Connect with us

GÜNCEL

Yapay zekâ hisselerinde kara gün, küresel borsalarda satış dalgası

Yayınlanma:

|

ABD borsaları dün geceyi sert satışların gölgesinde tamamladı. Demokratların ara seçimlerde elde ettiği zaferin yapay zekâ yatırımlarına yönelik düzenlemeleri artırabileceği ve veri merkezi yatırımlarını yavaşlatabileceği endişesi, özellikle teknoloji hisselerini vurdu. Nasdaq endeksi %5,5 gerileyerek Nisan 2025’ten bu yana en sert günlük düşüşünü kaydederken, S&P500 %4, Dow Jones ise %3,1 değer kaybetti. Nasdaq’ın ekim ayındaki zirvesinden itibaren %12’den fazla gerilediğini ve son 7 ayın da en düşük seviyesine geldiğini de ayrıca not edelim.

Satışların arkasında yalnızca siyasî gelişmeler değil, yapay zekâ yatırımlarının finansmanına yönelik artan endişeler de bulunuyor. Yeni veri merkezlerinin elektrik şebekeleri ve su kaynakları üzerinde yarattığı baskı nedeniyle yerel yönetimlerin izin süreçlerini zorlaştırabileceği endişesi öne çıkıyor. Bu olumsuz havada yapay zekânın ağır sıkleti Nvidia %9’dan fazla değer kaybederken, Dell %15, Micron Technology ise %17’nin üzerinde gerileyerek olumsuz mânâda ayrıştı. Cumhuriyetçilere açıkça destek veren ve seçim kampanyalarına yaklaşık 500 milyon dolar harcayan Elon Musk’ın şirketleri Tesla ve SpaceX de sırasıyla %11 ve %9 değer kaybetti. Yarı iletken hisselerinin işlem gördüğü Philadelphia SOX endeksi %12’den fazla gerilerken, Nasdaq Bileşik endeksindeki şirketlerin toplam piyasa değerinden tek bir günde yaklaşık 2,5 trilyon dolar silindi. Yapay zekâ yatırımlarının tamamen durması beklenmese de, büyüme hızının yavaşlama ihtimali bile bugüne kadar oldukça yüksek beklentilerle fiyatlanan hisselerde sert satışları beraberinde getirdi.

Risk iştahındaki bozulmanın piyasaların geneline yayıldığını görüyoruz. Teknoloji hisseleriyle yakın hareket eden kripto para piyasasının amiral gemisi Bitcoin, dün %5,5 değer kaybederek 75 bin dolar seviyelerine gerilerken, kıymetli metaller de olumsuz havadan nasibini aldı. İran savaşında tansiyonun düşebileceği beklentisiyle hafta boyunca sert gerileyen petrol fiyatlarının bu sabah %1’in üzerinde toparlanması ve yeniden psikolojik 100 dolar seviyesinin üzerine yükselmesi, enflasyon ve faiz endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Dün gün içerisinde 53,50 dolara kadar yükselen gümüşün ons fiyatı 51,50 dolar seviyesine gerilerken, altın da benzer bir seyir izleyerek dün gördüğü 4,150 dolar seviyesinden bu sabah 4,050 dolara kadar çekildi.

İngiltere Merkez Bankası (BoE), İran savaşının tetiklediği enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden körüklemesi üzerine, Ağustos 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırdı. Politika faizi 25 baz puan artışla %4 seviyesine yükseltilirken, dokuz üyeden sekizi bu kararı destekledi, bir üye ise 50 baz puanlık artış yönünde oy kullandı. BoE, eylül ayında %3,5 olan enflasyonun gelecek yılın ikinci çeyreğinde %4,8’e kadar yükseleceğini, %2 seviyesinde olan hedefe dönüşün ise 2028 yılının üçüncü çeyreğini bulacağını öngördü. Başkan Bailey, son günlerde petrol fiyatlarındaki sert düşüşü olumlu karşılasalar da en az bir faiz artışına daha ihtiyaç duyulabileceğinin sinyalini verdi. Şubat ayında yeni bir faiz artırımı ihtimaline piyasalar bu sabah %86 ihtimal tanıdığını not edelim.

