephesinden gelen en taze veri ise hafta sonu İTO tarafından açıklandı. Ekim verilerine göre İstanbul’da aylık TÜFE artışı %3,31 olurken, yıllık artış ise %40,84 seviyesine hafif de olsa yükseldi (Eylül %40,75). Verinin alt kalemlerinde giyim ve ayakkabı fiyatlarında %17,26 artış (mevsimsel faktörler) dikkat çekerken, gıda, lokanta ve otel gruplarında %4, haberleşme grubunda ise %5,4 artış dikkat çekti. Bu noktada bugün TÜİK tarafından açıklanacak resmî enflasyon verisi önem arz ederken, İTO ve TÜİK arasında seri farkları nedeniye anlamlı bir korelasyondan da söz edemiyoruz. Ekim ayı TÜFE artışının %2,7 olması beklenirken, Cuma günü TCMB tarafından açıklanacak yılın son Enflasyon Raporu ise TCMB’nin 2026 hedef patikasına ışık tutacaktır. Özellikle beklentiler cephesinde yaşanan bozulmaya karşı TCMB’nin tahminleri merakla takip edilecektir.
Enflasyon görünümündeki bozulma, yurt içi yerleşiklerin yatırım davranışına da açık bir şekilde yansıdığını gördük. Şöyle ki, parite etkisinden arındırılmış seriye göre, 17 Ekim ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi 2,3 milyar dolar artmış. Bir adım geri çekilirsek, son üç hafta DTH yaklaşık 4 milyar dolar artmış. Mevduat cephesinde DTH ve KKM’nin toplam mevduat stokundaki payı altın kaynaklı olarak artarken, yatırım fonlarında da yabancı paranın payı %36-37 bandında seyrederek yüksek seyrini korumaya devam ettiğini gördük. Artan DTH talebi, yurt içi yerleşiklerin TL iştahının biraz azaldığını gösterirken, bu eğilimde TL getirilerdeki hafif azalmanın da payı olduğunu düşünüyoruz.
Öte yandan, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu son dönemde altın fiyatları kaynaklı önemli bir dalgalanma kaydettiğini de not etmemiz gerekiyor. Ekim ayının ikinci yarısına bakarsak (14-30 Ekim) net yabancı para pozisyonu yaklaşık 10 milyar dolar geriledi. Her ne kadar bu rakamların dalga boyunda altının etkisi yüksek olsa da, altın etkisi hâriç tutulduğunda net YP pozisyonu yaklaşık 8,5 milyar dolar eridiğini görüyoruz. 30 Ekim valörlü işlemlerde, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 42 milyar dolar düzeyine geriledi (17 Ekim: 53,2 milyar dolar).
Küresel cephede ise hükûmetin kapalı olmasına rağmen ABD’de açıklanan enflasyon verisinin beklentilerin altında kalması ile Çarşamba gecesi sonuçlanan olağan FOMC toplantısında FED politika faizini 25 baz puan indirerek %3,75 – 4,00 aralığına çekti. Trump’ın adamı olarak görülen Miran 50 baz puanlık indirim talep ederken, Kansas City Başkanı Schmid ise faizlerin sabit kalmasını talep ederek ayrıştı. Başkan Powell’ın yılın son toplantısına yönelik (10 Aralık) veri bağımlı ve temkinli mesajları, faiz indirimine kesin gözüyle bakan piyasaları bir miktar da olsun üzerken, dolar (DXY) ve tahvil faizlerinde sınırlı bir yükselişe yol açtı. Powell’ın veri olmaması kaynaklı temkinli bir ton takınmaya çalıştığını düşünsek de, piyasaların ana eğilimini etkileyecek bir durumun söz konusu olmadığını düşünüyoruz.
FED’in göreceli olarak şahin bir seyir takınması DXY son üç ayın en yüksek seviyesine gelirken, EURUSD paritesi de benzer bir şekilde 1,1530 ile son üç ayın en düşük seviyesini test etti. Kraliyet aslanı Sterlin, haftanın son iş günü dolar karşısında 1,31 seviyesinin altına sarkarak neredeyse son altı ayın en düşük seviyesini test etti. Parite kaynaklı gelişmelere paralel EURTRY ve GBPTRY kurları dikkat çekercesine gerilerken, Trump’ın zayıf dolar talebi nedeniyle aşağı yönlü hareketin çok da uzun boylu olmayabileceğini düşünüyoruz.
Emtia cephesinde ise, iki hafta önce kaleme aldığımız son bültenimizde, altın gümüş rasyosunun hedeflediğimiz 77,50 seviyesine gelmesi ile gümüş uzun pozisyonlarımızı 53 dolar seviyesine yakın realize ettiğimizi, benzer bir şekilde, altın uzun pozisyonlarımızı da teknik mânâda hedeflediğimiz 4,250 dolar seviyesine yakın satarak kâr realizasyonuna gittiğimizi belirtmiştik. Bu hamleleri yaparken, emtia cephesinde soluksuz ve biraz da parabolik bir hâl alan yükselişi sorgulamış, sağlıklı yükseliş için kâr satışlarının gerekli olduğunu savunmuştuk. Mürekkep daha kurumadan, sizlerden ayrı kaldığımız sürede beklentimiz de vücut buldu.
