Connect with us

ŞİRKETLER

Türk şirketleri Mısır’a kaçıyor

Yüksek enflasyondan bunalan pek çok şirket, üretim için Mısır’ı seçiyor. Mısır’daki Türk yatırımları 2,5 milyar doları aşmış durumda.

Yayınlanma:

|

Yaklaşık 10 yıllık bir aranın ardından yeniden yakınlaşan Türkiye ve Mısır, ticari iş birliklerini hızla artırıyor. Son olarak geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi sırasında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi ile görüştü. İki liderin objektiflere yansıyan samimi görüntüleri, Türkiye ile Mısır arasında yeni açılan beyaz sayfayı da özetliyor.

İlişkilerin düzelmesi sonrasında özellikle Türkiye’de yüzde 60’ı aşan enflasyondan bunalan Türk şirketleri, Türkiye’de üretim yapmak yerine Mısır’ı tercih ediyor. Pek çok sektörden Türk markaları, üretim üslerini Mısır’a taşırken ülkedeki Türk yatırımlarının büyüklüğü 2,5 milyar doları aştı.

İş dünyası temsilcileri, Türkiye’deki zorlu üretim koşulları karşısında Mısır’ın üretim ve ihracatta büyük fırsatlar sunduğunu söylüyorlar.

Ekonomik ilişkiler hız keserek sürdü

Türk şirketlerinin Mısır’a doğrudan yatırım yapmaları, iki ülke arasında Serbest Ticaret Antlaşması’nın (STA) yürürlüğe girdiği 2007 yılında başladı. Türk şirketler Mısır’daki nitelikli sanayi bölgelerinde üretime geçerek ABD, İsrail ve Mısır arasındaki “gümrüksüz ticaret” anlaşmasından yararlanmaya başladı. Özellikle tekstil ve konfeksiyon sektöründeki pek çok büyük şirket Mısır’da fabrika kurdu. 2010–2011 yıllarında Mısır’da yaşanan siyasi çalkantılara rağmen, ülkedeki Türk yatırımları artarak devam etti.

2013 yılında askeri darbe ile Müslüman Kardeşler hükümetinin ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesi sonrasında Türkiye, Mısır ile diplomatik ilişkilerini kesmiş ve darbenin lideri olan Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi’ye açıkça tavır almıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, defalarca “Sisi ile asla görüşmem” diyerek devrik lider Mursi ve taraftarlarını savunan açıklamalar yapmış, diplomatik ilişkiler de maslahatgüzar seviyesine çekilmişti.

Aradan geçen yaklaşık 10 yılda ekonomik ilişkiler ise hız kaybetse de devam etti. Türkiye ile Mısır arasındaki dış ticaret 2013 sonunda 5 milyar dolar iken bu rakam 2022 sonunda 7 milyar dolara ulaştı.

Son bir yılda ise iki ülke arasındaki buzlar eridi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile Kasım 2022’de Katar’da düzenlenen 2022 FIFA Dünya Kupası’nın açılış resepsiyonunda ilk kez bir araya geldi. Bu temasın ardından Mısır-Türkiye ilişkileri hızla eski haline geri döndü, ülke içinde yüksek enflasyondan bunalan Türk şirketleri de yönünü yeniden Mısır’a çevirmeye başladı.

“Enflasyon, şirketleri Mısır’a yönlendiriyor”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-Mısır İş Konseyi Başkanı Mustafa Denizer, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Nisan 2023’te Mısır’ın Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını kaldırdığını hatırlatıyor.

Bu gelişme ile birlikte Mısır’ın yeniden Türk iş dünyasının gündemine girdiğini belirten Denizer,”Türkiye’de üretim maliyetlerinin enflasyon nedeni ile çok artmış olması şirketleri Mısır’da üretime yönlendiriyor. Dış ticarette rakip ülkeler ile uluslararası piyasalarda rekabet edebilmek için pek çok sektörden Türk şirketler, Mısır’da üretim yapmayı tercih ediyor” diye konuşuyor.

Denizer’in verdiği bilgilere göre, Mısır’daki Türk yatırımları toplam 2,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşmış durumda. 2023 itibariyle yaklaşık 35 Türk sanayi şirketi, Mısır’da yıllık 1,5 milyar dolarlık ciro elde ediyor. Yıl sonuna kadar Mısır’daki doğrudan Türk yatırımlarının 500 milyon dolar daha artması bekleniyor.