Hisse senetlerinden kaçan yatırımcıların güvenli liman olarak tahvillere, Japon Yenine ve İsviçre Frangına yöneldiğini görüyoruz. ABD on yıllık tahvil faizi yaklaşık iki ayın en düşük düzeyine yaklaşırken, Japonya’nın on yıllık tahvil faizi de %1,80’in altına indi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı hafta ortası gerilediği 93 dolar seviyesinden yeniden psikolojik 100 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, para birimleri cephesinde de doların değer kazandığını gördük. BoE kararı ardından ilk etapta değer kazanan ve 1,35 seviyesini test ederek son yedi haftanın zirvesine yükselen GBPUSD paritesi, bu sabah olumsuz havanın da yardımıyla 1,34 seviyesinin diplerine yöneldi. EURUSD paritesi de benzer bir şekilde 1,12 seviyesinin altına gerilerken, dolar endeksi (DXY) de hâliyle yükseldi.

ABD’de Demokratların Kongre’nin her iki kanadında da çoğunluğu ele geçirmesi ardından piyasaların dikkati bu kez bütçe ve borç tavanı tartışmalarına çevrilecektir. İlk önemli sınavın da 11 Aralık verileceğini düşünüyoruz. Bu tarihe kadar federal hükûmetin finansmanı konusunda uzlaşma sağlanamazsa, hükûmetin yeniden kapanması gündeme gelebilir. Ancak daha büyük riskin 2027 yılında yaşanabileceğini düşünüyoruz. ABD’nin kamu borcu 40 trilyon doları aşarken, hükûmetin borçlanma limitinin artırılması için Cumhuriyetçiler ile Demokratların anlaşması gerekecek. Demokratların bu süreci kendi öncelikleri için pazarlık aracı olarak kullanması, müzakerelerin uzamasına ve piyasalarda yeni bir belirsizlik dalgasına neden olabileceği göz ardı edilmemelidir.

ABD’nin borçlarını ödeyememesi düşük bir ihtimal olarak görülse de, geçmişte benzer siyasî çekişmelerin ülkenin kredi notuna ve tahvil piyasasına olumsuz yansıdığını hatırlatalım. Öte yandan, Kongre’deki yeni siyasî denge Trump’ın harcama ve vergi indirimi planlarını sınırlayarak bütçe açıklarının büyümesini frenleyebilir. Ancak ABD’nin giderek ağırlaşan borç yükü ve faiz giderleri düşünüldüğünde, siyasî dengelerin değişmesi tek başına mali sorunları çözmeye yetmeyecek gibi görünüyor. Bu durumda aklımıza yeniden kıymetli metallerin de geldiğini not edelim.

Paraguay’da dijital bankacılık alanında hızla büyüyen ueno’nun batması, ülkeyi siyasi ve finansal krize sürükledi. Yaklaşık 6,5 milyon nüfuslu ülkede 3 milyon kişinin banka hesaplarına erişememesi üzerine başlayan tepkiler, Devlet Başkanı Santiago Peña’nın istifasına kadar uzandı. Daha önce söz konusu bankanın sahibi olan grupta hissedarlığı bulunan Peña, çıkar çatışması ve kamu kaynaklarının kötüye kullanılması suçlamalarını reddetse de kendi partisinin desteğini kaybetti. Kriz nedeniyle Merkez Bankası Başkanı da istifa ederken, bankanın sekiz yöneticisi hakkında yasal işlem başlatıldı. Devlet başkanlığı görevini Başkan Yardımcısı Pedro Alliana’nın devralması beklenirken, siyasi belirsizlik Paraguay’ın uluslararası tahvillerinde sert satışlara neden oldu. Uzun süredir yabancı yatırımcılar açısından istikrarlı bir ülke olarak görülen Paraguay’da yaşananlar, bankacılık sektöründeki bir krizin ne kadar hızlı siyasi krize dönüşebileceğini de gösteriyor.