Pekâlâ bundan sonra ne yapacağız? Altın cephesinde teknik hareketin başladığı 3,300 dolar ile zirve seviyesi olan 4,385 doların %50 düzeltme seviyesi 3,850 dolar seviyesine tekabûl ediyor. Söz konusu seviyeye doğru sarkmaların yeni alımlarla sebebiyet verdiğini görüyoruz ki geçen hafta altının ons fiyatı en düşük 3,886 dolar seviyesini gördükten sonra yeniden 4bin dolar seviyesinin üzerine toparlamış. Temel tarafta ise doların rezerv gücündeki aşınma ya da artık doğru bir ölçüt sunamaması, merkez bankalarının süregelen alımları ve jeopolitik risklerin trendin yönünü yukarıda tutmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu minvalde, 3,850 – 3,970 dolar seviyeleri (tepe ile dip arasında Fibonacci %38,2 ve %50 geri çekilme seviyeleri) alım yönünde bekleyen yatırımcılar için kullanabilir.
Argümanı biraz daha güçlendirmem gerekirse, Dünya Altın Konseyi verilerine göre, bu yılın üçüncü çeyreğinde merkez bankaları nette 220 ton altın alımı gerçekleştirdiğini okuyoruz. Özellikle, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Rusya’nın döviz rezervlerinin dondurulması ile doğu ülkelerinin atın talebinin ciddi bir şekilde arttığını zaten biliyoruz. Tıpkı, Güney Kıbrıs Rum Kesiminde sermaye kontrollerinin gelmesi ile bitcoinin 2013 yılında ‘uyandığı’ gibi. Hatırlamak gerekirse, 2013 yılında Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs’ta, Rus oligarkların yoğun mevduatına yönelik başlatılan mali operasyon sonucunda uygulanan sermaye kontrolleri aslında modern Avrupa’da “mevduatın kutsallığı” ilkesinin fiilen askıya alındığı ilk örneklerden biri olmuştu. Düşünsenize bir sabah kalkıp bankamatikten sadece otoritenin izin verdiği kadar para çekebiliyorsunuz! Biz yeni dünya düzeninde arzı sabit enstrümanlara olan ilginin devam edeceğini düşünüyoruz. Altın, özellikle gümüş ve bitcoin için olumlu tonumuzu korumaya devam ediyoruz.
ABD ile Çin başkanlarının bir araya gelmesi ardından anlaşmasının da detaylarının somutlaşmaya başlaması, piyasalara ayrı ve olumlu bir motivasyon sağladığını düşünüyoruz. ABD’de teknoloji şirketlerinin finansalları da beklentilerden olumlu gelince, hisse senedi rallisi, pahalı görünse de, dirençli bir tema ile devam ettiğini görüyoruz. Önde gelen endeksler tüm zamanların zirve seviyesinde yer alırken, geçen hafta Amazon hisseleri, bulut bölümü AWS’nin güçlü büyümesi ve olumlu satış beklentileriyle %11’den fazla yükseliş kaydetti. NVIDIA 5 trilyon dolar, Apple ile Microsoft ise 4 trilyon dolar piyasa değeri sınırını aştı. Daha çarpıcı bir örnek vermek gerekirse, en büyük 500 şirketi şemsiyesi altında barındıran S&P500 endeksinin %35’ini Muhteşem Yedili adı verilen yedi adet teknoloji hisseleri oluşturuyor!
2008 küresel finans krizini önceden tahmin eden yatırımcı olarak hafızalara kazınana Michael Burry de bu gelişmeler ardından yeniden sahneye çıktı! The Big Short filmini eminim ki sizler de defalarca izlemişsinizdir. Tıp eğitimini bırakıp finans dünyasına giren Burry, 2005’te ABD konut piyasasının tehlikeli biçimde şiştiğini fark edip subprime (düşük kaliteli) mortgage kredilerinin geri ödenemeyeceğini öngörerek bu kredilere dayalı tahvillere karşı pozisyon aldı. Ancak haklı çıkmadan önce üç yıl boyunca yatırımcılarının tepkisiyle, zarar baskısıyla ve sabır sınavıyla karşılaştığını da unutmamak gerekiyor. Kriz patladığında ise Scion Capital fonu büyük kazanç elde etti ve Burry finans tarihinin en öngörülü isimlerinden biri hâline geldi. 2008’deki başarısının ardından her uyarısı doğal olarak yankı bulsa da, geçmişte olduğu gibi bu kez de haklı çıkması zaman alabileceği göz ardı edilmemelidir!
Daha önce de ele aldığımız üzere, yakın vadede en büyük riski, Mayıs 2026 Fed Başkanın değişmesi ile yaşanabileceğini düşünüyoruz. Powell yerine atanacak kişinin faizleri hızla indirmeye soyuması ile Burry’nin korkuları da hayat bulabilir! Riskten kaçınma başlayınca, en çok değer kazanan enstrümanların ilk önce ve en sert satılacağını unutmamak gerekiyor!
