Connect with us

BANKA HABERLERİ

TCMB VE BDDK BANKALARIN ‘TEMERRÜT FAİZ KEYFİLİĞİNE’ DUR DEMELİ

Yayınlanma:

|

Son üç yıldır sık sık aynı konuyu yazıyorum, bankaların müşterilerine yaptığı bu keyfi uygulama bitene kadar da yazacağım. Bankalardan Kredi kullanan Müşterilere Bankaların uyguladığı “Gecikme / Temerrüt Faiz oranlarında” ciddi bir keyfilik var. TCMB ve BDDK’nın acil olarak ‘hangi konuyu düzenlemesi / sonuçlandırması’ gerekir diye sorsanız bu konuyu söylerim. Konu o kadar acil!

Gecikme / Temerrüt Faiz nedir?

Bankalardan kredi kullanan müşteriler ödemeleri zamanında yapmaması halinde gecikme faizi uygulamakta, bu ek alınan “ceza niteliğinde” gecikme faiz oranına Ticaret Hukukunda “Temerrüt Faiz” oranı deniyor. Bankalar özellikle taksitli kredilerde vadesinden önce ödeme yapan müşterilere taksit tutarı üzerinden indirim yaparken son yıllarda bu uygulamaya da son verdiler, indirim ortadan kalktı artık.  Bankaların ödemeyi zamanında yapmayan müşteriden kredi gecikme faizi almasına kimse itiraz etmiyor, sonuçta Müşteri karşılıklı yapılan kredi sözleşmeye uymayarak ödemeyi zamanında yapmamış tabi ki bunun ek maliyetine katlanacak. Ama Temerrüt Faiz uygulamasında yöntem ve oranında belirsizlik ve ciddi sorun var. İtirazımız da buna zaten. Hukuki olarak bu alanda düzenleme olmayıp konu netleşmediği için de her banka kendine göre bir uygulama içine girdiği gibi aynı bankanın uygulamalarında bile farklılıklar oluşmakta. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, akdi faiz belli fakat Temerrüt Faiz belli değil ise ( ki son yıllarda bankalar taksitli krediler dahi sözleşmelere kasıtlı olarak Temerrüt Faiz oranı yazmıyor ) Temerrüt Faiz akdi faizin % 100 fazlasını aşamaz demesine rağmen açılan kredi davalarında hala farklı faiz oranları ile davalar açılabiliyor.

Temerrüt Faizler niçin farklı?

“Bankaların maliyetleri farklı tabi ki Temerrüt de farklı olacak” diyenler tabi ki çıkacaktır. Buradaki uygulama sabit bir faiz oranı değil ki. Konunun açıklanması açısından  önce bir konuda anlaşalım. Sonuçta hepimiz bankalardan kredi kullanıyoruz. Her şeyin açık, şeffaf soru işaretlerine, belirsizliğe yer bırakmayacak olması gerekmez mi? Müşteri olarak Banka ile kredi ilişkisine girdiğimizde gecikmeye düştüğünde yüzde kaç gecikme faiz oranı uygulanacağını bilmemiz gerekmektedir, banka da bu bilgiyi müşterisi ile paylaşmak zorunda. “Buna kimse itiraz etmez” diye düşünüyorum. Zaten ‘Basiretli Tüccar’ olma kuralı gereği bankanın müşterisine kullandırdığı kredide gecikme faizinin ne olacağını bildirmesi gerekiyor. Bu temel kuralken dikkat edin çoğu bankanın özellikle Ticari Kredilerin taksitli kredilerin ödeme tablolarında gecikme faiz oranı yazmıyor. Karışıklık ve itirazımız da buna zaten. Kredi Kartlarında ve Kredili Mevduat Hesabı – KMH Kredilerde bankaların uygulayabilecekleri azamı Akdi ve Temerrüt faiz oranının TCMB her üç ayda bir açıklıyor. Bankalar da bu kurala uyuyor, kredi kart ekstrelerinde de bu oranlar net olarak yazar zaten. Bu kadar net olmasına rağmen hala mahkeme dosyalarında bu kredilere dahi % 100 fazlası ile Temerrüt faiz talep eden bankalar var. İşin komik tarafı Ticari Müşterilerin imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi ( GKS )’de Türk Borçlar Kanunu ile ilgili madde, gönderme olmamasına rağmen müşteriye % 100 fazlası ile temerrüt faiz uygulanıp dava açılabiliyor. Önceden yazdım; örneğin “eski köye yeni adet getiren” Yabancı sermayeli bazı bankalar işin ucunu o kadar kaçırmış ki GKS’lerine % 225 gecikme faizi uygulanacak cüreti dahi gösterebiliyor ve bunun üzerinden dava açabiliyor. Nasılsa ne sorgulayan var ne denetleyen meydan boş yani! ( Abartma diyenlere Mahkemelere Bilirkişilik yapığımı belgeleri gözlerine sokabileceğimi hatırlatmak isterim ).