ABD borsalarında yaşanan sert satış dalgasının bu sabah Asya piyasalarına da sıçradığını görüyoruz. Japonya’da Nikkei endeksi açılışta %7’den fazla gerilerken, Güney Kore ve Tayvan borsalarında kayıplar %8’i aştı. Özellikle yapay zekâ ve yarı iletken hisselerinin ağır darbe aldığını görüyoruz. Güney Kore’de Samsung %10, SK Hynix %12 değer kaybederken, Tayvanlı çip devi TSMC’deki düşüş de %8’i aştı. Güney Kore’de KOSPI endeksinin son 9 ayın en düşük seviyesine gerilemesi ve açılışta yaşanan sert düşüş üzerine işlemlere 20 dakika ara verilirken, zorunlu satışların önüne geçmek amacıyla kredili işlemlere yönelik bazı kurallar geçici olarak gevşetildi. Öte yandan, ABD’de dün gece yaşanan çöküşün ardından Nasdaq vadeli işlemlerinin bu sabah %1’e yakın yükselmesi ve Asya borsalarında dipten alımların devreye girmesi, satış baskısının şimdilik bir miktar hafiflemesini sağladı. Piyasalardaki sert hareketlerin arkasında yalnızca Demokratların seçim zaferi değil, yüksek faiz ortamında borçlanarak büyüyen yapay zekâ şirketlerinin geleceğine yönelik endişeler ve kaldıraçlı pozisyonların hızla kapatılmasının da bulunduğunu söylememiz gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise her perşembe olduğu üzere dün de TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini yakından takip ettik. Altın fiyatlarının etkisinden arındırılmamış seriye göre TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, ekim ayında 15,5 milyar dolar gerilemesinin ardından kasım ayının ilk üç iş gününde 2 milyar dolar artış kaydetti. Bu minvalde, manşet rakamın 4 Kasım valörlü işlemler itibarıyla 21,3 milyar dolar seviyesine yükseldiğinin altını çizelim. Yaşanan Fon Krizi’nin ardından yurt içi yerleşiklerin döviz tevdiat hesaplarında (DTH), parite etkisinden arındırılmış verilere göre anlamlı bir değişim yaşanmadığını da peşinen söyleyelim. TL’nin toplam mevduat havuzundaki payı %62 seviyesinde kalmaya devam ederken, bir diğer bakış açısıyla dolarizasyon oranı da %38 ile son dönemin en düşük seviyelerinde seyrediyor. Öte yandan, hisse senetlerinde son yedi haftadır yaşanan kesintisiz düşüşe paralel olarak yabancı yatırımcıların menkul kıymetlere ilgisinin de son dört haftadır azaldığını görüyoruz. Özellikle hisse senedi piyasasından son beş haftada toplam 700 milyon dolarlık yabancı çıkışı yaşandığını not edelim.

USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla 50,15 seviyesine yükselirken, CDS risk primi 250 baz puan seviyesinde salınmaya devam ediyor. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %39,43 seviyesine hafif de olsa gerilerken, arz baskısının azalması ile bir önceki gün âdeta şaha kalkan Türk hisse senetleri dün günü daha sakin geçirdi. Ana endeks %1,3 gerilerken, faiz indirimi beklentisi ile bankacılık endeksi %1,75 yükseldi. Yurt dışı olumsuz havanın bugün Borsa İstanbul üzerinde de etkili olmasını bekliyoruz.

Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD ekonomisinin sağlığı açısından önemle takip edilen tarım dışı istihdam verisi KKTC saati ile 15.30’da açıklanacak. Reuters anketine göre Ekim ayında tarım dışı istihdamın 65 bin kişi artması beklenirken, işsizlik oranının ise %4,2 seviyesinde sabit kalması bekleniyor. Son zamanlarda beklentiden büyük oranda yaşanan sapma ve geriye dönük aylara ilişkin revizyonlarla birlikte düşünüldüğünde, veriye gösterilen bu kadar büyük ilgiyi bazen anlamakta zorluk çekiyoruz. Vadeli işlemlerde Fed’in aralık ayında faiz artırma ihtimali %68 olarak fiyatlanıyor. Herkese güzel bir hafta sonu dileriz.

*TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

 1793947311aebd0a41686014be170f31f5262e57e5_1_1200.jpg

*Menkul Kıymet İstatistikleri

179394731121e91af6848cdba5442c8c3086a3303e_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BANKA HABERLERİ

ŞEKERBANK dokuz aylık verilerini açıkladı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Şekerbank, 2026 yılının ilk dokuz ayında aktif büyüklüğünü yüzde 44 artırarak 293,4 milyar TL’ye yükseltti. Tarım segmenti öncelikli olmak üzere üretim ve istihdam odaklı kredi büyümesini sürdüren Banka, toplam nakdi ve gayri nakdi kredi hacmini ilk dokuz ayda yüzde 46 artışla 192 milyar TL’ye ulaştırdı.

Şekerbank, 30 Eylül 2026 tarihli konsolide olmayan mali tablolarına göre aktif büyüklüğünü yıl sonuna kıyasla yüzde 44 artırarak 293,4 milyar TL’ye yükseltti. Büyüme stratejisinin merkezine üretimin finansmanını alan Banka, özellikle tarım kredilerinde sağladığı büyümenin etkisiyle toplam nakdi ve gayri nakdi kredi hacmini ilk dokuz ayda yüzde 46 artışla 192 milyar TL’ye taşıdı.

Türkiye genelinde tabana yaygın mevduat yapısını güçlendirmeye devam eden Şekerbank, yılın üçüncü çeyreğinde solo bazda toplam mevduat hacmini yüzde 33 artırarak 186,4 milyar TL’ye ulaştırdı.  Uluslararası finans kuruluşlarından ve sermaye piyasalarından edindiği yeni kaynaklarla pasif yapısını daha da zenginleştiren Banka, toplam yurt dışı kaynak büyüklüğünü yıl başından bu yana yüzde 60 artırarak 1,4 milyar dolara çıkardı.

Bankanın 30 Eylül 2026 tarihli konsolide olmayan finansal sonuçlarına göre, ilk dokuz aylık net dönem karı solo bazda 2,6 milyar TL, konsolide bazda ise 3,2 milyar TL olarak gerçekleşti.

Sektör ortalamasının üzerinde seyreden güçlü sermaye yeterlilik rasyosunu korumayı sürdüren Şekerbank’ın 30 Eylül 2026 itibarıyla sermaye yeterlilik rasyosu konsolide bazda yüzde 22,34, solo bazda ise yüzde 20,50 oldu.

“Yerel ekonomiyi ve istihdamı destekliyoruz”

Şekerbank Genel Müdürü Aybala Şimşek Galpin, Bankanın ilk dokuz aylık finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Makro ekonomik politikalarla uyumlu, üretim ve istihdam odaklı güçlü büyüme performansımızı, Türkiye genelindeki köklü şube ağımızın desteğiyle 2026 yılında da başarıyla sürdürdük ve toplam nakdi ve gayri nakdi kredi hacmimizi ilk dokuz ayda yüzde 46 artırarak 192 milyar TL’ye ulaştırdık. Önümüzdeki dönemde de uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde ülkemize kazandırdığımız uzun vadeli kaynakları artırarak yerel istihdamı ve ekonomiyi desteklemeye; Şekerbank’ı sektör sıralamalarında daha da yukarılara taşımaya devam edeceğiz.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank ve UNICEF’ten iş birliği

Yayınlanma:

|

Yazan:

DenizBank ve UNICEF, gençlerin yeşil ekonominin gerektirdiği becerileri kazanmalarını ve geleceğin istihdam fırsatlarına hazırlanmalarını desteklemek amacıyla yeni bir iş birliği başlatıyor. 

 İki yıllık program kapsamında, farklı sektörlerin düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde ortaya çıkan yetkinlik ihtiyaçlarına yönelik mesleki eğitim içeriklerinin hazırlanması ve gençlere uygulamalı öğrenme olanakları sunulması hedefleniyor. Çalışmalar, DenizBank’ın sürdürülebilir finansman alanındaki deneyimi ile UNICEF’in eğitim ve gençlerin gelişimi konusundaki uzmanlığını bir araya getirecek.