Yeni gün, hafta hatta ayın ilk iş gününe, Asya borsalarının yükselişle başladığını görüyoruz. Güney Kore borsası %2,2 yükselişle başı çekerken, Japonya’nın tatil nedeniyle kapalı konumda olduğunu not edelim. Geçen haftaki teknoloji devlerinin güçlü yapay zekâ (AI) yatırımları itici güç olmaya devam ederken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de artıların göze çarptığını not edelim. Altın fiyatı rekor seviyesinden uzaklaşsa da, haftaya 4bin dolar seviyesinin üzerinden başlarken, gümüş tüm zamanların en yüksek aylık kapanışını yaptıktan sonra 49 dolar seviyesinin kıyısından güne başladığını görüyoruz. Petrol OPEC+’ın üretim artışını erteleme kararıyla hafif de olsa 65 dolar seviyesinin üzerine yükseldi.
Fed cephesinde gelen temkinli mesajlar ardından bu sabah aralık ayına yönelik faiz indirimi %68 ihtimalle fiyatlandığını görüyoruz. ABD’de hükûmetin kapanması verileri aksatsa da, hisse senetleri durumdan pek de şikayetçi gözükmüyor. Gözler işgücü piyasasına ilişkin ADP ve ISM verilerine çevrilirken, AI yatırımlarıyla beslenen rallinin devam etmesini bekliyoruz. Bu hafta AMD, Qualcomm ve Palantir gibi teknoloji şirketlerinin bilançoları yatırımcıların odağında olacaktır.
Siyasi cephede ise, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde (KKTC) Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Ankara’yla ilişkiler açısından dikkat çekici bir mesaj niteliğinde sonuçlandı. Muhalefet lideri Tufan Erhürman oyların %63’ünü alarak tarihi bir farkla kazanırken, “dış politika elbette Türkiye’yle yakın istişareyle yürütülecek” diyerek dengeli bir çizgi benimsedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan “KKTC’nin sahip olduğu demokratik olgunluk” vurgusuyla sonucu olumlu karşılarken, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerine katılmaması, son dönemde özellikle Kıbrıs politikası ve ittifak içi dengelere dair yorumları artırdı. Ankara kulislerinde bu durumun Cumhur İttifakında görüş ayrılıklarına işaret ettiği yönünde değerlendirildiğini görüyoruz. İlk ziyaretini Ankara’ya yapmaya hazırlanan Cumhurbaşkanı Erhürman’ı yakından takip edeceğiz.
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor
Yayınlanma:
1 gün önce|
14/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel piyasaların gündemini Orta Doğu’daki gelişmeler meşgul etmeye devam ediyor. Anlaşma yönünde zaten cılız olan beklentilerin bu sabah daha da zayıfladığını görüyoruz. Savunma Bakanı Hegseth, İran’a uygulanan deniz ablukasının süresiz bir şekilde devam ettirilebileceğini söylerken, Hazine Bakanı Bessent ise gelecek hafta İran’ı ekonomik olarak izole etmeye yönelik bugüne kadar görülmemiş ölçekte yeni adımlar açıklanacağını söyledi. Tahran cephesi ise yaptırımlar kaldırılmadan ve dondurulan İran varlıkları serbest bırakılmadan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına izin vermeyeceğini belirtti.
Bölgede tansiyonun da yüksek seyretmeye devam ettiğini görüyoruz. BAE, iki gemisinin Hürmüz’den geçerken İran tarafından saldırıya uğradığını açıkladı. Savaş öncesinde günde 130-140 geminin geçtiği boğazda trafik bu hafta sadece 8 gemiye kadar geriledi. Öte yandan, enerji cephesinde ise tablo giderek daha sıkıntılı bir hâl alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı IEA, savaşın etkisiyle küresel petrol arzının bu yıl 4,3 milyon varil/gün, yaklaşık %4 azalmasını bekliyor. Kurum sadece bir ay önce 3,7 milyon varillik düşüş öngörüyordu. Petrol fiyatları dün zayıf talep beklentileri ve artan ABD stoklarıyla her ne kadar altı günlük kesintisiz yükselişin ardından %2’den fazla gerileyerek 87 dolar seviyesine inse de, Husilerin Suudi Aramco rafinerisini hedef aldığı haberleri savaşın bölgeye yayılabileceği endişelerini yeniden artırdı.
ABD’nin ablukayı sürdürüp ekonomik baskıyı artırması, İran’ın ise Hürmüz kartını masada tutmaya devam etmesi piyasaların moralini bozsa da, genel havanın çok da karamsar olduğunu iddia edemeyiz. Mesela ABD borsaları dün geceyi rekor seviyelerde tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %0,9 yükseldi. ABD’de zayıf gelen istihdam verilerinin ardından, evvelki gün açıklanan ve piyasa beklentilerine paralel sonuçlanan tüketici enflasyonu ve dün heyecan yaratmayan üretici enflasyonu sonrası, Fed Başkanı Warsh’un özellikle yaklaşan ara seçimler öncesinde faiz artırmakta oldukça zorlanacağı görüşünün piyasalarda büyük ölçüde benimsenmeye başladığını düşünüyoruz. Öte yandan, iyimser verilere rağmen jeopolitik cephede belirsizliğin devam etmesi, son günlerde güzel bir momentum yakalayan kıymetli metallerde kâr satışlarını da beraberinde getirdi. Ya da burada temel dinamiklerden ziyade teknik hareketin ön planda kaldığını itiraf etmemiz gerekiyor.