Mahkeme aşamasında bankalar Akdi Faiz yokmuş gibi davranıyor    

Malum Bankaların hukuki takip sürecindeki kredilerin toplamı 150 milyar TL dolayında. Sorunlu olarak yüzdürülen kredileri de ekleyince Banka Kredilerin % 15’i mahkeme süreci yaşayabilecek potansiyel taşıyor demektir. Yaklaşık 10 milyar TL’lık dosya da son yıllarda Alacak Satışı yöntemi ile Varlık Yönetim Şirketlerine devredildi. Özetle 2021 ilk yarısına geldiğimizde 550 milyar TL’lık Banka Kredisi açık ya da gizli davalara konu olmuş ya da olabilecek potansiyel taşıyor. Davası süren milyonlarca dosya var. Konu milyonlarca vatandaşı/firmayı ilgilendiriyor ama hala sorun çözülmüş değil.

Mevcut uygulama nasıl?

Mevcut uygulamada Bankalar müşterilerden daha yüksek gecikme faiz almak için iki yönteme başvuruyor. Birincisi, imzalana GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ – GKS metinlerine Temerrüt Faiz ile ilgili düzenleme bölümde ortada hiç Akdi faiz yokmuş gibi davranıp “TCMB’ye bildirilen faiz oranlarının en yüksek olanın % 30 ( son yıllarda genelde %50 fazlası ) üzerine eklenerek Temerrüt Faiz oranı olarak belirlenir” diyorlar.  Bazıları ise 3098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ( TBK ) gereği Uygulanan Akdi Faizin  %100 fazlasını Temerrüt Faiz olarak müşteriye uyguluyor. İcra dosyalarındaki Ödeme Emri ve Takip Talebi bu oranlar üzerinden talep ediliyor. Oysa müşterinin imzaladığı GKS’de  TBK uygulanır diye bu yönde bir madde yok. Üstelik buna rağmen bu tür dosyalarda İstinaf Mahkemelerin onayladığı yüzlerce dosya var. Hiç birinin aslında yasal dayanağı yok ve müşteriden imzalamadığı bir metin üzerinden haksız yere yüksek faiz tahsil ediliyor. Bankalar bu konuda müşterilerine açıkça bir tuzak kurmuş, Mahkemeler, Meclis, TCMB, BDDK dahil bankaların bu tuzağını yıllardır ya görememekte ya da anlamamakta kusura bakmasınlar. Vatandaşın / firmaların yıllardır bu uygulamasına seyirci kalmaktalar. Konu bu kadar acil ve seyirci kalınamayacak kadar önemli biline.         

İş nasıl TBK kadar gidiyor ?

Aslında kredi kullanırken kredi kullanım başvuru formunda; Ödeme planında her şeyin şeffaf, anlaşılabilir olması, belirsizlik olmaması gerekir. İnisiyatif bankaların eline bırakılamamalı. İmzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinde her şey net olmalı. Bunlarda yer almayıp iş TÜRK BORÇLAR KANUNU – TBK’ya kadar nasıl gidiyor insan şaşırıyor. Oysa süreç şu şekilde ilerlemeli. Önce kredi başvuru, ödeme planı gibi evraklarda Temerrüt Faiz var ise bu esas alınmalı. Bu yazılmamış ise Akdi Faiz oranının üzerine ne kadar faiz eklenerek Temerrüt Faiz hesaplanmaya bakılmalı. Bunların hiçbiri yok ise örneğin bir Teminat Mektubu ya da Akreditif Kredisi gibi bir Gayri Nakdi Kredi nakdi krediye dönüşmüş ise o zaman GKS’deki maddelere bakmalı. Bu kredilerde nakdi kredi faiz oranı bulunmamaktadır ortada Akdi Faiz yoktur çünkü. Bankaların bunların hiçbiri yokmuş da kredi ilişkisi adi bir borç alacak ilişkisiymiş gibi direkt TBK’ya atıf yapmaları akıl alır gibi değil, vicdani de değil. Ortada ciddi bir borçlunun mağduriyeti doğuyor çünkü. Türk Borçlar Kanunu bile Temerrüt Faiz Akdi Faizi %100’ü aşamaz demesine rağmen banka GKS’sinde ‘% 225 Temerrüt faiz oranı uygulanır’ diye basılı olarak yazan ve tefeci faizi uygulayan bankalar var. Ortada ciddi bir keyfilik, hukuk tanımazlık var kısacası.

Çözüm ne olmalı?

Çözüm aslında çok basit. Bankaların kredi işleyişi ile ilgili karar verici olan iki kurum TCMB ve BDDK bu konuda bir düzenleme yapmalı. Ortada bir akdi faiz oranı olduğuna göre Temerrüt / gecikme faiz oranları da bu akdi faiz üzerinden hesaplanmalı. TCMB ve BDDK bankalara iki konuda düzenleme yapmalı. Birincisi, “kredi kullanan müşteri gecikme / temerrüt faiz oranının şeffaf olarak bilme hakkı var” demeli. Dolayısı ile kredi ödeme tablosunda veya kredi kullanım dilekçesinde bu oran net olarak belli olmalı. İkincisi; hukuki süreci başlayan kredilerde Temerrüt Faiz kuralları netleşmeli. Burada davalar yıllarca süreceği için  akdi faiz oranı üzerine her yıl TEFE+TÜFE ortalaması olarak artış yapılır da denebilir. Kredi kullanılırken hesaplanan ve müşterinin de uygun gördüğü Temerrüt Faiz hukuki süreçte de uygulanır diyebilir. Veya Akdi Faiz üzerinde bir oran belirlenir % 30-50 ne ise o oran kadar ekleme yapılır ama bu oranın hayatın gerçekleri ile örtüşüyor olması gerekir. Bu düzenlemelerin hiçbiri olmadığı için şu an mahkemelerde Bankacı Bilirkişilerin de Hakimlerin de kafaları karışık durumda. Bankalar en yüksek faiz oranında temerrüt hesaplama peşindeyken müşterilerin mağduriyeti katlanarak devam ediyor. Ortada bankaların uyguladığı bir keyfi Temerrüt Faiz uygulaması var mahkemelerde kimse işin içinden çıkamıyor deneyim ve vicdanına göre karar veriyor. Sadece bu durum bile dava sürçlerinin gereksiz uzamasına neden olabiliyor.

TOBB gibi kurumlar niçin sessiz anlaşılır gibi değil

TOBB gibi Ticari İşletmelerin kalbi olan kurumlar bu tür sorunları nasıl bilip çözüm üretemez ya da gündeme getiremez bilmiyorum ama Piyasadan bu yönde şikayet gitmiyor olamaz. Ya konu Hukuki işlemler ile ilgili olduğu için ya da düşen düştü batan firma artık bizim de üyemiz sayılmaz deniyor ise o daha vahim bir durum. Kısaca konu acil ve önemli. TOBB’un sahadaki kolları; Sanayi Odaları, OSB’ler Ticaret Odaları, Esnaf Odaları duyarlı olarak bu konuya el atmasını bekliyorum. Hatta bu tip kurumların bünyesinde konulara hakim ‘Bankacı Uzmanı’ istihdam etmeleri zamanı geldi de geçiyor. Üyeler ile ilişki sadece aidat toplamak ile sınırlı kalmamalı, sorunlarını sahiplenip taraf olmak da öncelikli olmalı.

Mahkeme süreçleri ciddi kısalır   

Banka dava dosyaların yıllarca sürmesinde ve belirsizlikte Temerrüt Faiz oranındaki karışıklığın ciddi katkısı var. Bu konunun TCMB ve BDDK tarafından kısa sürede netliğe kavuşmalı; süren ve dağ gibi biriken takibe gidecek dosyalar için de süreçlerin kısalması anlamına geliyor. Yoksa ‘düşene bir de biz vururuz’ mantığı var ise vahim. Ortada bir hukuksuzluk var, tepkisiz kalınca çözülmüyor. Tepkisiz kalmak Hukuksuzluğun sesiz desteklendiği anlamına gelir. Konuya taraf her kurumun kendini sorgulaması ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme zamanı geldi. Yoksa bu soyguna ortak olmuş olursunuz.

Erol TAŞDELEN – Bağımsız Ekonomist

www.bankavitrini.com yazarı

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.