İş birliği kapsamında, DenizBank’ın emisyon yoğun sektörlerin karbonsuzlaşma yatırımlarını desteklemek amacıyla oluşturduğu Geçiş Finansmanı Çerçevesi’nde yer alan sektörlerde ihtiyaç duyulan mesleki yetkinlikler analiz edilerek, örgün ve yaygın eğitim programlarına kazandırılabilecek içerik ve uygun öğrenme modellerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

 Örgün ve yaygın eğitimde yeşil becerilere odaklanılacak

Örgün eğitim kapsamında, öncelikli sektörlerin yeşil dönüşüm için ihtiyaç duyduğu mesleki yetkinlikler analiz edilecek. Elde edilecek bulgular doğrultusunda, ilgili kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde mesleki ve teknik eğitimi destekleyici içeriklerin geliştirilmesi, eğitimcilerin kapasitelerinin güçlendirilmesi ve yeşil becerilerin mesleki eğitim sisteminde yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Yaygın eğitim alanında ise özellikle eğitimde ve istihdamda yer almayan gençlerin yeşil becerilere erişimini destekleyebilecek modeller değerlendirilecek. Gençlik merkezleri ve ilgili eğitim ağları aracılığıyla geliştirilecek eğitim ve mesleki gelişim fırsatları, ihtiyaç analizi sonuçları ve ilgili kurumlarla yapılacak iş birlikleri doğrultusunda şekillendirilecek.

“Reel sektörün dönüşümünü nitelikli yeşil insan kaynağıyla destekleyeceğiz”

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmasında, başta karbon yoğun sektörler olmak üzere her alanda üretim süreçlerinin kapsamlı dönüşümü ve bu yatırımların ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarına erişim büyük önem taşıyor. Bankamız da bu ihtiyacın karşılanmasında önemli rol üstlenen finans kuruluşlarından biri. Bu yaklaşımla hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle demir çelik, çimento, alüminyum, enerji, otomotiv, tarım ve turizm gibi yeşil dönüşümü zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerimizin yatırımlarına finansman sağlamayı amaçlıyoruz. Ancak sermaye desteği kadar, bu yatırımları hayata geçirecek nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi de son derece önemli. UNICEF ile başlattığımız iş birliğiyle, reel sektörün ihtiyaçları doğrultusunda gençlerin düşük karbonlu üretim süreçlerine yönelik mesleki yetkinlikler kazanmasını ve eğitimden istihdama geçişlerinin kolaylaştırılmasını hedefliyoruz. Böylece müşterilerimizin dönüşümüne, ihtiyaç duydukları nitelikli iş gücünün yetişmesine katkıda bulunarak da eşlik edeceğiz. Aynı zamanda kurumumuz bünyesindeki ekiplerin teknik uzmanlığını güçlendirerek, finansman ötesinde rehberlik sunma kapasitemizi artıracağız. İş birliğimizin gençlerimize yeni mesleki fırsatlar sunarken reel sektörün rekabet gücü ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına uzun vadeli katkı sağlayacağına inanıyoruz”.

“İklim değişikliği, gençlerin gelecekteki iş fırsatlarını etkiliyor”

UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi ise iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “İklim değişikliğinin sonuçlarıyla gelecekte en çok gençler yüzleşecek. Bu nedenle, çözüm yollarının şekillendirilmesinde onların da söz sahibi olması gerekiyor. İklim değişikliği, şimdiden gençlerin eğitim hayatını ve gelecekteki istihdam olanaklarını etkiliyor. Bu nedenle DenizBank ile iş birliği yaparak gençlerin geleceğin ekonomisinde ihtiyaç duyulacak yeşil becerileri kazanmalarını ve bu becerileri kullanabilecek özgüveni geliştirmelerini desteklemeyi amaçlıyoruz. Türkiye, COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken çocukları ve gençleri iklim eyleminin merkezine koymalıyız. Çünkü söz konusu olan onların sesleri, fikirleri ve gelecekleri. Hiçbir genç geride bırakılmamalı.”