Altının ons dün 4,450 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 4,320 dolar seviyesine kadar geriledi. Yukarı yönlü hareketin devam edebilmesi adına ilk etapta 200 günlük basit ortalamaların geçtiği 4,500 dolar seviyesinin egale edilmesi gerekiyor. Benzer şekilde gümüşün de ons fiyatı son iki gündür 66,75 dolar seviyelerini test etmesi ardından bu sabah kâr alma isteğine paralel 64 dolar seviyelerine kadar gerilediğini görüyoruz. Gümüş açısından 200 günlük hareketli ortalamaların 71,50 dolar seviyesinden geçtiği not edelim. Kıymetli metallerin keyfi bu sabah kaçarken, kripto cenahında da amiral gemisi Bitcoin’in 63-65 bin dolar seviyelerindeki prangalarından henüz kurtulamadığını söylememiz gerekiyor.
ABD enflasyon verisinin ardından gözlerin TCMB tarafından yayımlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrileceğini, Başkan Karahan’ın sunumu ve ardından düzenlenecek basın toplantısının da önem arz edeceğini belirtmiştik. TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26’dan %28’e yükseltirken, 2027 ve 2028 sonu tahminlerini sırasıyla %15 ve %9 seviyesinde sabit tuttu. Ara hedeflerin de değiştirilmediğini, 2026 için %24, 2027 için ise %15 seviyesinde korunduğunu görüyoruz. Aslında TCMB’nin verdiği mesajı, 2026’da işimiz zor ama 2027 için sıkı para politikasını sürdürerek hedefimizle uyumluyuz şeklinde okuyabiliriz. Tahminlere baz teşkil eden öngörülere baktığımızda, gıda fiyatlarının yurt dışındaki savaş ve kuraklık gibi faktörlerin de etkisiyle yukarı yönlü revize edildiğini görüyoruz. Öte yandan, iç talepteki ivme kaybının belirginleştiği vurgusunun sunum boyunca sıklıkla kullanılması da dikkatimizi çekti.
Hatırlanacağı üzere, bizler de bir süredir iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğini (mesela dün TÜİK tarafından açıklanan veriye göre Türkiye genelinde Temmuz ayında satılan toplam konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre %17 azaldı), kredi büyümesinin son dönemde gözle görülür şekilde ivme kaybettiğini, liralaşma stratejisinin ise güçlü bir şekilde devam ettiğini dile getirerek TCMB’nin üzerine düşeni yaptığını, lâkin jeopolitik risklerin yüksek seyretmesi, aşırı sıcaklar, kuraklık, tedarik zincirlerindeki bozulma ve enerji şoku gibi büyük ölçüde kontrolü dışında kalan faktörlerin TCMB’nin işini zorlaştırdığını anlatmaya çalışıyoruz. Raporun genelinde majör sayılabilecek yeni bir yönlendirme ya da mevcut para politikası ve duruşunda değişim sinyali almazken, Başkan Karahan’ın konuşmasının ise bir miktar daha ılımlı bir tona büründüğünü gördük. Karahan’ın, savaş kaynaklı en kötü dönemin geride kaldığını, orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki risklerin azaldığını ve bir hafta vadeli repo faizine dönüşün gündemde olduğunu söylemesini bu minvalde oldukça önemli buluyoruz.
Savaşın patlak verdiği günden bu yana, yani neredeyse altı aydır, TCMB piyasayı üstü örtülü de olsa politika faizinin 300 baz puan üzerinden fonlayarak Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti’ni (AOFM) %40 seviyesine taşıdı. Jeopolitik cephede havanın normalleşmesi ve enflasyon görünümünde yeni bir bozulma yaşanmaması durumunda, TCMB’nin fonlamayı kademeli olarak politika faizi olan %37 seviyesine doğru gevşeteceğini düşünüyoruz.
Raporun piyasa yansıması ise nötr oldu. USDTRY kuru bebek adımlarıyla yükselmeye devam ederken, hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla 47,90 seviyesine geldiğini görüyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41,41 seviyesine hafif de olsa gerilerken, yabancı nezdinde Türkiye’nin risklerini gösteren beş yıl vadeli CDS risk primi 223 baz puan ile neredeyse savaş sonrası dönemin en düşüğünü test etti. Hisse senetleri Çarşamba gününü somut bir neden olmasa da güçlü yükseli isteğiyle tamamlamış, ana endeks %3, bankacılık endeksi ise %4,2 oranında yükseliş kaydetmişti. Dün itibariyle yükseliş isteğinin devam etmediğini gördük.
Her hafta Perşembe günü olduğu üzere, TCMB’nin haftalık bültenini yine enine boyuna irdeledik. TCMB’nin net yabancı para (YP) pozisyonu, altın fiyatlarında son günlerde egemen olan yükselişin de yardımı ile olumlu mânâda etkilendi. 12 Ağustos valörlü işlemlerde 52 milyar dolar seviyesine yükselen net YP pozisyonu savaş sonrası dönemin zirvesine geldi. Kıymetli metallerde son haftalarda egemen olan yükselişin yurt içi yerleşikleri bir miktar da olsa heyecanlandırdığını görüyoruz. 7 Ağustos ile sona eren haftada gerçek kişilerin uzun bir aradan sonra parite etkisinden arındırılmış seriye göre DTH hesaplarında yaklaşık 1,4 milyar dolar artış görülüyor ki bunun yaklaşık 0,5 milyar dolarını kıymetli metaller oluşturuyor. Yurt dışı yerleşiklerin portföyündeki menkul kıymetlerde DİBS kesin alım 0,55 milyar dolar artış kaydetmiş. Kuvvetle muhtemel yabancı da AOFM’deki gevşeme yönünde pozisyon almış.