Art arda fabrika yatırımları yapılıyor

Mısır’ın dış ticarette büyük avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Denizer, “Mısır’ın ABD, AB, Güney Amerika ve Afrika ülkeleri ile gümrüksüz ticaret anlaşmaları var. Türk şirketler için Mısır’da üretim yaparak tüm bu pazarlara Türkiye’ye göre çok daha az maliyetlerle üretim yaparak ulaşmak mümkün” diyor.

Türkiye’de yaklaşık 500 dolar olan işçilik maliyeti, Mısır’da 150 dolar civarında. Ayrıca elektrik ve doğalgaz maliyetleri de Türkiye’ye göre çok düşük. Bu avantajlar, Mısır’a olan ilgiyi giderek artırıyor. Şu anda Arçelik’ten Şişecam’a, Temsa’dan Yıldız Holding’e kadar pek çok sektörden dev Türk firmaları, Mısır’da üretim yapıyor.

Örneğin Mısır’ı üretim ve ihracat üssü seçen Temsa, 1000 adet kapasiteli fabrikasında otobüs ve midibüs üretip ihraç ediyor. Yıldız Holding’in MENA Bölgesi’nin en büyük ikinci bisküvi pazarı olan Mısır’da Pladis markasıyla biskivü fabrikası bulunuyor. İskenderiye, Kahire ve İsmailiye olmak üzere Mısır’daki üç kentte fabrikası bulunan Yeşim Tekstil, dünyanın önde gelen spor kıyafeti markalarına yönelik üretim yapıyor.

Türkiye’nin en büyük holdingi olan Koç Holding’e bağlı Arçelik, Mısır’da 100 milyon dolarlık yatırımla kurduğu yeni fabrikasını yıl sonuna doğru devreye almaya hazırlanıyor. İskefe Holding, LCWaikiki, Eroğlu Grubu, Yeşim Tekstil, Şahinler Holding ve Hayat Holding gibi Türk şirketleri de yakın zamanda Mısır’da yeni yatırımlar yapmaya hazırlanıyor.

Türk şirketler Mısır’da doğrudan 70 bin kişiye istihdam sağlarken sektörler içerisinde tekstil ve konfeksiyon sektörü büyük yer kaplıyor. Şu anda Mısır’ın toplam tekstil ve konfeksiyon ihracatının üçte birini Türk firmaları yapıyor.

“Türk şirketler kapıda karşılanıyor”

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi sonrasında, Mısır hükümetinin Türk şirketlerine çok sıcak yaklaşıldığını vurgulayan Mustafa Denizer, “Gerek ilgili bakanlıklar gerek yatırımla alakalı kurumlar, Türk şirketlerini kapıda karşılıyorlar; ellerinden geldiği kadar destek veriyorlar ve bilgilendirme yapıyorlar” şeklinde konuşuyor.

Mısır’da Türk şirketlerinin yaşadığı tek sıkıntının ülkedeki döviz azlığı nedeni ile ödemelerin gecikmesi olduğunu da sözlerine ekleyen Denizer, şunları söylüyor:

“Mısır iç piyasasına direk mal satan Türk şirketleri paralarını tahsil etmekte zorlanıyor. Bu noktada Mısır hükümetinden Türk şirketlerine pozitif ayrımcılık yapılmasını talep ediyoruz. Döviz sıkıntısını aşabilmek için aramızdaki ticaretin yerel para birimleri yapılması gündemde. Bu konuda iki ülkenin merkez bankaları görüşmeler yapıyor.”

“Mısırlı firmalarla işbirliğini artıracağız”

Ekim ayında iki ülke arasındaki ticari ilişkileri güçlendirmek için Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Mısır’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyarette Bakan Bolat’a eşlik eden Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada “Mısır ile ticareti 5 yıl içinde 15 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz” diyor.