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

TRUMP TOPAL ÖRDEK KONUMUNA GELDİ

TRUMP TOPAL ÖRDEK KONUMUNA GELDİ: ABD’DE DEMOKRATLAR KONGRE’NİN İKİ KANADINI DA ELE GEÇİRDİ

Yayınlanma:

|

ABD’de 3 Kasım 2026’da gerçekleştirilen ara seçimler, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde siyasi dengeleri değiştirdi. Demokrat Parti hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu kazandı. Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, Trump’ın önümüzdeki iki yıllık dönemde yasama gündemini belirleme gücünü önemli ölçüde sınırlandıracak. Washington’da yeni dönem için kullanılan en dikkat çekici kavram ise ‘topal ördek başkan’ oldu.

ABD’de siyasi dengeler değişti

ABD’de gerçekleştirilen 2026 ara seçimleri, Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti açısından önemli bir siyasi kayıpla sonuçlandı. Demokratlar, seçimlerde elde ettikleri başarıyla hem Temsilciler Meclisi’nin hem de Senato’nun kontrolünü ele geçirdi.

Reuters ve Associated Press’in seçim sonuçlarına ilişkin aktardığı bilgilere göre Demokratlar, yalnızca rekabetin yoğun olduğu eyaletlerde değil, geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bölgelerde de önemli kazanımlar elde etti.

Teksas, Iowa, Kansas, Güney Carolina ve Ohio gibi Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde Demokrat adayların kazandığı sonuçlar, seçimlerin ülke çapındaki siyasi etkisini daha da büyüttü.

Özellikle Teksas’ta Demokratların Senato yarışını kazanması ve Cumhuriyetçi yönetimin güçlü olduğu eyaletlerde elde ettikleri başarı, seçim gecesinin öne çıkan gelişmeleri arasında yer aldı.

Trump’ın politikalarına seçmenden mesaj

Ara seçimlerde seçmenlerin ekonomik koşullara yönelik memnuniyetsizliği belirleyici başlıklardan biri oldu.

Reuters’ın aktardığı çıkış anketlerine göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 90’ı yaşam maliyetini oy tercihinde önemli veya belirleyici bir unsur olarak değerlendirdi.

Yüksek fiyatlar, İran savaşı, gümrük tarifeleri ve yönetimde yolsuzluk iddiaları seçim kampanyasının öne çıkan konuları arasında yer aldı.

Demokratlar kampanyalarında hayat pahalılığı ve ekonomik sorunları öne çıkarırken, Cumhuriyetçiler Trump yönetiminin politikalarını savundu. Ancak seçim sonuçları, seçmenlerin önemli bir bölümünün mevcut yönetimin politikalarına yönelik eleştirilerini sandığa taşıdığını gösterdi.

Associated Press’in değerlendirmesine göre seçimler, Trump’ın ikinci başkanlık dönemine yönelik güçlü bir siyasi tepki niteliği taşıdı.

Topal ördek başkan dönemi mi başlıyor?

ABD siyasetinde ‘lame duck’ yani ‘topal ördek’ kavramı, görev süresi devam eden ancak siyasi etkisi ve karar alma gücü zayıflayan başkanlar için kullanılıyor.

Trump açısından bu kavramın yeniden gündeme gelmesinin temel nedeni, Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğu kaybetmesi ve Demokratların iki kanatta da yönetimi devralacak olması.

Yeni Kongre Ocak 2027’de göreve başladığında Trump, başkanlık yetkilerini kullanmaya devam edecek. Ancak yasama sürecinde karşısında artık Cumhuriyetçi çoğunluk yerine Demokratların kontrolündeki bir Kongre bulunacak.

Bu değişim üç önemli sonucu beraberinde getirebilir:

  1. Yasa çıkarma süreci zorlaşacak: Trump yönetiminin ekonomik, ticari ve sosyal politika alanındaki düzenlemeleri Kongre’den geçirmek için Demokratlarla uzlaşması gerekecek.
  2. Kongre denetimi artacak: Demokratlar, yönetimin uygulamalarına yönelik soruşturmalar ve Kongre denetimleri başlatabilecek.
  3. Üst düzey atamalar zorlaşacak: Senato’nun Demokratların kontrolüne geçmesi, özellikle federal yargı ve yönetim kadrolarına yapılacak atamalarda Trump’ın hareket alanını daraltabilecek.