Yeni gün başlangıcında ise, Asya piyasalarında ılımlı bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. ABD’de tüketici enflasyonu ardından üretici fiyatlarının da beklentilerden daha ılımlı sonuçlanması Fed’in yakın vadede faiz artırmayacağı beklentisinin güçlendirereken, hisse senetlerinin de destek bulduğunu görüyoruz. ABD borsalarının geceyi rekor seviyelerde tamamlamasının da etkisiyle gösterge endeks Nikkei %0,6 yükselirken, haftalık kazancının da %5’e yaklaştığını not edelim. Güney Kore borsası KOSPI ise %1,6 yükselişle bu sabah önde koşmaya devam ediyor. Teknoloji ve büyüme hisseleri ön plana çıkarken Nintendo ve Sony %5-6 civarında değer kazandı. Fed’in eylül ayında faizleri sabit tutacağına %70 ihtimal tanınırken, sene sonu beklentisi de 23 baz puana geriledi.
Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye cephesinde TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi, yurt dışında ise ABD’de perakende satışlar ve ABD Michigan tüketici güven endeksi önem arz ediyor.
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de
Yayınlanma:
3 gün önce|
12/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların gündemini Orta Doğu’da devam eden ABD-İran meselesi meşgul etmeye devam ediyor. Anlaşma umutlarının son dakikada yerini yeniden belirsizliğe bırakmasına artık pekâlâ alıştık. Kasım ayında ABD’de yapılacak ara seçimlere adım adım yaklaşılırken, yükselen enerji fiyatları, savaş karşıtı seslerin giderek artması ve en önemlisi altıncı ayına yaklaşan savaşta İran’ın direncinin kırılamaması, buna karşılık ABD’nin savaş mühimmat stoklarının kritik seviyelere kadar gerilemesi, psikolojik üstünlüğü de İran tarafına geçirmiş görünüyor. Brent cinsi ham petrolün sadece bir haftada 78 dolardan 90 dolara yükselerek %13 değer kazanması dünyayı gererken, ABD cephesinin de artık arkasına bakmadan bölgeden çıkıp evine dönmek istediğini düşünüyoruz. Lâkin bunu yaparken mağlup olduk görüntüsü vermek istememesi, İran’ın da elinin güçlendiğinin farkında olması, diplomatik süreci ister istemez daha da çetrefilli bir hâle getiriyor.
Bu gelişmelerin ışığında, küresel mali piyasaların dün günü hafif de olsa satış baskısıyla tamamladığını, lâkin karamsar bir havanın da egemen olmadığını peşinen belirtmemiz gerekiyor. ABD borsaları geceyi hafif düşüşlerle tamamlarken, son günlerde yatırımcı ilgisini üzerine çeken kıymetli metaller de bir miktar kâr satışına maruz kaldı. Buna rağmen yukarı yönlü isteğin korunduğunu görüyoruz. Altının ons fiyatı bu sabah 4,415 dolar seviyesine yükselirken, gümüş 66 dolar seviyesine yakın işlem görüyor. Teknik mânâda, dün bültenimizde grafikler eşliğinde gösterdiğimiz üzere, altında yukarıda ilk olarak 4,500 dolar (200 günlük hareketli ortalama), devamında ise 4,575 dolar seviyesini takip ediyoruz. Gümüşte ise ilk hedef, 200 günlük hareketli ortalamaların geçtiği 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesi olarak ön plana çıkıyor. Kripto âleminin amiral gemisi Bitcoin ise 64-65 bin dolar bölgesindeki prangalarından henüz kurtulamadı. Kurtulması durumunda soluğu 71 bin dolar seviyesinde alacağını düşünüyoruz. Bu arada, Altın/Bitcoin rasyosunun son dört haftadır altın lehine ilerlediğinin de altını çizmek isteriz.
Jeopolitik gelişmeler gündemin ana maddesi olmayı sürdürürken, Bab el-Mandeb Boğazı’nda Husilerin saldırdığı Mısır’a ait yük gemisinde 4 mürettebat hayatını kaybederken, ABD ise İran ablukasını ihlal ettiğini belirttiği Panama bandıralı bir gemiyi Umman Körfezi’nde vurdu. İki kritik deniz yolunda artan gerilim, petrol üzerindeki yukarı yönlü baskıyı da hâliyle artırıyor. Kızıldeniz’de ABD ve Husilerin saldırılarına ilişkin haberlere bu sabah Asya’dan da yenileri eklendi. Kuzey Kore, Güney Kore ve ABD’nin ortak askerî tatbikatı öncesinde balistik füze fırlatırken, Tayvan ise Çin ile Endonezya’nın adanın doğusunda planladığı ortak deniz tatbikatına tepki gösterdi. İran’ın Hürmüz Boğazı konusunda geri adım atmamasıyla petrol yükselirken, jeopolitik risklerin yanı sıra uzun vadeli faizlerin yükseldiği bir günde altının güvenli liman kimliğini tekrar hatırlayarak yükselişle cevap vermesi dikkatimizden kaçmadı.