Yeni dönemde Türkiye’nin otomotiv ve tekstil merkezi olan Bursa ile Mısır arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine odaklandıklarını kaydeden Burkay şöyle konuşuyor:

“Mısırlı firmalarla üçüncü ülkelerde de işbirliği fırsatlarına sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Mısır’da ev tekstili sektörüne yönelik bir fuar düzenlemek için çalışmalara başlayacağız. Yurt dışı fuar düzenleme yetkisine sahip olan KFA Fuarcılık şirketimizin 10 yıllık fuarcılık birikimini ve tecrübesini Mısır’a taşıyacağız. Mısır’da ilk olacak bu fuar ile eş zamanlı bir kumaş fuarı da düzenleyeceğiz. Mısır’la iş birliğimizin her alanda geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

Ekonomim

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çalışanların yüzde 52’si ara zam olmazsa iş değiştireceğini belirtiyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Eleman.net’in gerçekleştirdiği ara zam anketine çalışanların yüzde 82’si asgari ücrete zam yapılmalı yanıtını verdi. Resmi zam olmasa dahi çalışanların ara zam beklentisinde olduğunu belirten Eleman.net CEO’su Levent Dicle, ‘’Temmuz ayında işverenleri de bu noktada bir sınav bekliyor. Kalifiye personellerini kaybetmek istemeyen firmaların gerekli adımı belli ölçüde atacağını düşünüyoruz’’ dedi.

2024 yılının yarı döneminin bitimi yaklaşırken kamuoyunda ara zam merakı da gittikçe artıyor. “Asgari ücrete ikinci zam gelir mi?” gündemi sürerken çalışanların ve işverenlerin talepleri de ekonominin geleceğinde önemli yer tutuyor. Türkiye’nin lider istihdam platformu Eleman.net, hem çalışanlar hem de işverenler ile gerçekleştirdiği anketle ara zam gündemine dair beklentileri ve yaklaşımları ortaya koyuyor.

Çalışanların yüzde 82’si asgari ücrete zam istiyor

3118 kişi ile gerçekleştirilen ankette ‘’Sizce asgari ücrete ara zam yapılmalı mı?’’ sorusuna çalışanların yüzde 82’si ‘’Evet, asgari ücrete ara zam yapılmalı?’’ yanıtını verdi. Aynı soruyu çalışanların yüzde 11’i ‘’Hayır, enflasyonla mücadele için ara zam yapılmamalı’’ diye cevaplarken, yüzde 7’lik kesim ise ‘’Emin değilim, net bir görüş belirtemiyorum’’ tercihinde bulundu.

Yüzde 50 oranında zam bekleyenler çoğunluğu oluşturuyor

Temmuz ayındaki zam oranına dair de çalışanların yüzde 51’inin yüzde 50 zam beklediği görüldü. Yine aynı soruda çalışanların yüzde 30’u yüzde 37 oranında zam beklerken, yüzde 20’sinin zam beklentisi yüzde 12 oranında oldu.

Ara zam olmazsa çalışanların yüzde 29’u ek iş yapmayı düşünüyor

İstihdamı önemli ölçüde etkileyecek ‘’Ara zam olmaması durumunda, başka bir iş arayışına girer misiniz?’’ sorusuna ise çalışanların yüzde 52’si ‘’Evet, daha yüksek maaş için başka iş ararım’’ yanıtını kullandı. Aynı soruda ‘’Hayır, işimden ayrılmam ancak ek iş yapmaya çalışırım’’ diyenlerin oranı yüzde 29 olurken, yüzde 18’lik kesimde ‘’Mevcut maaşım yeterli, iş arayışına girmem ve ek iş yapmam’’ tercihinde bulundu.

Zam yapılmazsa en fazla iş değiştirme güvenlik sektöründe olacak

Ara zam olmazsa başka iş ararım diyen çalışanların sektörleri sırasıyla güvenlik, gıda, tekstil, inşaat, hizmet, eğitim, otomotiv, lojistik, perakendecilik ve sağlık oldu. Söz konusu sıralamada ortalama maaş seviyeleri ise şöyle; güvenlikte 28.300 TL, gıdada 22.400 TL, tekstilde 26.700 TL, inşaatta 33.400 TL, hizmette 25.200 TL, eğitimde 29.900 TL, otomotivde 32.300 TL, lojistikte 30.800 TL, perakendecilikte 24.400 TL ve sağlıkta 25.300 TL.