Bununla birlikte Trump’ın veto yetkisi, yürütme organı üzerindeki kontrolü ve başkanlık kararnameleri gibi anayasal yetkileri devam edecek. Dolayısıyla seçim sonuçları Trump’ın başkanlığını sona erdirmiyor; ancak yönetiminin siyasi ve yasama alanındaki hareket kabiliyetini sınırlıyor.

2028 başkanlık yarışı şimdiden başladı

Ara seçimlerin bir diğer önemli sonucu, Cumhuriyetçi Parti içerisinde Trump sonrası dönemin tartışmalarını hızlandırması olabilir.

ABD Anayasası’ndaki 22. Değişiklik nedeniyle Trump üçüncü kez başkan seçilemeyecek. Bu nedenle 2028 başkanlık seçimleri, Cumhuriyetçi Parti açısından yeni liderlik mücadelesinin yaşanacağı bir dönem olacak.

Demokratların Kongre’de çoğunluğu ele geçirmesi, Trump’ın son iki yıllık görev döneminde karşılaşacağı siyasi baskıyı artırırken, Cumhuriyetçi Parti içinde de 2028 için muhtemel adaylar ve liderlik tartışmalarının ön plana çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Demokratlar açısından ise seçim zaferinin kalıcı bir siyasi avantaja dönüşmesi, Kongre’deki yeni çoğunluğun ekonomik ve sosyal sorunlara yönelik somut politikalar üretebilmesine bağlı olacak.

ABD ekonomisi ve piyasalar açısından ne anlama geliyor?

Seçim sonuçları yalnızca Washington’daki siyasi dengeleri değil, ABD ekonomisinin geleceğine ilişkin politika beklentilerini de etkileyebilir.

Trump’ın gümrük tarifeleri, ticaret politikaları, kamu harcamaları ve vergi düzenlemeleri konusunda Demokratların kontrolündeki Kongre ile karşı karşıya gelmesi, yeni bir siyasi pazarlık sürecini başlatabilir.

Özellikle küresel ticaret ve finans piyasaları açısından ABD’nin ticaret politikalarında yaşanabilecek değişiklikler yakından izlenecek.

Bununla birlikte Kongre’deki siyasi bölünmenin artması, bütçe görüşmeleri ve ekonomik düzenlemelerde uzlaşmayı zorlaştırabilir. Başkanın veto yetkisi ve Kongre’nin bütçe üzerindeki anayasal yetkileri dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde siyasi belirsizliklerin ekonomi politikalarına yansıması mümkün.

Türkiye açısından da ABD’nin ticaret politikaları, doların küresel seyri, tahvil faizleri ve küresel risk iştahı üzerinden dolaylı etkiler söz konusu olabilir. Ancak bu etkilerin yönü ve büyüklüğü yalnızca seçim sonuçlarına bağlı olmayacak; Fed politikası, enflasyon ve küresel jeopolitik gelişmeler de belirleyici olacak.

Sonuç: Trump başkan, ancak Kongre artık karşısında

3 Kasım 2026 ara seçimleri, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin siyasi koşullarını değiştirdi. Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu kaybetmesi, Trump’ın önümüzdeki iki yılda yasama gündemini tek başına belirlemesini zorlaştıracak.

Trump görevine devam edecek, başkanlık yetkilerini kullanacak ve veto hakkını koruyacak. Ancak Kongre’deki yeni güç dengesi, yönetiminin kararlarını daha yoğun bir siyasi denetime ve uzlaşma ihtiyacına tabi tutacak.

ABD’de şimdi asıl soru şu: Trump, Demokratların kontrolündeki Kongre ile uzlaşarak kalan iki yılını mı geçirecek, yoksa Washington’da yeni bir siyasi mücadele dönemi mi başlayacak?

Seçimlerin ortaya koyduğu tablo, Trump’ın başkanlık koltuğunda kalmasına rağmen siyasi gücünün yeni bir sınavla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.