ABD’de 30 yıllık tahvil faizi dün %5,28 seviyesini test ederken, ABD ve Japonya’nın ortak müdahâlesine rağmen yeniden 160 seviyesine dayanan USDJPY paritesine paralel olarak Japonya’da da faiz artışı beklentileri güçleniyor. Beş yıllık Japon tahvil faizi %2,10 ile son otuz yılın en yüksek seviyesini test ederken, faiz getirisi olmayan altının tüm bunlara rağmen yükselme isteği sergilemesinin tekrar altını çizmek isteriz. Normal şartlarda risksiz faiz olarak görülen devlet tahvillerinin getirileri yükselirken hırpalanmasını beklediğimiz altının, bu kez merkez bankalarının kontrolü kaybedebileceği endişesiyle değer kazandığını düşünüyoruz. ABD ile Japonya’nın ortak döviz müdahâlesinin arka planında, yükselen uzun vadeli tahvil faizlerini baskılama isteğinin de yattığını unutmamak gerekiyor. İç talebi daha da zayıflatmamak adına faiz artırmaktan kaçınan Japonya’nın, yene müdahâle edebilmek için dolar satıp yen alması gerekiyor. Lâkin bunun için ihtiyaç duyduğu doları yaratmak adına elindeki ABD tahvillerini satması, bu kez ABD tahvil faizlerini daha da yukarı itiyor. ABD’nin neden Japonya ile birlikte müdahâle ettiğinin şimdi daha da iyi anlaşıldığını düşünüyorum: ABD’nin uzun vadeli tahvil faizlerinin yukarıya gitmesine tahammülü yok!
Tüm bu gelişmelere rağmen, yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında iyimser bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,3 yükselirken, dün kapalı konumda olan gösterge endeks Tokyo borsası ise %0,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de hafif de olsa yükseliş isteği dikkat çekerken, piyasaların gözü bugün ABD’de 15.30’da açıklanacak TÜFE verisine çevrildi. Reuters anketine göre manşet enflasyonun aylık %0,1 (yıllık %3,4), çekirdeğin aylık %0,2 (yıllık %2,5) artması bekleniyor. Beklentilerin üzerinde bir veri, zayıf istihdam rakamlarının ardından gerileyen Fed faiz artışı beklentilerini yeniden güçlendirebilir. Öte yandan zayıf bir gerçekleşme ise, faiz artırım beklentilerinin zayıflamasına neden olabilir. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını peş peşe düşüşle tamamlayan petrolün, Temmuz ayında yükselişe geçerek 100 dolar seviyelerini test etmesinin enflasyon verisine nasıl yansıyacağını hep birlikte göreceğiz. Fed’in zayıf seyreden istihdam ile artan petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskı arasında sıkışması ve faiz artırmakta zorlanacağı beklentisinin ise ana tema olmaya devam edeceğini düşünüyorum.
Fed vadeli faiz kontratları, eylül ayında faiz artırımına bu sabah da neredeyse yazı-tura ihtimali verirken, sene sonuna kadar ise 29 baz puan artırım fiyatlanıyor. Gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi yeniden %4,70 seviyesinin kıyısında işlem görürken, dolar endeksi ise göreceli olarak yatay bir seyir izleyerek psikolojik 100 seviyesinin hemen altında yer alıyor. Enflasyon verisi, dolar ve tahvil faizleri açısından kritik önem arz ederken, 1,1535 seviyelerinde veriyi bekleyen EURUSD paritesinin de yukarı yönlü seyrine devam edebilmesi için haftayı 1,1525 seviyesinin üzerinde tamamlaması gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise USDTRY kuru 47,75 seviyelerine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 225 baz puan seviyelerinde ve son dönemlerin en düşüğünde işlem görmeye devam ediyor. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif de olsa yükselerek %41,75 seviyelerine gelirken, gözler ABD enflasyon verisinin ardından yarın TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrilecektir. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini bir kez daha belirterek savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilme ihtimalini göz ardı etmiyoruz. Dün Bloomberg haberinde hisse senedi piyasasında yaşanan garip fiyat hareketleri ve bununla ilgili SPK’ya yönelik taleplerin ön plana çıkması dikkatimizden kaçmadı. Bloomberg’e göre büyük fon yöneticileri, bazı hisselerdeki olağan dışı fiyat hareketlerinin piyasa güvenini ve Türkiye’nin MSCI gelişmekte olan ülke statüsünü riske attığı uyarısında bulunarak SPK’dan daha sert ve hızlı önlem talep etti. Bu haberin tek başına son dönemde borsa cephesinde yaşanan satış dalgasının bir kısmını açıklamaya yettiğini peşinen belirtelim. Hisse senetlerinde yaşanan kredibilite kaybının üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir başlık olduğunu düşünüyoruz.