‘’Yan haklar ve çalışma koşullarını iyileştirme işverenlerin gündemi olmalı’’

Gerçekleştirdikleri anketin sonuçlarına dair görüşlerini paylaşan Eleman.net CEO’su Levent Dicle, ‘’Asgari ücrete bir zam yapılmasa dahi genel olarak çalışanların zam beklentisi içinde olduğunu görüyoruz. Temmuz ayında işverenleri de bu noktada bir sınav bekliyor. Anketimize verilen cevaplardan görüyoruz ki çalışanların yüzde 52 gibi önemli bir oranı zam yapılmadığı takdirde iş değiştireceklerini belirtiyor. Kalifiye personellerini kaybetmek istemeyen firmaların gerekli adımı belli ölçüde atacağını düşünüyoruz. Öte yandan ara zam talebine yanıt vermeyen işletmeler, önemli oranda istihdam kaybıyla karşı karşıya kalabilir. Zam konusu dışında işletmeler personel memnuniyeti açısından ek yan haklar ve çalışma koşullarını iyileştirilmesi konularını da gündemlerine almamalılar. Çünkü çalışanlar istedikleri ölçüde zam talebi gerçekleşmese dahi işyerlerinin sağladığı pozitif çalışma ortamı ve yan haklardan ötürü iş değiştirme eğilimlerinden vazgeçiyorlar’’ diye konuştu.

Firmaların yüzde 42’si ara zam yapmayı düşünüyor

Eleman.net’in işverenlerle yaptığı ek zam anketinde ise ‘’Asgari ücrete ara zam yapılmasa bile, siz çalışanlarınıza zam yapmayı düşünüyor musunuz?’’ sorusuna, katılımcı firmaların yüzde 42’si evet yanıtını verdi. Aynı soruda ‘’Hayır, zam yapmayı düşünmüyorum’’ diyen işverenlerin oranı yüzde 35 olurken, yüzde 23’lük oranda da ‘’Emin değilim’’ cevabı ortaya çıktı. Asgari ücrete zam gelmese bile ara zam yapacağını belirten firmalar eğitim, restorancılık, tekstil, mobilya/ahşap ve sağlık/medikal sektörlerinden oldu. Öte yandan gayrimenkul, ithalat / ihracat, kozmetik, petrol ve petrol ürünleri ve plastik sektörlerindeki firmalar asgari ücrete zam gelmezse zam yapmayacağını belirtti.

İşverenlerin yarısı yüzde 10 zam yapma eğiliminde

Anket kapsamında çalışanlarına zam yapacağını beliren firmaların yüzde 50’sinin yüzde 10 oranında zam yapmayı düşündüğü görüldü. Aynı konuda firmaların yüzde 30’u yüzde 53 oranında zam düşünürken, yüzde 20’sinin ise yüzde 38 oranında zam yapma eğiliminde olduğu sonucu ortaya çıktı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Reel Piyasa çöküyor: Karşılıksız çek 6’ya katladı

Nisan 2023’te 2,5 milyar TL olan karşılıksız çek tutarı, Nisan 2024’te yaklaşık beş kat artışla 15,1 milyar TL’ye yükseldi. 2024’ün ilk dört ayında da karşılıksız çek tutarı yüzde 293 oranında artışla 43,1 milyar TL’ye ulaştı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek faizler, döviz kurlarında istikrarı getirirken ekonomide bazı alanlarda stres seviyesinin artışını da beraberinde getirdi.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre, 2024 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan çek tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 293 oranında artışla 43,1 milyar TL’ye yükseldi. Geçen sene aynı dönemde bu rakam 11 milyar TL olmuştu.

Nisan 2023’te 2,5 milyar TL olan bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan çek tutarı, Nisan 2024’te yüzde 514 oranında artışla 15,1 milyar TL’ye yükseldi.

Karşılıksız çek tutarı hem ocak-nisan dönemleri hem de nisan ayları için rekor olarak kayıtlara geçti.

DÖRT AYDA 2,2 TRİLYON TL’LİK ÇEK İBRAZI

2024 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz edilen toplam çek tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 90 oranında artışla 2 trilyon 210 milyar TL’ye ulaştı.

2023 yılı Nisan ayında yüzde 1,0 olan bankalara ibraz edilen çekler içinde karşılıksız işlemi yapılan çeklerin oranı, Nisan 2024’te yüzde 2,3 ile son beş yılın en yüksek seviyesine yükseldi.

Karşılıksız çek tutarı 2022’de 20,7 milyar TL, 2023’te 57,2 milyar TL olmuştu.

