Köprüde Sıkışan Lider: Aslanlar, Kurtlar ve Köpekbalıkları Arasında Stratejik Düşünmek
İş hayatında bazı anlar vardır ki, hangi tarafa dönerseniz dönün risk görürsünüz.
Bir yanda güçlü rakipler…
Bir yanda piyasa baskıları…
Bir yanda finansal riskler…
Ve altında çatırdayan bir köprü…
Ekli görsel ilk bakışta bir bilmece gibi görünse de, aslında günümüz iş dünyasının en gerçekçi metaforlarından biridir.
Bugün birçok şirket tam da bu köprünün üzerinde duruyor.
Aslanlar: Büyük Rakipler
Sektörün dev oyuncuları fiyat kırıyor.
Pazar payınızı daraltıyor.
Tedarik zincirinde güç kullanıyor.
Marka bilinirlikleriyle müşterileri kendilerine çekiyor.
Özellikle KOBİ’ler ve orta ölçekli şirketler için bu aslanlar her geçen gün daha da büyüyor.
Sorun şu: Aslanlarla onların oyununda savaşmaya çalışırsanız genellikle kaybedersiniz.
Çünkü onların avantajı ölçek ve sermayedir.
Kurtlar: Piyasanın Acımasız Baskısı
Kurtlar ise daha farklıdır.
Hızlıdırlar.
Çeviktirler.
Fırsat gördükleri anda saldırırlar.
Bugünün iş dünyasında kurtlar;
- Ani maliyet artışları,
- Teknolojik dönüşüm,
- Yeni nesil girişimler,
- Değişen müşteri beklentileri,
- Küresel rekabet
olarak karşımıza çıkıyor.
Şirketlerin çoğu aslanlara odaklanırken kurtların sessizce yaklaştığını fark etmiyor.
Köpekbalıkları: Finansal Riskler
Aşağıdaki suların içindeki köpekbalıkları ise finans dünyasının en tanıdık tehditlerini temsil ediyor.
- Yüksek faizler
- Kur riski
- Nakit akışı problemleri
- Tahsilat sorunları
- Borçluluk baskısı
- Likidite krizi
Birçok şirket operasyonel olarak başarılı olmasına rağmen finansal risklere yeniliyor.
Tarihinin en yüksek cirosunu yapan ama kasasında para olmayan şirketler bunun en somut örneği.
Çoğu Yönetici Nerede Hata Yapıyor?
İlk refleks genellikle şöyledir:
“Aslanlarla savaşalım.”
“Kurtları durduralım.”
“Köpekbalıklarından kaçalım.”
Oysa stratejik düşüncenin temel kuralı farklıdır: Sorunun içinde çözüm aramak yerine sorunun kurallarını değiştirmek.
Gerçek Liderler Ne Yapar?
Başarılı liderler tehditlerle tek tek mücadele etmeye çalışmaz.
Onlar oyunun kendisini değiştirir.
1. Rekabet Alanını Değiştirir
Rakibin güçlü olduğu yerde savaşmaz.
Yeni pazar bulur.
Yeni ürün geliştirir.
Yeni müşteri segmenti oluşturur.
Mavi Okyanus Stratejisi’nin özü budur.
2. Kaynaklarını Korur
Her savaşa girmez.
Her fırsatın peşinden koşmaz.
Bazı projeleri sonlandırır.
Bazı yatırımları erteler.
Bazı müşterilerden bile vazgeçer.
Çünkü liderlik bazen “hayır” diyebilmektir.
3. Köprüyü Güçlendirir
En önemli nokta budur.
Şirketlerin büyük bölümü aslanlara ve kurtlara odaklanırken köprünün çürüdüğünü fark etmez.
Oysa köprü;
- İnsan kaynağıdır,
- Kurumsal yönetimdir,
- Nakit akışıdır,
- Risk yönetimidir,
- İç kontrol sistemidir.
Köprü sağlam değilse hiçbir strateji işe yaramaz.
Bugünün Türkiye Gerçeği
Türkiye’de birçok şirket şu anda bu görseldeki kişinin bulunduğu noktaya benzer bir pozisyonda.
Bir tarafta küresel rekabet.
Bir tarafta yüksek finansman maliyetleri.
Bir tarafta daralan talep.
Bir tarafta teknolojik dönüşüm baskısı.
Bu nedenle başarı artık yalnızca satış yapmakla ölçülmüyor.
Asıl başarı; belirsizlik ortamında ayakta kalabilmek, nakdi koruyabilmek ve stratejik esnekliği sürdürebilmekle ölçülüyor.
Çözüm Kaçmak Değil, Perspektifi Değiştirmek
Bu görselin en önemli mesajı şudur: Bazen çözüm daha güçlü olmak değildir. Bazen daha hızlı olmak da değildir.
Bazen çözüm, herkesin baktığı yere bakmayı bırakıp oyunu yeniden tasarlamaktır.
Çünkü liderler krizleri yönetmez.
Liderler krizlerin kurallarını değiştirir.
Ve çoğu zaman kurtuluş yolu, tehditlerle savaşmak değil; onları birbirine karşı kullanabilecek kadar geniş bir perspektife sahip olmaktır.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist
Bankavitrini.com