ABD Enflasyon
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Fed iki ateş arasında, altın yeniden parlıyor
Yayınlanma:
4 gün önce|
11/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Hürmüz Boğazı’nın açılacağı yönündeki iyimserliğin yine kısa sürdüğünü görüyoruz. İran’ın savaşta uğradığı zararlar için ABD’den tazminat istemesine Trump da yeni bir taleple karşılık vererek İran’ın son 50 yılda neden olduğu ölümler ve zararlar için tazminat ödemesi gerektiğini söyledi. Tarafların karşılıklı tazminat talepleri, İran ile Umman’ın Hürmüz’deki yeni deniz trafiği güzergâhı konusunda anlaşmaya oldukça yaklaştığı bir dönemde çözüm umutlarını yeniden zayıflattı.
ABD’de Kasım ayında düzenlenecek ara seçimler yaklaşırken savaşın kamuoyunda destek görmemesi ve yüksek akaryakıt fiyatlarının özellikle Trump’ı destekleyen kırsal kesimleri rahatsız etmesi, Beyaz Saray üzerindeki baskıyı artırıyor. ABD’nin savaş mühimmatlarının tükenmeye yüz tutmasını da denkleme katarsak, Trump yenilgiye imza atmadan bölgeden derhâl çıkmak istediğini anlıyoruz. Aylar süren askerî operasyonlara rağmen İran’ın Hürmüz üzerindeki hâkimiyetinin kırılamamış olmasına paralel, arzın zayıf kalacağı yönündeki görüşlerin ışığında Brent petrolün varil fiyatı son dört günde %12 yükselerek 88 dolar seviyesine geldi.
Lâkin piyasaların genel çehresinin ise bozulmadığını görüyoruz. Uzun bir sürenin ardından petrolün yükselişine bu sefer düşüşle cevap vermeyen kıymetli metallerin güvenli liman özelliğinin yeniden hatırlanması yükselişe destek sağladı. Fed’in faiz artırmakta zorlanacağı ana görüşüne ilaveten zayıf istihdamın da yardımıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,435 dolar seviyesine yükselerek son dokuz haftanın zirvesini test etti. Yarın açıklanacak kritik ABD enflasyon verisinin faiz artırım beklentilerini daha da zayıflatması durumunda, teknik mânâda bir sonraki hedef seviyenin 4,575 dolar olacağını düşünüyoruz. Mahallenin sert çocuğu gümüş ise bu sabah 66 dolar seviyesinin üzerine yükselerek son 6 haftanın zirvesini test ederken, altın-gümüş rasyosunun da gümüş lehine ilerlemeye devam ettiğini görüyoruz. İyimser havanın bozulmaması kaydıyla gümüşün de yukarıda 80 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Kıymetli metallerin yeniden ön plana çıkmasına paralel Bitcoin 64-65 bin dolar seviyelerinde yatay seyrini sürdürmeye devam ederken, prangalarından kurtulması durumunda, yukarıda 71 bin dolar seviyesini hedefleyeceğini öngörüyoruz (bakınız grafik).
Petroldeki yükseliş küresel piyasalarda yeniden enflasyon endişesini öne çıkarırken, ABD borsaları geceyi hafif de olsa düşüşle tamamladı. Yukarıda da dile getirdiğimiz üzere, tüm gözler yarın ABD’de açıklanacak TÜFE enflasyon verisine çevrildi. Reuters anketine göre manşet enflasyonun aylık %0,1 (yıllık %3,4), çekirdeğin aylık %0,2 (yıllık %2,5) artması bekleniyor. Beklentilerin üzerinde bir veri, zayıf istihdam rakamlarının ardından gerileyen Fed faiz artışı beklentilerini yeniden güçlendirebilir. Fed vadeli faiz kontratları, eylül ayında faiz artırımına neredeyse yazı-tura ihtimali verirken, sene sonuna kadar ise 31 baz puan artırım fiyatlanıyor. Gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi yeniden %4,70 seviyesine yükselirken, dolar endeksi ise göreceli olarak yatay bir seyir izleyerek psikolojik 100 seviyesinin hemen altında yer alıyor. Yarın açıklanacak veri, dolar ve tahvil faizleri açısından da kritik önem arz ederken, 1,1550 seviyelerinde veriyi bekleyen EURUSD paritesinin de yukarı yönlü seyrine devam edebilmesi için haftayı 1,1525 seviyesinin üzerinde tamamlaması gerekiyor.
Hazır para birimlerinden söz etmişken, geçen hafta Japonya ve ABD’nin ortak müdahâlesinin de desteğiyle 155 seviyelerine kadar gerileyen USDJPY paritesi, bu sabah yeniden 159 seviyesine yükseldi. Yen’in değer kazandığı her durumda yeni dolar alıcılarının devreye girdiğini söylememiz gerekiyor. Her ne kadar müdahâleler yenin değer kaybını şimdilik durdursa da, ana eğilimi tersine çevirmenin çok da kolay olmayacağını düşünüyoruz. Yeni bir ortak müdahâle ihtimali de piyasaların temkinli bir seyir izlemesine neden olurken, kısa vadede 160 seviyesine dikkat edeceğiz.