Çeki karşılıksız çıkan kişiler, haciz masrafları dışında alacaklıya yüzde 50’yi aşan oranda faiz ödemek zorunda kalacak.

Emre DEVECİ-Sözcü

Okumaya devam et

EKONOMİ

Prof. Dr. YILMAZ: Mali alan yaratılmalı, ama nasıl?

Bugün “mali alan”dan bahsediyor ve alanın büyümesi için sınırları tartışıyorsak, ekonomik istikrar, büyüme, bölüşümde adalet açısından zorlayıcı bir noktadayız demektir

Yayınlanma:

|

Mali alan, kamu harcamalarının rasyonalizasyonu, vergi gelirlerinin artırılması, etkin kamu borç yönetimi ve dış finansman olanaklarıyla finansman sorunu yaşanmadan maliye politikasının hedeflerine ulaşılmasında bir fırsattır.

Bu alan doğru değerlendirildiğinde gelir, harcama ve borç yönetiminde gerçekleştirilecek reformlar sayesinde daha sağlam bir mali yapı ile enflasyonla mücadele ve ekonomik büyüme amaçlarına ek bir kaynak yaratılabilir.

Ayrıca mali alan bir anda ortaya çıkabilecek pandemi, deprem ve de ekonomi politikalarında kararsızlıklar, hatalı kararlar sonucunda yaşadığımız krizlere de hazırlıklı olunmasını sağlar.

Gündemden düşmeyen CDS, ülkelerin risklerinin en önemli belirleyicisi ama bu risk priminin diğer ekonomik belirleyicilerin yanında mali alana da dayandırıldığını belirtmekte fayda var. Aizenman v.d. (2013, 2010)’nin CDS’nin temel olarak geçmiş ve şimdiki mali alana göre değil, gelecekteki mali alana göre belirlendiği şeklindeki yorumları oldukça dikkat çekicidir.

Mali alanı görselleştirelim:

Bir ülkenin istikrar, büyüme gibi hedeflerine ulaşırken gerekli mali araç ve kaynakları gösteren, dört köşeli bir elmasa benzeyen “Mali alan elması” görseli aşağıda mevcut. Bu elmasın alanı, o ülkenin sahip olduğu mali alanı belirtiyor.

Kaynaklar toplamda dört tane: (a) Dış kaynak girişi, yardımlar ve dış borçlar (b) vergi idaresinin iyileştirilmesi veya vergi politikası reformları yoluyla gelirlerde artış (c) iç ve dış borçlanma yoluyla açık finansmanı (d) harcamaların yeniden önceliklendirilmesi ve verimliliğinin artırılması (Roy v.d. 2007: 33-34).

Mali alan elması

Kaynak: Roy v.d.: 2007.

Mali alan elmasındaki bu araçlardan/kaynaklardan hangisi daha yoğun olarak elde ediliyorsa, mali alan elmasının dört köşesi eşit olmaz ve o araç/kaynak yönüne doğru genişlediği görülür.

Şimdi Türkiye için bu alanın ne yöne doğru genişleyeceğine bakalım:

Mali alan görüldüğü gibi hem bütçe kaynaklarının nasıl kullanıldığını hem de gelecekteki mali durumunu etkileyebilecek faktörleri içeriyor. Acaba maliye politikasının öncelikli harcamaları finanse etmek ve enflasyonla mücadele etmek için ihtiyacı olan vergi, dış finansman, etkin borç yönetimi gibi kaynakları sağlama yeteneği var mı?

Öncelikle geçen haftadan bu yana kamuda tasarruf tedbirlerini konuşuyoruz. Kamu harcamalarının etkin ve verimli kullanımıyla bir yandan mali disiplinin sağlanması diğer yandan kamu talebinin düşmesiyle enflasyonla mücadele edilmesi hedefleniyor. Buna göre mali alan elmasının sol tarafa doğru büyümesi beklenebilir. Karar alıcıların da bu alanı kullanma hedefi olduğu belli. Ancak son tasarruf genelgesi 2001 yılındaki genelgeden çok farklı değil. Denetim, izleme, yaptırım açılarından farklılaşıyor, yoksa tasarruf edilecek kalemler hâlâ çok sınırlı. (Şu yazımda açıkladım.) Zaten bakanlıkça yapılan açıklamaya göre sadece 100 milyar TL’lik bir tasarruf hedefleniyor ki, 11 trilyon TL’yi aşan bütçenin yüzde 1’i bile değil.

Vergi cephesinde de atılan ve atılacak adımlar var ama mali alan elmasının sağ tarafına doğru gidilecek yer kalmadı. Çünkü geçtiğimiz yılın ilk dört ayında 1 trilyon TL’lik vergi gelirine karşılık, bu yıl aynı dönemde 2,2 trilyon TL’lik vergi geliri elde edildi. Vergi yükü her açıdan ağırlaştı. Dolaylı vergilerin vergi sistemindeki hakimiyeti, vergi adaletsizliğini artırıyor. Şimdi de vergi oranları artırılmadan, istisna ve muafiyetlerin daraltılmasıyla vergi yükünün artışını bekliyoruz. Oran artışının 2023 yaz döneminde nasıl bir maliyet enflasyonu yarattığını da unutmadık. Bu araçla elde edilecek pek bir mali alan kalmıyor gibi, kayıt dışılığın üzerine gidilmezse.

Potansiyel mali alan, doğru ve etkin borç yönetimi üzerinden olabilir mi, ona bakalım: Yani elmasın alt tarafına. 2024’te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 5’in altına düşürülmesi hedefleniyor. Harcama kısıcı ve gelir artırıcı taraftan bahsettik ama bütçenin bir de borç faizlerine ayırdığı ve giderek artan bir kısmı var ki, işte bu yapı bütçe esnekliğinin kaybedildiğini gösteriyor.

İç ve dış borç faiz ödemelerinin GSYH içindeki payı yüzde 4’ü geçti. Özellikle iç borç faiz ödemelerindeki artış, sıkı para politikası sonucu DİBS’lerin ortalama yıllık bileşik faizinde yükseliş ile devam ediyor. Bu durum Hazine’nin faiz yükünü de etkiledi. DİBS’lerde değişken faizlilerin payı yükselirken, sabit faizlilerinki azalıyor. Döviz cinsi DİBS ve kira sertifikası ihracı devam ediyor.

2024 ilk çeyrekte iç borç stoku 4,5 trilyon TL’yi aştı. Bu stok hem faiz hem de döviz kuru riskini içinde barındırıyor.

Son olarak elmasın üst tarafında dış finansman imkanları var. Onun için de sıcak para ön planda tutuluyor. Mali alanın, hem krizlere karşı yaratacağı önlem hem de CDS’yi düşürerek uluslararası piyasalardan elde edeceği finansal kaynakların çeşitlenmesi olasılığı birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için ne kadar önemli olduğu görülebilir.

Ülkeye sıcak paranın girişi için ortam uzun zamandır hazırlanıyor, TL değerlenirken kur stabil. Uluslararası finans kuruluşlarının raporlarına göre de carry trade için Türkiye işaret ediliyor. Bu durumda mali alan elmasının üst tarafına doğru gidilecek yer var ama söz konusu dış finansman özellikle sıcak para çıkışının kriz yaratıcı sonuçlarını 1994 ve 2001 krizlerinde yaşadığımızı unutmayalım. O nedenle bu konuda çekinceler var ki, bu ayrı bir yazının konusu.

Anlaşılıyor ki mali alan içinde maliye politikası araçlarının keskin uçları varBugün “mali alan”dan bahsediyor ve alanın büyümesi için sınırları tartışıyorsak, ekonomik istikrar, büyüme, bölüşümde adalet açısından zorlayıcı bir noktadayız demektir. O nedenle politika adımlarında belirlilik, politik ve kurumsal açıdan tutarlılık hiç olmadığı kadar önemli.

Prof.Dr. Binhan Elif YILMAZ-T24


Yararlanılan kaynaklar:

Aizenman, J., Jinjarak, Y. (2010). “De facto fiscal space and fiscal stimulus: definition and assessment. National Bureau of Economic Research. No. w16539.

Aizenman, J., Hutchison, M., Jinjarak, J. (2013). What is the risk of european sovereign debt defaults? fiscal space, cds spreads and market pricing of risk. Journal of International

Money and Finance. 34 (2013): 37-59.

Roy, R., A. Heuty, Letouzé, E. (2007). Fiscal space for what? analytical issues from a human development perspective. Presentation at the G-20 Workshop on Fiscal Policy, Istanbul, 30 June to 2 July.

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.