ABD borsaları dün geceyi hafif de olsa düşüşle tamamlarken, Nvidia hisseleri %3 değer kaybıyla ön plana çıktı. Haber akışında Nvidia’nın, yapay zekâ altyapısına yatırım yapmak amacıyla Wall Street’in devleriyle birlikte 500 milyar doları aşan finansman oluşturmayı hedeflemesi, yapay zekâ alanında yapılan devasa yatırımların ne zaman meyve vereceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Bu sabah Pasifik’in diğer ucunda karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Japonya mali piyasaları tatil nedeniyle kapalı konumda olurken, Güney Kore borsası KOSPI ise %1 yükseliş kaydetti. Dün akşam yaşanan düşüşün ardından bu sabah ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa yükselişler görüyoruz.
Türkiye cephesinde ise USDTRY kuru yeni haftaya 47,70 seviyelerinin üzerinden başlarken, EURTRY kuru ise EURUSD paritesinin de desteğiyle 55,00 seviyesinin üzerine yerleşti. CDS risk primi sekiz gündür kesintisiz bir şekilde gerileyerek 226 baz puan seviyesine gerilemek suretiye son bir ayın en düşük seviyesini test ederken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41,60 seviyelerinde kalarak önemli bir değişim kaydetmedi. Gözler Perşembe günü TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrildi. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini düşünüyoruz. Savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilmesini bekliyoruz.
Dün açıklanan Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verileri dikkatimizi çekti. Veriye göre, son iki yılda yerli kartların yurt dışı kullanımı hızla artarken, yabancı kartların Türkiye’deki harcamalarında belirgin bir gerileme yaşanıyor. Hatta yabancı kartların Türkiye’deki harcama tutarı, pandemi döneminden bu yana en düşük seviyesine gerilerken, yerli kartların yurt dışı harcamaları ise tabir caizse patlamış! 2024 yılının ilk yarısında 5,7 milyar dolar olan yurt dışı harcama tutarı, 2026’nın aynı döneminde 10,6 milyar dolara ulaşarak yaklaşık iki katına çıkarken, aynı dönemde yabancı kartların Türkiye’deki harcamaları ise 7 milyar dolardan 5,1 milyar dolara geriledi. Veri bir taraftan Türkiye’nin yabancılar açısından pahalılaştığına ve TL’nin reel olarak değerli olduğuna işaret ederken, diğer taraftan yurt dışına çıkan döviz ile Türkiye’ye kart harcamaları üzerinden giren döviz arasındaki makasın hızla açıldığını da gösteriyor. Bu eğilim, cari denge açısından pek de hoş bir görünüm sunmuyor (bakınız grafik).
Altın fiyatlarının Türkiye’yi ve hâliyle Türk insanını pek çok kanaldan etkilediğini belirtmiştik. Son günlerde yaşanan yükselişin TCMB’nin rezerv pozisyonunu da hızla iyileştirmeye devam ettiğini söylememiz gerekiyor. Rezervlerin yarısından fazlasının altın olduğu düşünülürse, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 7 Ağustos valörlü işlemlerde 45,8 milyar dolar seviyesine yükselerek savaş döneminin en yükseğini test ederken, 507 hocamız altın etkisinin son 3 günde rezervlere ilave olarak 4,5 milyar dolar katkı sağladığını belirtti. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın ise 6,800 TL seviyesine dayandı.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Yerli kartların yurtdışı kullanımı ve yabancı kartların Türkiye kullanımı
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.050)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.622)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (588)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.980)
- GÜNCEL (4.562)
- GÜNDEM (3.562)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.731)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.476)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (825)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (116)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (60)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Brezilya, tavuk eti ve bal ihracatı için AB'den yeşil ışık bekliyor 06/08/2026
- Borsa İstanbul’da gong Quick Sigorta için çaldı 06/08/2026
- Almanya'da fabrika siparişleri Haziran'da tahminleri aştı 06/08/2026
- A101'e koşullu CarrefourSA izni 06/08/2026
- AR-GE'ye geçen yıl 253,5 milyar lira harcandı 06/08/2026
- Gram altında son durum ne? 6 Ağustos 2026 Perşembe altın fiyatları… 06/08/2026
- Roundup davalarının Bayer'e maliyeti 10 milyar doları aştı 06/08/2026
- Wall Street’te hedge fonlara siber saldırı 06/08/2026
- Dolar ve Euro kuru bugün ne kadar oldu? 6 Ağustos 2026 döviz fiyatları… 06/08/2026
- Küresel piyasalarda Hürmüz soruları 06/08/2026
SON YAZILAR
- Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı 15/08/2026
- DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı 14/08/2026
- Vergi rekortmenleri ekonominin röntgenini çekti: Bankalar zirvede, sanayi nerede? 14/08/2026
- Çifte Ekspertiz, Çifte Fatura! BDDK’nın Güncellemeyen Limiti Kredi Maliyetlerini Nasıl Katlıyor? 14/08/2026
- Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor 14/08/2026
- Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de 12/08/2026
- 2026 YILINDA HALKA ARZ OLUP HALKA ARZ FİYATININ ALTINA DÜŞEN ŞİRKETLER… 12/08/2026
- HALKA ARZ olmak üzere iken KONKORDATO ilan eden Şirketler.. 11/08/2026
- Fed iki ateş arasında, altın yeniden parlıyor 11/08/2026
- Fed’in şahinliği istihdama takıldı, sırada çarşamba günü enflasyon var 10/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu







